Soylu Eylül 6, 2024 Aile Hukuku
Evlilik Dışında Doğan Çocuğun Babalık Davası | 2026
Son Güncellenme Tarihi: Mayıs 14, 2026
Bu yazıda, Türk Medeni Kanunuçerçevesinde evlilik dışında doğan çocuğun babalık yasal süreci incelenecek, davanın koşulları, tarafları, ispat yükü, zamanaşımı ve sonuçları gibi konular ele alınacaktır. Ayrıca, konuyla ilgili Yargıtay kararlarına da yer verilerek uygulamadaki durumun daha iyi anlaşılması sağlanacaktır.
1 – Babalık Davasının Tanımı ve Amacı
Babalık yasal süreci, evlilik dışında doğan çocuğun yasal olarak belirlenmesi amacıyla açılan bir davadır. Türk Medeni Kanunu’nun301. Maddesindedüzenlenen bu yasal aşama, çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkemece belirlenmesini sağlar.
Davanın temel amacı, evlilik dışı doğan çocuğun babası ile arasında yasal bir bağ kurarak, çocuğun haklarını güvence altına almaktır.
Bu sayede çocuk, nafaka hakkı, mirasçılık gibi birçok hakka kavuşabilmektedir.
Not: Babalık davasında genellikle birbiriyle karıştırılan “gerçek baba” ve “biyolojik baba” kavramlarının farkını açıklamak gerekirse;Biyolojik baba, çocuğun genetik babasıdır, yani çocuğun DNA’sını taşıyan kişidir.Gerçek babaIse hukuken babalık sıfatını taşıyan kişiyi ifade eder. Bu kişi biyolojik baba olabileceği gibi, yargı mercii hükmü, tanıma, evlat edinme gibi durumlarla hukuken babalık sıfatını kazanan başka biri de olabilir. Dolayısıyla, biyolojik babalık ile yasal babalık her zaman örtüşmeyebilir.
2 – Babalık Davasının Koşulları
Not:4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Yasa uyarınca, Yeni Türk Medeni Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden önce açılan babalık davaları da Türk Medeni Kanunu’nda yer alan hükümlere göre karara bağlanacaktır (4722 S. K.
M.13/f. 1). Bu nedenle,01.12.2002 tarihinden önce açılan ve bu tarihten önce sonuçlanmamış babalık davalarında da Medeni Kanun’un ilgili hükümleri uygulanacaktır.
A) Evlilik Dışı Doğum
Babalık yasal süreci açılabilmesi içinÖncelikle çocuğun evlilik dışında doğmuş olmasıGerekmektedir. Evlilik içinde doğan çocuklar için babalık karinesi geçerli olduğundan, bu çocuklar için babalık yasal süreci açılmasına gerek yoktur.
İstisna:Ancak,Evlilik içindeDoğmuş olmasına rağmen, babalık karinesinin çürütüldüğü durumlarda da babalık yasal süreci açılabilir. Örneğin, kocanın açtığıSoybağının reddiYasal süreci sonucunda çocuğun kendisinden olmadığı anlaşılmışsa,Gerçek baba aleyhine babalık yasal süreci açılabilir.
B) Çocuğun Tanınmamış Olması
Babalık yasal süreci açılabilmesi için önemli şartlardan biri,Çocuğun baba tarafından tanınmamış olmasıdır.
Eğer baba çocuğu tanımışsa, zaten soybağı kurulmuş olacağından babalık yasal süreci açılmasına gerek kalmaz.
C) Yasal Aşama Açma Süresi
Öncelikle belirtmek gerekir ki, babalık yasal süreciZamanaşımına değil, hak düşürücü süreye tabidir. Bu önemli ayrım, davanın niteliği ve açılma koşulları açısından kritik bir role sahiptir. Hak düşürücü süre, hakkın kullanılması için öngörülen ve geçirilmesi halinde hakkın sona ermesine yol açan süredir.
Not: Zamanaşımı, bir hakkın belirli bir süre kullanılmaması halinde yasal aşama açma hakkını ortadan kaldırır, ancak hakkın kendisi varlığını sürdürür. Örneğin; bir borçlu zamanaşımına uğramış bir borcu öderse, bunu geri isteyemez çünkü zamanaşımında da olsa hukuken var olan bir borcu ödemiştir.
Öte yandan hak düşürücü süre, belirli bir süre içinde kullanılmayan hakkın tamamen ortadan kalkmasına neden olur.
A – Anne İçin Hak Düşürücü Süre
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 303. Maddesi, anne için babalık yasal süreci açma süresini düzenlemiştir. Buna göre:
- Anne, babalık davasını doğumdan itibaren1 yıl içindeAçmalıdır.
- Yasal Aşama,Çocuğun doğumundan önce deAçılabilir.
- Bir yıllık süre geçtikten sonra gecikmeyi haklı kılan sebepler varsa,Sebebin ortadan kalkmasından başlayarak bir ay içindeYasal aşama açılabilir.
Anne tarafından biyolojik babaya karşı açılan bir babalık davasında Yargıtay, 1 yıllık hak düşürücü sürede gecikmeye neden olacak haklı sebeplere örnekler vermiştir:
” (…) Türk Medeni Kanunu’nun 303. Maddesine göre, annenin babalık yasal süreci açma hakkı çocuğun doğumundan itibaren bir yıl içinde kullanılmalıdır.
