Soylu Aralık 25, 2025 Miras Hukuku
Vasiyetnamenin Tenfizi Davası
Son Güncellenme Tarihi: Ocak 1, 2026
Vasiyetnamenin tenfizi, miras bırakanın vasiyetinde belirlediği hükümlerin, talimatların ve arzuların yargı mercii hükmü ile resmi olarak yerine getirilmesi sürecini ifade etmektedir. Vasiyetnamenin tenfizi yasal süreci ise vasiyetnamenin açılıp itiraza uğramadığının veya yapılan itirazların sonuçsuz kaldığının tespitine yönelik bir yasal aşama türüdür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun istikrar kazanmış kararlarında belirtildiği üzere, vasiyetnamenin tenfizi davaları bir ayni hakkın tesisi için değil, yalnızca Sulh Hukuk Mahkemesince açılan vasiyetnamenin usulüne uygun şekilde açıldığı, gerekli tebliğ işlemlerinin tamamlandığı ve yasal sürelerin geçmesinden sonra herhangi bir itiraza uğramadığının veya iptalinin istenmediğinin kesinleştiğinin tespiti içindir. Bu tespit başlı başına ayni bir hakkın kazanılmasını sağlamaz, ancak vasiyet alacaklısının haklarını talep edebilmesi için gerekli yasal zemini oluşturur.
Vasiyet Alacaklısının Yasal Konumu
Vasiyet alacaklısı, miras bırakanın külli halefi değil cüzi halefidir. Bu önemli ayrım, vasiyet alacaklısının miras bırakanın ölümü ile birlikte doğrudan vasiyet konusu mal üzerinde mülkiyet hakkı kazanmadığı anlamına gelmektedir.
Vasiyet alacaklısının hakkı, Türk Medeni Kanunu’nun 600. Maddesi uyarınca kişisel bir talep hakkıdır.
TMK 600. Madde uyarınca“Vasiyet alacaklısı, vasiyeti yerine getirme görevlisi varsa ona; yoksa yasal veya atanmış mirasçılara karşı kişisel bir istem hakkına sahip olur. Bu alacak, tasarruftan aksi anlaşılmıyorsa vasiyet yükümlüsünün mirası kabul etmesi veya ret hakkının düşmesiyle muaccel olur.
Vasiyet alacaklısı, yükümlülüğünü yerine getirmeyen vasiyet yükümlüsüne karşı, vasiyet edilen malın teslimini veya hakkın devrini; vasiyet konusu bir davranış ise, bunun yerine getirilmemesinden doğan zararın giderilmesini yasal aşama edebilir.”
Bu düzenleme çerçevesinde vasiyet alacaklısı, kendisine vasiyet edilen mal veya hak üzerindeki mülkiyeti ancak vasiyetin yerine getirilmesi yoluyla ve tescil işlemi sonucunda kazanabilmektedir. Dolayısıyla vasiyet alacaklısı, vasiyetname ile doğrudan tapuya başvurarak tescil işlemi yaptıramaz.
Vasiyetnamenin Tenfizi Davası Açılabilmesinin Koşulları
Vasiyetnamenin tenfizi davasının açılabilmesi ve mahkemece kabulüne hüküm verilebilmesi için birtakım ön şartların yerine getirilmiş olması gerekmektedir. Bu şartlar hem usuli hem de maddi hukuka ilişkin unsurlardır.
İlk ve en temel koşul, geçerli bir vasiyetnamenin varlığıdır. Vasiyetname Türk Medeni Kanunu’nda öngörülen şekil şartlarına uygun olarak düzenlenmiş olmalı ve miras bırakan vasiyetnameyi düzenlerken tasarruf ehliyetine sahip bulunmalıdır.
Vasiyetnamenin yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama gibi irade sakatlıkları altında yapılmamış olması ve içeriğinin hukuka ve ahlaka aykırı olmaması gerekmektedir.
İkinci koşul, vasiyetnamenin usulüne uygun şekilde açılmış ve okunmuş olmasıdır. Türk Medeni Kanunu’nun 596. Maddesi uyarınca, vasiyetname miras bırakanın ölümünden sonra geçerli olup olmadığına bakılmaksızın derhal Sulh Hukuk mahkemesine teslim edilmelidir. Sulh Hukuk Hakimi vasiyetnameyi teslim tarihinden itibaren bir ay içinde açar ve ilgililere okur.
