ÇELİK ÇELİK

1- Genel olarak
Türk hukukunda ödenek, Türk Lirası cinsinden “para” olarak değerlendirilmekte; desteğin veya zarar görenin ücret ve kazançları yabancı para cinsinden ise, hesaplamada Türk Lirasına çevrilmektedir. Haksız eylemden zarar gören kişilerin bir işleri ve kazançları varsa, bu kazançların olay tarihinden rapor tarihine kadar yıllara ve dönemlere göre “bilinen” tüm artış miktarları “işlemiş” zarar hesabına esas tutulacak; geleceğe yönelik “işleyecek” dönem zararları için, en son bilinen kazanç tutarı birim alınarak her yıl için belli bir oranda artırılacaktır.
Bir işi ve kazancı olmayanların ödeneği, asgari ücretler üzerinden hesaplanacak; gene olay tarihinden rapor tarihine kadar yürürlüğe girmiş olan tüm asgari ücretler “işlemiş” zarar hesabına esas alınacak; “işleyecek dönem” zararları da, en son yürürlüğe giren asgari ücretin her yıl belli bir oranda artırılması suretiyle hesaplanacaktır.

Destekten yoksun kalma ödeneği hesabında, parasal yardım söz konusu ise, desteğin işi ve kazancı üzerinden değerlendirme yapılacak; eğer yaşasaydı olay (ölüm) tarihinden rapor tarihine kadar yıllara göre ne kadar bir kazanç elde edebileceği, ya ilgili meslek kuruluşundan sorulacak, ya da meslek kuruluşu bilgi veremiyorsa, olay tarihindeki kazancının asgari ücretin kaç katı olduğu saptanıp, bulunan katsayı dönemlere göre asgari ücret artışlarına uygulanarak “işlemiş” zarar hesabı yapılacaktır.

Eğer desteklik, para yardımı biçiminde değil de “yardım ve faaliyet” ederek gerçekleşmişse, ödenek hesabı asgari ücretler üzerinden yapılacaktır.

Henüz bir işi ve kazancı olmamakla birlikte, ilerde hangi mesleği yapacağı bilinen ve halen öğretim görmekte olan kişilerin ödeneği, okullarını bitirdiklerinde alabilecekleri ücret üzerinden hesaplanacak; bunun için ilgili meslek kuruluşundan yeni işe başlayan bir kimsenin alabileceği ücret sorulup, ileriye doğru belli bir oranda artırılmak suretiyle ödenek hesabına esas kazançlar belirlenecektir.

2- Ödenek hesaplarına esas alınacak veya alınamayacak “parasal” değerler
A) Ölümlerde destekten yoksunluğun “parasal” değerlendirmesi yapılırken, desteğin bir işi, işyeri ve mesleği varsa, çalışarak “beden ve beyin gücüyle” elde ettiği kazançlar üzerinden ödenek hesaplanacak; desteğin o güne kadarki birikimlerinin ürünü olan “gelirler” hesaba alınmayacaktır. Daha açık bir anlatımla, desteğin mirası, taşınır taşınmaz malvarlıklarından elde edilen gelirler, şirket kâr payları, banka hesapları ve kıymetli evrak gelirleri, hayat ve kaza sigortasından alınan paralar, emekli aylığı vb. Gibi durağan gelir ve kazanımlar ödenek hesabına katılmayacaktır.

Örneğin, desteğin bir şirketi varsa ve onu yönettiği sırada ölmüşse, şirket ve kâr payları mirasçılara kalacağından, ödenek hesabının ölçüsü yalnızca desteğin o şirkete “bedensel ve düşünsel katkısı” olacak; destek yerine aynı işi bir başkasının yapması hâlinde ona verilecek ücret, işleyecek dönem zarar hesabına esas alınacaktır.

B) Bedensel zarara uğrayan kişilerin ödeneği hesaplanırken de, o güne kadarki para ile ölçülebilen birikimleri ve bunlardan gelen gelirler ödenek hesabına katılmayacak, beden ve beyin gücüyle elde etmekte oldukları kazançlar ödenek hesabının ölçüsü olacaktır. Örneğin, beden gücünü yitiren kişinin kira gelirleri varsa, bunlar çalışarak ve güç harcayarak elde edilen kazançlardan olmadığından ödenek hesabına esas alınmayacaktır. Bunun gibi, çalışmayan ve gelirleriyle geçinen zengin bir kimsenin güç kaybı ödeneği yasal asgari ücretler üzerinden hesaplanacak; bu hesaplamada kira gelirleri, banka faiz gelirleri, şirket kâr payları vb. Hesaba katılmayacaktır.

C) Bir işverene bağlı olarak çalışan işçilerin ödenek hesabına esas ücretleri belirlenirken, bir yıl içinde para ile ölçülebilen ve süreklilik taşıyan tüm ödemelerin toplamı alınacak; fazla çalışma, özendirme primi, yolluk gibi süreklilik taşımayan ödemeler hesaba katılmayacaktır.

3- Kazanç belirlemede dikkate alınacak hususlar
A) Çalışanlar yönünden ödenek hesabına esas kazançlar belirlenirken,“gerçek kazanç” araştırılacak; ücret bordroları, vergi bildirimleri, ticari defterler gerçeği yansıtmıyorsa, bunlar dikkate alınmayacaktır.

O kadar ki, işçi ücret bordrolarını koşulsuz imzalamış bulunsa dahi, nitelikli işçi ise, yaptığı işin özelliğine, kıdemine ve ustalık derecesine göre gerçek kazancı araştırılıp ödenek hesabı ona göre yapılacaktır. Tüm resmi belgelerde, yazılı sözleşmelerde, sigorta hesap cetvellerinde, vizite kağıtlarında, müfettiş raporlarında yer alan ücretler, eğer gerçeği yansıtmıyorsa, aksinin kanıtlanması hâlinde geçersiz sayılacaktır.

