Soylu Nisan 12, 2025 Aile Hukuku

Akıl Hastalığına Dayalı Boşanma Davası

Son Güncellenme Tarihi: Kasım 22, 2025

Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma

Evlilik birliğinin sona erdirilmesinde, Türk Medeni Kanunu çeşitli boşanma sebepleri öngörmüştür. Bu sebepler arasında yer alanAkıl hastalığı, özel nitelikte bir boşanma sebebi olarak karşımıza çıkmaktadır. Evliliğin sürdürülmesini diğer eş için çekilmez kılan veIyileşme ihtimali olmayanAkıl hastalığı durumlarında, yasa koyucu boşanma imkanı tanımıştır.

Akıl hastalığına dayalı boşanma, diğer boşanma sebeplerine nazaran kendine özgü birtakım özellikler taşımaktadır. Öncelikle,Kusur aranmayan nisbi bir boşanma sebebiOlarak sınıflandırılmaktadır.

Yani akıl hastası eşin kusurlu olup olmadığı değerlendirilmez; ancak hastalığın evliliği çekilmez kılması koşulu aranır. Ayrıca,Özel bir boşanma sebebiOlarak düzenlenmiş olup, kanunda sınırlı sayıda belirtilen boşanma sebepleri arasında yer almaktadır.

Bu makalede, akıl hastalığına dayalı boşanmanın yasal çerçevesi, uygulanma koşulları ve yargısal boyutu detaylı olarak incelenecektir.

Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanmanın Yasal Dayanağı

Türk Medeni Kanunu’nun 165. Maddesi, akıl hastalığı nedeniyle boşanmanın temel yasal dayanağını oluşturmaktadır. Bu maddeye göre:

Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma yasal süreci açabilir.

Bu düzenleme incelendiğinde, akıl hastalığı nedeniyle boşanmanın kabulü için üç temel koşulun bir arada bulunması gerektiği anlaşılmaktadır:

  1. Eşlerden birinin akıl hastası olması
  2. Akıl hastalığı nedeniyle ortak hayatın diğer eş için çekilmez hale gelmesi
  3. Hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmi sağlık kurulu raporu ile tespit edilmesi

TMK madde 165’in düzenlemesinde, eski Medeni Kanun’un 133.

Maddesinden farklı olarakHastalığın belirli bir süre (üç yıl) devam etmiş olması koşuluKaldırılmıştır. Yeni düzenleme ile hastalığın süresinden ziyade,Hastalığın iyileşme imkanının bulunmaması ve ortak hayatı çekilmez hale getirmesiÖn plana çıkarılmıştır.

Yasa koyucu, akıl hastalığı nedeniyle boşanmayı düzenlerken,Nisbi bir boşanma sebebiÖngörmüştür. Yani akıl hastalığının varlığı tek başına boşanma için yeterli görülmemiş, bu hastalığın evlilik birliğini çekilmez hale getirip getirmediğinin yargı mercii tarafından değerlendirilmesi istenmiştir. Bu da hâkime geniş bir takdir yetkisi tanımaktadır.

Düzenlemenin Amacı ve Kapsamı

TMK madde 165’in temel amacı,Eşlerden birinin iradesi dışında ortaya çıkan ve iyileşme imkanı bulunmayan akıl hastalığı hâlinde, diğer eşi çekilmez bir hayat sürdürmeye mahkum etmemektir.

Bu düzenleme, evlilik birliğinin her vaziyette ve her koşulda sürdürülmesi gerektiği anlayışı yerine, evliliğin sağlıklı bir şekilde yürütülemediği durumlarda diğer eşe yasal bir çıkış yolu sunmaktadır.

Yasanın gerekçesinde de belirtildiği üzere,Hastalığın geçmesine olanak yoksa, sağlıklı olan eşi uzun bir süre dayanılmaz hayat koşulları altında bırakmanın adil olmayacağıDüşüncesiyle bu düzenleme yapılmıştır. Bu bakımdan madde, hem evlilik birliğinin korunması ilkesini gözetmekte, hem de sağlıklı eşin bireysel haklarını korumaktadır.

Düzenlemenin kapsamınaHer türlü ruhsal rahatsızlık değil, yalnızca akıl hastalığı olarak nitelendirilebilecek ve evlilik birliğini sürdürmeyi imkansız kılan ağır psikiyatrik rahatsızlıklarGirmektedir. Kanunda “akıl hastalığı” kavramı açıkça tanımlanmamış olsa da, yasal uygulamada ve Yargıtay kararlarında genellikleŞizofreni, paranoya gibi ağır psikotik bozukluklarBu kapsamda değerlendirilmektedir.

Akıl hastalığının kapsamının belirlenmesindeKişinin ayırt etme gücünü sürekli olarak ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan rahatsızlıklarEsas alınmaktadır. Bu nedenle, epilepsi, depresyon, anksiyete bozukluğu gibi rahatsızlıklar tek başına akıl hastalığı kapsamında değerlendirilmemektedir.

Diğer Boşanma Sebepleriyle Karşılaştırılması

Akıl hastalığı nedeniyle boşanma, Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen diğer boşanma sebeplerinden çeşitli yönleriyle ayrılmaktadır:

Kusura Dayanmayan Boşanma Sebebi Olması

Akıl hastalığı nedeniyle boşanma,Kusura dayanmayan özel bir boşanma sebebidir.

Yasanın öngördüğü diğer özel boşanma sebeplerinin çoğu (zina, hayata kast, pek kötü muamele, suç işleme, haysiyetsiz hayat sürme, terk) eşlerden birinin kusurlu davranışlarına dayanırken, akıl hastalığı eşin iradesi dışında ortaya çıkan bir durumdur. Bu sebeple, akıl hastalığı nedeniyle boşanma davalarındaAkıl hastası eşe kusur yüklenemez ve tazminata hükmedilemez.

Nisbi Boşanma Sebebi Olması

Akıl hastalığı,Nisbi bir boşanma sebebiOlarak düzenlenmiştir. Bu yönüyle zina, hayata kast gibiMutlak boşanma sebeplerindenAyrılmaktadır. Mutlak boşanma sebeplerinde olgunun gerçekleştiğinin ispatı boşanma için yeterli iken, nisbi boşanma sebeplerinde hakim, olgunun varlığını tespit ettikten sonra bunun evlilik birliğini çekilmez hale getirip getirmediğini de araştırmaktadır.

Özel Boşanma Sebebi Olması

Akıl hastalığı,Özel bir boşanma sebebidir.

Yani kanunda açıkça düzenlenmiş bir boşanma nedenidir. Bu yönüyle,Genel boşanma sebebiOlan evlilik birliğinin temelinden sarsılmasından (TMK m. 166) ayrılmaktadır. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanmada olaylar ve olgular önceden belirlenmemiş olup, her türlü olay bu kapsamda değerlendirilebilirken, akıl hastalığına dayalı boşanmada kanunda belirtilen özel durumun varlığı aranmaktadır.

Akıl Hastası Eşin Aleyhine Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Sebebiyle Yasal Aşama Açılamaması

Yargıtay içtihatlarına göre,Akıl hastası eşin aleyhine evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle (TMK m. 166) boşanma yasal süreci açılamaz. Çünkü evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanmaya hüküm verilebilmesi için, davalı eşin az da olsa kusurlu olması gerekmektedir.

Akıl hastası olan eşin davranışları iradi olmadığından, kendisine kusur yüklenemez. Bu vaziyette, akıl hastası eşe karşı sadece TMK m. 165’e dayanarak boşanma yasal süreci açılabilir.

Herhangi Bir Süre Şartına Bağlanmaması

Akıl hastalığına dayalı boşanma yasal süreci açmak içinHerhangi bir hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi öngörülmemiştir. Bu nedenle, kanunda belirtilen şartların varlığı halinde her zaman yasal aşama açılabilir. Bu yönüyle zina, hayata kast gibi belirli sürelere tabi boşanma sebeplerinden ayrılmaktadır.

Boşanma Davasında Davalının Temsili

Akıl hastalığına dayalı boşanma davalarındaDavalı eşin yasal aşama ehliyeti bulunmayabilir.

Bu vaziyette, boşanma yasal süreci açıldıktan sonra, yargı mercii davalı eşin kendisini savunabilecek vaziyette olup olmadığını araştırır. Eğer davalı eşin akıl hastalığı nedeniyle kendisini savunamayacak vaziyette olduğu tespit edilirse, kendisine vasi atanması için vesayet makamına bildirimde bulunulur ve yasal aşama vasinin katılımıyla sürdürülür. Bu vaziyet, diğer boşanma sebeplerinde genellikle karşılaşılmayan özel bir usul düzenlemesidir.

Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma Davası Açılabilmesinin Koşulları

Türk Medeni Kanunu’nun 165. Maddesi, akıl hastalığı nedeniyle boşanmayı düzenleyen özel bir boşanma sebebidir.

Akıl hastalığı nedeniyle boşanma yasal süreci açılabilmesi ve davanın kabul edilebilmesi için aşağıdaki şartların tamamının bir arada bulunması gerekmektedir.

1.

Eşlerden Birinin Akıl Hastası Olması

Akıl hastalığı nedeniyle boşanma davasının açılabilmesi için öncelikleEşlerden birinin akıl hastası olmasıGerekir. Akıl hastalığı, kişininAyırt etme gücünü ortadan kaldıranVeya önemli ölçüde azaltan,Zihinsel faaliyetlerinde bozuklukMeydana getiren psikiyatrik rahatsızlıklardır.

Her türlü rahatsızlık akıl hastalığı olarak değerlendirilmez. Kanunda “akıl hastalığı” olarak ifade edilen vaziyetler genellikleŞizofreni,ParanoyaGibi kişinin davranışlarını kontrol edemediği veya gerçekliği değerlendirme yeteneğinin ciddi şekilde bozulduğu durumları kapsamaktadır.