Bu aşamada bilinen mirasçılar ve diğer ilgililer vasiyetnamenin açılması sırasında hazır bulunmak üzere çağrılır.
Üçüncü koşul, vasiyetnamenin kesinleşmiş olmasıdır. Vasiyetnamenin açılıp okunmasından sonra itiraza uğramaması veya itiraz edilmişse vasiyetnamenin iptali yahut tenkisi davalarının sonuçlanmış ve kesinleşmiş olması gerekmektedir. Vasiyetnamenin açılma kararının kesinleşmesinden sonra bir yıllık hak düşürücü süre işlemeye başlar. Bu süre içinde iptal yasal süreci açılmamışsa veya açılmış olan iptal yasal süreci reddedilmişse vasiyetname kesinleşmiş kabul edilir.
Dördüncü koşul, vasiyetname konusunun terekede mevcut olmasıdır.
Yargıtay kararlarında açıkça belirtildiği üzere, miras bırakana miras olarak intikal etmeyen veya tasarrufuna geçmeyen taşınmazın vasiyeti yok hükmünde olup yerine getirilmesi de söz konusu olamaz. Vasiyetnamenin tenfizi yasal süreci açıldığında yargı mercii, yasal aşama konusu malın terekeye dahil olup olmadığını araştırmalı ve tescile engel bir yasal durumun bulunmaması halinde vasiyetnamenin tenfizine hüküm vermelidir.
Davanın Tarafları ve Husumet
Vasiyetnamenin tenfizi yasal süreci çekişmeli bir yasal aşama niteliğinde olup hasımsız açılamaz. Davada tarafların doğru şekilde belirlenmesi ve davanın usulüne uygun şekilde yöneltilmesi büyük önem taşımaktadır.
Davacı sıfatına sahip olan kişi vasiyet alacaklısıdır. Yalnızca vasiyetname ile kendisine belirli mal bırakılan kişi bu davayı açma hakkına sahiptir.
Vasiyet alacaklısının mirasbırakandan sonra ölmesi halinde, kendi mirasçıları tarafından aynı yasal aşama açılabilir. Vasiyet alacaklısı olmayan bir kimse tarafından açılan davada konunun esasına ilişkin bir hüküm verilemez ve yasal aşama husumet yokluğundan reddedilir.
Özellikle belirtilmelidir ki vasiyeti yerine getirme görevlisi vasiyetnamenin tenfizini talep edemez. Yargıtay kararlarında açıkça ifade edildiği üzere, vasiyetnamenin tenfizi yasal süreci vasiyet alacaklısı tarafından açılabilir. Vasiyeti yerine getirmekle yükümlü bulunan kişinin vasiyetnamenin tenfizini istemesi halinde davacının aktif yasal aşama ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle istemin reddi gerekir.
Davalı tarafta ise vasiyeti yerine getirme görevlisi atanmışsa öncelikle bu kişi yer almalıdır.
Türk Medeni Kanunu’nun 600. Maddesi uyarınca vasiyet alacaklısı, vasiyeti yerine getirme görevlisi varsa ona karşı yasal aşama açmalıdır. Vasiyeti yerine getirme görevlisi atanmamışsa yasal aşama, yasal ve atanmış mirasçıların tamamına karşı açılmalıdır. Mirasbırakanın tüm yasal ve atanmış mirasçılarının davaya dahil edilmemesi bozma sebebidir.
Yargı Mercii, davanın görülmesi sırasında mirasçılardan birinin eksik olduğunu tespit ederse taraf teşkilini sağlamalıdır.
Mirasçılardan birinin mirasbırakandan sonra ölmesi halinde onun mirasçıları davaya dahil edilir. Mirasçıların adres bilgilerine ulaşılamazsa yargı mercii davayı ilan yoluyla ilerletir ve böylece davada taraf teşkili usule uygun şekilde sağlanmış olur.
