Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanmayan Kaçak Elektrik Kullanılmadığının Tespiti İle Tahakkuk Edilen Cezanın İptali Davası Dilekçe Örneği
Kaçak elektrik kullanım tespiti teknik bir konu olduğundan ötürü bazı zamanlar uygulamada hatalarla ve haksız eylemlerle karşılaşılabilir. Bu konuda yasa çok açık şekilde tüketici lehine, mahkeme kararlarında da bu yönde pek çok emsal mevcut emsal dilekçe aşağıdadır. Uygulamadan kaynaklı haksızlığa uğradığınız ve kaçak elektrik kullanmadığınız halde ceza ile karşı karşıya kaldığınız ya da usulüne uygun olmayan bir eylemden kaynaklı haksızlığa uğradığınızı düşünüyorsanız dava açmak için dilekçeyi inceleyin.
ANKARA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE
DAVACI: R ……………………………………Mamak/ ANKARA
VEKİLİ: Av. ALİ AKDAĞ - [15963-69238-88705] UETS
STRAZBURG CAD 5/10 Çankaya/ANKARA
DAVALI: B…………………………….. Çankaya / ANKARA
DAVAYA ESAS DEĞER: 6.025,43 TL
KONU: Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanmayan Kaçak Elektrik Kullanılmadığının Tespiti İle Tahakkuk Edilen Cezanın İptali Davası
AÇIKLAMALAR
Müvekkil eşiyle birlikte müşterek olarak sahibi olduğu, müvekkilin eşinin ailesinden kalan Ankara ………………………. Mahallesinde bulunan inşaat halinde olan köy evinin tadilatı için müvekkilin eşi, yevmiye usulü ile çalışan Suriye uyruklu işçilerle anlaşmıştır. Müvekkilin inşaat halindeki bu konutta hiçbir elektrik aboneliği bulunmamaktadır.
İşçiler bu konutta çalışırken kendi telefonlarını şarj etmek üzere iki bina arasında bulunan elektrik direğinden kaçak hat çekmişlerdir. (Müvekkil daha sonra bunu işçilerin beyanlarından öğrenmiştir.) Müvekkilin bu konuda bilgi ve görgüsü yoktur. Hatta inşaatın onarım ve tadilatıyla da ilgilenememektedir. İnşaat işçilerinin kaçak hat çekmesinin üzerine B…………………………….. A.Ş çalışan görevliler tarafından tespit tutanağı hazırlanmakla beraber okuma yazmayı sonradan öğrenen (bu sebeple okur yazarlığı az olan) ve tutanakta yazılanların anlam ve önemini idrak edemeyecek olan müvekkil R…………………..
Davalı çalışanları “bir şey olmaz imzala 100-150 TL miktarında ceza ödeyip kurtulacaksınız” şeklinde ifadelerle imzalatılmıştır. Bunun üzerine …………… tarihinde AP…………………barkod numaralı PTT zarfı ile 6.025,43 TL'lik para cezasının olduğu makbuz gönderilmiştir. PTT tarafından bu ceza makbuzu ……………… tarihinde köy muhtarlığına bırakılmıştır. Gerek müvekkilin içinde bulunduğu maddi imkânsızlıklar gerekse ceza miktarının ağırlığı sebebiyle müvekkil bu cezayı ödeyememiştir.
Bu konuda ne yapacağını bilemeyen müvekkil arabuluculuk kurumuna başvurmuş ancak buradan da sonuç alamamıştır. Kaçak elektrik kullanma haksız fiil olup, sonuçlarından haksız fiili işleyen kişi sorumludur. Müvekkil haksız fiil niteliğinde olan kaçak elektrik kullanımından dolayı sorumlu değildir. Sorumluluğun kendisine yüklenmesi de mümkün değildir.
Bu fiili işlerken kast unsurunun bulunması gerekirken mevcut olayda herhangi bir kastı da yoktur. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2007/10958 E. 2008/306 K.
Sayılı kararında özetle sorumluluğun ancak kullanana yüklenebileceği kullanmayanın sorumluluğundan bahsetmenin mümkün olmadığından bahsetmiştir.
