Bilindiği üzere TTK. m.438 hükmünün açık lafzı uyarınca anonim şirketlerde belirli koşulların varlığı halinde pay sahibinin özel denetçi atanmasını talep etmesi mümkündür(Prof. Dr. Oruç Hami, Ortaklıklar Hukuku, 4. Baskı, 2019, s.523).Bu çerçevede kanuni şartlar mevcutsa istem genel kurulun oylamasına sunulur(Prof.

Dr. Reha POROY – Prof. Dr. Ünal TEKİNALP – Prof.

Dr. Ersin ÇAMOĞLU, Ortaklıklar Hukuku-II, 13. Bası, 2017, s.67).Genel kurul oylaması sonucunda iki olasılıkla karşılaşılabilir. Bunlardan ilki genel kurul, özel denetçi atanması istemini onaylayabilir.

Bu vaziyette ortaklık veya her bir pay sahibiOtuz gün içerisinde ortaklık merkezinin bulunduğu yerdeki ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNDENÖzel denetçi atanmasını isteyebilir (TTK 438/II). Yasa koyucu TTK. m.438/II’de “her bir pay sahibinden” söz ettiğinden, yargı merciine başvuranın özel denetçi atanması istemini genel kuruldan talep eden pay sahibi olması da mecburi değildir. Diğer ortaklar da özel denetçi atanmasını isteyebilirler. Burada talebin otuz gün içerisinde yapılması mecburidir(Prof.

Dr. Oruç Hami, Ortaklıklar Hukuku, 4. Baskı, 2019, s.523; Aynı Yönde Prof. Dr.

ŞENOCAK – Dr. Ögr. Üyesi Seda SAYMAN, Şirketler Hukuku Şerhi Cilt-2, 1. Baskı, 2023, s.2509; Prof.

Dr. Reha POROY – Prof. Dr. Ünal TEKİNALP – Prof.

Dr. Ersin ÇAMOĞLU, Ortaklıklar Hukuku-II, s.67).

Burada özel denetçi atanmasını isteme hakkı, azınlık pay sahipleri yönünden vazgeçilmez ortaklık haklardan birisidir(Prof. Dr. Oruç Hami, Ortaklıklar Hukuku,, s.523; Aynı yönde Prof.

Dr. ŞENOCAK – Dr. Ögr. Üyesi Seda SAYMAN, Şirketler Hukuku Şerhi Cilt-2, s.2500).Nitekim özel denetim isteme hakkı, pay sahiplerinin, şirketle ilgili belirli konularda bilgi sahibi olarak pay sahipliği haklarını genel kurulda daha etkin ve bilinçli bir şekilde kullanılabilmelerine faaliyet eder.

Böylece pay sahiplerinin, şirketle ilgili belirli olayları açıklığa kavuşturmaları sağlanabilmektedir(Prof. Dr. Erol ULUSOY – Doç. Dr.

ÖZDAMAR, Anonim Şirketlerde Bireysel ve Azınlık Pay Sahibi Hakları, 3. Basım, 2022, s.261; Aynı yönde Prof. Dr. ŞENOCAK – Dr.

Ögr. Üyesi Seda SAYMAN, Şirketler Hukuku Şerhi Cilt-2, s.2496: Prof. Dr. PULAŞLI, Şirketler Hukuku Şerhi Cilt-II, 3.

Baskı, 2018, s.1629).Bu kapsamda TTK. m.438/2’de, genel kurulun özel denetim istemini kabul etmesi halinde, şirket veya her bir pay sahibinin otuz gün içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden bir özel denetçi atanmasını isteyebileceği hükme bağlanmıştır(Prof. Dr. ŞENOCAK – Dr. Ögr.

Üyesi Seda SAYMAN, Şirketler Hukuku Şerhi Cilt-2, s.2506). Bu anlamda özel denetim istemi; istemin kabul edilmesi ve özel denetçinin atanması şeklinde iki aşamalı olarak düzenlenmiştir(Prof. Dr. Erol ULUSOY – Yrd.

Doç. Dr. Fevzi TOPSOY, Anonim Şirketlerde Bireysel ve Azınlık Pay Sahibi Hakları, s.319). TTK’nın 438/2. maddesinde yargı merciine başvuru hakkı hem şirket tüzel kişiliğine hem de pay sahiplerine verilmiştir.

Tüzel kişilik adına bu yetkinin yönetim kurulu tarafından kullanılacağı açıktır(Prof. Dr. ŞENOCAK – Dr. Ögr.

Üyesi Seda SAYMAN, Şirketler Hukuku Şerhi Cilt-2, s.2510).Aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olan pay sahipleri de bireysel olarak başvuru hakkına sahiptir. Dolayısıyla her pay sahibi yargı merciine başvurma hakkına sahiptir. Özel denetim isteminde bulunan ile yargı merciine başvuran pay sahibinin aynı kişi olması veya istemin kabulü yönünde oy kullanması da mecburi değildir(Prof. Dr.

ŞENOCAK – Dr. Ögr. Üyesi Seda SAYMAN, Şirketler Hukuku Şerhi Cilt-2, s.2509; Aynı yönde Prof. Dr.

Reha POROY – Prof. Dr. Ünal TEKİNALP – Prof. Dr.

Ersin ÇAMOĞLU, Ortaklıklar Hukuku-II, s.67).Ve hatta genel kurul toplantısına katılmamış pay sahipleri de başvuruda bulunma hakkına sahiptir. Burada mahkemeden talepte bulunan pay sahibinin oy hakkı olması ya da oydan yoksun olmasının bir önemi yoktur(Prof. Dr. Erol ULUSOY – Yrd.

Doç. Dr. Fevzi TOPSOY, Anonim Şirketlerde Bireysel ve Azınlık Pay Sahibi Hakları, s.320).

Özel denetçi talebinin genel kurulda kabul edilip yargı merciine başvurulması halinde, TTK’nin 438/2. maddesinde sadece özel denetçi atanmasının mahkemeden isteneceği hükme bağlanmış; mahkemenin hüküm vermeden önce hangi incelemeleri yapacağı belirtilmemiştir. İşte bu noktada TTK’nın 440/2. maddesini gerekçesiyle birlikte yorumlamak gerekir.

Nitekim madde gerekçesinde mahkemenin şartların mevcut olup olmadığını inceleyerek, kararını vereceği, hükmün lafzına göre, incelemenin dosya üzerinden yapılması gerektiği belirtilmektedir. Bu anlamda mahkemenin hangi şartların varlığını araştıracağı hususunda doktrindeki baskın görüş, mahkemenin inceleme yetkisinin özel denetim yapılmasına ilişkin genel kurul kararının varlığı veya başvuru sahibinin yetkili olup olmadığı gibi şekli incelemelerle sınırlı olduğunu, TTK’nın 438(1) maddesindeki şartların oluşup oluşmadığını inceleme yetkisinin bulunmadığını belirtmektedir(Şafak NARBAY, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’na Göre Anonim Ortaklıkta Özel Denetim Yapılması Koşulları ve Özel Denetçinin Atanması Usulü, Ülgen’e Armağan, C. I, 2007, s.313; Aynı Yönde Şirin GÜVEN, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu Çerçevesinde Anonim Şirketler Hukukunda Özel Denetim”, University Journal of Law, c. 8, sayı. 2, s. 152,; Prof. Dr.

