T.C. Yargıtay
2. Hukuk Dairesi
Esas No: 2025/6683
Karar No: 2025/11724

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I

İncelenen Kararın
Geliş Nedeni: Uyuşmazlığın Giderilmesi 5235 sayılı Kanun md. 35
İncelenen Kararın Mahkemesi: Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu
Karar Tarihi: 17.07.2025
Numarası: 2025/13 Esas, 2025/17 Karar
Başvurucu:
Başvuru Tarihi: 20.05.2025
Dava Türü: Uyuşmazlığın Giderilmesi 5235 sayılı Kanun md. 35

I. Başvuru

Başvurucunun, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlığına verdiği 20.05.2025 tarihli dilekçesinde özetle: Bölge Adliye Mahkemeleri Daire kararları arasındaki uyuşmazlığın konusunun, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) döneminde geçici hukuki koruma talep edildiğinde mahkemenin 6100 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesi anlamında geçici hukuki koruma talebi bakımından taleple bağlı olup olmadığı, aynı Kanun'un 33. üncü maddesi uyarınca geçici hukuki koruma talep edenin talebi ile bağlı olmaksızın hukuku re'sen uygulaması gerekip gerekmediğine ilişkin olduğunu, bu konuda öğretide farklı görüşler bulunduğu, birinci görüşün; bir para alacağını teminat altına almak isteyen talep sahibinin, ihtiyati haciz yerine ihtiyati tedbir talep etmesi hâlinde, hâkimin hukuku re'sen uygulayacağı ilkesinin burada da geçerli olduğu, ihtiyati haczin koşulları mevcut ise talep sahibi ihtiyati tedbir talep etmiş olsa bile hâkim tarafından ihtiyati haciz kararı verilebileceği; ikinci görüşün ise; tarafça ihtiyati tedbir talep edilmişse ihtiyati haciz kararı verilemeyeceği, hâkimin hukuku re'sen uygulayacağına dair kuralın ihtiyati haciz, ihtiyati tedbir ilişkisi bakımından uygulanamayacağı, tarafın ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz talep etmekte seçim hakkı bulunduğu, ihtiyati tedbir talebine rağmen ihtiyati haciz kararı verilemeyeceği yönünde olduğunu; üçüncü ve dördüncü görüşlerin de yukarıda bahsedilen ikinci görüşe yakın olduğunu; bu konuda bölge adliye mahkemelerince de farklı kararlar verildiğini, bu nedenle istinaf daireleri arasındaki farklı uygulamaların Yargıtayca giderilmesi gerektiğini, Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri kararları arasında uyuşmazlık bulunduğunu belirterek 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un (5235 sayılı Kanun) 35/3 hükmü uyarınca uyuşmazlığın giderilmesini talep etmiştir.

II. Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu Kararı

Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulunun 14.07.2025 tarihli ve 2025/13 Esas, 2025/17 Karar sayılı kararıyla; geçici hukuki koruma kurumları olan ihtiyati tedbir ve ihtiyati haczin birbirinden farklı olduğu, her ne kadar hukuki tavsif hakime ait ise de hukuk yargılamasında taleple bağlılık ilkesi gereği davacı tarafın açık bir şekilde ihtiyati tedbir talebinde bulunmasına rağmen talebin ihtiyati haciz olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haczin farklı hukuksal kavramlar olduğu, ihtiyati tedbirin ihtiyati haczi aştığı söylenemeyeceğine göre çoğun içinde az da vardır kuralının somut olayda uygulanması ve ihtiyati tedbirin koşullarının bulunmaması durumunda ihtiyati hacze karar verilmesinin mümkün olmadığı, bu itibarla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 05.10.2020 tarih 2020/1200 Esas 2020/1059 Karar sayılı dosyası ile Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nin 11.03.2020 tarih 2020/244 E., 2020/278 K. sayılı dosyalarından verilen kesin nitelikteki kararlar arasında uyuşmazlık bulunduğu, uyuşmazlığın giderilmesi ve içtihat birlikteliğinin sağlanması amacıyla 5235 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü uyarınca ilgili belgelerin eklenerek kararın bir örneğinin Yargıtay 2. Hukuk Dairesine gönderilmesine oy birliği ile karar verilmiştir.

III. Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine Konu Kararlar

A. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 05.10.2020 tarihli, 2020/1200 Esas, 2020/1059 Karar Sayılı Kararı

Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayılı kararı ile

"...Davacı gerek dava dilekçesinde, gerek ise istinaf dilekçesinde talebini 'ihtiyati tedbir' olarak açıklamıştır. Geçici hukuki koruma kurumları olan ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz birbirinden farklıdır."

Her ne kadar hukuki tasvif hakime ait ise de hukuk yargılamasında taleple bağlılık ilkesi gereği davacı tarafın açık şekilde ihtiyati tedbir talebinde bulunmasına rağmen talebin ihtiyati haciz olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz farklı hukuksal kavramlar olup, ihtiyati tedbirin ihtiyati hacizi aştığı söylenemeyeceğine göre çoğun içinde az da vardır kuralının somut olayda uygulanması ve ihtiyati tedbirin koşullarının bulunmaması durumunda ihtiyati hacze karar verilmesi mümkün değildir. Bu kapsamda davacının talebi ihtiyati tedbirdir. Davanın niteliği gereği ihtiyati tedbire konu edilemeyeceği açıktır.

Bu nedenle rehinle temin edilememiş ve vadesi gelmiş olduğu öne sürülen alacak için ihtiyati haciz talep edilmesi gerekirken, ihtiyati tedbir talep edilmesi ve mahkemenin bu talebi ihtiyati haciz olarak nitelendirmesi hatalı olmuştur..." gerekçesiyle, 6100 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesi uyarınca, hâkimin, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu, talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği, ihtiyati tedbir istenildiği durumlarda Mahkemenin bu talebi, ihtiyati haciz olarak karara bağlamasının, 6100 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesi uyarınca mümkün olmadığına karar verilmiştir.

B. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 11.03.2020 Tarih, 2020/244 Esas ve 2020/278 Karar Sayılı Kararı Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5.

Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayılı kararı ile "...Bu nedenle, bir para alacağının korunması için ihtiyati haciz yoluna başvurulabileceği de yukarıda belirtilen yasal düzenleme gereğidir. Davaca taraf her ne kadar isteminde ihtiyati tedbir ibaresi kullanmış ise de, davacının amacının para alacağını teminat altına almak olduğuna göre, HMK 33. maddesi gereğince "uygulanacak hukuk normunun resen hakimce tespit edilmesi ve uygulanması hakime aittir" ilkesi gereğince talep hakkında ihtiyati haciz hükümlerinin uygulanması ve bu hükümler çerçevesinde talebin değerlendirilmesi gereklidir. Ayrıca dava konusu alacak istemi olduğuna göre, HMK 389 maddesi gereğince ihtiyati tedbirin sadece "uyuşmazlık konusu hakkında" verilebilmesi karşısında talebin ihtiyati tedbir olarak kabul edilebilmesi mümkün değildir.

Dolayısıyla davacının talebinin ihtiyati haciz olarak ele alınmasının mümkün olduğu kanısına varılmıştır. Dava konusu olayda, talep eden tarafından sunulan belgeler ve dosya kapsamından ihtiyati haczin şartlarını düzenleyen İİK 257. maddesinde belirtildiği şekilde rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun bulunduğu kabul edilmelidir. İstinaf sebeplerine göre ihtiyati haczin teminatsız olarak verilmesine ilişkin açıkça itiraz ve istinaf olmadığı da nazara alınarak İlk Derece Mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırılık yoktur..." gerekçesiyle, 6100 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesine göre hâkimin Türk hukukunu re'sen uygulaması gerektiği ilkesinden hareketle davacının talep nedenini yani davanın dayandığı olayları bildirmesi üzerine geçici hukuki koruma talebi hakkında bu talebin hukuki niteliğini belirleme yetkisinin mahkemeye ait olduğu, talep sahibi ihtiyati tedbir talep etmiş olsa bile para alacağına ilişkin geçici hukuki koruma talep edildiğine göre mahkemece re’sen ihtiyati haciz kararı verilebileceğine karar verilmiştir.

