Mirasın hükmen reddi, miras hukukunda mirasçıların tereke borçlarından korunmasını sağlayan en önemli kurumlardan biridir. Mirasın gerçek reddinden farklı olarak burada mirasçının belirli bir süre içinde ret beyanında bulunması değil, mirasbırakanın ölümü anındaki mali durumu belirleyici olmaktadır. Kanun koyucu, ölüm tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczinin açıkça belli olması veya resmen tespit edilmiş bulunması halinde, mirasçıların ayrıca ret beyanında bulunmalarına gerek olmaksızın mirasın reddedilmiş sayılacağını kabul etmiştir. Bu yönüyle mirasın hükmen reddi, mirasçının iradesine değil, terekenin objektif olarak borca batık olmasına bağlanan kanuni bir sonuçtur.

TMK’nın 605. maddesinde; “(1) Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler. (2) Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.” şeklinde düzenleme mevcuttur. Bu kapsamda madde metninde de vurgulandığı üzere, ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli ise miras reddedilmiş sayılır.

Yargıtay uygulamasında da aynı görüş hâkimdir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 06.06.2005 Tarihli 5873 Esas 8660 Karar sayılı kararı; “…Ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli ise miras reddedilmiş sayılır (TMK. m. 605/2). Açılan dava bu maddeye dayalı hükmen ret davasıdır.” Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 02.03.2011 Tarihli 1943 Esas 3583 Karar sayılı kararı; “…Borçların mirasbırakana ait bulunduğu, mallarının borcu karşılamadığı, terekenin borca batık olduğu, davacıların terekeyi açık yahut örtülü olarak kabul etmedikleri toplanan deliller ile sabittir (TMK. m. 605/2). Açıklanan nedenlerle davanın kabulü gerekirken yazılı şekilde davanın reddi doğru görülmemiştir.” Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 15.03.2011 Tarihli 15155 Esas 4561 Karar sayılı kararı; “…Dosya içindeki bilgi ve belgelerden; mirasbırakanın ölüm tarihi itibariyle terekesinin 8.735,31 TL olduğu anlaşılmaktadır. Buna karşın, Ankara … Vergi Dairesi Müdürlüğünün 12.01.2009 ve İstanbul … Vergi Dairesi Müdürlüğünün 21.01.2009 tarihli yazılarına göre vergi borçları toplamının ise (2.903,97 TL + 12.188,60) 15.092,57 TL olduğu bildirilmiştir. Bu duruma göre Türk Medeni Kanunu’nun 605/2. maddesi koşullarının dava konusu olayda oluştuğu mirasbırakanın ölümü tarihinde terekesinin borca batıklığı ve ödemeden aczi sabit olduğundan; davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddi doğru bulunmamıştır.”

Sonuç olarak, TMK. m. 605/2 hükmü uyarınca mirasın hükmen reddinden söz edilebilmesi için mirasbırakanın ölüm tarihinde ödemeden aczinin açıkça belli olması veya resmen tespit edilmiş bulunması gerekir. Bu şart gerçekleştiğinde miras, mirasçıların ayrıca ret beyanında bulunmasına gerek olmaksızın kanun gereği reddedilmiş sayılır. Ancak bu sonuca ulaşılabilmesi için terekenin ölüm tarihi itibarıyla borca batık olduğunun ortaya konulması ve mirasçıların terekeyi açık ya da örtülü olarak kabul ettiklerini gösteren bir davranışta bulunmadıklarının belirlenmesi gerekir. Yargıtay kararlarında da istikrarlı biçimde kabul edildiği üzere, tereke mallarının borçları karşılamadığı, borçların mirasbırakana ait olduğu ve mirasçıların terekeyi sahiplenmediği hallerde mirasın hükmen reddi koşulları oluşmuş sayılır. Bu nedenle mirasın hükmen reddi davalarında esas alınması gereken ölçüt, mirasçının süresinde ret beyanında bulunup bulunmadığı değil, mirasbırakanın ölüm anındaki tereke durumudur.

Mirasın Hükmen Reddi Davasında Terekenin Borca Batıklığının İspatı

Mirasın hükmen reddi davalarında en önemli inceleme konusu, mirasbırakanın ölümü tarihinde terekenin gerçekten borca batık olup olmadığının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya konulmasıdır. Bu davalarda borca batıklık, yalnızca belirli bir resmi belgeye veya tek bir ispat aracına bağlı değildir. Çünkü hükmen ret, mirasçının iradi bir ret beyanından ziyade, ölüm anındaki tereke durumuna bağlanan kanuni bir sonuçtur. Bu nedenle mahkemenin, mirasbırakanın aktif ve pasif malvarlığını bütün yönleriyle araştırması; terekeye dahil mal, hak ve alacaklar ile tereke borçlarını birlikte değerlendirerek ölüm tarihi itibarıyla gerçek bir borca batıklık bulunup bulunmadığını belirlemesi gerekir.