Erol ULUSOY – Yrd. Doç. Dr. Fevzi TOPSOY, Anonim Şirketlerde Bireysel ve Azınlık Pay Sahibi Hakları, s.322; Prof.

Dr. Reha POROY – Prof. Dr. Ünal TEKİNALP – Prof.

Dr. Ersin ÇAMOĞLU, Ortaklıklar Hukuku II, s.68).Bu vaziyette özel denetçi talebinin onaylandığı genel kurul hükmüne bir itiraz olmadığı halde mahkemenin inceleme yetkisi, genel kurul kararının varlığı, başvuru sahibinin kimliği, süre gibi şekli şartlarıyla sınırlıdır. Zira, TTK’nın 438/1. Maddesinde belirtilen şartlar sadece genel kuruldan özel denetim istenebilmesinin şartlarıdır.

Hatta genel kurulun, şartlardan birisinin eksikliğine rağmen, özel denetim hükmü vermesinin önünde bir engel yoktur. Dolayısıyla yargı mercii, konuyu dosya üzerinden inceleyerek karara bağlamalıdır(Prof. Dr. Erol ULUSOY – Yrd.

Doç. Dr. Fevzi TOPSOY, Anonim Şirketlerde Bireysel ve Azınlık Pay Sahibi Hakları, s.322).

TTK’nın özel denetçi atanmasına ilişkin hükümlerinin düzenlendiği 438. maddesinde genel kurul onayı olmadığı takdirde ise özel denetçi atanabilmesi için aşağıdaki şartların sağlanmış olması gerekmektedir;

A. Bilgi Edinme ve İnceleme Hakkı Kullanılmış Olmalıdır.Özel denetçi talebinde bulunulması hakkı ortaklık hakkında daha detaylı bilgi edinmek amacıyla tanındığı için özel denetimin ilk koşulu olarak bilgi edinme ve inceleme hakkına başvurulmuş olunmalıdır.

Zira her iki hak da pay sahibi açısından aynı amaca faaliyet etmek durumundadır(Prof. Dr. Erol ULUSOY – Doç. Dr.

ÖZDAMAR, Anonim Şirketlerde Bireysel ve Azınlık Pay Sahibi Hakları, s.265; Aynı yönde Doç. Dr. Erdem CAN, Şirketler Hukuku Dersleri, 2. Bası, 2017, s.208: Prof.

Dr. PULAŞLI, Şirketler Hukuku Şerhi Cilt II, s.1631-1632). Bu anlamda özel denetçi atanmasını isteyen pay sahibi, özel denetim istediği konuda daha önce bilgi alma veya inceleme hakkini kullandığını genel kurul toplantı tutanağına geçirmelidir(Prof. Dr.

ŞENOCAK – Dr. Ögr. Üyesi Seda SAYMAN, Şirketler Hukuku Şerhi Cilt-2, s.2504; Prof. Dr.

Reha POROY – Prof. Dr. Ünal TEKİNALP – Prof. Dr.

Ersin ÇAMOĞLU, Ortaklıklar Hukuku II, s.64).Bununla birlikte, bu hakkın kullanılmadan genel kuruldan özel denetim istenilmesi ve genel kurulun da bu istemi kabul etmesinin önünde yasal bir engel bulunmamaktadır. Bu açıdan, bilgi edinme ve inceleme hakkının kullanılmış olması, madde gerekçesinde belirtildiğinin aksine, özel denetim isteme hakkının değil genel kurulun özel denetçi atanmasını reddetmesi halinde, yargı merciine başvurulmasının önkoşulu olarak anlaşılmalıdır(Prof. Dr. Reha POROY – Prof.

Dr. Ünal TEKİNALP – Prof. Dr. Ersin ÇAMOĞLU, Ortaklıklar Hukuku II, s.65; Aynı yönde Prof.

Dr. PULAŞLI, Şirketler Hukuku Şerhi Cilt II, s.1638). Pay sahibinin özel denetim istediği konuda bilgi alma veya inceleme hakkını kullanmış olması tek başına yeterlidir. Pay sahibinin, yeterli açıklıkta, hesap verme ve dürüstlük ilkeleri bakımından gerçeğe uygun bilgi verilmediği ya da şirket veya pay sahiplerinin zarara uğratıldığına ilişkin ikna edici delilleri ortaya koyması mecburi değildir.

Zira, bu ek külfet, hakkın kullanılması için değil; önerinin reddi halinde mahkemeden özel denetçi atanması için gereklidir. Uygulama açısından önem taşıyan diğer husus da bilgi alma hakkını kullanan ile özel denetim isteyenlerin aynı kişiler olmasının gerekip gerekmediğidir. Türk şirketler hukuku doktrini açısından böyle bir zorunluluğun olmadığının altı çizilmiştir(Prof. Dr.

Erol ULUSOY – Yrd. Doç. Dr. Fevzi TOPSOY, Anonim Şirketlerde Bireysel ve Azınlık Pay Sahibi Hakları, s.309-311).Yine aynı şekilde bilgi edinme hakkının ve özel denetçi talep edilmesi hakkının kullanılması da Genel Kurulda Gündeme Bağlılık İlkesinin istisnasını oluşturmakta olup gündemde olması dahi bilgi edinme hakkının kullanılmasının akabinde aşağıdaki şartların da varlığında özel denetçi talebinde bulunulabilmesi mümkündür(Prof.

Dr. PULAŞLI, Şirketler Hukuku Şerhi Cilt II, 3. Baskı, 2018, s.1632).

B. Özel Denetçinin Atanması Pay Sahipliği Haklarının Kullanımı Açısından Gereklilik Olmalıdır:Yukarıdaki şarta ek olarak ikinci koşul ise, pay sahipliği haklarının kullanılması açısından denetimin bir zorunluluk oluşudurProf.

Dr. ŞENOCAK – Dr. Ögr. Üyesi Seda SAYMAN, Şirketler Hukuku Şerhi Cilt-2, s.2506).

Diğer bir ifadeyle, ortaklık haklarının kullanılması ile özel denetim arasında anlaşılabilir bir ilişki bulunmalı, pay sahibinin oyunu kullanabilmesi yönünden bilgi alması gerekli olmalıdır(Prof. Dr. Reha POROY – Prof. Dr.

Ünal TEKİNALP – Prof. Dr. Ersin ÇAMOĞLU, Ortaklıklar Hukuku II, s.65; Aynı yönde Prof. Dr.

PULAŞLI, Şirketler Hukuku Şerhi Cilt II, s.1635). Gerekçede özellikle oy hakkına vurgu yapılsa da gerekliliğin, diğer pay sahibi haklarının kullanılması bağlamında mecburi olması arasında fark yoktur. Pay sahipliği hakkının kullanılması yönünden olması şartıyla zorunluluk, şirketin bütün alanlarıyla ilgili olabilir. Madde metni ve gerekçesinde gerekliliğin ne zaman aranacağı veya tespitinin nasıl olacağı belirtilmemiştir.