AncakBu sürenin geçmesine davalı tarafın hileli davranışları sebep olmuşsa, bu vaziyet yasal aşama açılmasını engelleyenHaklı sebepOlarak kabul edilebilir.Davalının evli olmasına rağmen davacı ile birlikte yaşaması, çocuğun babası olduğunu kabul etmesi, evleneceğine dair vaatlerde bulunması ve çocuğu tanıma işlemlerini ertelemesi gibi faktörler,Davacının yasal aşama açmakta gecikmesini haklı kılan sebepler olarak değerlendirilmiştir.HGK Esas: 2023/383 Hüküm: 2024/294 Tarih: 29.05.2024(…)”
Not:Doğumdan önceAçılmış babalık davasında çocuğaKayyım atanarakDavaya devam edilir. Ayrıca bu davalarda,Doğum, bekletici mesele olarakEle alınır. Zira eğer çocuk ölü doğarsa, kişilik kazanması mümkün olmayacağı için baba ile çocuk arasında soybağı bağı oluşmayacaktır.
Dikkat Edilmesi Gereken Nokta:Çocuk ile başka bir erkek arasında zaten soybağı ilişkisi varsa, bir yıllık hak düşürücü süreBu ilişkinin ortadan kalktığı tarihten itibarenIşlemeye başlar.
B – Çocuk İçin Hak Düşürücü Süre
Güncel yasal düzenlemelere göre,Çocuk içinBabalık yasal süreci açma hakkında herhangi birHak düşürücü süre bulunmamaktadır.Bu önemli değişiklik, Anayasa Mahkemesi’nin iki kritik kararıyla gerçekleşmiştir:
- 27.10.2011 günlü 2010/71 E., 2011/143 K. Sayılı hüküm
- 15.03.2012 günlü 2011/116 E., 2012/39 K.
Sayılı hüküm
Bu kararlarla birlikte, çocukErgin olduktan sonraIstediği zaman babalık yasal süreci açabilme hakkına sahip olmuştur. Bu düzenleme, çocuğun haklarının korunması ve kimlik hakkının güvence altına alınması açısından büyük önem taşımaktadır.
3 – Babalık Davasının Tarafları
A) Davacılar
Babalık davasını açabilecek kişilerAna ve çocuktur(TMK m. 301/f. 1). Ana ve çocuk, yasal aşama açma hakkınaBirbirlerinden bağımsızOlarak sahiptirler. Bu nedenle birinin kaybettiği yasal aşama, diğeri için kesin hüküm teşkil etmez; birinin davadan feragati diğerini etkilemez.
A – Ana
Ana, çocuktan bağımsız olarak sahip olduğu babalık yasal süreci açma hakkını,Çocuk adına değil bizzat kendi adınaKullanır.
Babalık yasal süreci açma hakkı kişiye sıkı surette bağlı bir hak olduğu için, ananın babalık davasını açmak içinTam fiil ehliyetine sahip olması gerekmez, ayırt etme gücüne sahip olması yeterlidir. Fakat ayırt etme gücüne sahip değilse, ana yerine temsilci bu davayı açabilecektir. Bunun yanında ana, çocuğu temsilen yasal aşama açamaz.
B – Çocuk
Çocuk açısından ise, ergin olmayan çocuk adına babalık davasınınKayyım tarafındanAçılacağı kabul edilmektedir. (TMK m. 301/f. 3).KayyımAçtığı bu davadaBabalığa hüküm verilmesini isteyebileceği gibi ayrıca çocuk için nafaka daTalep edebilir. Bunun yanında, cocukAyırt etme gücüne sahipseNafakayı kayyım değilÇocuğun kendisiIsteyecektir.
Ergin olan ve ayırt etme yeteneğine sahipOlan çocuk ise babalık davasınıBizzatAçabilecek ve yürütebilecektir.
Not:Eski Yargıtay kararlarında buDavayı babanın da açabileceğiHususunda hükümler verilmiştir.
Gerekçe olarak ise ilgili maddenin düzenlenme amacının geniş yorumlanması gerektiği olarak gösterilmiştir. Fakat zaman içerisinde Yargıtay kararlarındaBabanın bu davayı açmasının geçersiz olduğuYönündeBaskın bir eğilim olduğuGörülmektedir. Bu yüzden hem Yasanın açık hükmü hem de son yıllarda verilen Yargıtay kararları bir arada değerlendirildiğindeBabanın bu davayı açamayacağını kabul etmek gerekir.
B) Davalılar
A – Baba
Babalık yasal süreci TMK md 301’eÖncelikle babayaAçılır. Baba, yasal aşama esnasındaAyırt etme gücünden yoksunsa, kendisini davadaYasal temsilciTemsil eder.
Bunun yanında, baba, yasal aşama esnasındaKüçük ya da kısıtlı olsa bileDavayı takip edebilir. Bunun sebebi babalık davasının kişiye sıkı sıkya bağlı hak niteliğinde oluşudur.
