I- TEMEL İLKELER
Yasa hükümleri çerçevesinde oluşturulan Yargıtay kararlarıyla, asgari ücretlerin uygulanma koşulları belirlenmiş ve bazı ilkeler ortaya çıkarılmıştır. Bu ilkelere göre:

1) Maddi ödenek hesapları yapılırken, en son bilinen ücret unsurla¬rının hesaplamada gözetilmesi gerektiğinden, hüküm gününe en yakın güne kadar yürürlüğe giren tüm asgari ücretlerin uygulan¬ması gerekir. Daha önce bir veya birkaç hesap raporu verilmiş olsa bile, yasal aşama bitinceye kadar yürürlüğe giren asgari ücretler için yeniden ek rapor alınması mecburidir.

2) Asgari ücret, kamu düzeni ile ilgili olduğundan, davanın her aşamasında uygulanması mecburidir. Bozmadan sonra dahi as¬gari ücretlerde artış olmuşsa, yeniden ödenek hesabı yapılması gerekir.

3) Yargıç, bir istek olmasa dahi, yargılamanın her aşamasında asgari ücret artışlarını doğrudan dikkate almakla yükümlüdür.

4) Davacı, bilirkişi raporuna itiraz etmemiş olsa dahi, sonra¬dan yürürlüğe giren asgari ücretlerin uygulanması kamu düzeni gereği ve mecburi olduğundan, davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşmaz.

5) Hüküm verilinceye kadar yürürlüğe giren yeni asgari ücretle¬rin uygulanması zorunluluğu nedeniyle, istemle bağlılık ve kazanılmış hak ilkeleri uygulanmaz.

6) Bozma kararından sonra asgari ücretlerde bir artış olmuşsa, bu artışların da hesaplamada gözönünde tutulması gerekir; ancak, davacının temyiz başvurusu yoksa, yeniden hesaplanacak ödenek tutarı önceki davadaki miktarı geçemez.

Aşağıda bu ilkelerle ilgili Yargıtay kararların¬dan örnekler verilmiştir.

II- ASGARİ ÜCRETLERİN UYGULANMA BİÇİMİ
Ödenek hesaplarında, olay gününden başlayarak hüküm veril¬mesine en yakın güne kadar bilinen kazanç unsurları üzerinden değer¬lendirme yapılır.

Bu uygulama "Gerçek belli iken varsayımlara daya¬nılamaz" kuralının gereğidir. Olay gününden, en son ücretin veya ka¬zançların belli olduğu güne kadar yapılan hesaplara "bilinen dönem kazançları" veya "işlemiş zarar hesabına esas kazançlar" denir. En son belli olan kazanç unsuru birim alınarak, geleceğe yönelik "işleyecek dönem zarar hesapları"nın ölçüsü olacak kazançlar belirlenir; bu ka¬zançlar her yıl için belli bir oranda artırılıp iskonto edilerek gelecekteki "işleyecek" zarar hesabı yapılır.
Açıklanan bu ödenek hesaplama yönteminde, eğer asgari ücret¬ler birim alınacaksa, haksız eylemin işlendiği olay gününden başlanarak, hüküm verilinceye kadar yürürlüğe konulan tüm asgari ücretler hesapla¬mada gözetilir. Asgari ücretler üzerinden ödenek hesaplamanın, diğer kazanç unsurlarından ayrı ve farklı bir uygulaması vardır ki, o da, asgari ücretler dışındaki kazançlara göre düzenlenen hesap raporuna (zarar gören) davacı itiraz etmezse, davalı yararına kazanılmış hak oluşur iken, asgari ücretler üzerinden düzenlenen hesap raporuna davacı itiraz et¬memiş olsa dahi, davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşmaz; yargıç, hüküm gününe kadar yürürlüğe giren tüm asgari ücretleri doğrudan doğruya dikkate alarak, duruşmanın her aşamasında, bilirkişiden (son asgari ücret unsurlarına göre) ek rapor istemek durumundadır.

Da¬hası, davacı, yargı mercii kararını temyiz etmemiş olsa ve Yargıtay'ca herhangi bir nedenle bozma hükmü verilmiş olsa dahi, bozmadan son¬raki yargılama aşamasında da (yeniden hüküm verilinceye kadar) yü¬rürlüğe girmiş olan asgari ücretler üzerinden yeni bir ödenek hesabı yapılacaktır. Şu kadar ki, davacının hükmü temyiz etmemiş olması nede¬niyle, bozmadan önceki kararda yer alan ödenek tutarı aşılmayacak, altına da inilmeyecektir.