IV. Değerlendirme

5235 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendi uyarınca, bölge adliye mahkemesi başkanlar kurulu, benzer olaylarda bölge adliye mahkemesi kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesini kendi görüşlerini de ekleyerek Yargıtaydan isteyebilir. Her ne kadar başvuru sahibi avukatın 20.05.2025 tarihli dilekçesinde, 6100 sayılı Kanun döneminde geçici hukuki koruma talep edildiğinde mahkemenin 6100 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesi hükmü anlamında geçici hukuki koruma açısından taleple bağlı olması gerektiği kanaati ile talep konusuna ait Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Daireleri tarafından kesin nitelikte verilmiş kararlar arasındaki farklılıklar nedeniyle, söz konusu uyuşmazlığın giderilmesi için 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 35 inci maddesi uyarınca söz konusu uyuşmazlığın giderilmesi talep edilmişse de aynı konu ile ilgili daha önceden karar verildiği ve 5235 sayılı Kanun hükmü gereği uyuşmazlığın giderildiği Dairemizce bu konu hakkında yapılacak başkaca bir işlem bulunmadığı anlaşıldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiştir.

V. Karar

  1. Yukarıda açıklanan nedenlerle talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
  2. Dosyanın Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kuruluna gönderilmesine,

23.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kasım Çetin, Seydi Kahveci, Sevil Kartal, Hatıran Alper, Necmi Apaydın

Karar Yorumu

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 20.05.2025 tarihli BAM kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi talebini reddetmesinin gerekçesi, bu konuda daha önce uyuşmazlığın giderilmesi kararı verilmesidir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Daireleri tarafından da, bu konuda daha önce karar verilmiş olduğundan uyuşmazlığın giderilmesi talepleri, daha önce karar verilmiş kararın “künyeleri” belirtilerek reddedilmektedir. Örneğin,

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi;

“… İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu tarafından aralarında görüş farklılığı bulunduğu tespit edilen muhtelif Bölge Adliye Mahkemesi kararları açıkça belirtilip eklenmediği anlaşılmakla birlikte daha önce aynı konuda verilen 2025/3259 E. sayılı uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin talepte ilke kararımız ortaya koyulduğundan yeniden aynı konuda karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.”

(Y. 3. HD. 22.12.2025, 5316/6292 sayılı Kararı)

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi;

“… Bu açıklamalara göre, bölge adliye mahkemesi başkanlar kurulu tarafından uyuşmazlığın giderilmesi istemi Yargıtay ilgili hukuk dairesine iletildikten sonra benzer nitelikteki davalar ve bölge adliye mahkemesi kararları için yeniden uyuşmazlığın giderilmesi yoluna başvurulmasında herhangi bir hukuki yarar bulunmamaktadır. Uyuşmazlığın giderilmesine konu somut olaylarda, davacı Güvence Hesabı zorunlu trafik sigortası bulunmayan araçların neden olduğu trafik kazalarında zarar gören üçüncü kişilere ödediği tazminatı Yönetmeliğin 16. maddesinde sayılan hallerde zarardan sorumlu olan gerçek kişi sürücü ya da işleten davalıya rücu etmekte olup görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi mi yoksa asliye ticaret mahkemesi mi olduğu yönünden çelişkinin giderilmesine dair talep Dairemize iletilmiş ise de, yine Güvence Hesabı’nın başvurusu üzerine Konya Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulunca aynı konuya ve aynı kararlara ilişkin talep Dairemize daha önce iletilmiş ve Dairemizin 16/09/2021 tarih ve 2021/17896 E-2021/4942 K. sayılı kararı ile “Güvence Hesabı tarafından ödediğinin rücuen tahsili için zarar sorumluları olan gerçek kişi malik ve sürücüye karşı açılan davalarda görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğuna, karardan bir suretin tüm Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlıklarına iletilmek üzere HSK Genel Sekreterliği’ne gönderilmesine” kesin olarak karar verilmiştir. Tüm bu hususlar karşısında, mevcut başvuru yönünden uyuşmazlığın giderilmesine yer olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.”

(Y. 4. HD. 25.01.2022, 2021/24573 E. - 2022/963 K.)

