Bireysel veya kurumsal olarak karşılaşılabilecek yasal itilaflarda hakların tam olarak bilinmesi, adil bir çözümün anahtarıdır. Bu yazımızda ilgili mevzuat detaylarını mercek altına alıyoruz.
Hukuk Büromuz
Ehlibeyt Mah. Ceyhun Atuf Kansu Cd. No:112 D:30, Cevat Muratal İş Merkezi, Balgat, /
Yazı İçeriği:
Muhdesat Ne Demektir?
Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davası Niçin Açılmaktadır?
Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davasının Hukuki Dayanağı Nedir?
Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davasında Dikkat Edilmesi Gereken Bazı Detay Hususlar
Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davasında Mülkiyet Talebi
Ortaklığın Giderilmesi(İzale-i Şuyu) Davasında Muhdesatın Tespiti İstemi
Muhdesatın Tespiti Davasında Hukuki Yarar
Muhdesatın Tespitine İlişkin Diğer Önemli Hususlar
Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davasında Taraflar
Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davasını Kim Açar?
Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davası Kime Karşı Açılır?
Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davasında Görevli Mahkeme ve Yetkili Mahkeme
Muhdesatın Tespiti Davalarına İlişkin Yargıtay Kararları
Muhdesat Ne Demektir?
Muhdesatın aidiyetinin tespiti ya da muhdesatın tespiti yasal süreci, uygulamada sıklıkla karşımıza çıkan, gayrimenkul hukukuna ilişkin davalardır.
Muhdesat kelimesi: Sonradan inşa edilen, sonradan yapılan şey anlamına gelmektedir. Muhdesatın kelime olarak yer almakta olduğu 3402 sayılı Kadastro Kanunumuzun 19. Maddesinin 2. Fıkrasına göre muhdesat, kadastro tespiti yapılan taşınmaz üzerinde bulunan bağ, bağçe, yapılmış olan yapılar, dikilmiş olan ağaçlar ve benzeri şeyler için kullanılmaktadır.
Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davası Niçin Açılmaktadır?
Muhdesatın aidiyetinin tespiti davasının niçin ve hangi durumlarda açılmakta olduğunun tespiti için bu davanın açılması ile elde edilmek istenen yasal yararın ne olduğu açıklanmalıdır.
Niteliği itibariyle bir çeşit tespit yasal süreci olan muhdesatın aidiyetinin tespiti süreçlerinde bir taşınmaz üzerinde, bu taşınmazın bütünleyici parçası haline gelen yapılar, dikili ağaçlar vb.
Unsurların kim vasıtasıyla inşa edilmiş veya dikilmiş olduğunun yani bu unsurları kimin meydana getirmiş olduğunun tespit edilmesi mahkemeden talep edilir.
Örneğin, mülkiyet durumu tartışmalı olan bir taşınmazın kendisine ait olduğu düşüncesiyle bu taşınmaz üzerine yapı inşa eden veya bağ kuran ya da bu taşınmaz üzerine ağaç diken kişiye karşı müdahalenin meni ve ecrimisil yasal süreci açılması veya muhdesatı oluşturan kişinin tapuda malik olarak görünen kişilere karşı tapu iptali ve tescil yasal süreci açması durumlarında muhdesat sahibinin ayrıca muhdesatın aidiyetinin tespitini de talep etmesi mümkün ve gereklidir.
