Soylu Nisan 6, 2026 Yabancılar Hukuku

Türkiye’de Evlenme Yoluyla Türk Vatandaşlığı Kazanımı

Türk vatandaşlığı, yabancı uyruklu kişiler tarafından birden fazla yolla kazanılabilmektedir. Bunlar arasında en yaygın başvurulan yol, bir Türk vatandaşıyla kurulan evlilik birliğine dayanan vatandaşlık kazanımıdır. Ancak evlilik, tek başına vatandaşlığı doğrudan kazandıran bir yasal işlem değildir; aksine, belirli yasal şartların yerine getirilmesine ve idari bir sürecin tamamlanmasına bağlı, çok aşamalı bir başvuru prosedürü söz konusudur. 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 16. Maddesi, bu yolla vatandaşlık kazanımının çerçevesini belirlemektedir.

Yasal Düzenlemenin Tarihsel Arka Planı

Türkiye’de evlilik yoluyla vatandaşlık kazanımı, zaman içinde önemli değişiklikler geçirmiştir. 403 sayılı eski Türk Vatandaşlığı Kanunu döneminde yabancı uyruklu kadınlar, bir Türk erkekle evlenmekle birlikte neredeyse doğrudan vatandaşlık kazanabilmekteydi. 2003 yılında yapılan değişiklikler ve akabinde yürürlüğe giren 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu ile bu sistem köklü biçimde yeniden düzenlenmiştir.

Genel gerekçe, yalnızca vatandaşlık elde etmek amacıyla kurulan muvazaalı evliliklerin önüne geçilmesi ve evlilik birliğinin gerçekliğinin denetim altına alınmasıdır. Bu dönüşüm, Türk vatandaşlığı hukukunu uluslararası standartlarla uyumlu hâle getirmiş; vatandaşlık, evliliğin doğal sonucu olmaktan çıkıp bir başvuru ve değerlendirme sürecinin çıktısına dönüşmüştür.

TVK Madde 16 Kapsamında Aranan Şartlar

5901 sayılı Kanun’un 16. Maddesinin birinci fıkrası şu hükmü içermektedir:“Bir Türk vatandaşı ile evlenme doğrudan Türk vatandaşlığını kazandırmaz. Ancak bir Türk vatandaşı ile en az üç yıldan beri evli olan ve evliliği devam eden yabancılar Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvuruda bulunabilir.”Bu temel hükmün yanı sıra başvurucuda aranan diğer şartlar da aynı maddede düzenlenmiştir.

İlk ve en temel koşul, evliliğin en az üç yıl kesintisiz sürmüş olması ve başvuru tarihinde de devam ediyor olmasıdır.

Üç yılı dolduran ancak başvurudan önce boşanma ya da ölüm gibi nedenlerle sona eren bir evlilik, bu koşulu sağlamış saymaz. Öte yandan, başvuru yapıldıktan sonra Türk vatandaşı eşin ölmesi hâlinde aşama geçerliliğini korumakta; yasa bu hâli ikinci fıkrasında açıkça düzenlemektedir:“Başvurudan sonra Türk vatandaşı eşin ölümü nedeniyle evliliğin sona ermesi halinde birinci fıkranın (a) bendindeki koşul aranmaz.”

İkinci temel koşul, aile birliği içinde fiilen birlikte yaşıyor olmaktır. Yalnızca kağıt üzerinde sürdürülen evlilikler, bu koşulu karşılamaz. Bununla birlikte, zorlayıcı geçici sebepler nedeniyle eşlerin fiilen aynı çatı altında bulunamaması durumu, kural olarak bu şartın ihlali sayılmamaktadır.

Emniyet birimleri, aile birliği içinde yaşanıp yaşanmadığını saha araştırması yoluyla denetlemektedir. Komşu ifadelerinden adres tescil kayıtlarına kadar birçok veri bu araştırma kapsamında değerlendirilebilmektedir.

Üçüncü koşul, evlilik birliğiyle bağdaşmayacak faaliyetlerde bulunmamaktır. Yasa bu konuda,“evlilik birliği ile bağdaşmayacak şekilde müracaat tarihinden geriye doğru on yıl içinde fuhuş yapmak, fuhuşa aracılık etmek veya kadın ticareti yapmak gibi faaliyette bulunmamış olmak”Hükmünü açıkça öngörmektedir. Dördüncü ve son koşul ise milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından herhangi bir engel oluşturmamaktır.

Bu kapsamda terör örgütleriyle ilişki, casusluk, uyuşturucu veya insan kaçakçılığı gibi faaliyet ve suçların varlığı, başvuruyu doğrudan olumsuz etkilemektedir.

Evliliğin Geçerliliği ve İkamet Şartının Bulunmaması

Vatandaşlık başvurusuna esas teşkil edecek evliliğin, Türk hukuku açısından geçerli bir resmi nikâha dayanması mecburidir. Dini nikâh ya da salt kültürel tören niteliğindeki birliktelikler hukuken tanınmamaktadır. Yurt dışında akdedilen evlilikler ise Türk konsolosluklarına bildirilmeli ve Türk nüfus kütüklerine tescil ettirilmelidir. Bu adımların atlanması, ilerleyen aşamada vatandaşlık başvurusunun reddine doğrudan zemin hazırlayabilmektedir.