III-YARGITAY KARARLARINDAN ÖRNEKLER

1- Asgari ücret kamu düzeniyle ilgili olup uygulanması mecburidir.

İşçinin taban ücretini saptayan en az ücret (asgari ücret) kamu düze¬niyle ilgili olup, bunun altındaki ücret geçerli olamaz.
(9. HD.12.01.1981, 13927-53)

Asgari ücretin uygulanması kamu düzeni ile ilgilidir, ihlali cezai yap¬tırımı gerektirir. Bu nedenle yasal aşama tarihinden sonra yürürlüğe giren asgari üc¬retin ödenek hesabına dahil edilmesi gerekir.

Usuli kazanılmış hak veya taleple bağlılık ilkelerine dayanılarak asgari ücretin uygulanmasını engelleyici şekilde hüküm kurulması mümkün değildir.
(10. HD.07.04.1977, 1976/6018 E. 2638 K.) (İKİD.1977/5530)

Kamu düzenine ilişkin asgari ücret artışlarının, kazanç kayıpları belirle¬nirken gözönünde tutulması yasal bir zorunluluktur.
(10. HD.17.02.1978, 1975/7937 E. 1081 K.) (İKİD.1978/1259)

Asgari ücretler kamu düzeni ile ilgilidir. İş Kanunu'nun 99.

Maddesi gereğince asgari ücret ödememek cezai yaptırımı gerektirir. Kamu düzenine ilişkin bu yönün mahkemece doğrudan doğruya gözönünde bulundurulması gerekir.
(10. HD.23.05.1978, 1977/4885 E. 1978/3929 K.) (İKİD.1978/1774)

Asgari ücret kamu düzeni ile ilgili olduğundan, yargıç bu durumu du¬ruşmanın her aşamasında kendiliğinden gözetmelidir.
(HGK.17.12.1997, 10-820 E. 1074 K.) (YKD.1998/4-493)

Kamu düzeni ile ilgili konularda usuli kazanılmış haktan söz edilemez.
(21. HD. 25.05.2000, 4100-4206)

Kamu düzeni ile ilgili konularda usuli kazanılmış haktan söz edilemez.

Bu nedenle bozmadan sonra asgari ücretlerde bir artış olmuşsa, bu artışların da hesaplamada gözönünde tutulması gerekir.
(21. HD.31.10.2000, 7119-7414)

Kamu düzeni ile ilgili konularda usuli kazanılmış hak oluşmaz. As¬gari ücret değişiklikleri kamu düzeni ile ilgili ve usuli kazanılmış hakkın istisnasıdır.
Yasal Aşama, iş kazası sonucu ölüm nedeniyle rücuen ödenek istemine ilişkin¬dir. Asgari ücretteki değişiklikler usuli kazanılmış hakkın istisnası niteliğinde olup, yargılamanın her aşamasında doğrudan dikkate alınmalıdır.

Çünkü kamu düzenini ilgilendiren hususlarda usuli kazanılmış haktan sözedilemez. Asgari ücret de kamu düzenini ilgilendiren kavramların başında gelir. Açıklanan ne¬denlerle yerel mahkemece zararlandırıcı sigorta olayına uğrayan işçinin veya haksahiplerinin gerçek kazançlarının hesaplanmasında hükme en yakın tarihteki asgari ücretin esas alınması gerekir.
(HGK.28.01.2004, E. 2004/10-24 - K.2004/47) (Yargı D., Kararlar, 2004/4-26)

2- Hüküm gününe kadar yürürlüğe giren tüm asgari ücretlerin hesaplamada gözetilmesi gerekir:

Maddi ödenek hesapları yapılırken, rapor tarihinde bilinen en son üc¬retlerin esas alınması gerekir.
(21. HD.21.01.1997, 162-86)

Maddi ödenek, yeni veriler ve asgari ücretteki artışlar gözönünde tutularak yeniden saptanmalı ve saptanan zarardan, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan katsayı ile haksahiplerinin gelirlerinde yapılan artışlar S.

S. Ku¬rumu'ndan sorularak, bildirilen miktar, hesaplanan zarardan indirilmelidir.
(21. HD.22.01.1997, 7224-187) (YKD. 1997/5-781)

Sigortalının tazminatının hesaplanmasında, hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan asgari ücret esas alınmalıdır. Asgari ücret kamu düzeniyle ilgili olduğundan bu hususta usuli kazanılmış haktan söz edilemeyeceği gibi, hakim bu durumu duruşmanın her aşamasında kendiliğinden gözetmelidir.
(HGK.17.12.1997, 10-820 E.1074 K. (YKD.1998/4-493)

Zararlandırıcı sigorta olayına uğrayan sigortalının açtığı ödenek yasal süreci hesabında, hüküm tarihine en yakın günlü asgari ücret esas alınır.