Bunun yanında ortaklığın giderilmesi davasında da ortaklığın giderilmesi davasına konu olan taşınmazın tapu kütüğünün beyanlar hanesinde muhdesatın maliklerden biri veya birkaçına ait olduğuna ilişkin kayıt bulunması veya tüm taşınmaz maliklerinin muhdesatın belirli bir veya birkaç malik vasıtasıyla kendi adına ve hesabına meydana getirildiğini oybirliği ile kabul etmeleri halinde, ortaklığın giderilmesi davasına bakan mahkemenin taşınmaz satış bedelinin paylaştırma oranını belirlerken muhdesata isabet edecek satış bedelinin sadece bu muhdesatı meydana getiren malik veya maliklere verilmesini sağlayacak şekilde oranlama yapması ve buna göre hüküm vermesi, tapu kütüğünde muhdesata dair bir kayıt yoksa veya taşınmaz malikleri arasında bu konuda oybirliği sağlanmazsa ancak bu halde konuyu ön mesele yapması, muhdesat konusunda çıkan uyuşmazlığı çözmek miktar itibarıyla(muhdesat değeri açısından) kendi görevine giriyorsa uyuşmazlığı kendisinin çözmesi, miktar itibarıyle kendi görevini aşıyorsa, muhdesatın kendisine ait olduğunu öne süren malik veya maliklere bu konuda tespit yasal süreci açmak üzere süre vermesi ve açılacak olan bu davanın sonucunu beklemesi gerekir.(Bakınız: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 2011/5151 Esas ve 2012/1963 Hüküm sayılı hükmü)
Yukarıda saymış olduğumuz haller haricinde de, muhdesatın sahibinin tapuda malik olarak görünen kişiden farklı olduğu her halde muhdesatın aidiyetinin tespiti davasının açılması mümkündür. Bu nedenle muhdesatın aidiyetinin tespiti davasının açılabileceği hallerin sınırlı olarak sayılmış olması nedeniyle yalnızca bu hallerde açılabilecek bir yasal aşama olarak düşünülmemesi gerekmektedir. Konuya ilişkin olarak ayrıntılı bilgi, yasal danışma ve yasal aşama temsil desteği için linke tıklayıp bize ulaşabilirsiniz: Avukattan Randevu Al
Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davasının Yasal Dayanağı Nedir?
Güncel mevzuat ve yargı kararları da dikkate alındığında muhdesat sahibinin hakkı, ayni bir hak olarak değerlendirilemez; yalnızca ana taşınmaz üzerinde mülkiyet hakkı sahibi olan kimseye karşı kişisel hak olarak ileri sürülebilir.
Bu hakkın yasal niteliği ve ne şekilde kullanılabileceği hususu da Türk Medeni Kanunumuzun 722. Maddesi ve devamında düzenlenmiştir.
Eski Medeni Yasa döneminde taşınmaz ve üzerindeki yapılar açısından ayrı ayrı mülkiyet ilişkisi ve dolayısıyla ikili mülkiyet kavramı mevcut olabilmekteyken, 4721 sayılı yeni Türk Medeni Kanunumuza göre, taşınmazın üzerinde bulunan yapı, dikilen ağaç vb. Mallar, irtifak hakkı kurulmuş olması hali hariç tutulmak üzere, üzerinde bulundukları taşınmaza tabiidir. Bu husus, Türk Medeni Kanunumuzun "arazideki yapılar" başlıklı 722.
Maddesi ve devamında "bütünleyici parça" nitelemesi ile düzenlenmiş bulunmaktadır.
Muhdesatın aidiyetinin tespiti davasının yasal dayanağını da yukarıda atıfta bulunmuş olduğumuzKadastro Kanunumuzun 19. Maddesinin 2. Fıkrası ile Türk Medeni Kanunumuzun 722. Maddesi ve devamı hükümleriOluşturmaktadır.
Türk Medeni Kanunumuzun 722. Maddesinde yer alan düzenleme açısından uygulamada "muhdesatın aidiyetinin tespiti" yerine "haksız yapı" ya da "haksız inşaat" şeklinde ifadelerin de kullanılmakta olduğu görülmektedir.
Muhdesat, Türk Medeni Kanunumuzun 684. Maddesinin 1. Fıkrasında yer alan "Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur." ifadesi ile tezat oluşturan bir müessesedir.
Bu haliyle muhdesatın, mülkiyet hakkına sınırlama getiren bir niteliği de bahsi geçendur. Bir taşınmaz üzerinde mülkiyetten daha büyük bir hak bahsi geçen olamayacağına göre, taşınmazın maliki vasıtasıyla muhdesatın bedelinin hak sahibine ödenmesi koşuluyla muhdesatın arazi sahibine bırakılması ve tapudaki muhdesat kaydının terkini olanaklıdır.
Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davasında Dikkat Edilmesi Gereken Bazı Detay Hususlar
A) Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davasında Mülkiyet Talebi
Muhdesatın aidiyetinin tespiti yasal süreci denilince "aidiyet" kelimesi kimi zaman yanlış anlaşılmalara yol açma verebilmektedir. Bu davada muhdesatın mülkiyetinin tespiti değil, muhdesatın kim vasıtasıyla meydana getirilmiş olduğunun tespiti bahsi geçen olmaktadır. Uygulamada muhdesatın mülkiyetinin tespitine ilişkin olarak açılan yasal süreçler bu sebeple reddedilmektedir.
