Boşanma kararının alınmasından sonra, boşanma davasının açılmasında iki yöntem uygulanabilir: Bunlardan ilki anlaşmalı olarak boşanma davası açmak; ikincisi ise anlaşmanın olmadığı ya da anlaşmalı boşanmanın şartlarının sağlanamadığı durumlarda başvurulan çekişmeli boşanma davası açmak. Anlaşmalı boşanma davası, aşağıdaki şartları sağlayan evlilikler söz konusu olduğunda tercih edilebilir:

  • paylaşılacak mal varlığının bulunmadığı,
  • müşterek çocuğun bulunmadığı yahut varsa çocukların velayeti konusunda tarafların anlaşabildiği,
  • boşanmanın gerçekleşmesinden sonra tarafların geçimi konusunda anlaşılan boşanmalarda anlaşma mümkün olabilmektedir.

Kanun, yukarıda saydığımız şartlara ilaveten, boşanma davasının açıldığı tarihte evliliğin en az bir yılı doldurmuş olmasını da aramaktadır. Avukat, görüşme sırasında temsil edeceği tarafın (müvekkilinin) haklarını koruma altına alabilecek en iyi seçimi yapmaya çalışır.

Bu yöntem bazen boşanmanın anlaşmalı olarak gerçekleştirilmesi olurken çoğu zaman çekişmeli boşanma davası açmak şeklinde ortaya çıkar. Özellikle eşten mal kaçırılması tehlikesinin bulunduğu durumlarda, anlaşmalı boşanma görüşmeleri ile vakit kaybetmeksizin çekişmeli boşanma davası açılması ve mal varlıkları üzerine tedbir konulması yerinde olacaktır. Eşten mal kaçırılması ihtimali bulunan durumlarda, anlaşmalı boşanma görüşmeleri ile zaman kaybetmeden, kaçırılma ihtimali bulunan mal varlıkları üzerine tedbir konulması için dava açılması gerekir.

Anlaşmalı boşanma davası nasıl açılır?

Anlaşmalı boşanma davası mahkemeye sunulacak boşanma dava dilekçesi ve boşanmanın mali sonuçlarına ilişkin boşanma protokolü verilen anlaşmanın hazırlanması ile açılır. Anlaşmalı boşanma davasının, diğer hemen hemen tüm davalar gibi, avukatsız olarak açılması ve yürütülmesi mümkündür. Avukatsız yürütülen işler, bir problem başgösterene kadar yolunda gider. Problem başgösterdiğinde ise, tasarruf edilen avukat ücretinden kat kat fazlası, işleri tekrar yoluna koymak için harcanmak zorunda kalınabilir.

Örneğin; taraflarca hazırlanan şu şekildeki bir protokol maddesi, tarafların iradesi dışında, Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü tarafından kanun yararına temyiz edilmiştir:

“müşterek oturduğumuz mahalde bulunan 3 dairenin 2 dairesi davalı adına olup 3. dairenin de müşterek çocuk için harcanmak üzere kirasının nafaka olarak alınacağı ve kira parasının müşterek çocuk için kullanılacaktır”

Bu şekilde bir madde nafaka miktarının anlaşılabilir olması ve infaz kabiliyetinin bulunmaması yönlerinden temyizden incelenmesi talep edilmiştir. 2. Hukuk Dairesi 2022/8207 E., 2022/7582 K. 03.10.2022

Yine avukatsız hazırlanan protokollerde birçok hata meydana gelebilmekte ve bu hatalar büyük maddi kayıplara yol açabilmektedir:

“Somut olayda, bölge adliye mahkemesince tarafların anlaşmalı boşanma davasının duruşmasındaki beyanlarına göre, mal rejimini tasfiye ettiklerinin kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre karar hatalı olmuştur. Şöyle ki; tarafların boşanma dava dosyasındaki imzalı beyanlarında ‘…katkı payı talebim yoktur…’ şeklinde olup ayrı bir anlaşmalı boşanma protokolü düzenlenmemiş, gerekçe ve hükümde de mal rejiminin tasfiyesine yönelik bir hüküm yoktur. Diğer yandan, feragatin somutlaştırılmış bir hak ile ilgili kayıtsız ve şartsız, herhangi bir kuşkuya yer vermeyecek biçimde açık olması gerekir.

Bu durumda, boşanma davasındaki duruşmada davacı erkeğin “..katkı payı talebim yoktur…” şeklindeki beyanı sadece katkı payı alacağına ilişkin olup artık değere katılma alacağı yönünden de feragat olarak kabul edilmesi mümkün değildir. O halde, bölge adliye mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir”

2. Hukuk Dairesi 2021/5553 E., 2022/931 K. 07.02.2022

Anlaşmalı boşanma protokolünde çocukla kişisel ilişki maddesi nasıl olabilir?

