İçerik
- I. Boşanma Davası Nedir?
- II. Türk Medeni Kanunu'na göre Boşanma Nedenleri Nelerdir?
- 1. Özel Boşanma Nedenleri
- 2.
Genel Boşanma Sebepleri
- III. Boşanma Nedenleri ve Boşanma Davası Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
I. Boşanma Davası Nedir?
Boşanma, eşlerin evliliklerini karşılıklı veya tek taraflı çıkan sorunlar neticesi sonlandırmalarıdır. Evlilik birliği devam eden bir çiftteki eşlerden birinin veya her ikisinin talebi üzerine Aile Mahkemelerine boşanma dilekçesi ile başvurup evliliği sona erdirmek adına açtıkları davadır.
Boşanma nedenleri, boşanma davasından ayrı düşünülemeyecektir.
Boşanma yasal süreci açma için Türk Medeni Kanunu’nda 161 ile 166’ncı maddeler aralığında düzenlenen boşanma sebeplerinden en az birinin varlığının bulunması gerekmektedir. Hiçbir boşanma sebebini Aile Mahkemesinde ispatlayamazsanız boşanmanız mümkün olmayacaktır.
II. Türk Medeni Kanunu’na göre Boşanma Nedenleri Nelerdir?
Boşanma sebepleri, özel boşanma nedenleri ve genel boşanma nedenleri olarak ikiye ayrılmaktadır. Medeni Kanun’un 161 ile 165’inci maddeleri aralığında düzenlenen özel boşanma sebepleri şunlardır:
- Zina,
- Hayata kast,
- Pek kötü veya onur kırıcı davranış,
- Suç işleme,
- Haysiyetsiz hayat sürme,
- Terk,
- Akıl hastalığı
Ve bu özel boşanma sebepleri kanunda sınırlı sayıda düzenlenmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 166’ncı maddesinde genel boşanma sebepleri yer almaktadır. Bunlar;
- Evlilik birliğinin sarsılması,
- Eşlerin anlaşması,
- Fiili ayrılıktır.
1. Özel Boşanma Nedenleri
A. Zina Nedeniyle Boşanma
Eşlerden biri evlilik birliği içerisinde zina yaparsa diğer eş bu sebebe dayanarak boşanma yasal süreci açabilmektedir.
Zinanın boşanma sebebi olarak ileri sürülebilmesi için bir defa evlilik süresinde zinada bulunması yeterlidir. Eşlerden birinin sadece başka biriyle konuşması veya yakınlaşması zinanın ispatı için yeterli değildir. Yasanın zinadan kastı cinsel ilişkidir.
Zina fiilinin kesin olarak ispatlanması çok zordur. Bu sebeple zina fiilinin işlendiğine ilişkin güçlü göstergelerin olması hâlinde da zinanın varlığı kabul edilecektir.
Otel kayıtları veya aynı evde kaldıklarına ilişkin tanık beyanları bu duruma örnek gösterilebilmektedir. Diğer eşin, zinayı öğrendikten 6 ay içinde boşanma yasal süreci açması gerekmektedir. Aksi halde yasal aşama açma hakkını kaybedecektir.
B. Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış
Eşlerden her birinin diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma yasal süreci açılabilmektedir.
Hayata kast mutlak boşanma sebebidir. Bu sebeple evlilik birliğini çekilmez hale getirmiş olup olmadığına bakılmamaktadır. Hayata kast, eşlerden birinin diğerini hayatını tehlikeye sokacak şekilde yaralaması anlamına gelmektedir.
Pek fena muamele ise diğer eşin kişilik haklarına, vücut bütünlüğüne, sağlığına ve manevi varlığına yönelik gerçekleştirilen her türlü davranıştır. Pek kötü veya onur kırıcı davranışta ise evlilik birliğinin çekilme z hale gelmesi aranmaktadır.
Eşlerden birinin diğerine fiziksel veya cinsel şiddet uygulaması bu boşanma sebebine girmektedir.
C. Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme
Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işlerse diğer eşin boşanma hakkı doğmaktadır. Boşanmanın gerçekleşebilmesi için bu sebeplerden ötürü eşle birlikte yaşaması diğer eşten beklenememelidir. Bu eş her zaman boşanma yasal süreci açabilmektedir.
Her türlü suçtan dolayı boşanma yasal süreci açılamamaktadır. Eşin küçük düşürücü, utanç verici, yüz kızartıcı toplum nazarında ayıplanan bir suç işlemesi gerekir. Hırsızlık, dolandırıcılık, rüşvet, uyuşturucu ticareti ve zimmet suçları küçük düşürücü suçlara örnek teşkil etmektedir.
Eşlerden biri haysiyetsiz bir hayat sürerse ve haysiyetsiz hayat sürmesi süreklilik arz ederse bu vaziyette diğer eşin boşanma hakkı doğmaktadır. Burada en önemli husus haysiyetsiz hayat sürmenin süreklilik arz etmesidir.
Bu hususun da yargı merciinde kanıtlanması gerekmektedir.
D. Terk
Türk Medeni Kanunu’nun 164’üncü maddesinde; “Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş ve bu vaziyet devam etmekte ve istem üzerine hâkim veya noter tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş, boşanma yasal süreci açabilir. Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır.” şeklinde terk düzenlenmiştir.
Eşlerden birinin ortak hayata devam etmemek üzere ortak konuttan ayrılması ve diğer eşi bırakıp gitmesi de özel boşanma sebebidir. Ancak bu özel boşanma sebebinin varlığı için bir kısım şartların varlığı aranmaktadır.
Terk edilen eşin, evi terk eden eşe ortak konuta dönmesini istediğine dair noter yoluyla ihtarda bulunması gerekmektedir. İhtarın gönderilmesinden itibaren 2 ayın sona ermesinden sonra diğer eş hala eve dönmediyse boşanma yasal süreci açılabilecektir.
E. Akıl Hastalığı
Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hale gelirse özel boşanma sebebidir. Fakat bu vaziyette yargı merciinde hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmi sağlık kurulu raporuyla ispat edilmelidir.
2.
Genel Boşanma Sebepleri
A. Evlilik Birliğinin Sarsılması
Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılırsa, eşlerden her biri boşanma yasal süreci açabilmektedir. Fakat davayı açacak kişinin kusuru daha ağır olmamalıdır. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmanın gerçekleşmesi için evliliğin aynı zamanda eşler yönünden çekilmez bir hal alması ve artık evliliğin sürdürülmesi imkansız vaziyette olması gerekmektedir.
Boşanma yasal süreci açan eşin, davalı eşin kusurlu olduğunu ispatlaması gerekmektedir.
Evlilik birliğinin temelinden sarsılması davasında mahkemece kusur olarak kabul edilen sebepler için; Boşanma Sebepleriyazımızı okuyabilirsiniz.
B. Anlaşmalı Boşanma
Anlaşmalı boşanma, Türk Medeni Kanunu’nun 166’ncı maddesinin ikinci fıkrasında; “Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma hükmü verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir.
Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.” şeklinde hüküm altına alınmıştır.
Anlaşmalı boşanma davasında taraflar arasında bir boşanma protokolü düzenlenmektedir. Söz konusu boşanma protokolü ve yasal aşama dilekçesi ile birlikte anlaşmalı boşanma yasal süreci açılmaktadır.
C. Fiili Ayrılık
Fiili ayrılık; boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılan davanın reddine hüküm verilmesi hâlinde söz konusu olabilmektedir.
Davanın reddinin kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi halinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılmakta ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya hüküm verilmektedir. Bu boşanma sebebinde bir yıl içerisinde tekrar barışılmadığının ve tekrar birlikte yaşanmadığının ispatlanması gerekmektedir. Tanık beyanlarıyla ispatlanması mümkündür.
