TCK 64, kovuşturma aşamasına geçildikten sonra sanığın ölmesi halinde ceza davasında verilecek hükmü, güvenlik tedbiri olarak müsadereyi, hüküm kesinleştikten sonra hükümlünün cezasına ne olacağını, yine müsadere ve yargılama giderleri hakkında hangi kuralın uygulanacağını belirlemektedir. Yazıda konuyu detaylıca açıklayan bir Yargıtay Ceza Genel Kurulu hükmüne da yer verilmiştir.
Türk Ceza Kanununun Dördüncü Bölümü, “Dava ve Cezanın Düşürülmesi” başlığını taşımaktadır. Bölümün ilk maddesi olan TCK madde 64 sanığın veya hükümlünün ölümü halinde ne türde hükümler verilebileceğini belirlemektedir. Madde il kfırkada sanığın, ikinci fıkrada hükümlünün ölümü hallerini düzenlemiştir.
TCK 64 ile düzenlenmeyen bir vaziyet, soruşturma aşamasında şüphelinin ölmesidir.
Bu halde Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) madde 172 uyarınca, kovuşturma olanağının bulunmaması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına hüküm verilecektir.
Sanıktan söz edebilmek için açılmış bir kovuşturmanın başlamış olması gerekir. TCK 64/1, açılmış bir kamu yasal süreci bulunurken sanığın ölmesi halinde davanın düşürülmesine hüküm verileceğine hükmetmektedir. Yani cumhuriyet savcısının düzenlediği iddianamenin kabul edildiği andan sonra üzerinde suç isnadı bulunan kişinin(sanık) ölmesi halinde yargı mercii düşme hükmü verecektir. Düşme hükmü CMK madde 223/8’de kendini göstermektedir.
Madde, TCK 64/1’e uygun olarak “Türk Ceza Yasasında öngörülen düşme sebeplerinin varlığı … hallerinde, davanın düşmesine hüküm verilir.” demektedir.
Kamu davasının düşmesine hüküm verilir çünkü suç ve ceza şahsidir. Sanığın ölümünden sonra mahkumiyete hüküm vermenin bir anlamı olmayacaktır. Verilen cezayı çekecek kimse kalmamıştır. Eğer davada birden fazla sanık varsa, ölen sanıkla ilgili olarak düşme hükmü verilse de diğer sanıklar için yasal aşama devam eder.
TCK madde 64/1 ayrıca sanığın ölmesi halinde müsadere kurumunun uygulanıp uygulanmayacağını da belirlemektedir.
Buna göre müsaderede konu olabilecek eşya veya maddi menfaatler varsa, bunlarla ilgili olarak kamu davasına devam olunup, bunların müsaderesine hüküm verilecektir. TCK madde 54 – Eşya Müsaderesi (Zoralım)maddede doğru olarak kullanılmış ancak kazanç müsaderesi yerine “maddi menfaatler” denmiştir. Maddi menfaatler sözü ile neyin kastedildiğini TCK 64 gerekçesinden anlamak mümkündür. Gerekçeye göre maddi menfaatler sözü ile kastedilen, TCK madde 55 – Kazanç Müsaderesidir.
TCK madde 64/2 hükümlünün ölümü halini düzenlemektedir.
Maddeye göre hükümlünün ölümü halinde hapis ve henüz infaz edilmemiş para cezası ortadan kaldırılır. Yine cezanın şahsiliği ilkesi gereği verilmiş cezanın başka birine çektirilmesini beklemek mümkün değildir. Yasa koyucu da bunu göz önünde bulundurarak cezaları ortadan kaldırmaktadır. Ancak evvelden ödenmiş bir adli para cezası varsa, bu para mirasçılara ya da başkasına iade edilmez.
TCK 64/2 de yine müsadereye ilişkin bir hüküm varsa bunun infaz edileceğini belirlemektedir.
Eğer ölen hükümlü aleyhine yargılama giderinin tahsiline yönelik kesinleşmiş bir hüküm varsa, bu hükmün de infazına devam edilir. Zira burada bir para borcu vardır ve mirasbırakan sıfatı taşıyan hükümlünün mirasından tahsil etmek mümkündür.