Bu vaziyette Yargıtay uygulamasına göre, mülkiyet talebinin reddine hüküm verilmesiyle birlikte, "yasal nitelendirme hakime aittir" düşüncesiyle ve "çoğun içinde az da vardır"(in toto et pars continetur) ilkesi ile mülkiyet tespitinin aynı zamanda muhdesatı kimin meydana getirdiği hususunun tespitini de içermesi sebebiyle, muhdesatın tespitine dair koşulların varlığı halinde muhdesatın aidiyetine ilişkin hüküm verilmektedir.
B) Ortaklığın Giderilmesi(İzale-i Şuyu) Davasında Muhdesatın Tespiti İstemi
Bunun yanında, yukarıda mevzuubahis etmiş olduğumuz gibi, ortaklığın giderilmesi vb. Davaların, üzerinde muhdesat mevcut olan taşınmazlara ilişkin olarak açılması halinde: Muhdesata ilişkin itilaf yargı mercii vasıtasıyla ön mesele yapılır ve muhdesatın aidiyetinin tespiti ile birlikte paylaştırma muhdesat bedeli de hesaba katılarak gerçekleştirilir.
C) Muhdesatın Tespiti Davasında Yasal Yarar
Muhdesatın tespiti yasal süreci, en nihayetinde bir çeşit tespit davasıdır. Muhdesatın tespiti davasının, tespit yasal süreci niteliğinde olması sebebiyle yasal yarar şartını sağlaması gerekmektedir. Bu anlamda hakim, davacının bu davayı açmakta yasal yararının bulunduğunu tespit etmek durumundadır.
Yasal yarar, yasal aşama koşulu olup, taraflarca yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi, hakim vasıtasıyla da re'sen gözetilir.
Yasal yararın bulunmadığının tespiti halinde muhdesatın tespiti davasının yasal aşama koşulu yokluğu gerekçesi ile usulden reddine hüküm verilir.
Öğretide ve Yargıtay'ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel yasal yararın bulunduğu kabul edilmektedir.(Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2021/3854 E., 2021/2854 K.)
D) Muhdesatın Tespitine İlişkin Diğer Önemli Hususlar
Muhdesat kelimesi ile taşınmaz üzerinde bulunan her türlü yapıdan söz edildiği de düşünülmemelidir; bu kelime ile anlatılmak istenen şey, yalnızca taşınmaz üzerindeKalıcı olarak meydana getirilmiş olanBina, yapı, ağaç ve bağ gibi unsurlar dikkate alınır. Bunun yanında kolayca sökülebilecek olan yapıların muhdesat olarak kabulü mümkün değildir(örneğin prefabrik bir "tiny house" araca bağlanıp götürülebileceği için muhdesat sayılmaz).
Bir taşınmaz üzerinde taşınmaz maliki vasıtasıyla meydana getirilmeyen bir muhdesatın mevcudiyeti halinde mülkiyet hakkının mutlak bir hak olmasından dolayı yazımızda mevzuubahis etmiş olduklarımızın da ötesinde, çeşitli karışıklıklar ortaya çıkabilecektir. Bu nedenle böyle bir durumun bahsi geçen olduğu durumlarda hak kaybına uğramamak için mutlaka alanında uzman bir gayrimenkul avukatı ile iletişime geçilmeli ve aşama profesyonel bir şekilde yürütülmelidir.
Ayrıntılı bilgi ve randevu için tıklayınız: Avukattan Randevu Al
Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davasında Taraflar
Muhdesatın aidiyetinin tespiti davasını kimin açabileceği ve bu davanın kime karşı açılabileceği hususu, yasal aşama ehliyeti ve taraf ehliyeti açısından büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle yasal aşama dilekçesinin hazırlanması aşamasında yapılması gereken ilk iş bu hususların gözden geçirilmesidir.
A) Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davasını Kim Açar?
Muhdesatın aidiyeti davasını, tapuda taşınmazın malik olmayan(ortaklığın giderilmesi vb. Haller hariç) ancak taşınmaz üzerinde kalıcı olarak yer alan muhdesatı meydana getiren kişi açacaktır. Yukarıda detaylı olarak bahsetmiş olduğumuz gibi, ortaklığın giderilmesi halinde tapuda paylı mülkiyet veya elbirliğiyle mülkiyet ile hak sahibi olarak malik olan kişi de muhdesatın aidiyetinin tespitini talep edebilir, böylece muhdesatın kendisi vasıtasıyla meydana getirildiğinin tespiti ile birlikte ortaklığın giderilmesi sonucunda elde edeceği payında da muhdesat oranında değişim olacaktır.
B) Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davası Kime Karşı Açılır?
Muhdesatın aidiyetinin tespiti davasında davalı, muhdesatın davacı vasıtasıyla meydana getirilmiş olduğunu kabul etmeyen idare veya taşınmaz malikidir.
Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davasında Görevli Yargı Mercii ve Yetkili Yargı Mercii
Muhdesatın aidiyetinin tespiti davasında görevli yargı mercii: Asliye Hukuk Mahkemesidir.
Muhdesatın aidiyetinin tespiti davasında yetkili yargı mercii ise, bu davanın taşınmaza ilişkin bir yasal aşama olması sebebiyle taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir.
Muhdesatın Tespiti Davalarına İlişkin Yargıtay Kararları
Ödenek talebinin içerisinde "çoğun içinde az da vardır" kuralı gereği muhtesat aidiyetinin tespiti talebinin de olduğu
Muhdesatın tespitine ilişkin talebin incelenmesinde yetkili yargı mercii
5.
Hukuk Dairesi 2021/12187 E., 2021/13501 K."İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Yargı Makamı Taraflar arasındaki davada... 7. Asliye Hukuk ile... Asliye Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı yetkisizlik hükmü verilmesi nedeni ile dosyada son hüküm Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçmesinden sonra verilmiş ise de iki farklı Bölge Adliye Mahkemesinin yargı çevresinde kalan mahkemelerce karşılıklı olarak yetkisizlik hükmü verilmiş olması ve 5235 sayılı Kanun'un 36/3. Maddesi gereğince Bölge Adliye Yargı Mercileri hukuk dairelerinin görevinin yargı çevresi içerisinde bulunan adlî yargı ilk derece hukuk yargı mercileri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarını çözmek olduğundan yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
- HÜKÜM -
Davacı avukati yasal aşama dilekçesi ile birlikte,...
İli,... İlçesi,...... Mahallesi, Köy Keleri mevkiinde bulunan 7 dönüm arazinin hazine arazisi olduğunu, ancak davacının babası zamanından bu yana ailesi vasıtasıyla kullanıldığını, bahse konu arazinin sarp bir yer olduğu için zamanında tapuya geçirilmediğini, ancak tüm köyün bu arazinin davacı ve ailesi vasıtasıyla tarımda kullanıldığını bildiğini, bu arazi üzerindeki ağaçların davalı şirketler vasıtasıyla baraj yapımı esnasında önce su altında bırakılarak tahrip edildiğini, daha sonra da izinsiz ve usulsüz şekilde kesildiğini, her ne kadar bahse konu 7 dönümlük arazinin hazine arazisi olsa da üzerindeki meyve ağaçlarının mülkiyetinin davacıya ait olduğunu, belediyece yasal aşama konusu yerle ilgili bir kamulaştırma hükmü bulunmadığı gibi bahse konu arazinin üzerindeki 200 ağacın kullanılmasına ve kesilmesine yönelik davacının rızasını gösterir bir belge ya da bu yerlerin işgali nedeniyle davacıya yapılmış bir ödeme de bulunmadığını, bu nedenlerle fazlaya ilişkin istek hakkı saklı kalmak kaydıyla bahse konu yerde bulunan 7 dönümlük bahçedeki 200 adet incir, dut, nar, asma, çıtımık gibi meyve ağaçlarının baraj yapımı esnasında kesilmesinden kaynaklanan zarar nedeniyle şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın müdahale tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine hüküm verilmesini talep ve yasal aşama etmiştir.
... 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce, yasal aşama dilekçesi ile ağaçların davalılarca kamulaştırılmaksızın kesildiğinden maddi zararının oluştuğunu iddia edildiği, davanın kamulaştırmasız el atma sebebine dayalı ödenek yasal süreci olarak açılmış olmasına karşın yasal nitelemenin hakime ait olduğu, bahse konu taşınmazın hazine adına kayıtlı olduğunun davacı tarafça bildirilmesi ve hazine adına kayıtlı taşınmaz üzerindeki ağaçları da kendisinin diktiğinden bahisle bedellerini talep etmesi nedeniyle ödenek talebinin içerisinde "çoğun içinde az da vardır" kuralı gereği muhtesat aidiyetinin tespiti talebinin de olduğu, muhtesat aidiyetinin tespiti talepli davaların taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde görülmesi gerektiği, bu haliyle davaya bakmakla yetkili mahkemenin...