Görevli ve Yetkili Yargı Mercii
Vasiyetnamenin tenfizi davaları çekişmeli yargı işi niteliğinde olup çekişmesiz yargı kapsamında değildir. Bu nedenle görevli yargı mercii Sulh Hukuk Yargı Makamı değil Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yasal Aşama, vasiyetnamenin açılmasına ilişkin olmayıp vasiyetnamenin yerine getirilmesine yani tenfizine ilişkin olduğundan ve genellikle tapu iptali ve tescil talebini de içerdiğinden Asliye Hukuk Mahkemesinin görev alanına girmektedir.
Yetkili yargı mercii ise mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir.
Bu yetki kuralı kesin yetki niteliğinde olup taraflarca değiştirilemez. Davanın başka bir yerdeki yargı merciinde, örneğin taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılması davanın reddine neden olur. Böylece miras malları nerede bulunursa bulunsun, miras işlemlerinin tek elden yani aynı yargı mercii tarafından yürütülmesi sağlanmaktadır.
Vasiyetnamenin Açılması ve Önemi
Vasiyetnamenin tenfizi davasında en kritik aşamalardan biri vasiyetnamenin usulüne uygun şekilde açılmış olmasıdır. Vasiyetnamenin açılması, tenfiz davasının ön şartıdır ve bu işlem gerçekleşmeden vasiyetnamenin yerine getirilmesi talep edilemez.
Vasiyetnamenin açılması işlemi, mirasbırakanın son yerleşim yeri sulh hukuk yargı makamı tarafından gerçekleştirilir.
Vasiyetnameyi elinde bulunduran kişi, vasiyetnameyi geçerli olup olmadığına bakılmaksızın sulh hakimine teslim etmekle yükümlüdür. Sulh hakimi vasiyetnameyi teslimden itibaren bir ay içinde açar ve ilgililere okur. Bu aşamada bir tutanak düzenlenir ve tutanak hakim, katip ve hazır olan ilgililer tarafından imzalanır.
Vasiyetnamenin açılması anından itibaren önemli yasal süreler işlemeye başlar. İptal ve tenkis davalarının on yıllık süreleri ve vasiyetname ile atanmış mirasçının üç aylık reddi miras süresi vasiyetnamenin açılmasıyla birlikte işlemeye başlar.
Ayrıca vasiyetnamenin açılma kararının kesinleşmesinden sonra bir yıllık hak düşürücü süre içinde iptal yasal süreci açılabilir.
Vasiyetnamenin tenfizi yasal süreci açılırken, yargı mercii öncelikle yasal aşama konusu vasiyetnamenin açılıp açılmadığını araştırmalıdır. Vasiyetnamenin açılmasına ilişkin kararın kesinleşme tarihi şerhini içeren onaylı sureti ilgili mahkemeden getirtilmeli ve yasal aşama dosyası içine konulmalıdır. Vasiyetnamenin henüz açılmadığının anlaşılması halinde vasiyetnamenin tenfizi davasının reddedilmesi gerekir.
İptal ve Tenkis Davaları ile İlişki
Vasiyetnamenin tenfizi yasal süreci ile vasiyetnamenin iptali veya tenkisi davaları arasında yakın bir ilişki bulunmaktadır. Ancak bu yasal süreçler aynı yasal aşama dosyası içinde birlikte görülemez.
Vasiyetnamenin yerine getirilmesi için öncelikle vasiyetnamenin ayakta kalıp kalmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
Vasiyetnamenin iptali yasal süreci, Türk Medeni Kanunu’nun 557. Maddesinde sayılan sebeplerle açılabilir. Mirasbırakanın ehliyeti haiz olmaması, tasarrufun irade sakatlığı altında yapılmış olması, tasarrufun içeriğinin veya bağlandığı koşulların hukuka veya ahlaka aykırı olması ve nihayet tasarrufun kanunda öngörülen şekillere uyulmadan yapılmış olması iptal sebepleridir. İptal yasal süreci açma hakkı, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her halde vasiyetnamelerde açılma tarihinin üzerinden on yıl geçmekle düşer.
Vasiyetnamenin iptali yasal süreci açılması halinde, bu davanın sonucunda verilecek hüküm vasiyetnamenin yerine getirilmesine ilişkin davanın sonucunu doğrudan etkileyecek niteliktedir.