Yargıtay uygulamasında da bu husus, mirasın hükmen reddi davalarının sağlıklı biçimde sonuçlandırılabilmesi için geniş ve çok yönlü bir delil araştırması yapılması gerektiği şeklinde kabul edilmektedir. Nitekim Yargıtay uygulamasında ifade edildiği üzere, mirasbırakanın ödemeden aczinin resmi belgeyle ispatı zorunlu değildir. Zira mirasbırakanın ödemeden aczi her türlü delille ispatlanabilir (Yargıtay 2. Hd. 05.06.2008 T. 9294 E. 8049 K.). Bu çerçevede borca batıklık tanık beyanıyla da ispatlanabilir (Yargıtay 2. Hd. 05.07.2004 T. 8030 E. 8918 K.; Yargıtay 2. Hd. 23.10.2007 T. 18978 E. 14151 K.). Yine terekenin borca batıklığı vergi dairesi kayıtlarıyla da ortaya konulabilir (Yargıtay 2. Hd. 02.05.2002 T. 4975 E. 5721 K.). Aynı şekilde terekenin borca batık olduğu icra dosyalarıyla da ispat edilebilir (Yargıtay 14. Hd. 18.01.2021 T. 2020/2722 E. 2021/12 K.; Yargıtay 2. Hd. 12.07.2007 T. 11184 E. 11078 K.).

Bu davalarda terekenin borca batık olup olmadığının sağlıklı şekilde belirlenebilmesi, mirasbırakanın terekesinin aktif ve pasifinin tam olarak bilinmesine bağlıdır (Yargıtay 2. Hd. 20.12.2010 T. 8323 E. 21464 K.). Bu nedenle mirasbırakanın malvarlığı vergi dairesinden araştırılmalı, vergi borcunun ölüm tarihi itibarıyla miktarı belirlenmelidir (Yargıtay 2. Hd. 21.04.2008 T. 6152 E. 5763 K.; Yargıtay 14. Hd. 29.02.2016 T. 2015/13032 E. 2016/2450 K.). Ayrıca mirasbırakanın malvarlığının bulunup bulunmadığı ilgili belediyeden (Yargıtay 14. Hd. 29.02.2016 T. 2015/13032 E. 2016/2450 K.), aracı bulunup bulunmadığı ilgili trafik tescil şube müdürlüğünden (Yargıtay 14. Hd. 29.02.2016 T. 2015/13032 E. 2016/2450 K.), taşınmazı olup olmadığı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünden (Yargıtay 8. Hd. 2014/7089 E. 2015/682 K.), mevduat, hak ve alacağı olup olmadığı ise ilgili bankalardan araştırılmalıdır (Yargıtay 8. Hd. 2014/7089 E. 2015/682 K.). Bu çerçevede mirasbırakana ait taşınmazların bulunduğu tespit edilmişse, bu taşınmazların değerleri belirlenmeli ve mirasbırakanın borçlarını karşılamaya yeterli olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir (Yargıtay 2. Hd. 08.02.2011 T. 21569 E. 1903 K.; Yargıtay 2. Hd. 29.03.2010 T. 3278 E. 5944 K.; Yargıtay 2. Hd. 11.01.2010 T. 19125 E. 187 K.).

Bu kapsamda mirasın hükmen reddi davalarında taraflara delillerini ibraz etmeleri için süre verilmeli, gösterilen deliller eksiksiz şekilde toplanmalı ve oluşacak sonuca göre karar verilmelidir (Yargıtay 2. Hd. 16.12.2010 T. 18496 E. 21292 K.; Yargıtay 2. Hd. 21.01.2009 T. 13463 E. 362 K.). Dolayısıyla davacı mirasçıların tereke mallarını sahiplendikleri belirlenememişse ve terekenin borca batık olduğu da usulünce ortaya konulmuşsa, mirasın hükmen reddi davasının kabulüne karar verilmelidir (Yargıtay 2. Hd. 03.06.2013 T. 2012/20585 E. 2013/15152 K.). Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 14.10.2021 Tarihli 2021/2912 Esas 2021/1923 Karar Sayılı ilamında da benzer hususlar vurgulanmıştır;

"…Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, terekenin açıkça borca batık olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmesi halinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir. Aksi halde terekenin borca batık olup olmadığı, murisin malvarlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler, tapu müdürlüğü v.b. kurum ve kuruluşlardan sorulması, murisin alacak ve borçları zabıta marifetiyle de araştırılarak aktif malvarlığı ile takibe konu borç miktarı göz önünde tutularak aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi gerekir."