Müvekkilin bu kullanımı yapan kimseleri denetleme görevi yoktur çünkü kendisi bu çalışanlardan sorumlu değildir. Eşi bu inşaatın tadilatı ile ilgili çalışanlarla anlaşmış, işçilerin de işleri elektriği kapsayan bir durumu gerektirmemektedir. Zaten çalışanlar bu eylemi telefonları şarj etmek gibi kendi menfaatlerini kapsamaktadır.
Müvekkili kapsayan bir fiilden bahsetmek mümkün değildir. Hâlihazırda çalışılması için anlaşılan Suriyeli mülteciler de bu olaydan sonra işi tamamlamadan bırakıp gitmişlerdir. Kısa sürelik bu iş için müvekkilin sorumluluğunda dahi olmayan bir fiilden ceza alması hakka hukuka ve hakkaniyete uygun değildir. Davalının yapmış olduğu usul ve işlemler usulsüzdür.
Bu konuda yasal düzenleme olan – Kaçak Elektrik Enerjisinin Tespiti ve Diğer Usul ve Esaslar Elektrik Enerjisi Düzenleme Kurulunun 21.03.2003 Tarihli ve 122 Sayılı Kurul Kararı Eki ile açıklanmıştır. Davalı tarafından bu usul ve esaslara uyulmayarak afaki olarak soyut ve subjektif yöntemlerle işlem ve hesaplama yapılmıştır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 18.10.2004 Tarih ve 2003/11388 E sayılı kararında kaçak elektrik kullanma ve bu davalara ilişkin olarak izlenmesi gereken yöntemin belirtildiği üzere,
“sayaçta delik olması” tek başına kaçak elektrik akımı kullanıldığı veya buna teşebbüs edildiğinin kanıtı olamaz.
Düzenlenen suç saptama tutanağında sayaca tüketimi engelleyici herhangi bir el atmadan söz edilmemesi, tutanak düzenleyicilerin kaçak kullanımın ne şekilde olduğu konusunda açıklayıcı anlatımlarının olmaması, bilirkişi tarafından belirlenen kurulu güç ile tüketim belgesindeki suç tarihi öncesindeki dönem harcamalarının birbiriyle uygunluk göstermesi ve arada fark bulunmaması karşısında, varsa sayaç tüketim ve tamir servis raporu da araştırılıp getirilmeden, sanığa yüklenen suçun işlendiğine dair kanıtların neler olduğu karar yerinde açıklanıp tartışılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiş, bu nedenle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespitine dair yönetmeliğin 13/2.F fıkrasında belirtildiği üzere; kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edilmesinde ilgili tüzel kişinin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesi esastır. Kaldı ki müvekkil sözleşme tarafı olan bir kimsede değildir. Elektrik enerjisi düzenleme kurumunun 21.03.2003 tarih ve 122 sayılı kurul kararı eki ile 'Kaçak ve usulsüz elektrik enerjisi kullanımı ile güvence bedellerinin hesaplanması ve güncelleştirilmesine ilişkin usul ve esaslar' belirlenmiş olup kararın 1. maddesinde tutanakta kaçak veya usulsüz elektrik enerjisi kullanım nedeni ve şekli açıkça belirtilir.
122 sayılı kurul kararı eki kararın düzenlemesine göre ise kaçak elektrik kullanım süresi: Bağlantı antlaşmasının ve perakende satış sözleşmesinin birinin veya her ikisinin de imzalanmamış olması halinde (müvekkil davacı ile böyle bir imzalanmış sözleşme yok) kaçak elektrik enerjisi kullanma süresi: doğru bulgu ve belgelere dayandırılması kaydıyla elektrik enerjisi kullanmaya başlanıldığı tarih ile kaçak tespitinin yapıldığı tarih arasındaki süredir. Doğru bulgu ve belgelerin bulunmaması halinde bu süre 90 gün alınır. Davalının işlemi usulsüzdür. Yönetmelik, elektrik enerjisi düzenleme kurul kararının ve Yargıtay'ın içtihadı da göz önüne alınmadan işlem yapılmıştır.
Bu nedenle bu tutanağa dayanılarak kaçak elektrik enerjisi kullanıldığı iddiası yersizdir. Düzenlenen tutanak ve yapılan tespit usulsüz ve geçersizdir.
Tanıklığına başvurulması gerekmektedir. Takdir mahkememizde olmakla birlikte bilirkişi deliline de başvurma talebimiz vardır. Yukarıda açıkladığımız sebeplerden ötürü bu davanın açılması zarureti hasıl olmuştur.
