Hukuk sistemimizde her yasal sürecin kendine has usul kuralları ve süreleri bulunmaktadır. Bu yazımızda konuya dair en çok merak edilen noktaları ele alacağız.

Hukuk Büromuz

  • Ehlibeyt Mah. Ceyhun Atuf Kansu Cd. No:112 D:30, Cevat Muratal İş Merkezi, Balgat, /

Randevu İçin Tıklayınız

Yazı İçeriği:

  1. Hukuki İşlem Ehliyeti Nedir?

  2. Hukuki Ehliyetsizlik Nedir?

  3. Tapu İptali ve Tescil Davası Nedir?

  4. Hukuki Ehliyetsizlik Nedeniyle Tapu İptali ve Tescil Davası

    1. Davanın Tarafları

    2. Yargılama Süreci ve İspat Yükü

    3. Üçüncü Kişilerin Hakları

    4. Zamanaşımı

    5. Görevli ve Yetkili Mahkeme

  5. Murisin Ehliyetsizliğinin Mirasçılar vasıtasıyla İleri Sürülmesi

  6. Hukuki Ehliyetsizlik Nedeniyle Tapu İptali ve Tescil Davasına İlişkin Yargıtay Kararları


Yasal İşlem Ehliyeti Nedir?


Yasal işlem ehliyeti, bir kişinin kendi iradesiyle yasal sonuçlar doğurabilme yeteneğidir.

Bu terim, genellikle fiil ehliyeti ile aynı anlamda kullanılsa da fiil ehliyeti, yasal işlem ehliyetini de kapsayan daha genel bir ifadedir. Çünkü fiil ehliyeti, kişinin usulüne uygun bir şekilde yasal işlem tesis edecek nitelikte olmayan fiillerinden de sorumlu olmasına yol açma verir. Ancak kimi çalışmalarda ve Yargıtay kararlarında yasal işlem ehliyetinin fiil ehliyetiyle aynı anlamda kullanıldığı da görülebilmektedir. Yasal işlem ehliyeti, kişinin kendi fiilleriyle hak edinmesini ve borç altına girmesini sağlar.


Türk Medeni Kanunumuzun 10.

Maddesi gereğince bir kişinin fiil ehliyetine sahip olabilmesi için aşağıdaki şartların sağlanması gerekmektedir:

  1. Ayırt etme gücüne sahip olmak:Kişinin yaptığı işlemlerin anlam ve sonuçlarını kavrayabilme yeteneğidir. Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk gibi vaziyetler bu yeteneği ortadan kaldırabilir.

  2. Ergin olmak:Türk Medeni Kanunu'na göre erginlik, kural olarak 18 yaşın doldurulmasıyla başlar. Ancak evlenme veya yargı mercii kararıyla da erginlik kazanılabilir.

  3. Kısıtlı olmamak:Yargı Mercii kararıyla kısıtlanmamış olmak gerekir. Akıl hastalığı, savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı gibi sebeplerle kısıtlama hükmü verilebilir.


Yasal işlem ehliyeti yasal işlemler ve benzeri fiilleri gerçekleştirme, maddi fiillerde bulunma ve usuli işlemleri yapabilme yetkilerini de kapsar.

Ayrıca hukuka aykırı fiillerden sorumlu olma ehliyeti de bu kapsamda değerlendirilir. Dolayısıyla, yasal işlem ehliyeti, kişinin hukuk dünyasında aktif bir şekilde var olabilmesi için lazım gelen geniş bir yetki alanını içerir.


Yasal işlem ehliyeti kişiye sözleşme yapma, borçlanma, alım-satım veya bağışlama gibi işlemleri gerçekleştirme ihtarname düzenleme, bir eseri yaratma veya teslim alma gibi işlemleri gerçekleştirme yetkisi verir.



Yasal Ehliyetsizlik Nedir?


Yasal ehliyetsizlik bir kişinin yaptığı fiil ve yasal işlemlerin sebep ve sonuçlarını anlama, değerlendirme ve ayırt etme yeteneğinden yoksun olması durumunu ifade eder. Yasal ehliyetsizlik, kişinin yasal işlemlerinin geçerliliğini doğrudan etkiler. Örneğin 18 yaşından küçük bireyler, akıl hastalığı veya zayıflığı bulunan kişiler, ayırt etme gücünü kaybetmiş olanlar yasal ehliyetsiz kabul edilirler ve bu kişilerin yaptığı taşınmaz devirleri gibi yasal işlemlerin geçersizliğinin ileri sürülmesi mümkün olmaktadır.


