Ebeveynin Nafaka Ödememesi Halinde Üstsoyun Nafaka Yükümlülüğü

Medeni Yasa hükümleri gereğince, çocuğun bakım ve ihtiyaçları ana ve baba tarafından karşılanır. (TMK m.327) Eşlerin boşanması hâlinde,Müşterek çocukların velayeti,anne veya babadan birisine verilir.Ortak velayetHâlinde dahi, çocukların kiminle birlikte yaşayacağı hüküm altına alınır. Velayet kendisine verilmeyen ebeveyn, çocuğun ihtiyaçları için kullanılmak üzere, velayet sahibi ebeveyne iştirak nafakası ödemekle yükümlüdür.

İştirak nafakası Miktarı belirlenirken “çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de göz önünde bulundurulur.” (TMK m.330)

İçerik

Toggle
  • İştirak Nafakasının Ödenememesi Durumu
    • Yardım Nafakası
    • Üstsoyun (Dede veya Nine) Nafaka Yükümlülüğü
      • Üstsoydan Yardım Nafakası İsteyebilmenin Temel Şartı
      • Ebeveynin Ölümü Halinde
      • Ebeveynin Cezaevinde Olması veya Maddi İmkansızlığı Halinde
      • Nafaka Tahsilatının Semeresiz Kalması Halinde
  • Sonuç

İştirak Nafakasının Ödenememesi Durumu

İştirak nafakasına hükmedilmiş olmasına rağmen, eski eşin bu yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde, öncelikle icra yoluyla tahsili denenmelidir. Ancak, nafaka yükümlüsünün hiç bir gelirinin ve malvarlığının bulunmadığı hallerde, icra takibi sonuçsuz kalacaktır.

Nafaka yükümlüsü ebeveynin ölmesi, bu yükümlülüğü ortadan kaldırır.

Bunlar gibi, ebeveynin, bakım yükümlülüğünü yerine getiremediği hallerde, TMK genel hükümleri uyarınca, bazı akrabalarınNafaka yükümlülüğüGündeme gelebilir.

Bunafaka türü,Yardım nafakasıdır.

Yardım Nafakası

Medeni Yasa 364. Maddesi uyarınca; herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. Yargıtay kararlarında yardım nafakası, aile bireylerini yoksulluk ve düşkünlükten kurtarmaya yönelik bir sosyal yardımlaşma ve mecburi bir ödev olarak tanımlanır. Nafaka isteyenin yoksulluğa düşecek olması, yardım nafakasının temel şartıdır.

Yardım nafakası isteyenin kusuru ile yardıma muhtaç duruma düşmüş olması veya aile bağlarının herhangi bir nedenle zayıflamış olması, yükümlüyü borcundan kurtarmaz.

“TMK’nun 364. Maddesine göre; “Herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. ”Yine aynı yasanın 365. Maddesinin 2. Fıkrasında; “Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir.” düzenlemesi yer almıştır.

Hukuk Genel Kurulunun 7.6.1998 gün, 1998/656; 688 sayılı ilamında da; “:…yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için mecburi ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların” yoksul kabul edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Yardım nafakası, aile bireylerini yoksulluk ve düşkünlükten kurtarmaya ilişkin bir nevi sosyal yardımlaşma olup, ahlak kuralları ile geleneklerin mecburi kıldığı bir ödevdir. Yardım nafakası isteyenin kusuru ile yardıma muhtaç duruma düşmüş olması, yükümlüyü borcundan kurtarmamaktadır. Aile bağlarının herhangi bir nedenle zayıflamış olması da yükümlülüğü ortadan kaldıran bir neden olarak düzenlenmemiştir.

Bu nedenlerle yasa koyucu, yardım nafakasını kişinin ve toplumun vicdanına bırakmamış, kanuni bir ödev olarak düzenlemiştir. Dosya kapsamından, davacının 61 yaşında olduğu, çalışmadığı, gelirinin bulunmadığı, geçimi için kardeşinin yardım ettiği anlaşılmaktadır.

O halde mahkemece, davacı tarafça istenilen nafakanın davalılar için kanuni bir ödev haline gelmiş olduğu gözetilerek, günün ekonomik koşulları da dikkate alındığında yardıma muhtaç hale geldiği açık olan davacı tarafın geçimi için gerekli, davalıların geliri ile orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun nafakaya hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile istemin tümüyle reddedilmiş olması doğru görülmemiştir.”

