Güncel yasal düzenlemeler ve yargı kararları ışığında yasal süreçlerin işleyişini bilmek, haklarınızı korumak adına oldukça önemlidir. İşte konu hakkında bilinmesi gerekenler:

YARGITAY

11. HUKUK DAİRESİ

Esas Numarası: 2015/1010

Hüküm Numarası: 2016/901

Hüküm Tarihi: 27.01.2016

BANKADA HESABINA PARA YATIRMAK İÇİN BEKLEYEN KİŞİNİN PARASININ BANKA İÇERİSİNDE ÇALINMASINDAN BANKA SORUMLU OLDUĞU Davacının Davalı Nezdinde Bulunan Hesabına Para Yatırmak Üzere Banka Şubesine Gittiği - Taraflar Arasında Mevduat Sözleşmesi Bulunduğu – Bankaların Bir Güven Kurumu Olarak Basiretli Tacir Gibi Davranması Gerektiği - Objektif Özen Yükümlülüğünün Yerine Getirilmemesinden Kaynaklanan Hafif Kusurlarından Dahi Sorumlu Olduğu - Banka Olmaları Nedeniyle de Diğer Tacirlere Nazaran Bütün Yasal İlişkilerinde Daha Yüksek Özen Borcu Altında Olduğu - Banka İle Müşterisi Arasındaki Bankacılık İşlemlerinin Her Şeyden Önce Güven Unsuruna Dayandığı - Davacının Parasının Davalı Bankanın Sorumluluk Alanı İçerisinde Çalınması Nedeniyle Davalının Gerekli Güvenlik Tedbirlerini Yeterince Aldığından Söz Edilemeyeceği

Özeti: Davacı, davalı nezdinde bulunan hesabına para yatırmak üzere banka şubesine gittiğini iddia etmek suretiyle işbu davayı açtığı, davalı da aksini savunmadığına göre, taraflar arasında mevduat sözleşmesi bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Bir güven kurumu olarak, basiretli tacir gibi davranması gereken bankalar, objektif özen yükümlülüğünün yerine getirilmemesinden kaynaklanan hafif kusurlarından dahi sorumlu olup, banka olmaları nedeniyle de diğer tacirlere nazaran bütün yasal ilişkilerinde daha yüksek özen borcu altındadırlar.

Banka ile müşterisi arasındaki bankacılık işlemleri her şeyden önce güven unsuruna dayanmaktadır. Davacının parasının, davalı Banka'nın sorumluluk alanı içerisinde çalınması nedeniyle davalının gerekli güvenlik tedbirlerini yeterince aldığından söz edilemez.

Taraflar arasında görülen davada Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12/03/2015 tarih ve 2013/480-2015/98 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı avukati vasıtasıyla istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, yasal aşama dosyası için Tetkik Hakimi... Vasıtasıyla düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı, davalı bankanın.... Şubesi'nde 30/09/2013 tarihinde hesabına para yatırmak için sırasını beklerken yasal aşama dışı 3.

Şahsın cebinde bulunan parasını çaldığını, davalı bankanın gerekli güvenlik tedbirlerini almaması nedeniyle sorumluluğu bulunduğunu ileri sürerek, 3.800,00TL'nin olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve yasal aşama etmiştir.

Davalı avukati, meydana gelen olay nedeniyle müvekkilinin herhangi bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı banka şubesinde davacının cebinde bulunan 3.800,00 TL'nin yasal aşama dışı 3. Şahıs vasıtasıyla çalındığı, olaya ilişkin.... C. Başsavcılığı'nın 2013/5808 soruşturma no'lu dosyası üzerinden soruşturmanın yürütüldüğü, davalının objektif özen yükümlülüğünü yerine getirdiği, gerekli tüm önlemleri aldığı, bu nedenle meydana gelen olayda davalıdan kaynaklanan herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine hüküm verilmiştir.

Hükmü, davacı temyiz etmiştir.

Yasal Aşama, davalı bankaya para yatırmak için giden davacının parasının banka içinde 3.

Bir kişi vasıtasıyla çalınması nedeniyle ödenek istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde, davalının özen yükümlülüğünü yerine getirdiği ve olayda herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine hüküm verilmiştir.

Ancak; davacı, davalı nezdinde bulunan hesabına para yatırmak üzere banka şubesine gittiğini iddia etmek suretiyle işbu davayı açtığı, davalı da aksini savunmadığına göre, taraflar arasında mevduat sözleşmesi bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Bir güven kurumu olarak, basiretli tacir gibi davranması gereken bankalar, 818 sayılı BK’nın 99/2 ve 6098 sayılı TBK'nın 115/3 madde ve fıkraları uyarınca objektif özen yükümlülüğünün yerine getirilmemesinden kaynaklanan hafif kusurlarından dahi sorumlu olup, banka olmaları nedeniyle de diğer tacirlere nazaran bütün yasal ilişkilerinde daha yüksek özen borcu altındadırlar. Banka ile müşterisi arasındaki bankacılık işlemleri herşeyden önce güven unsuruna dayanmaktadır.

Somut olayda, davacının parasının, davalı Banka'nın sorumluluk alanı içerisinde çalınması nedeniyle davalının gerekli güvenlik tedbirlerini yeterince aldığından söz edilemeyeceğinden, mahkemenin bu konuda aksi yöndeki kabulü doğru bulunmamaktadır. Kaldı ki, davalının henüz sözleşme kurulmadan önce de, sözleşme hazırlığı aşamasında, akidinin malını koruma yükümlülüğü mevcuttur.

Bu itibarla, mahkemece kural olarak, davalı Banka'nın sorumlu olduğu kabul edilip, davacınında zararın doğumunda kusuru bulunup bulunmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılarak, sonucuna göre bir hüküm vermek gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27/01/2016 tarihinde oybirliğiyle hüküm verildi.

Hukuk Büromuz Bürosu, Avukatlık Bürosu, Mecidiyeköy Avukatlık Bürosu,,

Yasal süreçlerin karmaşıklığı ve süre sınırları göz önüne alındığında, hak kaybı yaşamamak için alanında uzman bir avukattan profesyonel yasal yardım almanız önemle tavsiye edilir.