Zor Kullanma Yetkisinin Sınırının Aşılması Suçu (TCK 256) Nedir?
Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar" bölümünde, 256. maddede düzenlenmiştir. Madde metni şöyledir:
Madde 256 – (1) Zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanması halinde, kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
Bu düzenleme ile kamu görevlilerinin görevlerini icra ederken sahip oldukları zor kullanma yetkisinin sınırları çizilmekte, bu sınırların aşılması halinde ise kasten yaralama suçuna ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilmektedir.
Suçun Unsurları
Maddi Unsur
Suçun fiil unsuru, görevin ifası sırasında görevin gerektirdiği ölçünün dışında kişiler üzerinde zor kullanmak olarak belirlenmiştir. Zor kullanmanın mahiyetini tayin bakımından kanun koyucu kasten yaralama suçuna atıf yapmıştır. Dolayısıyla bu suç ancak kasten yaralama suçunu oluşturan, kişinin sağlığını ya da algılama yeteneğini bozan veya vücuduna acı veren hareketlerle işlenebilir.
Madde gerekçesine göre, bazı kamu görevlileri görevlerinin gereği olarak zor kullanma yetkisiyle donatılmışlardır. Örneğin emniyet görevlileri, suç şüphesi altında bulunan kişiyi yakalamak yetkisine sahiptir. Yakalanan kişinin, gerekli soruşturma işlemlerinin yapılabilmesi için emniyet görevlisinin görevinin gereği olan ve mevzuattan kaynaklanan talimatlarına uygun davranma yükümlülüğü vardır. Bu yükümlülüğe aykırı davranan kişinin, örneğin hâkim veya savcı huzuruna çıkarılmamak için direnmesi hâlinde, emniyet görevlileri zor kullanarak bu kişiyi hâkim veya savcı huzuruna çıkarabilirler.
Keza, bir meydanda hukuka uygun olmayan, örneğin gece yarısı gösteri yürüyüşü yapmak isteyen kişilerin, dağılmaları hususunda çağrıda bulunan emniyet görevlilerinin bu çağrısına rağmen dağılmamaları hâlinde, dağılmalarını sağlamak amacıyla kuvvet kullanılabilir. Kullanılan zorun, birinci örnekte suç şüphesi altında bulunan kişinin hâkim veya savcı huzuruna çıkmamak konusundaki direncini kırmaya yetecek ölçüde, ikinci örnekte ise hukuka aykırı gösteri yürüyüşü yapan kişilerin dağılmasını sağlamaya yetecek ölçüde olması gerekir. Bu ölçünün dışında kuvvet kullanılması durumunda ceza sorumluluğu doğar. Örneğin hukuka aykırı gösteri yürüyüşü yapan kişilerin dağılmamakta direnmenin ötesinde, kamu görevlilerine karşı bir saldırıda bulunmamalarına rağmen, bu kişilere karşı vücutlarının yaralanmasını sonuçlayacak şekilde silâh kullanılması hâlinde, emniyet görevlileri açısından artık hukuka uygun bir davranışın varlığından söz edilemez.
Manevi Unsur
Suçun manevi unsuru kasttır. Zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisi yetkisine ilişkin sınırı bilerek ve isteyerek aşmamışsa, başka bir anlatımla kasten hareket etmemişse, madde gerekçesinde de vurgulandığı üzere ceza sorumluluğunu kaldıran nedenlerde sınırın aşılmasına dair hükümler çerçevesinde değerlendirme yapılmalıdır.
Fail ve Mağdur
Suçun faili, zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisidir. Mağdur ise kamu görevlisinin görevinin gerektirdiği ölçünün sınırlarını aşarak kuvvet kullandığı herkes olabilir.
Korunan Hukuki Değerler
Yargıtay uygulamasına göre (CGK-K.2018/538), bu suç ile korunan hukuki değerler öncelikle kamu idaresinin itibarı, idarede disiplinin sağlanması, halkın kamu görevlilerine karşı duyduğu inanç ve itimattır. Bireylerin vücut bütünlüğü ile şeref ve haysiyeti de korunan diğer hukuki menfaatlerdir.