(Yargıtay, 3. Hukuk Dairesi, E. 2012/20410, K. 2012/23982, T. 21.11.2012)

Üstsoyun (Dede veya Nine) Nafaka Yükümlülüğü

İştirak nafakası, sadece ebeveynlere özgü bir yükümlülüktür. Bu nedenle ebeveyn dışındaki akrabaların, hiç bir koşulda iştirak nafakası yükümlülüğü doğmaz.

Yargıtay kararlarında da, iştirak nafakasının TMK m. 182, 327 ve 330 uyarınca münhasıran anne ve babanın ortak sorumluluğunda olduğu belirtilir. Buna göre iştirak nafakası, velayet hakkının bir uzantısı olup, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine ebeveynlerin “güçleri oranında” katılımını mecburi kılar.

Buna karşılık bir çok yargı hükmünde, ebeveynin bakım yükümlülüğünü yerine getiremediği veya bu yükümlülüğün çeşitli nedenlerle sona erdiği durumlarda, üstsoydan (büyük anne, büyük baba) yardım nafakası istenebileceği kabul edilmektedir.

Üstsoydan Yardım Nafakası İsteyebilmenin Temel Şartı

Üst soydan nafaka talep edilebilmesi, belirli koşullara bağlanmıştır. Bu koşullar;

  • Nafaka yükümlüsü ebeveynin ödeme gücünün bulunmaması,
  • Çocuğun yardıma muhtaç olması ve yoksulluğa düşme tehlikesinin bulunmasıdır.

Yargı Mercii bu tür davalarda,Hem nafaka talep edilen büyükanne/büyükbabaNın hem de diğer ebeveynin mali durumunu detaylı bir şekilde araştırmak zorundadır.

Kanuni düzenleme ve ilgili yargı kararlarına göre; ebeveynden iştirak nafakası talep edilmeden,Büyük anne veya büyük babadan yardım nafakasıIstenemeyeceği tartışmasızdır. Çünkü akrabaların yardım nafakası yükümlülüğü, mirasçılık sırasına göre ortaya çıkar.

Yardım nafakası davası, TMK m. 365/1 gereğince mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak açılır.

Üstsoydan nafaka alınabilmesi için öncelikle ebeveynlerin (anne ve babanın) bakım yükümlülüğünü yerine getirip getiremediği ve ekonomik durumları araştırılır. Eğer ebeveynlerin katkısı hiç yoksa veya çocuğun ihtiyaçlarını karşılamaya yetmiyorsa, üstsoyun mali gücü oranında hakkaniyete uygun bir nafakaya hükmedilir.

Ebeveynin Ölümü Halinde

Ebeveynin ölümü nedeniyle iştirak nafakasının ortadan kalkması hâlinde, TMK m. 364 uyarınca üstsoyun (örneğin babaanne) torununun bakım giderlerine katılma yükümlülüğü mevcuttur. Mahkemece tarafların sosyal ve ekonomik durumları gözetilerek hakkaniyete uygun bir nafakaya hükmedilmesi gerekir.

TMK’nun 364. maddesinde “Herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve alt soyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür” hükmü düzenlenmiştir. Bu hüküm uyarınca davalı babaanenin de torunu olan küçük Rumeysa’nın bakım giderlerine katılma yükümlülüğü mevcuttur…

Mahkemece; yukarıda anılan hüküm ve tarafların sosyal ve ekonomik durumları gözönünde bulundurularak, istemin yardım nafakası olmasına göre hakkaniyete uygun az dahi olsa bir miktar nafakaya hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın tümüyle reddi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.”

(Yargıtay, 3.

Hukuk Dairesi, E. 2014/3910, K. 2014/10838, T. 02.07.2014)

Ebeveynin Cezaevinde Olması veya Maddi İmkansızlığı Halinde

Nafaka yükümlüsünün cezaevinde olması ve velayet sahibi ebeveynin çocuğun ihtiyaçlarını karşılayamaması hâlinde, üstsoy aleyhine yardım nafakası davası açılabilir. Yargıtay, bir hükmünde ebeveynlerin hayatta olmasının, koşulları oluştuğunda üstsoyun (dede/nine) sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağına hükmetmiştir.