Sanığın veya hükümlünün ölümü
Madde 64-(1) Sanığın ölümü halinde kamu davasının düşürülmesine hüküm verilir. Ancak, niteliği itibarıyla müsadereye tabi eşya ve maddi menfaatler hakkında davaya devam olunarak bunların müsaderesine hükmolunabilir.
(2) Hükümlünün ölümü, hapis ve henüz infaz edilmemiş adlî para cezalarını ortadan kaldırır. Ancak, müsadereye ve yargılama giderlerine ilişkin olup ölümden önce kesinleşmiş bulunan hüküm, infaz olunur.
“..Kamu yasal süreci açılmadan önce şüphelinin ölmesi hâlinde kovuşturma imkânının bulunmaması nedeniyle “kovuşturmaya yer olmadığına”, kamu yasal süreci açıldıktan sonra sanığın ölmesi hâlinde ise yerel mahkemece “davanın düşmesine” hüküm verilecektir.
Ölümün ceza ilişkisini sadece ölen kişi bakımından sona erdirmesi nedeniyle iştirak hâlinde işlenen suçlarda diğer sanıklar hakkında davaya devam edilecek, sanığın ölümü, niteliği itibarıyla müsadereye tabi olan eşya ve maddi menfaatler hakkında davaya devam olunarak müsadere hükmü verilmesine engel olmayacaktır. Sanığın ölümü ceza ve infaz ilişkisini düşürürken, hakkındaki mahkûmiyet hükmü kesinleşmiş olan hükümlünün ölümü sadece hapis ve henüz infaz edilmemiş adli para cezalarının infaz ilişkisini ortadan kaldıracaktır. Buna bağlı olarak,Ölümden önce tahsil edilmiş olan para cezaları mirasçılara iade edilmeyecek, buna karşın tahsil edilmemiş bulunan para cezaları mirasçılardan istenmeyecek, bunun yanında müsadereye ve yargılama giderine ilişkin hükümler ölümden önce kesinleşmiş olmak kaydıyla infaz olunacaktır.
Görüldüğü gibi, suç teşkil eden bir fiilin işlenmesiyle fail ile devlet arasında doğan ceza ilişkisi, bu fiili işleyen sanığın ya da hükümlünün ölümüyle cezaların şahsiliği ilkesi nedeniyle başkası sorumlu tutulamayacağından düşmektedir. Ölüm, bir vakıa olan suçu ortadan kaldırmayacak, suçtan sorumlu tutulacak kişi olmadığından, devletin suçla birlikte ortaya çıkan cezalandırma sorumluluk ve yetkisini sona erdirecektir.
Temyiz aşamasında sanığın öldüğüne ilişkin bir iddianın ortaya çıkması ya da UYAP ( Ulusal Yargı Ağı Projesi ) bilişim sistemi vasıtasıyla alınan güncel nüfus kaydında öldüğü bilgisinin yer alması gibi hâllerde, ölümün kamu davasının düşmesini gerektiren bir neden olduğu göz önüne alınarak, ölüm nedeniyle düşme kararının temyiz mercisince dosya üzerinde yapılan inceleme sırasında verilmesi yerine, ölüm bilgisi nedeniyle diğer yönleri incelenmeyen hükmün bozulması veYerel mahkemece mahallinde yapılan araştırma sonucunda sanığın öldüğünün kesin olarak saptanmasından sonra düşme hükmü verilmesi daha isabetli olacaktır.”Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2018/7-163 E. 2020/235 K. 28.5.2020
Sanık ölürse davanın düşmesine hüküm verilir ancak müsadere söz konusu olabilecekse davaya bu yönüyle devam edilir.
Hükümlünün ölmesi, infazı gerçekleşmemiş cezayı ortadan kaldırır ancak infaz edilmiş adli para cezasının iadesine sebep olmaz.
Mirasçılar bu parayı isteyemezler.
Avukatlık büromuzda boşanma yasal süreci, işçi alacağı davaları, ceza hukuku, miras ve icra hukuku alanındaki davaların takiplerini yürütmekteyiz.,,,,,,,, Foça,,, Balçova, Narlıdere, Güzelbahçe,,, Seferihisar ve diğer ilçelerdeki yasal süreçler ve yasal danışmanlık meseleleri çalışma alanlarımız arasında yer almaktadır.
©