Yazımızda, miras kalmasına raĞMenBir türlü paylaŞILamamIŞVeya idaresi kangrene dÖNÜŞMÜŞMalvarlıklarının yönetimi için, (kayyım niteliĞInde) tereke temsilcisi atanması imkanını incelemeye çalıŞAcaĞIZ.
GİRİŞ
Uygulamada büyük dedeler adına olan malvarlıklarının dahi alt soyda da bir çok ölüm olmasına rağmen halen paylaşılmadığı, fiilen bir çok küçük paya bölünmesine rağmen resmiyette intikallerin yapılmadığı, malvarlığına fiilen hakim olan bir/birkaç mirasçının diğer mirasçıları terekeden uzak tuttuğu, kira vs semerelerinden istifade ettirmediği, tapusuz taşınmazların miras ortaklığına ait olduğu için tüm mirasçılar adına kadastro görüp tapulaması yapılması gerekirken fiilen kullanan mirasçılar adına tapulandığı, mirasçı erkek kardeşlerin kız kardeşlerini malvarlığının yönetiminden uzak tuttuğu, kız kardeşe pay ve hesap verilmediği vs vaziyetler sıklıkla görülmektedir.
Miras kalan malvarlığının yönetiminden veya paylaşılamamasından dolayı mağdur olan mirasçının, terekenin (paylaşılana kadar) yönetilmesini sağlamak için terekeye temsilci atanmasını talep hakkı vardır.
Ülkemizde genellikle vasiyetname tanzimi yöntemine pek gidilmemekte, bu sebeple TMK’da tanımlanan şekliyle muris tarafından “vasiyeti yerine getirme memuru” da atanmamaktadır.
Mirasçılar arasındaki uyum sorunu sebebiyle, intikal işlemlerinin uzun yıllar yapılmadığı da görülmektedir.
Miras ortaklığını yönetmesi için mirasçılar kendi aralarında anlaşıp bir mirasçıya veya dışarıdan üçüncü bir kişiye vekalet verebilirler. Tarafların ortak iradesi ile atanan temsilci, terekenin defterini tutacak ve belirledikleri periyotlarda tüm mirasçılara hesap verecektir.
Ölümle mirasçılara intikal etmiş olan murisin malvarlığının tamamı paylaşılmadığı sürece miras ortaklığı devam eder. Miras ortaklığı tasfiye edilmediği müddetçe de miras ortaklığının yani terekenin yönetilmesi için her zaman ve sadece bir mirasçının talebi ile miras ortaklığına temsilci atanması istenebilir.
Ölümle birlikte bir kişinin terekesi bir bütün olarak mirasçılarına geçer ve terekenin paylaşılmasına kadar, miras bırakanın terekesi üzerinde miras ortaklığı meydana gelir. Bu şekilde kanunen kurulan miras ortaklığında mirasçılar terekeye elbirliğiyle malik olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere tereke ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler.
Yani mirasçılar -kural olarak- tüm tasarruf ve terekenin yönetim işlemlerini birlikte yaparlar.
Birlikte hareket ilkesinin işLemediĞI durumlarda en etkili olanak kuŞKusuz miras ortaklıĞI/tereke temsilcisi atanmasıdır.
1. MİRAS ORTAKLIĞINA TEMSİLCİATANMASI (TMK m. 649 f. 3)
Mirasın geçmesinin sonucu olarak oluşan Miras Ortaklığının Paylaşım öncesindeki hükümlerini düzenleyenTMK 640. Maddesi hükmü;“birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaŞMaya kadar, mirasÇıLar arasINda terekedeki bÜTÜN hak ve borÇLarIKapsayan bir ortaklIK meydana gelir.
Mirasçılar terekeye elbirliĞIyle sahip olurlar ve sÖZleŞMe veya kanundan doĞAn temsil ya da yÖNetim yetkisi saklIKalmakÜZere, terekeye ait bÜTÜN haklarÜZerinde birlikte tasarruf ederler.
Mirasçılardan birinin istemi üzerine Sulh Yargı Makamı, miras ortaklıĞINa paylaŞMaya kadar bir temsilci atayabilir.
Mirasçılardan her biri, terekedeki hakların korunmasını isteyebilir. SaĞLanan korumadan mirasÇıLarIN hepsi yararlanIR.”ŞEklindedir.