Öte yan¬dan, asgari ücret kamu düzenine yönelik olduğundan, hakim, bu hususu doğru¬dan gözönünde tutmakla yükümlüdür.
(21. HD.25.03.1996, 1631-1704) (YKD. 1997/4-579)

Davacı, iş kazası sonucu meslekte kazanma gücünde meydana istemiştir. Bu tür davalarda, geleceğe ilişkin zararın tespitinin de gerektiği açıktır. Bunun gelen kayıp oranı karşılığı oluşan maddi ve manevi zararının davalıya ödettiril¬mesine hüküm verilmesi için de bazı varsayımlara dayanma zorunluğu vardır.

Ne var ki, gerçek belli iken varsayımlara gidilemez. Davanın görülmesi sırasında asgari ücret yükselmiştir. Davacı, kamu düzeni ile ilgili bu hususu ileri sürerek maddi zararının bu asgari ücret gözönünde tutularak bulunmasını istemiştir ki, bu isteğin hukuksal olduğu kuşkusuzdur. Mahkemece, bu maddi ve yasal olgular gözönünde tutulmadan hüküm tarihinden önce yürürlüğe giren asgari ücrete göre maddi tazminatın hesabını öngörmeyen bilirkişi rapo¬runun hükme dayanak kılınmasında isabet yoktur.

Bu nedenle hüküm bozulma¬lıdır.
(10. HD.22.09.1977, 1976/8734-1977/5567)

Tazminatın belirlenmesinde, hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan verilerin nazara alınması gerektiği Yargıtay'ın oturmuş ve yerleşmiş gö¬rüşlerindendir. Başka bir anlatımla, hüküm tarihine en yakın tarihte yürürlüğe giren Toplu İş Sözleşmesi ile asgari ücreti gözönünde tutmak, bu hususlar kamu düzenine ilişkin olduğundan hakimin görevi gereği olduğu tartışmasızdır.
(21. HD. 28.11.2000, 8538-8519)

Tazminatın hesaplanmasında hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan asgari ücretin esas alınması mecburidir.

Öte yandan asgari ücret kamu düzenine yönelik olduğundan, hakim bu hususu doğrudan dikkate almakla yü¬kümlüdür.
(21. HD.12.05.1998, 3306-3473)

3- Yargıç, bir istek olmasa dahi, yargılamanın her aşamasında "asgari ücret artışlarını" doğrudan dikkate almakla yükümlüdür:

Asgari ücretteki artışlar kamu düzenine ilişkin olduğundan, davacı tara¬fından bu yön ileri sürülmese dahi, mahkemece doğrudan gözönünde tutulması gerekmektedir.
(21. HD.15.02.2000, 1077-1095)

Asgari ücret kamu düzenine yönelik olduğundan, hakim görevi gere¬ğince, bu hususu doğrudan gözönünde tutmakla yükümlüdür.
(21. HD.26.11.1998, 8222-8206)

Asgari ücret kamu düzenine yönelik olduğundan, hakim bu hususu doğ¬rudan dikkate almakla yükümlüdür.
(21.

HD.06.06.2002, 4702-5437)

Asgari ücret kamu düzeniyle ilgili olduğundan, bu hususta usuli kaza¬nılmış haktan sözedilemeyeceği gibi, hakim bu durumu duruşmanın her aşama¬sında kendiliğinden gözetmelidir.
(HGK.17.12.1997, 10-820 E. 1074 K.)

4- Davacı hesap raporuna itiraz etmemiş olsa dahi, davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşmaz ve sonradan yürürlüğe giren asgari ücretler hesaplamada gözetilir:
Asgari ücret, kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece doğrudan doğruya (kendiliğinden) gözönünde bulundurulması gerekir. Kamu düzeniyle ilgili hu¬suslarda kazanılmış usuli haktan sözedilemeyeceği gibi, HUMK'nun 74'üncü maddesinde öngörülen taleple bağlılık ilkesinden de, ücret bakımından söz etmeye yasal olanak yoktur.
(10. HD. 09.02.1978, 7628-795)

Usuli kazanılmış hak veya taleple bağlılık ilkelerine dayanılarak asgari ücretin uygulanmasını engelleyici şekilde hüküm kurulması mümkün değildir.
(10. HD.07.04.1977, 1976/6018 E. 2638 K.)

Kamu düzeni ile ilgili hususlarda kazanılmış usuli haktan söz edilemeye¬ceği gibi, istemle bağlılık ilkesinden de söz etmeye hukuksal olanak yoktur.

