Trafik Kazası Tazminat Davalarında Yargıtay'ın Güncel Yaklaşımı
Trafik kazalarından kaynaklanan bedensel zarar talepleri, Sigorta Tahkim Komisyonu ve yargı mercileri önünde yoğun biçimde görülmeye devam etmektedir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin son dönem kararları; mükerrer dava açma, maluliyet raporları arasındaki çelişkilerin giderilmesi ve geçici iş göremezlik zararının hangi teminattan karşılanacağı gibi uygulamada sık tartışılan konularda önemli ilkeler ortaya koymuştur. Bu yazıda, söz konusu kararların ortaya çıkardığı temel esaslar bir bütün hâlinde ele alınmaktadır.
Mahkemeye Erişim Hakkının Kötüye Kullanılması ve Yargısal Taciz
Bedensel zarara ilişkin tazminat davalarında, gerçek zarar kalemlerinin öğrenilmesinden sonra aynı zarar için ikinci ve üçüncü kez dava açılması, mahkemeye erişim hakkının kötüye kullanılması olarak değerlendirilmektedir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin bu yöndeki kararı, söz konusu davranışın yargısal taciz (yargıyı meşgul etme) mahiyetinde olduğunu ortaya koymaktadır.
Bu değerlendirmenin hukuki dayanağını 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 2. maddesi oluşturmaktadır. Anılan maddeye göre:
- Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.
- Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.
Dürüst davranma; bir hak sahibinin hakkını kullanırken iyi ve doğru hareket etmesi, dürüst, tutarlı ve makul davranması, fiilinin sonucunu bilen orta zekâlı her insanın benzer durumlarda izleyeceği yolu tercih etmesi anlamına gelir. Objektif iyi niyet olarak da tanımlanan bu ilke, tüm hakların kullanımında geçerlidir ve bir kimsenin başkasını zarara uğratmak ya da güç duruma sokmak amacıyla hakkını kötüye kullanması hukuken korunmaz.
Maluliyet Oranının Belirlenmesinde Usul ve Çelişkili Raporların Giderilmesi
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp iddiası bulunan hâllerde, zararın kapsamının doğru tespiti için geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının usulüne uygun biçimde belirlenmesi zorunludur.
Bu belirleme; bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından, çalışma gücü kaybı iddia edilen kişideki şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılmalıdır.
Kaza tarihine göre uygulanacak mevzuat şu şekildedir:
- 11.10.2008 tarihinden önce: Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü
- 11.10.2008 – 01.09.2013 arası: Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği
- 01.09.2013 – 01.06.2015 arası: Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği
- 01.06.2015 – 20.02.2019 arası: Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik
- 20.02.2019 tarihinden sonra: Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik
Uygulamada, dosyaya farklı kurumlarca düzenlenmiş ve birbiriyle çelişen maluliyet raporları girebilmektedir. Yargıtay'a göre yargılama makamları, çelişkili raporlardan birine neden itibar edildiğini, diğerinin neden tercih edilmediğini gerekçelendirmeli ya da raporlar arasındaki çelişkiyi gideren üçüncü bir rapor almalıdır. Bu kapsamda:
- Davacının kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı dosyaya eklenmeli (eksik varsa temin edilmeli),
- Dosyada bulunan sağlık kurulu raporları irdelenmeli,
- Gerekirse kişi bizzat muayene edilmeli,
- Kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun olarak yetkili sağlık kurulundan çelişkiyi giderecek rapor alınmalıdır.
Ayrıca, davalının usuli kazanılmış hakları da gözetilmelidir.
Geçici İş Göremezlik Tazminatı Hangi Teminattan Karşılanır?
Geçici iş göremezlik zararı, bedensel zarar niteliğinde bir zarar türüdür. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin kararına göre, geçici iş göremezlik zarar kalemi sürekli sakatlık teminatı içinde değerlendirilmelidir. İtiraz Hakem Heyetinin geçici iş göremezlik zararının tedavi (sağlık) gideri klozundan karşılanmasına yönelik belirlemesi yerinde görülmemiştir.
Kararda dikkat çeken husus, kaza tarihindeki teminat limitlerinin ayrı ayrı belirlenmiş olmasıdır. Buna göre:
- Sakatlanma ve ölüme ilişkin teminat limiti ile sağlık gideri teminat limiti ayrı ayrı düzenlenmiştir.
- Sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı toplamı, kaza tarihindeki sürekli sakatlık teminatını aşmayacak şekilde ele alınmalıdır.
- Geçici iş göremezlik kaleminin sağlık gideri teminatına yazılması, limit aşımına yol açacağından hatalıdır.
Tazminat Hesabında Bilinen Dönem ve Mükerrerlik Sorunu
Tazminat hesabında TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yönteminin kullanılması isabetli olmakla birlikte, hesabın kaza tarihi ile hesap tarihi arasındaki işlemiş (bilinen) dönem için doğru kurgulanması gerekir.
Yargıtay'ın dikkat çektiği önemli bir mükerrerlik riski şudur: Daha önce ayrı bir dosyada geçici iş göremezlik tazminatı talep edilmiş ve hüküm altına alınmışsa, aynı geçici iş göremezlik süresi bilinen dönem hesabına yeniden dâhil edilmemelidir. Aksi hâlde aynı zarar kalemi iki kez tazmin edilmiş olur. Bu nedenle İtiraz Hakem Heyeti, ek rapor alarak daha önce hüküm altına alınan geçici iş göremezlik süresini hesaplamadan dışlamalı ve bilinen dönem süresini buna göre belirlemelidir.
Uygulamaya Yönelik Sonuçlar
Yargıtay'ın bu kararları, trafik kazası kaynaklı tazminat uyuşmazlıklarında hem sigorta şirketleri hem de hak sahipleri açısından yol gösterici niteliktedir:
- Aynı zarar için gerçek zarar kalemleri öğrenildikten sonra tekrar tekrar dava açmak, dürüstlük kuralına aykırılık ve yargısal taciz oluşturabilir.
- Maluliyet oranı, kaza tarihinde yürürlükte olan mevzuata göre ve çelişkileri giderecek biçimde belirlenmelidir.
- Geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli sakatlık teminatı kapsamında ve teminat limitleri aşılmadan değerlendirilmelidir.
- Daha önce hüküm altına alınan zarar kalemleri, sonraki hesaplamalara mükerrer biçimde dâhil edilmemelidir.
Bu ilkeler, tazminat davalarının hem usul hem esas bakımından sağlıklı yürütülmesi ve hak kayıplarının önlenmesi açısından belirleyici rol oynamaktadır.