Yasal itilaflarda hak kayıplarının önüne geçebilmek adına yasal süreçlerin titizlikle takip edilmesi gerekmektedir. Bu yazımızda konuyla ilgili bilmeniz gereken temel yasal esasları derledik.

T. C. YARGITAY 9.

HUKUK DAİRESİ

ESAS NO. 2016/11264

HÜKÜM NO. 2017/7812

HÜKÜM TARİHİ. 4.5.2017 >

ÖZET: Yasal Aşama, feshin geçersizliğine ve işe iadesine hüküm verilmesini istemine ilişkindir. Davacı işe iade davasının açılmasının önüne geçmek için hile ile geriye dönük fesih bildirimi imzalatıldığını belirtmiş bunun ispatı doğrultusunda tanık deliline dayanmış ve tanık listesi sunmuştur.

Davacı irade fesadına dayandığından irade fesadı tanıkla ispatlanabilir. Mahkemece davacı tanıkları dinlenerek tebliğ tarihinin hangi tarih olduğu, hile yoluyla geriye dönük fesih bildirimi imzalatılıp imzalatılmadığının açıklığa kavuşturularak sonucuna göre hüküm verilmesi gerekirken belgeye karşı aksinin tanıkla ispatlanmayacağı şeklinde hatalı değerlendirmeyle hüküm verilmesi bozma nedenidir.

YASAL AŞAMA: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine hüküm verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın reddine hüküm verilmiştir.

Hüküm duruşmalı olarak süresi içinde davacı avukatı vasıtasıyla temyiz edilmiş ise de; işin mahiyeti itibarıyla duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına hüküm verilmiş olmakla yasal aşama dosyası için Tetkik Hakimi vasıtasıyla düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

HÜKÜM Davacı avukati; müvekkilinin iş akdinin haksız şekilde feshedildiğini, fesih bildiriminden itibaren 30 günlük hak düşümü süresi olduğunu bilen davalı şirket müvekkil davacının bu hakkını kullanmasına engel olmak için hile ile geriye dönük olarak fesih bildirimi imzalattığını, müvekkilinin geriye dönük tarih atılarak yapılan fesih ihbarında davalı şirketin hilesini anlayabilecek yasal bilgisi olmadığı için iş sözleşmesinin 15/12/2015 tarihinden itibaren feshedildiğini zannederek iradesi fesada uğratılmış ve işçilik hak edişlerine dair ibraname ile aynı tarihte 15 Aralık 2015 te fesih bildirimi imzalatılarak iş akdine son verildiğini, kötü niyetli ve irade fesadına uğratılarak imzalatılmış olan feshin geçersizliğine, müvekkilinin işe iadesine hüküm verilmesini talep ve yasal aşama etmiştir.

Davalı avukati; davacının taleplerinin maddi ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davalı şirketin, Ülkemizin çeşitli bölge ve illerinde de "..." unvanı ile kahve-gıda (içecek, yiyecek vs) ve türevlerinin perakende satışının yapıldığı işyerlerinin işletmecisi olduğunu, davacının çalışmasının iş sözleşmesine istinaden gerçekleştirildiğini, davacının, davalı şirket vasıtasıyla bu iş sözleşmesine uygun şekilde çalıştırıldığını, davacının kıdem ödeneği ve sair hak edişleri ödenerek 15.12.2015 tarihinde sona erdirildiğini, süresi içinde yasal aşama açılmadığını, yasal aşama dilekçesindeki aksi yöndeki hileli işlemler yapıldığı iddiasının asılsız ve gerçek dışı olduğunu, işbu işe iade istemli davanın 1 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını beyanla yasal dayanaktan yoksun işe iade istemli davanın reddine hüküm verilmesini istemiştir.

Mahkemece, davacının tebliğ tarihinin doğru olmadığını tanık beyanları ile ispatlama talebinde bulunmuş ise de yazılı ve imzası inkar edilmeyen belgenin aksinin tanık beyanları ile ispatlanmayacağı gerekçesiyle tanık dinlenmediği davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine hüküm verilmiştir. Hükmü davacı avukati temyiz etmiştir.

Gerekçe: 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27. Maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak yasal dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir.

Taraf bu hak kapsamında açıklama ve ispat hakkını kullanır ve ispat için delillerini bildirir. Bildirilen delillerin de kural olarak toplaması gerekir.

Davacı işe iade davasının açılmasının önüne geçmek için hile ile geriye dönük fesih bildirimi imzalatıldığını belirtmiş bunun ispatı doğrultusunda tanık deliline dayanmış ve tanık listesi sunmuştur. Davacı taraf yemin deliline dayandığını bu delilin kullanılmasına fırsat vermeden mahkemece hüküm verildiğini temyiz dilekçesinde ileri sürmüşse de, iddia edilen vakıa 6100 Sayılı HMK'nın 225 ve 226/1-c maddelerindeki düzenlemeler uyarınca yemin konusu olamayacağından bu yöndeki temyizi yerinde görülmemiştir.

Ancak davacı irade fesadına dayandığından irade fesadı tanıkla ispatlanabilir. Mahkemece davacı tanıkları dinlenerek tebliğ tarihinin hangi tarih olduğu, hile yoluyla geriye dönük fesih bildirimi imzalatılıp imzalatılmadığının açıklığa kavuşturularak sonucuna göre hüküm verilmesi gerekirken belgeye karşı aksinin tanıkla ispatlanmayacağı şeklinde hatalı değerlendirmeyle hüküm verilmesi bozma nedenidir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine, 04.05.2017 tarihinde oy birliğiyle hüküm verildi.


Her yasal vaziyet kendi içinde özel değerlendirmeler gerektirir. Olası itilaflarda herhangi bir hak kaybına uğramamak adına yasal sürecin uzman bir hukukçu ile yürütülmesi faydalı olacaktır.