EYT, Sigorta Başlangıç Tarihi, Faaliyet Tespit Davası *2026

İçerik

Toggle
  • Sigortalılık Başlangıç Tarihi
    • Baba Yanında (Aile Şirketinde) Geçen Hizmet Sürelerinin Dikkate Alınmaması
    • Sigortalılık Başlangıç Tarihinin Tespitindeki Amaç ve Hukuki Yarar
    • Sigortalılık Başlangıcının Tespiti Davası Kime Karşı Açılır?
    • Mirasçıların Dava Hakkı
  • Dava Öncesi Kuruma Başvuru Şartı
  • Sigortalılık Başlangıç Tarihinin Tespiti Davasında Hak Düşürücü Süre
    • Hizmet Tespit Davasında Zamanaşımı İstisnaları
      • Sigorta Giriş Bildirgesinin Bulunmaması Halinde Hak Düşürücü Süre
      • Sonradan Sigorta Yapılması (Kuruma Geç Bildirim)
  • Sigortalılık Başlangıç Tarihinin İspatı
  • EYT ve Hizmet Tespiti Konusunda Sık Sorulan Sorular

Sigortalılık Başlangıç Tarihi

Sigortalılık başlangıç tarihi,EYTŞartlarından faydalanabilmek için önem taşımaktadır.

Sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti davası, kişinin sigortalı olarak ilk kez çalışmaya başladığı tarihin tespiti istemine dayanır.Bir günlük sigortalı görünmeTalebi olarak bilinen bu yasal aşama,Faaliyet tespitDavasının bir türüdür. Ancak yargılama usullerinde bir takım farklılıklar uygulanmaktadır.

Sigortalılığın başlangıcı, kişinin kurum kayıtlarına geçen ilkIşe giriş bildirgesiNdeki yazılı tarihtir.

Kurumlardan herhangi birine ilk defa sigortalı olunan tarih, sigortalılık süresinin başlama tarihidir.

(2829 sy Yasa m. 6)

İşe giriş bildirgesi ile sigortalının ilk kez çalışmaya başladığı güne ait hizmetin kuruma bildirilmesi farklı eylemlerdir. Sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti davası, işe giriş bildirgesinin kurum kayıtlarına girmiş olmasına rağmen, ilk kez çalışmaya başladığı tarihe ait hizmetin kuruma bildirilmemesinden doğar. Davanın açılabilmesi için,Işe giriş bildirgesiNin bulunması şarttır.

Aksi halde, yine bir günlükFaaliyet tespit davasıAçılabilir. Ancak bu yasal aşama kanunda öngörülen hak düşürücü süreye tabi olur.

Sigortalılığın başlangıç tarihi, sigortalılık süresini; dolayısıyla da, sigortalıya aylık bağlanması koşullarını doğrudan etkiler.

Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında dikkate alınacak sigortalılık süresinin başlangıcı; sigortalının, mülga 2/6/1949 günlü ve 5417 sayılı İhtiyarlık Sigortası Kanununa, mülga 4/2/1957 günlü ve 6900 sayılı Malûliyet, İhtiyarlık ve Ölüm Sigortaları Hakkında Kanuna, 17/7/1964 günlü ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa, 2/9/1971 günlü ve 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununa, 17/10/1983 günlü ve 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa, bu Kanunla mülga 17/10/1983 günlü ve 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa ve 8/6/1949 günlü ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20 nci maddesi kapsamındaki sandıklara veya bu Kanuna tâbi olarak malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olarak ilk defa kapsama girdiği tarih olarak kabul edilir.