Türk Medeni Kanunu’na göre “küçük”, henüz 18 yaşını doldurmamış ve ergin (reşit) olmamış kişidir. Küçükler, sınırlı ehliyetsiz kategorisinde yer alır, yani bazı gündelik işlemleri yapabilirler ancak önemli yasal hükümler için veya vasilerinin onayına ihtiyaç duyarlar. Bu statü, kişinin hak ve fiil ehliyetini sınırlar, onu korumayı amaçlar ve 18 yaşına kadar (istisnai vaziyetler hariç) devam eder.
B – Mirasçılar
Baba ölmüşseYasal aşama bu seferBabanın mirasçılarınaYöneltilir.
Mirasçılara yapılan tebliğin ardından mirasçılar davalı olarak davaya devam ederler. Davacılar mirasçılardanNafaka talep edemez. Bunun sebebi, çocuk için verilecek nafakanın anne ve babayı ilgilendiren bir hak oluşudur.
C – İhbar Durumu
Babalık yasal süreci, Cumhuriyet savcısına ve Hazineye; yasal aşama ana tarafından açılmışsa kayyıma; kayyım tarafından açılmışsa anaya ihbar edilir.
Yargıtay bir hükmündeIhbar etmemenin bozucu nedenOlduğunu vurgulamıştır: ” (…) Somut olayda yasal aşama çocuk tarafından açılmış olup, yasal aşama, Cumhuriyet savcısına ve HazineyeIhbar edilmeden hüküm verilmiştir.Babalıkdavasının Cumhuriyet savcısına ve Hazineye ihbarıMecburi bulunduğu hâlde(TMK 301/son) Cumhuriyet Başsavcılığı ve HazineyeYasal aşama ihbar olunmadan, yargılamaya devamla işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır. Açıklanan bu nedenle deKararın bozulmasınaHüküm verilmesi gerekmiştir2HD Esas: 2021/7492 Hüküm: 2022/9677 Tarih: 29.11.2022(…)”
4 – İspat Yükü ve Deliller
Babalık davasındaIspat yükü, genel olarakDavacıTarafındadır.
Ancak, Türk Medeni Kanunu’nun 302. Maddesi ile birKarineGetirilmiştir. Buna göre:
Davalının, çocuğun doğumundan önceki üçyüzüncü gün ile yüzsekseninci gün arasında ana ile cinsel ilişkide bulunmuş olması, babalığa karine sayılır.
Bu karine, ispat yükünü tersine çevirmektedir. Yani, davacı taraf bu süre içinde cinsel ilişkinin varlığını ispat ederse, artık çocuğun davalıdan olduğu kabul edilir veAksini ispat yükü davalıya geçer.
Bu sürenin dışında olsa bile fiili gebe kalma döneminde davalının ana ile cinsel ilişkide bulunduğu tespit edilirse aynı karine geçerli olur.
Not:Gebelik süresiOlarak ifade edilen300 ve 180. Günler, biyolojik olarak kadının hamile kalabileceğiSınırlarıIfade etmektedir. Bunun yanındaNadiren de olsa kadın 300 günden fazlaSürede hamile kalabilir. Bu durumun babalık davasında delil teşkil edebilmesi için tıbbi yöntemlerle ispat edilmesi gerekir.
Davacı ana, gebelik süresi içerisindeBirden fazla erkekleCinsel ilişkiye girmişse, davalı,Başka erkeğin/erkeklerin baba olma ihtimalinin daha yüksek olduğunuIspat ederek babalık karinesini çürütebilir.
A) İspat Araçları
Babalığın ispat edebilmesiIçin anne ile olası baba arasındakiCinsel ilişkinin varlığınıKanıtlamak önemlidir.
Bunun için,Sosyal medya yazışmaları, sık sık birbirlerinin evlerinde kalmaları, tanık arkadaşlarının beyanlarıGibi ispat araçları kullanılabilir.
Yasa, hakime bu delilleri kullanmakta serbesti getirmiştir. Yani taraflardan birinin güçlü bir ispat olarak değerlendirip yargı merciine sunduğu bir delil, hakim tarafından tamamen ya da kısmen güçsüz olarak görülebilir. Örneğin; babalığı reddeden bir davalı, kadınla cinsel ilişkiye girdiklerindeKadının gebelik önleyici yöntem kullandığını ispat etse bile, bu davada tek başına yeterli bir delil sayılmayabilir. Hakimin bunu diğer delillerle desteklemesi lazımdır.
Bunun yanında daha güvenilir olan tıbbi ispat araçları da mevcuttur:
A – Kan İncelemesi
Kan incelemesi yoluyla babalık tayini, soybağı tespitinde kullanılan eski bir yöntem olup, ebeveynlerin genlerinin çocuğa kalıtım yoluyla geçmesi prensibine dayanır.
Anne, çocuk ve baba adayının kan örneklerininBirlikteAnaliz edilmesini gerektirir.Kan grupları uyumsuzluğuBabalığıKesinOlarak reddedebilirken, uyumlu olmasıTek başına babalığı kanıtlamazVe diğer delillerle desteklenmelidir.