Sonuç olarak, mirasın hükmen reddi davalarında terekenin borca batık olduğunun ispatı yalnızca resmi belgeyle sınırlı değildir. Borca batıklık; tanık beyanı, vergi kayıtları, icra dosyaları, banka kayıtları, tapu ve trafik kayıtları, belediye kayıtları ve diğer tüm delillerle ortaya konulabilir. Bununla birlikte mahkemenin yalnızca tereke borçlarını dikkate alması yeterli değildir; mirasbırakanın ölüm tarihi itibarıyla mevcut tüm malvarlığı değerleri, hak ve alacakları ile borçları birlikte araştırılmalı, aktif ve pasif dengenin gerçek durumu belirlenmelidir. Bu araştırma yapılmadan terekenin borca batık olup olmadığı konusunda sağlıklı bir sonuca varılması mümkün değildir. Yargıtay'ın yerleşik uygulaması da, mirasın hükmen reddi davalarında eksiksiz bir tereke araştırması yapılmasını, tarafların gösterdiği delillerin toplanmasını ve mirasçıların terekeyi sahiplenip sahiplenmediğinin ayrıca değerlendirilmesini zorunlu görmektedir. Bu nedenle terekenin ölüm tarihi itibarıyla borca batık olduğu her türlü delille ispatlanmış ve mirasçıların terekeyi kabul anlamına gelecek davranışları da belirlenememişse, mirasın hükmen reddi talebinin kabul edilmesi gerekir.

Mirasın Hükmen Reddi Davalarında Dava Açma Süresi

Mirasın hükmen reddi kurumunun uygulamadaki en önemli özelliklerinden biri, mirasın gerçek reddinden farklı olarak süreye bağlı olmamasıdır. Mirasın gerçek reddinde mirasçının, TMK m. 606 uyarınca kural olarak üç aylık süre içinde ret beyanında bulunması gerekirken; mirasın hükmen reddinde durum farklıdır. Çünkü hükmen ret, mirasçının belirli bir süre içinde ret iradesini açıklamasına değil, mirasbırakanın ölümü tarihinde terekenin borca batık olup olmadığına dayanır. Başka bir ifadeyle, tereke ölüm anında borca batık ise miras, kanun gereği kendiliğinden reddedilmiş sayılır.

Bu nedenle mirasın hükmen reddi davasında dava açma süresi, mirasçının ret iradesinin süresinde ileri sürülüp sürülmediği üzerinden değil, terekenin ölüm tarihi itibarıyla borca batık olduğunun tespiti üzerinden değerlendirilmelidir. Yargıtay uygulamasında da ifade edildiği üzere, mirasın hükmen reddi davası herhangi bir süreye bağlı olmaksızın her zaman açılabilir (Yargıtay 2. Hd. 12.05.2009 T. 6082 E. 9439 K.; Yargıtay 2. Hd. 13.06.2013 T. 2012/23432 E. 2013/16434 K.).

Nitekim TMK’nın 606. hükmünde yer alan üç aylık süre, mirasın hükmen reddi davasında uygulanmaz (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi kararı, Türk Miras Hukukunda Mirasın Reddi, Ankara 2024, s. 373).

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 05.07.2002 Tarihli 8198 Esas 8998 Karar sayılı kararı; “…Davacı dava dilekçesinde terekenin borca batık olduğunu ileri sürerek retle ilgili süre uzatım isteminde bulunmuştur. Terekenin borca batıklığı nedeniyle hükmen reddi herhangi bir süreye tabi değildir.”

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 22.03.2004 Tarihli 2731 Esas 3608 Karar sayılı kararı; “…İstek, terekenin borca batık olduğunun tesciline ilişkindir. Ölüm anında tereke borca batık ise, miras kendiliğinden reddedilmiş sayılır (TMK. m. 545). Bu davada bir süre söz konusu değildir.” (Benzer yönde karar: Yargıtay 2. Hd. 21.02.2005 T. 16676 E. 2398 K.).

Sonuç olarak, mirasın hükmen reddi davalarında TMK m. 606’da düzenlenen üç aylık ret süresi uygulanmaz. Zira bu davalarda mirasçının süresi içinde ret beyanında bulunup bulunmadığı değil, mirasbırakanın ölümü anında terekenin borca batık olup olmadığı araştırılır. Tereke ölüm tarihi itibarıyla borca batık ise mirasın reddedilmiş sayılması kanundan doğan bir sonuçtur ve bu sonucun tespiti için açılacak dava herhangi bir hak düşürücü süreye tabi değildir. Bu yönüyle mirasın hükmen reddi, mirasçıya sonradan tanınmış yeni bir ret hakkı değil; ölüm anındaki borca batıklık olgusunun mahkeme kararıyla belirlenmesini sağlayan tespit niteliğinde bir hukuki yoldur. Yargıtay’ın yerleşik uygulaması da bu doğrultuda olup, terekenin borca batıklığına dayalı hükmen ret davalarının süre sınırı olmaksızın her zaman açılabileceğini kabul etmektedir.