(5510 sy Yasa m. 38)

Baba Yanında (Aile Şirketinde) Geçen Faaliyet Sürelerinin Dikkate Alınmaması

Bir çok kişi 18 yaşından önce çalışma yaşamına anne veya babaya ait aile şirketinde başlamaktadır. Ancak belli koşulları taşımadıkça bu faaliyet süreleri ve sigorta başlangıcı, SGK tarafından dikkate alınmamaktadır. Bu uygulama kanuni düzenleme değil, SGK genelgesine dayanan bir uygulamadır.
Sosyal Güvenlik Kurumunun 2013/11 sayılı Genelgesi’nin “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı kısmı şu şekildedir:

Ancak, baba veya anasına ait işyerinde çalışan mümeyyiz küçüklerin vasinin iştiraki ile yazılı olarak yapılmış ve hakim tarafından tasdik edilmiş bir faaliyet akdi mevcut olmadıkça sigortalı sayılmalarına imkan bulunmamaktadır…”

Sosyal Güvenlik Kurumu 2013/11 sy Genelgesi

Genelge, anne veya babaya ait aile şirketinde çalışan 18 yaşından küçüklerin, bu işyerinde geçen faaliyet sürelerinin dikkate alınabilmesi, küçüğe vasi atanması ve vasi katılımıyla yapılan iş sözleşmesinin de hakim tarafından onaylanmış olması şartına bağlamıştır.
Bu uygulamaya karşı, “fiili çalışmanın olup olmadığının araştırılması ve buna göre değerlendirme yapılması” gerektiğine ilişkin kamu denetçisi tavsiye kararları vardır.

Bu kararlara dayanılarak SGK işlemine karşı yasal aşama yoluna gidilebilir.

Sigortalılık Başlangıç Tarihinin Tespitindeki Amaç ve Yasal Yarar

Sigortalılık başlangıç tarihinin tespitindeki amaç, sigortalılık başlangıç tarihini, ilk işe giriş bildirgesindeki tarihe kadar geriye götürmektir. 25.08.1999 tarihinden önce yürürlükte olan 506 sayılı Yasa kapsamında yaşlılık ve malullük aylığının bağlanabilmesi için yasa prim gün sayısı yanında bir deSigortalılık süresiŞartı aramaktaydı. (5000 prim gün sayısı ve 25 yıl sigortalılık süresi gibi)EYT(emeklilikte yaşa takılanlar) düzenlemesi, ilk işe giriş tarihi8 Eylül 1999Tarihinden önce olanları kapsadığından, sigortalının,Yaşlılık veya malullük maaşıNın bağlanmasını sağlamak için bu davayı açmakta yasal yararı olacaktır.

Bu davada, bir günlük hizmetin tespiti mümkün olup, faaliyet tespit davası olarak bilinen, prim gün sayısının tamamlanması davası ile bazı bakımlardan farklılık arz eder.

Sigortalının, sigorta başlangıç tarihinin tespiti ile yaşlılık aylığı bağlanması talebini aynı davada ileri sürmesi mümkündür.

Sigortalılık Başlangıcının Tespiti Davası Kime Karşı Açılır?

01.01.2018 tarihinde yürülüğe giren7036 sy İş Mahkemeleri Kanunu Öncesinde faaliyet tespit davalarının, ilgili işveren ile SGK’ya birlikte yöneltilmesi gerekmekte idi. Ancak 7036 sy Kanun’un m.4/2 düzenlemesi ile faaliyet tespit davalarının işverene karşı açılması, SGK’ya ise ihbar edilmesi gerekliliği düzenlenmiştir. Bu davalarda SGKFeri müdahil Konumunda olacaktır.

Prim gün sayısının artırılmasına yarayanFaaliyet tespit davalarıIleSigortalılık başlangıcının tespiti davalarıArasında bazı farklılıklar bulunduğunu belirtmiştik. Bu farklardan birisi, davaların yöneltileceği davalı taraftır.

Yargıtay uygulamasına göre, sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti davalarında, 7036 sy Yasa öncesindeki düzenleme gibi, SGK feri müdahil değil, davalı olarak bulunmalıdır. Yargı kararları uyarınca, bu davalarda sadece SGK’nın davalı olarak gösterilmesi yeterli olup, işverene yöneltilmesi aranmamaktadır.

6552 Sayılı Kanun’un 11.09.2014 günü yürürlüğe giren 64. Maddesiyle 5521 Sayılı İş Yargı Mercileri Kanununun 7. Maddesine eklenen 4.