Türk Medeni Kanunumuzun 14.

Maddesine Göre:"Ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyeti yoktur."Türk Medeni Kanunumuzun 15. Maddesine Göre:"Kanunda gösterilen ayrık vaziyetler saklı kalmak üzere, ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukukî sonuç doğurmaz."Türk Medeni Kanunumuzun 16. Maddesinin 1. Fıkrasına Göre:"Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremezler.

Karşılıksız kazanmada ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada bu rıza gerekli değildir."

Bu makalemizin devamında, yasal ehliyetsiz kişinin gerçekleştirdiği taşınmaz devrine ilişkin işlemlere istinaden açılacak olan tapu iptali ve tescil davalarını detaylı olarak ele almaya çalışacağız.



Tapu İptali ve Tescil Davası Nedir?


Tapu iptali ve tescil yasal süreci, tapu sicilinde yer alan bir taşınmazın mülkiyet kaydının hukuka aykırı, usulsüz veya yolsuz bir şekilde düzenlendiği iddiasıyla, bu kaydın iptali ve taşınmazın gerçek hak sahibi adına yeniden tescil edilmesi talebiyle açılan bir yasal aşama türüdür. Bu davanın temel amacı, tapu kayıtlarının gerçek hak durumuna uygun hale getirilmesidir.


Tapu iptali ve tescil yasal süreci, birçok farklı sebebe dayalı olarak açılabilmektedir. Örneğin:

  • Muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil yasal süreci,

  • Kadastro öncesi hak durumu nedeniyle tapu iptali ve tescil yasal süreci,

  • Vekalet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle tapu iptali ve tescil yasal süreci,

  • İnançlı temlik nedeniyle tapu iptali ve tescil yasal süreci,

  • Kat karşılığı inşaat sözleşmesi nedeniyle tapu iptali ve tescil yasal süreci,

  • Ölünceye kadar bakma sözleşmesi nedeniyle tapu iptali ve tescil yasal süreci,

  • Yasal ehliyetsizlik nedeniyle tapu iptali ve tescil yasal süreci

Bu sebeplerin başında gelmektedir.


Bu makalemizin devamında yalnızca spesifik olarak yasal ehliyetsizlik nedeniyle tapu iptali ve tescil yasal süreci konusunu işleyeceğiz, ancak tapu iptali ve tescil davaları hakkında ayrıntılı bilgi edinmek için konuya ilişkin genel olarak hazırlamış olduğumuz makalemizi inceleyebilirsiniz: Tapu İptali ve Tescil Davası



Yasal Ehliyetsizlik Nedeniyle Tapu İptali ve Tescil Davası


Yasal ehliyetsizlik nedeniyle tapu iptali ve tescil yasal süreci, yasal işlem ehliyetinden yoksun bir kişinin yaptığı taşınmaz devir işlemlerinin geçersizliğine dayanarak, tapu kaydının iptali ve taşınmazın gerçek hak sahibi olan malik adına yeniden tescilinin talep edildiği bir yasal aşama türüdür. Bu yasal süreçler, özellikle akıl hastalığı, akıl zayıflığı veya yaş küçüklüğü gibi sebeplerle yasal işlem ehliyetine sahip olmayan kişilerin yaptığı işlemlerin geçersiz sayılması amacıyla açılır.


A) Davanın Tarafları


Yasal ehliyetsizlik nedeniyle tapu iptali ve tescil davasında davacı, taşınmazın önceki kayıt maliki veya mirasçıları olabilir.

Eğer yasal ehliyetsiz olduğu iddia edilen kişi hayattaysa ve yasal ehliyetsizlik durumu devam ediyorsa, ona vasi atanmalı ve vasi, vesayet makamından izin alarak yasal aşama açmalıdır.