III. Boşanma Nedenleri ve Boşanma Davası Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
1.
Boşanma Davası Nasıl Açılır?
Boşanma sebebine göre boşanma yasal süreci açma süreçleri farklılık göstermektedir. Anlaşmalı boşanma yasal süreci ve çekişmeli boşanma yasal süreci olmak üzere iki farklı şekilde açılabilmektedir. Boşanma davalarına bakmakla görevli mahkemeler Aile Mahkemeleridir.Boşanma yasal süreci, Aile Mahkemesi’ne boşanma yasal aşama dilekçesi vererek açılmaktadır.( Aile Mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde ise görevli mahkemeler Asliye Hukuk Mahkemeleridir.)
Çekişmeli boşanma davasında yetkili yargı mercii Türk Medeni Kanunu’nun 168’inci maddesinde; “Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili yargı mercii, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.” şeklinde düzenlenmiştir.
Yetkili mahkemeler;
Davalı tarafın yerleşim yeri aile yargı makamı,
Davacı tarafın yerleşim yeri aile yargı makamı,
Boşanmak isteyen eşlerin son 6 aydan beri ikamet ettikleri yerdeki aile mahkemesidir.
2. Boşanma Davası Harç ve Masrafları Nelerdir?
Boşanma yasal süreci açılırken ödenmesi gereken harç ve masraflar vardır.
Ödenmesi gereken harçlar; başvuru harcı, vekalet harcı, peşin harçtır. Masraf olarak da gider avansı ödenmesi gerekmektedir. Ayrıca vekalet pulu ücreti ödenmesi gerekir.
2024 yılı için harç bedelleri ve masraflar;
Başvurma Harcı: 427,60 TL
Vekalet Harcı: 60,80 TL
Peşin Harç: 427,60 TL
Vekalet Pulu: 96,00 TL
Gider Avansı: 2.000,00 TL’dir.
Anlaşmalı veya çekişmeli boşanma yasal süreci açılırken toplam 3.012,00-Türk Lirası harç ve masraf yatırılması gerekmektedir. Bu masraf ve harçlar avukatlık vekalet ücretine dahil değildir.
Yukarıda belirtilen harç ve masraflar dışında; tanıklar, gerekirse keşif ve bilirkişi masrafları da söz konusu olacaktır.
Avukatınızın sizden talep edeceği ücret de Türkiye Barolar Birliği’nin açıklamış olduğu 2024 yılı için Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin altında olamaz.
3. Anlaşmalı Boşanma Nedir?
Anlaşmalı boşanma, tarafların boşanma ve boşanmanın mali sonuçları, çocukların durumları hakkında anlaşarak evliliklerini sonlandırmalarıdır. Evlilik birliğinin en az 1 yıl sürmüş olması şartıyla eşlerin boşanma şartlarında anlaşarak birlikte başvurması yahut davayı açan eşin davasının diğer eşçe kabul edilmesidir. Bu boşanma türü, Türk Medeni Kanunu’nun 166’ncı maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir.
Anlaşmalı boşanma, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığına karine oluşturur.
Anlaşmalı boşanma yasal süreci açmak için bazı şartlar öngörülmüştür. Açılması için gereken şartlar:
Evlilik birliği en az 1 yıl sürmüş olmalıdır.Bu süre, taraflar arasında resmi nikahı kıyılmasından itibaren en az 1 yılı ifade eder.
Eşler yargı merciine beraber başvurmalı ya da bir eşin açtığı boşanma davasını diğer eş kabul etmelidir.Eşler ortak hazırladıkları bir boşanma yasal süreci dilekçesiyle beraber başvurularını yapabilirler. Aynı zamanda bir tarafın usulüne göre başlattığı boşanma sürecini diğer tarafın kabul etmesiyle de anlaşmalı boşanma gerçekleşebilmektedir. Bir boşanma yasal süreci çekişmeli bir şekilde açılan yasal aşama devam etmekteyken tarafların anlaşmalı boşanma protokolünü yargı merciine sunmaları halinde de anlaşmalı boşanma gerçekleşebilmektedir.
