Yasal itilaflarda hak kayıplarının önüne geçebilmek adına yasal süreçlerin titizlikle takip edilmesi gerekmektedir. Bu yazımızda konuyla ilgili bilmeniz gereken temel yasal esasları derledik.

Tasarrufun iptali yasal süreci borçlunun üçüncü kişilerle yapmış olduğu tasarruf işlemlerinin iptalini sağlamak amacıyla alacaklıları vasıtasıyla açılır. Tasarrufun iptali davasında amaç tasarrufun geçersizliğine hükmettirmektir.

İcra İflas Kanunu gereğince bahsi geçen davayı elinde muvakkat veya kati aciz belgesi bulunan her alacaklı ve iflas idaresi açabilir. Tasarrufun iptali davasında davalı taraf; borçlu, borçlunun devri gerçekleştirdiği kişi ve bu kişilerin mirasçılarıdır.

Burada davalı olan üçüncü kişi ancak kötü niyetli kişilerdir. İyi niyetli üçüncü kişi davalı olarak gösterilemeyecektir. Tasarruf edilen kişi devredileni bir başkasına devretmiş ise bu tasarruf zincirine tabi olan bütün devreden ve devralanlar davalı olarak gösterilmelidir.

Tasarrufun iptali davasının açılabilmesi için bahsi geçen alacağın kesinleşmiş olması gerekmektedir. Tasarrufun iptali yasal süreci açılması için borçlu hakkında başlatılan icra takibinin kesinleşmiş olması şarttır.

Zira icra takibi kesinleşmemiş ise borçlu haciz ve satış işlemi yapamayacak ve dolayısıyla tasarrufun iptali yasal süreci açamayacaktır.

Tasarrufun iptali yasal süreci açılabilmesi için bir diğer önemli yasal aşama koşulu ise iptali istenen tasarrufun borcun doğumundan sonra doğmuş olması gerektiğidir. Borçlu vasıtasıyla borcun doğumunda önce gerçekleştirilmiş olan tasarruflar tasarrufun iptali davasının konusunu teşkil etmez.

Tasarrufun iptali süreçlerinde görev ve yetki;

Tasarrufun iptali süreçlerinde görevli yargı mercii asliye hukuk mahkemeleridir.

Kanunda tasarrufun iptali yasal süreci için özel yetkili bir yargı mercii belirlenmemiştir. Bu nedenle genel yetki kuralı çerçevesinde davalının yerleşim yeri yargı makamı tasarrufun iptali yasal süreci konusunda yetkilidir. Tasarrufun iptali yasal süreci davalıları borçlu ile üçüncü kişinin yerleşim yerlerinden birisinde tasarrufun iptali yasal süreci açılabilir.

Tasarrufun iptali süreçlerinde süre;

Tasarrufun iptali yasal süreci da tasarrufun yapıldığı tarihten sonraki 5 yıl içinde açılmalıdır.

Bu süre hak düşürücü süre olup bu süre geçmesi halinde artık tasarrufun iptali yasal süreci açılamayacaktır.

İvazsız tasarrufların iptali;

İcra İflas Kanunu gereğince: Mutat hediyeler müstesna olmak üzere, hacizden veya haczedilecek mal bulunmaması sebebiyle acizden yahut iflasın açılmasından haczin veya aciz vesikası verilmesinin sebebi olan yahut masaya kabul olunan alacaklardan en eskisinin tesis edilmiş olduğu tarihe kadar geriye doğru olan müddet içinde yapılan bütün bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar batıldır. Ancak, bu müddet haciz veya aciz yahut iflastan evvelki iki seneyi geçemez. Aşağıdaki tasarruflar bağışlama niteliğindedir;

● Karı ve koca ile usul füru, neseben veya sıhren üçüncü derece dâhil hısımlar,

● Evlat edinenle evlatlık arasında yapılan ivazlı tasarruflar,

● Akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitler,

● Borçlunun kendisine yahut üçüncü bir şahıs menfaatine kaydı hayat şartıyla irat ve intifa hakkı tesis ettiği akitler ve ölünceye kadar bakma akitleri.