Zor Kullanma Yetkisinin Yasal Dayanağı ve Sınırları
Polisin zor kullanma yetkisinin yasal dayanağı, 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu'nun "Zor ve Silah Kullanma" başlıklı 16. maddesidir. Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan hâlinde:
"Polis, görevini yaparken direnişle karşılaşması halinde, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zor kullanmaya yetkilidir. Zor kullanma yetkisi kapsamında, direnmenin mahiyetine ve derecesine göre ve direnenleri etkisiz hale getirecek şekilde kademeli olarak artan nispette bedenî kuvvet, maddî güç ve kanunî şartları gerçekleştiğinde silah kullanılabilir. İkinci fıkrada yer alan; a-) Bedenî kuvvet; polisin direnen kişilere karşı veya eşya üzerinde doğrudan doğruya kullandığı bedenî gücü, b-) Maddî güç; polisin direnen kişilere karşı veya eşya üzerinde bedenî kuvvetin dışında kullandığı kelepçe, cop, basınçlı su, göz yaşartıcı gazlar veya tozlar, fizikî engeller, polis köpekleri ve atları ile sair hizmet araçlarını, ifade eder. Zor kullanmadan önce, ilgililere direnmeye devam etmeleri halinde doğrudan doğruya zor kullanılacağı ihtarı yapılır. Ancak, direnmenin mahiyeti ve derecesi göz önünde bulundurularak, ihtar yapılmadan da zor kullanılabilir. Polis, zor kullanma yetkisi kapsamında direnmeyi etkisiz kılmak amacıyla kullanacağı araç ve gereç ile kullanacağı zorun derecesini kendisi takdir ve tayin eder. Ancak, toplu kuvvet olarak müdahale edilen durumlarda, zor kullanmanın derecesi ile kullanılacak araç ve gereçler müdahale eden kuvvetin amiri tarafından tayin ve tespit edilir."
Madde metninden de anlaşılacağı üzere polis, zor kullanma yetkisini ancak Kanun'un çizdiği sınırlar çerçevesinde, kademeli bir şekilde ve ölçülülük ilkesine uygun olarak kullanabilecektir. Bununla birlikte çağdaş toplumlarda polisin üstlendiği görevin zorluğu ve insanoğlunun öngörülemeyen tutumu dikkate alındığında, iç hukuk yetkililerine yüklenen sorumluluğun ağırlığı tahammül edilemez bir boyutta da olmamalıdır (AİHM, Günaydın/Türkiye, B.N: 27526/95, 13.10.2005).
Suçun Cezası ve Kasten Yaralama Hükümleri
TCK 256. madde, zor kullanma yetkisinin aşılması hâlinde kasten yaralama suçuna ilişkin hükümlerin uygulanacağını belirtmektedir. Bu nedenle ceza, kasten yaralama suçunun düzenlendiği TCK 86. maddeye göre belirlenir.
TCK 86. maddeye göre:
- Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
- Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
- Kasten yaralama suçunun; a) Üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe karşı, b) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle, d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, e) Silâhla işlenmesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
Kasten yaralama suçunda korunan hukuki yarar, kişinin vücut dokunulmazlığı ve beden bütünlüğüdür. Suçun konusu, mağdurun acı verilen veya bozulan bedeni veya ruhsal varlığıdır. Failin yaptığı hareket sonucu maddede belirtilen sonuçlardan biri meydana gelirse kasten yaralama suçu oluşur.
Adli Para Cezası, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması
Zor kullanma yetkisinin sınırının aşılması suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezası bakımından aşağıdaki seçenekler mümkündür:
- Adli para cezası: Hapis cezası 1 yıl veya daha az süreli olduğunda, hâkim cezayı adli para cezasına çevirebilir.
- Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB): Sanığa yüklenen suçtan dolayı hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise mahkemece HAGB kararı verilebilir. Bu kararla sanık hakkında hükmolunan ceza belirli bir denetim süresi içinde sonuç doğurmaz; denetim süresinin şartlara uygun geçirilmesiyle hüküm okunmaz ve davanın düşmesine karar verilir.
- Erteleme: İşlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir. Bu sürenin üst sınırı, fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş olan kişiler bakımından üç yıldır. Erteleme ile cezanın infazı cezaevinde gerçekleşmez; belirli bir denetim süresi uygulanır ve sürenin şartlara uygun geçirilmesiyle ceza infaz edilmiş sayılır.