Mahkemece, lehine nafaka istenen çocuğun anne ve babasının hayatta olmasına rağmen büyük anne ve büyük baba aleyhine yasal aşama açılamayacağı gerekçesiyle davanın husumetten reddine hüküm verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir…

Somut olayda davacı, çocuğunun ihtiyaçlarını karşılayamadığı gerekçesiyle davalılardan yardım nafakası talep etmektedir. Lehine nafaka talep edilen çocuk davalıların torunudur (alt soyudur). Bu durumda davalıların talep edilen nafakadan sorumlulukları Medeni Yasanın 364. maddesi anlamında tartışılarak neticesine göre hüküm kurulması gerekirken, lehine nafaka istenen çocuğun anne babasının hayatta oldukları gerekçesiyle davalılar aleyhine açılan davanın husumetten reddi doğru görülmemiştir.

(Yargıtay, 3.

Hukuk Dairesi, E. 2013/1766, K. 2013/3347, T. 28.02.2013)

Nafaka Tahsilatının Semeresiz Kalması Halinde

Ebeveynden (eski eşten) talep edilen iştirak veya yoksulluk nafakasının tahsil edilememesi veya bu miktarın yoksulluğu ortadan kaldırmaya yetmemesi, TMK m. 364 kapsamında üstsoydan yardım nafakası talep edilmesine imkan sağlar.

Somut olayda; 41 yaşında olan davacının, gerek kendisinin, gerekse müşterek çocuk M.. E..’in rahatsızlığı nedeniyle çalışamadığı, kaldı ki davacının yaşı ve öğrenim durumu itibariyle çalışması halinde elde edeceği gelirin de en fazla asgari ücret seviyesinde olacağı, bu nedenle kira ve diğer giderlerini komşularının yardımı ile sağlamaya çalışan davacıya kaymakamlık tarafından sosyal yardım niteliğinde gelir bağlandığı, her ikisi de emekli olan davalıların ise Çarşamba ilçe merkezi ile il merkezinde davacının oturması için ev satın aldıkları, ancak bu yardımın daha sonradan davalıların insiyatifi ile sona erdirildiği, buna göre günün ekonomik koşulları da dikkate alındığında mecburi ve gerekli ihtiyaçlarını karşılayacak derecede gelir elde edemeyen davacının yardıma muhtaç hale geldiği dosya kapsamı ile sabittir.

Öte yandan, boşanma davasında davacı lehine 50 TL yoksulluk nafakasına hükmolunduğu, bu nafakanın tahsilinin ve artırılması halinde ulaşabileceği miktarında, davacının yoksul olduğu gerçeğini değiştirmeyeceği de açıktır.

Bu nedenlerle mahkemece; davacı tarafça istenilen nafakanın, anne ve baba olan davalılar için kanuni bir ödev haline gelmiş olduğu gözetilerek, davacı lehine hakkaniyete uygun bir nafakaya hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle istemin tümüyle reddedilmiş olması doğru görülmemiştir.

(Yargıtay, 3. Hukuk Dairesi, E. 2013/19852, K. 2014/4064, T. 17.03.2014)

Sonuç

İştirak nafakası, münhasıran anne ve babanın yükümlülüğündedir. Bu borç, doğrudan doğruya ebeveynin anne veya babasına devredilemez veya onlardan tahsil edilemez.

Ancak, nafaka yükümlüsü ebeveynin ödeme gücünün olmaması, kısıtlı olması, ölümü veya benzeri bir nedenle nafaka borcunu yerine getirememesi hâlinde, üstsoyun nafaka yükümlülüğü doğabilir. Bu durumlarda çocuk lehine ayrı bir yasal aşama ile büyükanne ve büyükbabalara karşı yardım nafakası talebinde bulunulması mümkündür. Yargı Mercii, bu davada mirasçılıktaki sırayı, üst soyun ekonomik durumunu ve çocuğun gerçek ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak hakkaniyete uygun bir nafakaya hükmeder.

Aile hukuku ve boşanma avukatı Olarak faaliyet veren avukatlık büromuza, iştirak nafakası, yardım nafakası, nafaka artırımı veya nafakanın kaldırılması davalarında yasal destek için ulaşabilirsiniz.

Avukatlık bürosu çalışma alanlarımızaburadanulaşabilirsiniz.

Hukuk Büromuz29 Ocak 2026