Hastalar bir tıbbi uygulama hatası (malpraktis) ile karşılaştıklarında bu malpraktis nedeniyle ödenek talebinde bulunabilirler.
Doktor Hatasından Kaynaklanan (Malpraktis) Ödenek Nedir?
Bir tıbbi müdahalede hata olduğunda doktorun sorumluluğu gündeme gelir. Tıbbi uygulama hatası (malpraktis), bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeniyle bir hastanın zarar görmesi, “hekimliğin kötü uygulaması” anlamına gelir.
Tıbbi uygulama hatası (malpraktis)Ile karşı karşıya kalan hastanın haklarından biri de ödenek talep etmektir. Hasta, tıbbi uygulama hatası sebebiyle malvarlığında meydana gelen azalmalar nedeniyleMaddi ödenekTalep edebilmektedir. Ayrıca hasta, bedensel bütünlüğünün zarar görmesi ve koşulları varsa; kişilik haklarının zedelenmesi nedeniyleManevi ödenekDa talep edebilmektedir.
Doktor Hatasından (Malpraktis) Kaynaklanan Maddi Ödenek
Tıbbi uygulama hatası söz konusu olduğunda; hatalı tıbbi uygulamadan kaynaklı olarak hastanın vücut bütünlüğü ihlal edilmiş olur.
Bu vaziyette hasta maddi ödenek talep edebilmektedir. Türk Borçlar Kanunu uyarınca, vücut bütünlüğü ihlal edilen hastanın zararını iki kategoride inceleyebiliriz. Bunlar hastanın uğradığıBedensel zararlarVeÖlümden doğan zararlardır.
Bedensel Zararlar Nedeniyle Maddi Ödenek
Türk Borçlar Kanunu, bedensel zararların neler olabileceğini belirtmiştir. Buna göre bedensel zararlar aşağıdaki gibidir:
- Tedavi giderleri
- Kazanç kaybı
- Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar
- Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar
Tedavi Giderleri
Tedavi giderleri, doktorun hatası (malpraktis) nedeniyle hastanın vücut bütünlüğünde meydana gelen zararların giderilmesi, iyileştirilmesi veya oluşan zararların artmaması için yapılan giderlerdir.
Örneğin tıbbi uygulama hatası (malpraktis) nedeniyle hastada oluşan zararın giderilmesi için başka bir hastanede tedavi olan hasta, bu tedaviye ilişkin giderleri maddi ödenek yasal süreci açarak talep edebilmektedir. Yine hasta, tıbbi uygulama hatası nedeniyle oluşan zararın artmaması için başkaca önlemler almak zorundaysa; bu önlemlere ilişkin giderlerini de maddi ödenek yasal süreci ile talep edebilmektedir. Yargıtay bir hükmünde, tıbbi uygulama hatası sonucunda çocukta meydana engel nedeniyle; çocuğun yaşam boyu sürecek olan ilaç ve tedavi giderlerine ilişkin maddi tazminata hükmetmiştir (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2015/38727, K. 2017/3509).
Kazanç Kaybı, Çalışma Gücünün Azalmasından Doğan Kayıplar ve Ekonomik Geleceğin Sarsılmasından Doğan Kayıplar
Tıbbi uygulama hatası (malpraktis) nedeniyle; kişinin sürekli veya geçici olarak çalışamayacak olması nedeniyle uğradığı kazanç kaybı maddi ödenek olarak talep edilebilir.
Tıbbi uygulama hatası (malpraktis) nedeniyle vücut bütünlüğü ihlal edilen kişinin çalışma gücü azalmışsa veya tamamen yitirilmişse ya da vücut bütünlüğünün ihlal edilmesinden dolayı ekonomik geleceği sarsılmışsa; buna ilişkin talepler de maddi ödenek yasal süreci ile ileri sürülebilir.