B – Benzerlik muayeneleri
Benzerlik muayeneleri(antropobiyolojik incelemeler), soybağı tespitinde kullanılan bir diğer tıbbi yöntemdir. Bu yöntemde çocuk ile baba olduğu iddia edilen kişininFiziksel özellikleri karşılaştırılarakAralarındaki morfolojik benzerlikler ve farklılıklar incelenir. Ancak bu testler,Kan testleri sonucunda babalık kesin olarak reddedilmişseDelil olarak kullanılamaz. Kan testi babalık ihtimalini gösterirse, benzerlik testleri diğer delilleri destekleyici bir unsur olarak değerlendirilebilir.
Önemli bir nokta, bu testlerin ancakÇocuk üç yaşını doldurduktan sonraYapılabilmesidir.
C – DNA Testi
Babalık davasında en önemli ispat aracı,DNA testidir.DNA testi ile babalık %99,99 oranında tespit edilebilmektedir. Yargıtay da birçok hükmünde DNA testinin önemine vurgu yapmıştır.
Bununla birlikte, DNA testi dışında başka deliller de kullanılabilir. Örneğin, tanık beyanları, ananın gebe kaldığı dönemde davalı ile birlikte yaşadığına dair belgeler, davalının çocuğu tanıdığına dair beyanları veya davranışları gibi deliller de kullanılabilir.
DNA testi,Kan dışında saç, kıl, idrar, tükürük ve doku parçaları gibiÇeşitli örneklerle yapılabilir. Test yapılabilmesi için hakim hükmü gereklidir ve ilgili kişiler, lı bir müzekkere ile kolları mühürlenerek inceleme kurumuna gönderilir.
Dikkat edilmesi gereken nokta,Davalının DNA testi yaptırmayı reddetmesi halinde, bu vaziyetDavalının aleyhineDeğerlendirileceğidir.
Not:Babanın vefat etmiş olması hâlinde,Mezardan alınan doku veya kemik örnekleriyleDNA testi yapılabilir.
C – Yardımcı Üreme Teknikleri ve Babalık Davası Meselesi
Yardımcı üreme teknikleri, babalık yasal süreci konusunda yeni ve karmaşık yasal sorunlara yol açmaktadır.
ÖzellikleSperm bağışı, yumurta bağışı ve taşıyıcı annelikGibi uygulamalar, geleneksel babalık kavramını zorlamakta ve yeni yasal yaklaşımlar gerektirmektedir.
Dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta,Türk hukukunda sadeceEvli çiftlerin kendi üreme hücreleriyleYardımcı üreme tekniklerinden yararlanabilmesidir. Sperm bağışı, yumurta bağışı ve taşıyıcı annelik gibi uygulamalarYasaklanmıştır.
Ancak, bu yasağa rağmenYurt dışında veya yasal olmayan yollarlaBu tür uygulamalara başvurulması hâlinde, doğacak çocukların yasal durumuBelirsizlikTaşımaktadır. Bu vaziyette, çocuğun üstün yararı ilkesi gözetilerek, her somut olayın kendi koşulları içinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Örneğin, yurt dışında sperm bağışı yoluyla dünyaya gelen bir çocuğunTürkiye’de açacağı babalık davasında, genetik baba ile yasal baba arasındaki ayrımın nasıl yapılacağı önemli bir sorun teşkil etmektedir. Bu tür durumlarda, uluslararası özel hukuk kuralları da devreye girebilmektedir.
5 – Babalık Davasında Görevli ve Yetkili Yargı Mercii
A) Görevli Yargı Mercii
Görevli Yargı Mercii, davanın konusuna göre hangi tür mahkemenin davaya bakacağını belirler. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş Görev Yargılama Usullerine Dair Yasa uyarınca, babalık yasal süreciAile MahkemelerininGörev alanına girmektedir.
Müstakil aile mahkemelerinin kurulmadığı yerlerde ise görev, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca görevlendirilenAsliye Hukuk MahkemesineVerilmiştir.
Not:Her sene değişen parasal sınıra bağlı olarak, bu sınırın altında kalan davalara Sulh Hukuk Yargı Makamı, üzerindekilere ise Asliye Hukuk Yargı Makamı bakar. Babalık davasında ise eğerMaddi bir talep olmuşsa, bu parasal sınıra bakılmaksızın davaya yine Aile Yargı Makamı bakar.
B) Yetkili Yargı Mercii
Yetkili yargı mercii, davanın hangi yerdeki yargı merciinde görüleceğini belirler. Babalık davasında yetkili yargı mercii konusunda Türk Medeni Kanunu’nun 283. Maddesi özel bir düzenleme getirmiştir:
Soybağına ilişkin yasal süreçler, taraflardan birininYasal aşama veya doğum sırasındaki yerleşim yeriMahkemesinde açılır.
Bu hüküm, davacıyaSeçimlik bir yetkiTanımaktadır.
Davacı, kendi yerleşim yeri mahkemesinde yasal aşama açabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de yasal aşama açabilir.
Babalık davasındaTaraflardan hiçbirinin Türkiye’de yerleşim yeri yoksaYetkili yargı mercii Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukukunun(MÖHUK) 41. Maddesine göre belirlenir.