Bu nedenle bir yıllık iptal yasal süreci açma süresi geçmeden veya açılmış bir iptal yasal süreci varsa sonucu beklenmeden vasiyetnamenin tenfizine hüküm verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Yargı Mercii, böyle bir vaziyette iptal davasını bekletici mesele yapmalı ve onun sonucuna göre hüküm vermelidir.
Benzer şekilde tenkis yasal süreci da vasiyetnamenin tenfizi davasını etkilemektedir. Tenkis yasal süreci, saklı paylı mirasçıların mirasbırakanın tasarruf oranını aşan kazandırmalarının etkisizleştirilmesini talep ettikleri bir davadır. Saklı payları ihlal edilen mirasçılar, kendilerine vasiyetnamenin yerine getirilmesine ilişkin yasal aşama yöneltildiğinde Türk Medeni Kanunu’nun 571.
Maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca tenkis iddiasını defi yoluyla tasarruf ifa edilinceye kadar her zaman ileri sürebilirler. Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere, tenkis davasının vasiyetnamenin tenfizine ilişkin yasal aşama yönünden engel bir hali bulunmadığı kanaatine varılarak davanın kabulüne hüküm verilmesi hatalıdır. İptal veya tenkis davasının yargılaması sonucunda verilecek hüküm vasiyet alacaklılarının paylarını etkileyeceğinden bu davaların sonucunun beklenmeden hüküm verilmesi doğru görülmemektedir.
Vasiyetnamenin Tenfizi Davasında İleri Sürülebilecek Def’iler
Vasiyetnamenin tenfizi yasal süreci açıldığında davalılar çeşitli def’i ve itirazlar ileri sürebilirler. Bu def’i ve itirazlar davanın sonucunu doğrudan etkileyebilecek niteliktedir.
İptal defi, Türk Medeni Kanunu’nun 559.
Maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiş olup vasiyet alacaklısının kendisinden hak talep etmesi karşısında hak talep edilen kişi tarafından vasiyetnamenin hükümsüzlüğünün her zaman ileri sürülmesine imkan vermektedir. Kural olarak ölüme bağlı tasarrufun iptali davasını mirasçıların birlikte açma zorunluluğu bulunmamaktadır. Ölüme bağlı tasarrufun iptaline yönelik hüküm ancak davanın tarafları yönünden yasal etki gösterecektir. Dolayısıyla vasiyetnamenin iptali davasına taraf olmamış mirasçılardan vasiyetnamenin tenfizi istenebilecektir.
Tenkis defi de önemli bir savunma aracıdır.
Saklı payları ihlal edilen mirasçılar, kendilerine vasiyetnamenin yerine getirilmesine ilişkin yasal aşama yöneltildiğinde tenkis iddiasını defi yoluyla tasarruf ifa edilinceye kadar her zaman ileri sürebilirler. Bu defi ile mirasçılar, saklı paylarının korunmasını sağlayabilirler.
Zamanaşımı defi de vasiyetnamenin tenfizi davalarında ileri sürülebilecek def’ilerdendir. Vasiyet alacaklısının yasal aşama hakkı, Türk Medeni Kanunu’nun 602. Maddesi uyarınca ölüme bağlı kazandırmayı öğrenmesinin veya vasiyet borcu daha sonra muaccel olacaksa muaccel olma tarihinin üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
Bu on yıllık sürenin başlangıç anı ile ilgili farklı içtihatlar bulunmakla birlikte, vasiyetnamenin açılmasına ilişkin davanın kesinleşme tarihini esas alan yaklaşım vasiyet alacaklısının menfaatine kabul edilmektedir.
Vasiyetname konusunun terekede mevcut olmaması itirazı da önemli bir savunma nedenidir. Vasiyetnamenin tenfizi davasında davanın kabulüne hüküm verilebilmesi için vasiyetname konusunun terekeye dahil olduğunun belirlenmesi gerekmektedir. Yasal Aşama sonucunda verilecek hükmün infazda karışıklık yaratmayacak açıklıkta olması da şarttır. Mirasbırakanın yapmış olduğu kazandırma hukuken imkansız ise vasiyet alacaklısı açısından bir alacak hakkı doğmayacaktır.
