Islah İle Arttırılan Kısım İçin Faiz Talep Edilmese Bile Yasal Aşama Dilekçesinde Mevcut Olan Faiz Talebinin Kısmi Islah İçin de Geçerli Olduğu – Kısmi Islahta Davacının Sadece Talep Sonucundaki Miktarı Değiştirdiği Davacının Yasal Aşama Dilekçesindeki Diğer Unsurların Aynen Devam Ettiği Yönünde İradesinin Mevcut Olduğu

T. C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 2015/22-449
K. 2017/128
T. 25.1.2017

• İŞÇİLİK ALACAKLARI İSTEMİ(Islah İle Arttırılan Kısım İçin Faiz Talep Edilmese Bile Yasal Aşama Dilekçesinde Mevcut Olan Faiz Talebinin Kısmi Islah İçin de Geçerli Olduğu – Kısmi Islahta Davacının Sadece Talep Sonucundaki Miktarı Değiştirdiği Davacının Yasal Aşama Dilekçesindeki Diğer Unsurların Aynen Devam Ettiği Yönünde İradesinin Mevcut Olduğu)

• KISMİ ISLAH(İşçilik Alacakları İstemi – Yasal Aşama Dilekçesinde Mevcut Bulunan Faiz Talebinin Kısmi Islah İçinde Geçerli Olduğu/Islah İle Arttırılan Kısım İçin Faiz Talep Edilmese Bile Yasal Aşama Dilekçesinde Mevcut Olan Faiz Talebinin Kısmi Islah İçin de Geçerli Olduğunun Gözetileceği)

• ISLAH DİLEKÇESİNDE FAİZ TALEBİNDE BULUNULMADIĞI(İşçilik Alacakları İstemi – Davacının Sadece Talep Sonucundaki Miktarı Değiştirdiği Davacının Yasal Aşama Dilekçesindeki Diğer Unsurların Aynen Devam Ettiği Yönünde İradesinin Mevcut Olduğu/Dava Dilekçesinde Mevcut Olan Faiz Talebinin Kısmi Islah İçin de Geçerli Olduğu)

• YASAL AŞAMA DİLEKÇESİNDE MEVCUT BULUNAN FAİZ TALEBİNİN KISMİ ISLAH İÇİNDE GEÇERLİ OLDUĞU(Islah İle Arttırılan Kısım İçin Faiz Talep Edilmese Bile Yasal Aşama Dilekçesinde Mevcut Olan Faiz Talebinin Kısmi Islah İçin de Geçerli Olduğunun Kabul Edileceği – İşçilik Alacakları İstemi)
1086/m.87

ÖZET:Yasal Aşama; işçilik alacakları istemine ilişkindir. Kısmi ıslahın faize hüküm vermek için talep koşulu yönünden ayrı bir yasal aşama, diğer bir deyişle ek yasal aşama olarak nitelendirilemeyeceği, davanın kısmen ıslahı ile ek davanın esas itibariyle farklı kurumlar olmaları nedeniyle ıslah ile ilgili uyuşmazlıkların ıslah kurumu çerçevesinde çözümlenmesi gerektiği, kısmi ıslahta davacının sadece talep sonucundaki miktarı değiştirdiği, davacının yasal aşama dilekçesindeki diğer unsurların aynen devam ettiği yönünde iradesinin mevcut olması dikkate alındığında ıslah ile arttırılan kısım için faiz talep edilmese bile yasal aşama dilekçesinde mevcut olan faiz talebinin kısmi ıslah için de geçerli olduğu kabul edilmiştir.

YASAL AŞAMA:Taraflar arasındaki “işçilik alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda 7. İş Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 22.01.2013 gün ve 2008/468 E., 2013/38 K.

Sayılı kararın temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 12.06.2014 gün ve 2013/13396 E., 2014/17055 K. Sayılı hükmü ile;

(… Davacı İsteminin Özeti:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 01.01.2001 tarihinden haksız olarak işten çıkartıldığı 30.04.2007 tarihine kadar önce davalı işverenin şahsına bağlı olarak sonrasında da davalı işverenin sahibi olduğu şirkette modelist olarak çalıştığını, işveren tarafından hiçbir haklı gerekçe gösterilmeksizin iş sözleşmesine son verildiğini, ileri sürerek kıdem ve ihbar ödeneği, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, genel tatil ve hafta tatili ücreti, vergi iadesi alacağı, ücret alacağı ve yol ücreti alacağının ödenmesini istemiştir.

Davalı Cevabının Özeti:
Davalı işveren vekili, davanın reddine hüküm verilmesi gerektiğini savunmuştur.

Yargı Mercii Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne hüküm verilmiştir.

Temyiz:
Hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.

Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Taraflar arasındaki itilaf, hüküm altına alının işçilik alacaklarına uygulanacak faizin başlangıç tarihi hususunda toplanmaktadır.

Davacı miktar artırmak suretiyle yasal aşama dilekçesini kısmen ıslah etmiş olup yasal aşama dilekçesinde mevcut bulunan faiz talebi, kısmi ıslah içinde geçerlidir. Bu vaziyette ıslahla artırılan miktara, ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken kısmi ıslah dilekçesinde faiz talebi bulunmadığı gerekçesiyle faize hüküm verilmemesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir…),

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

HÜKÜM:Yasal Aşama işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.

