Anayasa Mahkemesi'nden E-Ticaret Sitelerinin Sorumluluğuna İlişkin Çığır Açan Karar

Anayasa Mahkemesi (AYM), 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (6) numaralı fıkrasının (d) bendinde yer alan “…ile 11 inci” ibaresini iptal etti. Bu karar, ayıplı mal nedeniyle tüketicilerin elektronik ticaret platformlarına (aracı hizmet sağlayıcılara) karşı doğrudan dava açabilmesinin önünü açmıştır. İptal kararı, Resmî Gazete'de yayımlanmasından itibaren 9 ay sonra yürürlüğe girecektir.

Kararın Arka Planı ve Yasal Dayanak

Bilindiği üzere, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, tüketici işlemlerini ve tüketicinin korunmasını düzenler. Kanun'un 48. maddesi, mesafeli sözleşmelere ilişkin özel hükümler içerir. Anılan maddenin (6) numaralı fıkrası, aracı hizmet sağlayıcının sorumluluğunu düzenlemekteydi. İptal edilen “…ile 11 inci” ibaresi, aracı hizmet sağlayıcıya karşı açılacak davalarda 11. maddede yer alan tüketici haklarına (ayıplı mal, ayıplı hizmet, tazminat vb.) dayanılamayacağı anlamına geliyordu. Başka bir deyişle, tüketici, ayıplı bir mal nedeniyle doğrudan satıcıya başvurabiliyor, ancak malı satın aldığı e-ticaret sitesine (aracı hizmet sağlayıcıya) karşı 11. maddedeki haklarını kullanamıyordu.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, önüne gelen bir davada bu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğunu ileri sürerek AYM'ye başvurdu. AYM, yaptığı incelemede, elektronik ticaretin küresel ticaret hacmi içindeki payının her geçen gün arttığını, tüketici işlemlerinin önemli bir kısmının elektronik ortamda yapıldığını ve bu ortamlarda tüketiciyi koruyucu mekanizmaların oluşturulmasının zorunlu olduğunu vurguladı.

İptal Kararının Gerekçesi

AYM, iptal kararında özetle şu gerekçelere yer verdi:

  • Tüketicinin korumasız kalması: İtiraz konusu kural, tüketicinin aracı hizmet sağlayıcıya karşı doğrudan dava açabilmesini her durumda ve şartta imkânsız hâle getirmektedir. Oysa aracı hizmet sağlayıcı, iktisadi ve ticari faaliyetlerin yapılmasında aktif rol oynadığı durumlarda dahi sorumlu tutulmamakta, bu da tüketicinin bazı hâllerde korumasız kalmasına neden olmaktadır.
  • Satıcıya ulaşılamaması: Özellikle tüketicilerin satıcı veya sağlayıcıya ulaşamadığı durumlarda tamamen korumasız kalması ve zararlarını tazmin edememesi gündeme gelebilecektir.
  • Aşırı külfet: Kural, tüketicilere aşırı bir külfet yüklemekte, aracı hizmet sağlayıcılar ile tüketicilerin mülkiyet hakkı arasında gözetilmesi gereken adil dengeyi tüketiciler aleyhine bozmaktadır.
  • Devletin pozitif yükümlülükleri: Devletin mülkiyet hakkına ve tüketicinin korunmasına ilişkin pozitif yükümlülükleri ile bağdaşmamaktadır.

Bu gerekçelerle AYM, söz konusu ibareyi Anayasa'nın 5. (Devletin temel amaç ve görevleri), 35. (Mülkiyet hakkı) ve 172. (Tüketicinin korunması) maddelerine aykırı bularak iptal etmiştir.

İptal Kararının Sonuçları

İptal kararı ile birlikte, ayıplı mal nedeniyle tüketiciler, aracı hizmet sağlayıcıya (e-ticaret sitesine) karşı da 6502 sayılı Kanun'un 11. maddesinde düzenlenen haklarını (malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi, ayıp oranında bedel indirimi, ücretsiz onarım, satıştan dönme ve tazminat) kullanabilecektir. Ancak bu hakların kullanılabilmesi için aracı hizmet sağlayıcının sorumluluğunun doğması gerekir. Aracı hizmet sağlayıcı, kural olarak, sadece aracılık faaliyeti nedeniyle sorumlu tutulamaz; ancak iktisadi ve ticari faaliyetin yapılmasında aktif rol oynadığı durumlarda sorumlu olacaktır.