Tapu Sicili Tüzüğü Kapsamında Uyuşmazlıksız Tescil İmkanı
Her vaziyette vasiyetnamenin tenfizi yasal süreci açılması mecburi değildir.
Tapu Sicili Tüzüğü’nün 20. Maddesi uyarınca, itilaf olmaması halinde vasiyet alacaklısına bazı imkanlar sunulmaktadır.
Söz konusu maddeye göre, istem yasal veya atanmış mirasçılar tarafından yapılıyorsa yetkili merciler tarafından verilmiş mirasçılık belgesi yeterlidir. İstem vasiyet alacaklısı tarafından yapılıyorsa taşınmazın tanımlandığı ve tescil hükmünü de içeren tenfiz hükmü veya hakim tarafından tescil için yazılan yazı ile birlikte tenfiz hükmü ve vasiyetnamenin onaylı bir örneği gereklidir. Vasiyet alacaklısı, yasal ve atanmış mirasçılar tarafından birlikte yapılıyorsa vasiyetnamenin açılıp okunduğuna dair hüküm ile birlikte vasiyetnamenin onaylı bir örneği ile ayni hakkın tescili mümkündür.
Bu düzenleme çerçevesinde vasiyet alacaklısı, yasal ve atanmış mirasçılar ile aralarında bir itilaf olmadığı takdirde yargı merciine gitmeden doğrudan tapu tescil işlemlerini yapabilecektir.
Ancak mirasçılar vasiyetnameye itiraz ediyorsa veya vasiyetnamenin yerine getirilmesini reddediyorsa vasiyet alacaklısının tek çaresi vasiyetnamenin tenfizi yasal süreci açmaktır.
Yargılama Süreci ve Mahkemenin Görevleri
Vasiyetnamenin tenfizi yasal süreci açıldığında yargı mercii belirli bir prosedürü takip etmelidir. İlk olarak vasiyetnamenin geçerliliğinin tespiti yapılır. Vasiyetnamenin açılmasına dair kararın ne zaman kesinleştiğini gösteren resmi belgenin ilgili mahkemeden temin edilerek yasal aşama dosyasına eklenmesi mecburidir. Vasiyetnamenin henüz açılmadığının anlaşılması halinde vasiyetnamenin tenfizi davasının reddedilmesi gerekir.
Tebliğ işlemleri ve sürelerin kontrolü de mahkemenin görevleri arasındadır.
Vasiyetnamenin açıldığı, tebliğ işlemlerinin Türk Medeni Kanunu’nun 596. Maddesi ve devamındaki maddelerde belirtilen şekilde yapıldığı, gerekli sürelerin dolmasının ardından herhangi bir itiraz almadığı ya da varsa itirazların sonuçsuz kaldığı tespit edilmelidir.
Mirasçıların bilgilendirilmesi ve katılımı da sağlanmalıdır. Tüm mirasçıların veya vasiyeti yerine getirme görevlisinin davanın tarafı yapılması ve gerektiğinde ilan yoluyla davanın duyurulması mecburidir. Yargı Mercii, eksik mirasçı tespit ederse adres araştırması yaparak onları da davaya dahil etmelidir.
Hak düşürücü süre ve iptal davalarının kontrolü yapılmalıdır.
Vasiyetnamenin iptali ya da tenkis davalarıyla ilgili olarak bir yıllık hak düşürücü sürenin geçip geçmediği, bu tür bir davanın açılmış olup olmadığı ve sonucunun ne olduğu dikkate alınmalıdır. Eğer iptal yasal süreci açılmışsa bu davanın sonucu vasiyetnamenin tenfizi davasını doğrudan etkileyeceğinden bekletici mesele yapılmalıdır.
Mahkemenin vereceği hüküm açık ve anlaşılır olmalıdır. Uygulamada çoğunlukla vasiyetnamenin tenfizi ile birlikte vasiyetin ifası da istenmektedir. Örneğin taşınmaz vasiyetinde vasiyetnamenin tenfizi ile birlikte tescil istemi de ileri sürülür.
Bu vaziyette hakim tarafından tapu iptali ve vasiyet alacaklısı adına tescile hüküm verilir. Hakim davayı kabul ederse tapu ile ilgili bilgileri, kimin hissesinin iptal edilip kimin adına tescile hüküm verildiğini gösteren açık ve anlaşılır bir hüküm kurmalıdır. Sadece vasiyetnamenin aynen tenfizine veya infazına hüküm verildiğine yönelik hüküm kurulması yeterli değildir.