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi;

“… Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulunun 23.12.2024 tarihli ve 2024/20 Esas, 2024/20 Karar sayılı kararı ile yapılan uyuşmazlığın giderilmesi istemine dair başvuru üzerine, Dairemizin 16.06.2025 tarihli ve 2025/1242 Esas, 2025/5080 Karar sayılı kararı ile; telekonferans yöntemiyle gerçekleştirilen arabuluculuk sürecinde son tutanak tarihinin, imzaların tamamlandığı tarih olduğu yönünde uyuşmazlığın giderilmesine karar verilmiştir. Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular karşısında uyuşmazlığın giderilmesine yer olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.”

(Y. 9. HD. 26.11.2025, 8104/9165 sayılı Kararı)

“… Bu açıklamalara göre, bölge adliye mahkemesi başkanlar kurulu tarafından uyuşmazlığın giderilmesi istemi Yargıtay ilgili hukuk dairesine iletildikten sonra benzer nitelikteki davalar ve bölge adliye mahkemesi kararları için yeniden uyuşmazlığın giderilmesi yoluna başvurulmasında herhangi bir hukuki yarar bulunmamaktadır. İnceleme konusu uyuşmazlıkta, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu tarafından, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi ile 9. Hukuk Dairelerinin dava konusu fazla çalışma ve hafta tatili alacaklarının faiz başlangıcı konusunda kararları arasında çelişki bulunduğu belirtilerek çelişkinin giderilmesine dair talep Dairemize iletilmiş ise de Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulunca aynı konuya ilişkin talep Dairemize iletilmiş ve Dairemizin 21.03.2022 tarihli ve 2022/3222 Esas, 2022/3813 Karar sayılı kararı ile; “arabuluculuk faaliyeti sonunda arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği tarih itibarıyla temerrüdün gerçekleştiği, arabulucuya başvuran tarafça açılacak dava sonucunda hüküm altına alınan (kıdem tazminatı dışındaki) alacaklara arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren faiz uygulanabileceği” yönündeki Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 30.06.2021 T, 2020/1584 E., 2021/1855 K. sayılı kararı ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8.”

Hukuk Dairesinin 23.09.2021 T, 2019/2770 E., 2021/2065 K. sayılı kararları doğrultusunda giderilmesine,” karar verilmiştir. Başvuru konusu uyuşmazlık hakkında Dairemizce daha önce karar verilmiş olduğundan, aynı uyuşmazlık ile ilgili olarak yeniden bir karar verilmesi söz konusu değildir. Tüm bu hususlar karşısında, mevcut başvuru yönünden uyuşmazlığın yer olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.” (Y. 9. HD. 30.06.2025, 4533/5540 sayılı Kararı)

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi; “… 2. Dairemizin 01.07.2024 tarihli 2024/2008 E., 2024/5413 K. sayılı ilamı ile "... aynı yargı çevresinde yer alan ve Alanya ilçesi/ İzmir/ Muğla ili dışında bulunan diğer ilçe mahkemelerine görevsizlik kararı verilmesinin mümkün olmadığı yönündeki görüşün usul ekonomisiyle bağdaşmayacağı gerekçesiyle ticari dava olduğu düşünülen Alanya, İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi veya Muğla Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan bir davanın ticari dava olmadığı anlaşıldığında, usul ekonomisi de gözetilerek; mahkemece, ilgisine göre Alanya, İzmir veya Muğla Asliye Ticaret Mahkemesinin yargı çevresindeki başka bir bir mahkemeye görevsizlik kararı verilebileceğine, yukarıda anılan Bölge Adliye Mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine...." karar verilmiştir. 3. Bu itibarla aynı nitelikteki uyuşmazlık hakkında, yeniden uyuşmazlığın giderilmesine gerek olmadığına karar vermek gerekmiştir.” (Y. 11. HD. 25.09.2024, 4810/6744 sayılı Kararı)

Bölge Adliye Mahkemeleri’nin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden itibaren 5235 sayılı Kanunun m. 35/1-b.3 hükmü doğrultusunda, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi tarafından sonuçlandırılan ve tespit edebildiğimiz kadarı ile uyuşmazlığın giderilmesi kararları şu şekildedir: “… 5490 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca aile kütüğündeki din”