Şu şekildeki bir hüküm, boşanma protokolüne konabilir. Bu madde, velayet bırakılmayan ana-baba ile çocuk arasındaki kişisel ilişkiyi düzenleyecektir:

  • Müşterek çocuk ile anne arasında her ayın 1. ve 3. Cumartesi günü saat 12:00’den Pazar günü saat 12.00’ye kadar,
  • ilköğretime başladıktan sonra müşterek çocuk ile anne arasında her ayın 1. ve 3. Cumartesi günü saat 12.00’den Pazar günü saat 12.00’ye kadar,
  • okulların yarı yıl tatilinin ilk Pazartesi günü saat 10.00’dan ikinci Pazartesi günü saat 18.00’e kadar,
  • her Temmuz ayının onbeşinci günü saat 10.00’dan Ağustos ayının onbeşinci günü saat 18.00’e kadar,
  • anneler günü saat 12.00-15.00 arasında,
  • milli bayramlarda saat 12.00-15.00 arasında ve
  • çocuğun (tek haneli yıllarda) doğum günü saat 12.00-18.00 arasında,
  • dini bayramların birinci günü saat 15.00’den ikinci günü 15.00’ye kadar kişisel ilişki düzenlenecektir.

Yukarıda görüldüğü üzere, bu madde kişisel ilişki yönünden son derece yeterlidir.

Ancak bu maddenin tarafların ekonomik ve sosyal hayatına, yaşadıkları şehirlere-ülkelere, çalışma hayatlarına, çocuğun devam edeceği okulun şartlarına göre özelleştirilebilir. Bu maddeye, örneğin Milli Eğitim Bakanlığının kararıyla belirlenen Nisan ve Kasım aylarındaki ara tatillerinden birinde de kişisel ilişki kurulmasına yönelik bir madde eklenebilir.

Anlaşmalı boşanma protokolüne konabilecek mali yükümlülüklere ilişkin maddeler

Örnek olarak boşanma protokolüne “davalının çocuklarıyla birlikte ikamet ettiği evin aidat, doğalgaz, su, elektrik, digitürk, ev telefonu ve internet faturalarının davacı ve küçüklerin birlikte oturdukları süre içinde ve çocukların eğitimi bitinceye kadar davacı baba tarafından ödenecektir” şeklinde bir hüküm konulabilir. Bu tür maddeler, sözleşme serbestisi çerçevesinde değerlendirilir.

Hakim maddenin uygun olup olmadığını incelemez.

Mal paylaşımı anlaşmalı boşanmanın dışında bırakılabilir mi? Önce boşanma sağlanıp sonrasında mal paylaşımı davası açılabilir mi?

Mal varlığının paylaşılması, yani mal rejiminin tasfiyesi, boşanmanın fer’isi değildir.

Anlaşmalı boşanma davasının gerçekleşebilmesi için çocukların velayeti ile nafaka konularında anlaşılmış olması yeterlidir. Eşlerin evlilik birliği içinde edindikleri mal varlığının paylaşılması daha sonraya bırakılabilir:

“Kural olarak anlaşmalı boşanma davasında taraflar arasında akdedilmiş olan boşanma protokolünde yer alan mal rejimi hukukundan kaynaklanan anlaşma maddelerinin mahkeme kararında yer alması veya protokolün mahkemece onaylanması gerekir. Mal rejiminden kaynaklanan talepler boşanmanın ferilerinden olmadığından ayrıca dava konusu edilebilirler.”

Boşanma protokolüne mal varlığının paylaşılması ile ilgili de hüküm konulmuş, taraflar bu konuda anlaşmış ve hakim de bu protokolü onaylamışsa, sonrasında mal varlığıyla ilgili dava açılamaz:

“Somut olayda, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davaya konu 101 ada 33 parsel nedeniyle davacı erkek lehine 661.131,30 TL alacağa hükmedilmiş ise de, dosya kapsamında yer alan boşanma dava dosyası incelendiğinde, taraflar arasında imzalanan 17.06.2014 tarihli protokolde 33 parselde kayıtlı taşınmazın kadında kalacağının kararlaştırıldığı, protokolün 5. maddesinde tarafların birbirine katkı, katılma, eşya, mal davası açmayacaklarını kabul ettiklerinin düzenlendiği, mahkemece, bu protokolün onaylanmasına karar verildiği anlaşıldığına göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.”

2. Hukuk Dairesi 2021/8516 E., 2022/5828 K. 14.06.2022

Anlaşmalı boşanmanın bozulması durumunda ne olur?