Tereke paylaşılmadığı sürece mirasçılardan birinin miras ortaklığına temsilci atanmasını talep etme yetkisi vardır.
Miras bırakanın ölümü ile birden çok mirasçı varsa tereke paylaşılana kadar bir bütün olarak tüm mirasçılara geçer.
Elbirliği ile mülkiyet veya iştirak halinde mülkiyet olarak tanımlanan bu durumdaki malvarlığı ancak tüm mirasçıların oybirliği ile yönetilebilir.
TMK m. 640 uyarınca, tereke hakkında verilen kararların tüm mirasçıların oybirliği ile verilmesi zaruridir.
Mirasçılara arasında itilaf varsa veya terekenin oybirliği ile yönetimi mümkün olmuyorsa mirasçılardan herhangi birinin talebi ile miras ortaklığının yönetimi için bir temsilci atanması istenebilir. Kaldı ki Yargıtay kararlarında mirasçılara arsında itilaf olmasına dahi gerek olmadığı sadece bir mirasçının talebinin yeterli olduğu, Sulh Hakiminin talep gereğini yerine getirmesi gerektiği ifade edilmektedir.
2. MİRAS ORTAKLIĞINA TEMSİLCİATANMASI DAVASINDA GÖREVLİYARGI MERCII SULH HUKUK MAHKEMESİDİR
TMK. 640/3 maddesi ile Türk Medeni Kanununun Velayet Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 54 maddesine göre, miras bırakanın son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesine verilecek bir dilekçe ile, terekeye temsilci atanmasının istenebileceği hüküm altına alınmıştır.
3. YETKİLİYARGI MERCII MİRAS BIRAKANIN SON YERLEŞİM YERİSULH HUKUK MAHKEMESİDİR.
HMK m. 11.
Uyarınca, mirastan doğan davalarda “ölen kimsenin son yerleşim yeri yargı makamı kesin yetkili mahkemedir”. TMK m. 576/II uyarınca da mirasla ve paylaşımla ilgili açılacak tüm davalarda miras bırakanın (son) yerleşim yeri yargı makamı yetkilidir.
4. SULH HUKUK MAHKEMESİ, MİRAS ORTAKLIĞINA AİT MALVARLIĞININ KORUNMASI VE SIHHATLİBİRŞEKİLDE HAK SAHİBİOLAN MİRASÇILARA GEÇMESİNİSAĞLAMAKİÇİN GEREKLİTÜM KORUMA ÖNLEMLERİNİVE TEDBİRLERİALMALIDIR.
TMK m. 640 f. 3 ve f. 4 hükümleri uyarınca mirasçılardan her biri paylaşIMa kadar, sulh mahkemesinin terekeye temsilci atamasını isteyebilir, terekedeki hakların korunmasını ve bu amaçla gereken tedbirlerin uygulanmasını isteyebilir.
Özellikle mirasçılar arasında çekişme olan durumlarda Sulh Hukuk Mahkemesi’nin terekedeki malvarlığını korumak ve hak sahiplerine intikalini sağlamak üzere gerekli tüm önlemleri alması gerekmektedir.
TMK 589. Maddesinde hakimin,“tereke mallarının korunması ve hak sahiplerine geçmesini saĞLamakÜZere gerekli olan bütün önlemleri alması”Amir hükmü bulunmaktadır.
TMK’nın 593. 2 maddesi uyarınca da; terekeyi re’sen yöneten sulh hakimince,PaylaŞTIRmaya kadar terekeyi hak sahiplerinin haklarININ kaybINa meydan vermeyecek biÇImde tereke iÇIn gereken korumaÖNlemlerinin alINmasIGerekmektedir.
Sulh Hukuk Yargı Makamı; “Türk Medenî Kanununun Velâyet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzük”ün ‘İhtiyati Tedbirleri’ düzenleyen 29.
Maddesi uyarınca“Ölenin son ikametgahı sulh hakimi, re’sen veya talep üzerine terekenin muhafazası ve selametle hak sahiplerinin eline geçmesi için gereken tedbirleri alır.”Hükmü ve defterlerin tutulmasına dair ilgili yönetmelik uyarınca gereken tedbirleri almalıdır.