Eşler boşanma iradelerini hakim huzurunda açıklamalıdır.Boşanma, kişiye sıkı surette bağlı bir hak olduğundan tarafların vekili tarafından yapılan irade açıklamaları dikkate alınmaz.
Hakim, çocukların durumunu ve boşanmanın mali sonuçlarını içeren düzenlemeyi yerinde bulmalıdır.Tarafların, hakime sundukları anlaşma şartlarındaki maddi-manevi ödenek, nafaka, çocukların velayeti, çocuklar ile kişisel münasebet gibi meselelerin hakim tarafından uygun bulunması gerekmektedir.
Eğer hakim bu düzenlemelerde gerek görürse birtakım değişikliklere gidebilmektedir. Hakimin yaptığı bu değişiklikler taraflarca kabul edilmesi hâlinde anlaşmalı boşanma gerçekleşebilmektedir. Aksi halde anlaşmalı boşanma yasal süreci çekişmeli boşanma davasına döner.
Anlaşmalı boşanma yasal süreci için daha ayrıntılı bilgi için; Anlaşmalı Boşanma Davasıyazımızı okuyabilirsiniz.
4. Anlaşmalı Boşanma Davası Ne Kadar Sürer?
Tek celsede sonuçlanan anlaşmalı boşanma davalarının Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen süresi anlaşmalı boşanma dilekçesinin verilmesinden itibaren 40 gündür.
Fakat mahkemenin yoğunluğuna göre bu sürenin uzama ve kısalma ihtimali söz konusudur. Kesin bir süre vermek bu sebeple mümkün değildir.
Anlaşmalı boşanma sürecinde aşamalar:
Anlaşmalı boşanma davasının açılması
Duruşma gününün verilmesi
Duruşma yapılması
Hüküm verilmesi
Gerekçeli kararın yazılması
Kararın taraflara tebliğ edilmesi (Tebliğ için talep gerekir.)
İstinafa başvurma süresinin dolması (Taraflar istinaf hakkında feragat ederse süre kısalır.)
Kararın kesinleşmesi
Boşanmanın nüfus kayıtlarına işlemesi
Anlaşmalı boşanma yasal süreci açılırken anlaşmalı boşanma dilekçesi ve anlaşmalı boşanma protokolü hazır olmalıdır. Bu protokol, tarafların her konuda anlaştıklarını tescilleyen belgedir. Yargı Mercii bu protokolü inceler ve koşulları sağlandığında tek celsede boşanmaya hüküm verir.
Anlaşmalı boşanma protokolünün hazırlanmasında alanında uzman bir avukattan yardım almanızı tavsiye ederiz.
5. Çekişmeli Boşanma Nedir?
Çekişmeli boşanma yasal süreci, Türk Medeni Kanunu’nun 166’ncı maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen anlaşmalı boşanma dışındaki her türlü boşanma nedenine dayandırılan boşanma davalarıdır. Anlaşmalı boşanmada arananın aksine 1 yıl evli olma koşulu aranmamaktadır. Taraflar evlilik süresinin herhangi bir zaman diliminde yasal aşama açabilmektedir.
Çekişmeli boşanmada eşler, boşanma yasal süreci sonucunda meydana gelen; nafaka, ödenek, velayet gibi konularda herhangi bir mutabakata varamamaktadır.
Bunun sonucunda ise boşanma süreci uzamaktadır. Çekişmeli boşanma davasını oluşturan sebepler; tarafların boşanmak istememesi, çocuk varsa velayetinin kimde kalacağının sorun olması ya da nafaka miktarında bir sorunun ortaya çıkması olabilmektedir.
6. Çekişmeli Boşanma Davasında Aşama Nasıldır?
Çekişmeli boşanma yasal süreci süreci, yasal aşama dilekçesinin Aile Mahkemesine verilmesiyle başlamaktadır. Yazılı yargılama usulüne tabidir.