MADDE 41 – (1) Türk vatandaşlarının kişi hâllerine ilişkin davaları, yabancı ülke mahkemelerinde açılmadığı veya açılamadığı takdirde Türkiye’de yer itibariyle yetkili yargı merciinde, bulunmaması hâlinde ilgilinin sâkin olduğu yer, Türkiye’de sâkin değilse Türkiye’deki son yerleşim yeri mahkemesinde, o da bulunmadığı takdirde, veya mahkemelerinden birinde görülür.
6 – Babalık Davasında Yargılama Usulü
Babalık davalarında, Medeni Kanun’un 284. Maddesinde düzenlenenÖzel yargılama kurallarıUygulanır. Bu kuralların amacı, soybağına ilişkin konularda maddi gerçeğin her türlü şüpheden uzak biçimde tespit edilmesidir.
Önemli noktalardan biri,Hâkimin maddi olguları re’sen araştıracağı ve kanıtları serbestçe takdir edeceğidir (TMK m. 284/b.1).
Ayrıca, taraflar ve üçüncü kişiler, sağlıkları yönünden bir tehlike oluşturmayan ve davanın sonuçlanması içinHâkim tarafından yapılması mecburi görülen araştırma ve incelemelere rıza göstermekle yükümlüdürler(TMK m. 284/b. 2).
7 – Babalık Davasında Geçici Önlemler
Türk Medeni Kanunu’nun 333. Maddesi, babalık yasal süreci sürecinde çocuğun korunması amacıylaGeçici önlemlerAlınmasına imkan tanımaktadır. Buna göre:
Babalık yasal süreci ile birlikte nafaka istenir ve hâkim, babalık olasılığını kuvvetli bulursa, hükümden önce çocuğun ihtiyaçları için uygun bir nafakaya hüküm verebilir.
Bu hüküm, yasal aşama sürecinde çocuğun mağdur olmasını önlemek amacıyla getirilmiştir. Hâkim,Babalık olasılığını kuvvetli bulursa, henüz kesin hüküm vermeden önceÇocuk için geçici nafakaya hükmedebilir.
Dikkat Edilmesi Gereken Nokta:Bu geçici nafaka, yasal aşama sonucundaBabalığa hükmedilmemesiHalindeSebepsiz zenginleşmeHükümlerine göreGeri istenebilir.
8 – Davaya Son Veren Taraf İşlemleri
Babalık yasal süreci, kamu düzenini ilgilendiren özel bir yasal aşama türüdür.
Bu davanın kendine özgü niteliği, tarafların yasal aşama konusu üzerindeki tasarruf yetkilerini önemli ölçüde sınırlar. Bununla birlikte, belirli koşullar altında tarafların davayı sona erdirme imkânı vardır. Bu bölümde, babalık davasını sona erdiren taraf işlemlerini ele alacağız.
A) Feragat
Feragat, davacınınTalep sonucundan vazgeçmesidir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 91.
Maddesine göre tanımlanan bu işlem, babalık davasında da mümkündür. Davacılar, yani ana veya çocuk, babalığa hükmedilmesi talebinden vazgeçerek davayı sona erdirebilirler.
Feragatin Özellikleri:
A) Tek taraflı irade beyanı:Feragat, davacının tek taraflı irade beyanıyla gerçekleşir. Davalının kabulüne ihtiyaç yoktur.
B) Kesin hüküm etkisi:Feragat, maddi anlamda kesin hüküm teşkil eder. Bu nedenle, feragat eden taraf aynı taleple tekrar yasal aşama açamaz.
C) Kısmi feragat mümkündür:Davacılar, sadece babalığa hükmedilmesi talebinden değil, aynı zamanda ödenek ve nafaka taleplerinin bir kısmından da feragat edebilirler.
Önemli noktalar:
- Feragat, hüküm kesinleşinceye kadar yapılabilir.
- Feragat, sözlü olarak duruşmada yapılabileceği gibi, yazılı olarak da yargı merciine sunulabilir.
- Çocuk adına kayyım tarafından yasal aşama açıldığında, kayyımın feragat edebilmesi için Sulh Hukuk Mahkemesinden izin alması gerekir.
Not:“Davanın Tarafları” başlığımızda da belirttiğimiz üzere, ana ile çocuğun birlikte davacı olduğu hallerde, birinin feragati diğerini etkilemez.
Feragatin Sonuçları:
- Yargı Mercii, feragat üzerine davanın reddine hüküm verir.
- Feragat eden taraf, aynı iddia ile tekrar yasal aşama açamaz.
- Feragat, geçmişe etkili sonuç doğurur.
B) Kabul
Kabul,Davalının davacınınTalep sonucuna muvafakat etmesidir.Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 92.
Maddesinde düzenlenen kabul, normal şartlarda davayı sona erdiren bir işlemdir. Ancak, babalık yasal süreci kamu düzenine ilişkin olduğundan, bu davada kabul yasal sonuç doğurmaz.
Kabulün Babalık Davasındaki Durumu:
- Davalının davayı kabul etmesi, mahkemenin delil toplamasını ve inceleme yapmasını engellemez.
- Yargı Mercii, davalının kabulüne rağmen, babalığın gerçekten söz konusu olup olmadığını araştırmak zorundadır.