5. MİRASÇILAR ARASINDA UYUŞMAZLIK VARSA VEYA OYBİRLİĞİYOKSA; TEREKE TEMSİLCİSİNİN MİRASÇILAR ARASINDAN DEĞİL, MAHKEMECE RE’SEN BELİRLENEREK ATANMASI GEREKMEKTEDİR.
Mirasçılar arasında niza varsa mirasçılar, kendi aralarından birinin tereke temsilcisi olarak atanmasına oybirliği ile hüküm vermeleri imkansızdır. Bu vaziyette Sulh Yargı Makamı, mirasçılar dışında re’sen belirleyeceği bir kişiyi tereke temsilcisi olarak atayacaktır.
6. VASİYETNAME YOKSA; TMK 550/1 MADDESİUYARINCA VASİYETNAMEİLE VASİYETİYERİNE GETİRME GÖREVLİSİATANMAMIŞSA, BİR KISIM MİRASÇILARIN OYBİRLİĞİNE RİAYET ETMEDEN YAPTIKLARI PAYLAŞIM VEYA DİĞER TASARRUFLAR GEÇERSİZ OLACAKTIR.
Uygulamada, vasiyetname olmamasına rağMen genellikle erkek evlatların sanki ortada bir vasiyet varmıŞGibi kendi menfaatlerine uygun olarak terekeyi idare ettikleri ve yine kendilerince paylaŞTIRdIKlarIGÖRÜLmektedir.
Ancak; mirasçıların oybirliğI olmadIĞIMÜDdetÇE bunlardan biri veya bir kısmının terekedeki malvarlıĞIIle ilgili yaptıkları tüm tasarruflar hükümsüz olacaktır.
Vasiyeti yerine getirme görevlisi atanmışOlmasIIhtimalinde dahi, bir veya bir kısım mirasçının terekedeki malları devretmesi, ancak sulh hakimince izin ve yetki verilmesi halinde mümkündür.
TMK 550 md.
Vd. Uyarınca vasiyeti yerine getirme görevlisi atanmışsa; bu görevlinin, TMK 553. Maddesi uyarınca ancak Sulh Hakiminin izni ile terekedeki mallarda tasarrufta bulunması mümkündür.
Şimdi, konuya dair farklı ihtimalleri Yargıtay uygulamaları çerçevesinde daha detaylı olarak incelemeye başlayalım.
7. TAPUSUZ TAŞINMAZIN MİRAS KALMASI HALİNDE; ZİLYET OLAN MİRASÇININ ZAMANAŞIMI YOLUYLA/ZİLYETLİKLE BU TAŞINMAZI KAZANMASI MÜMKÜN DEĞİLDİR.
“MİRASÇILAR ARASINDA ZİLYETLİKİŞLEMEZ”Kuralını getiren 26.5.1954 tarih 7/7 sayılı YargıtayİÇTihadIBirleŞTirme HükümIUyarINca terekede kalan mala sadece mirasÇıLardan bazILarIZilyet olsa dahi bu mirasÇıLarca zilyetlik tüm mirasçılar için sürdürülmüŞSayILIR.“Miras bırakanın ölüm tarihine göre terekenin tabi olduĞU mÜLkiyet tÜRÜNe olursa olsun terekeye dahil bir yer, bir kISIM mirasÇıLar tarafINdan kazandIRICIZamanaŞIMIVe zilyetlik yoluyla edinilemez.BaŞKa bir anlatımla tereke ister paylı mülkiyetŞEklinde isterse elbirliĞI ile mÜLkiyetŞEklinde intikal etmiŞOlmasIHalinde mirasÇıLarIN bir bÖLÜMÜNÜN taŞINmazlara zilyetliĞI tÜM mirasÇıLar adINa sÜRdÜRÜLmÜŞSayILacaĞINdan zilyet olan mirasÇıLar yÖNÜNden kazanma saĞLayamaz.” (Yargıtay 8.