Şikâyet, Zamanaşımı ve Uzlaşma
Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suçu şikayete tabi suçlardan değildir; savcılık tarafından re'sen soruşturulur. Bu nedenle herhangi bir şikayet süresi yoktur. Şikayetten vazgeçme ceza davasının düşmesi sonucunu doğurmaz. Suç, dava zamanaşımı süresine riayet edilmek kaydıyla her zaman soruşturulabilir.
Bu suç için olağan dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Suç, bu zamanaşımı süresi içinde her zaman soruşturulabilir; bu süre geçtikten sonra soruşturma yapılamaz.
Uzlaşma, suç isnadı altındaki şahıs ile suçun mağdurunun bir uzlaştırmacı aracılığıyla iletişim kurarak anlaşmasıdır. Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suçu, uzlaşma kapsamında olan suçlardan değildir.
Soruşturma, Kovuşturma ve Görevli Mahkeme
Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suçu nedeniyle yapılan yargılamalar asliye ceza mahkemesi tarafından yerine getirilir. Soruşturma aşamasında suçun niteliğine göre kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi de mümkündür.
Yargıtay Kararları Işığında Uygulama
Zor Kullanma Yetkisinin Aşılmadığı Hâller
Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2015/11964 sayılı kararına konu olayda; suç tarihinde gece saat 23:30 sularında, sevk ve idaresindeki aracıyla seyir hâlinde olan 200 promil alkollü katılanın, uygulama yapan trafik polis memurlarının dur ihtarına uymayarak kaçtığı, takip sonucu durdurulduğunda araçtan inip yaya olarak kaçmaya devam ettiği, yakalandığında belgelerini vermeyerek alkol muayenesi yapılmasına karşı çıktığı, destek için gelen ve kendisini karakola davet eden asayiş ekibinde görevli sanık ve müşteki polis memurlarının görevini engellemek amacıyla tehdit ve hakaret ettiği, silah vasfındaki sopa ile saldırdığı, tanıkların, müşteki ve sanıkların birlikte müdahale ederek sprey sıkarak etkisiz hâle getirmeye çalıştıkları sırada kafasını aracın çeşitli yerlerine çarptığı, yere yatırılarak kelepçelenmek istendiğinde aşırı derecede direnmeye devam ettiğinden yüzünün mucurlu zeminde sürtündüğü, karakola götürülürken araç içerisinde iki kez kafasını vurduğu anlaşılmıştır. Yargıtay, dava konusu olaya tamamen sanığın sebebiyet verdiğini, suç tutanağına, tanık beyanlarına, sanık savunmalarına ve tüm dosya kapsamına göre 5237 sayılı TCK'nın 256. maddesi uyarınca zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisi sanıkların görevlerini yapmalarını engellemek için direnen katılana karşı görevlerinin gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanmadıklarını belirterek, tebliğnamedeki eksik araştırmaya dayalı bozma düşüncesine iştirak etmemiştir.
Zor Kullanma Yetkisinin Aşıldığı Hâller
Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2011/8366 E. ve 2012/18114 K. sayılı, 24.9.2012 tarihli kararında; zabıta memuru olan sanıkların, arabasıyla seyyar satıcılık yapan adı geçene arabasının muhafaza altına alınacağını söylemesi üzerine, bunu kabul etmeyen adı geçenin arabasından aldığı kurusıkı tabancayla sanıklara doğru ateş ettiği, birini göğsünden yaraladığı, sanıkların da vurmak suretiyle adı geçeni basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte yaraladıkları kabul edilmiştir. Yargıtay, adı geçenin görevi yaptırmamak için direnme suçundan da hükümlülük kararı verilmesi karşısında, zor kullanma yetkisine sahip belediye zabıta görevlileri olan sanıkların, direnmenin mahiyetine ve derecesine dikkat etmeleri gerektiğini vurgulamıştır.
Sonuç
Zor kullanma yetkisinin sınırının aşılması suçu, kamu görevlilerinin görevlerini icra ederken sahip oldukları zor kullanma yetkisini ölçüsüzce kullanmalarını yaptırıma bağlayan önemli bir düzenlemedir. Suçun oluşumu için kamu görevlisinin kasten hareket etmesi ve görevin gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanması gerekir. Suç, şikayete tabi olmayıp re'sen soruşturulur; yargılaması asliye ceza mahkemesinde yapılır. Hükmedilen ceza, koşulları varsa adli para cezasına çevrilebilir, ertelenebilir veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir.