Bireysel veya kurumsal olarak karşılaşılabilecek yasal itilaflarda hakların tam olarak bilinmesi, adil bir çözümün anahtarıdır. Bu yazımızda ilgili mevzuat detaylarını mercek altına alıyoruz.
Hukuk Genel Kurulu 2022/679 E., 2023/896 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Yargı Makamı SAYISI: 2022/17 E., 2022/76 K. HÜKÜM:Davanın reddine ÖZEL DAİRE KARARI: Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 12.10.2021 günlü ve 2021/818 Esas ve 2021/1759 Hüküm sayılı BOZMA hükmü Taraflar arasındaki ipoteğin fekki davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine hüküm verilmiştir. Kararın taraf avukatleri vasıtasıyla istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine hüküm verilmiştir.
Bölge Adliye Yargı Makamı hükmü taraf avukatleri vasıtasıyla temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda oy çokluğu ile bozulmuş, İlk Derece Yargı Makamı vasıtasıyla Özel Daire bozma hükmüne karşı direnilmiştir. Direnme hükmü davacı avukati vasıtasıyla temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz koşulu ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne hüküm verildikten sonra Tetkik Hâkimi vasıtasıyla hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. YASALAŞAMA Davacı avukati yasal aşama dilekçesinde; ili...
Ilçesi... Mahallesinde bulunan 154 ada 2 parsel sayılı taşınmazın müvekkiline ait olduğunu, müvekkilinin taşınmazın bir kısmına bina yaptırmak istediğini, davalı......'ün ise kendisinin inşaat yaptığını söyleyerek müvekkilinde... Oluşturduğunu ve inşaatın yapımı ile ilgili olarak müvekkilinden 5. Noterliği vasıtasıyla düzenlenen 27.07.2016 günlü ve 03279 yevmiye nolu vekâletname aldığını, yaklaşık 1 ay sonra davalı...'in yeni bir vekâletname gerektiğini bildirmesi üzerine yeni vekâletname düzenlendiğini, davacı müvekkilinin inşaat ile ilgili iş ve işlemler için ilk vekâletnamenin yeterli olduğunu ve ikinci vekâletin gerekmediğini ve ikinci vekâletin iyiniyetle alınmış olamayacağını ve kötüye kullanılabileceğinin çevreden uyarılması ve inşaatla ilgili herhangi bir işleme başlanmadığını öğrenmesi üzerine vekâletnameden 6 gün sonra 4.
Noterliğinden düzenlenen 29.08.2016 günlü ve 4736 yevmiye nolu azilname ile 5. Noterliğinden düzenlenen 23.08.2016 günlü 25146 yevmiye nolu vekâletten azlettiğini, inşaatla ilgili faaliyete başlanacağını beklerken aradan geçen zaman içinde hiçbir işlem yapılmadığını, Noterliğinden verilen vekâletname ile davalılardan...’in davacıya ait taşınmaz üzerine vekâletnameden 3 gün gibi kısa bir süre sonra ve azilnameden önce kötüniyetli ipotek işlemi tesis ettirdiğini, dayanak vekâletnamenin bu şekilde bir ipotek tesisine imkan vermediğini ileri sürerek yasal aşama konusu taşınmaz üzerine 26.08.2016 günlü ve 15767 yevmiye numarası ile davalı... Lehine konulan ipoteğin fekkine hüküm verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAPDavalı avukati cevap dilekçesinde; davacının ipotek tesis edilmesine ilişkin verdiği vekâletnameye istinaden davalının iyiniyetli olarak ipotek tesis ettiğini, davanın haksız olduğunu belirterek reddini savunmuştur.
III.