Yargıtay kararlarına göre,Epilepsi (sara), alkolizm, uyuşturucu madde bağımlılığıGibi vaziyetler tek başına akıl hastalığı olarak değerlendirilmemektedir. Aynı şekildeZeka geriliğiVeyaBunamaDa kendi başına TMK m.165 kapsamında akıl hastalığı olarak kabul edilmemektedir.

Bu tür rahatsızlıklar varsa, evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m.166) sebebiyle boşanma yasal süreci açılabilir.

2. Akıl Hastalığının Evlilik Birliği Kurulduktan Sonra Ortaya Çıkması

Akıl hastalığı nedeniyle boşanma davasının açılabilmesi için, akıl hastalığınınEvlendikten sonra ortaya çıkmış olmasıGerekir. Eğer akıl hastalığı evlenmeden önce mevcutsa ve evlilik esnasında devam ediyorsa, boşanma yasal süreci yerine evliliğin butlanı (geçersizliği) yasal süreci açılmalıdır.

TMK m.145/3’e göre, evlenme sırasında eşlerden birindeEvlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığıBulunması hâlinde evlilikMutlak butlanla batılOlacaktır. Bu vaziyette evliliğin butlanına dair yasal aşama açılması daha doğru bir yol olacaktır.

Ancak evlenmeden önce mevcut olan akıl hastalığı evlenmeye engel bir nitelik taşımıyorsa ve evlilik sonrası bu hastalık ağırlaşıp evliliği çekilmez hale getiriyorsa, bu vaziyette akıl hastalığı nedeniyle boşanma yasal süreci açılabilir.

3.

Akıl Hastalığının Ortak Hayatı Çekilmez Hale Getirmesi

Akıl hastalığının varlığı tek başına boşanma sebebi olmayıp, bu hastalığınOrtak hayatı diğer eş için çekilmez hale getirmesiGerekmektedir. Çekilmezlik durumu, her somut olayın özelliklerine göre hâkim tarafından takdir edilecektir.

Ortak hayatın çekilmez hale gelmesi şu durumlarda söz konusu olabilir:

  • Akıl hastası eşinSaldırgan davranışlarSergilemesi
  • Eşin veya çocuklarınCan güvenliğini tehditEtmesi
  • Sürekli olarakKorku altında yaşamayaSebep olması
  • Akıl hastası eşinSosyal ilişkileri imkansızHale getirmesi
  • Evlilik birliğinden doğanSorumlulukları tamamen yerine getirememesi
  • Akıl hastası eşinSürekli bir sağlık kurumunda tedaviGörmek zorunda olması

Çekilmezlik hali, tanık beyanları, sağlık raporları ve diğer delillerle ispatlanabilir. Hâkim, her olayın somut şartlarına göre bu durumu değerlendirir ve evlilik birliğinin sürdürülmesinin diğer eşten beklenemeyecek derecede çekilmez olup olmadığına hüküm verir.

4. Hastalığın İyileşme İmkanının Olmaması

Akıl hastalığına dayalı boşanma davasının kabul edilebilmesi için, hastalığınIyileşme ihtimalinin bulunmamasıGerekir.

Eğer akıl hastalığının tedavi edilmesi veya kontrol altına alınması mümkünse, yargı mercii boşanma talebini reddedebilir.

Bu koşul, 743 sayılı eski Medeni Kanun’da “Hastalığın en az üç seneden beri devam etmesi” şeklinde bir süre koşuluna bağlanmıştı. Ancak 4721 sayılı yeni Medeni Kanun’da bu süre koşulu kaldırılmış, bunun yerine hastalığınGeçmesine olanak bulunmadığınınTespiti yeterli görülmüştür.

İyileşme imkanının bulunmadığının değerlendirilmesinde, mevcut tıbbi imkanlar ve tedavi yöntemleri dikkate alınır. Hastalığın tamamen ortadan kalkması beklenmiyor olsa bile, eğer ilaç tedavisi veya diğer tıbbi müdahalelerle kontrol altına alınabiliyorsa ve evlilik birliğini sürdürmeye engel olacak belirtiler göstermiyorsa, iyileşme imkanı var kabul edilebilir.

5. Hastalığın Resmi Sağlık Kurulu Raporu ile Tespit Edilmiş Olması

Akıl hastalığı nedeniyle boşanma hükmü verilebilmesi için, hastalığın ve iyileşme imkanının bulunmadığınınResmi sağlık kurulu raporuIle tespit edilmesi mecburidir.

Bu rapor, özel bir doktordan alınan rapor veya tek bir uzman tarafından verilen rapor olamaz. MutlakaDevlet hastanesi veya üniversite hastanesiGibi resmi sağlık kurumlarının sağlık kurulundan alınmış olmalıdır.

Sağlık kurulu raporunda şu hususların belirtilmesi gerekir:

  • Eşte bulunan hastalığınTıbbi tanısı
  • HastalığınAkıl hastalığıNiteliği taşıyıp taşımadığı
  • HastalığınIyileşme imkanının bulunup bulunmadığı
  • Mümkünse hastalığınOrtak hayatı çekilmez kılıp kılmadığı

Yargı Mercii, gerekli gördüğü takdirde Adli Tıp Kurumu’ndan da rapor isteyebilir. Özellikle farklı hastanelerden alınan raporlar arasında çelişki bulunması hâlinde, Adli Tıp Kurumu’nun raporu belirleyici olacaktır.

Yasal Aşama esnasında akıl hastalığı tespit edilen eşin kendisini savunabilecek vaziyette olmaması halinde, hâkim resenVasi atanmasıIçin sulh hukuk mahkemesine bildirimde bulunur ve vasinin atanması ile davaya devam edilir.

Akıl Hastalığının Yasal Niteliği

Akıl hastalığı nedeniyle boşanma, Türk Medeni Kanunu’nun 165. Maddesinde özel bir boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir.

Bu düzenlemenin doğru uygulanabilmesi için akıl hastalığının yasal niteliğinin anlaşılması büyük önem taşımaktadır.

Hangi Rahatsızlıkların Akıl Hastalığı Kapsamında Değerlendirileceği

Türk Medeni Kanunu’nda“akıl hastalığı”Kavramının tanımı açıkça yapılmamıştır. Bu kavramın içeriği, tıp biliminin verileri ve yargı kararları doğrultusunda belirlenmektedir. Genel olarak,Kişinin düşünce, duygu ve davranışlarını ciddi şekilde etkileyen, sosyal ve mesleki işlevselliğini bozan psikiyatrik bozukluklarAkıl hastalığı olarak kabul edilmektedir.

Akıl hastalığı kapsamında değerlendirilebilecek rahatsızlıklar:

  • Şizofreni: Düşünce, algı ve duygulanım bozukluğuyla karakterize, gerçeklikle bağın koptuğu ağır bir psikiyatrik rahatsızlıktır. Yargıtay kararlarında, şizofreninin akıl hastalığı kapsamında değerlendirildiği görülmektedir.
  • Paranoya: Sistemli sanrılar ve gerçeği değerlendirme yetisinin bozulması ile karakterize bir hastalıktır.Sanrısal bozukluklarDa bu kapsamda değerlendirilmektedir.
  • Bipolar Bozukluk(Manik Depresif Hastalık): Duygudurumda aşırı dalgalanmalar gösteren, iyilik ve kötülük dönemleriyle seyreden bir rahatsızlıktır.

    AncakHastalığın ağır seyretmesi ve tedaviye yanıt vermemesiDurumlarında akıl hastalığı olarak kabul edilmektedir.

  • İleri Derecede Demans: Alzheimer hastalığı gibiIleri bilişsel yıkımGösteren demans türleri, kişinin temel yaşam becerilerini sürdürmesini imkânsız hale getirdiğinde akıl hastalığı kapsamında değerlendirilmektedir.
  • Ağır Psikotik Bozukluklar: Gerçeklik algısının ciddi şekilde bozulduğu,Halüsinasyon ve delüzyonlarlaSeyreden ağır psikotik bozukluklar.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 14.02.2013 günlü hükmünde “Şizoafektif bozukluk” tanısı konulan bir vakada,Hastalığın remisyonda (iyileşme döneminde) olmasıNedeniyle akıl hastalığı sebebiyle boşanma davasını reddettiği görülmektedir. Bu hüküm, hastalığın aktif ve iyileşme imkânı bulunmaması gerektiğini vurgulaması açısından önemlidir.

Hangi Rahatsızlıkların Akıl Hastalığı Kapsamında Değerlendirilmeyeceği

Türk Medeni Kanunu’nun 165. Maddesi kapsamında her türlü psikiyatrik rahatsızlık veya fiziksel hastalık, akıl hastalığı olarak değerlendirilmemektedir.

Aşağıdaki rahatsızlıklar genellikle akıl hastalığı olarak kabul edilmez:

  • Nevrotik Bozukluklar: Anksiyete bozuklukları, fobiler, obsesif kompulsif bozukluk gibi nevrotik rahatsızlıklar, kişinin gerçeklik algısını bozmadığı için genellikle akıl hastalığı sayılmaz.
  • Hafif ve Orta Dereceli Depresyon: Tedaviye iyi yanıt veren, kişinin günlük yaşamını kısmen sürdürebildiği depresif bozukluklar.
  • Kişilik Bozuklukları: Borderline, narsistik, antisosyal kişilik bozuklukları gibi vaziyetler,Ayırt etme gücünü ortadan kaldırmadıkları süreceAkıl hastalığı kapsamında değerlendirilmez.
  • Bağımlılıklar: Alkol veya madde bağımlılığı tek başına akıl hastalığı sayılmamakla birlikte,Ağır beyin hasarına yol açması halindeDeğerlendirme değişebilir.
  • Epilepsi (Sara) Hastalığı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 15.06.2004 günlü hükmünde belirtildiği üzere, epilepsi hastalığı akıl hastalığı kapsamında değerlendirilmemektedir. Kararda, “Davalının sara hastası olması dışında evlilik birliğini temelinden sarsacak ve müşterek hayatın devamına imkân bırakmayacak nitelikte başkaca somut bir hadisenin varlığı ortaya konulmamıştır. O halde, davanın reddi gerekirken yazılı şekilde boşanmaya hüküm verilmesi doğru görülmemiştir.” ifadesi yer almaktadır.
  • Fiziksel Hastalıklar: AIDS, kanser, frengi gibi bulaşıcı veya ağır fiziksel hastalıklar, ne kadar ağır seyretseler bile, tek başlarına akıl hastalığı olarak değerlendirilmezler.