Yasal ehliyetsizlik nedeniyle tapu iptali ve tescil davasında vefat etmiş olan bir kişinin yasal ehliyetsizliğine dayanılacaksa, vefat eden kişinin(murisin) mirasçıları vasıtasıyla yasal aşama arkadaşlığına dair kurallar da gözetilerek davanın açılması gerekir. Eğer diğer mirasçıların davaya katılımı ve muvafakati olmayacaksa ve tek bir mirasçı davayı açıp takip etmek niyetindeyse, terekeye temsilci atanmasını talep edip tereke temsilcisi vasıtasıyla bu davayı açması gerekecektir. Tek bir mirasçının kendi başına bu davayı açması ve yalnızca kendi miras payına denk düşen kısım için tapu iptali ve tescil talebinde bulunması bu yasal aşama açısından mümkün değildir. Ancak davayı açacak olan mirasçı, bu davayı esasen mirasçılar arasında bulunmayan bir üçüncü kişiye değil de bir başka mirasçıya karşı açacaksa; bu vaziyette yalnızca kendi miras payı oranında talepte bulunması mümkün olabilecektir.(Bakınız Yargıtay 1.

Hukuk Dairesi'nin 2017/4644 E. Ve 2020/2895 K. Sayılı hükmü ile 2015/18139 E. Ve 2018/13501 K.

Sayılı kararları)


Yasal ehliyetsizlik nedeniyle tapu iptali ve tescil davasında davalı ise tapudaki kayıt malikidir. Malik olmayan kişiye yönelik olarak tapu iptali ve tescil talebiyle yasal aşama açılması mümkün değildir; malik olmayan kişiye karşı ancak tüm koşulları oluşmuşsa ödenek yasal süreci açılabilir.


B) Yargılama Süreci ve İspat Yükü


Yasal ehliyetsizlik nedeniyle tapu iptali ve tescil yasal süreci, davacının yetkili ve görevli yargı merciine yasal aşama dilekçesini sunması ve gerekli harçlar ile masrafları yatırmasıyla açılır. Yasal Aşama dilekçesinde, somut olay sade ve anlaşılır bir dil ile anlatılıp yasal ehliyetsizliğe dayalı olarak tapu kaydının iptali ve taşınmazın kendi adına tescili talep edilir. Somut olay ile ilgili yasa hükümleriyle Yargıtay içtihatlarına da dilekçede yer verilebilir.


Yasal ehliyetsizlik nedeniyle tapu iptali ve tescil süreçlerinde ispat yükü davacıya aittir.

Davacı, taşınmazın mevcut tapu kaydının yolsuz olduğunu ve gerçek hak sahibinin kendisi olduğunu kanıtlamak zorundadır. Bu kapsamda, davacının, devri gerçekleştiren kişinin işlem tarihinde ayırt etme gücünden yoksun olduğunu somut delillerle ispat etmesi gereklidir.


Davacı, iddiasını destekleyen tüm delillere yasal aşama dilekçesinde yer vermeli ve delil dilekçesini verirken bu delillerden halihazırda kendi elinde bulunanları yargı merciine sunup elinde olmayan delillerin de yargı mercii vasıtasıyla ilgili yerlere müzekkere yazılarak dosya muhteviyatına kazandırılması talep etmelidir. Bu deliller arasında ehliyetsiz olduğu iddia edilen kişiye ait tıbbi raporlar, tanık beyanları ve somut olayla ilişkili diğer belgeler bulunur. Özellikle, kişinin işlem tarihinde ayırt etme gücüne sahip olup olmadığını gösteren deliller mutlaka dosya muhteviyatına kazandırılmalıdır.


Yargı Mercii, her halükarda kişinin yasal ehliyetini belirlemek amacıyla Adli Tıp Kurumundan rapor talep edebilir.

Bu rapor, kişinin işlem tarihinde ayırt etme gücüne sahip olup olmadığını değerlendirir.


İşlem tarihinde yasal ehliyetsiz olduğu iddia edilen kişinin vefat etmiş olan bir muris olması hâlinde, murisin yasal işlemi gerçekleştirdiği tarihteki sağlık kayıtları da Adli Tıp Kurumuna gönderilerek rapor tanzim ettirilebilir; örneğin vefat etmiş olan kişinin vefat etmeden 3 yıl önce gerçekleştirdiği yasal bir işlemi yasal işlem ehliyeti olmaksızın gerçekleştirmiş olduğu hususu ileri sürülecek olursa, vefat tarihinden 3 yıl öncesinde bu kişinin yaşadığı sağlık sorunları, gördüğü tedaviler, hastane kayıtları, kullandığı anti-depresan vb. Ilaçlar gibi birçok farklı husus delil olarak Adli Tıp Kurumuna gönderilebilir.


