Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2024/2-130 Esas ve 2025/556 Karar sayılı kararı, boşanma davalarında kusur değerlendirmesi ve yoksulluk nafakası koşullarına ilişkin önemli tespitler içermektedir. Karar, özellikle eşlerin sadakatsizlik, şiddet, hakaret gibi fiillerinin kusur üzerindeki etkisini ve yoksulluk nafakası talebinin kabul edilebilirliğini netleştirmiştir.

Olayın Özeti

Taraflar 05.09.2012 tarihinde evlenmiş olup ortak çocukları bulunmamaktadır. Davacı kadın, eşinin gece hayatına düşkün olduğunu, alkol aldığını, geç saatlerde eve geldiğini, kendisini tehdit ettiğini, ekonomik ve fiziksel şiddet uyguladığını, başka bir kadınla ilişki yaşadığını, kendisine iftira attığını ve boşanmak istediğini ileri sürerek boşanma, nafaka ve tazminat talebinde bulunmuştur. Davalı erkek ise kadının kendisine hakaret ve küfür ettiğini, ailesiyle görüşmediğini, annesini evden kovduğunu, sosyal medyada bir erkekle yazışarak güven sarsıcı davranışlarda bulunduğunu savunmuştur.

Yerel Mahkemelerin Kararları ve Temyiz Süreci

İlk Derece Mahkemesi, erkeğin eşine fiziksel şiddet uyguladığı, sinkaflı küfürler ettiği, geç saatlerde eve geldiği ve başka bir kadınla görüşmesi konusunda "siz buna karışamazsınız, ben hür insanım istediğimi yaparım" dediği; kadının ise eşinin ailesini ziyaret etmediği, kayınvalidesini gece yarısı evden kovduğu ve eşine hakaret ettiği gerekçesiyle erkeği ağır, kadını az kusurlu bulmuş; boşanmaya, kadın lehine nafaka ve tazminata hükmetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, erkeğe yüklenen sadakatsizlik ve sosyal ortamlarda eşini yalnız bırakma kusurlarının ispatlanamadığını, ancak kadının bir erkekle üç yıl boyunca internet üzerinden görüşüp mesajlaştığını belirterek kusur durumunu yeniden değerlendirmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin bozma kararına karşı direnilmiş, dosya Hukuk Genel Kurulu'na gelmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun Değerlendirmesi

Hukuk Genel Kurulu, boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğu yönündeki İlk Derece Mahkemesi kararını hatalı bulmuştur. Kurul'a göre, kadının bir erkekle üç yıl süreyle internet üzerinden görüşüp mesajlaşması ve bu ilişkiden maddi menfaat elde etmesi, sadakatsizlik olarak nitelendirilmeli ve kadına ağır kusur olarak yüklenmelidir. Buna karşılık erkeğin eşine küfretmesi, fiziksel şiddet uygulaması ve geç saatlerde eve gelmesi ise az kusur teşkil eder. Bu nedenle boşanmada asıl kusurlu taraf kadındır.

Yoksulluk Nafakası Talebinin Reddi

Kararda, boşanmaya sebep olan olaylarda ağır veya tam kusurlu olduğu tespit edilen eş yararına yoksulluk nafakasına hükmedilemeyeceği vurgulanmıştır. Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesi uyarınca yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan ve kusuru daha ağır olmayan eşe verilebilir. Somut olayda kadının ağır kusurlu bulunması nedeniyle yoksulluk nafakası talebinin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Aynı şekilde maddi ve manevi tazminat talepleri de kusur durumuna göre yeniden değerlendirilmelidir.

Sonuç ve Önemi

Bu karar, boşanma davalarında kusur değerlendirmesinin ne denli hassas olduğunu ve sadakatsizlik ile şiddetin farklı ağırlıkta kusurlar olarak ele alındığını göstermektedir. Ayrıca yoksulluk nafakasının koşullarına ilişkin önemli bir içtihat oluşturmuştur. Boşanma sürecinde olan bireylerin, kusur durumlarının nafaka ve tazminat taleplerini doğrudan etkileyeceğini bilerek hareket etmeleri ve hukuki destek almaları önemlidir.