Ölümden Doğan Zararlar Nedeniyle Maddi Ödenek
Türk Boçlar Kanunu, ölüm nedeniyle doğan zararların neler olabileceğini belirtmiştir.
Buna göre ölümden doğan zararlar aşağıdaki gibidir:
- Cenaze giderleri
- Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar
- Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar
Ölüm nedeniyle doğan zararlarda maddi ödenek davasını tıbbi uygulama hatası neticesinde ölen hastanın yakınları talep edebilir.
Doktor Hatasından (Malpraktis) Kaynaklanan Manevi Ödenek
Türk Borçlar Kanunu’nun 56. Maddesine göre hakim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi hâlinde; olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranınManevi ödenekOlarak ödenmesine hüküm verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi ödenek olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine hüküm verilebilir.
Manevi ödenek bir ceza olmadığı gibi, zararın karşılanması amacını da taşımaz. Manevi ödenek, tıbbi uygulama hatası nedeniyle vücut bütünlüğü zedelenen hastanın üzüntüsünü gidermeye yönelik olarak hükmedilen bir ödenek türüdür.
Dolayısıyla manevi ödenek tutarı hakkaniyete uygun olmalıdır.
Tıbbi Hatalı Uygulama (Malpraktis) Nedeniyle Maddi ve Manevi Ödenek Davası Açma Süresi (Zamanaşımı)
Zamanaşımı, taraflarca ileri sürülmelidir; hakim kendiliğinden zamanaşımını dikkate almaz. Dolayısıyla zamanaşımı süresi dolmuş bile olsa tıbbi hatalı uygulama (malpraktis) nedeniyle maddi ve manevi ödenek yasal süreci açılabilir. Ancak karşı tarafın zamanaşımını ileri sürme ihtimali bulunduğundan zamanaşımı süresi dolduktan sonra maddi ve manevi ödenek yasal süreci açmak risk oluşturacaktır.
Zamanaşımına ilişkin süreler belirlenirken doktor ile hasta arasındaki sözleşmenin türü ve hastanenin, özel hastane mi kamu hastanesi mi olduğu hususları önem arz etmektedir.
- Hasta ile doktor arasındaki sözleşmeVekalet sözleşmesiIse zamanaşımı süresi, 5 yıldır.
- Doktor, hastanın izin ve onayını almadan tıbbi bir müdahalede bulunmuşsa vekaletsiz iş görmeden bahsederiz.Vekaletsiz iş görmeSöz konusu olduğunda zamanaşımı süresi, 10 yıldır.
- Hasta ile doktor arasındaki sözleşmeEser sözleşmesiIse zamanaşımı süresi, 5 yıldır. Ancak doktorun ağır kusuru varsa zamanaşımı süresi 20 yıldır.
- Kamu hastanelerineKarşı maddi ve manevi ödenek yasal süreci açılmadan önce, zararın veya tıbbi hatalı uygulamanın öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde idareye bir başvuru yaparak maddi ve manevi ödenek talep edilmelidir.
Bu talebin reddedilmesi halinde 60 gün içerisinde idareye karşı tam yargı yasal süreci açılmalıdır.
Doktor Hatasında (Malpraktis) Bilirkişi Raporunun Önemi
Hekimliğin uygulanması tıp biliminin konusudur. Dolayısıyla tıbbi bir uygulamanın, hekimliğin kötü uygulanması kapsamına girip girmediği konusunda bilirkişiden rapor alınması gerekmektedir.
Yargıtay kararlarına göre bilirkişi raporları, tarafların itirazlarını karşılar nitelikte, denetime açık ve her türlü şüpheden uzak sonuca varır mahiyette olmalıdır. Ayrıca bilirkişi raporu alanında uzmanlardan oluşacak bir bilirkişi kurulundan alınmalıdır.
Atanan bilirkişinin, Yargıtay kararlarında belirtilen kriterlere uygun olmaması ilk derece yargı makamı tarafından kurulan hükmün bozulması sonucunu doğuracaktır.