C) Üçüncü Kişilerin Hakları


Yasal ehliyetsizlik nedeniyle açılan tapu iptali ve tescil süreçlerinde üçüncü kişilerin hakları, diğer birçok nedene dayalı tapu iptali ve tescil süreçlerinden farklı olarak ele alınmaktadır Kural olarak Türk Medeni Kanunumuzun 1020. Maddesi gereğince tapu kayıtları alenidir ve yine Türk Medeni Kanunumuzun 1023. Maddesi uyarınca tapu kütüğündeki aleni kayıtlara güvenerek işlem yapan ve mülkiyet hakkı ya da başkaca ayni hak elde eden üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.

Örneğin muris muvazaası yoluyla bir taşınmazı elde eden kişi, bu taşınmazı iyiniyetli üçüncü kişiye satacak olursa, mirasçılar vasıtasıyla açılacak muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil davasında iyiniyetli üçüncü kişinin bu kazanımı korunacaktır.


Ancak yasal ehliyetsizlik nedeniyle açılacak olan tapu iptali ve tescil süreçlerinde bu vaziyet farklı olarak ele alınmaktadır ve bu davalarda özellikle Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu vasıtasıyla verilmiş olan 11.06.1941 günlü ve 1941/4-21 sayılı içtihadı birleştirme hükmünde yer alan:

"... Mümeyyiz olmayan bir kimse ile yasal muamelede bulunan diğer akidin bunu bilmeyerek hüsnüniyetle hareket etmiş olması zikri geçen 15. Maddenin mutlak ve kat’i sarahati karşısında öyle bir kimsenin tasarrufu üzerine yasal hükmün terettüp etmesi için kafi değildir. Yasa o gibi temyiz kudretinden mahrum kimselerin esasen hüküm ifade etmeyen tasarrufları hususunda o tasarruftan dolayı hak iddia edenlerin hüsnüniyetlerini himaye etmemektedir." ifadeleriyle de açıkça ortaya konulmuş olduğu üzere: Yasal ehliyetsiz ile tesis ettiği işlem sonucunda bir taşınmazın mülkiyet hakkını elde eden kişi iyiniyetli olsa bile, yani işlemin diğer tarafının yasal ehliyetsiz olduğunu bilmiyor olsa bile, onun bu iyiniyeti yasal ehliyetsiz karşısında korunmayacaktır.


Yukarıda sonuç kısmını alıntılamış olduğumuz içtihadı birleştirme hükmü, güncel Yargıtay kararlarında da kendisine atıf yapılan ve halen daha etkisini sürdürmekte olan bir karardır.

Örneğin bakınız, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2021/3320 E., 2022/716 K. Sayılı hükmünde:

"TMK'nın 15. Maddesinde de ifade edildiği üzere, ayırtım gücü bulunmayan kimsenin geçerli bir iradesinin bulunmaması nedeniyle, kanunda gösterilen ayrık vaziyetler saklı kalmak üzere, yapacağı işlemlere sonuç bağlanamayacağından, karşı tarafın iyiniyetli olması o işlemi geçerli kılmaz.

Bu ilke 11/06/1941 günlü ve 4/21 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hükmünde da aynen benimsenmiştir." şeklinde ilgili içtihadı birleştirme kararının atıf yapılmak suretiyle hükme esas alındığı görülmektedir.


D) Zamanaşımı


Yasal ehliyetsizlik nedeniyle açılan tapu iptali ve tescil süreçlerinde zamanaşımı süresi bahsi geçen değildir. Bu durumun nedeni, yasal ehliyetsiz vasıtasıyla gerçekleştirilmiş olan işlemin yoklukla sakat olmasıdır; yani bu kişilerce gerçekleştirilen yasal işlemler yok hükmündedir. Çünkü irade beyanı, bir kişinin gerçekleştireceği yasal işlemin kurucu unsurunu oluşturmaktadır ve irade beyanının mevcut olduğundan söz edilebilmesi için hür iradenin yani temyiz kudretinin mevcut olması gerekir.


