Avukatlık Kanunu 35/A Maddesi Kapsamında Uzlaşma Kurumu ve Hukuki Niteliği
1136 Sayılı Avukatlık Kanunu'nun 35/A maddesi, avukatlara, yalnızca kendi müvekkilleri arasındaki uyuşmazlıklarda değil, aynı zamanda karşı tarafın da avukatı bulunması kaydıyla, taraflar arasındaki hukuki ihtilafların sulh yoluyla çözümlenmesi amacıyla uzlaşma sağlama yetkisi tanımaktadır. Bu düzenleme, Türk hukuk sisteminde alternatif uyuşmazlık çözüm yolları bakımından önemli bir kilometre taşı niteliğindedir. Söz konusu madde uyarınca avukatlar, dava açılmadan önce veya dava açıldıktan sonra tarafları uzlaşmaya teşvik edebilir ve bu uzlaşma neticesinde düzenlenen tutanak, icra edilebilirlik vasfı taşır.
Uzlaşma sağlama kurumunun hukuki niteliği itibarıyla bir "sui generis" yani kendine özgü bir yapı arz ettiği kabul edilmektedir. Zira bu kurum, klasik anlamda bir sözleşme olmanın ötesinde, kanuni düzenleme ile kendisine icra kabiliyeti tanınmış bir belge hüviyetindedir. Bu yönüyle 35/A uzlaşma tutanağı, İcra ve İflas Kanunu'nun 38. maddesinde sayılan "mahkeme huzurunda yapılan sulhler" kategorisine benzer bir işlev görmekte, ancak mahkeme dışı bir usulle tesis edilmektedir.
35/A Uzlaşma Sağlamanın Şartları ve Usulü
Avukatlık Kanunu'nun 35/A maddesinin uygulanabilmesi için belirli şartların bir arada gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu şartların eksikliği halinde düzenlenen tutanak, icra edilebilirlik vasfını kazanamayacak ve yalnızca adi yazılı delil niteliğinde kalacaktır.
- Avukatların Bizzat Katılımı: Uzlaşma görüşmelerinin, tarafların vekilleri olan avukatlar tarafından bizzat yürütülmesi zorunludur. Tarafların kendilerinin doğrudan katıldığı görüşmeler, 35/A kapsamında değerlendirilemez.
- Karşı Tarafın da Avukatla Temsili: Uzlaşmanın geçerli olabilmesi için her iki tarafın da avukat tarafından temsil ediliyor olması şarttır. Bir tarafta avukat bulunmaması halinde, 35/A anlamında bir uzlaşmadan söz edilemez.
- Uyuşmazlığın Konusu: Uzlaşmanın konusu, tarafların serbestçe tasarruf edebilecekleri haklar olmalıdır. Kamu düzenini ilgilendiren, üzerinde sulh yapılamayacak konular (örneğin boşanmanın temel sonuçları, nafaka gibi) 35/A uzlaşmasının kapsamı dışında kalır.
- Yazılı Şekil Şartı: Uzlaşma tutanağının yazılı olarak düzenlenmesi ve taraflarca imzalanması gerekmektedir. Tutanağın içeriğinde tarafların kimlik bilgileri, uyuşmazlığın konusu, uzlaşma şartları ve tarih gibi unsurların yer alması gerekir.
- İki Nüsha Düzenleme: Tutanağın her iki tarafa da verilmek üzere en az iki nüsha halinde düzenlenmesi, uygulamada kabul gören bir gerekliliktir.
Uzlaşma Tutanağının İcra Edilebilirlik Vasfı ve Hukuki Sonuçları
35/A maddesi uyarınca düzenlenen uzlaşma tutanağı, İcra ve İflas Kanunu'nun 38. maddesi anlamında "ilam" hükmünde sayılmaktadır. Bu husus, maddenin son fıkrasında açıkça düzenlenmiştir: "Bu tutanaklar, İcra ve İflas Kanunu'nun 38. maddesi anlamında ilam hükmündedir." Bu düzenlemenin pratik sonucu, tutanağa bağlanan alacakların ayrıca bir mahkeme kararına gerek olmaksızın doğrudan icra takibine konu edilebilmesidir.
İlam hükmünde sayılmanın doğurduğu diğer önemli sonuçlar şu şekilde sıralanabilir:
- Doğrudan İcra Takibi İmkânı: Alacaklı, uzlaşma tutanağını icra dairesine sunarak ilamlı icra takibi başlatabilir.
- İtirazın Kaldırılması Kolaylığı: Borçlunun haksız itirazı halinde, alacaklı genel mahkemelerde uzun süren bir yargılama yapmak zorunda kalmaksızın icra mahkemesine başvurabilir.
- Zamanaşımının Kesilmesi: Uzlaşma tutanağının düzenlenmesi, alacağa ilişkin zamanaşımı süresini keser ve yeni bir süre işlemeye başlar.