Acizden dolayı butlan nedeniyle tasarrufun iptali;

Aşağıdaki tasarruflar borcunu ödemeyen bir borçlu vasıtasıyla hacizden veya mal bulunmaması sebebiyle acizden yahut iflasın açılmasından evvelki bir sene içinde yapılmışsa yine batıldır:

● Borçlunun teminat göstermeği evvelce taahhüt etmiş olduğu haller müstesna olmak üzere borçlu vasıtasıyla mevcut bir borcu temin için yapılan rehinler;

● Para veya mutat ödeme vasıtalarından gayrı bir suretle yapılan ödemeler;

● Vadesi gelmemiş borç için yapılan ödemeler.

● Kişisel hakların kuvvetlendirilmesi için tapuya verilen şerhler.

Bu tasarruflardan istifade eden kimse borçlunun hal ve vaziyetini bilmediğini ispat eylerse iptal yasal süreci dinlenmez.

Zarar verme kastından dolayı iptal;

Mevcut malvarlığı borçlarını karşılamayan borçlunun, alacaklılarını zarara uğratmak amacıyla yaptığı bütün işlemler, borçlunun içinde bulunduğu durumun ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde iptal edilebilir. Ancak işlemin gerçekleştiği tarihten 5 yıl içinde haciz veya iflas yoluyla takipte bulunulmuş olması gerekir.

Üçüncü şahıs, borçlunun karı veya kocası, usul veya füruu ile üçüncü dereceye kadar (bu derece dâhil) kan ve sıhri hısımları, evlat edineni veya evlatlığı ise borçlunun bu durumunu bildiği farz olunur. Ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın, borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kastiyle hareket ettiği kabul olunur.

KONUYA İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI:

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E. 1990/2371 K. 1990/3561 T. 25.9.1990 hükmü;

‘’Tasarrufun iptali davasını, elinde muvakkat veya kati aciz vesikası bulunan alacaklı açabilir. Bu yön yasal aşama koşulu olup, hâkim görevi gereği resen gözetmek zorundadır.

İptal yasal süreci, borçlu ve borçlu ile yasal muamelede bulunan kişiler ve onların mirasçıları hakkında açılır. Davacı, iptal yasal süreci sabit olduğu takdirde bu davaya konu teşkil eden mal üzerinde cebri icra yoluyla hakkını almak yetkisini elde eder. Taşınmazın tapu kaydının tashihine gerek kalmadan haczedilip satışını isteyebilir. Yasal Aşama taşınmazın aynına ilişkin olmadığından kesin yetki kuralından bahsedilemez.’’

YARGITAY17.

HUKUK DAİRESİE. 2010/5290K. 2010/6374T. 5.7.2010

‘’Davacı tarafın iddia ettiği, 3. Kişi Al.’in sigortalı çalıştığı şirketin ortağı ve yetkilisi M. E. Ö.

Ile borçlu Ö. S. K.’ün G… Elektronik Sanayi ve Ticaret A. Ş’de hissedar oldukları ticaret sicili kayıtları ile belirlenmiştir. 3.

Kişi Al.’in ise SSK kayıtlarında gösterilen ve davalı borçlu ile G… Elektronik Sanayi ve Ticaret A. Ş’de ortak olan M. E. Ö.’in ortağı ve yetkilisi olduğu şirketlerde çalıştığı anlaşılmıştır.

İİK.’nun 280/I. Fıkrasına göre malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu malî durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hâllerde iptal edilebilir. Bu durumlara nazaran 3. Kişi Al.’in borçlunun mali durumu ve alacaklılardan mal kaçırmak kastını bilebilecek vaziyette olup olmadığı belirlenmeden, davalılar arasındaki aynı ilişkilerin ileri sürülmediği başka bir davada verilen red hükmü da gerekçe gösterilerek yazılı şekilde davanın reddine hüküm verilmesi doğru olmamıştır.’’