İLK
DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 10.10.2019 günlü ve 2018/131 Esas, 2019/212 Hüküm sayılı kararıyla; davacı vasıtasıyla verilen ve açıkça ipotek tesisini de içeren vekâletname uyarınca avukat...'in davalı... Lehine ipotek tesis ettiği, davacının, avukat...'e verdiği resmi belge niteliğindeki vekâletnamede açıkça ifadesini bulan ipotek tesis etme yetkisine itibar edilerek... Ile...’ın yasal işlemi gerçekleştirdiği, davacı tarafın lehine ipotek tesis edilen davalı...’ın kötüniyetli olduğunu ve avukat... Ile çıkar ve iş birliği içerisinde hareket ettiğini ispat etmek zorunda olduğu, somut olayda ispat külfeti kendisinde bulunan davacı tarafın bu külfeti yerine getiremediği gerekçesiyle davanın reddine hüküm verilmiştir.
IV.
İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen hükmüne karşı süresi içinde taraf avukatleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç 23.05.2024 18:50 about: blank about: blank 1/4 Bölge Adliye Mahkemesinin 02.12.2019 günlü ve 2019/2663 Esas, 2019/2548 Hüküm sayılı kararıyla; taraf avukatlerinin istinaf başvurusunun esastan reddine hüküm verilmiştir.
V.
BOZMA
VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Hükmü 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen hükmüne karşı süresi içinde taraf avukatleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 7.
Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen hükmü ile;''...1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre davalı avukatinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir. 2- Davacı avukatinin temyiz itirazlarına gelince; Somut olayda, 23.08.2016 günlü vekaletnameye göre..., avukatin davalı...... Olduğu, vekaletname içeriğinde "... Taşınmazlardaki hak ve hisselerim üzerinde dilediği gerçek ve tüzel 3. Kişilerin, kurum ve kuruşların, şirketlerin bankaların veya finans kurumlarının lehine dilediği bedel, vade, sıra ve derecede halen mevcut veya doğacak borçlarımın, banka veya finans kurumlarından kullandığım veya kullanacağım her türlü krediler veya teminat mektuplarının karşılığını oluşturmak üzere ipotek tesis ettirmeye, ipoteğin lehtarı adına tescilini kabule..." şeklinde avukate yetki verildiği anlaşılmıştır.
Bu vekaletnameye dayanılarak, yasal aşama konusu taşınmaza 26.08.2016 tarihinde...'a vekaleten...... Vasıtasıyla,... Lehine 250.000.-TL bedelli ipotek konulmuştur. Davacının verdiği vekaletnameler ile avukate borçlanma yetkisi verilmemiş, ve ileride kendisi vasıtasıyla borç altına girilmesi halinde bu borçlara teminat olmak üzere ipotek tesis ettirmeye dair yetki verilmiştir.
Davalı, kendi borcu için davacının taşınmazı üzerine ipotek tesis ettirmiştir. Vekaletnameyle böyle bir yetki avukate verilmemiştir. Vekaletnamede,, avukati yetkilendirdiğine ilişkin bir ibareye yer verilmediğinden, avukate verilen yetkinin karz (ödünç) temini işlemini kapsadığı söylenemez. Bu nedenle davalı avukat, davacı, diğer davalıya yapılan borçlanmadan davacı sorumlu tutulamaz; bu borca karşı teminat oluşturmak amacıyla davacı taşınmazına konulan ipoteğin bu gerekçelerle yasal dayanağı bulunmadığından yolsuz tescil hükmündedir.
Davacıyı bağlayacağını söyleme imkanı yoktur. Hal böyle olunca, davanın kabulüne hüküm verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir...’’ gerekçesiyle bölge adliye yargı makamı kararının kaldırılmasına ve ilk derece yargı makamı kararının bozulmasına oyçokluğu ile hüküm verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Hükmü İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen hükmü ile; 5.
Noterliği vasıtasıyla düzenlenen 23.08.2016 günlü vekaletnâmenin ipotek tesis etme yetkisini de içerdiği, davalı...’ın iyiniyetli olarak ve tapu kaydına güvenerek davacının verdiği yetki kapsamında lehine ipotek tesis edildiğinden bu ipoteğin iptalinin mümkün olmadığı, davalının kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı, davacının vekâletnameye aykırı hareket ettiğini iddia ettiği avukati olan...'e yönelik ödenek talebinde bulunup bulunamayacağının ise ayrı bir yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle direnme hükmü verilmiştir.
