Aile konutunda yaşayan eşlerden birinin tahliye taahhütnamesine imza atmaması ya da kira sözleşmesinin tarafı haline gelmemesi durumunda, tahliye süreci karmaşık hale gelebilir. Bu yazıda, bu tür durumlarda hukuki süreç nasıl işlemektedir?

Yargıtay'ın son içtihatları, tahliye taahhütnamesi düzenlenme tarihinin eşin kiracılık bildiriminin tebliğinden önceye yazılması halinde tahliye taahhütnamesinin geçerliliğini koruyacağını belirlemiştir.

Ancak, bazı ilk derece yargı mercileri ve bölge adliye yargı mercilerinin bu görüşü henüz uygulamaya koymadığı bilinmektedir.

Sonuç Olarak;

Tahliye taahhütnamesinde eşin imzasının olmaması tahliye taahhütnamesini tek başına geçersiz hale getirmez. Kiracının aile konutu itirazı da dinlenmeyecektir. Eğer kiraya veren tahliye taahhütnamesine dayalı olarak icra takibi başlatmış veya yasal aşama açmış ise bu tahliye taahhütnamesine göre tahliye hükmü verilecektir.

Kiraya veren yasal bir aşama başlatmadan önce; kira sözleşmesinin tarafı olmayan eş Türk Medeni Kanunu’nun 194’üncü veya Türk Borçlar Kanunu’nun 349’uncu maddelerine göre sözleşmenin tarafı haline geldiğine dair bildirimde bulunmuş ise; tahliye taahhütnamesine dayanılarak başlatılan icra takibinde veya davada “tahliye taahhütnamesinde her iki kiracının da imzasının olmadığı” şeklinde itirazda bulunulabilecektir.

Bu durumun yargı merciinde ispatlanması halinde, söz konusu tahliye taahhütnamesine dayanılarak tahliyeye hüküm verilemeyecektir.

Özetle; kiracının mecuru aile konutu olarak kullandığına dair itirazı ya da tahliye taahhütnamesinde eşin imzasının olup olmaması, eşin sonradan kira sözleşmesinin tarafı haline gelip gelmemiş olmasına ve söz konusu bildirimin kiraya veren tarafından yasal aşama başlatıldıktan önce mi yoksa sonra mı yapıldığına bağlıdır.