Harç ve Yargılama Giderleri
Vasiyetnamenin tenfizi davaları nispi harca tabidir. Harçlar Kanunu’nun ilgili maddeleri uyarınca, yasal aşama açılırken yasal aşama konusu taşınmazın değeri üzerinden nispi peşin harcı yatırılmalıdır.
Yalnızca maktu başvuru harcı ile hüküm ve ilam harcı yatırılması yeterli olmayıp, davanın devamı süresinde eksik harç da tamamlanmalıdır.
Yargı Mercii, öncelikle davacıdan yasal aşama konusu taşınmazın değerini açıklatmalıdır. Bu konuda taraflar arasında ihtilaf çıkarsa taşınmazların kıymetini gerekirse keşif yaparak belirlemelidir. Ardından nispi peşin harcın ikmal edilmesi sağlanmalı ve deliller bu çerçevede değerlendirilerek sonucu dairesinde hüküm kurulmalıdır.
Yargılama giderleri kural olarak davada haksız çıkan yani aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilir. Davayı kazanan taraf davasını bir vekil vasıtası ile takip etmiş ise haksız çıkan taraf yargılama gideri olarak vekalet ücretine de mahkum edilir.
Ancak bu kuralın bazı istisnaları vardır.
Davanın açılmasına kendi hal ve davranışlarıyla yol açma vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında davacının talep sonucunu kabul etmiş davalı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilemez. Davada haklı çıkmış olan taraf gereksiz yere davanın uzamasına sebep olmuş veya gereksiz gider yapılmasına yol açma vermiş ise yargılama giderlerinin tamamını veya bir kısmını ödemeye mahkum edilebilir.
Mirasbırakanın İradesinin Korunması İlkesi
Vasiyetnamenin tenfizi davalarında hakim, mirasbırakanın iradesini ayakta tutacak bir yol izlemeli ve azami biçimde mirasbırakanın iradesini yerine getirilmelidir. Vasiyetin tenfizine imkan sağlayacak şekilde hüküm vermek mahkemenin görevidir.
Örneğin muris tarafından düzenlenen vasiyetname ile belirli bir taşınmazın farklı kişilere belirli metrekareler halinde vasiyet edildiği ancak taşınmazda sonradan yenileme çalışması yapıldığı ve parselin metrekaresinin değiştiği durumlarda, yargı mercii murasisin iradesine uygun olarak oranlama yapması suretiyle tescil hükmü vermelidir. Vasiyetnameye konu taşınmazın vasiyetname yapıldığı tarihte farklı bir alana sahip olması, sonradan yapılan kadastro veya yenileme çalışmaları sonucu alanının değişmesi tenfiz ve tescil yönünden engel teşkil etmemektedir.
Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere, yargı mercii vasiyetnameye konu taşınmaz yönünden murasisin iradesine uygun olarak lehine vasiyet edilenler adına payları oranında tescile hüküm vermelidir.
Taşınmazın tamamının yalnızca bir kişi adına tescil edilmesi murasisin iradesine aykırı olacağından bu tür hükümler bozma sebebidir.
Vasiyetnamenin Sonradan Değiştirilmesi ve Rücu
Mirasbırakan, Türk Medeni Kanunu’nun 542. Maddesinde düzenlenen yetkisi uyarınca vasiyetname için kanunda öngörülen şekillerden birine uymak suretiyle yeni bir vasiyetname yaparak önceki vasiyetnameden her zaman dönebilir. Aynı şekilde 543. Maddede düzenlendiği üzere mirasbırakan yok etmek suretiyle de vasiyetnameden dönebilir.
Yasanın 544.