VI. TEMYİZA. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme hükmüne karşı süresi içinde davacı avukati temyiz isteminde bulunmuştur. B.
Temyiz Sebepleri Davacı avukati; mahkemece bozma hükmüne uyulup uyulmayacağı hususunda hüküm verilmeden doğrudan hüküm kurulduğunu, davalı tarafın cevap dilekçesinde davacı ile hiçbir yasal ilişkisi bulunmadığını kabul ve ikrar ettiğini, isticvap beyanları ve 24.04.2018 günlü tutanak içeriği dikkate alındığında davalının kötüniyetli olduğunun ispat edildiğini ileri sürerek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Itilaf Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen itilaf; ipoteğin fekki istemine ilişkin eldeki davada, 5. Noterliği vasıtasıyla düzenlenen 23.08.2016 günlü vekaletnâmenin, avukate borçlanma yetkisi verip vermediği, buradan varılacak sonuca göre anılan vekaletnameye dayanarak yasal aşama konusu taşınmaza 26.08.2016 tarihinde davacı...'a vekâleten......
Vasıtasıyla,... Lehine konulan 250.000,00 TL bedelli ipoteğin kaldırılmasının gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır. D. Gerekçe 23.05.2024 18:50 about: blank about: blank 2/4 1.
İlgili Hukuk 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 881 vd. Maddeleri, 2. Değerlendirme 1. Alacakların güvence altına alınması özel hukukun temel amaçları arasında yer alır.
Bu amaç doğrultusunda ortaya çıkan güvence araçları özel hukukta şahsi ve ayni güvence olmak üzere ikiye ayrılır. Ayni güvencede şahsi güvenceden farklı olarak güvencenin içeriğini kişiler değil malvarlığı oluşturmaktadır. Hukukumuzda alacağa bu tür bir güvenceyi sağlayan ayni güvence rehin hakkıdır. Rehin hakkı, taşınır ve taşınmaz rehni şeklinde gerçekleşebilir.
Taşınmaz rehni kendi içerisinde ipotek, ipotekli borç senedi ve irat senedi olmak üzere üçe ayrılır (... Selim: Türk Hukukunda İpotek ve Uygulaması, 2010, s. 1). 2. Doktrinde ipotek kavramı, kişisel bir alacağı güvence altına alma amacını güden, kıymetli evraka bağlı olmayan ve bir taşınmazın değerinden alacaklının alacağını elde etmesi olanağını sağlayan sınırlı ayni hak olarak tanımlanmaktadır (Jale Akipek/Turgut Akıntürk: Eşya Hukuku, 2009, s. 786;... T.
Gürsoy/Fikret Eren/Erol Cansel: Türk Eşya Hukuku, 1984, s. 1032; Lale Sirmen, Eşya Hukuku, 2017, s. 572; A.... Öğütçü, M. Edip Doğrusöz, Rehin Hukuku, 1982, s. 195). Bu şekilde, ayni teminat sağlayan sınırlı bir ayni hak niteliğindeki ipotek; belirli bir borcun ifasının teminat altına alınması amacını güder ve alacaklıya, teminatın konusunu oluşturan taşınmazın paraya çevrilmesi suretiyle alacağını elde etme yetkisi sunar (...
Köprülü/Selim Kaneti: Sınırlı Ayni Haklar, 1983, s. 252). 3. İpoteğin amacı alacağı teminat altına almaktır. Bu yüzden de ipotek, teminat altına aldığı alacağa bağlıdır. Teminat altına alınacak bir alacak kesin olarak mevcut değilse, ipotek hakkı da alacağa bağlılığı dolayısıyla mevcut değildir (M....