Hukuki Nedenler
TBK, TMK, HMK ve ilgili mevzuat
Subut Deliller
Tanıklar, Ceza makbuzu, Bilirkişi ve diğer deliller
Sonuç ve İstem
Yukarıda arz ve izah ettiğimiz üzere, müvekkilim açısından kaçak elektrik kullanımı söz konusu olmadığından haklı davamızın kabulüne, müvekkile yüklenilen para cezasının iptaline, mahkeme harç ve masraflarıyla ücreti vekaletin davalıya yüklenmesine karar verilmesine vekaleten saygılarımızla arz ve talep ederiz 23/03/2022
Ekler
- Arabulucu Formu
- Vekaletname sureti
- Ceza Makbuzu
- Yargıtay Kararı
Yargıtay Kaçak Elektrik Emsal Kararlar
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2017/1219 E. 2017/12514 K.
Mahkemesi: Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Yargıtay Kararı
Davacı; davalı kurum elemanlarının kaçak elektrik kullandığı gerekçesiyle aleyhine 25.705,20 TL ceza tahakkuk ettirdiklerini belirterek; kaçak elektrik kullanmadığının tespiti ile tahakkuk edilen cezanın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı; davacının abonesiz elektrik kullandığının tespit edildiğini, yapılan işlem ve tahakkuk edilen cezanın mevzuata uygun olduğunu savunarak; davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece; davacının 3 gün kaçak elektrik kullandığı kanaatine varılarak davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş; 14.05.2012 tarihli tutanağa istinaden tahakkuk ettirilen 25.705,20 TL bedelli kaçak elektrik faturasından dolayı davacının davalı kuruma 24.848,36 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; Dairemiz 16.06.2014 tarih, 2014/2059 Esas, 2014/9633 Karar sayılı ilamı ile “Dava, kaçak elektrik kullanımı nedeniyle tahakkuk ettirilen ceza bedelinden sorumlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin menfi tespit davasıdır. Somut olayda, 14.05.2012 tarihli tutanakla davacının abone olmadan elektrik kullandığı tespit edilmiştir. Tutanak tarihinde yürürlükte bulunan Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği'nin 13/a maddesi hükmü gereğince; dağıtım sistemine, sayaçlara, ölçü sistemine ya da tesisata müdahale edilerek, tüketimin doğru tespit edilmesini engellemek suretiyle, eksik veya hatalı ölçüm yapılması, hiç ölçülmeden veya yasal şekilde tesis edilmiş sayaçtan geçirilmeden mevzuata aykırı şekilde elektrik enerjisi tüketilmesi kaçak elektrik tüketimi olarak kabul edilmiştir. Bu bağlamda davacının, yasal şekilde tesis edilmiş sayaçtan geçirilmeden elektrik enerjisi kullanarak, yönetmeliğin 13. maddesi uyarınca kaçak elektrik kullandığı sabittir. Temyize konu uyuşmazlık; kaçak elektrik ceza bedelinin hesaplama yöntemine ilişkindir. Mahkemece bilgisine başvurulan elektrik bilirkişisi 22.04.2013 tarihli raporunda; davacının usulsüz elektrik kullandığını, davalı elektrik idaresinin öncelikle davacıya yükümlülüklerini yerine getirmesi için enerji kesme ihbarı bırakıp, 15 günlük süre vermesi gerektiğini, verilen süreye rağmen davacının yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde tutanak tutulup ceza verilmesi gerektiğini, buna göre davalı elektrik idaresinin yönetmelik hükümlerine aykırı davrandığını beyan etmiş, mahkemece davacının kaçak kullandığının kabul edilmesi halinde kaçak elektrik kullanım bedelinin 958,80 TL olacağını ifade etmiştir. Mahkemece, itirazlar doğrultusunda 3'lü bilirkişi heyetinden rapor alınmış; bu raporda, davacının kaçak elektrik kullandığı, elektrik idaresinin kaçak elektrik kullanım süresini tutanak tarihinden geriye doğru 90 gün olarak esas aldığı, oysa kaçak elektrik kullanılan sera ile aynı trafodan beslenen davacıya ait aboneli meskende 12.05.2012 günü sayaç okuması yapıldığı, bu okuma sonrası sayaçta kaçak kullanıma dair tutanak tutulmadığına göre mesken aboneliğinin aynı trafodan beslendiği düşünüldüğünde sayaç okumasının yapıldığı 12.05.2012 tarihine kadar herhangi bir kaçak kullanımının söz konusu olmadığı, bu sebeple 12.05.2012-14.05.2012 tarihleri arasında yalnızca 3 günlük kaçak tahakkuku yapılması gerektiği, buna göre abonenin kaçak tahakkuk bedelinin 856,84 TL olduğu rapor edilmiş, mahkemece bu rapor benimsenerek, hükme esas alınmıştır.
