Hukuk sistemimizde her yasal sürecin kendine has usul kuralları ve süreleri bulunmaktadır. Bu yazımızda konuya dair en çok merak edilen noktaları ele alacağız.

7. Hukuk Dairesi 2024/417 E., 2024/5503 K.

    "İçtihat Metni"


    MAHKEMESİ: Bölge Adliye Yargı Makamı 1. Hukuk Dairesi
    SAYISI: 2023/1097 E., 2023/1497 K.
    DAVACILAR:...

    Vd. Avukati Avukat...
    DAVALILAR:... Vd. Avukatleri Avukat...
    YASAL AŞAMA TARİHİ: 30.09.2021
    HÜKÜM: İstinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Yargı Makamı kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak davanın reddine
    İLK DERECE MAHKEMESİ:...1.

    Asliye Hukuk Yargı Makamı
    SAYISI: 2021/353 E., 2022/325 K.

    Bölge Adliye Yargı Makamı hükmü davacılar avukati vasıtasıyla temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz koşulu ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne hüküm verildikten ve Tetkik Hâkimi vasıtasıyla hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. YASAL AŞAMA
    Davacılar avukati yasal aşama dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi...... Ile davalıların murisi... Arasında 04.09.1991 tarihinde...

    Noterliği’nde 4912 yevmiye numarası ile Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşmeye göre; davalılar murisi...'ın, Gelibolu Mevkii, 173 ada, 34 parselde kayıtlı taşınmaz üzerine bina inşa etmesi için 1 dönüm araziyi gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinde adı geçen......’a 10.000,00 TL bedel mukabilinde satmayı vaad ettiğini, davalının sözleşmenin devamında “bu satış vaadi sözleşmesi benim ve varislerimin ölümünden sonra dahi geçerli olup mirasçılarımızı ilzam eder” kayıt ve şartını da hüküm altına aldığını, sözleşmede kararlaştırılan bedelin tamamının ödendiğini ve taşınmazın fiilen kullanılmaya başlandığını, mezkur taşınmazın müvekkillerinin murisi ve müvekkilleri vasıtasıyla kullanıldığını, davalılar vasıtasıyla herhangi bir müdahalede bulunulmadığını, halen de kullanılmaya devam edildiğini, ancak davalıların bu zamana kadar taşınmazın ferağı ile tescil işlemlerini yapmadıklarını, açıklanan nedenlerle 04.09.1991 tarih, 4912 yevmiye No. lu gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayanarak müvekkillerinin zilyetliğinde bulunan, davalılar adına kayıtlı, 173 ada, 34 parsel sayılı taşınmazın, tapu iptali ve ferağa icbar istemi ile mirastaki hisseleri oranında müvekkilleri adına tesciline, bu talepleri kabul edilmediği takdirde; sözleşmede belirtilen taşınmazın bugünkü rayiç bedelinin tespiti ile şimdilik 10.000,00 TL’nin davalılardan tahsili ile mirastaki hisseleri oranında yasal aşama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine hüküm verilmesi talep edilmiştir.

    II. CEVAP
    Bir kısım davalılar avukati cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, davacıların daha önce anılan sözleşme ile ilgili müvekkillerinden tescil veyahut bedel iadesi ile ilgili herhangi bir talepte bulunmamaları sebebiyle, sözleşmenin zamanaşımına uğradığını, bu nedenle zamanaşımı itirazında bulunduklarını, bahsedilen satış vaadi sözleşmesinin davacılar murisi...... Ve tarafların ortak murisi... Vasıtasıyla akdedildiğini, sözleşmenin taraflarının ölümü ile sözleşmenin sona erdiğini, bu nedenle davaya husumet itirazlarının bulunduğunu, taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin geçerlilik şartlarından birisinin de devri vaad edilen taşınmazın belirli ya da belirlenebilir olması olduğunu, yasal aşama konusu taşınmazın 17 dönümlük bir taşınmaz olduğunu, talep edilen bir dönümlük kısmın neye göre tespit edileceğinin belirsiz olduğunu, bu nedenle sözleşmenin ifa olanağının mevcut olmadığını, taşınmaz üzerinde bahsi geçen bina tek başına......'a ait olmayıp, birinci katın davalı...'ın kızı...