H. D. 26.06.2007 T., 2007/E/K. – Hüküm için bakınız Yargıtay 8. Hukuk Dairesi BaŞKanISÜLeyman SAPANOĞLU, Tapulu TaŞINmaz MÜLkiyetinin Tapu DIŞIYollardan KazanILmasI, Adalet YayINlarI, 2009, Syf. 771)
“Taraflar arasında mirasçılık iliŞKisi devam ettiĞIne gÖRe kazandIRICIZamanaŞIMIIle iktisap hÜKÜMlerinin yÜRÜMeyeceĞIDikkate alınmamıŞTIR.”(YargITay Hukuk Genel Kurulu 2011/16-709 E. N, 2011/735 K.
N.)
26.05.1954 gün ve 1954/7-17 esas ve hüküm sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hükmü tapuda ortak miras bırakan adınaKayıtlı taŞINmazlarlaIlgilidir. 15.05.1959 tarih 2-11 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hükmü da Türk Kanunu Medenisi'nden (Eski MK) sonra ölen miras bırakandan kalan ve elbirliği (iştirak)halinde mülkiyet hükümlerine tabiTapusuz taŞINmaza iliŞKinBulunmaktadır.
Her iki İBKK’da da tereke taksim edilmediği sürece, mirasçılık ilişkisinin devam ettiği veHer iki mülkiyet türünde de mirasçılar arasında zilyetlikle kazandırıcı zamanaŞIMISÜResinin iŞLemeyeceĞI açıkça ifade edilmektedir.
“Hukuk Genel Kurulu’nda yapılan tartışMa ve gÖRÜŞMede; mirasÇıLar arasINda zamanaŞIMININ iŞLemeyeceĞI, murisinÖLÜMÜNden sonra mÜLkiyet gibi zilyetliĞIn de diĞEr mirasÇıLara intikal edeceĞI, taksim olmadIĞITaktirde bir mirasÇıNIN zilyetliĞInin diĞEr mirasÇıLar adINa sÜRdÜRÜLmÜŞSayılacaĞIGÖRÜŞOlarak belirtilmiŞ; uyuŞMazlIK konusunun yILlardIR tartIŞILdIĞI, 1949 ve 1954 yILlarINda iÇTihadIBirleŞTirme hükümlerINa konu olduĞU, 1954 tarihindeÇıKan iÇTihadın en sonuncu olduĞU, miras iliŞKisinin kriter olarak alINdIĞINIVe mirasÇıLar arasında zamanaŞIMININ iŞLemeyeceĞInin kabul edildiĞI, ifade edilmiŞTir…Özel dairenin kabulündeki esasın ve aslonanın, mirasçılık iliŞKisinin devam edip etmediĞI olduĞU; miras iliŞKisinin devam etmesi halinde, malik sıfatı ile kullanım ve kazanımın olmayacaĞI; bunun yanISIRa taksimin de iddia ve ispat edilemediĞI; esas olan hususun elbirliĞI mÜLkiyet olup olmamasIMeselesi olmayIP, tereke sÖZ konusu olduĞUnda mirasÇıLar arasINda kazandIRICIZamanaŞIMININ uygulanmayacaĞININ kabulÜNÜN gerektiĞI,ÇOĞUnluk tarafINdan benimsenmiŞTir.” (YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2011/16-709 K. 2011/735 T. 07.12.2011)
8. KİRACILAR VE MİRAS ORTAKLIĞINA BORÇLU OLAN DİĞER KİŞİLERÖDEMESİNİMİRASÇILARIN TÜMÜNE VEYA ATANAN TEREKE TEMSİLCİSİNE YAPMALIDIR. AKSİHALDE, YAPILAN ÖDEMELER GEÇERSİZ OLACAKTIR.
“Tereke borçlularının paydaŞLardan birine yapacaĞIÖDeme, muteber bir ödeme sayılamaz. Ödemenin mirasçıların hepsine veya temsilcilerine yapılması lazımdır.ÖrneĞIn iŞTirak halindeki taŞINmaz mallarda paydaŞLar birlikte kiranIN tÜMÜNÜN alacaklISIDIR ve hiÇBirisi diĞErinin rIZasIOlmaksızın kira parası üzerinde ne kendi payına isabet eden kısım ne de bütününe iliŞKin olmak yÖNÜNden bir hak ileri sÜRemez ve hiÇBir tasarrufta bulunamaz.”(YHGK. 21.11.1962 gün ve 6-88/67 sayılı hükmü)
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun bu hükmünde da açıkça ifade edildiği üzere; miras ortaklığına yani terekeye ait olan taşınmazları kiraya verme işleminin tereke temsilcisi tarafından yapılması gerekmektedir.