Asliye Hukuk Yargı Makamı olduğu gerekçesiyle yetkisizlik hükmü verilmiştir.
... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce ise, yasal aşama konusunun haksız fiilden doğan bir yasal aşama olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu'nun haksız fiilden doğan davalarda yetki başlıklı 16. madde ile haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinin de yetkili olduğunun hükme bağlandığı, iş bu davadaki yetkinin HMK 16. Maddede belirtildiği üzere seçimlik yetki olup, kesin yetki olmadığı ve davalıların süresinde yetki itirazında bulunmadıkları gerekçesiyle yetkisizlik hükmü verilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 684/1. Maddesi hükmüne göre, bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur.
Aynı Kanun'un 718. Maddesine göre ise, arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer. 22/12/1995 günlü ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hükmünde da vurgulandığı üzere eşya hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir.
Somut olayda, yasal aşama konusu ağaçların bulunduğu taşınmazın... Ili,...
Ilçesinde bulunduğu anlaşılmakla uyuşmazlığın... Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. Maddeleri gereğince... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 22/11/2021 gününde oybirliğiyle hüküm verildi.
Ortaklığın giderilmesi davasında muhdesatın tespiti
Ortaklığın giderilmesi aşamasında davaya konu taşınmaz üzerinde yer alan muhdesatın kime ait olduğu konusunda itilaf bulunduğu halde öncelikle bu uyuşmazlığın giderilmesi için paydaşlara görevli yargı merciinde yasal aşama açmak üzere HMK'nın 165.
Maddesi uyarında uygun bir süre verilmelidir. Mahkemece verilen süre içerisinde davanın açılması halinde muhdesatın tespitine ilişkin yasal aşama bekletici mesele yapılmalı, bu süre içerisinde yasal aşama açılmaması halinde ise böyle bir talep yokmuş gibi davaya devam edilmelidir.
7. Hukuk Dairesi 2021/6702 E., 2021/2895 K."İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: Sulh Hukuk Yargı Makamı Davacı avukati vasıtasıyla, davalılar aleyhine 02.12.2011 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 20.10.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı... Avukati vasıtasıyla istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne hüküm verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Yasal Aşama, ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.
Davacı avukati, yasal aşama dilekçesinde 411 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki ortaklığın satış yoluyla giderilmesini, daha sonraki aşamalarda taşınmaz üzerindeki muhdesatın kendisine ait olduğunu ileri sürerek aynen taksim yoluyla ortaklığın giderilmesini talep etmiştir.
Bir kısım davalılar yasal aşama konusu taşınmazdaki binalarla ilgili muhdesat iddiasında bulunmuştur. Mahkemece, davanın kabulüyle ortaklığın satış suretiyle giderilmesine, hüküm verilmiştir.
Hükmü, davalı... Avukati temyiz etmiştir. Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları iki taraflı, taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır.
Bu davalarda davalı da davacı gibi aynı haklara sahiptir. Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde yasal aşama konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç v. s. Gibi bütünleyici parçalar (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için yasal aşama tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir.
Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği yüzdelik (%...) oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.
Paydaşlığın (ortaklığın) satış suretiyle giderilmesine ilişkin davalarda taşınmaz üzerinde bulunan bina, ağaç v. s.
Gibi bütünleyici parçaların (muhdesat) kime ait olduğu konusunda itilaf olup da bunlar üzerinde bazı paydaşların (ortaklar) hak iddia etmeleri ve öncelikle bu uyuşmazlığın giderilmesini istemeleri halinde o paydaşa görevli yargı merciinde yasal aşama açmak üzere HMK'nın 165. Maddesi uyarınca uygun bir süre verilmelidir. Mahkemece verilen süre içerisinde yasal aşama açıldığı takdirde sonucunun beklenmesi, açılmadığı takdirde o konuda itilaf yokmuş gibi davaya devam edilmesi gerekir.
Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etmek ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir.
Somut olaya gelince; davalı... Avukati ve bir kısım davalılar, yasal aşama konusu taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların bir kısım tapu maliklerine ait olduğunu ileri sürmüş olmasına rağmen mahkemece muhdesatın aidiyeti yasal süreci açmak için süre verilmediği anlaşılmaktadır.