C) Sulh
Sulh,Görülmekte olan bir davanın taraflarınınKarşılıklı anlaşmaIle yasal aşama konusu uyuşmazlığa son vermeleridir. Babalık yasal süreci kamu düzenine ilişkin olduğundan, taraflar sulh yoluyla davayıTamamenSona erdiremezler.
Sulhun Babalık Davasındaki Uygulaması:
- Babalık iddiası konusunda sulh yapılamaz.
- Ancak, yasal aşama ile birlikte talep edilenNafaka ve ödenek konularında sulh mümkündür.
Sulhun Geçerliliği İçin Şartlar:
- Sulh, sadece nafaka ve ödenek gibi yan konularda yapılabilir.
- Yapılan sulh, çocuğun menfaatlerine uygun olmalıdır.
- Sulh, yargı mercii tarafından onaylanmalıdır.
Dikkat edilmesi gereken nokta: Yargı Mercii, sulhu onaylarken çocuğun menfaatlerini gözetmek zorundadır. Çocuğun haklarını zedeleyen bir hehangi bir sulh anlaşması onaylanmaz.
D) Yargılamanın Yenilenmesi
Yargılamanın yenilenmesi, kesinleşmiş bir yargı mercii kararının bazıAğır yargılama hataları veya eksiklikleriNedeniyle yeniden görülmesini sağlayanOlağanüstü bir yasa yoludur.
Babalık davalarında, özellikle DNA testi gibi gelişmiş bilimsel yöntemlerin yaygınlaşması ile birlikte, yargılamanın yenilenmesi konusu özel bir önem kazanmıştır.
A – DNA Testinin Yargılamanın Yenilenmesi Sebebi Olarak Değerlendirilmesi
Günümüzde soybağı davalarında başvurulan en etkili ve kesin delil olan DNA testininYaygın kullanımından önce verilen ve kesinleşenBabalık yasal süreci kararlarına karşı, sonradan yapılan ve yargı mercii kararının aksini gösteren bir DNA testine dayanılarak yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilip gidilemeyeceği tartışmalı bir konudur.
Doktrindeki Görüşler:
- Bir görüşe göre, DNA testi sonucuYeni bir delilNiteliğindedir ve yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak kabul edilmelidir.
- Diğer bir görüş ise, DNA testinin yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak kabul edilmesininYasal güvenlik ilkesini zedeleyeceğiniSavunmaktadır.
Yargılamanın yenilenmesi talebi kabul edilip yeni bir hüküm verildiğinde, bu kararın etkileri şöyle olabilir:
A) Önceki babalık kararının iptal edilmesi
B) Soybağının düzeltilmesi
C) Geçmişe dönük nafaka ve ödenek ödemelerinin yeniden değerlendirilmesi
D) Miras haklarının yeniden düzenlenmesi
Sonuç olarak, babalık davalarında yargılamanın yenilenmesi, özellikle DNA testi gibi kesin sonuç veren bilimsel yöntemlerin gelişmesiyle birlikte önem kazanmıştır. Ancak, yasal güvenlik ilkesi ile maddi gerçeğin ortaya çıkarılması arasında bir denge kurulması gerekmektedir.
9 – Davanın Sonuçları
Babalık yasal süreci sonucunda verilen hüküm, çocuk, ana ve baba açısından oldukça önemli sonuçlar doğurur. Bu bölümde, babalık hükmünün taraflar üzerindeki etkilerini ve ortaya çıkan yasal durumu ele alacağız.
A) Çocuk Açısından Sonuçları
Soybağının Kurulması:Babalık yasal süreci kabul edilip hüküm kesinleştiğinde, çocuk ile babası arasında soybağı ilişkisi kurulur. Bu ilişki,Çocuğun ana rahmine düştüğü tarihtenItibaren geçerli olur.
Soyadı:TMK md 321’de düzenlenen genel kurala göre çocuk, anne ve babası evli ise ailesinin, değilse annesinin soyadını alabilmektedir.
Fakat evlilik dışı doğan çocuk, baba tarafından babalık yasal süreci ile ya da tanıma hükmüyle tanınırsa babanın soyadını alır.
Vatandaşlık:Türk vatandaşı baba ve yabancı anadan evlilik birliği dışında doğan çocuk soy bağı kurulmasını sağlayan usul ve esasların yerine getirilmesi halinde Türk vatandaşlığını kazanır (Türk Vatandaşlığı Kanunu md.7/3).
Velayet:Evlilik dışında doğan çocuk ile baba arasında soybağı kurulsa bile velayet anada kalmaya devam edecektir.
İstisna: Ana küçük, kısıtlı, ölmüş ya da velayet kendisinden alınmışsa, hakim çocuğun menfaatine göre velayeti babaya verebilir veya vasi atayabilir.
Miras Hakkı:Türk Medeni Kanunu’nun 498. Maddesi gereğince, babalık yasal süreci sonucunda soybağı kurulan çocuk, baba yönünden evlilik içi hısımlar gibi mirasçı olur. Yani, evlilik içi ve dışı çocuklar arasında miras bakımından hiçbir fark yoktur.
Nafaka:Çocuk, babasından nafaka talep etme hakkına sahip olur. Bu nafaka,Çocuğun ergin olmasına kadarDevam eder.