Doktrinde; istemde bulunan pay sahibinin korunmaya değer bir menfaatinin bulunması veya istenilen bilgi olmaksızın haklarını bilinçli kullanılmasının mümkün olmaması hâlinde zorunluluk koşulunun sağlandığını ifade edilmektedir(Şafak NARBAY, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’na Göre Anonim Ortaklıkta Özel Denetim Yapılması Koşulları Ve Özel Denetçinin Atanması Usulü, Ülgen’e Armağan, C. I, 2007, s.303; Aynı Yönde Şirin GÜVEN, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu Çerçevesinde Anonim Şirketler Hukukunda Özel Denetim”, University Journal of Law, c. 8, sayı. 2, s.149).Özel denetimin amacı göz önüne alındığında,Gerekliliğin mevcudiyeti karine olarak kabulEdilmelidir(Prof. Dr. Erol ULUSOY – Yrd.

Doç. Dr. Fevzi TOPSOY, Anonim Şirketlerde Bireysel ve Azınlık Pay Sahibi Hakları, s.314).

C. Denetim Konusu Belirli Olaylarla Sınırlı Kalmalıdır:Son olarak zikredilen koşul ise denetimin konusunun belirli olaylarla sınırlı kalmasıdır(Dr.

Ögr. Üyesi Tamer Bozkurt, Şirketler Hukuku, 12. Baskı, 2021, s.425).Denetim konusunun belirli olayların açıklığa kavuşturulmasını amaçlaması, özel denetim isteminin ikinci şartıdır. Madde gerekçesinde “belirli” terimiyle, belli türde, nitelikte ve önemde olay kastedilmediği, “olay bağlamında tanımlanabilen, içeriği ve sınırları belirli olan, genel nitelik taşımayan anlamına geldiği” belirtilmektedir(Prof.

Dr. ŞENOCAK – Dr. Ögr. Üyesi Seda SAYMAN, Şirketler Hukuku Şerhi Cilt-2, s.2506; Prof.

Dr. PULAŞLI, Şirketler Hukuku Şerhi Cilt II, s.1639). Bu anlamda denetim isteminin konu ve sınırları belli, en azından çerçevesi az çok çizilmiş olmalıdır. Özel denetim, konunun belirli olması şartıyla, şirketin çok çeşitli faaliyetlerinin araştırılması için istenebilir(Prof.

Dr. Reha POROY – Prof. Dr. Ünal TEKİNALP – Prof.

Dr. Ersin ÇAMOĞLU, Ortaklıklar Hukuku II, s.66). Alınan bir yatırım hükmünde belirlenen finansman ihtiyacının gerçek olup olmadığının, alınan bir ihalenin usulüne uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, kar payının kanuna uygun dağıtılıp dağıtılmadığının tespiti ya da “şirketin herhangi bir işi, işlemi, hükmü, finansal durumu, finansman ihtiyacı, hakim şirketin (işletmenin) kararları veya şirkete verdiği kayıplar için özel denetim istenebilir. Gereklilik ilkesi paralelinde, istemin belirli bir konunun açıklığa kavuşturulmasının mevcut olduğu karine olarak kabul edilmelidir.

Yokluğunun ispat yükü genel kurulda bulunmalıdır(Prof. Dr. Erol ULUSOY – Yrd. Doç.

Dr. Fevzi TOPSOY, Anonim Şirketlerde Bireysel ve Azınlık Pay Sahibi Hakları, s.314-316).Sonuç olarak bilgi edinme hakkının ve özel denetçi talep edilmesi hakkının kullanılması Genel Kurulda Gündeme Bağlılık İlkesinin istisnasını oluşturmakta olup gündemde olmasa dahi bilgi edinme hakkının kullanılmasının akabinde yukarıdaki şartların da varlığında Genel Kuruldan özel denetçi talebinde bulunulabilmesi mümkündür(Prof. Dr. PULAŞLI, Şirketler Hukuku Şerhi Cilt II, s.1632; Aynı yönde Prof.

Dr. ŞENOCAK – Dr. Ögr. Üyesi Seda SAYMAN, Şirketler Hukuku Şerhi Cilt-2, s.2508; Prof.

Dr. Reha POROY – Prof. Dr. Ünal TEKİNALP – Prof.

Dr. Ersin ÇAMOĞLU, Ortaklıklar Hukuku II, s.66).

Yargıtay uygulamasına bakıldığında Yargıtay da yukarıdaki görüşlere benzer şekilde, şirketin öz sermayesini yitirip yitirmediği, şirket alacakları için faiz işletilip işletilmediği, bu bedeller karşılığı herhangi bir mal alınıp alınmadığı, ortaklardan birinin şirkete vermiş olduğu danışmanlık hizmeti kapsamında kesmiş olduğu fatura bedellerinin cari hesaba kaydedilip kaydedilmediği hususlarında özel denetçi atanabileceğini(Yargıtay 11. Hd. 09.04.2014 T. 2013/18345 E. 2014/6983 K.),Özel denetçi atanması için kesin delil aranmasının gerekli olmadığını, özel denetçi istemine ilişkin öne sürülen vakıaları az çok doğrulayan delil ve emarelerin yeterli olduğunu, bilançonun gerçekliğinin araştırılması istemlerinde özel denetçi atanması konusunda mahkemelerin daha da ılımlı davranması gerektiğini(Yargıtay 11. Hd. 27.03.2014 T. 2013/6683 E. 2014/6017 K.),Aynı genel kurulda çoğunluk pay sahipleri tarafından farklı bir konuda özel denetçi atanmasına hüküm verilmiş olmasının azlık pay sahiplerinin özel denetçi talep etmesine engel olmayacağını(Yargıtay 11.

Hd. 28.11.2014 T. 2013/17375 E. 2014/18598 K.),Özel denetçi atanması için iddiaların kesin bir şekilde kanıtlanmasının gerekmediğini, bu yönde emarenin bulunmasının yeterli olduğunu, zira davacıların iddialarının ancak özel denetçi incelemesi sonucu ortaya çıkabileceğini, ileri sürülen iddiaların kanıtlanması için delil sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine hüküm verilmesinin hatalı olduğunu(Yargıtay 11. Hd. 12.12.2012 T. 2011/14315 E. 2012/20584 K.; Yargıtay 11. Hd. 02.06.2014 T. 2014/4577 E. 2014/10290 K.)Kararlarında sıklıkla vurgulamaktadır.

Yukarıdaki açıklamalar kapsamında bir kısım Yargıtay hüküm özetleri aşağıdaki şekildedir;

Bölge Adliye Yargı Makamı 14. Hukuk Dairesi’nin 10.09.2020 Günlü 2019/321 Esas 2020/884 Hüküm sayılı hükmünde da Pay sahiplerinin bilgi alma hakkını genel kurula yöneltmelerinin yeterli olduğu, bu halde mahkemeden özel denetçi atanmasını talep edebilmeleri için bilgi alma hakkının reddine dair genel kurul hükmüne karşı ayrıca yargı yoluna başvurmaları şartının aranmadığı vurgulanmıştır.Hüküm özeti şu şekildedir;“…TTK md.438 ile pay sahibinin özel denetçi talebinde bulunması için, pay sahipliği haklarının kullanılması için zorunluluk ve bilgi alma ve inceleme hakkının kullanılmış olması koşulları aranmaktadır.