Ancak uygulamaya ilişkin sıkıntılı sonuçlar doğurabilecek durumların yaşanmaması adına bu davaların da mümkün olabilecek en kısa süre içerisinde açılması gerekir. Aksi takdirde yasal aşama açılıncaya dek geçen süre içerisinde aradan uzunca bir zaman geçecek olursa: Tanıklar vefat edebilir ya da beyanda bulunamayacak kadar yaşlanabilir, banka hesap dökümleri gibi delillerin elde edilmesi güçleşebilir ya da elde mevcut olan deliller tahrip olabilir.


E) Görevli ve Yetkili Yargı Mercii


Yasal ehliyetsizlik nedeniyle tapu iptali ve tescil davasında görevli yargı mercii asliye hukuk mahkemesidir.

Yetkili yargı mercii ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Bu davanın birden fazla taşınmaza ilişkin olarak açılacak olması hâlinde, bu taşınmazlardan herhangi birinin bulunduğu yer yargı makamı de yetkilidir.



Murisin Ehliyetsizliğinin Mirasçılar vasıtasıyla İleri Sürülmesi


Murisin sağlığında gerçekleştirmiş olduğu yasal işlemlere istinaden, mirasçıları vasıtasıyla murisin işlem tarihindeki yasal ehliyetsizliği ileri sürülerek tapu iptali ve tescil yasal süreci açılabilir. Ancak muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil davasından farklı olarak mirasçılar, yasal ehliyetsizlik nedeniyle tapu iptali ve tescil davasını açabilmek için murisin vefatını beklemek zorunda değildirler. Yasal ehliyetsiz olarak işlem tesis eden kişinin yakınları, yasal ehliyetsiz olan kişinin vefatını beklemeksizin vesayet yasal süreci açarak bu kişiye vasi atanmasını sağlayabilirler.

Vasi de vesayet makamından izin alarak kısıtlı adına yasal ehliyetsizlik nedeniyle tapu iptali ve tescil yasal süreci açabilir.


Şayet murisin ölümü akabinde murisin işlem tarihindeki yasal ehliyetsizliği nedeniyle tapu iptali ve tescil yasal süreci açılacaksa:

  • Terekeyi temsil eden tüm mirasçıların bir arada hareket etmek suretiyle davayı birlikte açmalıdır,

  • Mirasçılardan biri vasıtasıyla terekeye iade şeklinde yasal aşama açılması halinde, tüm mirasçıların davaya katılımının sağlanması ve muvafakatlarının alınması gerekir,

  • Aksi takdirde Türk Medeni Kanunumuzun 640. Maddesi gereğince terekenin atanacak temsilci marifetiyle davada temsil edilmesi ve davanın da bu tereke temsilcisi vasıtasıyla yürütülmesi gerekmektedir.


Dolayısıyla bir mirasçı vasıtasıyla mirasçı olmayan kişiye karşı ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayalı olarak miras payı oranında açılan tapu iptali ve tescil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yasal ehliyetsizlik nedeniyle mirasçılar vasıtasıyla açılacak olan tapu iptali ve tescil süreçlerinde mirasçıların tek başlarına yalnızca kendi payları oranında tapu iptali ve tescil talebinde bulunamayacakları, işlemin tamamının iptalini talep etmeleri gerekeceği unutulmamalıdır. Bakınız, aşağıda Yargıtay kararları arasında siz değerli okuyucularımızla paylaşacağımız Yargıtay 1.

Hukuk Dairesi'nin 2017/4644 E. Ve 2020/2895 K. Sayılı hükmü ile 2015/18139 E. Ve 2018/13501 K.

Sayılı kararlarında da bu vaziyet açıkça ortaya konulmuştur.


Ayrıca yasal ehliyetsizlik nedeniyle tapu iptali ve tescil davasının murisin vefatı akabinde açılacak olması halinde bu davanın muris muvazaası veya vekalet görevinin kötüye kullanılması gibi başkaca nedenlere dayalı olarak da açılması mümkündür. Bakınız Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 02.07.2008 gün 2008/1-459 Esas 2008/475 Hüküm sayılı ilamında bu vaziyet:

Davada dayanılan maddi olaylar için birkaç yasal sebebin bir arada gösterilmesinde, ilke olarak usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Yasal sebeplerden bir tanesinin, diğer yasal sebebin incelenmesine imkan verir nitelikte bulunduğu müddetçe, önem ve öncelik derecesine göre, birden fazla yasal sebep inceleme ve araştırma konusu yapılabilir.” ifadeleriyle açıkça ortaya konulmuştur.


