Terk Nedeniyle Boşanma Davasında Ödenek
Terk nedeniyle boşanma davasında ödenek açma süreci, Terk nedeniyle boşanma davasında ödenek nasıl belirlenir?, Boşanma davasında terk nedeniyle ödenek talep etmek mümkün mü?, Terk edilen eş ödenek talep edebilir mi?, Terk nedeniyle boşanma davasında ödenek hakkı nasıl korunur?
Boşanma, evlilik birliğinin sona ermesi demektir. Ancak, boşanma işlemi genellikle kolay değildir ve birçok yasal konuyu içerir. Bunlardan biri de “Terk nedeniyle boşanma yasal süreciDır”. Peki, terk nedir ve boşanma davasında nasıl bir ödenek talep edilebilir?
Terk Nedir?
Terk, evlilik birliğini devam ettirmeyi amaçlayan bir eşin, diğer eşin rızası olmaksızın ve haklı bir sebep olmaksızın evlilik birliğini terk etmesidir.
Bu vaziyette, terk edilen eş, terk eden eşe karşı “terk nedeniyle boşanma yasal süreci” açabilir.
Terk Nedeniyle Boşanma Davası
Terk nedeniyle boşanma yasal süreci, terk edilen eşin, terk eden eşe karşı açtığı bir yasal aşama türüdür. Bu yasal aşama, evlilik birliğinin terk nedeniyle sona ermesini talep eder. Terk nedeniyle boşanma davasında, terk edilen eşin haklı bir sebebi olmadan terk edildiği kanıtlanmalıdır.
Terk Nedeniyle Boşanma Davasında Ödenek Talebi
Terk nedeniyle boşanma yasal süreci açıldığında, terk edilen eş ayrıca terk nedeniyle ödenek talebinde de bulunabilir.Terk nedeniyle boşanma davasında ödenek, terk edilen eşin maddi ve manevi zararlarına karşılık olarak talep edilen bir ödenek türüdür.
Terk edilen eşin ödenek talebi, terk eden eşin hareketleri nedeniyle uğradığı zararlara dayanmalıdır. Bu zararlar, maddi zararlar (örneğin, evlilik birliği süresince yapılan harcamaların geri ödenmesi) ve manevi zararlar (örneğin, duygusal acılar) olarak iki kategoride incelenebilir.
Terk Nedeniyle Tazminatın Belirlenmesi
Terk nedeniyle tazminatın miktarı, davanın sonucuna bağlı olarak belirlenir.
Yargı Mercii, terk edilen eşin talep ettiği ödenek miktarını, terk eden eşin hareketleri, terk edilen eşin maddi ve manevi zararları, evlilik birliği süresi ve diğer faktörlere göre değerlendirir.
Terk nedeniyle boşanma yasal süreci ve terk nedeniyle ödenek talebinde bulunmak, boşanma sürecinde sık karşılaşılan durumlardandır. Ancak, ödenek talebi, mahkemenin verdiği karara ve davanın şartlarına göre belirlenir. Bu nedenle, terk nedeniyle boşanma yasal süreci açacak olan eşlerin, iyi bir avukatla çalışması ve yasal haklarını tam olarak bilmesi önemlidir.
Ayrıca, terk nedeniyle boşanma yasal süreci açmadan önce, evlilik birliği süresince yapılan harcamalar, ortak mal varlığı ve diğer konularda da avukattan danışmanlık almak önemlidir.
Sonuç olarak, terk nedeniyle boşanma yasal süreci, evlilik birliğinin sona erdirilmesiyle ilgili bir yasal aşama türüdür. Terk edilen eş, terk nedeniyle ödenek talebinde bulunabilir ve bu talep mahkemenin verdiği karara göre belirlenir.
Ancak, ödenek talebi, iyi bir avukatın danışmanlığı ve yasal hakların tam olarak bilinmesiyle doğru şekilde yapılmalıdır.
Terk nedeniyle boşanma yasal süreci, özel bir boşanma sebebi olarak Türk Medeni Kanunu’nun 164. Maddesinde düzenlenmiştir:
“Madde 164- Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş ve bu vaziyet devam etmekte ve istem üzerine hâkim veya notertarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş, boşanma yasal süreci açabilir. Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır.
Davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hâkim veya noter, esası incelemeden yapacağı ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi hâlinde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda bulunur. Bu ihtar gerektiğinde ilân yoluyla yapılır.
Ancak, boşanmadavası açmak için belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz ve ihtardan sonra iki ay geçmedikçe yasal aşama açılamaz”
Terk nedeniyle boşanma yasal süreci, zina, hayata kast ve küçük düşürücü davranış gibi özel boşanma sebeplerinde de olduğu gibi, kusura dayalı boşanma sebebidir. Ayırt etme gücüne sahip olmayan eşe karşı bu boşanma sebeplerine dayanarak yasal aşama açılamaz. Ayırt etme gücüne sahip olmayan eş aleyhine açılacak olan boşanma yasal süreci, akıl hastalığı nedeniyle boşanma davasıdır.