    Ve diğer davalı...'ya ait olduğunu, taşınmaz üzerindeki binanın yapılması ve davacıların kullanımına müsaade edilmesinin, bahsi geçen satış vaadi sözleşmesi ile herhangi bir bağlantısının olmadığını, davacıların murisi......’ın, sözleşmenin diğer tarafı...'ın torunu olduğunu, aralarında alım satıma ilişkin herhangi bir para alışverişi olmadığını, davacıların murisi ve sözleşmenin tarafı......'ın çok yakın bir tarihte vefat ettiğini, bahsi geçen sözleşmenin gerçek bir satış vaadi sözleşmesi olmaması sebebiyle, 1991 yılından bu yana...... Vasıtasıyla sözleşmenin yerine getirilmesine yönelik herhangi bir talepte bulunulmadığını,......'ın iradesinin taşınmaz satın alımına yönelik olmadığını, taşınmazın hak sahiplerinin kimler olduğunun hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde belli olduğunu, bu nedenle açılan davanın reddine hüküm verilmesini talep etmiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen hükmünde özetle; tüm dosya kapsamı, yapılan keşif, hükme esas alınan bilirkişi raporu, tanık, mahalli bilirkişi beyanları, tapu kayıtları, noterlik belgeleri, davaya konu sözleşme, davalının sözleşmede imzasının olması ve bedeli aldığını ikrar etmesi, zilyetliğin devredilmiş olması hususları mevzuat ve yargı kararlarıyla bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davanın kabulü ile...ili,...ilçesi, Yeniköy Mahallesi, 173 ada, 34 parsel sayılı taşınmazın 15.03.2022 günlü fen bilirkişi raporu ve ekinde mavi renkle gösterilen 1 dönümlük kısmının ve üzerindeki A harfi ile gösterilen yapının, davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile 8. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/314 Esas, 2021/240 Hüküm sayılı ilamındaki davacıların payları oranında adlarına tesciline hüküm verilmiştir.

    IV.

    İSTİNAF
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen hükmüne karşı süresi içinde bir kısım davalı avukati vasıtasıyla istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla elbirliği ortaklığında terekeye dahil bir hak ile ilgili tereke ortağı dışındaki bir kişiye karşı yasal aşama dışı ortaklar bulunması halinde pay oranında yasal aşama açılamayacağı gerekçesi ile istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Yargı Makamı kararının kaldırılmasına, yeni hüküm kurularak davanın usulden reddine hüküm verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Sebepleri
    A. Tarafların murisleri arasında düzenleme şeklinde satış vaadi sözleşmesi bulunduğunu, davacıların bu sözleşmeye istinaden 30 yıldır taşınmazın kendilerine ayrılan kısmını kullandıklarını,
    B.

    Yasal Aşama dışı mirasçının davaya dahil edilmesi için taraflarına süre verilmediğini,
    C. Davacıların kendi hak ve talepleri adına yasal aşama açtıklarını, yasal aşama dışı mirasçının davaya katılmak istemediğini, belirtilen nedenlerle usul ve yasaya aykırı olarak verilen Bölge Adliye Yargı Makamı kararının bozulmasını talep etmiştir.

    B. Değerlendirme ve Gerekçe
    Itilaf; satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

    Murisin ölüm tarihi itibariyle terekesi Türk Medeni Kanunu'nun 701. Maddesi gereğince el birliği mülkiyeti hükümlerine tabidir.