Uygulamada özel denetiminin yönetici ve denetçilerin sorumluluğuna hazırlık amacı taşıdığı, şirketin sevk ve idaresi konusunda amaca uygunluk ve yerindelik incelemesi niteliğinde olmadığı, organların takdir yetkilerinin incelenmesini içermediği, kuralsızlıkların açıklanması gerektiği, olayların açıklığa kavuşturulmasının amaçlandığı kabul edilmektedir. (Şirketler Hukuku Genel Esaslar, Pulaşlı,, 2016, s.516 vd). Özel denetçi atanması için bilgi alma ve inceleme hakkının daha önce kullanılmış olması gereklidir.PAY SAHİPLERİNİN BİLGİ ALMA HAKKINI GENEL KURULA YÖNELTMELERİ YETERLİ OLUP, BU HALDE GENEL KURUL KARARINA KARŞI AYRICA YARGI YOLUNA BAŞVURMALARI ARANMAMAKTADIR. (Şirketler Hukuku Genel Esaslar, Haşan Pulaşlı,, 2016, s.521). Özetle öncelikle her bir pay sahibi (azınlık olsun yahut olmasın, şirkete özel denetçi atanmasını talep edebilecektir. Ancak bu talebin genel kurulda reddi halinde azınlığa şirkette özel denetçi atanmasını mahkemeden talep etme hakkı TTK. nun 439’ncu maddesi ile verilmiştir.”

Yargıtay 11.

Hukuk Dairesi’nin 18.04.2016 Günlü E. 2015/9484 K. 2016/4234 sayılı hükmü;“…Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının davalı şirkette azınlık hakkı sahibi olduğu, davacının özel denetçi talebinin şirket genel kurulunca reddedildiği, davacının belirli olaylara yönelik iddiaları karşısında konusunda uzman bir özel denetçinin seçilmesinin faydalı olacağı gerekçesiyle davalı Şirkete finans uzmanı … ‘nın özel denetçi olarak tayinine hüküm verilmiştir.”

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 24.06.2014 Günlü 2014/2894 Esas 2014/11963 Hüküm Sayılı hükmü;“…Davacı vekili, müvekkili …’nun davalı şirketin %30, diğer müvekkilinin %1 hissedarı olduğunu, 30.04.2012 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan 3, 5 ve 6 nolu kararların usul ve kanuna aykırı olduğunu,DAVALI ŞİRKET BİLANÇOSUNUN GERÇEĞİ YANSITMADIĞINI, DURAN VARLIK SATIŞINDA ZARAR ETTİRİLDİĞİNİ, AĞIR BİR KREDİ YÜKÜ ALTINA BULUNDUĞUNU, ŞİRKETİN STOK DEVİR HIZININ CİDDİ BİR FİNANSMAN MALİYETİ GETİRDİĞİNİ, TAHSİL EDİLEN VEYA EDİLMEYEN YÜKSEK MİKTARDA ŞÜPHELİ ALACAĞININ SÖZ KONUSU OLDUĞUNU ileri sürerek,30.04.2012 günlü genel kurul toplantısındaki 3, 5 ve 6 nolu gündem maddelerinin iptali ile davalı şirkete özel denetçi atanmasına hüküm verilmesini talep ve yasal aşama etmiştir. Davalı vekili, davacıların oylama sonrası muhafetlerini toplantı tutanaklarına geçirmemeleri nedeniyle yasal aşama koşulu olan muhalefet şerhi yokluğundan genel kurul kararlarının iptali yönündeki taleplerin reddi gerektiğini, aksinin kabulü halinde 3 ve 5 nolu kararlarda usulsüzlük bulunmadığını, yine 6 nolu kararın yönetim kurulunun değil üyelerinin ayrı ayrı ibrasına ilişkin olup hukuka uygun olduğunu, özel denetçi atanması isteminin kötü niyetli olarak şirketin işleyişini yavaşlatmak, zarara sokmak ve masrafını artırmak amacını taşıdığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, genel kurul toplantısının 3.

Maddesine ilişkin davacı tarafın red oyunu kullandıktan sonra muhalefet şerhini toplantı tutanağına şerh etmediği, bu nedenle yasal aşama açma şartının yerine getirilmediği, 5 nolu gündem maddesinde ise sadece bilanço ve gelir gider cetveline ilişkin müzakerelerin yapıldığı her hangi bir hüküm alınmadığı, 6. Nolu gündem maddesi ile yönetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı ibrasının oylandığı ve ibrasına hüküm verildiği, 6762 sayılı TTK’nın 374/2. Maddesi uyarınca bir yönetim kurulu üyesinin ibrasında kendisinin yanında diğer yönetim kurulu üyelerinin de oy kullanmasının mümkün olmadığı, yasanın emredici nitelikteki bu hükmüne aykırı oylama yapıldığından muhalefetin tutanağa geçirilmesi şartının aranmayacağı, bu maddenin iptali gerektiği,6762 sayılı TTK’nın 348/2. Maddesindeki ÖZEL DENETÇİ ATANMASI İÇİN GEREKLİ ŞARTLARIN OLUŞTUĞU GEREKÇESİYLE, DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE,Genel kurul toplantısının 3.

Maddesinin iptali talebinin reddine, 5. Maddesinin iptali istemi hakkında hüküm verilmesine yer olmadığına, 6. Maddesinin iptali isteminin ve özel denetçi atanması talebinin kabulüne hüküm verilmiştir. Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.

Yasal Aşama dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, yargı mercii kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.’’

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 03.05.2010 Günlü 2008/13319 Esas 2010/4785 Hüküm Sayılı hükmü;‘’Davacı vekili, müvekkillerinin davalı şirketin %10,88 sermaye payıyla ortağı olduğunu, 28.05.2007 tarihinde yapılan 2006 yılı olağan genel kurulunda özel denetçi atanması hususunun teklif edildiğini ancak kabul edilmediğini, genel kurulda bilanço ve gelir tablolarının müzakere edilebilmesi için fon akım tablosu ve kar dağıtım tablosunun talep edilmesine rağmen müvekkilline verilmediğini,BİLANÇONUN GERÇEĞİ YANSITMADIĞINI, ŞİRKETİN KAR ETMESİNE RAĞMEN BELİRSİZ GİDER VE İSKONTOLAR BİLANÇOLAŞTIRILARAK ZARAR ETMİŞ GİBİ GÖSTERİLDİĞİNİ, ORTAKLIK YAPILARI AYNI OLAN GRUP ŞİRKETLERİYLE GERÇEKTE YAPILMAYAN HİLELİ İŞLEMLERİN MUHASEBE KAYITLARINA YANSITILDIĞINI, bu nedenle genel kurulda bilançonun onaylanması, dönem faaliyet raporu, kar dağıtım esasları, yönetim kurulunun ibrası maddelerine muhalif kalınarak muhalefet şerhinin toplantı tutanağına yazdırıldığını ileri sürerek, şirketin son iki yıllık faaliyetlerinin incelenmesi için özel denetçi atanmasına hüküm verilmesini talep ve yasal aşama etmiştir.Davalı vekili, davacının talebinin TTK’ nun 369 maddesine uygun olmaması nedeniyle genel kurulda görüşülmediğini, davanın TTK’ nun özel denetçi atanmasına ilişkin prosedürüne uyulmadan açıldığını, özel denetçi tayini için gerekli şartların bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece,DAVANIN KABULÜYLE ŞİRKETE ÖZEL DENETÇİ ATANMASINA, atanan denetçinin yasal aşama tarihinden geriye doğru iki yıllık dönemdeki bilanço, kar zarar hesapları ve gelir gider tablolarının özel denetçi tarafından incelenmesine hüküm verilmiştir. Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.

