T.C. Yargıtay

Hukuk Genel Kurulu

Esas No: 2024/1-571

Karar No: 2025/582

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

Y A R G I T A Y İ L Â M I

İncelenen Kararın

Mahkemesi: Trabzon 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

Tarihi: 19.12.2023

Sayısı: 2023/337 E., 2023/376 K.

Özel Daire Kararı: Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 04.07.2023 tarihli ve 2023/2229 Esas, 2023/3925 Karar sayılı bozma kararı

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda dava tarihi itibarıyla bir yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğine değinilerek bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Hukuk Genel Kurulunca yapılan inceleme sonunda dava tarihi itibarıyla hak düşürücü sürenin geçmediği, bu nedenle davalı vekilinin işin esasına yönelik diğer temyiz itirazları ile ilgili inceleme yapılması için dosyanın Özel Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda davanın reddine karar verilmesi gerektiğine değinilerek hüküm bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. Dava

1. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin doğup büyüdüğü ve okuduğu İkisu Köyüne hizmet amacıyla 1990 yılında taşınmazı üzerine İlköğretim Okulu yaptırdığını ve eğitim hizmetine tahsis ettiğini, okulun 22 yıl hizmet verdikten sonra kapatıldığını, okul yaptırdığı taşınmazın geldi kaydının 398 sayılı parsel olduğunu, bilahare bu taşınmazı ikiye ifraz ederek üzerine okul yaptırdığı 1616 sayılı parseli (1.120 m2) ve 1615 sayılı parseli (10.340 m2-gittisi 9929,56 m2’lik 1675 sayılı parsel) İkisi Köyü Tüzel Kişiliğine bağışladığını, müvekkilinin bağış amacının taşınmazdan elde edilecek fındık geliri ile merkez cami ve okul giderlerini karşılamak olduğunu, bu hususun köy karar defterinde de yazılı olduğunu, ancak Trabzon ilinin 6360 sayılı Kanun ile büyükşehir olması neticesinde valiliğin 25.03.2014 tarihli ve 72 sayılı kararı ile dava konusu 1675 ve 1616 sayılı parsellerin davalı belediyeye devir ve tapuda tescil edildiğini, bu durumda davalı belediye tarafından merkez cami giderlerinin karşılanmasının mümkün olmadığını, ilköğretim okulunun da kapatıldığını, artık bağış şartlarının yerine getirilmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

2. Davacının yargılamanın devamı sırasında 11.01.2018 tarihinde ölümü üzerine tüm mirasçıları tarafından davayı takip eden vekile vekâletname verilmek suretiyle taraf teşkili sağlanmıştır.

II.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların 6360 sayılı Kanun kapsamında Trabzon Valiliği Devir Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonunun 30.05.2013 tarih ve 72 numaralı kararı ile müvekkiline devredildiğini ve Trabzon Valisinin 31.05.2013 tarihli oluru ile kesinleştiğini, idari işleme karşı süresi içinde idare mahkemesinde iptal davası açılabileceğini, bu nedenle öncelikle hem görev hem de zamanaşımı yönünden davanın reddi gerektiğini, öte yandan çekişmeli devrin Kanun gereği, kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun yapıldığını, kapanan köy ve beldelerin belediye sınırları içerisinde yer alması nedeniyle kamu hizmetlerinin müvekkili tarafından sağlanacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İlk Derece Mahkemesi Kararı