Türk Medeni Kanunu’nun 328. Maddesi gereğince,Çocuk ergin olduğu halde eğitimine devam ediyorsa, eğitimi sona erinceye kadarNafaka devam edebilir.
Not:Nafakanın ödenmeye başlama tarihiYasal aşama tarihidir.
Örneğin biyolojik babaya açılan bir babalık davasında Yargıtay, ödenecek nafakanın “Babalık hükmü kesinleştikten sonra” başlayacağı şeklinde hüküm veren Yargı Mercii kararını, nafakanın “Yasal aşama tarihinden itibaren” ödenmesi gerektiği gerekçesi ileBozmuştur:
“(…) Yasal Aşama, babalıkveBabalıkdavasınınferisi niteliğinde olan tedbir ve iştirak nafakasıIstemlerine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince adi tıp kurumundan DNA raporu alınmış, tarafların ekonomik ve sosyal durumları araştırılmış, davanın kabulü ilebabalığıntespitine, ortak çocuk yararına yasal aşama tarihinden aylık 1.000 TL iştirak nafakasına hükmedilmiştir. Bu karara karşı davalı erkek tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuş olup, istinaf incelemesi yapan bölge adliye mahkemesince iştirak nafakasınınBabalıkhükmünün kesinleşmesinden itibarenÖdenmesine hüküm verilmiştir.
Türk Medeni Kanunu m. 333 hükmünde açıkça düzenlendiği üzerebabalıkyasal süreciile birlikte nafaka istenebilir ve hâkim, babalıkolasılığını kuvvetli bulursa, hükümden önce çocuğun ihtiyaçları için uygun bir nafakaya hüküm verebilir. Açıklanan nedenlerle, davalının çocuğun babası olduğu da sabit olduğuna göreYasal aşama tarihinden itibaren nafakaya hükmedilmesi gerekirkenYazılı şekilde hüküm verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulmasına hüküm verilmesi gerekmiştir2HD Esas: 2021/10407 Hüküm: 2022/1840 Tarih: 28.02.2022(…)”
B) Ana Açısından Sonuçları
A – Maddi Ödenek:
Ana, Türk Medeni Kanunu’nun 304.
Maddesi gereğince,Babalık yasal süreci ile birlikte veya ayrı olarakBabadan bazı giderlerin karşılanmasını isteyebilir.
Talep Edilebilecek Giderler:
- Doğum giderleri:Doğum için harcanan hastane masrafları, ebelik ücreti, ilaç bedelleri gibi giderler bu hususta sayılabilir.
- Doğumdan önceki ve sonraki altışar haftalık geçim giderleri:Ananın bu süre içerisinde yaşamak için yaptığı masraflardır. Örneğin kira ödemeleri, yeme içme masrafları, ananın çalışamamasından kaynaklanan giderler sayılabilir.
- Gebelik ve doğumun gerektirdiği diğer giderler:Gebelik boyunca yapılan masraflara örnek olarak, gebelik esnasında tutulan yardımcı, gebelik ilaçları, muayane ücretleri, tıbbi nedenlerle yapılmış kürtaj masrafı sayılabilir.
B – Manevi Ödenek
Babalık yasal süreci hususunda manevi ödenekIstenip istenemeyeceği konusundaNet bir cevap vermek doğru olmayacaktır. 4721 sayılı Yasa, önceki 743 sayılı Medeni Kanun’dan farklı olarak, annenin manevi ödenek isteyebileceğine dairAçık bir hüküm içermemektedir.Yasa, sadece annenin doğum öncesi ve sonrası çocuk için yaptığı masrafların “Maddi ödenek” kalemi altında istenebileceğini düzenlemiştir. Ancak, Yargıtay içtihatlarını incelediğimizde Yasanın bu hükmüne uyan kararların yanında,Yasa ile doğrudan ya da dolaylı çelişen hükümler verildiğiGörülmektedir.
Yargıtay’ın Değişen İçtihatlarıYargıtay’ın bu konudaki kararları zaman içinde değişiklik göstermiş ve farklı daireler arasında çelişkili hükümler verilmiştir. Bu kararları kronolojik olarak incelediğimizde:
Yargıtay 2.
Hukuk Dairesi’nin E. 1976/2112 K. 1976/3465 sayılı 20.04.1976 günlü hükmü:Evlilik dışı doğan çocuğun babalığına hüküm verilen kişidenManevi ödenek isteyemeyeceği, çünkü kanunda bunu mümkün kılan bir hüküm bulunmadığı belirtilmiştir. Bu hüküm, manevi ödenek talebinin reddedilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 2018/3586 E. 2018/5675 K. Sayılı 26.09.2018 günlü hükmü:Davalının davacının kendi çocuğu olduğunu bildiği halde babalığı benimsemeyerek davacı ile ilgilenmemesinin, davacının ruhsal durumunu olumsuz etkilediği gerekçesiyleManevi tazminata hükmedilmesi gerektiğiVurgulanmıştır.