Yasal Aşama dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, yargı mercii kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.’’

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 30.04.2013 Günlü 2012/13048 Esas 2013/8699 Hüküm sayılı hükmünde ise anonim şirketlerde özel denetçi atanması için azınlık hakkı sahibi olan davacı ortağın iddialarının kesin bir biçimde kanıtlamasının koşul olmadığı, iddianın ciddi ve incelemeye değer bulunmasının özel denetçi atanması için yeterli olduğu vurgulanmıştır. Hüküm özeti şu şekildedir;“…Davacı vekili, davalı şirketin azınlık hissedarlarından olan müvekkilinin şirketin 16.06.2011 günlü olağan genel kurulunda özel denetçi isteminin reddedildiğini,Oysa davalı şirket hesaplarında ciddi usulsüzlükler yapıldığını, davalı şirket hissedarları arasında şahsi husumet bulunduğunu, bu durumun şirket yönetimine de yansıdığını, şirket bilanço ve gelir gider tablosunun gerçekleri yansıtmadığını ileri sürerek, Sermaye Piyasası Kurumu tarafından kabul edilen bir bağımsız denetim kuruluşunun davalı şirkete özel denetçi olarak atanmasını talep ve yasal aşama etmiştir. Davalı vekili, davacının özel denetçi atanması yönündeki isteminin genel kurulda oy çokluğuyla rededildiğini, davalı şirket kayıtlarında şirkete özel denetçi atanmasını doğuracak hukuka aykırılık veya usulsüzlük bulunmadığını, huzurdaki davanın altında yatan ana etkenin davacının davalı şirketin ortaklarına beslediği husumet olduğunu, şirket hesaplarının şirket denetçisi ve bağımsız denetim kuruluşu tarafından denetlendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, dosya kapsamına göre, TTK’nun 348. Maddesi hükmüneGöre ÖZEL DENETÇİ ATANMASI İÇİN AZINLIK HAKKI SAHİBİ OLAN DAVACI ORTAĞIN İDDİALARINI KESİN BİR BİÇİMDE KANITLAMASININ KOŞUL OLMADIĞI, İDDİANIN CİDDİ VE İNCELEMEYE DEĞER BULUNMASININ YETERLİ OLDUĞU, 3 özel denetçinin seçilmesinin faydalı olacağı gerekçesiyleDavanın kabulüne hüküm verilmiştir. Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir. Yasal Aşama dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, yargı mercii kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.”

Yargıtay 11.

Hukuk Dairesi’nin 28.11.2014 Günlü 2013/17375 Esas 2014/18598 Hüküm sayılı hükmünde da aynı husus vurgulanmış olup hüküm özeti şu şekildedir;“…Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı şirketin %10 hisseye sahip ortakları olduklarını, şirketin kısıtlı vaziyette olan hakim ortağı …’in hissesinin bir kısmının bedelsiz olarak …’a, bir kısmının da …’na bedelsiz devrinden sonra… ve.. Yönetim kuruluna seçildiklerini,Yeni yönetim kurulunun ilk iş olarak şirketin taşınmazlarını değerinin altında bedelle satmaya başladığını, şirketin araçlarını satarak kendilerine, çocuklarına lüks arabalar aldıklarını, 27.04.2009 günlü genel kurulda alınan kararlara muhalefet ederek TTK’nun 348. maddesi uyarınca özel denetçi tayini taleplerinin genel kurulca reddedildiğini, kısıtlı … vasisinin önergesinde belirtilen konularda özel denetçi talebinin kabul edildiğini, 2007 yılından beri yönetim kurulunun ibra edilmediğini,Şirket gayrı faal vaziyette olmasına rağmen aylık giderlerinin fahiş olduğunu, bu konuda açıklayıcı bilgi verilmediğini, şirketin gelir gider durumu ve banka hesaplarının akıbetinin bilinmediğiniIleri sürerek, TTK’nun 348. maddesi uyarınca özel denetçi tayinine hüküm verilmesini talep ve yasal aşama etmiştir. Davalı vekili, yasal aşama dışı… vasisinin özel denetçi tayin talebinin genel kurulda kabul edildiğini, davacıların ise yapılacak denetimin bağımsız denetim-danışmalık şirketleri ile gayrımenkul değerlendirme şirketlerince yapılmasını talep etmesi üzerine zaten özel denetçi talebi kabul edildiğinden bu talebin reddedildiğini, davacıların taleplerinin konusu kalmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların 27/04/2009 günlü olağan genel kurul toplantısında azlık hakları kapsamında özel denetçi tayinine ilişkin önergelerinin reddedildiği,AYNI TOPLANTIDA HAKİM ORTAK… VASİSİSİN 5 BAŞLIK ADI ALTINDA TOPLANAN KONULARDA ÖZEL DENETÇİ TAYİNİ KONUSUNDAKİ ÖNERGESİNİN KABUL EDİLDİĞİ, ANCAK BU ÖNERGE İLE DAVACILARIN ÖZEL DENETÇİ TAYİNİ TALEPLERİNİN KONULARININ FARKLI OLDUĞU, TTK’nun 348.

Maddesinde düzenlenen koşullarının oluştuğunun bilirkişi raporları ile de belirlendiği gerekçesiyleDavanın kabulüneHüküm verilmiştir.”

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 12.12.2012 Günlü 2011/14315 Esas 2012/20584 Hüküm sayılı hükmü;“…Davacılar vekili, 27.01.2007 tarihinde yapılan davalı şirketin 2005 yılı olağan genel kurul toplantısında, gündemin 3. Sırasında,2005 yılı bilançosu gelir gider tablosunun okunması, tasdiki ve ibrasının görüşüldüğü sırada, %10’dan ziyade azınlık payını temsil eden müvekkillerince, TTK’nun 377. Maddesi uyarınca bilançonun tasdikinin ertelenmesinin ve şirket hesaplarında usulsüzlük ve yasaya aykırı işlemler yapıldığı için TTK’nun 348.