Oğuzman, Özer Seliçi, Saibe Oktay...; Eşya Hukuku 2017, S. 966) 4. Somut olay ve dosya kapsamına göre; davacının mülkiyetinde bulunan ili... Ilçesi... Mahallesinde bulunan 154 ada 2 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak davacı ile......
Arasında 5. Noterliğinin 27.07.2016 günlü ve 03279 yevmiye numaralı vekâletnamesi ile inşaat yapımı konusunda vekâletname düzenlenmiştir. 5. Yine davacı ile...... Arasında 5.
Noterliğinin 23.08.2016 günlü ve 25146 yevmiye numaralı vekâletname tanzim edilmiş olup, anılan vekâletname; "Sahibi bulunduğum ili, ilçeleri, köyleri, mahalleleri, kasabaları, mülhakatları hudutları dahilinde bulunan bilimum taşınmazdaki /taşınmazlardaki hak ve hisselerim üzerinde dilediği gerçek ve tüzel 3. Kişilerin, kurum ve kuruluşların, şirketlerin bankaların veya finans kurumlarının lehine dilediği bedel, vade, sıra ve derecede halen mevcut veya doğacak borçlarımın, bankalar veya finans kurumlarından kullandığım veya kullanacağım her türlü krediler veya teminat mektuplarının karşılığını oluşturmak üzere ipotekler tesis ettirmeye, ipoteğin lehdarı adına tescilini kabule, ipoteğin sıra ve derecesini değiştirmeye, aynı derecede tesis olunacak diğer ipotekler için gerekli muvafakatı vermeye, serbest dereceler bırakmaya, ipoteği başka taşınmazlarım üzerine kaydırmaya, vadelerini yenilemeye, uzatmaya, borç ödendiğinde ipoteğin fek takrirlerini kabule, ipotek karşılığı, borç, kredi veya teminat mektuplarını almaya, ahzu kapza, tebliğ ve tebellüğe, sulh ve ibraya, tapu kayıt defter ve sicilini imzaya, tapu, nüfus ve diğer kayıtlardaki yanlışlıkları idari yollardan düzelttirmeye, ihtar ve ihbarlar keşide etmeye, her türlü beyanname, taahhüt, muvafakat ve dilekçeler tanzim ve imzaya, vergi ve harçları ödemeye, fazlalarını geri almaya, bu konuda halen yürürlükte bulunan ve bundan sonra yürürlüğe girecek olan mevzuat hükümleri uyarınca yapılması gereken her türlü iş ve işlemleri yapmaya, takip etmeye ve imzası ile neticelendirmeye, yetkili olmak üzere......... Tarafımdan.." şeklinde açıklama içermektedir. 6. 5. Noterliğinin vekâletnamesine dayanılarak yasal aşama konusu taşınmaza 26.08.2016 tarihinde davacı...'a vekâleten......
Vasıtasıyla,... Lehine 250.000,00 TL bedelli ipotek konulmuştur. 7. 4. Noterliğinin 29.08.2016 günlü ve 4736 yevmiye numaralı azilnamesi ile de davacı vasıtasıyla...... Vekâletten azledilmiştir. 8.
Davacı avukati bahsi geçen vekâletnamelere göre böyle bir ipotek tesisinin mümkün olmadığını belirterek... Ve...... Aleyhine ipoteğin fekkine hüküm verilmesini talep etmiş, ilk derece mahkemesinin 10.10.2019 günlü celsesinde avukat...... Aleyhine açılan davanın tefriki ile ayrı bir esasa kaydedilmesine hüküm verilmiştir. 9.