YARGITAY 17.

HUKUK DAİRESİ E. 2009/10429 K. 2010/1360 T. 22.2.2010

‘’Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları, üç grup altında ve İ. İ. K. nun 278, 279 ve 280. Maddelerinde düzenlenmiştir.

Ancak, bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar, sınırlı olarak sayılmış değildir. Yasa, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır ( İ. İ. K. md.281 ).

Bu yasal sebeple de, davacı vasıtasıyla İ. İ. K. nun 278, 279 ve 280. Maddelerden birine dayanılmış olsa dahi, yargı mercii bununla bağlı olmayıp, diğer maddelerden birine göre iptal hükmü verebilir ( Y.

H. G. K.25.11.1987 Tarih. 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Hüküm sayılı ilamı )

Somut olayda davalılar arasında yapılan tasarrufta bedeller arasında fahiş fark bulunmamaktadır. Ancak davalılar avukati vasıtasıyla verilen 12.7.2008 günlü dilekçede de belirtildiği gibi davalı ’in amcasının oğlu, davalı Yaşar’ın kız kardeşi ile evlidir.

Aynı zamanda yasal aşama dışı ile Yaşar aynı şirkette ortaktır. Bu şirketin muhasebe işi, davalı Yaşar avukatinin 31.5.2007 günlü dilekçesine göre davalı borçlu vasıtasıyla yürütülmektedir. Aynı dilekçe ekinde sunulan ve 25.1.2007 günlü protokole ve dosya kapsamına göre de davaya konu taşınmaz, davalı Yaşar vasıtasıyla borca karşılık olarak borçlu ’ten devir alınmıştır.

Bu vaziyette, İ. İ.

K. nın 280/I fıkrasında öngörülen malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde iptal edilebileceği ve buna ilaveten İ. İ. K.279/2 bendinde para veya mutat ödeme vasıtalarından gayrı bir suretle yapılan ödemelerin de batıl sayılmış olduğu nazara alınarak davanın kabulü ne hüküm vermek gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine hüküm verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.’’

Yargıtay17. Hukuk DairesiEsas No:2010/4168Karar No:2010/7743K.

Tarihi:5.10.2010

‘’Dava, İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Bu tür davaların dinlenebilmesi için iptali istenen tasarrufun borcun doğumundan sonra yapılmış olması gerekir. Bu husus yasal aşama ön koşulu olup mahkemece res'en araştırılmalıdır. Somut olayda davacı vasıtasıyla davalı borçluya gönderilen 26.3.2004 günlü ihtar ve ekindeki hesap kat'inde 8858451 nolu hesabın 29.9.2003, 8858617 nolu hesabın 3.11.2003, 8858618 nolu hesabın da 3.11.2003 tarihinde açılan hesaplar nedeniyle toplam 407.046.090 USD karşılığı 547.604,69 TL'lik borç olduğu ve takibin de bu borca istinaden yapıldığı anlaşılmaktadır.

Bir kısım hesap açılış tarihleri 24.06.2003, 22.08.2003 ve 11.11.2003 günlü iptali istenen tasarruflardan sonraki tarihleri içerdiğinden öncelikle borcun doğum tarihinin tespiti amacıyla HUMK'un 227. maddesi gereğince davacı banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak borcun doğum tarihinin tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, ondan sonra hasıl olacak sonuca göre bir hüküm verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm verilmiş olması doğru bulunmamıştır.’’

Www. hukukmedeniyeti. org

Her yasal vaziyet kendi içinde özel değerlendirmeler gerektirir. Olası itilaflarda herhangi bir hak kaybına uğramamak adına yasal sürecin uzman bir hukukçu ile yürütülmesi faydalı olacaktır.