Yasal Aşama dilekçesinin yargı merciine verilmesinden sonra mahkemece tensip zaptı düzenlenmektedir. Ardından davalı tarafa tensip zaptı ve yasal aşama dilekçesi tebliğ edilmektedir. Davalı taraf, yasal aşama dilekçesinin tebliğinden itibaren kendisine verilen 2 hafta süre içerisinde cevap dilekçesi verme hakkına sahiptir. Yasal Aşama ve cevap dilekçesinde dayanılan deliller ayrı ayrı gösterilmelidir.
Davacı, davalının verdiği cevap dilekçesinin kendisine tebliğ edilmesinden itibaren 2 hafta içinde cevaba cevap dilekçesi verebilmektedir.
Davalı da davacının verdiği cevap dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ikinci cevap dilekçesi verebilmektedir. Dilekçeler teatisi bittikten sonra ise her iki taraf duruşmaya çağrılmaktadır. Bu duruşma “Ön inceleme duruşması” olarak bilinmektedir.
Ön inceleme duruşmasından sonraki duruşmalar tanıkların dinlendiği, delillerin getirtilerek tartışıldığı tahkikat aşamasıdır. Bu aşama uzun sürebilmektedir.
Tüm incelemelerin ardından taraflarının son sözlerinin alındığı sözlü yargılama duruşması gerçekleştirilmektedir. Boşanma davasının son duruşması olan bu aşamaya kadar tüm deliller incelenmiş ve tanıklar dinlenmiştir. Taraflara hüküm okunmaktadır.
Ortalama bir aylık süre içerisinde gerekçeli hüküm yazılı olarak taraflara tebliğ olmaktadır. (Kararın tebliğ edilmesi talep edilmelidir.)
Kararın bildirilmesinin ardından taraflar istinafa başvurabilmektedir. Çekişmeli boşanma davasının aşamaları genel hatları ile bu şekildedir.
Fakat davanın seyrini ve aşamalarını tamamen tarafların içerisinde bulundukları vaziyet belirleyecektir.
Çekişmeli boşanma yasal süreci ne kadar sürer sorusunun cevabı ise kesinlik bir süresi olmamakla birlikte ortalama davanın ilk derece mahkemesinde sonuçlanması yaklaşık olarak 1- 1,5 yıl kadar; istinafa taşınmış bir çekişmeli boşanma yasal süreci ise 2-3 yıl kadar sürebilmektedir. Çekişmeli boşanma yasal süreci ile daha ayrıntılı bilgi için Çekişmeli Boşanma Davasıyazımızı okuyabilirsiniz.
7. Çekişmeli Boşanma Davasında Ödenek Ne Kadar Olur?
Hukuk sistemimizde eşler arasındaki evlilik birliği çeşitli sebeplerle sona erdirilebilmektedir. Anlaşmalı boşanmada kusur tespiti yapılmazken çekişmeli boşanmada bir kusur tespiti yapılmaktadır.
Ve taraflardan birine veya her ikisine de evliliği sona erdiren sebeplerle ilgili olarak kusur atfedilmektedir. Boşanmada kusursuz ya da daha az kusurlu olan tarafın maddi ve manevi olarak uğramış olduğu zararın karşı taraf tarafından karşılanmasına hükmedilmektedir.
Türk Medeni Kanunu’nun 174’üncü maddesinde; “Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî ödenek isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî ödenek olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Evlilik birliği boşanma ile sonuçlandığında kusursuz ya da daha az kusurlu olan tarafın mevcut olan veya beklenecek olan maddi menfaatlerinin zarara uğraması söz konusu olmaktadır. Boşanma sonucu oluşan bu maddi zararın telafi edilmesi için ise maddi ödenek gündeme gelmektedir.
