Güncel yasal düzenlemeler ve yargı kararları ışığında yasal süreçlerin işleyişini bilmek, haklarınızı korumak adına oldukça önemlidir. İşte konu hakkında bilinmesi gerekenler:

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Yargı Mercii kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı vasıtasıyla istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, yasal aşama dosyası için Tetkik Hakimi vasıtasıyla düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: HÜKÜMBorçlu avukati şikayetinde; icra emrinde talep edilen alacağın... Aile Mahkemesi'nin... Sayılı dosyasının...

Günlü duruşmasında verilen tedbir Nafakası ara hükmüne ilişkin olduğunu, ancak bu ara kararının ilamlı icra takibine konu edilmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek takibin iptaline hüküm verilmesini talep etmiştir. Tedbir ara kararının yargı mercii vasıtasıyla verildiği; Mahkemece tedbir nafakasının istenebilmesi için kesinleşmesi gerekmediği, icra dosyasında borcun ödendiğine dair bir delil bulunmadığı gerekçesiyle şikayet reddedilmiş, hüküm borçlu avukatince temyiz olunmuştur. İİK'nun 38. Maddesinde, ilam mahiyetini haiz belgeler “Mahkeme huzurunda yapılan sulhler, kabuller ve para borç ikrarına havi resen tanzim edilen noter senetleri ve temyiz kefaletnameleri ile icra dairesindeki kefaletler” olarak sayılmış olup bu düzenlemede yargı mercii ara kararları ve kısa kararlarının ilam niteliğinde olduğu belirtilmemiştir.

Ayrıca ara kararları İİK'nun 68. Maddesindeki belgelerden olduğundan ve kararın bütününü ihtiva ettiğinden genel haciz yolu ile takibe konulması mümkün ise de, davanın sonunda verilen ve tefhim edilen kısa hüküm gerekçeli kararla bütünlük arz edeceğinden müstakilen ilamsız takip yolu ile veya ilamların icrası yolu ile müstakilen infaz edilemez. Mahkemece takip tarihindeki vaziyet ve dayanak belge nazara alınarak, kısa karara dayalı olarak ilamların icrası yolu ile takip başlatılmayacağı ve icra emri gönderilemeyeceği yönündeki borçlu şikayetinin kabulü ile, icra emrinin iptaline hüküm verilmesi yerine, yazılı gerekçeyle reddi yönünde hüküm kurulması isabetsizdir.

SONUÇ:

Borçlu avukatinin temyiz itirazlarının kabulü ile yargı mercii kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. nun 366 ve HUMK. nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. Maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde hüküm düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 28.03.2016 tarihinde oybirliğiyle hüküm verildi.

Her yasal vaziyet kendi içinde özel değerlendirmeler gerektirir.

Olası itilaflarda herhangi bir hak kaybına uğramamak adına yasal sürecin uzman bir hukukçu ile yürütülmesi faydalı olacaktır.