Burada istemle bağlılık sadece yasal aşama edilen toplam zarar miktarı için geçerlidir.
(10. HD.23.05.1978, 1977/4865 E.1978/3929 K.)

5- Bozma kararından sonra asgari ücretlerde bir artış olmuşsa, bu artışların da hesapta gözönünde tutulması gerekir; ancak, davacının temyiz başvurusu yoksa, yeniden hesaplanacak ödenek tutarı önceki davadaki miktarı geçemez:

Bozma kararından sonra işçi ücretlerinde bir artış olmuşsa, bu artışın da hesapta gözönünde tutulması gerekir. Bozmadan sonra meydana gelecek artış¬ları davacı önceden bilemeyeceğinden, davacının hükmü temyiz etmemesi karşı taraf yararına bu açıdan usuli kazanılmış hak doğurmaz. Ancak yapılacak he¬sapta, önceki hükmü davacı temyiz etmediğinden, maddi ödenek tutarı önceki karardaki miktarı geçemeyecektir.

Davalı yararına usuli kazanılmış hak, önceki karardaki miktarı geçmeme yönündendir. Ancak gerçek zarar hesaplanırken, bozma kararındaki gerekçeler gözönünde bulundurulur ve sigorta gelirlerinde artma olduğundan bu miktarlar gerçek zarardan indirilmek gerekir.
(9. HD.25.04.1980, 4586-5040)

Hükme esas alınan hesap raporundan sonra asgari ücrette artma olmuş¬tur. Bu vaziyette yeni asgari ücrete göre bilirkişi incelemesi yaptırılması, bulu¬nacak zarar tutarı öncekinden fazla olduğu takdirde, ilk hükmü davacı temyiz etmediği için davalı lehine (bu yönden) kazanılmış hak meydana geldiğinden, önceki kararda hükmedilen miktar aşılmamak kaydiyle ve bu arada hüküm tarihine kadar sigorta yardımları yükseldiği takdirde bunlar da gözetilerek ve sigorta yardımları düşülerek sonucuna göre bir hüküm verilmesi gerekir.
(9.

HD. 23.12.1980, )

Bozmadan sonra işçi ücretlerinde bir artma olmuş ise, bu artışların da he¬sapta gözönünde tutulması gereklidir. Zira, bozmadan sonra meydana gelecek artışları davacı önceden bilme olanağına sahip olmadığından, davacının hükmü temyiz etmemesi, karşı taraf yararına bu açıdan usuli kazanılmış hak doğurmaz. Ancak yapılacak hesapta bir maddi ödenek ödenmesi gerektiği sonucuna varı¬lırsa, önceki hükmü davacı temyiz etmediğinden, maddi ödenek bozmadan önceki miktarı geçemez. Başka bir anlatımla, bozmadan önceki kararla hüküm altına alınan miktar aşılmamış olmadıkça davalı yararına kazanılmış haktan söz edilemez.
(21.

HD.31.10.2000, 7119-7414)
Yasal Aşama, iş kazası sonucu maluliyetten doğan ve SSK'ca karşılanmayan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı taraf bozmadan önceki rapordaki miktara itiraz etmediğine göre, bozmadan sonra yeni veriler doğrultusunda yapılan hesaplama sonucunda hükmedilecek miktar, davalı yararına usuli kazanılmış hak oluştuğundan bozmadan önce belirlenen miktarı aşamaz.
(21. HD.29.11.2005, )

Yasal Aşama, iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe maruz kalan işçinin maddi ve manevi ödenek istemine ilişkindir. Bu tür davalarda asgari ücretin ve toplu iş sözleşmelerinin uygulanması kamu düzeniyle ilgili olduğundan bir talep olmasa dahi resen gözönünde tutulması mecburidir.
Bozmadan sonra işçi ücretlerinde artma olmuş ise, bu artışlarında hesapta gözönünde tutulması gereklidir.

Zira, bozmadan sonra meydana gelecek artışları davacı önceden bilme olanağına sahip olmadığından davacının hükmü temyiz etmemesi karşı taraf yararına bu açıdan usuli kazanılmış hak doğurmaz. Ancak yapılacak hesapta bir maddi ödenek ödemesi gerektiği sonucuna varılırsa, önceki hükmü davacı temyiz etmediğinden maddi ödenek bozmadan önceki miktarı geçemez.
(21. HD.15.09.2005, 4664-7782)

Copyright © - Çelik Çelik - Araştırma ve İnceleme, Her hakkı saklıdır.:Site Kullanım Şartları: Güvenlik ve Gizlilik Politikası