Maddi tazminatın yanı sıra kusursuz veya daha az kusurlu eş; boşanmaya sebep olan olaylar nedeniyle kişilik haklarının saldırıya uğramışsa kusurlu olan diğer taraftan uygun bir miktar manevi ödenek talebinde de bulunabilmektedir.
Maddi ödenek talep etmek için 2 şartın varlığı aranmaktadır. Mevcut veya beklenen menfaatlerin boşanma yüzünden zedelenmiş olmalıdır. Ve bu vaziyette karşı taraf kusurlu olmalıdır. Tarafın ve fiilinin kusur derecesi, hakkaniyet ilkesi de hakimin göz önünde bulundurduğu diğer etkenlerdir.
Bu sebeple somut olaya göre takdir edilen ödenek miktarı değişmektedir.
Hakim, hükmedeceği maddi ödenek miktarını belirlerken;
Mevcut ya da beklenen menfaatleri,
Tarafların yaşlarını,
Evlilik sürelerini,
Sosyal ve ekonomik durumlarını,
Sosyal güvenliklerinin olup olmadığını,
Yeniden iş bulma ya da yeniden evlenebilme ihtimallerini dikkate alarak bir hesaplama yapmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2013/303 Hüküm Sayılı hükmünde;“…Hakim, ödenek miktarını takdir ederken, kusurun ağırlığını, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, evlenme şanslarını, ortalama yaşam sürelerini, yaşam seviyelerini ve geçim koşullarını göz önünde tutarak, makul ve herkesçe kabul edilebilir bir miktar belirlemelidir. Yasa, mevcut veya beklenen menfaatin neler olduğunu göstermemiştir. Mevcut menfaatin belirlenmesinde ölçü, genel olarak evlilik birliğinin eşlere sağladığı yararlardır. Beklenen menfaatler de, evliğin devamı halinde eşlerden birinin diğerine gelecekte sağlaması muhtemel olan çıkarlardır.
Manevi ödenek, bozulan manevi dengenin yerine gelmesi için kabul edilmiş bir tatmin ( veya telafi ) şekli olup, boşanmaya sebep olan olayların kişilik haklarına saldırı teşkil etmesi halinde manevi tazminata hükmedilir. Manevi tazminatın miktarının belirlenmesinde ise, kişilik haklarına yapılan saldırının niteliği ve tarafların ekonomik -sosyal durumu dikkate alınmalıdır.” hükmüne yer verilmiştir.
8. Çekişmeli Boşanma Davasında Nafaka Ne Kadar Olur?
Çekişmeli boşanma davasında üç çeşit nafaka mevcuttur. Bunlar; tedbir nafakası, yoksulluk nafakası ve iştirak nafakasıdır.
Tedbir nafakası;Boşanma davasının sürdüğü aşamada maddi açıdan dara düşmüş olan tarafın talep ettiği nafaka çeşididir.
Tarafların iş hayatı, aldıkları ücret, sahip oldukları malvarlıkları, çocukların yaşı ve eğitim durumları, ortak konutun kirada olup olmaması, ortak konutu boşanma yasal süreci süresince kimin kullanacağı, yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım gibi ihtiyaçları nafaka borçlusunun mali gücü oranında hakim belli miktarda nafakaya hükmetmektedir.
Yoksulluk nafakası;Boşanma davasının sonuçlanmasının ardından talep edilebilen nafaka türüdür. Bu nafakayı talep edecek olan tarafın kusurunun diğer taraftan daha ağır olmaması gerekmektedir. Türk Medeni Kanunu’nun 175’inci maddesinde;“Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.” şeklinde düzenlenmektedir.
İştirak nafakası;Sadece müşterek çocuğun olduğu boşanma davalarında çocuğun eğitim, bakım gibi giderlerinin karşılanması adına istenen bir nafaka türüdür.
Çocuk için ödenecek nafaka miktarı Türk Medeni Kanunu’nun 330’uncu maddesinde; çocuğun yaşı, eğitim durumu, günün ekonomik koşullarındaki paranın alım gücü ile genel ihtiyaçlarına uygun olarak ana babanın mali durumları da gözetilmek suretiyle hakim tarafından Medeni Kanunu’nun 4’üncü maddesindeki hususlar da dikkate alınarak takdir edilmektedir.