Yargıtay 2.

Hukuk Dairesi’nin 25.11.2013 günlü bir hükmünde, davalı tarafın “Bipolar affektif bozukluk” tanısı almış olmasına rağmen, hastalığın“remisyonda olduğu (iyileşme döneminde)”Ve bu nedenle vesayet altına alınmasına gerek bulunmadığı belirtilmiştir. Bu hüküm, her psikiyatrik hastalığın doğrudan akıl hastalığı kapsamında değerlendirilmeyeceğini göstermektedir.

Akıl Hastalığı ve Ayırt Etme Gücüne Etkisi

Türk Medeni Kanunu’nun 13. Maddesine göre,“Yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes, bu Kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir.”Buna göre akıl hastalığı, kişininAyırt etme gücünü ortadan kaldırabilecekNedenlerden biridir.

Akıl hastalığının ayırt etme gücüne etkisi şu şekilde değerlendirilebilir:

  • Tam Ehliyetsizlik: Akıl hastalığı nedeniyle ayırt etme gücü sürekli olarak ortadan kalkan kişiler,Tam ehliyetsizKabul edilir. Bu kişiler adına yasal temsilcileri (vasileri) yasal işlem yapar.
  • Kısmi Ehliyetsizlik: Akıl hastalığı nedeniyle ayırt etme gücü zaman zaman ortadan kalkan kişiler,Sınırlı ehliyetsizOlarak kabul edilebilir.

    Bu kişiler, ayırt etme gücüne sahip oldukları dönemlerde kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarını kullanabilirler.

  • Boşanma Davalarındaki Etkileri: Akıl hastalığı nedeniyle ayırt etme gücü olmayan kişiler, kendi adlarına boşanma yasal süreci açamazlar. Ancak belirli durumlardaYasal temsilciAracılığıyla bu yasal aşama açılabilir.
  • Kusurun Değerlendirilmesi: Akıl hastalığı nedeniyle ayırt etme gücü bulunmayan kişiler,Kusurlu kabul edilemezler. Bu nedenle Yargıtay kararlarında, akıl hastası eşe karşı evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma yasal süreci açılamayacağı, zira bu kişinin davranışlarının iradi olmadığı vurgulanmaktadır.
  • Ödenek Talepleri: Akıl hastalığı sebebiyle boşanma davalarında, akıl hastası olan eş içinKusur tespiti yapılamayacağıIçin bu eşten maddi veya manevi ödenek talep edilemez. Ancak akıl hastası olan eş, diğer eşin kusurlu olması halinde ödenek talep edebilir.

Ortak Hayatın Çekilmez Hale Gelmesi Koşulu

Çekilmezlik Kriterinin Belirlenmesi

Türk Medeni Kanunu’nun 165.

Maddesi, akıl hastalığı nedeniyle boşanmaya hüküm verilebilmesi için sadece akıl hastalığının varlığını yeterli görmemekte, bu hastalığınOrtak hayatı diğer eş için çekilmez hale getirmiş olmasınıDa koşul koşmaktadır. Çekilmezlik kriteri, her somut olayın özelliklerine göre hâkim tarafından değerlendirilmesi gereken subjektif bir olgudur.

Çekilmezlik kriteri belirlenirken dikkate alınması gereken başlıca faktörler şunlardır:

  • Hastalığın ağırlık derecesi:Akıl hastalığının eşin davranışlarını, günlük yaşamını ve evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirme kabiliyetini ne ölçüde etkilediği önemlidir.
  • Şiddet ve tehlike riski:Akıl hastası eşin, diğer eşin veya çocuklarınYaşamını, vücut bütünlüğünü veya sağlığını tehlikeye sokacakDavranışlar sergilemesi hâlinde ortak hayatın çekilmezliği daha kolay kabul edilir.
  • Sürekli korku ve endişe hali:Hasta eşin davranışları nedeniyle diğer eşinSürekli bir korku veya endişe içinde yaşamak zorunda kalmasıÇekilmezlik kriterinin varlığına işaret eder.
  • Evlilik birliğinden doğan görevlerin yerine getirilememesi:Akıl hastası eşin, evlilik birliğine maddi veya manevi katkı sağlayamaması, evin geçimine katılamaması veya diğerTemel evlilik sorumluluklarını yerine getirememesiOrtak hayatı çekilmez hale getirebilir.
  • Hastanın tedavi sürecinin evlilik birliğine etkisi:Akıl hastası eşinSürekli bakım ve gözetim gerektirmesi, tedavi sürecinin diğer eşe aşırı yük getirmesi de çekilmezlik kriterinin değerlendirilmesinde dikkate alınır.
  • Evlilik birliğinin temel amaçlarının gerçekleşememesi:Akıl hastalığı nedeniyle eşler arasında duygusal ve cinsel yakınlığın kurulamaması, müşterek çocuk sahibi olma imkânının ortadan kalkması gibi faktörler de değerlendirmeye alınır.

Ortak Hayatın Çekilmezliğinin İspatı

Ortak hayatın çekilmez hale geldiğini ispat yükü, akıl hastalığı nedeniyle boşanma yasal süreci açan eşe aittir. Bu ispat yükü, özellikle akıl hastalığının çekilmezlik yaratacak düzeyde olduğunun kanıtlanmasını gerektirir. İspat için kullanılabilecek başlıca deliller şunlardır:

  • Tanık ifadeleri:Aile çevresi, komşular, akrabalar veya arkadaşlar gibi, eşlerin ortak yaşamına tanıklık eden kişilerin beyanları çekilmezliği kanıtlamada önemli rol oynar.
  • Tıbbi belgeler ve raporlar:Akıl hastası eşinHastalık seyri, tedavi süreci ve hastalığın davranışlarına etkisiHakkında bilgi veren tıbbi belgeler, çekilmezlik kriterinin ispatında kullanılabilir.
  • Adli kayıtlar:Akıl hastası eşin şiddet, tehdit veya diğer adli olaylara karışmış olması hâlinde, bu olaylara ilişkin polis raporları, adli sicil kayıtları veya yargı mercii kararları delil olarak sunulabilir.
  • Psikolojik değerlendirme raporları:Diğer eşin veya aile bireylerinin maruz kaldığıPsikolojik etkileri ortaya koyan uzman raporlarıDa çekilmezliği ispatlamada kullanılabilir.
  • Görsel ve işitsel kayıtlar:Hastalığın evlilik birliğine etkilerini gösteren, video veya ses kayıtları (hukuka uygun şekilde elde edilmiş olmak kaydıyla) delil olarak değerlendirilebilir.

Yargı Mercii, sunulan delilleri bir bütün olarak değerlendirerek, akıl hastalığınınNormal bir evlilik birliğinin sürdürülmesini imkânsız hale getirip getirmediğineHüküm verecektir.

Bu değerlendirmedeHâkimin takdir yetkisiÖnemli rol oynar.

İlgili Yargıtay Kararları

Yargıtay’ın akıl hastalığı nedeniyle boşanmada çekilmezlik kriterini değerlendirdiği önemli kararları şunlardır:

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 04.04.2016 günlü, 2016/3039 E., 2016/6752 K. Sayılı hükmü:

“Dava, akıl hastalığı nedeniyle boşanmaya ilişkindir. Türk Medeni Kanunu’nun 165.

Maddesi uyarınca, eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hale gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmi sağlık kurulu raporu ile tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma yasal süreci açabilir. Davalının akıl hastalığının diğer eş için çekilmez hale geldiğinin ayrıca kanıtlanması gerekir. Davacı vekilinin bu konuda tanık veya başka bir delil göstermemiş olması karşısında, çekilmezlik hali kanıtlanamamıştır. Davanın reddine hüküm verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulü usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.”

Yargıtay 2.

Hukuk Dairesi’nin 10.03.2003 günlü, 2003/2052 E., 2003/3199 K. Sayılı hükmü:

“Bu sebeple vesayet dosyasının celbi ile Adli Tıp Kurumundan davalının hastalığının, ortak hayatın diğer eş yönünden çekilmez hale getirip getirmeyeceği, hastalığın geçmesine olanak bulunup bulunmadığı hususlarında mütalaa alınıp sonucuna göre hüküm verilmesi gerekir.”

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 29.04.2010 günlü, 2009/5912 E., 2010/8623 K. Sayılı hükmü:

“Türk Medeni Kanunu’nun 165.

Maddesi uyarınca, eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hale gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma yasal süreci açabilir. Toplanan delillerle, davalının akıl hastalığının davacı eş için müşterek hayatı çekilmez hale getirdiği kanıtlanmamıştır. Davacının davasının reddi gerekirken, yazılı şekilde hüküm verilmesi doğru olmamıştır.”

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 31.03.2008 günlü, 2007/6730 E., 2008/4453 K.

Sayılı hükmü:

“Mahkemece yapılacak iş, davalıda bulunan akıl hastalığının ortak hayatı diğer eş için çekilmez hale getirecek nitelikte olup olmadığı ve hastalığın geçmesine olanak bulunup bulunmadığını resmi sağlık kurulu raporuyla tespit etmek, delilleri hep birlikte değerlendirip sonucu uyarınca hüküm vermekten ibarettir.”

Yargıtay kararlarından da anlaşılacağı üzere, salt akıl hastalığının varlığı ve iyileşme olanağının bulunmaması, boşanma için yeterli görülmemekte; hastalığınOrtak hayatı diğer eş için çekilmez hale getirdiğininSomut olarak ispat edilmesi gerekmektedir.