Kiracıların kira bedellerini, diğerlerinin rızası olmaksızın sadece bazı mirasçılara ödemesi, kiracılar açısından muteber bir ödeme sayılmayacaktır.
Mirasçıların oybirliği veya tereke temsilcisi olmamasına rağmen, kiralama işlemi yapan veya kira bedellerini alan mirasçıların tasarrufları da geçersiz olacak ve haksız menfaat temin etmiş olacaklardır.
Miras ortaklığına temsilci atanmasından sonra; terekedeki taşınmaz veya taşınırların kiraları tereke temsilcisi marifetiyle toplanacak, tereke defterine işlenecek, yargı merciine ve mirasçılara belirli periyotlarla hesap verilecektir.
9. YARGITAY KARARLARI IŞIĞINDA, MİRAS ORTAKLIĞINA/TEREKEYE TEMSİLCİSİATANMASINA DAİR DOKTRİN GÖRÜŞLERİ(Prof. Dr. Oruç HamiŞENER- TEREKE TEMSİLCİSİATANMASINAİLİŞKİNİLKE VE ESASLARkonulu yazı esas alınmıştır)
- MİRAS ORTAKLIĞI VE ORTAKLIĞA TEMSİLCİATANMASI
Yasa koyucu TMK’nun 640.
Maddesinin III. Fıkrasında önceki MK’da olmayan ilginç bir kural getirmiştir. Bu kurala göre,MİRASÇILARDAN BİRİSİNİNİSTEMİÜZERİNE SULH MAHKEMESİ, MİRAS ORTAKLIĞINA PAYLAŞMAYA KADAR BİR TEMSİLCİATAYABİLİR.
“Ölümle birlikte bir kişInin terekesi bir bÜTÜN olarak yasa gereĞInce mirasÇıLarINa geÇEr (TMK 599). BuŞEkilde mirasIN mirasÇıLara geÇMesinden onlar tarafINdan paylaŞILmasINa kadar, mirasbırakanın terekesi üzerinde miras ortaklıĞIMeydana gelir (MK 640/I).
Mirasbırakanın ölümüyle birlikte onun malvarlığINITeŞKil eden haklar ve borÇLar daĞILmaksIZIN bir bÜTÜN halinde kalIRlar ve bu hak ve borÇLar paylaŞMaya kadar ayrI,ÖZel bir malvarlıĞIOlarak yaŞArlar.İşte yasa bu evreyi MK 640/I’de (ve Türk Medeni Kanunu’nun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 54.
Maddesinin I. Fıkrasında)MİRAS ORTAKLIĞIOlarak nitelemiş ve bu kurumu MK 640 vd. Da özel olarak düzenlemiştir.” (Prof. Dr.
Oruç HamiŞENER- TEREKE TEMSİLCİSİATANMASINAİLİŞKİNİLKE VE ESASLARKonulu makalesi.)
Belirtilen şekilde kanunen kurulan miras ortaklığının en önemli özelliklerinden birisi,ELBİRLİĞİYLE HAK SAHİPLİĞİTeşkil etmesidir. Nitekim MK’nun 640. Maddesinin II. Fıkrası bunu açıkça belirtmektedir.
Bu kurala göre, mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar. Dolayısıyla mirasçılar paylaşmaya kadar söz konusu malvarlığı üzerinde bağımsız bir hakka da sahip değillerdir.ÖZELLİKLE HİÇBİR MİRASÇI TEREKEÜZERİNDE KENDİSİİÇİN TEK BAŞINA TASARRUFTA BULUNAMAZ.
Aksine mirasçılar sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler (MK 640/II). Böyle miras ortaklığında -kural olarak- birlikte hareket etme ilkesinin benimsenmesinin en önemli nedeni, mirasçılardan birisinin zararlı faaliyetlerine karşı miras ortaklığını (ve dolayısıyla diğer mirasçıları) korumaktır. Bu son husus bir Yargıtay hükmünde da belirtilmiştir.