    El birliği halinde mülkiyet hükümlerine tabi bulunan bir terekede, terekeye ilişkin tüm tasarruf işlemlerinin Türk Medeni Kanunu'nun 640. Ve 702. Maddeleri uyarınca tüm mirasçılar vasıtasıyla birlikte yapılması mecburi olup tasarrufi işlem niteliğindeki davanın da terekeye karşı üçüncü kişi konumundaki kişiye yönelik olarak tüm mirasçılar vasıtasıyla birlikte açılması gerekir. Bir mirasçının, özellikle acele hallerde miras şirketinin menfaatini korumak için bütün mirasçılar adına yalnız başına yasal aşama açması mümkün ise de bu şekilde açılan bir yasal aşama tüm mirasçıların katılımı sağlanmadan yürütülemez.

    Bu halde, diğer mirasçıların muvafakatlerinin alınması ya da terekeye atanarak temsilci aracılığıyla davanın yürütülmesi mecburidir.

    Somut olayda; dosyada mevcut 06.04.2021 günlü veraset ilamına göre muris...'nin davacılar dışında... Adlı bir mirasçısının daha bulunduğu görünmektedir.

    Hal böyle olunca; davacıların, davayı tereke adına açtığının kabulü ile diğer el birliği mirasçılarının muvafakatinin alınması, bu mümkün olmaz ise terekeye temsilci atanarak davaya devam edilmesi gerekirken sıfat yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine hüküm verilmesi doğru görülmemiş, Bölge Adliye Yargı Makamı vasıtasıyla verilen hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

    VI. HÜKÜM
    Açıklanan sebeplerle;
    Temyiz olunan Bölge Adliye Yargı Makamı kararının BOZULMASINA,

    Peşin alınan temyiz hüküm harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

    Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

    05.12.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla hüküm verildi.

    (Karşı oy)


    K A R Ş I O Y
    Yasal Aşama, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde ödenek istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin hükmü Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılarak; elbirliği ortaklarının üçüncü kişiye karşı payı oranında yasal aşama açamayacağı gerekçesi ile davanın usulden reddine hüküm verilmiş, kararın davacılar vasıtasıyla temyizi üzerine hüküm sayın çoğunluk vasıtasıyla bozulmuştur.
    TMK'nın 599 uncu maddesi hükmü uyarınca miras; murisin ölümüyle ve terekenin açılmasıyla mirasçılarına geçer ve mirasçılar terekedeki mallar (menkul- gayrimenkul) üzerinde bu tarih itibariyle hak sahibi olurlar.
    TMK'nın “Miras ortaklığı” başlıklı 640. Maddesinde de;
    “Birden çok mirasçı bulunması halinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir.
    Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler.
    Mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh yargı makamı, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir.
    Mirasçılardan her biri, terekedeki hakların korunmasını isteyebilir.

    Sağlanan korumadan mirasçıların hepsi yararlanır…” hükmü düzenlenmiştir.
    Tereke (miras ortaklığı) TMK'nın 701 ve devam eden maddeleri uyarınca elbirliği (iştirak) mülkiyetine tâbidir. Elbirliği mülkiyeti, yasa veya yasada gösterilen sözleşmeler uyarınca, aralarında ortaklık bağı bulunan kişilerin, bu ortaklık nedeniyle bir mala veya hakka birlikte malik olmaları durumudur. TMK'nın 701-703 üncü maddelerinde düzenlenen bu tür mülkiyetin (ortaklığın) tüzel kişiliği olmadığı gibi ortaklardan her birinin doğrudan doğruya bir hakkı da bulunmamaktadır. Mülkiyet, bir bütün olarak ortakların hepsine aittir.

    Başka bir deyişle, ortaklık tasfiye ile sona erinceye kadar ortaklardan her birinin ayrı bir mal veya hakkı olmayıp, hak sahibi ortaklıktır. Elbirliği (iştirak) halinde mülkiyet türünde malikler, mülkiyet payları ayrılmadığından paydaş değil, ortaktır. Bu ilke TMK'nın 701 inci maddesinde “... Kanun ve kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir." İddiaya konu mamelekin tereke malı olmadığını ispat etmek külfeti ise TMK’nın 6 ncı maddesi uyarınca iddia edene yüklenmiştir.
    TMK'nın 702/2 nci maddesi, “Kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle hüküm vermeleri gerekir” hükmünü taşımaktadır.