Bu aşamada sözleşme ile ilgili genel açıklamaların yapılmasında yarar bulunmaktadır. 10. Bilindiği üzere sözleşme genellikle birbirinden farklı menfaat ve amaçla hareket eden kişiler arasında yasal bir sonuç doğurmak ve özellikle bir borç ilişkisi kurmak, mevcut bir borçta değişiklik yapmak ya da büsbütün ortadan kaldırmak için yapılan anlaşmadır (Selâhattin Sulhi Tekinay, Sermet Akman, Halûk 23.05.2024 18:50 about: blank about: blank 3/4 Burcuoğlu, Atillâ Altop, Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 7. Bası, 1993, s. 51). 11. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) sistematiğinde genel olarak sözleşmelerde; sözleşmenin kurulması, ifası ve sona ermesine ilişkin krolojik bir sıra bulunmaktadır. Bu kapsamda 23.08.2016 günlü vekâletnamede yer alan açıklamaların nitelik ve kapsamını yorumlamak önem arzetmektedir. 12.
Dosyada mevcut ve ipoteğe dayanak alınan 5. Noterliğinin 23.08.2016 günlü ve 25146 yevmiye numaralı vekâletnamesi bir bütün olarak incelendiğinde, vekâlete ilişkin sözleşmenin kurulmasına ilişkin hükümlerin "...taşınmazlardaki hak ve hisselerim üzerinde dilediği gerçek ve tüzel 3. Kişilerin, kurum ve kuruşların, şirketlerin bankaların veya finans kurumlarının lehine dilediği bedel, vade, sıra ve derecede halen mevcut veya doğacak borçlarımın, bankalar veya finans kurumlarından kullandığım veya kullanacağım her türlü krediler veya teminat mektuplarının karşılığını oluşturmak üzere ipotek tesis ettirmeye,..." şeklinde olan bölümde yer aldığı, sonraki açıklamaların (§5) ise sözleşmenin ifasına veya sona ermesine ilişkin hükümler içerdiği, bu bağlamda vekâletnamenin ilk bölümünde yer alan "hâlen mevcut veya doğacak borçlarımın" ifadesiyle, mevcut borçları ve ileride kendisi vasıtasıyla borç altına girilmesi hâlinde bu borçlara teminat olmak üzere ipotek tesis ettirmeye dair yetki verildiği görülmüştür. Başka bir anlatımla vekâletnamede sözü edilen yetkinin, yapılacak işlemlere taalluk ettiği, işbu vekâletnamenin ayrıca edilebileceğine ilişkin bir kayıt ve açıklığı kapsamadığı sonucuna varılmıştır. 13.
Dolayısıyla yasal aşama dışı avukat......, kendi borcu için davacının taşınmazı üzerine ipotek tesis ettirmiş ise de, vekâletnameyle böyle bir yetki avukate verilmemiştir. Zira avukat, müvekkilinin değilde kendi borcunu güvence altına almak için müvekkiline ait taşınmaz üzerinde ipotek kuracaksa, vekâletnamede avukate böyle bir yetkinin verildiği açıkça belirtilmelidir (, s. 91). Başka bir deyişle bu nitelikteki kayıtların hiç bir tereddüde yer vermeyecek şekilde açık ve sarih olması lazımdır. 14. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, 23.08.2016 günlü vekâletnamede avukate ipotek karşılığı taşınmaz üzerinde ipotek tesis etme yetkisi verildiği, bu nedenle hükmün onanması gerektiği yönünde görüş ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğu vasıtasıyla benimsenmemiştir. 15.
Hâl böyle olunca, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma hükmünde açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle anılan vekâletname uyarınca davalı...'a yapılan borçlanmadan davacının sorumlu tutulamayacağı, bu borca karşı teminat oluşturmak amacıyla davacı taşınmazına konulan ipoteğin yasal dayanağının bulunmadığı ve yolsuz tescil hükmünde olduğu cihetle Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma hükmüne uyulması gerekirken önceki hükümde direnilmesi doğru olmamıştır. 16. Bu nedenle direnme hükmü bozulmalıdır.
VII. HÜKÜMAçıklanan sebeplerle; Davacı avukatinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma hükmünde gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, Dosyanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hükmü veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.10.2023 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak hüküm verildi.
Yasal itilaflar hak kayıplarına yol açabileceğinden, davaların uzman bir en uygun çözüm yollarını sunacaktır.