Yasal Ehliyetsizlik Nedeniyle Tapu İptali ve Tescil Davasına İlişkin Yargıtay Kararları

  • Ehliyetsiz kişi ile taşınmaz devrine ilişkin yasal işlem tesis eden tarafın iyiniyet iddiasında bulunamayacağına ve iyiniyet iddiasının yasal ehliyetsizlik nedeniyle açılan tapu iptali ve tescil davasında koruma sağlamayacağına ilişkin hüküm,

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2020/2026 E., 2022/690 K.

Sayılı hükmü

"...

...

...

3.2.1. Bilindiği üzere; davranışlarının, eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme kudreti (gücü) bulunmayan bir kimsenin kendi iradesi ile hak kurabilme, borç (sorumluluk) altına girebilme ehliyetinden söz edilemez. Nitekim 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) “Fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir” biçimindeki 9. Maddesi, şahsın hak elde edebilmesini, borç (sorumluluk) altına girebilmesini, fiil ehliyetine bağlanmış, 10.

Maddesi de, fiil ehliyetinin başlıca koşulu olarak ayırtım gücü ile ergin (reşit) olmayı kabul ederek “Ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır.” hükmünü getirmiştir. “Ayırtım gücü” eylem ve işlem ehliyeti olarak da tarif edilerek, aynı Yasa'nın 13. Maddesinde “Yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes bu Kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir.” denmek suretiyle açıklanmış, ayrıca ayırtım gücünü ortadan kaldıran önemli nedenlerden bazılarına değinilmiştir. Önemlerinden dolayı bu ilkeler, bahsi geçen Yasa ile öteki yasaların çeşitli hükümlerinde de yer almışlardır.

Hemen belirtmek gerekir ki, TMK'nın 15. Maddesinde de ifade edildiği üzere, ayırtım gücü bulunmayan kimsenin geçerli bir iradesinin bulunmaması nedeniyle, kanunda gösterilen ayrık vaziyetler saklı kalmak üzere, yapacağı işlemlere sonuç bağlanamayacağından, karşı tarafın iyiniyetli olması o işlemi geçerli kılmaz.

Bu ilke 11.06.1941 günlü ve 4/21 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hükmünde da aynen benimsenmiştir.

Yukarıda sözü edilen ilkelerin ve yasa maddelerinin ışığı altında olaya yaklaşıldığında; bir kimsenin ehliyetinin tespitinin şahıs ve malvarlığı hukuku bakımından doğurduğu sonuçlar itibariyle ne kadar büyük önem taşıdığı kendiliğinden ortaya çıkar.

...

...

..."


  • Murisin ehliyetsizliği nedeniyle mirasçı olmayan üçüncü kişiye karşı açılan tapu iptali ve tescil süreçlerinde tüm mirasçıların birlikte hareket etmesi gerektiği, tek bir mirasçı vasıtasıyla yasal aşama açılması halinde diğer mirasçıların da davaya muvafakatlerinin sağlanması gerektiğine, aksi takdirde terekeye temsilci atanarak temsilci marifetiyle davanın yürütülmesi gerekeceğine ilişkin hüküm,

  • Murisin ehliyetsizliği açılacak olan tapu iptali ve tescil davasında davalının da mirasçılardan birisi olması hâlinde yukarıdaki kuralın geçersiz olacağı, her mirasçının kendi miras payı oranında bu davayı açabileceğine ilişkin hüküm,

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2017/4644 E., 2020/2895 K. Sayılı hükmü

"...

...

...

Hemen belirtilmelidir ki, ehliyetsizlik iddiasıyla üçüncü kişiler aleyhinde açılan tapu iptali ve tescil süreçlerinde, terekeyi temsil eden tüm mirasçıların bir arada hareket etmek suretiyle davayı birlikte açmaları, ayrıca mirasçılardan birisinin terekeye iade şeklinde yasal aşama açması halinde de tüm mirasçıların davada muvafakatlarının sağlanması, aksi takdirde terekenin atanacak temsilci marifetiyle davada temsil edilmesi ve yürütülmesi gerekmektedir (TMK'nın 640. Maddesi).

