Sen196. Maddesi uyarınca alacaklının rızası ve sözleşme kurulması ile bir borçlunun borcu yeni bir tarafça üstlenilebilir.

Ancak, akıllı sözleşmelerde önceden kodlanma durumu söz konusu olduğu için bu nevi sözleşmelerde taraf değişikliği yapılması şu an için mümkün gözükmemektedir.

Akıllı Sözleşmeler ve Sözleşmeye Aykırılık

Akıllı sözleşmeler geleneksel örneklerinden farklı olarak bir nevi koşulların gerçekleşmesine bağlı olan önceden şartlanmış dijital sözleşmelerdir. Eğer bir koşul gerçekleşirse bir sonuç ortaya çıkar. Bu bağlamda önceden kodlanan koşul ve edimlerin ifasının gerçekleşmemesi durumuna rastlamak teoride mümkün değildir.

Ancak sistemde ICO örneklerinde olduğu gibi henüz ortada bir ürünün olmadığı durumlarda sadece bir vaadin olduğu durumlarda edimin ifası gerçekleşmeyebilir. Bu vaziyette bir önceki yazımızda belirttiğimiz üzere TBK madde 117’de belirtilmekte olan borçlunun temerrüdü koşullarına gidilebilir. Bunun yanında TBK madde 125 üzerinde de durulabilir.

Vadeli sözleşmelerde, borcun zamanında ifa edilmemesinden kaynaklanan zararları doğrultusunda gecikme ödeneği, temerrüt faizi (TBK madde.118; 120) gibi taleplerde bulunabilir ayrıca varsa aşkın zarar (TBK madde.122) talebinin öne sürülmesi imkanı bulunmaktadır.

Bunların yanında yasanın 125. Maddesinde belirtilen Seçimlik Haklar kapsamında temerrüde düşen borçluya karşı borcun ifa edilmemesinden kaynaklanan ödenek talebinin öne sürülmesi imkanı ve bu ödenek talebinin yanında borcun ifasının gerçekleştirilmesi isteğinin öne sürülmesi hakkı bulunmaktadır.

Alacaklı taraf, borcun ifası ve gecikme tazminatından feragat ederek, sözleşmeden dönebilir veya borcun ifa edilmemesinden doğan zararın tazminini isteyebilir.

Sözleşmeden dönme hâlinde, borçlu taraf temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse yatırımcı sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle ortaya çıkan zararın giderilmesini isteyebilmektedir.

Ayrıca yabancılık unsurunun bulunduğu durumlarda 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 24. maddesi uyarınca uyuşmazlığa tarafların seçtiği hukuk, taraflar bir hukuk seçmemiş ise sözleşmeden doğan ilişkiye, o sözleşmeyle en sıkı ilişkili olan hukuk uygulanabilir.

Ancak akıllı sözleşmelere pekala koşulların gerçekleşmediği durumlarda hangi sonuçların oluşacağı da kodlanabilir. Örnek vermek gerekirse, 100 ETH karşılığı 100 e-kitap alımı sözleşmesinde e-kitap devri vadesinde gerçekleşmezse 100 birimin iadesi gerçekleşir koşulu konulabilir.

Burada önemli olan husus, gelecekte ifası gerçekleşmek üzere kurulan sözleşmelerde 100 birim değerindeki paranın iadesinin nasıl sorunsuz gerçekleşeceği olabilir. İadenin sorunsuz ve vadesinde gerçekleşmesi için paranın bir kasada saklanması koşulu konulabilir ya da tarafların banka hesaplarına gerektiğinde ulaşma ve sözleşme konusu paranın intikali için erişimin sağlanması amacıyla tarafların da rızasıyla ve bankaların da 3. Kişi olarak sözleşme tarafı olması koşuluyla akıllı sözleşmelerde madde oluşturulabilir.

Ancak burada 3. Kişi olarak bankaların taraf olması maliyeti arttıracaktır. En makul çözüm sözleşmeler kurulurken teminat olarak bir değerin saklanmasıdır. Bu da TBK hükümleri gereğince sözleşmelerde serbestçe kararlaştırılabilir.

Her ne olursa olsun vadeli anlaşmalarda henüz koşul gerçekleşmemişse karşı edimin ifasında önceden belirlenmiş bir teminat ya da hazırda bekletilen kaydedilmiş bir ürün ya da dijital varlık yoksa borçlunun temerrüde düşmesi ve hak kayıplarının gerçekleşmesi ihtimali söz konusudur.

Bu sebeple geleneksel hukuk normlarına, emredici ve tamamlayıcı hukuk kurallarına ihtiyaç, en azından yakın vadedeki anlaşmalar kapsamında, her zaman için olacaktır.

Ancak akıllı sözleşmelerin hayatımıza katabileceği bir pratikliği de değinilmesi gerekmektedir. O da şudur ki; bir kira sözleşmesi düşünülsün ve bu kira sözleşmesinin akıllı kontrat ile yapıldığı noktada para vadesinde ödendiği takdirde kiracı taşınmazı kullanabilir koşulu konulsun. Kira parası vadesinde ödenmediğinde yasal bildirim sürelerine de uygun olarak kiralanan taşınmazın kapısı kitlenebilir. Bu “kapının kitlenmesi” sonucu akıllı sözleşme ve teknolojik altyapıyla pekâlâ yapılabilir.

Bu ise oldukça caydırıcı ve pratik bir yöntemdir. ANCAK, kiraya veren değişir ise akıllı kontratta taraf değişikliğine gidilebilir mi? Bu sorunun cevabı şu an için olumsuz olmakla birlikte eğer akıllı kontratın süresi 10 yıl gibi bir süre olarak belirlenmiş ve ayrıca silinemez vaziyette ise çeşitli zorluklar karşımıza çıkacaktır. Bu bağlamda sözleşmelerin detaylıca hazırlanması ve her koşul düşünülerek oluşturulmasında fayda vardır.

Sonuç

Akıllı sözleşmeler hukuk sistemimizde öngörülmemiş şekilde ve yapıda olan kendine özgü sözleşmelerdir.

Bu kapsamda, hukuk kuralları uygulanmasında çeşitli sorunların ortaya çıkması ihtimali yüksektir. Tam da bu sebeple, emredici hukuk kurallarına uygun hareket etme koşuluyla sözleşme hükümlerinin detaylıca hazırlanması ve bütün ihtimallerin düşünülmesinde yarar vardır. Aksi takdirde elde edilmek istenenin aksine yukarıda da değinildiği üzere çok daha büyük hak kayıplarına uğranılması muhtemeldir.