B) Tüccar ve sanayiciler ile serbest meslek sahiplerinin vergi bildirimlerini düşük göstermeleri hâlinde da, gerçek kazançları araştırılacaktır. Yargıtay’ın yerleşik kararlarına göre, vergi kamu düzeniyle ilgili olup, kişinin gelirini düşük göstermesi ve gerçeğe aykırı bildirimde bulunması vergi mevzuatını ilgilendirir; kazanç kaybının hesaplanmasında esas alınamaz. Gerçek zarar saptanarak hüküm altına alınmalıdır. (Örnek: 11.

HD.27.06.1986, 170-1983) Kazanç kaybının tespitinde, davacının vergi beyannamesi esas alınamaz. Gerçek zararın ne olduğu araştırılmalıdır. (11. HD.09.02.1984,306-653) Mahkemece, zarar hesabına esas alınacak kazanç, vergi kayıtlarıyla bağlı kalmaksızın, tanık ifadeleri de dikkate alınarak tayin ve tespit edilmelidir. (19. HD.09.03.1995, E.1994/7459 K.1995/2055)

C) Ahlâka aykırı olmamak koşuluyla, kayıt dışı ve çeşitli yollardan elde edilen kazançlar da, kanıtlanmak koşuluyla ödenek hesabına esas alınabilir.

Örneğin, izinsiz çalışan sokak satıcıları elde ettikleri kazançları kanıtlayabilirlerse, ödenek hesabı bu kazançlar üzerinden yapılır.

D) Ev hizmetlerinde çalışan, evlere temizliğe giden kadınların ödenek hesabına esas kazançları da tanık dinletilerek kanıtlanabilir. Yeter ki, bu tür iddialar düzmece olmasın ve yöntemince kanıtlanabilsin.

4- Destekten yoksunlukta “parasal” ölçü
Destekliğin parasal olması koşul değildir. Yardım ve faaliyet ederek de destek olunabilir. Örneğin, ev kadınlarının ev hizmetlerini yaparak aileye maddi destek sağladığı kabul edilmektedir.

Bunun gibi, evlâdın yaşlı anne ve babasını bakıp gözetmesi, koruyup kollaması, hastalıklarında veya ihtiyaç duyduklarında yardım ve hizmetlerine koşması destek sayılmak için yeterli görülmektedir. Eşler de yaşlılık günlerinde birbirlerine yardım ve faaliyet ederek destek olurlar. Son dönemde ülke çapında yapılan araştırmalarda, çocukların çok küçük yaşlardan başlayarak aileye türlü biçimlerde ekonomik katkı sağladıkları, anne ve babalarına yardım ve faaliyet ettikleri saptanmıştır.

Parasal desteklikte tazminatın ölçüsü, ya belli zamanlarda yapılan para yardımlarıdır ya da ölen desteğin beden ve beyin gücüyle çalışarak elde ettiği kazançlardan destek görenin payına düşmesi gereken miktardır. Buna “destek payı” denilmektedir.

Yardım ve faaliyet ederek desteklikte tazminatın ölçüsü yasal asgari ücretlerdir.

Bu bir asgari değer ölçüsüdür.
Yukarda belirttiğimiz bir hususu önemi nedeniyle bir daha yineleyelim ki, ölen destekten mirasçılarına kalan taşınır taşınmaz malvarlıkları, banka hesapları, hayat veya ferdi kaza sigortasından ödenen paralar, sosyal güvenlik kurumlarının (yeterli miktarda prim ödenmiş olmanın karşılığı) ölüm dalından bağladığı dul ve yetim aylıkları destek tazminatıyla ilişkilendirilmez ve ödenek hesabında dikkate alınmaz; bütün bu gelirler ve edinimler ödenek hesabının parasal ölçüsü olamaz. Bunun gerekçesi, eğer destek olan kişi, haksız ve hukuka aykırı bir olay sonucu değil de, normal ölümle ölmüş olsaydı, nasıl olsa mirasının ve haksız eylem dışı kazanımların mirasçılara kalacak olmasıdır.

Öte yandan, normal koşullarda elde edilen miras ve benzeri kazançlar tazminattan düşülerek veya destek tazminatının karşılığı sayılarak zarar sorumlularının bundan yararlandırılmaları ve ödenek ödemekten kurtarılmaları kabul edilemez. Bu konuda Yargıtay BGK 06.03.1978 gün 1/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Hükmü ile bugüne kadar düzenli ve tutarlı bir biçimde oluşturulan yerleşik kararların yanı sıra, 6098 sayılı yeni Türk Borçlar Kanunu’nun 55. maddesi bu konuya kesin bir açıklık getirmiştir.

5- Bedensel zararlarda “parasal” ölçü
Haksız ve hukuka aykırı eylem sonucu sakat kalan kişinin kazançlarında bir azalma olmasa bile, aynı kazancı elde ederken sakatlığı oranında zorlanacak olması nedeniyle “gerçek kazançları” üzerinden “güç kaybı ödeneği” hesaplanacaktır.
Bir işi ve kazancı olmayan kişilerin “güç kaybı ödeneği”, yasal asgari ücretler üzerinden hesaplanmaktadır.

Copyright © - Çelik Çelik - Araştırma ve İnceleme, Her hakkı saklıdır.:Site Kullanım Şartları: Güvenlik ve Gizlilik Politikası