Akıl Hastalığının İyileşme İmkanının Olmaması Şartı

Hastalığın İyileşmezliğinin Tespiti

Türk Medeni Kanunu’nun 165. Maddesi uyarınca, akıl hastalığı sebebiyle boşanmaya hüküm verilebilmesi için, akıl hastalığınınIyileşme imkânının bulunmadığınınTespit edilmesi şarttır. İyileşme imkânının bulunmadığının tespiti, tıbbi bir değerlendirmeyi gerektirmektedir ve bu değerlendirme resmi sağlık kurulu raporuyla belgelenmelidir.

Hastalığın iyileşmezliğinin tespitinde dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır:

  • Kronik ve tedavi edilemez nitelik:Akıl hastalığının tıbbenTedavi edilebilir olmamasıVeya hastalığınKalıcı sekel bırakarakIlerleme göstermesi, iyileşme imkânının bulunmadığına işaret eder.
  • Tedaviye yanıt vermeme:Akıl hastalığınınUzun süreli ve yoğun tedavilere rağmen iyileşme göstermemesiVeya tekrarlayan alevlenmelerin görülmesi de iyileşmezlik kriteri olarak değerlendirilir.
  • Uzman görüşleri:Psikiyatri uzmanlarının hastalığın seyri, tedavi seçenekleri ve iyileşme ihtimali hakkındaki değerlendirmeleri büyük önem taşır.
  • Bilimsel veriler:İlgili akıl hastalığınınTıbbi literatürdeki iyileşme istatistikleriVe bilimsel araştırma sonuçları da dikkate alınmalıdır.
  • Geçici iyileşmelerin değerlendirilmesi:Bazı akıl hastalıklarında geçici iyileşme dönemleri (remisyon) görülebilir. Ancak hastalığınTekrarlayan nitelikte olmasıHâlinde, geçici iyileşmeler hastalığın iyileşebilir olduğu anlamına gelmez.

Resmi Sağlık Kurulu Raporlarının Önemi ve Niteliği

Akıl hastalığının iyileşme imkânının bulunmadığının tespiti, yasa gereğiResmi sağlık kurulu raporuIle yapılmalıdır.

Bu rapor, boşanma davasının kabul edilebilmesi için mecburi bir delil niteliğindedir.

Resmi sağlık kurulu raporları hakkında bilinmesi gereken önemli hususlar şunlardır:

  • Resmi sağlık kurumundan alınma zorunluluğu:Raporun mutlaka devlet hastaneleri, üniversite hastaneleri veya Adli Tıp Kurumu gibiResmi sağlık kurumlarındanAlınması gerekir. Özel sağlık kuruluşlarından alınan raporlar veya tek hekim tarafından düzenlenen raporlar yeterli kabul edilmez.
  • Sağlık kurulu tarafından düzenlenme gerekliliği:Rapor, tek bir hekim tarafından değil, ilgili uzmanlık alanlarından hekimlerin oluşturduğuSağlık kurulu tarafındanDüzenlenmelidir. Raporda, kurulda bulunan hekimlerin imzalarının bulunması mecburidir.
  • Raporun güncelliği:Raporun, yasal aşama sırasında veya davadan kısa bir süre önce alınmış olması önemlidir. Eski günlü raporlar, hastalığın mevcut durumunu yansıtmayabilir ve yargı mercii tarafından yeterli görülmeyebilir.
  • Raporun kapsamı:Raporda, davalı eşte bulunan akıl hastalığınınTanısı, seyri, tedavi imkânları ve prognozunun (geleceğe yönelik tıbbi tahmin)Açıkça belirtilmesi gerekir.

    Ayrıca, hastalığın iyileşme imkânının bulunup bulunmadığı konusundaNet bir kanaatinBelirtilmesi şarttır.

  • Çelişkili raporlar durumu:Yasal Aşama sürecinde farklı sağlık kurumlarından alınan raporlar arasında çelişki bulunması halinde, yargı merciiAdli Tıp Kurumu’ndanGörüş isteyebilir veya davalı eşin yeniden muayene edilmesini talep edebilir.

Yargı Mercii, resmi sağlık kurulu raporunu değerlendirirken, raporun tüm bu nitelikleri taşıyıp taşımadığını kontrol eder ve gerektiğinde ek rapor isteyebilir.Yetersiz veya eksik raporlaraDayanarak verilen boşanma kararları, üst yargı mercii tarafından bozulabilir.

İlgili Yargıtay Kararları

Akıl hastalığının iyileşme imkânının bulunmaması konusunda Yargıtay’ın önemli kararları şunlardır:

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 25.12.2018 günlü, 2018/6873 E., 2018/15347 K. Sayılı hükmü:

“Dosya içerisinde bulunan, 24.11.2017 günlü Adli Tıp Gözlem İhtisas Dairesinin raporunda davalı kadının tespit edilen kronisite kazanmış akıl hastalığının ortak hayatı diğer eş yönünden çekilmez hale getireceği ve bu haliyle iyileşmesinin tıbben beklenmediği belirtilmiştir. Diğer yandan Adli Tıp 4.

İhtisas Kurulunun 08.03.2018 günlü sonuç raporunda davalı kadının akıl hastalığının ortak hayatı diğer eş için çekilmez hale getirecek mahiyette olup, düzenli takip ve tedavi ile iyileşme beklenebileceği tıbbi kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Gerçekleşen bu vaziyet karşısında davalı kadının hastalığının iyileşmesinin mümkün olup olmadığı konusunda raporlar arasında çelişki vardır… raporlar arasındaki çelişkinin Adli Tıp Genel Kurulunun görüşü alınmak suretiyle giderilmesi ve sonucuna göre hüküm verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir.”

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 22.10.2014 günlü, 2014/10031 E., 2014/20515 K. Sayılı hükmü:

“Yapılan yargılama ve toplanan delillerle; akıl hastalığı nedeniyle boşanma hükmü verilebilmesi için hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmi sağlık kurulu raporu ile belgelenmesi gerekir (TMK m.165).

Dosya içerisinde bulunan ve hükme dayanak yapılan Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi 30400 no. lu 02.05.2013 günlü sağlık kurulu raporunda ‘F.’nin hastalığı süreklidir. İyileşme ve alevlenme dönemleri ile seyreder. Hastalığın alevlenme dönemlerinde evlilik birlikteliğini çekilmez kılabilir, ancak, düzenli tedavi ve sosyal destekle nüks dönemleri önlenebilir’ demektedir… Bu rapor üzerine, Suluova Sulh Hukuk Yargı Makamı 28.02.2014 günlü ek hükmü ile, ‘F. Ile ilgili aynı mahkemece verilen 15.03.2013 gün ve 14-110 sayılı vasi kararının İPTALİNE’ hüküm verilmiştir.

Vesayet kararının kaldırılmasına esas olan 11.02.2014 günlü rapor uyarınca, F.’nin hastalığının geçmesine olanak bulunmadığı söylenemez.”

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 31.05.2018 günlü, 2018/3075 E., 2018/7120 K. Sayılı hükmü:

“Akıl hastalığı sebebiyle (TMK m.165) boşanmaya hüküm verilebilmesi için, akıl hastalığının ortak hayatı diğer eş için çekilmez hale getirmesi ve hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi şarttır (TMK m.165). Mahkemece akıl hastalığı yasal sebebi ile boşanmaya (TMK m.165) hüküm verilmiş ise de; …Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Bilirkişi Kurulundan alınan 23.10.2014 günlü sağlık kurulu raporunda, davalının akıl hastalığının geçmesine olanak bulunmadığı yönünde herhangi bir açıklama bulunmamaktadır.

Bu vaziyette alınan rapor, TMK m.165 kapsamı karşısında yetersiz olup hüküm vermeye elverişli değildir.”

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 14.02.2013 günlü, 2013/1182 E., 2013/3481 K. Sayılı hükmü:

“TMK m.165’de ‘Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hale gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eşin boşanma yasal süreci açabileceği’ düzenlenmiştir. Somut olayda, bozma hükmü sonrası vesayet konusunda ihbarda bulunan mahkemelerce alınan ve yukarıda özetlenen tüm sağlık kurulu raporları dikkate alındığında davalının hastalığının ‘remisyonda’ olduğu, iyilik halinin devam ettiği dolayısıyla ‘hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı’ yönündeki TMK m.165’deki yasal şartın gerçekleşmediği; bu nedenle akıl hastalığı hukuksal sebebine dayalı boşanma davasının reddinin gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde kabulüne hüküm verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.”

Yargıtay kararlarında görüldüğü üzere, akıl hastalığının iyileşme imkânının bulunmadığının resmi sağlık kurulu raporuyla kesin olarak tespit edilmesi gerekmektedir.

Hastalığın tedavi edilebilir olduğu veya remisyon (iyileşme) döneminde olduğu durumlarda, TMK m.165’e dayalı boşanma talepleri reddedilmektedir. Ayrıca, raporlar arasında çelişki bulunması halinde, bu çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Kurumu’ndan ek rapor alınması mecburidir.

Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma Davasının Usul Hukuku Açısından İncelenmesi

Görevli ve Yetkili Yargı Mercii

Akıl hastalığı nedeniyle boşanma davalarındaGörevli yargı mercii Aile Mahkemeleridir. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 4. Maddesine göre, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun ikinci kitabında yer alan aile hukukundan doğan yasal aşama ve işlere bakmakla aile yargı mercileri görevlendirilmiştir. Aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ise, Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafındanAile yargı makamı sıfatıyla davaya bakması için yetkilendirilen Asliye Hukuk Yargı MercileriGörevlidir.

Yetkili yargı mercii konusunda ise Türk Medeni Kanunu’nun 168.

Maddesi özel bir düzenleme getirmiştir. Bu maddeye göreBoşanma veya ayrılık davalarında yetkili yargı mercii:

  • Eşlerden birinin yerleşim yeriVeya
  • Davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.