Fıkrada, faaliyet akdine tabi çalışmaları sebebiyle mecburi sigortalılık sürelerinin tespiti talebi ile işveren aleyhine açılan davalarda, davanın Kuruma resen ihbar edileceği, ihbar üzerine davaya davalı yanında feri müdahil olarak katılan Kurumun, yanında katıldığı taraf başvurmasa dahi yasa yoluna başvurabileceği belirtilmiştir. Eldeki yasal aşama, yasa koyucunun gerçekleştirdiği düzenlemede öngörülen 506 Sayılı Kanun’un 79/10 maddesine dayalı faaliyet akdine tabi çalışmaları sebebiyle mecburi sigortalılık tespiti niteliğinde olmayıp, davalı işveren yanında ilk çalıştığı sigortalı tarihin tespiti niteliğinde olduğundan ve bu tür itilaflarda işverenin taraf olarak yer almasının zorunluluğu da bulunmadığı için, 5521 Sayılı Kanun’un 7/4 maddesi kapsamı dışında kalan yasal aşama yönünden anılan değişikliğin uygulama olanağı bulunmamakta ve Sosyal Güvenlik Kurumunun taraf sıfatı feri müdahil değil davalı olmalıdır.

(Yargıtay 10. H. D.2017/3905 E, 2017/6978 K, 18.10.2017 T)

Mirasçıların Yasal Aşama Hakkı

Sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti davasını açma hakkı, başlangıç tarihinin düzeltilmesini talep eden sigortalıya aittir.

Ancak, sigortalının ölmüş olması hâlinde,Dul ve yetim aylığıNa hak kazanmada bazı mirasçılarının yasal yararı bulunacağından, buMirasçılarDa sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti davası açabilir.

Yasal Aşama Öncesi Kuruma Başvuru Şartı

7036 sy İş Yargı Mercileri Kanunu, Sosyal Güvenlik Kurumu’na karşı açılacak davalarda, yasal aşama açmadan önce kuruma başvuru zorunluluğu getirmiş, faaliyet tespit davalarını ise bu şartın dışında tutmuştur. Ancak, Yargıtay uygulamalarında, sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti davaları, faaliyet tespit davalarından ayrı tutulmakta; öncelikle kuruma başvuru zorunluluğu kabul edilmektedir.

Uygulamaya göre, davanın açılmasından önce SGK’ya sigorta başlangıç tarihinin tespiti talebiyle başvuru yapılmalıdır. Yasal Aşama, ancak kurumun başvuruyu reddetmesi üzerine açılabilir. SGK, başvuruya 60 gün içerisinde cevap vermezse, bu sürenin sonunda talep reddedilmiş sayılır.

Yargıtay HGK 2017/10-2695 E, 2020/587 K sy hükmünde, kuruma başvuru, tamamlanabilir yasal aşama şartı olarak değerlendirilmiştir.

Yasal Aşama, sigortalılığın tespiti istemine ilişkindir.

Davacı sigortalının yasal aşama açmadan önce Kuruma başvurusunun olmadığı ve mahkemece, başvurunun bulunmaması sebebiyle yasal aşama şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine hüküm verildiği anlaşılmaktadır. Kuruma başvuru şartının 6100 Sayılı Kanun’un 115/2. Maddesi kapsamında tamamlanabilir yasal aşama şartı olarak değerlendirilmesi gerekli iken kesin yasal aşama şartı olarak değerlendirilip davanın usulden reddine hüküm verilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece, davacı tarafa 6100 Sayılı Kanun’un 115/2.

Maddesi uyarınca 7036 Sayılı Kanun’un 4. Maddesindeki düzenleme gereği davaya konu istemi hakkında Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat etmesi ve bu müracaat hakkında anılan yasal düzenleme uyarınca Kurumun ret iradesini gösterir işlem veya eyleminin olduğunun belgelenmesi için kesin süreli ihtarat gönderilmeli, bu süre içerisinde yasal aşama şartı eksikliğinin tamamlanmaması hâlinde, yasal aşama, yasal aşama şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilmeli, Kuruma başvuru şartının tamamlanması hâlinde ise davanın esasına girilerek varılacak sonuca göre hüküm verilmelidir.