Maddesinin birinci fıkrasına göre“mirasbırakan, önceki vasiyetnamesini ortadan kaldırmaksızın yeni bir vasiyetname yaparsa kuşkuya yer bırakmayacak surette önceki vasiyetnameyi tamamlamadıkça sonraki vasiyetname onun yerini alır.”İkinci fıkrada ise“belirli mal bırakma vasiyetinde vasiyetnamede aksi belirtilmedikçe mirasbırakanın sonradan o mal üzerinde bu vasiyetle bağdaşmayan başka bir tasarrufta bulunmasıyla ortadan kalkar”Hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm sadece muayyen mal vasiyetleri için geçerlidir ve mirasçı nasbına ilişkin vasiyetnamelerde uygulanmaz. Mirasbırakan vasiyette bulunduktan sonra vasiyetname ile bağdaşmayacak şekilde ölüme bağlı olmayan bir tasarrufla vasiyete konu olan şey üzerinde tasarrufta bulunursa bu davranışı ilk vasiyetten rücu anlamı taşır. Atanmış mirasçı vasiyetçinin mirasçısı olup terekenin aktifi pasifinden az ya da çok olsa da tasarruf geçerliliğini korur.
Vasiyetnamenin tenfizi davalarında yargı mercii, mirasbırakanın sonradan vasiyetname ile bağdaşmayan tasarruflarda bulunup bulunmadığını da araştırmalıdır. Böyle bir tasarruf tespit edilirse vasiyetnamenin o kısmının artık geçerli olmadığı kabul edilmelidir.
Kat Mülkiyeti ve Özel Durumlar
Vasiyete konu taşınmaz üzerinde henüz kat mülkiyetinin kurulmamış olması hâlinde mahkemenin yaklaşımı farklılaşmaktadır.
Yargıtay kararlarına göre, söz konusu taşınmaz mal üzerinde henüz kat mülkiyetinin kurulmamış olması Borçlar Kanununun ilgili maddesinde yer alan ve borcun sübutuna yol açan objektif imkansızlık olarak nitelendirilemez.
Bu vaziyette yargı mercii, vasiyetname ile yasal aşama konusu taşınmazın belirli bir katının davacıya bırakıldığının tespiti ile yetinmeli, tahsise ilişkin hüküm vermemelidir. Başka bir deyişle, kat mülkiyeti henüz kurulmadığı için o anda tescil mümkün olmasa bile vasiyetnamenin geçerliliği tespit edilmeli ve ileride kat mülkiyeti kurulduğunda tescil yapılabilmesi için yasal zemin oluşturulmalıdır.
Vasiyet Alacaklısının Hakkının Devri
Vasiyet alacaklısının kişisel talep hakkı, mirasçılarına geçebilir ve üçüncü bir kişiye de temlik edilebilir. Vasiyet alacaklısının mirasbırakandan sonra ölmesi halinde bu hak onun mirasçılarına geçer. Mirasçılar, miras bırakanlarının sahip olduğu vasiyet alacağını talep etme hakkını kullanabilirler.
Aynı şekilde vasiyet alacaklısı, sahip olduğu kişisel talep hakkını üçüncü bir kişiye devredebilir.
Bu vaziyette devir alan kişi, vasiyet alacaklısının yerine geçerek vasiyetnamenin tenfizi davasını açabilir veya devam eden davayı sürdürebilir.
Veraset İlamı ve Mirasçılık Belgesi İlişkisi
Ölen kişinin vasiyetinde yer alan kişiler, vasiyeti bırakan kişinin mirasçı olarak atadığı kişilerdir. Bu kişiler mahkemeden veraset ilamı alır ve veraset ilamı ile birlikte mirasçı oldukları kayıt altına alınır. Mirasçı sıfatına sahip olan bu kişiler vasiyetnamenin tenfizini talep edemezler çünkü onlar zaten külli halef sıfatıyla miras malları üzerinde hak sahibidirler.
Vasiyetname tenfizinin ancak vasiyet alacaklısı tarafından talebi mümkündür. Vasiyet alacaklısı davayı açtığında tüm mirasçılara karşı yasal aşama açmış kabul edilir.
Yani mirasın tüm yasal mirasçılarına ve atanmış mirasçılarına karşı yasal aşama açılmalıdır.
Vasiyet alacaklıları, kendilerine kalan mal üzerinde tasarrufta bulunmaları için kendilerine bırakılan miras üzerinden veraset ilamı almalarına gerek yoktur. Onların hakkı vasiyetnamenin tenfizi ile doğar ve yargı mercii hükmü ile tespit edilir.