Maddesi uyarınca hesapları incelemek üzere özel denetçi tayin edilmesinin talep edildiğini, talebin reddedildiğini ileri sürerek; TTK’nun 348. Maddesi gereğince davalı şirketin 31.12.2005 tarihinden geriye doğru 2 yıllık hesaplarının incelenmesi için özel denetçi tayin edilmesiniTalep ve yasal aşama etmiştir. Davalı vekili, müvekkili şirketin kayıt ve defterlerin usul ve yasaya uygun tutulduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacı tarafındanIleri sürülen iddiaların kanıtlanması için delil sunulmadığı,Davaya konu edilen hususlar hakkında, 5.

Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/139 esas sayılı dosyasında 27.01.2007 tarihinde yapılan şirket 2005 yılı olağan genel kurul kararlarının hükümsüzlüğünün tespiti davasında da inceleme yapılıp hüküm verileceğinden ayrıca yasal aşama açılmasında yasal yarar bulunmadığı gerekçesiyle,Davanın reddine hüküm verilmiştir.Hükmü davacılar vekili temyiz etmiştir. Yasal Aşama, özel denetçi tayini istemine ilşkindir. Mülga TTK’nunun 348’nci maddesi hükmüne göre, genel kurulun toplantı vaktinden itibaren en az altı ay önceden beri pay sahibi olan kişiler, son iki yıl içinde ortaklığın kuruluşuna veya idare muamelelerine ilişkin bir suistimalin olduğunu veya yasa yahut ana sözleşme hükümlerine önemli bir surette aykırı hareket edildiğini iddia ettikleri takdirde, bunları veya bilançonun gerçekliğini tahkik için özel denetçi veya denetçiler tayinini, gerekli giderleri ödemek, yasal aşama sonucuna kadar merhun kalmak üzere sahip oldukları pay senetlerini herhangi bir bankaya tevdi etmek koşuluyla mahkemeden talep edebilirler. Somut olayda, mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın reddine hüküm verilmiş ise de, mahkemenin kabulünün aksine 1/10 azınlığın özel denetçi atanması isteminin genel kurulda reddedilmesine dair kararın TTK’nun 381 vd.

Maddelerine göre iptali istense dahi yasal aşama edilemez. Zira,TTK’nun 348. maddesinde genel kurulun özel denetçi atanması istemini reddetmesi halinde yapılacak işlem konusunda özel bir düzenleme getirilmiş ve özel denetçi atanması için yargı merciine başvurulması öngörülmüştür.Kaldı ki, davacılar vekili yasal aşama dilekçesinde açıkça TTK’nun 348. Madde hükmüne dayalı olarak özel denetçi tayini isteminde bulunmuştur. Bu itibarla, mahkemenin yasal aşama konusu edilen hususlar hakkında davalı şirketin 27/01/2007 tarihinde yapılan 2005 yılı olağan genel kurul kararlarının hükümsüzlüğünün tespiti davasında inceleme yapılıp hüküm verileceği, davacıların yasal aşama açmakta yasal yararlarının bulunmadığı gerekçesi ile hüküm tesisi doğru görülmemiştir.

Ayrıca;TTK’nun 348. Maddesi uyarınca, kafi delil ve emarelerin bulunması halinde şirket ortaklarının müracaatı ile yargı mercii tarafından özel murakıp tayin edilmesi mümkün olup, TTK’nun 348’nci maddesi uyarınca DENETÇİ ATANMASI İÇİN İDDİALARIN KESİN BİR ŞEKİLDE KANITLANMASININ GEREKMEYİP, BU YÖNDE EMARENİN BULUNMASININ YETERLİ OLDUĞU, DAVACILARIN İDDİALARININ ANCAK ÖZEL DENETÇİ İNCELEMESİ SONUCU ORTAYA ÇIKACAĞI NAZARA ALINMAKSIZIN İLERİ SÜRÜLEN İDDİALARIN KANITLANMASI İÇİN DELİL SUNULMADIĞI GEREKÇESİYLE DAVANIN REDDİNE HÜKÜM VERİLMESİ DE DOĞRU GÖRÜLMEMİŞ,Hükmün davacılar yararına bozulmasına hüküm vermek gerekmiştir.”

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 02.06.2014 Günlü 2014/4577 Esas 2014/10290 HükümSayılı hükmü;“…Davacı vekili, müvekkilinin %44 hissedarı olduğu davalı şirketin, yasal aşama dışı … İnş. A.

Ş’ye ait ’daki otel yapım işini üstlendiğini, inşaat işinin, inşaat mühendisi olan müvekkilinin himayesinde tamamlandığını, 6 nolu hakedişin her iki tarafça imzalandığını, 7 nolu hakedişin ise iş veren firma tarafından imzalanmadığını, bu hakedişlere ilişkin faturalar yüklenici şirket tarafından kesilmediğini, ortak olduğu davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri ile yüklenici firmanın hakim ortaklarının… ve… olduğunu, 7 nolu hak edişte belirtilen işler tamamlandıktan sonra, otel inşaatında çalışan 100’e yakın işçinin istifa ettirilerek … İnşaat A. Ş. Bünyesinde çalıştırılmaya başlandığını, bunun yöneticilere yüklenen özen gösterme, rekabet yasağı ve iyi niyet kurallarına aykırılık oluşturduğunu, davalı şirkete ait bir kısım malzemelerin … İnşaata bedelsiz ve kira alınmadan kullandırıldığını, davalı şirketin ticari kayıtlarına gider olarak işlenen ürünlerin yüklenilen işlerde kullanılmadığını, stokta da başkaca işlere sarf edilmiş olarak görülmediğini, 10.09.2007 günlü genel kurulda da 2006 yılı bilanço kâr/zarar hesabı görüşüldüğünü, davalı şirketin 10.09.2007 günlü genel kurulunun 3 numaralı “2006 yılı bilanço, kâr/zarar hesaplarının ayrı ayrı onaylanarak oy çokluğu ile kabul ve tasdik edilmesi” kararının kanuna, esas sözleşme hükümlerine ve afaki iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, davacının mali haklarına zarar verdiğini ileri sürerek, anılan genel kurul kararının iptalini talep ve yasal aşama etmiştir.Birleşen davada davacı vekili, 10.09.2007 tarihinde görüşülen ve müvekkili tarafından kabul edilmeyen, gerçek olmayan, müvekkilinin mali haklarını ortadan kaldıran bilançonun tahkiki için özel denetçi atanmasını talep etmiştir.Davalı vekili, davacının yasal aşama açma hak ve yetkisine sahip olmadığını, davacının bu davayı açmakta yasal yararı bulunmadığını, davanın haksız ve yersiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre,Yasal aşama konusu ortaklık bilançosunun ve kar zarar hesabının gerçeği yansıtmadığından yasaya, ana sözleşmeye ve afaki iyi niyet kurallarına aykırı olduğu,TTK’nın 348/2. maddesi hükmüne göreAzınlık pay sahipleri tarafından ÖZEL DENETÇİ TAYİNİNE İLİŞKİN SEBEPLERİN VARLIĞININ KESİN BİÇİMDE KANITLANMASI KOŞUL OLMAYIP, ÖNE SÜRÜLEN VAKALARI AZ ÇOK DOĞRULAYAN DELİL VE EMARELERİN YETERLİ OLDUĞU GEREKÇESİYLE,ASIL DAVANIN VE BİRLEŞEN DAVANIN KABULÜNE HÜKÜM VERİLMİŞTİR.Hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.