Bu yetki kuralıKamu düzenine ilişkin olmayıp, yetki itirazının davalı tarafından cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Aksi halde yetki itirazı dinlenmeyecektir.

Yasal Aşama Açma Süresi

Akıl hastalığı sebebiyle boşanma yasal süreci açılması içinKanunda herhangi bir süre sınırlaması öngörülmemiştir. Diğer bazı boşanma sebeplerine ilişkin kanunlarda tanınan hak düşürücü süreler (örneğin zina nedeniyle boşanmada 6 ay ve 5 yıllık süreler), akıl hastalığı nedeniyle boşanma davalarında söz konusu değildir.

Dolayısıyla,Eşlerden birinde akıl hastalığı mevcut olduğu ve ortak hayat diğer eş için çekilmez hale geldiği sürece, boşanma yasal süreci herhangi bir süreye tabi olmaksızın her zaman açılabilir.

Bu vaziyet, TMK m.165’te düzenlenen akıl hastalığının nispi bir boşanma sebebi olması ve mahkemenin somut olaya göre değerlendirme yapabilmesi ilkesiyle de uyumludur.

Ancak bu noktada unutulmamalıdır ki, boşanma davasını açabilmek içinDavanın açıldığı anda akıl hastalığının hala devam ediyor olmasıŞarttır. Akıl hastalığının ortadan kalktığı ya da iyileştiği durumlarda, artık bu boşanma sebebine dayanılamaz.

Davacı ve Davalı Tarafların Belirlenmesi

Akıl hastalığı nedeniyle boşanma davasındaDavacı, akıl hastası olmayan eştir. Türk Medeni Kanunu’nun 165. Maddesi açıkça “…bu eş boşanma yasal süreci açabilir” ifadesini kullanarak, yasal aşama açma hakkını akıl hastası olmayan eşe tanımıştır.

Davalı ise akıl hastası olan eştir.

Bu kapsamda, yasal aşama doğrudan akıl hastası eşe karşı açılır. Ancak davalının akıl hastası olması ve bu nedenle fiil ehliyetinin bulunmaması hâlinde,Davalıyı davada kimin temsil edeceğiHususu önem kazanmaktadır.

Boşanma yasal süreci kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardandır ve kural olarak bizzat hak sahibi tarafından kullanılması gerekir. Akıl hastası eş, kural olarak boşanma yasal süreci açamaz; ancak Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre,Akıl hastası eşin yasal temsilcisi olan vasi, istisnai hallerde ve mahkemeden izin almak kaydıyla akıl hastası eş adına boşanma yasal süreci açabilir.

Akıl Hastası Eşin Yasal Aşama Ehliyeti

Akıl hastalığı, kişilerin fiil ehliyetine doğrudan etki eden bir durumdur. Akıl hastası kişi,Tam ehliyetsizVeyaSınırlı ehliyetsizKonumuna gelebilir.

Akıl hastalığı nedeniyle ayırt etme gücü sürekli olarak kaybedilmişse, kişi tam ehliyetsiz kabul edilir ve kendisi adına tüm yasal işlemleri yasal temsilcisi (vasi) yapar.

Akıl hastalığı nedeniyle açılan boşanma davasında, davalı konumundaki akıl hastası eşinYasal aşama ehliyetinin bulunup bulunmadığıYargı mercii tarafından re’sen araştırılır.Yasal Aşama ehliyeti, kişinin bizzat veya yetkili kılacağı bir temsilci aracılığıyla davada usul işlemleri yapabilme ve davayı takip edebilme ehliyetidir. Medeni hakları kullanma ehliyetine (fiil ehliyetine) sahip olan herkes yasal aşama ehliyetine de sahiptir.

Akıl hastası eşinDavada kendisini savunabilecek vaziyette olup olmadığı, resmi sağlık kuruluşundan alınacak raporla belirlenir. Eğer akıl hastası eş, davada kendisini savunamayacak vaziyette ise, kendisineVasi atanması gerekirVe yasal aşama vasiye karşı yürütülür veya vasi tarafından takip edilir.

Vesayet Altına Alınma Süreci ve Davadaki Etkisi

Akıl hastalığı nedeniyle boşanma davasında,Davalı konumundaki akıl hastası eşin vesayet altına alınmasıGerekebilir. Vesayet altına alma süreci, Türk Medeni Kanunu’nun 405 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.

Yargı Mercii, davalının akıl hastası olduğunu tespit ederse veya bu yönde ciddi emareler görürse,Vesayet makamı olan Sulh Hukuk Mahkemesi’ne bildirimde bulunurVe vesayet altına alınma sürecinin başlatılmasını sağlar.

Bu aşama, birÖn sorun (bekletici mesele)Olarak kabul edilir ve boşanma davasının görülmesi, vesayet kararının kesinleşmesine kadar bekletilir.

Vesayet makamı, kişininAkıl hastalığının derecesini, kendi işlerini görebilme kabiliyetini ve korunmasının gerekliliğiniDeğerlendirir. Bu değerlendirme sonucunda, akıl hastası kişiye bir vasi atanır. Atanan vasi, akıl hastası eşin yasal temsilcisi sıfatıyla davada onu temsil eder.

Boşanma davasının devamı sırasında,Vesayet makamından izin alınmaksızınVasi, akıl hastası eşi davada temsil edemez. Türk Medeni Kanunu’nun 462.

Maddesinin 8. Bendine göre,Vesayet altındaki kişi adına yasal aşama açmak veya açılan davada onu savunmakIçin vesayet makamının izninin alınması gerekir.

Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma Davalarında Özellikli Durumlar

Akıl hastalığı nedeniyle boşanma davalarında, standart boşanma davalarından farklı olarak birtakım özellikli vaziyetler ortaya çıkmaktadır. Bu özellikli vaziyetler, hem maddi hukuk hem de usul hukuku açısından önem arz etmektedir.

Akıl Hastası Eşe Karşı Anlaşmalı Boşanma Davası Açılabilir Mi?

Anlaşmalı boşanma, Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. Maddesinde düzenlenen veEşlerin karşılıklı anlaşmasıIle gerçekleşen bir boşanma türüdür.

Anlaşmalı boşanmanın gerçekleşebilmesi için:

  • Evliliğin en azBir yıl sürmüş olması
  • EşlerinBirlikte başvurudaBulunması veya bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi
  • Hâkimin, eşlerinIradi olarak anlaştıklarınaKanaat getirmesi
  • Boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu hakkındaAnlaşmaya varılmış olmasıGerekmektedir.

Akıl hastası bir eşin, hastalığının niteliği gereğiSağlıklı bir irade beyanındaBulunması mümkün değildir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre,Akıl hastası eşin anlaşmalı boşanma yasal süreciAçması veya diğer eşin açtığı anlaşmalı boşanma davasını kabul etmesiHukuken geçerli değildir.

Vesayet altına alınmış akıl hastası eşin yasal temsilcisi (vasi) tarafından anlaşmalı boşanma protokolü imzalanması da kabul edilmemektedir. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 31.10.2007 günlü hükmünde:“Hâkim huzurunda vasinin iradesini boşanma doğrultusunda açıklamış olması, boşanma isteğinin şahsa bağlı haklardan olması sebebiyle sonuç doğurmaz”Denilmiştir.

Bu vaziyette, akıl hastası eşe karşıYalnızca TMK 165.

Madde kapsamında akıl hastalığı sebebiyleBoşanma yasal süreci açılabilir.

Akıl Hastası Eşe Karşı Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Sebebiyle Boşanma Davası Açılabilir Mi?

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m.166/1-2), uygulamadaEn sık başvurulanBoşanma sebebidir. Ancak bu boşanma sebebine dayanılabilmesi için eşlerin kusurunun bulunması gerekmektedir.

Akıl hastası olan eşin davranışlarıIradi olmadığından, kendisine kusur yüklenmesi hukuken mümkün değildir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, akıl hastası eşe karşı evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle açılan boşanma davalarıReddedilmektedir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 26.04.2016 günlü hükmünde:“Davalının hareketleri iradi olmadığından TMK m.166/1’e dayalı evlilik birliğinin temelinden sarsılması yasal sebebine dayanarak boşanmaya hüküm verilemez.

Davanın reddine hüküm verilmesi gerekirken, kabulü doğru görülmemiştir”Şeklinde hüküm kurulmuştur.

Bu nedenle, akıl hastası eşe karşı boşanma yasal süreci açılması gerektiğinde,Doğrudan TMK m.165 kapsamındaAkıl hastalığı sebebiyle boşanma yasal süreci açılması en doğru yoldur.

Davanın Islahı ve Boşanma Sebebinin Değiştirilmesi

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 176 vd. Maddelerinde düzenlenenIslah kurumu, yasal aşama açıldıktan sonra davacınınTalebini değiştirmesiniMümkün kılan bir usul hukuku müessesesidir.

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m.166) sebebiyle açılan bir boşanma davasında, yargılama sırasında davalı eşin akıl hastası olduğunun anlaşılması hâlinde, davacı eşIslah yoluna başvurarakDavasının yasal sebebini değiştirebilir ve akıl hastalığı sebebine (TMK m.165) dayalı boşanma talebinde bulunabilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 31.05.2018 günlü hükmünde:“Davacı kadın evlilik birliğinin sarsılması yasal sebebine dayalı olarak açtığı boşanma davasını ıslah ederek akıl hastalığı sebebiyle boşanmaya hüküm verilmesini istemiştir”Denilerek ıslah yoluyla boşanma sebebinin değiştirilebileceği kabul edilmiştir.

Ancak ıslah yoluna başvurularak davanın sebebi değiştirildiğinde, akıl hastalığı sebebiyle boşanma davasınınTüm şartlarının(hastalığın iyileşme imkânının olmaması, ortak hayatın çekilmez hale gelmesi vb.) gerçekleşmesi gerekir. Bu şartlar oluşmadan, sadece yasal aşama sebebinin değiştirilmesi boşanma hükmü verilmesi için yeterli olmayacaktır.