Taraflar, anlaşma görüşmelerini yapıp şartlarda anlaştıktan sonra dilekçeler ve protokol hazırlanır, bunlar mahkemeye sunulur. Mahkemeden duruşma için gün alınır. Bu işlemlerin yapılması için geçen sürede, tarafların anlaşmalı boşanmaktan vazgeçmesi mümkündür. Böyle bir durumda dava, davayı açan tarafından geri çekilmezse çekişmeli boşanmaya döner:

“Taraflar Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesi uyarınca boşanmışlar, hüküm davacı kadın tarafından temyiz edilmiştir. Anlaşmalı boşanma yönünde oluşan karar kesinleşinceye kadar eşlerin bu yöndeki diğer bir ifadeyle gerek boşanmanın mali sonuçları, gerekse çocukların durumu hususunda kabul edilen düzenlemeleri kapsayan irade beyanından dönmesini engelleyici yasal bir hüküm bulunmamaktadır. Bu halde anlaşmalı boşanma davasının “Çekişmeli boşanma (TMK m. 166/1-2)” olarak görülmesi gerekir.”

2. Hukuk Dairesi 2022/760 E., 2022/1446 K. 16.02.2022

“Davacı-davalı erkek tarafından TMK 166/3. maddesine dayalı olarak açılan boşanma davasının ön inceleme duruşmasında, kadının anlaşmalı boşanmayı kabul etmemesi üzerine davacı-davalı erkek tarafından yargılamanın çekişmeli boşanma davası olarak görülmesi talep edilmiştir”

2. Hukuk Dairesi 2022/4815 E., 2022/6778 K. 05.07.2022

Yine karar verildikten sonra, kesinleşme süreci içinde dahi anlaşmalı boşanmaktan vazgeçilerek istinaf yoluna başvurulması mümkündür:

“Taraflar arasında görülen anlaşmalı boşanma davasının (TMK m.166/3) yapılan yargılaması sonucunda tarafların boşanmalarına ve boşanmanın ferilerine karar verilmiş, hüküm davalı erkek tarafından, gerekçeli karar tebliğinin usulsüzlüğü itirazı ile birlikte davanın çekişmeli boşanma davasına dönmesi istemiyle istinaf edilmiştir.”

2. Hukuk Dairesi 2022/4405 E., 2022/6722 K. 05.07.2022

Mahkeme bu durumda taraflara iddia ve savunmalarının dayanağı bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini içeren beyan ile iddia ve savunmanın dayanağı olarak ileri sürülen her bir vakıanın ispatını sağlayacak delillerini sunmak ve dilekçelerin karşılıklı verilmesini sağlamak üzere süre verir. Ön inceleme yapılarak tahkikata geçildikten sonra usulüne uygun şekilde gösterilen deliller toplanır. Gerçekleşecek sonuç uyarınca karar verir.

Çekişmeli açılan bir boşanma davası sonrasında anlaşmalıya dönebilir mi? Anlaşmalı olarak açılan boşanma davası çekişmeliye dönebileceği gibi, çekişmeli olarak açılan boşanma davası da her aşamada anlaşmalıya dönebilir. Örneğin aşağıda paylaşacağımız kararda görüldüğü üzere, çekişmeli olarak açılan boşanma davası reddedilmiş, davacı tarafından karar aleyhine istinaf yoluna başvurulmuş; istinaf talebi de reddedilmiş, davacı bunun üzerine temyiz yoluna başvurmuştur. Dosya Yargıtay'da iken taraflar anlaştıklarına dair dilekçe vermişler ve bu şekilde dosya anlaşmalı olarak tamamlanmıştır:

Davacı erkek tarafından açılan boşanma davasının yapılan yargılaması sonunda, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, davacı erkek tarafından kararın istinaf edilmesi üzerine bölge adliye mahkemesince, davacının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge adliye mahkemesince verilen karara karşı davacı erkek tarafından süresinde temyiz yoluna başvurulmuştur. Davacı erkek, temyiz talebinden sonra tarafların müştereken imzaladıkları anlaşmalı boşanma protokolünü dosyaya ibraz ederek, tarafların anlaşmalı boşanma protokolü şartları uyarınca boşanmalarına karar verilmesini talep etmiştir. Bu durumda, sunulan protokol gözetilerek bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.

2. Hukuk Dairesi 2022/3004 E., 2022/3668 K. 18.04.2022

Yabancı ülkede anlaşmalı boşananların Türkiye'de yapacakları işlemler

Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır (MÖHUK m. 50/1). Yabancı mahkeme ilâmının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilâmın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır.

Türk Milletlerarası Özel Hukukunda, yabancı mahkemelerin hukuk davalarına ilişkin olarak verdikleri ve o devletin kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların tenfizi ve tanınmasına ilişkin davalarda;

  • tenfiz dilekçesine,
  • yabancı mahkeme ilamının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya ilamı veren yargı organı tarafından onanmış örneği ve onanmış tercümesinin;
  • ilamın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesinin eklenmesi zorunludur.