(Yargıtay HGK 2017/10-2695 E, 2020/587 K)

Bu hüküm uyarınca, davanın kuruma başvuru yapmadan açılması halinde yasal aşama reddedilmemeli, davacı sigortalıya, başvuru şartını yerine getirmesi için süre verilmedir. Bu süre içerisinde başvuru şartı tamamlanırsa davaya devam edilmeli; başvuru şartı tamamlanmazsa, yasal aşama usulden reddedilmelidir.

Sigortalılık Başlangıç Tarihinin Tespiti Davasında Hak Düşürücü Süre

Kanunda, faaliyet tespit davası için, faaliyet süresinin bitiminden itibaren 5 yılık hak düşürücü süre öngörülmüş olmasına karşın, sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti davası için böyle bir süre öngörülmemiştir.Hak düşürücü süre, bildirimsiz çalışmalar için işleyecektir. Ancak sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti, zaten bir bildirime dayalı olarak açılacağından, bu davalar için hak düşürücü süre söz konusu olmayacaktır.

Yani, sigortaya işe giriş bildirimi yapılmış olması şartıyla, bu yasal aşama her zaman açılabilir.

Faaliyet Tespit Davasında Zamanaşımı İstisnaları

Sigorta Giriş Bildirgesinin Bulunmaması Halinde Hak Düşürücü Süre

Yukarıda açıkladığımız gibi; kural, sigorta giriş bildirgesinin kuruma verilmiş olması halindeHak düşürücü süreNin işlemeyeceğidir. Bununla birlikte Yargıtay uygulamasında, aylık sigorta primleri bildirgesi, dört aylık sigorta primleri bordrosu, sigortalı hesap fişi gibi belgeler de giriş bildirgesi hükmünde sayılmaktadır. Yani işveren, işe giriş bildirgesi vermemiş olmakla birlikte, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde sayılan bu belgelerden birisini kuruma vermişse, yine hak düşürücü süreden söz edilemeyecek veFaaliyet tespit davasıAçılabilecektir.

İşverenin, ilgili yönetmelikte sayılan belgelerden birisini vermemiş olmasına rağmen, sigortasız çalıştırma birMüfettiş raporuIle tespit edilmişse, bu tespit de bildirim hükmünde olup, hak düşürücü süreyi ortadan kaldırır.

Sonradan Sigorta Yapılması (Kuruma Geç Bildirim)

Yargıtay uygulamalarında, hak düşürücü süreyi ortadan kaldıran son vaziyet ise,Blok çalışmaHalinde kuruma geç bildirim yapılmasıdır. Aksine Yargıtay kararları bulunmakla birlikte, Yargıtay HGK 2017/2177 E, 2019/836 K sy hükmünde, işçinin işveren nezdinde daha önce çalışmaya başlayıp, kesintisiz çalışmasının sürdüğü daha geç bir dönemde sigortasının yapılmış olması halinde,Faaliyet tespit davası için hak düşürücü süreNin işlemeyeceğini kabul etmiştir.

Bu hüküm, belli bir süre çalıştıktan sonra sigorta girişi yapılmış olan kişilerin de, çalışmanın kesintisiz olması halinde, her zaman faaliyet tespit davası açmasına olanak tanımaktadır.

Taraflar arasındaki itilaf, davacının faaliyet tespitine yönelik talebinin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı ve çalışma olgusunun yöntemince araştırılıp araştırılmadığı noktasında toplanmaktadır.

Somut olayda, davacının adına bir kısım çalışmaları Kuruma bildirdiğinden artık hak düşürücü süre işlemeyecektir.Ayrıca çalışma kesintisiz ise, bildirim yapılan tarihten önceki dönem yönünden de hak düşürücü süre oluşmayacaktır.