Bu vaziyette mahkemece, öncelikle tüm tarafların muhdesat iddasını kabul edip etmediklerine dair beyanlarının tespit edilmesi, muhdesat konusunda ihtilaf bulunduğunda muhdesat iddiasında bulunanlar yönünden muhdesat aidiyeti konusunda yasal aşama açmak üzere HMK'nın 165.
Maddesi uyarınca uygun bir süre verilmesi, açıldığı takdirde sonucunun beklenmesi, tüm tarafların muhdesat iddiasını kabul etmesi veya muhdesatın aidiyeti yasal süreci açılıp da muhdesatın ilgililere aidiyetine hüküm verilmesi halinde; yukarıda açıklanan ilkeler gözetilerek bilirkişiden rapor alınmak suretiyle satış bedelinden ne kadarının muhdesatlara isabet ettiğinin yüzdelik oran kurulmak suretiyle belirlenerek, muhdesatlara isabet eden kısmın muhdesatların sahibi paydaşlara, geri kalan bedelin ise payları oranında paydaşlara dağıtılması ve dağıtım oranlarının hükümde açıkça gösterilmesi gerekirken; muhdesatlar yönünden taraflar arasında ihtilaf varken bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı avukatinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 10/11/2021 tarihinde oy birliği ile hüküm verildi.
Kamulaştırma halinde muhdesatın aidiyetinin tespiti
Muhdesatın kim vasıtasıyla meydana getirildiğinin tespiti davasında yasal yarar incelemesi
7. Hukuk Dairesi 2021/3854 E., 2021/2854 K."İçtihat Metni"
7. Hukuk Dairesi MAHKEMESİ: Bölge Adliye Yargı Makamı 4. Hukuk Dairesi DAVALILAR: Hazine vd.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Solhan Asliye Hukuk Yargı Makamı Davacı avukati vasıtasıyla, davalı aleyhine 28.01.2019 gününde verilen dilekçe ile muhdesatın tespiti talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 03.12.2019 günlü hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davacı avukati vasıtasıyla talep edilmiştir.
Bölge Adliye Yargı Makamı 4. Hukuk Dairesince istinaf talebinin esastan reddine dair verilen kararın davacı avukati vasıtasıyla temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne hüküm verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: HÜKÜM 1. DAVA 1.1. Davacı avukati, yasal aşama konusu 102 ada 37 parselin müvekkilinin zilyetliğinde olduğunu, her ne kadar ilgili taşınmaz davalı idare adına kayıtlı ise de, taşınmazın yüz yılı aşkın süredir davacının murisleri vasıtasıyla kullanıldığını ve kendisine murislerinden intikal ettiğini, taşınmazın 2006 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucu orman vasfıyla Hazine adına tescil edildiğini, Solhan Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/8 Esas numaralı dosyası ile tapu iptali ve tescil yasal süreci açıldığını, davanın reddine hüküm verildiğini, taşınmaz üzerinde müvekkili vasıtasıyla iyiniyetle yapılan su hatları, ağaçlar, taş duvar, çit gibi muhdesatın müvekkiline ait olduğunu belirterek, davacı adına tespitini talep etmiştir.
2.
CEVAP 2.1. Davalı... Genel Müdürlüğü avukati, yasal aşama konusu parselin orman arazisi olup kamu malı olduğunu, Yargıtay'ın istikrarlı uygulamalarına göre orman niteliğindeki taşınmazların özel mülkiyete konu olamayacaklarını belirterek, davanın reddini savunmuştur. 2.2. Davalı Hazine avukati, yasal aşama konusu taşınmazın zilyetlikle iktisabı ve özel mülkiyete konu olmayan devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan orman niteliğindeki taşınmazlardan olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
3.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 3.1. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, orman niteliğindeki taşınmazlar üzerinde meydana getirilen muhtesata yasal değer verilemeyeceğinden, davanın reddine hüküm verilmiştir.
4. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI 4.1. Hükmün istinaf yolu ile incelenmesi davacı avukatince talep edilmiştir. 4.2.
Bölge Adliye Yargı Makamı 4. Hukuk Dairesince, yasal aşama konusu taşınmazın orman vasfı ile maliye hazinesi adına tescilli olduğu gözönüne alındığında mahkemenin vakıa ve yasal değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı avukatinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Yasanın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine hüküm verilmiştir.