Nitekim YargıtayHGK, birlikte hareket etme zorunluluĞUnun mirasÇıLardan birisinin yalnIZ baŞINa, haksIZ ve diĞEr mirasÇıLar bakIMINdan zarar verici davranIŞLarda bulunmasINIÖNlemek amacIYla getirilen bir ilke olduĞUnu iÇTihat etmiŞTir.Bu kararın(HGK, 1.11.1972, E. 1968/2-869, K.891)Ilgili bölümü şöyledir:“…Medeni Yasanın 581.
Maddesiyle (Yeni MK 640) birlikte hareket etme mecburiyeti öngörülmüŞ, bu suretle mirasÇıLardan birisinin yalnIZ baŞINa haksIZ ve diĞEr mirasÇıBakIMINdan zarar verici davranIŞLarda bulunmasIÖNlenmek istenmiŞ, bu sebeple deIŞTirak halinde mÜLkiyette paydaŞLarINŞAyi cÜZde tasarruflarIMen edilmiŞTir…”
Bu şekilde miras ortaklığında birlikte hareket ilkesinin benimsenmesinin sonucu olarak, mirasçılar -kural olarak terekeye ilişkin tüm tasarruf işlemlerini birlikte yapmak zorundadırlar (MK 640/II).
MK 640/II’nin kapsamına sadece, teknik anlamdaki tasarruf işlemleri girmez.BUNUN YANINDA TEREKENİN YÖNETİM (İDARE)İŞLEMLERİDE OYBİRLİĞİESASINA TABİDİR. Nitekim bu husus elbirliğiyle mülkiyet bakımından MK 702/II’de açıkça ifade edilmiştir. Terekenin yönetimi, tereke değerlerinin muhafaza edilmesini, dikkatli şekilde artırılmasını ve devam eden yasal işlemlerin yürütülmesini kapsar.
- TEREKE TEMSİLCİSİNİN KİM OLACAĞI KONUSUNDA TÜM MİRASÇILARIN ANLAŞMASIŞARTTIR. AKSİHALDE YARGI MERCII RE’SEN MİRASÇILARIN DIŞINDA BİR TEMSİLCİATAYACAKTIR.
Ancak bir kişinin bu şekilde temsilci olarak seçilebilmesi için, tüm mirasçıların uyuşması şarttır.
YoksaBİR KISIM MİRASÇILARIN MİRAS ORTAKLIĞININİDARESİİÇİN BİR KİŞİYE (BU MİRASÇILARDAN BİRİSİDE OLABİLİR) VEKALET VERMİŞOLMASI DİĞERLERİNİBAĞLAMAZ.Bu vaziyette mirasçılardan birisi yargı merciine tereke temsilcisi atanması için başvurursa, yargı mercii şayet koşulları varsa,Terekenin tamamı için tereke temsilcisi atayabilir. Yoksa terekenin bir kısmının idaresinin mirasçılara bırakılmasıŞEklinde bir hüküm veremez.Nitekim bir hükmünde Yargıtay da (Bk.2. HD, 20.12.1977, E. 8643, K. 8826) bu hususu açıkça ifade etmiştir. Bu kararın ilgili kısmı şöyledir:“…Mirasçıların bir kısmının mirasŞIrketinin idaresi iÇIn bir kimseye vekâLet vermiŞOlmasIÖBÜRlerini baĞLamaz.
Olayda davalIMirasÇıLar, Tanju’Yu vekil tayin etmiŞLerse de, Tanju, kIZIAyŞE adINa bu iŞLeme muvafakat etmemiŞTir. Bir mirasÇıBile mirasŞIrketine mÜMessil tayin edilmesini isteyebilir. AyŞE velisi ise bu hakkINIKullanmIŞTIR.O halde mirasŞIrketinin tamamINa mÜMessil tayin edilmesi gerekirken terekenin bir kISmININ idaresinin mirasÇıLara bIRakILmasIŞEklinde hüküm verilmesi usul ve kanuna aykırıdır…”
- TEREKE TEMSİLCİSİNİN GENEL YETKİLİOLACAKŞEKİLDEÖZEL KAYYIM OLARAK ATANMASI GEREKMEKTEDİR.
Yargıtay kararlarında tereke temsilcisinin özel kayyım olduğunu belirtmektedir. Nitekim örneğin bk.2.
