1. VELAYET VE KİŞİSEL İLİŞKİ DAVALARI
Velayet davaları, boşanma davasından bağımsız olarak taraflar evli iken tedbiren, taraflar boşanmışlarsa daha sonrasında değişen şartlar dikkate alınarak, velayetin kaldırılması, değiştirilmesi, velayet sahibi öldü ise askıda kalan velayetin sağ kalana tevdi edilmesi şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Kişisel ilişki davaları ise velayet sahibi olmayan eş ile çocuk arasında kişisel ilişkinin kurulması veya bu ilişkinin yeniden düzenlenmesi biçiminde açılmaktadır.
Velayet davaları kamu düzeni ile ilgilidir. Taraflar delil sunabilecekleri gibi hâkim de re’sen delil toplayabilecektir.
A.
Araştırılması Gereken Hususlar ve Deliller
Velayet ve kişisel ilişki davalarında genel olarak deliller;
- Tanık,
- Boşanma yasal süreci dosyası,
- Daha önce aynı taraflar arasında verilen hükümler var ise yasal aşama dosyaları,
- Çocuk teslimine ilişkin icra dosyaları,
- Özellikle çocuğa karşı şiddet ya da cinsel istismar iddiaları ile ilgili ceza davaları var ise buna ilişkin dosyalar,
- Pedagog, psikolog ve sosyal faaliyet uzmanlarından alınacak bilirkişi raporları,
- Tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile ilgili zabıta araştırmaları, maaş ve gelire ilişkin resmi belgeler,
Şeklinde sayılabilir.
Araştırılması gereken hususlar ise aşağıdaki şekilde özetlenebilir.
- Bu davalarda aile yargı mercileri görevlidir. Aile yargı makamı olmayan yerlerde asliye hukuk yargı makamı “Aile Yargı Makamı” sıfatı ile söz konusu davalara bakmalı ve bu husus mutlaka zabıtlarda belirtilmelidir.
- Velayet davalarında yetki velayet sahibi olan ana ya da babanın yerleşim yeridir. Yeni HMK ile çekişmesiz yargı işlerinden sayılmakla bu yasal süreçler taraflardan birinin yerleşim yerinde açılabilir. Yetki kamu düzeni ile ilgili olmayıp kesin yetki de değildir.
- Taraf teşkili sağlanmadan esasa girilmemeli, tebligatlar usulüne uygun olarak yapılmalı, savunma hakkı kısıtlanmamalıdır.
- Delil listesindeki tüm deliller zamanında toplanmalı, yargılamayı uzatacak şekilde parça parça delil toplanmasından kaçınılmalıdır.
Gerekirse velayet konusunda kanaat oluşturacak araştırmalar yapılmalı ve re’sen deliller toplamalıdır.
- Davanın niteliği gereği pedagog, psikolog ve sosyal faaliyet uzmanlarından görüş alınmalıdır. Tarafların kabulü ya da taraflarca yapılmış anlaşmalar var ise bununla hâkimin bağlı olmadığı unutulmamalıdır.
- Velayetin kamu düzeni ile ilgili olmasının sonucu olarak boşanmaya ya da evlenmenin iptaline hüküm veren hâkimin aynı zamanda nüfus kayıtlarına göre tarafların çocuğu var ise bunların velayetini ve diğer eş ile kişisel ilişki kurulması hususlarını da düzenlemesi gerekir.
- Velayetin kamu düzeni ile ilgili olmasının başka bir sonucu da; hâkim velayeti taraflardan hiçbirisine vermeyerek, ikisinden de kaldırılmasına ve çocuğa vasi atanmak üzere sulh hukuk mahkemesine ihbarda bulunulmasına da hüküm verebilir.
- Velayet ve kişisel ilişki ile ilgili yargı mercii kararları teknik anlamda kesin hüküm oluşturmaz. Değişen şartlara göre her zaman yeniden düzenlenmesi istenilebilir. Mahkemece kesin hüküm nedeniyle ret hükmü verilmeyerek, taraflardan delilleri sorulmalı, deliller toplanmalı ve uzmanlardan görüş alınarak uygun bir hüküm verilmelidir.
Uygulamada Sıkça Hataya Düşülen ve Bozma Nedeni Yapılan Konular
Yapılan görüşmeler, paydaş analizleri, ilgili Yargıtay kararları, birlikte değerlendirildiğinde;
- Taraf teşkili sağlanmadan eksik hasımla yargılama yapılması,
- Gerektiği halde hâkimin velayet konusunda kanaat oluşturacak araştırma yapmaması ve re’sen delil toplamaması,
- Velayet ve kişisel ilişki ile ilgili yargı mercii kararları teknik anlamda kesin hüküm oluşturmadığından, mahkemece kesin hüküm nedeniyle ret hükmü verilmesi,
- Davaya aile yargı makamı olarak bakıldığının yazılmaması,
Bozma nedeni yapılmakta, hüküm sadece davaya aile yargı makamı sıfatı ile bakılmadı diye bozularak mahalline çevrilmekte ve yeniden duruşma açılıp aile yargı makamı sözcüğü eklenip hüküm verilmekte, tekrar tebligat ve Yargıtay aşamalarından geçmekte bu şekilde yargılama uzamaktadır.