Yargıtay İçtihatları Işığında Önemli İlkeler
Yargıtay kararları, vasiyetnamenin tenfizi davalarında uygulanacak ilkeleri belirleme konusunda büyük önem taşımaktadır. Kararlarda yer alan bazı temel ilkeler şunlardır:
Vasiyetnamenin tenfizi yasal süreci bir ayni hakkın tesisi için değil, yalnızca vasiyetnamenin açılıp itiraza uğramadığının veya itirazların sonuçsuz kaldığının tespiti içindir. Bu tespit başlı başına ayni bir hakkın geçirimini sağlamaz.
Kendisinebelirli bir mal vasiyet edilen kimsenin bu vasiyetiyerine getirmekle yükümlü olan varsa ona yoksa yasal ve seçilmiş mirasçılara karşı açacağı istihkak yasal süreci ile malın kendisine teslimini istemesi gerekir.
Muayyen mal vasiyeti ile lehine bir mal veya bir hak kazandırması yapılan kişi, vasiyetçinin ölümü ile o şey üzerinde ayni bir hakka sahip olmaz. Onun hakkı vasiyet edilen şeyin kendisine teslim edilmesi, devredilmesi konusunda vasiyeti ifa ile mükellef olanlara karşı bir talep hakkına sahip olmaktan ibarettir.
Vasiyet alacaklısı, mirasbırakanın cüzi halefi olduğu için vasiyet olunan mal üzerinde doğrudan hak kazanması mümkün değildir. Vasiyet alacaklısı kendisine vasiyet edilen şey üzerindeki mülkiyet hakkını ancak bu malın vasiyetin yerine getirilmesi yoluyla kendisi adına tescili sonucunda kazanır.
Vasiyetçiye mirasen intikal etmeyen veya tasarrufuna geçmeyen ya da geçmeyecek olan taşınmazın vasiyeti yok hükmünde olup yerine getirilmesi de söz konusu olamaz. Bu nedenle yargı mercii davaya konu taşınmazların terekeye dahil olup olmadığını araştırmalı ve tescile engel bir yasal durumun bulunmaması halinde vasiyetnamenin tenfizine dair hüküm kurmalıdır.
Muayyen mal vasiyetinin ifası, vasiyet edilen menkul malların vasiyet lehtarlarına teslimi veya hakkın bunlara devri, gayrimenkul malların da vasiyet lehtarları adına tescili ve zilyetliğin teslimi suretiyle olur.
Taşınırlar için teslim, taşınmazlar için tescil hükmü kurulmalıdır.
Vasiyetname muaccel hale gelince vasiyet lehtarı olan davacının taşınmazla ilgili talep edebileceği ayni hak değil tescili isteme hakkıdır. Bu bakımdan taşınmazla ilgili olarak mülkiyetinin davacıya aidiyetine şeklinde hüküm tesisi doğru değildir.
Aynı vasiyetname ile davalılar lehine mal bırakılmış olsa bile bunlar vasiyetnamenin kendileriyle ilgili bölümünün yerine getirilmesini istemedikçe vasiyetnamenin onlara ilişkin bölümüyle ilgili hüküm kurulamaz. Hakim iki taraftan birinin talebi olmaksızın resen bir davayı tetkik ve halledemez.
Vasiyetnamenin tenfizi yasal süreci vasiyet alacaklısı tarafından açılabilir. Vasiyeti yerine getirmekle yükümlü bulunan kişinin vasiyetnamenin tenfizini istemesi halinde davacının aktif yasal aşama ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle istemin reddi gerekir.
Davada vasiyeti yerine getirme görevlisi bulunmadığına göre davanın yasal veya atanmış mirasçılarına karşı yöneltilmesi gerekirken mahkemece mirasbırakanın yasal ve atanmış mirasçıları araştırılmadan husumet yönünden eksik inceleme ile hüküm verilmesi doğru görülmez.
Yasal Aşama konusu vasiyetname bir iptal davasına konu olmuşsa bu yasal aşama bekletici mesele yapılmalıdır.
Ancak iptal yasal süreci açılmamışsa bu tenfiz davasının reddine bir gerekçe yapılamaz.
Bu konuda daha fazla yardım veya danışmanlık için bizimleiletişime geçebilirsiniz.