Akıl Hastası Eşin Kusur Durumu ve Ödenek Talepleri

Türk Medeni Kanunu’nun 174.

Maddesinde düzenlenenMaddi ve manevi ödenekTalepleri, boşanmadaKusur şartınaBağlıdır. Maddede:

“Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi ödenek isteyebilir.”

“Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi ödenek olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.”

Denilmektedir.

Akıl hastalığı sebebiyle boşanma davalarında, akıl hastası eşin davranışlarıIradi olmadığından, kendisine kusur yüklenemez. Bu nedenle, akıl hastası eştenMaddi veya manevi ödenekTalep edilemez.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 15.05.2018 günlü hükmünde:“Akıl hastası olan davalı kadının davranışları iradi olmadığına göre, kusurundan söz edilemez.

Davacı erkeğin boşanmaya neden olan olaylarda tamamen kusurludur. Bu duruma göre davalı kadın yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak kadının maddi ve manevi ödenek taleplerinin reddine hüküm verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir”Şeklinde hüküm kurulmuştur.

Öte yandan, akıl hastası eş, diğer eşin kusurlu davranışları nedeniyleMaddi ve manevi ödenekTalep edebilir. Örneğin, akıl hastası eşin tedavisini yaptırmayan, onu yalnız bırakan veya kötü muamelede bulunan diğer eş aleyhine tazminata hükmedilebilir.

Velayet ve Çocukla Kişisel İlişki Kurulması Hususları

Türk Medeni Kanunu’nun 182. Maddesi uyarınca, boşanma halindeÇocuğun velayetiDüzenlenirken,Çocuğun menfaatiGöz önünde tutulmalıdır.

Velayet düzenlemesinde, eşlerin anlaşması dikkate alınabilir ancak hâkim, çocuğun menfaatini gözeterek velayet hakkında hüküm verme yetkisine sahiptir.

Akıl hastalığı nedeniyle boşanma davalarında, akıl hastası eşe velayet verilip verilemeyeceği önemli bir sorundur. Yargıtay uygulamasında, akıl hastası eşeVelayet verilmesi genellikle uygun görülmemektedir. Çünkü akıl hastalığı, çocuğun bakımını, eğitimini ve kişisel gelişimini olumsuz etkileyebilir.

Velayet verilmeyen akıl hastası eşin, çocuklaKişisel ilişki kurmasıKonusunda da özel bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. Akıl hastalığının niteliği ve derecesi, çocuğun yaşı ve ihtiyaçları dikkate alınarak,Çocuğun üstün yararıIlkesi çerçevesinde kişisel ilişki düzenlenir.

Bazı durumlarda, akıl hastası eşin çocukla kişisel ilişkisiRefakatçi eşliğindeGerçekleştirilebilir veya hastanın tedavi gördüğü kurum içindeGözetim altındaGörüşmeler düzenlenebilir.

Ayrıca, hastalığın ilerleme durumuna göre kişisel ilişki koşulları yeniden değerlendirilebilir.

Yargıtay’ın birtakım kararlarında, akıl hastası eşin çocukla kişisel ilişkisinin,Hastalığın seyrine ve çocuğun yararınaGöre düzenlenmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Sonuç olarak, akıl hastalığı nedeniyle boşanma davalarında, velayet ve kişisel ilişki hususlarıÇocuğun üstün yararıGözetilerek veHastalığın özellikleriDikkate alınarak özenle düzenlenmelidir. Bu düzenleme yapılırken, gerektiğindeUzman raporlarındanYararlanılmalı, çocuğun fiziksel ve psikolojik sağlığı güvence altına alınmalıdır.

Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanmanın Yasal Sonuçları

Akıl hastalığı nedeniyle boşanma, Türk Medeni Kanunu’nun 165. Maddesinde özel bir boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir. Bu tür boşanmalarda, diğer boşanma sebeplerine göre farklı yasal sonuçlar ortaya çıkabilmektedir.

Bu sonuçlar, özellikle maddi ve manevi ödenek talepleri, nafaka sorumlulukları, velayet düzenlemeleri, mal rejiminin tasfiyesi ve mirasçılık sıfatının sona ermesi bakımından özellik arz etmektedir.

Maddi ve Manevi Ödenek Talepleri

Akıl hastalığı nedeniyle boşanma davalarında ödenek konusu diğer boşanma nedenlerinden farklı değerlendirilir.

  • Kusur değerlendirmesi yapılamaz: Akıl hastalığına dayalı boşanma davalarında, akıl hastası olan eşe kusur atfedilemez. Çünkü akıl hastası olan kişinin davranışları iradi değildir ve bu nedenle hukuken kusurlu sayılamaz.
  • Maddi ödenek talep edilemez: TMK m.174/1’e göre maddi ödenek talebinde bulunabilmek için karşı tarafın kusurlu olması gerekir. Akıl hastası eşin kusuru olmadığından, sağlıklı eş tarafından maddi ödenek talep edilemez.
  • Manevi ödenek talep edilemez: Benzer şekilde, TMK m.174/2 uyarınca manevi ödenek talebinde de karşı tarafın kusurlu olması koşulu aranır. Akıl hastası eşin kusuru söz konusu olamayacağından, manevi ödenek talebi de kabul edilmez.
  • Akıl hastası eş ödenek talep edebilir: Öte yandan, akıl hastası olan eş, sağlıklı eşin kusurlu davranışları varsa (örneğin ilgilenmeyi reddetme, bakımını sağlamama, tedavisini engelleme gibi)Koşulları varsa ödenek talep edebilir.

    Yargıtay kararlarına göre, akıl hastası eş lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilebilir.

Nafaka Talepleri

Akıl hastalığı nedeniyle boşanma hâlinde nafaka talepleri özellik arz eder.

  • Yoksulluk nafakası: TMK m.175/2 hükmüne göre yoksulluk nafakasında“nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz”. Dolayısıyla akıl hastası eş aleyhine de yoksulluk nafakasına hükmedilebilir. Aynı şekilde, akıl hastası eş de diğer eşten koşulları varsa yoksulluk nafakası isteyebilir.
  • İştirak nafakası: Çocukların bakım ve eğitim giderleri için ödenen iştirak nafakasında da kusur koşulu aranmaz. Akıl hastası eş, velayeti kendisine verilmeyen çocukları için iştirak nafakası ödemekle yükümlü olabilir.
  • Nafakada akıl hastasının mali gücü dikkate alınır: Akıl hastası olan eşin mal varlığı ve geliri dikkate alınarak nafaka miktarı belirlenir.Tedavi masrafları ve bakım ihtiyaçlarıNafaka miktarının belirlenmesinde göz önünde bulundurulmalıdır.

Velayet Düzenlemesi

Akıl hastalığı nedeniyle boşanma davalarında velayet konusu hassasiyet gerektiren bir durumdur.

  • Çocuğun üstün yararı ilkesi: TMK m.182 uyarınca, hâkim velayeti düzenlerkenÇocuğun üstün yararınıGözetir.

    Akıl hastalığı nedeniyle açılan boşanma davalarında, çocuğun velayeti genellikle akıl sağlığı yerinde olan ebeveyne verilir.

  • Akıl hastası ebeveyne velayet verilememesi: Akıl hastalığı, ebeveynin çocuğun bakım ve gözetimini sağlama kapasitesini önemli ölçüde etkiliyorsa, velayet akıl hastası ebeveyne verilmez. Hatta bu vaziyet, TMK m.348 kapsamındaVelayetin kaldırılmasıSebebi olarak değerlendirilir.
  • Kişisel ilişki kurma hakkı: Velayet kendisine verilmeyen akıl hastası ebeveynin, çocukla kişisel ilişki kurma hakkı yargı mercii tarafından düzenlenir. Hastalığın niteliğine göre, bu ilişkiSınırlandırılabilir veya denetimli görüşmeŞeklinde düzenlenebilir, gerektiğinde tamamen kaldırılabilir.

Mal Rejiminin Tasfiyesi

Akıl hastalığı nedeniyle boşanma hâlinde mal rejiminin tasfiyesi konusunda özel bir düzenleme bulunmamaktadır.

  • Genel hükümlerin uygulanması: Mal rejiminin tasfiyesinde, akıl hastalığına dayalı boşanmalarda da diğer boşanma nedenlerinde olduğu gibi,Eşlerin tabi olduğu mal rejimi hükümleriUygulanır (TMK m.179).
  • Edinilmiş mallara katılma rejimi: Eşler arasında başka bir mal rejimi kararlaştırılmamışsa, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir ve boşanma halinde bu rejim hükümlerine göre tasfiye yapılır.
  • Akıl hastasının menfaatlerinin korunması: Tasfiye sırasında akıl hastası eşinKanuni temsilcisi tarafından temsil edilmesiMecburidir. Hâkim, tasfiye işlemlerinde akıl hastasının menfaatlerinin korunması için gerekli tedbirleri alır.

Mirasçılık Sıfatının Sona Ermesi

Boşanma hükmü ile birlikte eşlerin birbirlerine karşı mirasçılık sıfatı da sona erer.

  • Yasal mirasçılık sıfatının kaybı: TMK m.181/1 uyarınca, boşanan eşler, bu sıfatla birbirlerininYasal mirasçısı olamazlarVe boşanmadan önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendilerine sağlanan hakları, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça, kaybederler.
  • Boşanma yasal süreci devam ederken ölüm: TMK m.181/2’ye göre, boşanma yasal süreci devam ederken eşlerden birinin ölümü halinde, mirasçılardan birinin davaya devam etmesi ve diğer eşin kusurunun ispatlanması koşuluyla da mirasçılık sıfatının sona ermesi düzenlenmiştir.

    AncakAkıl hastalığı sebebiyle boşanma davasında kusur aranmadığından, bu hüküm akıl hastalığına dayalı boşanma davalarında uygulanmaz.