Bu hüküm, önceki örnekteki kararın aksine, manevi ödenek talebinin kabul edilebileceğini göstermiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin E. 2016/12466 K. 2018/7427 sayılı 29.11.2018 günlü hükmü:Davalının kendi çocuğu olduğunu bildiği halde yıllarca babalığı benimsemeyerek davacının babasız bir çocuk olarak büyümesine, üzüntü ve elem duymasına neden olduğu gerekçesiyleManevi tazminata hükmedilmesi gerektiğiBelirtilmiştir. Bu hüküm da, bir önceki karara benzer şekilde, manevi ödenek talebinin kabulü yönündedir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin E. 2017/8640 K. 2019/1253 sayılı 11.02.2019 günlü hükmü:4721 sayılı Türk Medeni YasasındaBabalık davalarında manevi tazminata ilişkin bir düzenleme yer almadığıBelirtilmiştir.
Bu hüküm da, ilk örnekteki karara paralel olarak, kanuni düzenleme eksikliğine vurgu yapmıştır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 2019/1015 E., 2020/2839 K. Sayılı 17.09.2020 günlü hükmü:Davalının müşterek çocuğu benimsemeyip babasız büyümesine yol açma vermesi, davacının çocuğun doğumundan itibaren ebeveynlik görev ve sorumluluğunu tek başına üstlenmek zorunda kalması, davalının babalık sorumluluğundan kaçınması hususları göz önüne alındığında, davacı yararınaManevi tazminata hükmedilmesi gerektiğiBelirtilmiştir. Bu hüküm ise manevi ödenek talebinin kabulü yönündedir ve daha ayrıntılı gerekçeler sunmaktadır.
Yasal Değerlendirme
Bu hükümler ışığında, babalık davalarında manevi ödenek meselesinin hala tartışmalı bir konu olduğu ve Yargıtay’ın daireleri arasında dahi görüş ayrılıkları bulunduğu görülmektedir.
Kanunda açık bir hüküm bulunmaması, bazı kararlarda talebin reddedilmesi için gerekçe oluştururken, diğer kararlarda çocuğun menfaati ve yaşadığı manevi zararlar göz önünde bulundurularak tazminata hükmedilmesi gerektiği yönünde hükümler verilmiştir.
Gelecekte, bu konuda daha net bir yasal düzenleme yapılması veya Yargıtay içtihatlarının birleştirilmesi yoluyla bir standart oluşturulması beklenebilir.
Ancak şu an için, babalık davalarındaManevi ödenek taleplerinin sonucu belirsizliğini korumaktadırVe her yasal aşama özelinde ayrı bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Manevi Tazminata Dair Diğer Görüşler:Doğuma neden neden olan cinsel ilişki, ananınKişilik haklarına saldırıNiteliğindeyse ya da Türk Ceza Kanunundadüzenlenen “Cinsel dokunulmazlığa karşı düzenlenen suçlar” dan birini teşkil ediyorsa, bu vaziyette Türk Borçlar Kanunumd. 49’da düzenlenen “Haksız fiil” nedeniyle manevi ödenek talep edilebileceğini savunan görüşler mevcuttur.
Bu konuda daha fazla yardım veya danışmanlık için bizimleiletişimegeçebilirsiniz.
Evlilik Dışında Doğmuş Çocuğun Babalık Davası
Örnek Yargıtay Hükmü
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 2017/6578 Esas ve 2017/17330 Hüküm numaralı hükmü, soybağı tespiti ve nüfusa tescil konularında önemli yasal prensipler ortaya koymaktadır. Davada, evlilik dışı doğduğu iddia edilen ve nüfusa kaydedilmemiş bir çocuğun, biyolojik babası olduğunu iddia eden kişi tarafından kendi çocuğu olarak nüfusa tescil edilmesi talep edilmiştir.
Yargıtay, hükmünde öncelikle çocuğun nüfusa kaydedilmemiş olmasının yasal aşama açılması için bir engel teşkil etmediğini vurgulamıştır. Türk Medeni Kanunu’nun 28.
Maddesine atıfta bulunarak, kişiliğin çocuğun sağ olarak doğduğu anda başladığını ve nüfusa tescilin sadece bildirici nitelikte olduğunu belirtmiştir.
Kararda, soybağı kavramı detaylı olarak ele alınmış ve Türk Medeni Kanunu’nun 282. Maddesi uyarınca soybağının nasıl kurulacağı açıklanmıştır. Buna göre, çocuk ile anne arasındaki soybağı doğumla, baba ile arasındaki soybağı ise ana ile evlilik, tanıma veya hakim hükmüyle kurulmaktadır.
Yargıtay, somut olayda çocuğun, annenin evlilik birliği içinde dünyaya geldiğini tespit etmiş ve bu nedenle Türk Medeni Kanunu’nun 285. Maddesi gereğince, çocuğun kocadan olduğu karinesinin geçerli olduğuna hükmetmiştir.
Bu vaziyette, biyolojik baba olduğunu iddia eden davacının “babalık yasal süreci” açma hakkının bulunmadığı, ancak Türk Medeni Kanunu’nun 291. Maddesinde sayılan hallerde “soybağının reddi” yasal süreci açabileceği belirtilmiştir.
Çocuğun nüfusa tescili talebi konusunda ise Yargıtay, bu işlemin 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu uyarınca nüfus idaresine verilmiş idari bir görev olduğunu vurgulamış ve bu talebin görev yönünden reddedilmesi gerektiğine hüküm vermiştir.