5. TEMYİZ 5.1. Bölge adliye mahkemesinin yukarıda belirtilen hükmüne karşı süresi içinde davacı avukati temyiz isteminde bulunmuştur. 5.2 Temyiz Nedenleri 5.2.1.
Davacı avukati temyiz dilekçesinde, açılan davanın muhdesat bedelinin tespit edilerek tahsiline yönelik bir yasal aşama olmayıp, muhtesatın kim vasıtasıyla meydana getirildiğinin tespitine yönelik olduğunu, mahkemece alınan bilirkişi raporlarından sonra harcı tamamlatmak üzere davacı tarafa süre zxrekirken, harç tamamlatılmadan acele bir şekilde usule aykırı olarak hüküm verildiğini, emsal Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 04.05.2006 günlü, 2006/1307 Esas ve 2006/5553 Hüküm sayılı ilamında özetle, zemini orman sayılan bir alan üzerinde başkası vasıtasıyla meydana getirilen muhdesata el atılması hâlinde, el atılan bu bedelin muhdesat sahibine ödenmesi gerektiğini açık bir şekilde belirtilmesine rağmen, davanın reddedildiğini belirterek davanın kabulüne hüküm verilmesini talep etmiştir.
6. YARGITAY KARARI 6.1. Dava, kamulaştırma yasal sebebine dayalı muhdesatın tespiti istemine ilişkindir. 6.2.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davaya konu 102 ada 37 parsel sayılı taşınmazın tesis kadastrosu ile 05.05.2006 tarihinde orman vasfıyla 1.196.809 m2 olarak Hazine adına tescil edildiği, davacı zilyetliğinde bulunan alanın baraj gölü kamulaştırma sahası içinde kaldığı anlaşılmaktadır. 6.3. Bilindiği üzere; bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 sayılı TMK m. 684/1). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını da kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK m.718). 22.12.1995 günlü ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hükmünde da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. 6.4.
Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK m.722, 724 ve 729), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatın taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez. 6.5. Tespit yasal süreci, kendine özgü davalardan olup yasal aşama sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır.
Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel yasal yararın bulunması (6100 sayılı HMK m. 106/2) ve yasal aşama sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda yasal süreci açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit yasal süreci açılmasında yasal yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Yasal yararın bulunması yasal aşama koşulu olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim vasıtasıyla da re'sen gözetilir.
Yasal yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, yasal aşama koşulu yokluğu gerekçesiyle usulden reddine hüküm verilmelidir (HMK m. 114/1-h, 115). 6.6. Öğretide ve Yargıtay'ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel yasal yararın bulunduğu kabul edilmektedir. 6.7. 26.05.2004 günlü ve 5177 sayılı Yasanın 35. Maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 19. Maddesine eklenen ek fıkra hükmüne göre, başkası adına tapulu veya tapusuz bir taşınmazın kamulaştırılması halinde, taşınmazda malik olmayan ancak üzerindeki muhdesatı meydana getiren kişilere muhdesatın kamulaştırma bedelinin kendisine verilmesini sağlama amacıyla tespit yasal süreci açma hakkı tanınmış ise de, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki, kamuya ait mera, yaylak, kışlak, genel harman yeri, orman, aktif dere yatağı niteliğindeki taşınmazların özel mülkiyete konu olamayacakları, bu taşınmazların zilyetlikle edinilemeyecekleri, taşınmazın vasfı nedeniyle üzerindeki muhtesadın ekonomik bir değerinin olmadığı bu nedenle bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde meydana getirilen muhdesata da yasal değer verilemeyeceği, ayrıca kamulaştıran kurumun veya malik olan hazinenin de bahsi geçen muhdesattan istifadesi de bahsi geçen olamayacağından davanın reddine hüküm verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. 6.8.
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, dosya içeriğine, temyiz olunan bölge adliye yargı makamı hükmünde yazılı gerekçelere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bölge adliye yargı makamı kararının ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, dosyanın İLK DERECE MAHKEMESİNE, kararın bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 09.11.2021 tarihinde oy birliği ile hüküm verildi.
Yasal süreçlerin karmaşıklığı ve süre sınırları göz önüne alındığında, hak kaybı yaşamamak için alanında uzman bir avukattan profesyonel yasal yardım almanız önemle tavsiye edilir.