    Ne var ki bu kural, uygulamada yumuşatılarak, Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 11.10.1982 günlü ve 1982/3-2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararıyla, bir ortağın tek başına yasal aşama açabileceği; ancak, davaya devam edebilmesi için öteki ortakların olurlarının alınması veya miras şirketine atanacak temsilci aracılığıyla davanın sürdürülmesi gerektiği kabul edilmiştir.
    TMK'nın 702/2 nci maddesinde sözü edilen terekeye ait haklar üzerinde tasarruf söz konusu ise, ortakların oybirliği ile hüküm vermeleri maddenin açık hükmü gereği olduğundan, tasarruf işlemi niteliğindeki tapu iptali ve tescil davasının tüm mirasçılar vasıtasıyla birlikte açılması veya terekeye temsilci atanması ve bu yolla davanın yürütülmesi gerekir. Bir mirasçı tüm mirasçılar adına tek başına yasal aşama açabilirse de, böyle bir davayı yalnız başına yürütemez. Bu vaziyette davanın hemen reddedilmeyip, diğer mirasçıların davaya katılımlarının veya muvafakatlerinin sağlanması ya da terekeye temsilci atanması için davacıya uygun süre verilmesi gerekmektedir. Ne var ki, yasal aşama halefiyet esasına göre tereke adına değil de kendi miras payı için açılmış ise tüm mirasçıların onayının alınmasına gerek bulunmamaktadır.

    Bir ya da bir kısım mirasçı terekeye ait bir mal veya alacaktan yalnız kendi payına düşen kısım için yalnız kendi adına yasal aşama açarsa, bu yasal aşama dinlenemeyecektir. Böyle bir yasal aşama diğer mirasçıların paylarını kapsamadığından ve aynı zamanda onlar adına da açılmadığından, davaya diğer mirasçıların katılmasına (icazet vermesine) imkan yoktur. Başka bir ifadeyle, öteki mirasçıların davaya katılmalarının sağlanması veya yöntemine uygun biçimde muvafakatlerinin alınması, ya da miras ortaklığına bir mümessil tayin edilerek onun huzuru ile davaya devam edilmesi mümkün değildir ve davanın reddi gerekir. Aynı nedenle, tereke temsilcisi de, bir mirasçının yalnız kendi payı için açmış olduğu davaya icazet verip davayı devam ettiremez.

    Yargıtayın yerleşik uygulaması ve öğretinin görüşü bu yöndedir (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı 2001, C.1, s. 984 vd). (aynı yönde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun (HGK) 16.03.2021 günlü ve 2017/16-465 E., 2021/262 K. Sayılı hükmü).
    Somut olayda, satış vaadi sözleşmesinin tarafının ölümü üzerine mirasçılarından bir kısmının payları oranında mirasçı olmayan kişiye karşı yasal aşama açtığı görülmektedir. Böyle bir davada, diğer elbirliği ortaklarının muvafakatlarının alınması ya da terekeye temsilci atanarak onun vasıtasıyla takip edilmesinin sağlanması yönünde yargı merciine bir görev yüklenemez.

    Aksi düşünce, yukarıda açıklanan yasa hükümlerine, HMK'nın 25 inci maddesindeki taraflarca getirilme ilkesine, yine 26 ıncı maddesindeki taleple bağlılık ilkesine ve istikrar kazanmış Yargıtay içtihatlarına uygun düşmemektedir.
    Açıklanan gerekçelerle Bölge Adliye Yargı Makamı kararının onanması gerektiği kanaatinde olduğum için sayın çoğunluğun bozma yönündeki aksi kanaatine katılmıyorum.

    Yasal itilaflar hak kayıplarına yol açabileceğinden, davaların uzman bir en uygun çözüm yollarını sunacaktır.