  • Ölüme bağlı tasarrufların durumu: Akıl hastası eşin sağlıklı eş lehine yaptığı ölüme bağlı tasarruflar, boşanma kararıyla birlikte kendiliğinden hükümsüz hale gelir; ancak tasarrufta aksi belirtilmişse geçerliliğini korur.

Akıl hastalığı nedeniyle boşanmanın yasal sonuçları, genel boşanma sonuçlarına göre bazı farklılıklar içermektedir. Özellikle kusur değerlendirmesi yapılamaması nedeniyle ödenek talepleri ve mirasçılık konularında özel vaziyetler ortaya çıkmakta, velayet düzenlemesinde ise çocuğun üstün yararı ilkesi daha belirgin bir rol oynamaktadır. Bu nedenle, akıl hastalığı nedeniyle boşanma davalarında, tarafların yasal durumunun dikkatli bir şekilde değerlendirilmesi ve hakkaniyete uygun hükümler verilmesi büyük önem taşımaktadır.

Yargıtay İçtihatlarında Akıl Hastalığına Bakış

Yargıtay içtihatlarına göre, akıl hastalığı nedeniyle boşanma davalarında,Hastalığın iyileşmesinin mümkün olmamasıTemel koşullardan biridir. Yargıtay 2.

Hukuk Dairesi’nin 22.10.2014 günlü hükmünde, davalının hastalığının “Iyileşme ve alevlenme dönemleri ile seyreden” bir hastalık olduğu ve “Düzenli tedavi ve sosyal destekle nüks dönemlerinin önlenebileceği” raporlanan bir vaziyette, akıl hastalığına dayalı boşanma kararının verilemeyeceği belirtilmiştir.

Yargıtay’ın emsal kararlarında,Akıl hastalığının niteliği ve derecesiDikkatle değerlendirilmektedir. Örneğin, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 15.06.2004 günlü hükmünde,“temporal tipte epilepsi (sara)”Hastalığının başlı başına bir boşanma sebebi olarak kabul edilemeyeceği, ayrıca bu hastalığın “Evliliği yürütebilecek yeterliğe sahip olduğu” raporla belirlendiği durumlarda boşanma hükmü verilemeyeceği hükme bağlanmıştır.

Yargıtay içtihatlarında,Akıl hastası eşin kusur durumuDa önemli bir inceleme konusudur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.02.2008 günlü hükmünde,“akıl hastası olan eşin hareketlerinin iradi olmadığı ve bu nedenle kendisine kusur yüklenemeyeceği”Belirtilmiştir.

Bu yaklaşım, akıl hastası eşe karşı maddi ve manevi ödenek taleplerinin reddedilmesine neden olmaktadır.

İçtihatların Zaman İçindeki Değişimi

Yargıtay’ın akıl hastalığı nedeniyle boşanma davalarına yaklaşımı zaman içinde bazı değişiklikler göstermiştir. EskidenAkıl hastalığının belirli bir süre devam etmesi koşuluAranırken, 4721 sayılı yeni Türk Medeni Kanunu ile bu koşul kaldırılmıştır. Eski Medeni Kanun’un 133. Maddesinde akıl hastalığının “üç seneden beri devam eden” bir hastalık olması aranırken, yeni düzenlemede böyle bir süre koşulu bulunmamaktadır.

İçtihatlardaki bir diğer önemli değişim,Sağlık raporlarının niteliğiKonusundadır.

Eski uygulamada bilirkişi raporu yeterli görülürken, günümüzde“resmi sağlık kurulu raporu”Zorunluluğu bulunmaktadır. Bu değişiklik, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 05.11.2018 günlü hükmünde da vurgulandığı üzere, daha güvenilir ve kapsamlı tıbbi değerlendirmelerin yapılmasını sağlamaktadır.

Ayrıca, zaman içinde Yargıtay’ınFarklı akıl hastalığı türlerineYaklaşımında da değişiklikler olmuştur. Örneğin,“bipolar affektif bozukluk”Ve“şizoafektif bozukluk”Gibi hastalıkların tedavi edilebilirliği ve remisyon dönemleri daha dikkatli değerlendirilmeye başlanmıştır.

Akıl Hastalığı Sebebiyle Boşanma Davası Dilekçesi Örneği

Yasal Aşama Dilekçesinde Bulunması Gereken Unsurlar

Akıl hastalığına dayalı boşanma yasal süreci açılırken dilekçede bazı temel unsurların bulunması gerekir.

Bu unsurlar şunlardır:

  1. Yetkili ve görevli yargı mercii bilgisi: Yasal Aşama dilekçesinde öncelikle yetkili ve görevli mahkemenin doğru şekilde belirtilmesi gerekmektedir. Akıl hastalığına dayalı boşanma davalarındaGörevli yargı mercii aile mahkemesidir. Aile yargı makamı bulunmayan yerlerde ise asliye hukuk mahkemesinde “Aile Yargı Makamı Sıfatıyla” ibaresi eklenerek yasal aşama açılmalıdır.
  2. Tarafların kimlik ve adres bilgileri: Dilekçede davacı ve davalı eşlerin T. C.

    Kimlik numaraları, tam adresleri ve varsa diğer iletişim bilgileri eksiksiz olarak yazılmalıdır. Eğer davalı akıl hastası eşin kendisine vasi atanmış ise, vasinin de kimlik ve adres bilgileri dilekçede belirtilmelidir.

  3. Evlilik bilgileri: Tarafların evlilik tarihi, evlenme şekli ve evliliğin gerçekleştiği yer bilgileri dilekçede belirtilmelidir.
  4. Çocuk bilgileri: Evlilikten doğan çocukların adları, doğum tarihleri, eğitim durumları gibi bilgiler dilekçede yer almalıdır.
  5. Akıl hastalığına ilişkin detaylı bilgiler: Davalı eşin akıl hastalığına ne zaman yakalandığı,Hastalığın tanısı, tedavi süreci, hastanede yatış bilgileri, aldığı tedaviler ve mevcut durumu hakkında detaylı bilgiler sunulmalıdır. ÖzellikleHastalığın iyileşme imkanının bulunmadığınaDair sağlık raporları varsa bunlara atıf yapılmalıdır.
  6. Ortak hayatın çekilmezliği: Akıl hastalığının ortak hayatı nasıl çekilmez hale getirdiği somut örneklerle açıklanmalıdır. Bu bölümdeHastalığın evlilik birliğine etkileriDetaylı olarak anlatılmalıdır.

    Örneğin, davalının sinir krizleri, ağlama nöbetleri, saldırgan davranışları, kendisine veya başkalarına zarar verme girişimleri, çocuklara karşı tutumu gibi detaylar somut örneklerle açıklanmalıdır.

  7. Deliller: Akıl hastalığını ve ortak hayatın çekilmez hale geldiğini ispata yarayacak deliller açıkça belirtilmelidir:
    • Resmi sağlık kurulu raporları
    • Hastane giriş-çıkış kayıtları
    • Tedavi belgeleri ve reçeteler
    • Varsa davalı hakkında vasi tayini hükmü
    • Tanık beyanları
    • Kolluk kuvvetlerine yapılmış şikâyet tutanakları
  8. Yasal sebepler: Davaya dayanak teşkil eden yasal mevzuat, özellikle TMK madde 165 ve diğer ilgili hükümler belirtilmelidir.
  9. Talep sonucu: Boşanma talebi açıkça belirtilmeli, ayrıca velayet, nafaka gibi yan talepler varsa bunlar net ve somut olarak sıralanmalıdır. Özellikle nafaka taleplerinde somut miktarlar yazılmalıdır.Akıl hastalığı nedeniyle boşanmada, davalı eşten ödenek talep edilemeyeceği unutulmamalıdırÇünkü akıl hastası kişinin davranışları kusurlu sayılamaz.
  10. İmza: Dilekçede davacının veya vekilinin imzası bulunmalıdır.

Örnek Dilekçe Şablonu

……………AİLE MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİNE
(Aile Yargı Makamı bulunmayan yerlerde: …………… ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE
Aile Yargı Makamı Sıfatıyla)

DAVACI: [Adı Soyadı], [TC Kimlik No]
[Adres], [Telefon]

VEKİLİ: [], [Baro Sicil No]
[Adres], [Telefon], [UETS Adresi]
()

DAVALI: [Adı Soyadı], [TC Kimlik No]
[Adres], [Telefon]

DAVALI VASİSİ: [Adı Soyadı], [TC Kimlik No]
[Adres], [Telefon]
(Davalıya vasi atanmışsa bu kısım doldurulacaktır)

KONU: Akıl hastalığı nedeniyle boşanma, velayet ve nafaka taleplidir.

AÇIKLAMALAR:

1. EVLİLİK VE ÇOCUK BİLGİLERİ:
Davalı ile../../…. Tarihinde ………….

Evlendirme Dairesinde resmi nikah ile evlendik. Evliliğimizden../../…. Doğumlu [Çocuk Adı Soyadı] adında bir çocuğumuz bulunmaktadır. Evlilik cüzdanımız ve nüfus kayıt örneğimiz ekte sunulmuştur.

Halen …………… adresinde bulunan müşterek konutumuzda yaşamaktayız / Davalının rahatsızlığı nedeniyle../../…. Tarihinden bu yana ayrı yaşamaktayız.

2. AKIL HASTALIĞI DURUMU:
Davalı eşim, evliliğimizin …… yılında (../../….) tarihinde başlayan ruhsal rahatsızlıklar sebebiyle çeşitli tedaviler görmüş, ancak durumu giderek kötüleşmiştir. Davalı bugüne kadar …………… Hastanesi, …………… Hastanesi ve …………… Hastanesi’nde toplam …… kez yatışlı tedavi görmüştür.

../../….