Asıl ve birleşen dosyalar davacısı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 01.01.2001 tarihinden, 30.04.2007 tarihine kadar önce davalı işverenin şahsına bağlı olarak, sonrasında ise davalı işverenin sahibi olduğu şirkette modelist olarak çalıştığını, işveren tarafından hiçbir haklı gerekçe gösterilmeksizin iş sözleşmesine son verildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar ödeneği ile yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, genel tatil ve hafta tatili ücreti, vergi iadesi alacağı, ücret alacağı ve yol ücreti alacağının ödenmesini istemiştir.

Davalılardan Yaşar Çetinkaya ve Yateks Yasemin Teks.

San. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.

Vekili davanın reddini savunmuştur.

Birleşen dosya davalısı Eksit Jean Tekstil Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Vekili davacının hiçbir zaman müvekkil yanında çalışmadığını bildirerek davanın reddine hüküm verilmesi gerektiğini ifade etmiştir.

Mahkemece yasal aşama dilekçesinde gösterilen talepler yönünden faiziyle birlikte, ıslah dilekçesinde faiz istemi olmadığı için ıslah ile arttırılan miktarlar yönünden ise faiz olmaksızın davanın kısmen kabulüne hüküm verilmiş, davacı vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde açıklanan gerekçelerle hüküm bozulmuş, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Direnme kararını davacı vekili temyize getirmektedir.

Hukuk Genel Kurulu önüne gelen itilaf, yasal aşama açarken saklı tutulan fazlaya ilişkin haklar, ıslah ile artırılırken faiz talep edilmemesi halinde yasal aşama dilekçesi ile talep edilen faizin ıslah ile artırılan kısma sirayet edip etmeyeceği, burada varılacak sonuca göre ıslah ile artırılan kısma ıslah tarihten itibaren faize hükmetmek gerekip gerekmeyeceği noktasında toplanmaktadır.

Öncelikle ifade edilmelidir ki, ıslah tarihinin 10.04.2012 olması nedeni ile 6100 sayılı HMK’nın ıslaha dair hükümleri dikkate alınacak olsa da kısmi ıslah yönünden 1086 sayılı HUMK’nun 87. Maddesinin son cümlesindeki “müddei ıslah suretiyle müddeabihi tezyit edemez” hükmü Anayasa Mahkemesi’nin 20.07.1999 tarih ve 1999/1 E., 1999/33 K.

Sayılı hükmü ile iptal edildiğinden her iki yasa arasında kısmi ıslah yönünden farklılık bulunmamaktadır.

Kavram olarak ıslah; taraflardan birinin yapmış olduğu usul işleminin tamamen veya kısmen düzeltilmesine denir. (HUMK. M.83, HMK m. 176) (Kuru B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, B.6. C. IV, 2001, s.3965) Islah müessesi, yasal aşama değiştirme, başka deyişle iddia ve müdafaanın değiştirilmesi veya genişletilmesi yasağını bertaraf eden bir imkandır.

Zira bu suretle, aslında yasal itiraz ile karşılaşılabilecek olan herhangi bir taraf muamelesi, ıslah kurumu yardımı ile artık bu itirazı davet etmeksizin yapabilmektedir (Üstündağ S., Medeni Yargılama Hukuku, C. I. II. B,5, 1992 s.534).

Islahın konusu tarafların yapmış oldukları usul işlemleri olduğu için, ıslahla düzeltilecek usul işlemlerinin neler olduğundan da söz etmek gerekir.

Gerek öğreti, gerekse Yargıtay uygulaması davanın değiştirebileceğini ve genişletilebileceğini aynı şekilde savunmanın genişletilebileceğini ilke olarak kabul etmektedir. Yine müddeabihin artırılıp artırılmayacağı hususu da bir usul işlemi olup, ıslahın konusudur (Kuru B: s 4035).

Islahın amacı, yargılama sürecinde, şekil ve süreye aykırılık sebebiyle ortaya çıkabilecek maddi hak kayıplarını ortadan kaldırmak olduğundan, hak ve alacağı bu sürecin dışında ortadan kaldırmış olan işlemlerin, yani maddi hukuk işlemlerinin ıslah yoluyla düzeltilebilmesi elbette ki mümkün değildir. Bir başka deyişle, maddi hakkı sona erdiren maddi hukuk işlemleri, ıslahla düzeltilemez. Feragat, kabul, sulh gibi işlemler, velev ki yasal aşama içinde yapılsın, asıl hakkı ortadan kaldırdıklarından, usul işlemi olduğu kadar (davayı etkilediği için usul işlemidir) maddi hukuk işlemi mahiyetini de taşımaktadır ve bu sebeple, bu işlemlerin ıslah yoluyla düzeltilmesi imkansızdır; çünkü ıslah, yargılama hukukunun şekle ve süreye bağlılığından kaynaklanan zımni hak kayıplarının telafisi için öngörülmüş bir müessesedir.

