Yasal itilaflarda hak kayıplarının önüne geçebilmek adına yasal süreçlerin titizlikle takip edilmesi gerekmektedir. Bu yazımızda konuyla ilgili bilmeniz gereken temel yasal esasları derledik.
Miras Bırakanın mirasçılarına sağlığında yaptığı bağış sonucu oluşturulan kayda karşı saklı payı zedeleme kastıyla yapıldığına ilişkin tenkis yasal süreci açılabilir. Muris muvazaası sebebiyle tapu iptal ve tescil yasal süreci açılamaz. Yargıtay HGK’ nın görüşü bu yöndedir.
“Davalının 3.
Şahıstan tapu memuru huzurunda iktisap ettiği ve fakat bedeli muris vasıtasıyla ödenen taşınmaz mal, murisin mülkiyetine geçmediğinden muris muvazaası sebebiyle iptali istenemez.”
T. C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 1992/1-586 K. 1992/782 T. 30.12.1992
• MURİS MUVAZAASI ( 1974 Günlü İçtihadı Birleştirme Kararının Uygulama Alanı )
• MUVAZAA ( Murisin Başkasından Aldığı Taşınmazı Oğulları Adına Tescil Ettirmesi )
• TAPU İPTALİ VE TESCİL ( Murisin Başkasından Aldığı Taşınmazı Oğulları Adına Tescil Ettirmesinin Muvazaa Olduğu İddiası )
818/m.18
743/m.507,603
ÖZET:1974 günlü içtihadı birleştirme kararının uygulanabilmesi için temliki tasarrufa konu yapılan taşınmazın murisin tapulu malı olması gerekir. Miras bırakanın 30 yıl önce parasını ödeyerek aldığı taşınmazın sicilini oğulları adına oluşturduğunun ileri sürülmesi halinde 1974 günlü kararın uygulanması mümkün değildir.
YASAL AŞAMA:Taraflar arasındaki "tapu iptali ve tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 14.6.1990 gün ve 1989/63 E., 1990/106 K.
Sayılı hüküm'ın incelenmesi davacılar avukati vasıtasıyla istenilmesi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2.7.1991 gün ve 1991/sayılı ilamıyla; (... Toplanan kanıtlar ve tüm dosya içeriğine göre, 1899 doğumlu olup, 1988 senesinde yaşamını yitiren murisin dört kızı ve beş oğlu olduğu yasal aşama konusu 6 parça taşınmazın satış bedeli ile temlik giderlerinin kendisi ödediği halde, tapuda doğrudan davalı beş oğlu üzerine işlem yaptırdığı, yasal aşama dışı başka taşınmazlarını dahi onlara aynı yolla aktardığı davalılardan üçünün o tarihte esasen kendi yanında barındırdığı, davalıların gerek bireysel gerekse birlikte satış bedelini ödeme güçlerinin bulunmadığı ve davacı kız çocuklarından mal kaçırma amacının güdüldüğü duraksamaya meydan bırakmıyacak biçimde kanıtlandığının kabulü gerekir.
Hal böyle olunca, davanın kabul edilmesi gerekirken, reddedilmesi doğru değildir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
HÜKÜM:Yasal Aşama, Borçlar Kanunu'nun 18. Maddesinden kaynaklanan muris muvazası hukuksal sebebine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Yerel Yargı Mercii ile Özel Daire arasındaki itilaf, miras bırakanın parasını vererek üçüncü şahıstan satın aldığı taşınmazlarla sicilini çocukları üzerine oluşturması durumuna 1.4.1974 gün 1/2 sayılı muris muvazasına ilişkin Yargıtay İnançları Birleştirme Kararı'nın uygulanmasının mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki; kural olarak Yargıtay İnançları Birleştirme Kararları konuları ile sınırlı, gerçekleri ile aydınlatıcı ve sonuçları ile bağlayıcıdır.
Yine ifade edilmelidir ki, en sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. 1974 günlü Yargıtay İnançları Birleştirme Kararı'nda "bir kimsenin mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla gerçekte bağışlamak isteği tapulu taşınmazı hakkında tapu sicil memuru önünde iradesini satış doğrultusunda açıklamış olduğunun gerçekleşmesi halinde, saklı pay sahibi olsun ya da olmasın, miras hakkı çiğnenen tüm mirasçıların görünürdeki satış sözleşmesinin danışlık ( muvazaalı ) olduğunu ve gizli bağış sözleşmesinin de biçim koşulundan yoksun bulunduğunu ileri sürerek yasal aşama açabilecekleri ve bu yasal aşama hakkının, geçerli sözleşmeler için söz konusu olan M. K. nun 507 ve 603. Maddelerinin sağladığı haklara etkili olmayacağı" hükme bağlanmıştır.
Görüleceği üzere butlan sonucunu doğurarak, murisin temliki tasarruflarının iptaline imkan tanıyan bu tevhidi içtihat kararının uygulanabilmesi için, temliki tasarrufa konu yapılan taşınmazın murisin tapulu malı olması, gerçekte bağışlamak istediği bu malı ile ilgili olarak, resmi memur huzurunda, iradesini satış doğrultusunda açıklaması icap eder.
Oysa somut olayda, miras bırakanın parasını ödeyerek üçüncü şahıstan 30 seneyi aşkın bir süre önce 1957'de aldığı taşınmazların sicilini davalı erkek evlatları oluşturduğu ileri sürülmüştür. Bu ileri sürüşe göre; tapudaki temlikte üçüncü şahıs durumundaki murisi yorum yoluyla taraf durumuna getirmek suretiyle 1.4.1974 günlü 1/2 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararı'nın uygulama yerinin bulunmadığının kabulü icap eder.
Bu itibarla mahkemece mevcut delillerin değerlendirilmesi suretiyle davanın reddine hüküm verilmesi doğrudur.
O halde usul ve Yasa'ya uygun bulunan direnme hükmü onanmalıdır.
SONUÇ:Davacılar avukatinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alınmış oluduğundan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 30.12.1992 gününde oyçokluğu ile hüküm verildi.
Yasal süreçlerin karmaşıklığı ve süre sınırları göz önüne alındığında, hak kaybı yaşamamak için alanında uzman bir avukattan profesyonel yasal yardım almanız önemle tavsiye edilir.