Boşanmalarda Dava Şartı Aile Arabuluculuğu
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Aile Bütünlüğünü Olumsuz Etkileyen Unsurlar ile Boşanma Olaylarının Araştırılması ve Aile Kurumunun Güçlendirilmesi için Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu’nun 2016 tarihli raporunda, “Boşanma Sürecinde ‘Sıfır Çatışma’ Hedefi” başlığı ile aile arabuluculuğuna atıfta bulunulmuştur. Bir bakıma aile arabuluculuğuna ilk kez referans verilmiştir.
Buna göre; “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi (İstanbul, 11.11.2011)”nin üçüncü maddesine aykırı olmamak kaydıyla, aile içi şiddet iddiası içermeyen boşanma davalarında, dava süreci ve sonrasında sıfır çatışma için velayet, çocukla kişisel ilişki ve görüş günleri, mal paylaşımı, tazminat ve nafakalar bakımından arabuluculuk sürecinin kullanılmasının faydalı olacağı değerlendirilmiştir. Aile arabuluculuğunun şiddet gibi kamu davası kapsamında olan bir meselede uygulanması mümkün değildir.
Şiddet, mağdur olan kişinin rızası olması halinde dahi savcılık tarafından kamu adına takip edilen suçlardan olup, şikâyete tabi olmadığından özellikle aile içi şiddette son zamanlarda hassasiyet gösterilmektedir. Nitekim, aile içi şiddete ilişkin suçlar bakımından belirlenen cezaların artırılması yönünde çalışmaların yakın zamanda uygulamaya koyulacağı ifade edilmiştir.
Diğer yandan, velayete ilişkin meselelerin hâkim tarafından uygun bulunmasına ilişkin yasal düzenlemeler karşısında aile arabuluculuğunun velayeti nasıl düzenleyeceği merak edilmektedir. Günümüzde bazı alanlarda zorunlu dava şartı olan arabuluculuğun, anlaşmalı boşanmalarda zorunlu dava şartı olması halinde velayet hâkim tarafından ne şekilde onaylanabilecektir?
Hal böyle iken, 2022 arabuluculuk ücret tarifesi yayınlandığında da aile arabuluculuğuna ilişkin ücretler belirlenmiştir. Ancak henüz kanun tasarısı komisyon aşamasında çalışılmaktadır. Bu nedenle en geç 2023 yılı içerisinde aile arabuluculuğunun uygulamaya geçmesi beklenmektedir. Aile arabuluculuğunun yanında eşlerin ortak soyad seçmesi ve ortak velayetin kanunen düzenlenmesi de kanun koyucular tarafından değerlendirilmektedir.
Buna göre, eşler kendi soyadlarından birini kullanmaya karar verebilecektir. Ayrıca ortak velayet sadece Yargıtay ve doktrin görüşü kapsamında uygulanmaktan çıkarılarak kanunen tanınan bir hak haline getirilecektir. Esasen, ortak soyad seçimi ile ortak velayet henüz öneri aşamasında olsa da, önümüzdeki yıllarda kanun tasarısı haline getirilmesi beklenmektedir.