Açık bir irade beyanı ile terkedilen haklar, maddi gerçeğin şekle feda edilmesi gibi bir sonuç doğurmadığı için, ıslahın konusu olamaz.

Bilindiği gibi, 1086 sayılı HUMK’nun 87. Maddesinin son cümlesindeki “müddei ıslah suretiyle müddeabihi tezyit edemez” hükmü Anayasa Mahkemesi’nin 20.07.1999 tarih ve 1999/1 E., 1999/33 K. Sayılı hükmü ile iptal edilmiştir. Davacı bundan böyle yasal aşama dilekçesinde gösterdiği müddeabihini (davalı muvafakat etmese bile) aynı yasal aşama içinde ıslah yolu ile artırabilecektir.

Bu düzenleme, davacının ilk yasal aşama dilekçesinde saklı tuttuğu fazlaya ilişkin hakkını ek bir yasal aşama ile istemesine de engel olmayacaktır.

Davanın tamamen ıslahı hâlinde, yasal aşama dilekçesinden itibaren bütün usul işlemlerinin yapılmamış sayılmasını gerektirir (HUMK. M.87, HMK m. 179). Gerek öğretide, gerekse yerleşik yargısal kararlarda, davanın tamamen ıslahında yeni bir yasal aşama açılmamış sayılacak, tamamen ıslah edilen yasal aşama ilk açılan davanın devamı niteliğinde olduğundan, bunun doğal sonucu olarak, zamanaşımı, hak düşürücü süre ilk davanın açıldığı tarihteki duruma göre dikkate alınacaktır. Onun için davanın tamamen ıslahında ıslah olunan yasal aşama, ilk yasal aşama gününde açılmış sayılacaktır. (Kuru B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6.

Baskı c. IV, s.3998 vd; Ansay S. Ş., Yargılama Usulleri, 1960 baskı sh:194 vd,; Postacıoğlu İ., Medeni Usul Hukuku Dersleri, 1975 baskı s.460 vd,; Üstündağ S. Medeni Yargılama Hukuku Esasları, 1973 baskı s.335 vd, ile aynı yöndeki HGK 18.12.1957 gün ve 2/66 E., 64 K.; HGK 30.1.2002 gün ve 2002/2-63 E., 2002/23 K.; HGK 3.7.2002 gün ve 2002/9-564 E., 2002/572 K., HGK 5.3.2003 gün ve 2003/9-76 E., 2003/126 K.)

Davanın kısmen ıslahı hâlinde ise davacı; kısmi davada saklı tuttuğu fazlaya ilişkin haklarını, ek bir yasal aşama açarak isteyebileceği gibi, müddeabihin arttırılmasını önleyen yasal düzenlemenin yukarıda belirtilen Anayasa Yargı Makamı hükmü ile ortadan kalkmasından yararlanarak müddeabihi aynı davada kısmi ıslah dilekçesi verip harcını yatırmak suretiyle arttırabilecektir.

Somut olaya gelince; davacı işçilik alacaklarının tahsili için fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle kıdem ve ihbar ödeneği, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, genel tatil ve hafta tatili ücreti, vergi iadesi alacağı, ücret alacağı ve yol ücreti alacağının yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline hüküm verilmesini talep etmiştir.

Yargılama sırasında da yasal aşama açarken saklı tuttuğu fazlaya ilişkin hakları kapsamındaki kıdem ve ihbar ödeneği, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, genel tatil isteklerini 10.04.2012 harç günlü ıslah dilekçesi ile artırmış; ancak dilekçede ıslah ettiği miktarlar yönünden faiz talebine yer vermemiştir.

Yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde yapılan değerlendirmede; kısmi ıslahın faize hüküm vermek için talep koşulu yönünden ayrı bir yasal aşama, diğer bir deyişle ek yasal aşama olarak nitelendirilemeyeceği, davanın kısmen ıslahı ile ek davanın esas itibariyle farklı kurumlar olmaları nedeniyle ıslah ile ilgili uyuşmazlıkların ıslah kurumu çerçevesinde çözümlenmesi gerektiği, kısmi ıslahta davacının sadece talep sonucundaki miktarı değiştirdiği, davacının yasal aşama dilekçesindeki diğer unsurların aynen devam ettiği yönünde iradesinin mevcut olması dikkate alındığında ıslah ile arttırılan kısım için faiz talep edilmese bile yasal aşama dilekçesinde mevcut olan faiz talebinin kısmi ıslah için de geçerli olduğu kabul edilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında kısmi ıslahın ek yasal aşama olarak kabulünün gerektiği, ıslah suretiyle istenen miktara faiz yürütülmesi talep edilmediğinden, yasal aşama açılırken talep edilen faizin bu talebe yansıtılamayacağı, taleple bağlılık kuralı gereği faiz talep etmeyen davacı lehine faiz yürütülmesi olanağı bulunmadığı ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından kabul edilmemiştir.

O halde, Yerel mahkemece, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma hükmüne uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu nedenle direnme hükmü bozulmalıdır.

SONUÇ:Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma hükmünde gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, hüküm düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 25.01.2017 gününde yapılan ikinci görüşmede oyçokluğu ile hüküm verildi.