Yasal Aşama dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, yargı mercii kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.”

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 18.01.2011 Günlü 2009/7274 Esas 2011/327 Hüküm Sayılı hükmü;“…Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı şirketin toplam hisselerinin yaklaşık %25’ine sahip olduklarını, 12.02.2008 tarihinde yapılan genel kurula verdikleri dilekçede özel denetçi tayinini istediklerini, usul ve yasaya uygun olan bu isteklerinin reddedildiğini, bilançoya itiraza uğrayan noktalarının geçerli şekilde açıklandığının kabulü için, yapılan itirazların herkesçe anlaşılabilir şekilde açıklığa kavuşturulmuş ve bütün duraksamaları gidermiş olmasının gerektiğini, genel kurulda çoğunluğun açıklamaları kendilerince yeterli görüp görüşmelere devam etmelerinin iyiniyete aykırı olduğunu, belirtilen genel kuruldaki denetçi tayin taleplerinin herhangi bir açıklama yapılmaksızın oy çokluğu ile reddine hüküm verilmesinin yasa ve Yargıtay uygulamasına aykırı olduğunu ileri sürerek özel denetçi tayinine hüküm verilmesini talep ve yasal aşama etmiştir. Davalı vekili, müvekkili şirketin aile şirketi olduğunu, bu nedenle davacıların şirketin tüm ilişkilerini ve işleyişini bildiklerini, davacıların kendi yetkilendirdikleri mali müşavirlik şirketi tarafından kayıtlar üzerinde detaylı bir incelemenin yapıldığını, herhangi bir usulsüzlük tespit edilmediğini, davacı tarafın iddialarının mesnetsiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların esas sermayenin en az onda birine sahip olmaları nedeniyle azınlık haklarının bulunduğu, her ne kadar özel denetçi talep edebilmek için davacıların pay senetlerini bir bankaya depo etmeleri gerekmekte ise de, davalı tarafça pay senedinin bastırılarak ortaklara dağıtıldığının iddia edilmediği, davacı vekilinin de davalı şirketin basılmış pay senedinin olmadığını beyan ettiği, bu vaziyette davalı şirketin pay senedi basmadığının kabulünün gerektiği,Davacı tarafça mali müşavirlik şirketine yaptırılan inceleme sonucu alınan özel denetim raporunda işletme kasasının muhasebe içi envanter ile muhasebe dışı envanterlerinin birbiri ile uyumsuz olduğunun, işletme kasa hareketlerinin karşılığını teşkil eden kasa tahsil ve tediye makbuzları ile döviz bozdurma işlemlerine, mesnet teşkil eden döviz alım belgelerine ulaşılamadığının ve diğer bir takım uyumsuzlukların tespit edildiğinin belirtildiği, TTK’NUN 348.

MADDESİ UYARINCA DENETÇİ ATANMASI İÇİN İDDİALARIN KESİN BİR ŞEKİLDE KANITLANMASININ GEREKMEDİĞİ, BU YÖNDE YETERLİ EMARENİN BULUNMASININ YETERLİ OLDUĞU, değinilen raporun davacının iddiasını doğrulayan emare olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne,2006 yılına ait 12.02.2008 tarihinde yapılan olağan genel kurulda tasdik edilen ve davalı şirket tarafından hazırlanan davalı bilançosunun tahkiki için yeminli mali müşavir …’nin TTK’nun 348. maddesi gereğince özel denetçi olarak tayinine hüküm verilmiştir. Hükmü davalı vekili temyiz etmiştir. Yasal Aşama dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, yargı mercii kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.’’

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 28.02.2011 Günlü 2009/9000 Esas 2011/2003 Hüküm Sayılı hükmü;“…Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı şirketin %25 pay sahibi ortakları olduklarını, 14.12.2007 tarihinde yapılan 2006 yılı olağan genel kurulunun bilanço ve gelir tablosunun incelenmesi için talep üzerine ertelendiğini, ikinci toplantının 12.02.2008 tarihinde yapılıp bilanço onaylanıp yönetim kurulunun ibra edildiğini,2006 yılı bilanço gelir-gider tabloları incelendiğinde işletmenin faaliyetinin olmadığını, 2006 yılı sonu itibariyle şirket sermayesinin 53.000,00 YTL’na çıkarıldığını bunun 30.375,00 YTL’lık kısmının ödenmediğini, yönetim kurulunun bu konudaki sorumluluklarını yerine getirmediğini, ŞİRKETİN HATALI YATIRIMLARI VE GEREKSİZ MASRAFLARI OLDUĞUNU, BİLANÇONUN GERÇEKLİĞİNİN İNCELENMESİ GEREKTİĞİNİ, bunların tespiti için özel denetçi atanması gerektiğini ancak bu yöndeki istemlerinin reddedildiğini ileri sürerek, özel denetçi atanmasına hüküm verilmesini talep ve yasal aşama etmiştir.Davalı vekili, davacıların muhasebe kayıtlarını kendi yetkilendirdiği muhasebeci firmasıyla incelettiğini, bir usulsüzlük tespit edilemediğini, ancak grup şirketlerde olan olağan muhasebesel hareketleri yasaya aykırılık şeklinde ileri sürmenin doğru olmayacağını, şirketin faaliyet konusunun hususi ormanlar kurmak ve Orman Kanunu’na uygun olarak ağaçlandırma yaparak bunları işletmek olduğunu, bu işin geri dönüşümü kısa süreli bir faaliyet olmadığından şirketin ticari olarak faaliyetsiz göründüğünü, sermaye artışının da yasal zorunluluktan kaynaklandığını, şirketi olumsuz etkilemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların esas sermayenin onda birine sahip azlık hakkı sahibi oldukları, davalı tarafça pay senedi çıkarılmadığı bildirildiğinden TTK’nun 348/2.

Maddesinde öngörülen pay senetlerinin muteber bir bankaya tevdii koşulunun taahhütname alınarak yerine getirildiği, 12.02.2008 günlü genel kurul toplantısında gündemin 3. Maddesi olarak bilanço ve kar zarar hesaplarının görüşülmesi sırasında davacıların divan başkanlığına verdikleri yazılı beyan ile bilanço kalemlerine ilişkin itirazlarını sundukları, TTK’nun 348. Maddesi uyarıncaDENETÇİ ATANMASI İÇİN İDDİALARIN KESİN BİR ŞEKİLDE KANITLANMASI GEREKMEYİP BU YÖNDE YETERLİ EMARENİN BULUNMASININ YETERLİ OLDUĞU, DAVACILARIN İDDİALARININ ANCAK ÖZEL DENETÇİ İNCELEMESİ SONUCU ORTAYA ÇIKACAĞI GEREKÇESİYLE DAVANIN KABULÜIle davalı şirketin 12.02.2008 tarihinde yapılan olağan genel kurulunda tasdik edilen davalı şirket bilançosunun gerçekliğinin tahkiki için özel denetçi tayinine hüküm verilmiştir.Hükmü davalı vekili temyiz etmiştir. Yasal Aşama dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, yargı mercii kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.’’