Davacı vekili; müvekkilinin davalı işyerinde 01.10.1999 ile 31.12.2002 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığını, işveren tarafından çalışmalarının Kuruma bildirilmediğini ileri sürerek müvekkilinin Kuruma bildirilmeyen 01.10.1999 – 22.07.2002 tarihleri arasında hizmetinin tespitini talep etmiştir…

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen itilaf; somur olayda davacının 01.10.1999 – 22.07.2002 tarihleri arasındaki hizmetlerinin tespiti bakımından 23.07.2002 – 31.12.2002 tarihleri arasındaki bildirimlerinin hak düşürücü sürenin gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır…

Yukarıda bilgiler ışığında değerlendirildiğinde, davacının 23.07.2002 – 31.12.2002 tarihleri arasında davalı işyerinden bildirimlerinin yapıldığı, ihtilaflı dönem olan 01.10.1999 – 22.07.2002 tarihleri arasında bildirim bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacının 23.07.2002 – 31.12.2002 tarihleri arasındaki çalışmalarının bildirilmesi nedeniyle, birleşen blok çalışmalarının bulunması halinde 506 sayılı Yasa 79. Maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin dolduğundan söz etmek mümkün değildir…”

(Yargıtay HGK 2017/2177 E, 2019 / 836 K)
Sigortalılık Başlangıç Tarihi ve Bir Günlük Faaliyet Tespit Davası

Sigortalılık Başlangıç Tarihinin İspatı

Sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti davası, kamu düzenine ilişkin bir davadır. Bu nedenle resen araştırma ilkesi uygulanır.

Davada kanıtlanması gereken şey, çalışmanın varlığıdır. Sigortalının çalışmasının varlığı, fiili bir vaziyet olup, her türlü delille ispatlanabilir. İşyeri kayıt ve belgeleri, müfettiş raporları, ücret bordroları, aynı dönemde sigortalı ile birlikte çalışanların tanıklığı, bunların bulunmaması halinde komşu işyerlerinin tespiti ile burada aynı dönemde çalışmış olanlarının tanıklığı, bu davada kanıt olarak değerlendirilir.

Eldeki yasal aşama, davacının 15.02.1985 yılında 19814 sicil sayılı işyerinde çalıştığından bahisle sigortalılık başlangıç istemine ilişkin olmakla dosya kapsamında hizmetin varlığına dayanak olarak alınan tanık beyanlarının davacının babasına, amcasına ve kuzenine ait olduğu saptanmış olup başkaca tanık beyanlarına başvurulması gerektiği esastır. Bu bağlamda Mahkemece yapılması gereken iş, yasal aşama dışı 19814 sicilli işyerine komşu işyerleri tespit edilerek, talep döneminde komşu işyeri bordro tanıklarının davacının yasal aşama dışı işyerinde işaret edilen dönemde çalışıp çalışmadığı hususunda tereddüte mahal vermeyecek şekilde beyanları alınmalı, kendiliğinden araştırma ilkesi benimsenmeli, sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için faaliyet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır.

(Yargıtay 10.

H. D. 2020/3038 E, 2020/6571 K, 16.11.2020 T)

Yasal Aşama, faaliyet tespiti istemine ilişkindir. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte, 506 Sayılı Kanun’un 79. Maddesinde belirtilen ve sigortalının çalışma gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bildirgeleri ile dört aylık dönem bordroları gibi Kuruma verilmesi mecburi belgelerdir.

Yöntemince düzenlenip süresi içerisinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe girdiğini göstermekte ise de fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez.

Bu nedenle; işe giriş bildirgesinin verildiği ancak yasal diğer belgelerin bulunmadığı durumlarda çalışmayı ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı ve kamu düzenine dayalı bu tür davalarda, hâkim görevi gereği, doğrudan soruşturmayı genişleterek, sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir.

(Yargıtay HGK 2017/21-1074 E, 2020/989 K, 02.12.2020 T)

EYT ve Faaliyet Tespiti Konusunda Sık Sorulan Sorular

Bir günlük faaliyet tespit davası zamanaşımı nedir?

Faaliyet tespit davalarındaZamanaşımıDeğil,Hak düşürücü süreSöz konusu olur. Prim günlerinin doldurulmasına yarayanFaaliyet tespit davalarıNda hak düşürücü süre, hizmetin sona ermesinden itibaren 5 yıldır. Sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti (bir günlük faaliyet tespit) davasında ise, SGK’ya işe giriş bildiriminde bulunulmuş olacağından, hak düşürücü süre işlemez. İşveren tarafından işe giriş bildirgesi verilmişse, bu yasal aşama her zaman açılabilir.