Bu belgelerde eksiklik varsa yargılama sırasında tamamlanması mümkündür.

Anlaşmalı boşanma nasıl kesinleştirilir?

Tarafların duruşmaya çıkıp anlaşmalı boşanmayı kabul etmeleri ve üzerinde anlaştıkları protokolün mahkemece onaylanmasından sonra mahkeme yaklaşık 1 aylık süre içinde gerekçeli kararını hazırlar.

Bu süre mahkemeden mahkemeye, iş yoğunluğuna göre değişmektedir. Gerekçeli kararın hazırlanmasından sonra, karar taraflara tebliğe çıkarılır. Tebliğden itibaren 15 gün içinde karar aleyhine istinaf kanun yoluna başvurulmazsa karar kesinleşir. Mahkemeler gerekçeli kararları kendiliklerinden tebliğe çıkaramazlar.

Muhakkak tarafların talebinin olması gerekir. Bir örnek olayda, taraflar anlaşmalı olarak boşanmak üzere mahkemeye çıkmışlar, duruşmada boşanacaklarını söylemişler ve mahkeme tarafların boşanmasına karar vermiştir. Ancak daha sonra taraflar tekrar bir araya gelmişler ve birlikte yaşamaya devam etmişlerdir. Aradan 18 yıl geçtikten sonra, yeniden araları bozulmuş ve eşlerden biri, 18 yıl önce verilen kararı tebliğe çıkartarak boşanmalarının kesinleşmesini istemişse de Yargıtay, "18 yıl geçtikten sonra gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasını hakkın kötüye kullanılması" olarak değerlendirerek davayı reddetmiştir:

Boşanma davası 28/01/2003 tarihinde açılmış ve mahkemenin verdiği 10/04/2003 tarihli karar ile tarafların Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca tarafların anlaşmalı boşanmalarına karar verilmiştir. Davacı erkek, karar tarihinden on sekiz yıl sonra kararı tebliğe çıkarmış ve davalı kadın süreç içinde evlilik birliğinin devam ettiğinden bahisle, temyiz başvurusunda bulunmuştur. Anlaşmalı boşanma kararının on sekiz yıl gibi uzun bir süre geçtikten sonra tebliğe çıkarılması, Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralına aykırıdır ve "hakkın kötüye kullanılması" niteliğindedir.

Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinin ikinci fıkrasında belirtildiği gibi bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Gerçekleşen bu durum karşısında, boşanma iradesinin samimi olmadığı anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.

2. Hukuk Dairesi 2022/12 E., 2022/1882 K.

Bu olay tek değildir. Bir başka dosyada da 11 yıl aradan sonra tebliğe çıkarma işlemi yapıldığı görülmüştür:

Boşanma davası 16.08.2010 tarihinde açılmış ve mahkemenin verdiği 04.11.2010 tarihli karar ile tarafların Türk Medeni Kanunu'nun 166/3. maddesi uyarınca anlaşmalı boşanmalarına karar verilmiştir.

Davacı kadın kararı on bir yıl sonra tebliğe çıkarmış ve davalı erkek süresi içerisinde temyiz başvurusunda bulunmuştur. Taraflar temyiz ve temyize cevap dilekçelerinde, anlaşmalı boşanma hükmüne karşın, mahkeme kararından sonra bir araya gelerek evlilik birliğini sürdürdüklerini ifade etmişlerdir. Kararın on bir yıl gibi bir süre geçtikten sonra tebliğe çıkarılması, Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralına aykırıdır ve hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir.

Türk Medeni Kanunu’nun 2/2. maddesinde belirtildiği gibi bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Gerçekleşen bu durum karşısında, boşanma iradesinin samimi olmadığı anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.

2. Hukuk Dairesi 2022/234 E., 2022/1449 K. 16.02.2022

Anlaşmalı boşanmanın sağlanamadığı ya da yukarıda belirttiğimiz üzere müvekkilin haklarının korunması için gerektiği durumlarda çekişmeli boşanma davası açılır. Çekişmeli boşanma davasında boşanma davasında kusur sayılan davranışlar; çocuğun velayetinin hangi tarafa bırakılacağı, iştirak nafakası, yoksulluk nafakası, tedbir nafakası; eşlerin barınmasına yönelik tedbirler; eşlerin ruhsal ve fiziksel olarak korunmalarına yönelik tedbirler; evlilik içinde edinilen mal varlığının paylaşılması; düğün takıları (ziynet eşyaları) paylaşılması ve eşlerin birbirlerine karşı fiilleri nedeniyle açılabilecek ceza davaları gündeme gelir.