Terk nedeniyle boşanma yasal süreci, mutlak boşanma sebepli davadır. Terkin gerçekleştiğinin ispat edilmiş olması halinde, ayrıca evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı ispat edilmesine gerek olmaksızın boşanmaya hüküm verilir.
Terk nedeniyle boşanma yasal süreci, özel bir boşanma sebebi oluşturur.
Özel boşanma sebepleri ile açılan yasal süreçler, genel boşanma sebepleri ile açılmış davadan öncelikli olarak bu boşanma sebebi incelenecektir.
Eşler, evlilik süresi boyunca, boşanma yasal süreci açılana kadar, birlikte yaşamak yükümlülüğü altındadır. Terk eylemi birlikte yaşama yükümlülüğünün ihlali sonucunu doğurur.
Terk nedeniyle boşanma yasal süreci, bir eşin ortak hayata son vermesi anlamına gelen terk fiilinin işlenmesinden sonra açılabilir. Aynı evde yaşama devam ederken küs olmak, birlikte yemek yememek, konuşmamak, yokmuş gibi davranmak Yargıtayca terk olarak kabul edilmemektedir.
Eşler oturacakları konutu birlikte seçerler. Terk söz konusu olması için, terkin ortak konuttan ayrılma şeklinde olması gerekir.
Ortak konutun seçilmemiş olması halinde, terk fiili gerçekleşmez. Eşlerden birinin kendi tercihine göre kiraladığı konuta dair gönderilen terk ihtarı, terk nedeniyle boşanma yasal süreci yönünden geçerli değildir.
Kadın, kocanın ailesiyle birlikte yaşamaya mecbur bırakılıyorsa, bu vaziyette bağımsız bir konut sağlanmadığı için eve dön ihtarı geçerli olmaz.
Müşterek konutu terk eden eş, evlilik birliğinin yüklediği görevlerini yerine getirmemek kastı ile iradi olarak terk etmiş olmalıdır. Hastalık, hapis cezası, askerlik, memurluk görevi nedeniyle tayin olma, iş sebebiyle ortak konutun terk edilmesi hallerinde terk nedeniyle boşanma yasal süreci açılamaz.
Bir eşin diğerini ortak konutu terke zorlaması, bir eşin haklı sebep olmaksızın diğer eşin ortak konuta dönmesini engellemesi durumlardında ise zorlayan ve engelleyen eş terk etmiş sayılır. Bu vaziyetler da terk nedeniyle boşanma davasının koşulu olan ihtar prosedürü uygulanacaktır.
Eşine hakaret ve küfür edip, şiddet uygulayıp eşini evden kovan taraf Yargıtay kararlarında asıl terk eden eş olarak kabul edilmektedir.
Terk nedeniyle boşanma yasal süreci, terk eden eşin ayrı yaşamasının hukuka uygun olmadığı durumlarda açılabilir. Bir yargı mercii hükmü ile birlikte yaşamaya ara verme hükmü alınmış olması, açılmış bir boşanma davasının bulunması hallerinde terk, hukuka uygundur. Bu durumlarda terk ihtarı gönderilmez, gönderilen terk ihtarı geçersizdir, sonuç doğurmaz. Ayrı yaşama için mahkemece verilmiş bir hüküm yoksa, eşin TMK 197.
Maddesine uyan haklı sebepleri olsa dahi ayrı yaşama hakkı bulunmamaktadır.
Boşanma davasının açılması ile, açıldığı tarihten itibaren tarafların ayrı yaşamaya hakkı bulunmaktadır. Bu nedenle, boşanma davasının açılmasından sonra evi terk eden eş aleyhine terk nedeniyle boşanma yasal süreci açılamaz. İhtar ve terke dayalı boşanma davasının açılmasını ancak, boşanma davasının reddedilmesi, bu red kararının kesinşmesinin üzerinden de en az 4 ayın geçmesi gerekir.
Kendisine eve dön ihtarı tebliğ edilmeden boşanma yasal süreci açan eş, boşanma yasal aşama tarihinden itibaren ayrı yaşama hakkı kazanacağından, ihtar sonuç doğurmaz.
Takip edilmeme nedeniyle müracaata bırakılmasına hüküm verilen boşanma davasında, kararın kesinleşmesinden 4 ay sonra eve dön ihtarı gönderilebilir ve bundan sonra terk nedeniyle boşanma yasal süreci açılabilir.
Feragat edilen boşanma davasında, feragat tarihine kadar eşler ayrı yaşama hakkına sahiptir. Yine feragatten 4 ay sonra eve dön ihtarı çekilebilir.
Eve dön ihtarının çekilmesinden önce tedbir nafakası yasal süreci açılmışsa, bu vaziyette davanın açılması tarihinden itibaren 4 ay geçmeden gönderilen ihtar geçerli olmaz.