Yargıtay 11.

Hukuk Dairesi’nin 09.04.2014 Günlü Esas 2013/18345 Hüküm 2014/6983 sayılı hükmü;…Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davanın kabulüyle davalı şirkete şirketin altı aya aşkın bir zamandanÖz sermayesini büyük oranda yitirip yitirmediğiniBüyük ortak “…İth. İhr. Ve Tic. Ltd.

Şti.’nin alacaklarının ortaklar cari hesabına değil satıcılar hesabına kaydederekFaiz işletilip işletilmediği, bu bedeller karşılığında herhangi bir mal ve faaliyet alımı yapılıp yapılmadığı, ortaklardan …’nin şirkete vermiş olduğu danışmanlık hizmeti kapsamında kesmiş olduğu fatura bedellerinin cari hesaba kaydedilip kaydedilmediği hususlarındaÖzel denetçi olarak “…’ın bağımsız denetçi olarak atanmasına hüküm verilmiştir. Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir. Yasal Aşama, 6102 Sayılı TTK’nın439.maddesi gereğince davalı şirkete özel denetçi atanmasına dair olup, mahkemece verilen hüküm aynı Kanun’un 440. Maddesi gereğince kesin olduğundan davalı vekilinin temyiz isteminin reddi gerekmiştir.”

Yargıtay 11.

Hukuk Dairesi’nin 27.03.2014 Günlü E. 2013/6683 K. 2014/6017 sayılı hükmü;“…Özel denetçi tayinine dayanak yapılacak olan vakıalar yönünden kesin hüküm söz konusu edilemeyeceğinden kesin delil aranmasının dayanağını bulmak güçtür.Yasa koyucu ÖZEL DENETÇİ İSTEMİNE İLİŞKİN OLARAK ÖNE SÜRÜLEN VAKIALARI AZ ÇOK DOĞRULAYAN DELİL VE EMARELERİ YETERLİ SAYMIŞTIR.Özel denetçinin çalışma alanlarına giren ve bunun sonucu ile ilgili bulunan bilançonun gerçekliğinin araştırılması istemlerinde özel denetçi atanması konusunda daha da ılımlı davranmak gerekmektedir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacının bilançonun gerçekliği ve diğer hususlarda yeterli kanaat sağlayan delil göstermesinin imkansızlığı, davacı hakkındaki haksız rekabetin men’i davasının kesinleştiği ve ceza davasında da beraat hükmü verildiği nazara alınarakDAVANIN KABULÜNE HÜKÜM VERİLMESİ GEREKİRKEN, yerinde olmayan yazılı gerekçelerle davanın reddine hüküm verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün mümeyyiz davacı yararına bozulmasına hüküm vermek gerekmiştir.”

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 30.11.2015 Günlü E. 2015/5678 K. 2015/12747 sayılı hükmü;“…Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin toplam sermayesinin yüzde 30,3’üne sahip olduğunu, şirket ortakları ile varılan mutabakat sonucu genel müdürlük veYÖNETİM KURULU ÜYELİĞİ GÖREVİNDEN AYRILDIĞINI, BİLAHARE ŞİRKETİN İDARESİ VE MALİ YÖNETİMİ HAKKINDA BİLGİ ALAMADIĞINI, BU HUSUSTA İHTARNAME İLE BİLGİ İSTENDİĞİ HALDE CEVAP VERİLMEDİĞİNİ, BİLGİ ALMA VE İNCELEME HAKKINA İSTİNADEN ŞİRKETİN GENEL MERKEZİNE GİTTİĞİ HALDE BELGELERİN ŞİRKET MERKEZİNDE OLMADIĞI VE ŞİRKET MERKEZİNİN TERK EDİLDİĞİ BİLGİSİNİN VERİLDİĞİNİ, şirket gelirlerinin yurt dışı iştiraklerine aktarılarak şirketin içinin boşaltıldığını, müvekkilinin kar payı hakkından mahrum bırakıldığını,Şirketin mali durumunun aydınlatılabilmesi için şirket defterlerinin yeminli mali müşavir tarafından incelenmesi yönündeki talebin genel kurulda oy çokluğu ile reddedildiğini, yönetim kurulunun şirketi ve pay sahiplerini zarara uğrattığını ileri sürerek, davalı şirketin yurt dışındaki iştiraki ile şubeleri ve Türkmenistan’daki projelerle ilgili ve genel olarak mali durumunun aydınlatılabilmesi için 6102 sayılı TTK’nın 439. Maddesi gereğince bir yeminli mali müşavirin, özel denetçi olarak atanmasına hüküm verilmesini talep ve yasal aşama etmiştir.

Davalı vekili, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, şirkete özel denetçi atanmasını gerektirir şartların oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı şirketin yurt dışındaki iştirakleri ve şubeleri ile Türkmenistan’daki projelerle ilgili mali durumu ile bağlantılı olarak şirket organlarının kanunu veya esas sözleşmenin ihlal edip etmedikleri, pay sahiplerini zarara uğratmış olup olmadıkları hususlarında Mali Müşavir …’ın davalı şirkete 6102 sayılı TTK’nın 442. maddesine uygun rapor düzenlemek üzereDENETÇİ OLARAK ATANMASINA HÜKÜM VERİLMİŞTİR. Kararın, davalı vekili temyiz edilmesi üzerine, mahkemece 09.12.2015 günlü aynı esas üzerinden verilen ek kararla, verilen kararın kesin olduğu, temyizi kabil olmayan yasal aşama türünden olduğu gerekçesiyle temyiz isteminin reddine hüküm verilmiştir.”

SONUÇ OLARAK;TTK. m.438 hükmünün açık lafzı uyarınca anonim şirketlerde belirli koşulların varlığı halinde pay sahibinin özel denetçi atanmasını talep etmesi mümkündür. Bu çerçevede kanuni şartlar mevcutsa istem genel kurulun oylamasına sunulur.

Genel kurul oylaması sonucunda iki olasılıkla karşılaşılabilir. Bunlardan ilki genel kurul, özel denetçi atanması istemini onaylayabilir. Bu vaziyette ortaklık veya her bir pay sahibi otuz gün içerisinde ortaklık merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden özel denetçi atanmasını isteyebilir (TTK 438/II). Yasa koyucu TTK. m.438/II’de “her bir pay sahibinden” söz ettiğinden, yargı merciine başvuranın özel denetçi atanması istemini genel kuruldan talep eden pay sahibi olması da mecburi değildir.

Diğer ortaklar da özel denetçi atanmasını isteyebilirler. Burada talebin otuz gün içerisinde yapılması mecburidir. TTK’nın özel denetçi atanmasına ilişkin hükümlerinin düzenlendiği 438. maddesinde genel kurul onayı olmadığı takdirde ise özel denetçi atanabilmesi için bilgi edinme ve inceleme hakkı kullanılmış olması, özel denetçinin atanmasının pay sahipliği haklarının kullanımı açısından gereklili olması, denetim konusu belirli olaylarla sınırlı kalma şartlarının aranması gerekir.