Başka bir ifadeyle, bir mirasçı vasıtasıyla mirasçı olmayan kişiye karşı ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayalı olarak miras payı oranında açılan tapu iptali ve tescil davasının dinlenme olanağı yoktur. Böylesi bir vaziyette terekeye temsilci tayin edilerek yargılamaya devam edilmesi de pay oranında açılan davanın dinlenmesini olanaklı hale getirmez. Ne var ki, mirasçılar arasında paylı mülkiyet hükümleri geçerli olduğundan, bir mirasçının diğer bir mirasçı aleyhine açtığı davalarda bu kuralın uygulama yeri bulunmadığı kuşkusuzdur. Öte yandan, davada ileri sürülen diğer istek muris muvazaasına dayalı olup 01.04.1974 tarih ½ sayılı İnançları Birleştirme Hükmü uyarınca her mirasçı iştirakin sağlanması koşuluyla tereke adına yasal aşama açabileceği gibi kendi miras payına hasren de yasal aşama açabilir.

Mirasbırakanın mirasçısından mal kaçırma amacıyla yaptığı temliki işlemler bakımından mirasbırakanın iradesi ile mirasçıların yararının çatıştığı kuşkusuzdur. Bunun sonucu olarak da, her bir mirasçının kendi hakkı yönünden üçüncü kişi sıfatıyla miras payı oranında tapu iptali ve tescil isteğinde bulunabilmesine olanak tanınmıştır. Somut olaya gelince, hem davacı hem de davalı mirasçı olup, ehliyetsizlik iddiasına dayalı olarak mirasçılar arasında pay oranında iptal tescil yasal süreci açılabilmesi mümkündür. Hal böyle olunca, öncelikle incelenen ehliyetsizlik iddiasıyla ilgili olarak Adli Tıp Kurumu raporuyla mirasbırakanın akit tarihinde ehliyetsiz olduğu saptandığına göre davanın kabulüne hüküm verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm verilmesi doğru değildir.

Kabule göre de; davacı ehliyetsizlik iddiası yanında muris muvazaasına da dayanmış olup, HMK'nın 297. Mad. Aykırı olacak şekilde bu konuda gerekçe oluşturulmaması da hatalı olmuştur.

...

...

..."

  • Mirasçı olmayan üçüncü bir kişiye değil de mirasçılardan biri olan davalıya karşı açılan ehliyetsizlik nedeniyle tapu iptali ve tescil davasını her mirasçının kendi miras payı oranında açabileceğine ilişkin hüküm,

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2015/18139 E., 2018/13501 K.

Sayılı hükmü

"...

...

...

Mahkemece, ehliyetsizlik iddiasına dayalı davalarda mirasçılardan birinin miras payı oranında açtığı davanın dinlenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine hüküm verilmiştir.

Hemen belirtilmelidir ki, kural olarak ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil istekli davaların pay oranında açılmasına olanak yoktur. Ancak bu ilke üçüncü kişilere karşı açılacak yasal süreçler için geçerli olup, mirasçılar arasında görülen davada miras payı oranında tapu iptal ve tescil talebinde bulunulmasında usûle aykırı bir yön bulunmamaktadır.

Somut olaya gelince, davacıların kendisi gibi mirasçı konumunda olan davalıya husumet yöneltmek suretiyle miras payı oranında tapu iptal ve tescil istemli yasal aşama açması mümkündür.

Hâl böyle olunca, işin esası incelenerek bir hüküm verilmesi gerekirken, davalının da mirasçı konumunda olduğu gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm verilmiş olması doğru değildir.

...

...

..."


  • Mirasçılık sıfatına dayanarak murisin yasal ehliyetsizliği nedeniyle tapu iptali yasal süreci açılabilmesi için murisin vefat olayının gerçekleşmiş olması gerekeceğine dair hüküm,

  • Murisin henüz vefat etmemiş olması hâlinde mirasçılar vasıtasıyla henüz sağ olan murisin yasal ehliyetsizliği ileri sürülerek tapu iptali ve tescil yasal süreci açılabilmesi için muris hakkında vesayet hükmü alınıp vasi vasıtasıyla vesayet makamından izin alınması gerekeceğine dair hüküm,

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/951 E., 2021/1547 K. Sayılı hükmü

"...

...

...

Yasal Aşama, mirasçılık sıfatına dayalı olarak ehliyetsizlik ve muvazaa hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.