- Kesin Hüküm Etkisi: Aynı konuda yeniden dava açılması, kesin hüküm itirazıyla karşılaşabilir.
Türkiye Barolar Birliği Uzlaşma Sağlama Yönetmeliği ve Yönergesi
Avukatlık Kanunu'nun 35/A maddesinin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Türkiye Barolar Birliği tarafından çıkarılan Uzlaşma Sağlama Yönetmeliği ile detaylandırılmıştır. Bu yönetmelik, uzlaşma görüşmelerinin nasıl yürütüleceği, tutanakların şekil şartları, avukatların uyması gereken etik kurallar ve uzlaşma sağlanamaması halinde izlenecek yol gibi konularda kapsamlı düzenlemeler içermektedir.
Yönetmeliğin yanı sıra, uygulamada birlikteliği sağlamak amacıyla Türkiye Barolar Birliği Uzlaşma Sağlama Yönetmeliği Yönergesi de yayımlanmıştır. Yönerge, özellikle tutanak örnekleri, görüşme usulleri ve bilgilendirme yükümlülükleri bakımından avukatlara rehberlik etmektedir. Bu düzenlemeler, 35/A uygulamasının ülke genelinde standart ve öngörülebilir bir çerçevede yürütülmesini sağlamayı amaçlamaktadır.
Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri
Avukatlık Kanunu'nun 35/A maddesi, teoride önemli avantajlar sunmakla birlikte, uygulamada birtakım sorunları da beraberinde getirmektedir. Bu sorunların başında, uzlaşma müessesesinin avukatlar arasında yeterince tanınmaması ve uygulama alanının dar kalması gelmektedir. Birçok avukat, uzlaşma görüşmelerini geleneksel müzakere süreçlerinden ayırt edememekte ve 35/A'nın sağladığı icra edilebilirlik gibi kritik avantajlardan yeterince yararlanamamaktadır.
Bir diğer önemli sorun, uzlaşma tutanağının kapsamı ve sınırlarının belirsizliğidir. Tutanağın hangi hallerde ilamlı icra takibine konu edilebileceği, hangi itirazlara karşı koruma sağladığı ve üçüncü kişileri nasıl etkilediği konusunda uygulamada farklı yaklaşımlar bulunmaktadır. Bu belirsizlikler, uzlaşma kurumuna duyulan güveni zedeleyebilmekte ve tarafları yargı yoluna yönlendirebilmektedir.
Ayrıca, uzlaşma görüşmelerinin gizliliği ve avukatın sır saklama yükümlülüğü ile uzlaşma sürecinde edinilen bilgilerin sonraki yargılamalarda delil olarak kullanılıp kullanılamayacağı hususu da tartışmalıdır. Mevzuatta bu konuda açık bir düzenleme bulunmamakta, öğretide ise farklı görüşler ileri sürülmektedir.
Bu sorunların çözümü için öncelikle, barolar nezdinde düzenlenecek eğitim ve seminerlerle 35/A uygulamasının avukatlar arasında yaygınlaştırılması gerekmektedir. İkinci olarak, uzlaşma tutanağının hukuki niteliği, kapsamı ve sonuçlarına ilişkin Yargıtay içtihatlarının oluşması ve istikrar kazanması büyük önem taşımaktadır. Nihayet, uzlaşma sürecinin gizliliğine ilişkin açık bir yasal düzenleme yapılması, hem tarafların hem de avukatların haklarının korunması bakımından yerinde olacaktır.
Sonuç
Avukatlık Kanunu'nun 35/A maddesi, Türk hukuk sistemine alternatif uyuşmazlık çözüm yolları kapsamında önemli bir yenilik getirmiştir. Avukatların bizzat yürüttüğü uzlaşma görüşmeleri sonucunda düzenlenen tutanağın ilam niteliğinde belge sayılması, alacaklıya hızlı ve etkili bir icra imkânı sunmakta; bu yönüyle hem yargının iş yükünün azaltılmasına hem de taraflar arasındaki uyuşmazlıkların daha kısa sürede ve daha az maliyetle çözülmesine katkı sağlamaktadır.
Ancak kurumun beklenen faydayı tam anlamıyla sağlayabilmesi için uygulamadaki belirsizliklerin giderilmesi, avukatların bu konuda bilinçlendirilmesi ve konuya ilişkin yargı içtihatlarının yerleşmesi gerekmektedir. Uzlaşma kültürünün toplum genelinde yaygınlaşması ve avukatların bu süreçte aktif rol üstlenmesiyle birlikte, 35/A uygulamasının önümüzdeki yıllarda çok daha etkin bir şekilde kullanılacağı öngörülmektedir. Bu doğrultuda, hem mevzuatın iyileştirilmesi hem de uygulamanın desteklenmesi, adalete erişimin kolaylaştırılması ve uyuşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesi bakımından stratejik bir öncelik olarak değerlendirilmelidir.