Karar, 9 ay sonra yürürlüğe girecektir. Bu süre, yasama organının yeni bir düzenleme yapması için tanınmıştır. Ancak yeni bir düzenleme yapılmazsa, iptal edilen ibarenin yokluğunda, tüketiciler aracı hizmet sağlayıcılara karşı 11. maddedeki haklarını doğrudan kullanabilecektir.

Uygulamada Süreç Nasıl İşleyecek?

Tüketici, ayıplı bir mal satın aldığında öncelikle satıcıya başvurarak 11. maddedeki haklarını kullanabilir. Satıcıya ulaşılamaması veya satıcının sorumluluğunu yerine getirmemesi hâlinde, aracı hizmet sağlayıcıya (e-ticaret sitesine) karşı da talepte bulunabilecektir. Aracı hizmet sağlayıcı, kendisine başvurulması hâlinde, tüketicinin talebini yerine getirmekle yükümlü olacaktır. Aksi hâlde tüketici, tüketici hakem heyetine veya tüketici mahkemesine başvurabilecektir.

Tüketici hakem heyetleri, belirli parasal sınırlar dâhilindeki uyuşmazlıklarda görevlidir. Bu sınırlar her yıl güncellenmektedir. Parasal sınırın üzerindeki uyuşmazlıklarda ise tüketici mahkemeleri görevlidir. Tüketici mahkemeleri, tüketici işlemlerinden kaynaklanan davalara bakmakla görevlidir. Yetkili mahkeme ise genel olarak davalının yerleşim yeri mahkemesi veya sözleşmenin yapıldığı yer mahkemesidir. Ancak tüketicinin yerleşim yerinin de yetkili olduğuna dair özel düzenlemeler bulunmaktadır.

Sık Sorulan Sorular

  • AYM kararı ne zaman yürürlüğe girecek? Karar, Resmî Gazete'de yayımlandıktan 9 ay sonra yürürlüğe girecektir.
  • Karar yürürlüğe girdikten sonra e-ticaret siteleri her ayıplı maldan sorumlu mu olacak? Hayır. Aracı hizmet sağlayıcı, yalnızca iktisadi ve ticari faaliyetin yapılmasında aktif rol oynadığı durumlarda sorumlu tutulabilecektir. Aksi hâlde sorumluluk satıcıya aittir.
  • Tüketici, aracı hizmet sağlayıcıya başvurmadan önce satıcıya başvurmak zorunda mı? Kanunda öncelik sırası öngörülmemiştir. Tüketici, doğrudan aracı hizmet sağlayıcıya da başvurabilir. Ancak uygulamada öncelikle satıcıya başvurulması tavsiye edilir.
  • Aracı hizmet sağlayıcı, tüketicinin talebini yerine getirmezse ne olur? Tüketici, tüketici hakem heyetine veya tüketici mahkemesine başvurarak haklarını arayabilir.
  • Karar, sadece ayıplı mal için mi geçerli? Karar, 6502 sayılı Kanun'un 11. maddesinde düzenlenen tüm tüketici hakları için geçerlidir. Bu kapsamda ayıplı hizmet, cayma hakkı gibi konularda da aracı hizmet sağlayıcıya başvurulabilecektir.

Sonuç

Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı, e-ticaret sektöründe tüketicinin korunması açısından önemli bir dönüm noktasıdır. Karar, tüketicilerin elektronik ortamda yaptıkları alışverişlerde daha etkin korunmasını sağlayacak, aracı hizmet sağlayıcıların da sorumluluk bilinciyle hareket etmesine katkıda bulunacaktır. Kararın yürürlüğe girmesinden sonra, tüketicilerin aracı hizmet sağlayıcılara karşı başvuru yollarının artması beklenmektedir.