Mirasın hükmen reddi, miras hukukunda mirasçıların tereke borçlarından korunmasını sağlayan en önemli kurumlardan biridir. Mirasın gerçek reddinden farklı olarak burada mirasçının belirli bir süre içinde ret beyanında bulunması değil, mirasbırakanın ölümü anındaki mali durumu belirleyici olmaktadır. Yasa koyucu, ölüm tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczinin açıkça belli olması veya resmen tespit edilmiş bulunması halinde, mirasçıların ayrıca ret beyanında bulunmalarına gerek olmaksızın mirasın reddedilmiş sayılacağını kabul etmiştir. Bu yönüyle mirasın hükmen reddi, mirasçının iradesine değil, terekenin objektif olarak borca batık olmasına bağlanan kanuni bir sonuçtur.

Dolayısıyla bu davalarda mahkemece yapılması gereken temel inceleme, mirasbırakanın ölüm tarihi itibarıyla tereke aktiflerinin tereke borçlarını karşılayıp karşılamadığının ve mirasçıların terekeyi açık ya da örtülü şekilde kabul edip etmediklerinin belirlenmesidir.

Nitekim TMK’nın 605. maddesinde;“(1) Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler. (2) Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.”Şeklinde düzenleme mevcuttur. Bu kapsamda madde metninde de vurgulandığı üzere, ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli ise miras reddedilmiş sayılır(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Onursal Başkanı Uğur GENÇCAN, Türk Miras Hukukunda Mirasın Reddi, 2024, s.339).Yargıtay uygulamasında da aynı görüş hâkimdir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 06.06.2005 Günlü 5873 Esas 8660 Hüküm sayılı hükmü;“…Ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli ise miras reddedilmiş sayılır (TMK. m.605/2).

Açılan yasal aşama bu maddeye dayalı hükmen ret davasıdır.”

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 02.03.2011 Günlü 1943 Esas 3583 Hüküm sayılı hükmü;“…Borçların mirasbırakana ait bulunduğu, mallarının borcu karşılamadığı, terekenin borca batık olduğu, davacıların terekeyi açık yahut örtülü olarak kabul etmedikleri toplanan deliller ile sabittir (TMK. m.605/2). Açıklanan nedenlerle davanın kabulü gerekirken yazılı şekilde davanın reddi doğru görülmemiştir.”

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 15.03.2011 Günlü 15155 Esas 4561 Hüküm sayılı hükmü;“…Dosya içindeki bilgi ve belgelerden; mirasbırakanın ölüm tarihi itibariyle terekesinin 8.735,31 TL olduğu anlaşılmaktadır.

Buna karşın, … Vergi Dairesi Müdürlüğünün 12.01.2009 ve …Vergi Dairesi Müdürlüğünün 21.01.2009 günlü yazılarına göre vergi borçları toplamının ise (2.903,97 TL + 12.188,60) 15.092,57 TL olduğu bildirilmiştir. Bu duruma göre Türk Medeni Kanunu’nun 605/2. maddesi koşullarının yasal aşama konusu olayda oluştuğu mirasbırakanın ölümü tarihinde terekesinin borca batıklığı ve ödemeden aczi sabit olduğundan; davanın kabulüne hüküm verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddi doğru bulunmamıştır.”

Sonuç olarak, TMK. m.605/2 hükmü uyarınca mirasın hükmen reddinden söz edilebilmesi için mirasbırakanın ölüm tarihinde ödemeden aczinin açıkça belli olması veya resmen tespit edilmiş bulunması gerekir. Bu koşul gerçekleştiğinde miras, mirasçıların ayrıca ret beyanında bulunmasına gerek olmaksızın yasa gereği reddedilmiş sayılır. Ancak bu sonuca ulaşılabilmesi için terekenin ölüm tarihi itibarıyla borca batık olduğunun ortaya konulması ve mirasçıların terekeyi açık ya da örtülü olarak kabul ettiklerini gösteren bir davranışta bulunmadıklarının belirlenmesi gerekir.

Yargıtay kararlarında da istikrarlı biçimde kabul edildiği üzere, tereke mallarının borçları karşılamadığı, borçların mirasbırakana ait olduğu ve mirasçıların terekeyi sahiplenmediği hallerde mirasın hükmen reddi koşulları oluşmuş sayılır. Bu nedenle mirasın hükmen reddi davalarında esas alınması gereken ölçüt, mirasçının süresinde ret beyanında bulunup bulunmadığı değil, mirasbırakanın ölüm anındaki tereke durumudur.