İlk Derece Mahkemesinin 22.12.2016 tarihli ve 2015/26 Esas, 2016/1807 Karar sayılı kararıyla; İkisu Köyü İhtiyar Heyetinin 12.03.2001 tarihli ve 18 sayılı (doğrusu 1 numaralı) kararı ile davacının taşınmazı ikiye ifraz edilerek birinci yarısı gelirinin merkez camisi giderlerinde, ikinci yarısı gelirinin okulun ihtiyaçlarında kullanılması şartıyla bağışlandığını kabul ettikleri, toplanan deliller ve dosya kapsamına göre davacının dava konusu taşınmazları şartlı bağışladığı, resmî senede sehven şartın yazılmadığı, ancak 12.03.2001 tarihli ve 18 sayılı (doğrusu 1 numaralı) karar ile köy tüzel kişiliğinin şartı kabul ettiği, tanık beyanlarına göre yıllarca şartın yerine getirildiği, ancak Trabzon ilinin Kanun gereğince büyükşehir olması neticesinde dava konusu taşınmazların davalı belediyeye devredildiği, okulun kapatıldığı ve atıl olarak durduğu, davacının devretme şartının davalı belediyeyi de bağlayacağı, belediyenin üçüncü kişi olarak kabul edilemeyeceği, taşınmazların davacının bağış amacına uygun kullanılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 465 ada 5 ve 6 parsel sayılı taşınmazların (eski 1616 ve 1675 sayılı parseller) tapu kayıtlarının iptaline ve davacı adına tesciline karar verilmiştir.

IV. İstinaf

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 21.03.2017 tarihli ve 2017/195 Esas, 2017/193 Karar sayılı kararıyla; akit tablolarında taşınmazların kayıtsız şartsız bağışlandığı yazılı olsa da davacının köy tüzel kişiliğine verdiği dilekçe, köy tüzel kişiliği tarafından alınan karar, 465 ada 5 sayılı parsel üzerine okul inşa edilerek bağışlanması ve tanık beyanlarına göre 465 ada 5 sayılı parselin okul olarak kullanılması, fındık gelirinin okula harcanması, 465 ada 6 sayılı parsel gelirinin yarısının okula yarısının da köy camisine harcanması şartıyla bağışlama yapıldığı, 6098 sayılı Kanun'un 297. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü sürenin araştırılması gerektiği, davacının okul olarak kullanmanın sona erdiğini ve taşınmazların davalıya devredildiğini öğrenme tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğinin iddia ve ispat edilemediği, taşınmazın okul olarak kullanılma ve gelirinin okula harcanma koşulunun artık yerine getirilmediği hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, fındık gelirlerinin köy camisi giderlerinde harcanma koşulunun da köy tüzel kişiliğinin kalkması ve büyükşehir belediye sınırlarına alınması ile işlevsiz hâle geldiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine oy çokluğu ile karar verilmiştir.

V. Bozma ve Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci

A. Birinci Bozma Kararı

  1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
  2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 19.11.2018 tarihli ve 2017/3391 Esas, 2018/14648 Karar sayılı kararıyla;

Somut olaya gelince; davacı dava dilekçesinde 1616 parsel (yenileme ile 465 ada 5 parsel) sayılı taşınmaz üzerindeki okulun 1990 yılında yapıldığını, 22 yıl hizmet verdikten sonra kapatıldığını bildirmiştir. Bu tarih 2012 yılına tekabül etmektedir. Dava tarihinin 16.01.2015 olduğu gözetildiğinde, davacının okulun kapatılmasını öğrendiği tarih ile dava tarihi arasında BK. nin 246. TBK. nin 297. maddesine göre bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği tartışmasızdır. Öte yandan, yine davacı dava dilekçesinde çekişme konusu taşınmazların ilçe belediyesine devredilmesi nedeniyle, köy camiinin giderlerinin karşılanmasının artık mümkün olmadığını ileri sürmüş ise de, il ve ilçe sınırlarının değiştirilmesi bir idari tasarruf olup, bunda davalının bir kusurunun bulunduğundan söz etme imkanı da yoktur.

Hal böyle olunca; davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir…" gerekçesiyle karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Birinci Direnme Kararı

İlk Derece Mahkemesinin 17.09.2020 tarihli ve 2019/542 Esas, 2020/528 Karar sayılı kararıyla; önceki gerekçe yanında, dava dilekçe içeriği gözetildiğinde dava konusu taşınmazın amaca uygun kullanılmayacağının anlaşılma tarihinin davalı adına tescil tarihi olduğu, 6360 sayılı Kanun kapsamında dava konusu taşınmazların tashihen davalı adına tescil işlemlerinden davacı tarafın