Faaliyet tespit davasında zamanaşımı istisnaları nelerdir?

İşe giriş bildirgesinin verilmiş olması hâlinde bir günlük faaliyet tespit davasında hak düşürücü süre söz konusu olmaz.

Bu bildirge verilmemiş olsa bile, aynı işyerinde çalışmaya devam ederken daha sonraki bir tarihte sigorta girişi yapılmışsa, yine hak düşürücü süre sorunu olmayacaktır. Ancak bu durumda aynı işyerinde blok çalışma yapılmış olması gerekir.

Çıraklık veya staj süreleri emeklilik ve EYT kapsamında değerlendirilir mi?

Çıraklık ve stajDöneminde yapılan sigorta;Iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık gibi, sadece kısa vadeli güvenceleri kapsadığından, sigorta başlangıç ve prim günü hesaplamasında dikkate alınmaz.

Faaliyet tespit davasıyla EYT li olunur mu?

EYT düzenlemesinden faydalanma koşullarından birisi8 Eylül 1999Tarihinden önce sigorta girişinin bulunmasıdır. Faaliyet tespit davası sonucunda bu tarihten önce çalışmaya başlama tespit edilirse, EYT’li olarak emekli olmak mümkündür.

EYT hizmete başlama tarihi nedir?

Emeklilikte yaşa takılanlar” konusundaki düzenleme 8 Eylül 1999 tarihi öncesinde çalışmaya başlayanları kapsamaktadır.

Geriye dönük (1999 öncesi) faaliyet tespiti nasıl yapılır?

Daha önceki dönemde çalışmaya ilişkin faaliyet tespiti, iş mahkemelerinde açılacak faaliyet tespit davasıyla yapılabilir. Bu davanın bazı koşulları vardır.

Bunun için birIş hukuku avukatıNdan yasal destek almak önemlidir.

Bir günlük faaliyet tespit davası Yargıtay kararları ne diyor?

Bir günlük faaliyet tespit davasına ilişkin bir çok Yargıtay hükmü mevcuttur. Faaliyet tespit davasında zamanaşımı istisnaları da bu kararlar ile oluşmuştur. Yargıtay kararlarına göre, süresi içerisinde açılan faaliyet tespit davalarında fiili çalışma durumu her türlü kanıtla ispatlanabilir. Uygulamada bu davalarda aynı dönemde çalışmış bordro tanığı araştırılması şarttır.

Kapanmış şirkete karşı faaliyet tespit davası açılır mı?

Kapanmış şirkete karşı faaliyet tespit davası açılması mümkündür.

Kapanmış şirkete karşı açılacak faaliyet tespit davasında öncelikle şirketin ihyası ve tasfiye memuru atanması yolu ile taraf teşkili sağlanabilir. (Yargıtay 10. H. D. 2015/17127 E, 2017/5297 K, 22.06.2017 T )

EYT koşulları, faaliyet tespit davasıyla oluşur mu?

EYT düzenlemesinde, hem sigorta başlangıç tarihi hem de prim gün sayısı şartı bulunmaktadır. Faaliyet tespit davası ile bu iki şartın da oluşması mümkündür.

Iş hukuku avukatıOlarak faaliyet veren avukatlık büromuza,EYT düzenlemesiNden yararlanma koşulları ile faaliyet tespit, Kıdem tazminatı, işçilik ücret ve alacakları ileIş kazasıGibi davalar hakkında danışma veDava takibiIçin ulaşabilirsiniz.

AvukatHukuk Büromuz Hukuk Büromuz BUĞATelefon–BaroBarosu – 4264 Sicil Adres İhsaniye Mh. 4903 Sk.

No: 20 Güneş Plaza Kat: 1 D: 4 Akdeniz /Faaliyet Tespit Davası Hukuk Büromuz29 Aralık 2022