(4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunu’ndaki süreler)
1) Ayıba karşı iki yıllık zamanaşımı süresi
TKHK. 4. Maddesi 2. Fıkrasında malın açık ayıplı olduğunun anlaşılması hâlinde, tüketicinin, malın teslimi gününden başlayarak otuz gün içerisinde ayıbı satıcıya bildirmekle yükümlü olduğu hükmü yer almış; maddenin 4. Fıkrasında, malın kullanımı sırasında ortaya çıkan ayıplar için sorumluluk süresi iki yıl olarak düzenlenmiştir.
Tüketici bu iki yıllık süre içerisinde Yasa’da belirtilen seçimlik hakları kullanabilecek ve istekte bulunabilecektir.
2) Ödenek isteminde üç yıllık zamanaşımı süresi
4077 sayılı TKHK. un 4/4. Maddesinde 4822 sayılı yasa ile yapılan değişiklikle, maldaki ayıplardan dolayı iki yıllık zamanaşımı dışında, “ayıplı malın neden olduğu her türlü zararlar için ayrıca üç yıllık bir zamanaşımı süresi yer almıştır. Bu sürenin anlam ve amacı, 4. Maddenin 2.
Fıkrası son cümlesinde açıklanmıştır. Buna göre: “Ayıplı malın neden olduğu ölüm veya yaralanmaya yol açan ya da kullanımdaki başka mallara gelen zararlar” için sorumlulardan ödenek isteklerinde bu üç yıllık zamanaşımı uygulanacaktır.” Bu sürenin başlangıcı hakkında Yasa hükmünde açıklık yoksa da, B. K. 60. maddesindeki “zararın ve ödenek sorumlularının öğrenilmesi” olgusunun gerçekleşmesi gerektiği kabul olunmalıdır.
3) Hakları kullanmada on yıllık üst sınır
TKHK. 4. maddesi 4. fıkrası içinde yer alan üç yıllık zamanaşımı süresinin üst sınırını belirleyen cümle şöyledir: “Bu talepler zarara sebep olan malın piyasaya sürüldüğü günden başlayarak on yıl sonra ortadan kalkar.”
.
4) Zamanaşımının ileri sürülemeyeceği vaziyetler
TKHK. M.4/4, son cümleye göre:”Satılan malın ayıbı tüketiciden satıcının ağır kusuru veya hile ile gizlenmiş ise zamanaşımı süresinden yararlanılamaz.” Bu iki vaziyette, sorumlular, iki veya üç yıllık zamanaşımından yararlanamayacaklar; açılan davalarda zamanaşımını ileri süremeyeceklerdir.
Bu gibi durumlarda zamanaşımı süresiz mi olacaktır.
On yıllık üst sınır (hak düşürücü süre olmadığına göre) uygulanmayacak mıdır. Öğretideki görüşler, hile ve kandırma hâlinde satıcıya karşı açılacak davalarda B. K.125. Maddesindeki on yıllık zamanaşımı süresinin uygulanacağı yönündedir.
Bir başka görüşe göre de, “satıcı davranışlarıyla tüketicide (alıcıda) bir yasal aşama açılmasının gereksizliği kanısını uyandırmış ve böylece tüm süreleri geçirtmiş ise, Medeni Kanun’un 2. maddesi uyarınca, satıcının, zamanaşımını ileri sürmesine izin verilmemelidir.
Copyright © - Çelik Çelik - Araştırma ve İnceleme, Her hakkı saklıdır.:Site Kullanım Şartları: Güvenlik ve Gizlilik Politikası