EPDK'nın 29.12.2005 tarih ve 622 Sayılı Kaçak ve Usulsüz Elektrik Enerjisi Kullanılması Durumunda Yapılacak İşlemlere İlişkin Usul ve Esaslar başlıklı kararının 1/B-b maddesine göre; kullanım yerine ait bağlantı anlaşması ve perakende satış sözleşmesinin veya her ikisinin de yapılmadığı yerler için kaçak elektrik enerjisi kullanımına ilişkin olarak yapılacak hesaplamada esas alınacak süre; doğru bulgu ve belgelere dayandırılması kaydıyla elektrik enerjisi kullanılmaya başlandığı tarih ile kaçak tespitinin yapıldığı tarih arasındaki süre olup, bu süre 12 ayı geçemez. Doğru bulgu ve belgelerin bulunmaması halinde bu süre 90 gün olarak esas alınır. Buna göre hükme esas alınan 3'lü bilirkişi heyetinin raporundaki hesaplama yönteminin Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğine uygun yapılmadığı açıktır. Hal böyle olunca mahkemece; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilerek, yürürlükte bulunan yönetmelik hükümleri gereğince kaçak kullanım miktarı ve bedelinin tespiti için öncelikle dosyanın önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak üç kişilik uzman bilirkişi kuruluna verilmesi, bilirkişi heyetinden denetime elverişli rapor alınması, ardından tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, anılan yön gözetilmeden, yetersiz bilirkişi raporları doğrultusunda yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı görülmüş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece; bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada davanın kısmen kabulü ile; davacıya 14/05/2012 tarih ve 1670 numaralı tutanak neticesinde kesilen 25.705,20 TL'lik kaçak elektrik faturası nedeniyle davacı tarafın davalı kuruma 24.138,49 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş hüküm süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, kaçak elektrik kullanılmadığının tespiti ile kaçak elektrik kullanımı nedeniyle tahakkuk ettirilen fatura bedelinden borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece; Dairemizin bozma kararına uyulmuştur.
Kural olarak bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için zorunluluk doğar.
Belirtilmelidir ki; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Y.İ.B.K.). Bu ilke kamu düzeni ile ilgili olup, Yargıtay'ca kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Hakimin değişmesi dahi açıklanan bu hukuki ilkeye etki yapamaz.
Somut olayda, mahkemece; bozma kararına uyulduğu halde gerekleri tam olarak yerine getirilmemiş, bozmaya uygun karar verilmemiştir. Şöyle ki;
Somut uyuşmazlıkta bozma ilamı sonrası dosyanın tevdi olunduğu üçlü uzman bilirkişi kurulu opsiyonel bir rapor tanzim etmiş; 1. opsiyon olarak kayıp bedeli dahil edilmeksizin 90 günlük kaçak kullanıma göre hesaplama yapmış ve kaçak tahakkuk bedelinin 23.805,12.-TL olduğunu bildirmiş, 2. opsiyon olarak ise doğru bulgu ve belgelere dayanarak hesaplama yapmış ve kaçak tahakkuk bedelinin 1.566,71 TL olması gerektiğini bildirmiştir. Mahkemece rapordaki 2. opsiyon hükme esas alınmıştır.