Tarihinde …………… Hastanesi’nde yapılan tetkikler sonucunda kendisine “[Hastalık Tanısı]” teşhisi konulmuştur. …………… Hastanesi Sağlık Kurulu’nun../../…. Günlü ve …… sayılı raporunda (Ek-3) davalıdaki akıl hastalığının kronik nitelikte olduğu ve iyileşme imkanının bulunmadığı açıkça belirtilmiştir.

Davalının hastalığı sebebiyle../../…. Tarihinde …………… Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ……/…… Esas ve ……/…… Hüküm sayılı hükmü ile kendisine [Vasi Adı Soyadı] vasi olarak atanmıştır. (Varsa bu bilgileri ekleyiniz)

3. ORTAK HAYATIN ÇEKİLMEZ HALE GELMESİ:
Davalının akıl hastalığı ilerledikçe, evlilik birliğimiz telafi edilemez şekilde sarsılmıştır.

Hastalığın etkisiyle davalı:

– Geceleri devamlı uyanmakta ve saatlerce süren ağlama krizleri yaşamaktadır. Bu vaziyet hem benim hem de çocuğumuzun uyku düzenini bozmuş ve psikolojimizi derinden etkilemiştir.

– Sık sık sinir krizleri geçirmekte, bu krizler sırasında evin eşyalarına zarar vermektedir.../../…. Tarihinde yaşanan bir kriz sırasında evdeki tüm tabakları kırmış ve beni yaralamaya çalışmıştır.

– Çocuğumuza karşı kimi zaman aşırı ilgisiz kalmakta, kimi zaman ise saldırgan davranışlar sergilemektedir.../../…. Tarihinde çocuğumuzu darp etmeye kalkışmış, araya giren komşumuz [Tanık Adı Soyadı] sayesinde daha büyük bir zarar oluşması engellenmiştir.

– Bazen evden habersizce ayrılmakta, nerede olduğunu bildiremeden saatlerce ortalıkta gözükmemektedir.

Bu vaziyetler hem benim hem de çocuğumuzun büyük endişe ve korku yaşamasına neden olmaktadır.

Bu olaylar evlilik birliğimizi sürdürmemi imkansız hale getirmiştir. Şu anda davalı …………… Hastanesi’nde tedavi görmektedir / evde bakım hizmeti almaktadır. Akıl hastalığının etkisiyle davalı, evlilik birliğinden doğan görev ve sorumluluklarını yerine getirememektedir.

4. VELAYET TALEBİ:
Müşterek çocuğumuz [Çocuk Adı Soyadı]’nın velayetinin, çocuğun üstün yararı gözetilerek tarafıma verilmesini talep etmekteyim.

Davalının içinde bulunduğu sağlık durumu sebebiyle çocuğun bakım ve gözetimini yerine getirmesi mümkün değildir. Çocuğumuz halihazırda benimle birlikte yaşamakta ve tüm ihtiyaçları tarafımdan karşılanmaktadır.

5. NAFAKA TALEBİ:
Müşterek çocuğumuz için aylık ………. TL iştirak nafakasına hükmedilmesini talep ediyorum.

Davalının [varsa emekli maaşı, kira geliri vb. Gelir kaynakları] bulunmaktadır ve çocuğumuzun eğitim, sağlık, giyim ve beslenme giderlerine katkıda bulunabilecek durumdadır.

Ayrıca, evlilik birliğinin sona ermesiyle birlikte maddi olarak zorluk yaşayacağımdan, aylık ………. TL yoksulluk nafakasına hükmedilmesini talep ediyorum.

HUKUKİ SEBEPLER:TMK m.165, 166, 174, 175, 182 ve ilgili diğer mevzuat.

DELİLLER:
1. Nüfus kayıt örneği ve evlilik cüzdanı
2. …………… Hastanesi’nin../../….

Günlü sağlık kurulu raporu
3. …………… Hastanesi’nin../../…. Günlü hasta yatış-çıkış belgeleri
4. Davalıya ait reçeteler ve tedavi belgeleri
5. …………… Sulh Hukuk Mahkemesi’nin../../…. Günlü vasi atama hükmü (varsa)
6.

Tanık ifadeleri (tanık listesi eklidir)
7.../../…. Günlü kolluk kuvvetlerine yapılan başvuru tutanağı
8. Bilirkişi incelemesi
9. Her türlü yasal delil

SONUÇ VE İSTEM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.

Davalı eşin akıl hastalığı nedeniyle tarafların boşanmalarına,
2. Müşterek çocuğumuzun velayetinin tarafıma verilmesine,
3. Davalı ile çocuk arasında uygun görülecek şekilde kişisel ilişki tesisine,
4. Yasal Aşama süresince çocuğumuz için aylık ……….

TL tedbir nafakasına, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra aynı miktarın iştirak nafakası olarak devamına,
5. Yasal Aşama süresince tarafım için aylık ………. TL tedbir nafakasına, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra aynı miktarın yoksulluk nafakası olarak devamına,
6. Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine,

Hüküm verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim.../../….

DAVACI
[Adı Soyadı]
[İmza]

EKLER:
1.

Nüfus kayıt örneği
2. Evlilik cüzdanı sureti
3. Sağlık kurulu raporu
4. Hasta yatış-çıkış belgeleri
5.

Vasi atama hükmü
6. Tedavi belgeleri
7. Tanık listesi
8. Diğer belgeler

Sonuç

Genel Değerlendirme

Akıl hastalığı nedeniyle boşanma, Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenenÖzel bir boşanma sebebiOlup, yasa koyucu tarafından belirli şartların gerçekleşmesi halinde boşanmaya imkan sağlayan bir yasal müessesedir.

TMK m.165’te düzenlenen bu boşanma sebebi, eşlerden birinin akıl hastalığına yakalanması ve bu hastalığın ortak hayatı diğer eş için çekilmez hale getirmesi hâlinde,Iyileşme imkanı bulunmadığınınResmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi şartıyla boşanma yasal süreci açılmasına olanak tanımaktadır.

Akıl hastalığı nedeniyle boşanma davasındaKusur aranmaz. Zira akıl hastası olan eş, iradesine hakim olamadığından kendisine kusur atfedilemez. Bu nedenle, akıl hastalığı sebebiyle açılan boşanma davalarında, maddi ve manevi ödenek talepleri açısından özel bir vaziyet ortaya çıkmaktadır.

Akıl hastalığı sebebiyle boşanma yasal süreci açılabilmesi için,Eşlerden birinin akıl hastası olması, bu hastalığınEvlilik birliği kurulduktan sonraOrtaya çıkması, hastalığınOrtak hayatı çekilmez hale getirmesiVeIyileşme imkanının bulunmamasıŞartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu şartların gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti, yargı mercii tarafından resmi sağlık kurulu raporları ve diğer deliller ışığında değerlendirilmektedir.

Akıl hastası eşe karşıEvlilik birliğinin temelinden sarsılmasıSebebiyle boşanma yasal süreci açılamaz, zira bu tür davalarda kusur aranır ve akıl hastası eşin davranışları iradi olmadığından kusurlu kabul edilemez.

Ancak yasal aşama sırasında ıslah yoluyla davanın akıl hastalığı sebebiyle boşanma davasına dönüştürülmesi mümkündür.

Önemli Noktaların Özeti

  1. Akıl hastalığı özel bir boşanma sebebidirVe TMK m.165’te düzenlenmiştir.
  2. Akıl hastalığı nedeniyle boşanmaya hüküm verilebilmesi için dört temel koşul aranır:
    • Eşlerden birinin akıl hastası olması
    • Akıl hastalığınınOrtak hayatı diğer eş için çekilmez hale getirmesi
    • HastalığınIyileşme imkanının bulunmaması
    • İyileşme imkanı bulunmadığınınResmi sağlık kurulu raporuIle tespit edilmesi
  3. Akıl hastalığı nedeniyle boşanma davasındaKusur aranmaz, dolayısıyla akıl hastası eşe kusur atfedilemez.
  4. Yasal Aşama açma süresiYoktur; hastalık devam ettiği ve ortak hayat çekilmez olduğu sürece her zaman yasal aşama açılabilir.
  5. Görevli yargı merciiAile yargı makamı, yetkili yargı mercii iseEşlerden birinin yerleşim yeriVeyaSon altı ay birlikte oturdukları yer mahkemesidir.
  6. Akıl hastası eşinYasal aşama ehliyetiYoksa, kendisine birVasi atanmasıMecburidir.
  7. Akıl hastası eşe karşıAnlaşmalı boşanmaYasal süreci açılamaz.
  8. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle açılan bir yasal aşama,IslahYoluyla akıl hastalığı nedeniyle boşanma davasına dönüştürülebilir.
  9. Akıl hastalığı nedeniyle boşanma davalarında,VelayetGenellikle sağlıklı eşe verilir.
  10. Akıl hastası eşinÖdenek sorumluluğuBulunmaz; ancak kendisi, koşulları varsa diğer eşten ödenek talep edebilir.

Bu bağlamda, akıl hastalığı nedeniyle boşanma yasal süreci, diğer boşanma davalarından farklı özellikleri bulunan, yasal niteliği ve sonuçları bakımından kendine özgü bir boşanma sebebi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu davaların açılması ve yürütülmesi sürecinde, ilgili yasa hükümlerinin doğru yorumlanması ve uygulanması büyük önem taşımaktadır.

OlarakAile hukukuAlanında uzmanlaşmış profesyonel kadromuzla danışanlarımıza yasal destek sağlıyoruz.Boşanma davaları, velayet uyuşmazlıkları ve özellikleAkıl hastalığı nedeniyle boşanmaGibi hassasiyet gerektiren konularda, süreçleri en sağlıklı şekilde yönetmek için yanınızdayız. Her vakaya özgü çözümler üretirken, müvekkillerimizin haklarını korumayı ve yasal süreçleri şeffaf bir şekilde yürütmeyi ilke ediniyoruz.

Bu konuda daha fazla yardım veya danışmanlık için bizimleiletişimegeçebilirsiniz.

Akıl Hastalığı Sebebiyle Boşanma