9. Boşanmada Çocuğun Velayeti Kime Verilir?
Boşanmada çocuk kime verilir sorusu müvekkiller tarafından sık sık sorulmaktadır. Hakimler bu konudaki takdir yetkilerini kullanırken;
Çocuğun üstün yararı,
Çocuğun yaşına göre velayet hakkı,
Çocuğun cinsiyeti,
Eğitimi,
Kardeşleri,
Yaşam alanını değerlendirmektedir.
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi’nin ilgili maddeleri gereğince ve iç hukukumuzda da kabul edildiği gibi yeterli idrak kapasitesine sahip çocuklara davayla ilgili görüşleri de sorulup dinlenimektedir.
0 ila 3 yaşları arasındaki çocukların anne bakım ve de şefkatine mutlak olarak muhtaç oldukları kabul görmektedir. Bu durumdan dolayı 3 yaşına kadarki çocukların velayetine hüküm verilirken annenin işinin, evinin, kazandığı miktarın ve de yaşam tarzının herhangi bir önemi bulunmamaktadır.
Yargıtay tarafından istikrarlı olarak verilen bu kararlarda bu yaşlardaki çocukların velayeti kesin olarak anneye bırakılması hükme bağlanmaktadır.
3 ila 7 yaşları arasındaki çocukların annenin bakım ve de şefkatine daha az muhtaç olduğu görülmektedir. Fakat bu dönemleri yaşayan bir çocuğun da anneden alınarak babaya velayetinin verilmesi istisna teşkil etmektedir. Örnek vermek gerekirse annenin çocuğun sağlığına zarar vermesi, çocuğa bakmaktan aciz olması, annenin sağlığının kötü vaziyette olması gibi sebepler hâlinde çocuğun velayeti anneden alınarak babaya verilebilmektedir.
12 yaş ve de üzeri çocukların belirli bir olgunluğa eriştiği ve kendilerini istediklerin biçimde ifade edebilecekleri düşünceleri düşünülmektedir. Bu genel kanı karşısında hakimler de çocukların kendilerini rahatlıkla ifade edebileceklerini yanında kalmak istedikleri ebeveynlerini seçebileceklerini düşündüklerinden çocukları dinleyerek velayeti tayin edebilmektedir.
10.
Boşanmadan Önce Evden Ayrılmak Kusurlu Davranış Mıdır?
Boşanma sürecinde olan eşlerden birinin evden ayrılması diğer eşin kusurlu hareketlerinden kaynaklanıyorsa boşanmadan önce evden ayrılmak kusurlu davranış sayılmamaktadır. Bu vaziyette evden ayrılan eşe kusur atfedilmemektedir.
Evden ayrılan eşin can güvenliğinin olmadığı ya da diğer eşin hukuksuz bağımlılıklarının olduğu, evden ayrılan eşin aldatılıyor olması ve ahlaka aykırı hareketlere uğradığı durumlarda bütün bunlara maruz kalan eşin evi terk etmesinde herhangi bir sakınca yoktur. Ve boşanma sürecini olumsuz etkilememektedir. Kendi can güvenliğini ve onurunu korumak için eş evden ayrılabilmektedir.
11.
Hangi Hallerde Hakim Boşanmaya Hüküm Vermez?
Eğer taraflardan ikisi de boşanmadan vazgeçerse, (Feragat)
Davacı olan kişi bir neden belirtmeden duruşmaya katılmazsa, (Karşı tarafın davaya devam etmek istememesi halinde dosya düşürülmektedir.)
Anlaşmalı boşanma davasında tarafların anlaşma şartlarından vazgeçmesi, (Dava çekişmeli boşanma davasına dönüşür.)