Nafaka yasal süreci, dört aylık fiili ayrılık döneminde açılmamışsa, açılan nafaka yasal süreci sonucu verilen nafakaya ilişkin hükmün fiili ayrılık döneminde kesinleşmiş olmasının terke dayalı davaya etkisi yoktur. Nafaka hükmü, lehine nafakaya hükmedilenin yasal aşama tarihi itibariyle ayrı yaşamakta haklı olduğunu gösterir.
Taraflar arasında derdest ceza yasal süreci varsa, bu vaziyette eve dön ihtarı yine sonuç doğurmayacaktır. Aynı şekilde, ihtar isteğinde bulunan eşe yönelik olarak 6284 sayılı Kanuna göre tedbir uygulanmışsa, ortak konuta dönmeme haklı nedene dayanır. Tedbir süresince eşin ayrı yaşama hakkı bulunur, ayrı yaşama hakkı bulunan eşe gönderilen eve dön ihtarı sonuç doğurmaz.
Eve dön ihtarı çekilen eşin geri dönmemekte haklı olduğu vaziyetler ise şunlardır: Eve dön ihtarı çekilen eşin kovulması, fiziksel şiddete uğraması, sözel şiddete uğraması gibi eylemlerin bulunması halinde, ihtar gönderilen eş eve dönmek zorunda değildir.
Zaten, yukarıda belirttiğimiz üzere, evden kovulan eş, terk eden eş olarak sayılmamaktadır.
Terk nedeniyle boşanma davasında, eve dön ihtarı çekilen eş, terkte haklılığını değil, müşterek konuta dönmemekte haklılığını kanıtlamak zorundadır. İspat yükü bu vaziyette davalı eşe düşmektedir. Fiziksel şiddet gören kadına evi terk kusuru yüklenemez. Eşe karşı fiziksel şiddet nedeniyle açılan ceza yasal süreci devam ederken eve dön ihtarı gönderilmesi yasal sonuç doğurmaz.
Eve dön ihtarından sonra terk eden eşi tehdit etmek, ailesiyle yaşadığı konuta dönmesini istemek gibi olaylar, eve dön ihtarını haksız duruma düşürür.
Yine, terk eden eşin hastalığıyla ilgilenmemek, eşin eşyalarını dışarı atmak, akıl hastalığı nedeniyle terk eden eşe saldırgan davranışlarda bulunmak, müşterek çocuklara alkol ve sigara vermek gibi olaylar Yargıtay kararlarına da yansımış olan eve dön ihtarının haksız kabul edildiği fiiller olarak sayılmaktadır.
Davalının eve dönmemekte haklı olduğunu ispat edememesi halinde, terk nedeniyle boşanma davasının kabulüne hüküm verilir.
Meydana gelen olayların etkilerinin sönümlenmesine yetecek makul bir süre geçmedikçe, çekilen eve dön ihtarları sonuç doğurmaz. Yine davalının evi terkte haklı olması, ona süresiz olarak eve dönmeme hakkı vermez.
Hastalığı nedeniyle evi terk ettiğini ileri süren davalının hastalığı ile ilgili rapor alınmadan hüküm verilmesi doğru değildir. Rahatsızlığı nedeniyle ortak konuta dönmediğini gerekçe gösteren davalının rahatsızlğı ortak konuta dönmemeyi haklı kılan bir rahatsızlık olmalıdır.
Eve dön ihtarı çekildikten sonra, ihtarı gönderen taraf geçimsizlik nedeniyle boşanma yasal süreci açamaz.
Ortak konuttan ayrıldıktan sonra açılan tedbir nafakası yasal süreci, iddiasını ispat edemediği ve ayrı yaşamakta haklı olmadığı gerekçesiyle reddedilmişse dön ihtarına uyulmaması haklı değildir.
Eve dön ihtarının tebliğinden önce, terk eden eşin geçimsizlik nedeniyle boşanma yasal süreci açması halinde ayrı yaşama ve ortak konuta dönmeme hakkı doğar.
Eşine eve dön ihtarında bulunduğu halde, ihtar sonrasında tanıklara “eve gelmen birşeyi değiştirmez” beyanında bulunulması, ihtarda samimi olunmadığı anlamına gelir. Çocuğun nesebinden şüphelendiğini bildirerek test yapılmasını ve çocuğun alınmasını istemek ihtarda samimi olunmadığını gösterir.
Yine eve dön ihtarını sinirle çektiğini açıklamak, ihtarın samimi olmadığı sonucunu doğurur.
Eve dön ihtarının gönderilmesinden uzunca bir süre sonra yasal aşama açılması, ihtarın samimi olmadığı sonucunu doğurur.
Eve dön ihtarı çeken eşin karşı cinsle yaşamaya devam etmesi, ihtarın samimi olmadığını gösterir. Eşinin hastalığıyla ilgilenmeyerek ailesinin yanına dönmesine neden olan eşin eve dön ihtarı samimi sayılmaz.