Mahkemece bozmaya uyulmakla gerçekleşen usule ilişkin kazanılmış hak nazara alınarak, hükmüne uyulan bozma gereklerinin yerine getirilmesi ve bozmadan sonra bilirkişi kurulunun 90 günlük kaçak kullanıma göre yaptığı hesaplama (1. opsiyon) benimsenmek suretiyle karar verilmesi gerekirken; doğru bulgu ve belgelere dayanarak yapılan hesaplama ile davacının 24.138,49 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Gelinen noktada; çözülmesi gereken bir diğer sorun; kayıp kaçak bedelinin kaçak tahakkuku hesaplamasında dikkate alınıp alınmayacağı noktasındadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.05.2014 tarih ve 2013/7-2454 Esas 2014/679 K. Sayılı kararı ve Dairemiz kararları ile Anayasanın Vergi ödevi Başlıklı 73. maddesindeki “… Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır…” şeklindeki düzenlemeye göre; kayıp-kaçak, sayaç okuma, dağıtım, perakende hizmet ve iletim bedeli uygulamasının EPDK Kararları ve tebliğleri çerçevesinde uygulama arz eden kanunlar ve ikincil mevzuat hükümleri çerçevesinde EPDK tarafından belirlenerek uygulandığı, bu tarihteki mevcut hukuki düzenlemenin EPDK'na sınırsız bir fiyatlandırma ve tarife unsuru belirleme hak ve yetkisi vermediği, özellikle kaçak (elektrik enerjisinin hırsızlanması) bedellerinin kurallara uyan abonelerden tahsili yoluna gitmenin hukuk devleti ve adalet düşünceleri ile bağdaşmadığı, bu faturalara yansıtılan diğer kalemlere ilişkin bedel miktarlarının şeffaflık ilkesi ile denetlenebilmesi ve hangi hizmetin karşılığında ne bedel ödendiğinin bilinmesininde şeffaf hukuk devletinin vazgeçilmez unsuru olduğu, EPDK kararları ile bu bedellerin mevcut mevzuat kapsamında tüketicilerden alınmasının hukuka uygun olmadığı kabul edilmiştir.
Ne var ki, uyuşmazlığın temyiz yolu ile Dairemize geldiği aşamada 17.06.2016 Tarih 29745 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren geçmişede etkili 6719 sayılı kanunun 21. maddesi ile 6446 Sayılı kanunun 17.
6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun ilgili maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları ile altıncı fıkrasının (a), (ç), (d) ve (f) bentleri değiştirilmiş ve aynı maddeye eklenen 10. bend ile; “Kurum tarafından gelir ve tarife düzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılan başvurularda ve açılan davalarda; tüketici hakem heyetleri ile mahkemelerin yetkisi, bu bedellerin, Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır.” hükmü getirilerek Tüketici Hakem Heyetlerinin ve Mahkemelerin bu konularda açılacak davalarda inceleme ve araştırma yetkileri geçmişe de etkili olarak sadece bu dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedellerinin Kurumun bu konulardaki düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlanmış, bu bedellerin alınmasında esas olan ilgili tarifelerin düzenlenmesinde EPDK'nın Kanundaki yetkileri genişletilerek yukarıda sözü edilen bedeller maliyet unsuru kapsamına dahil edilmiştir.
Yine, 6719 sayılı Kanun'un 26. maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'na eklenen Geçici madde 19; “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla öngörülen düzenlemeler yürürlüğe konuluncaya kadar, Kurul tarafından yürürlüğe konulan mevcut yönetmelik, tebliğ ve Kurul kararlarının bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” hükmünü, Geçici madde 20; “Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında 17 nci madde hükümleri uygulanır.” hükmünü içermektedir.
Karar tarihinden sonra yürürlüğe girmiş bulunan bu yasa değişiklikleri, yürürlük tarihi öncesi dönemde geçerli olan EPDK kararlarına dayanılarak alınmış olan ve dava konusu yapılan kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılan ve halen devam eden davalarda da geçmişe etkili olacak şekilde (bu yasa değişikliği öncesinde açılan ve halen görülmekte olan davalar da) uygulanması gereken hükümler içermektedir.
O halde mahkemece, 22.07.2015 tarihli raporu düzenleyen bilirkişi kurulundan 90 günlük süre esas alınarak yapılan hesaplamada, yargılama sırasında yürürlüğe giren 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 17., geçici 19. ile 20. maddelerinin etkisi de değerlendirilmek üzere ek rapor alınarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekmektedir.
Sonuç
Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün HUMK'nın 428. maddesi gereğince davalı taraf yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nın 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.