Aynı zamanda başvurucunun başka bir devlet vatandaşı olmasının ya da herhangi bir devletin vatandaşlığını taşımamasının önemi bulunmamaktadır; her iki vaziyette da başvuru yapılabilmektedir. Türk vatandaşı eşin vatandaşlığını doğum yoluyla mı yoksa sonradan mı kazandığı da herhangi bir fark yaratmamaktadır. Bunun yanı sıra, yasa evlilik süresince Türkiye’de ikamet etme zorunluluğu öngörmemektedir; çift bu süreyi yurt dışında geçirmiş olsa bile başvuru hakkı doğmaktadır.

Başvuru Süreci ve İdari Aşamalar

Evlenme yoluyla Türk vatandaşlığı kazanmak isteyen yabancılar başvurularını; yurt içinde bulundukları yerleşim yerinin bağlı olduğu valilik bünyesindeki il nüfus müdürlüğüne, yurt dışında ise Türk dış temsilciliklerine bizzat ya da özel vekaletname düzenlenmiş bir. Posta yoluyla başvuru kabul edilmemektedir.

Ayırt etme gücünden yoksun ya da ergin olmayan kişilerin başvuruları ise veya vasileri tarafından gerçekleştirilmektedir.

Başvuru dosyasının valilikçe ön incelemesi tamamlandıktan sonra, arşiv araştırması ve güvenlik soruşturması için İl Emniyet Müdürlüğü’ne gönderilmektedir. Bu aşamada polis memurları başvurucunun adresini ziyaret edebilmekte, komşularıyla görüşme yapabilmekte ve evliliğin gerçekliğini çeşitli yollarla teyit etmeye çalışmaktadır. Yurt dışından yapılan başvurularda ise yetkili konsolosluk görevlileri, başvurucu ile Türk eşini ayrı ayrı ve birlikte mülakata tabi tutmaktadır. Bu mülakatta evliliğin sahte olup olmadığı, eşlerin ortak yaşamları, birbirlerine dair bilgileri ve evlilik sürecine ilişkin tutarlılıkları değerlendirilmektedir.

Tüm bu aşamaların tamamlanması ve dosyanın İçişleri Bakanlığı’na iletilmesinin ardından hüküm aşamasına geçilmektedir. Başvurular ortalama sekiz ila on ay içinde sonuçlanmakla birlikte, bu süre dosyanın seyrine ve kurumlar arası iletişimin hızına bağlı olarak uzayabilmektedir.

Özel Durumlar: Butlan ve Ret Hâlleri

Evlilik yoluyla Türk vatandaşlığının kazanılmasını doğrudan etkileyen bazı özel yasal vaziyetler da mevcuttur. Kanun’un 16. Maddesinin üçüncü fıkrası bu hususu şu şekilde düzenlemektedir:“Evlenme ile Türk vatandaşlığını kazanan yabancılar evlenmenin butlanına hüküm verilmesi halinde evlenmede iyi niyetli iseler Türk vatandaşlığını muhafaza ederler.”Başka bir ifadeyle, yargı mercii kararıyla butlanına hüküm verilmiş bir evlilik nedeniyle vatandaşlık kazanmış olan yabancı, bu evlilikteki iyi niyeti tespit edildiği takdirde Türk vatandaşlığını korumaya devam etmektedir.

Öte yandan aranan koşulları taşıyor olmak, ilgili kişiye vatandaşlığın kazanılması bakımından mutlak bir hak sağlamamaktadır.

İdarenin takdir yetkisi kapsamında başvuru reddedilebilir. Böyle bir vaziyette vatandaşlık başvurusunun reddine ilişkin işlemin tebliğinden itibaren altmış gün içinde idare mahkemesinde iptal yasal süreci açılması mümkündür. Yabancının başvurudan geriye doğru altı aydan uzun süreli hapis cezasıyla sonuçlanan bir mahkûmiyetinin bulunması hâlinde başvuru reddedilmekte; ancak taksirli suçlar bu değerlendirmenin dışında tutulmaktadır.

Gerekli Belgeler

Başvuru dosyasında bulunması gereken temel belgeler şunlardır: evlenme yoluyla Türk vatandaşlığının kazanılmasına ilişkin başvuru formu, başvurucuya ait iki adet biyometrik, uyruğunu gösterir geçerli pasaport ya da pasaport yerine geçen belge, tüm nüfus bilgilerini içeren belge, Türkiye’de ikamet ediliyor ise geçerli ikamet izni, varsa kesinleşmiş mahkûmiyet kararının onaylı örneği ve yabancı uyruklu eşin doğum tarihine ilişkin yetkili makam belgesi. Yurt dışından temin edilmesi gereken belgelerin noter tasdikli olması ve Türkçe tercümelerinin yapılmış bulunması mecburidir.

Belgelerdeki eksiklikler sürecin durmasına ya da olumsuz sonuçlanmasına neden olabilmektedir.

Bu konuda daha fazla yardım veya danışmanlık için bizimleiletişime geçebilirsiniz.