Anlaşmalı boşanma davasında karardan sonra taraflardan bir veya ikisinin istinafa müracaat etmesi halinde, (Dava çekişmeli boşanma davasına dönüşür.)
Belirlenen olan dilekçeler ile oluşturulan davada taraflardan birinin sunduğu şartlardan vazgeçmesi,
Tarafların ileri sürdüğü iddia veya vakıaların ispatlanamaması veya iddia veya vakıaların evlilik birliğini temelinden sarsması oluşturmaması veya iddia veya vakıaların affedilmesi durumlarında boşanma gerçekleşmemektedir.
12. Eşlerden Biri Boşanmak İstemezse Ne Olur?
Anlaşmalı boşanma protokolü imzalanmasına rağmen eşlerden biri anlaşma şartlarını yargı mercii huzurunda kabul etmez ya da gerekçeli hükmü istinafa taşırsa boşanma hükmü kesinleşmemekte ve yasal aşama çekişmeli boşanma davasına dönüşmektedir.
Çekişmeli boşanma davasında diğer eşin boşanmayı isteyip istememesi önemli değildir. Davacı eş, diğer eşin kusurlu olduğunu ispatlarsa boşanma gerçekleşecektir.
13. Yargı Mercii Nüfus Müdürlüğüne Boşanma Kararını Ne Zaman Bildirir?
Boşanma kararının gerekçeli olarak yazılması ve aile yargı makamı hakimi tarafından imzalanma süresiOrtalama15 gün sürmektedir.
Davanın tarafları gerekçeli kararın her iki tarafa da tebliğini talep etmelidir. Gerekçeli hüküm eşlere tebliğ edilmektedir. (Tebligatın yargı mercii kaleminde elden yapılması mümkündür. Bu vaziyette süre kısalır.)
Tebliğ yapıldıktan sonra eşlerin 2 hafta içerisinde karara karşı istinafa başvurma hakları vardır. Taraflar istinafa başvurma hakkından feragat edebilirler.
Bu vaziyette 2 haftalık sürenin dolması beklenmemektedir. Boşanma kararının kesinleşmesi sonrası Aile Yargı Makamı tarafından Nüfus müdürlüğüne ilgili boşanma kararını göndermektedir. Yargı Mercii tarafından boşanma kararının gönderilmesinden sonra NüfusaOrtalama1 hafta içerisinde işlenmektedir.
14. Boşanma Davası Adli Tatilde Görülür Mü?
Adli tatil süresince herhangi bir yasal aşama açma yasağı yoktur.
Bu nedenle boşanma davaları da adli tatilde açılabilmektedir. Fakat boşanma davaları adli tatilde görülmezler. Bazı iş ve süreler adli tatile tabi olmayıp işlemeye devam eder. Cevap süreleri, istinaf süreleri, temyiz süreleri boşanma davalarında adli tatil süresince durmayan sürelerdir.
Boşanma davasının duruşmasının görülebilmesi için adli tatilin sona ermesi beklenmelidir.
Anlaşmalı boşanma davalarının adli tatilde görülmesi mümkündür. Bunun için ivedi bir vaziyet olması gerekmektedir. Bu durumun varlığı halinde nöbetçi yargı mercii aracılığıyla anlaşmalı boşanma yasal süreci görülebilmektedir.
Ece Deniz Vardar, Barosu’na 85375 sicil numarası ile kayıtlı bir avukattır. Lisans eğitimini 2020 yılında Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde, yüksek lisans eğitimini ise 2024 yılında Bilgi Üniversitesi İnsan Hakları Hukuku alanında tamamlamıştır.
Mesleki gelişimine büyük önem veren Ece Deniz Vardar, 2012 yılında Kanada King George International College’da İngilizce eğitimi almış; 2019 yılında ise Cambridge Law Studio ve King Education London bünyesinde iki ay süreyle Hukuk İngilizcesi eğitimi almıştır.
Tüm YayınlarıSorunuz mu var? Hemen iletişime geçin.
Info@ballawfirm. com