Her iki yasal sebep yönünden de davacının yasal aşama açmakta yasal yararı bulunmamaktadır. Şöyle ki; ehliyetsizlik nedeniyle tapu iptal ve tescil yasal süreci, yasal aşama konusu taşınmazın önceki kayıt maliki, önceki kayıt malikinin kısıtlı olması halinde vesayet makamından izin alınmak suretiyle vasi ya da kayıt malikinin ölümü halinde yasal mirasçıları vasıtasıyla açılabilir. Eldeki davada önceki kayıt maliki... Halen sağ olduğundan mirasçı sıfatına dayanarak davacının ehliyetsizlik nedeniyle tapu iptal ve tescil yasal süreci açmakta henüz yasal yararı bulunmamaktadır.

...

...

..."


  • Yasal ehliyetsizlik nedeniyle tapu iptali ve tescil davasında Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasına ve alınacak olan bu rapora göre hüküm kurulmasına ilişkin hüküm,

Yargıtay 1.

Hukuk Dairesi 2009/6994 E., 2009/8264 K. Sayılı hükmü

"...

...

...

Yasal ehliyetsizlik iddiasının kamu düzeni ile ilgili olduğu re’sen ve öncelikle incelenmesi gerekeceği, bu iddianın da Türk Medeni Kanununun 409/2. Maddesi gereğince Adli Tıp Kurumundan alınacak rapor sonucuna göre çözüme kavuşturulacağı gözetilerek, miras bırakanın çekişmeli taşınmazların temlik tarihinde yasal ehliyete haiz olmadığı 19.9.2008 günlü Adli Tıp Kurumu raporu ile belirlenerek ehliyetsizlik iddiası yönünden hüküm kurulmuş olması kural olarak doğrudur.

...

...

..."


  • Yasal ehliyetsizlik nedeniyle tapu iptali ve tescil davasında ehliyetsiz olduğu ileri sürülen kişi hakkında daha önceki tarihlerde başka yasal aşama dosyalarında raporlar alınmış olsa dahi, görülen davada ayrıca dosyanın Adli Tıp Kurumuna tevdii ile dosya işlemleri için yeni bir rapor tanzimi gerekeceğine ilişkin hüküm,

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2015/3933 E., 2017/7449 K.

Sayılı hükmü

"...

...

...

Eldeki davada ise, temlik tarihi olan 17.03.1983 tarihi itibariyle mirasbırakan...’nin yasal işlem ehliyetini haiz olup olmadığı konusunda Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınmamış, ancak başka yasal aşama dosyalarından temin edilen mirasbırakanın 1978'den beri akıl hastalığını haiz olduğunun bildirildiği Adli Tıp Kurumu'nun 29.05.1989 ve 15.01.2002 günlü raporlarına itibar edilerek sonuca gidilmiş ve ayrıca bozma ilamında belirtilen iyiniyet hususunda da mahkemece yeterli araştırma yapılmamıştır.

Davada, ehliyetsizlik hukuksal sebebine dayanıldığına göre, ehliyetsizlik kamu düzeni ile ilgili olduğundan öncelikle ehliyetsizlik konusunda inceleme yapılması gerekeceği kuşkusuzdur.

Hâl böyle olunca; öncelikle... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/26 Esas sayılı yasal aşama dosyasında alınan Adli Tıp Kurumu 4. Adli Tıp İhtisas Dairesi’nin 15.08.2012 günlü ve Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu’nun 18.12.2014 günlü raporları dosyaya eklenmek suretiyle, temlik (17.03.1983) tarihinde mirasbırakan...’nin ehliyetli olup olmadığı yönünde Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu’ndan rapor alınması, mirasbırakanın ehliyetli olduğunun saptanması halinde; davanın reddine hüküm verilmesi, mirasbırakanın ehliyetsiz olduğunun saptanması halinde ise; bozmadan önce dinlenilen tanıklar tekrar çağrılarak önceki bozmada değinilen ilkeler uyarınca edinimlerinde iyiniyetli olup olmadıklarının duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre bir hüküm verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.

...

...

..."


Yasal süreçlerin karmaşıklığı ve süre sınırları göz önüne alındığında, hak kaybı yaşamamak için alanında uzman bir avukattan profesyonel yasal yardım almanız önemle tavsiye edilir.