HD, 23.02.2012, E.2010/18663, K. 2012/3575:“…Dava atanmıŞBulunan tereke temsilcisinin deĞIŞTirilmesi isteĞIne iliŞKindir.MİRAS ORTAKLIĞI TEMSİLCİSİ(TMK. MD. 640)ÖZEL KAYYIM NİTELİĞİNDEDİR.Türk Medeni Kanununun 431. Maddesi uyarınca vasi tayininde usul kayyım (mümessil) için de uygulanır…”
Bu şekilde tereke temsilcisinin özel kayyım olduğu yönündeki bir niteleme, özellikle atama koşullarını çok etkiler. Bu çerçevede TMK 431 gereğince vasi tayinindeki usul kayyım için de uygulanacağından kayyımlığa ve vesayete ilişkin kurallar tereke temsilcisinin atanması bakımından da uygulama alanı bulur.
Hatta bu nitelemenin sonucu olarak sadece tereke temsilcisinin atanması bakımından değil, faaliyetleri ve özellikle de denetlenmesi bakımından da kayyımlığa ilişkin kurallar uygulama alanı bulmaya başlar.(Prof. Dr. Oruç HamiŞENER. Agm)
TARAFLAR ARASINDA UYUŞMAZLIK VARSA; TEREKEYE TEMSİLCİOLARAK ATANACAKÖZEL KAYYIMIN TEREKEYİHER AÇIDANİDARE EDECEK GENEL YETKİLİKAYYIM OLARAK ATANMASI VE KENDİSİNE BU YÖNDE GENEL YETKİLER VERİLEREK ATANMASI GEREKMEKTEDİR.
- PAYLAŞTIRMA YAPILMIŞOLSA DAHİYİNE DE KALAN TEREKEYE TEMSİLCİATANABİLİR
Özellikle tereke temsilcisi atanırken, aşağıda da görüleceği gibi yargı mercii bütün olarak miras ortaklığının menfaatlerini dikkate almalıdır.
Terekenin tüm mirasçıların anlaşması suretiyle kısmi paylaştırılması hâlinde, bazı mirasçıların tereke dışında kalabilmesi olanaklıdır.
Kısmi paylaştırma üçe ayrılır: BunlardanOBJEKTİF KISMİPAYLAŞTIRMADA, terekenin tamamı değil, terekeye dahil bazı mallar ve haklar mirasçılar arasında paylaştırılır.TEREKENİN TAKSİM EDİLMEYEN KISMIÜZERİNDE MİRAS ORTAKLIĞI DEVAM EDER.Bu vaziyette mirasçıların sayısında ve sıfatında herhangi bir değişiklik olmaz. (Bu hususta bk. Bas. Komm/ZGB (SCHAUFELBERGER/KELLER), Art. 602, No. 34;KOSTKIEWICZ/NOBEL/SCHWANDER /WOLF (BEUSCHLIGGENSTORFER/WEHINGER), Art. 602, No.21;ÖZAKMAN,CUMHUR:Miras Payının Devrine İlişkin Sözleşmeler, 1984, s. 46-47;KILIÇOĞLU, Miras Taksim Sözleşmesi, s. 48;KILIÇOĞLU, Miras Hukuku, s. 348;KOCAYUSUFPAŞAOĞLU, s. 686;DURAL/ÖZ, s. 455, No. 1940;İMRE/ERMAN, s. 444.)
Dolayısıyla mirasçılar objektif kısmi paylaştırma hâlinde aynı kaldığından, her biri paylaşılmayan kısım için tereke temsilcisi atanması için yargı merciine başvurabilirler. Ancak aynı şeyiSUBJEKTİF KISMİPAYLAŞTIRMAIçin söyleyemeyiz.
Çünkü bu vaziyette miras ortaklığının üyeleri bakımından yapılan bir paylaştırma söz konusudur. BU DURUMDA,MİRAS ORTAKLIĞINDAN MİRASÇILARIN BİR KISMI AYRILIRLAR VE ORTAKLIK GERİKALAN MİRASÇILAR ARASINDA DEVAM EDER.(Bu hususta bk.KILIÇOĞLU, Miras Taksim Sözleşmesi, s. 48;KILIÇOĞLU, Miras Hukuku, s. 348;ÖZAKMAN, s. 47-48.)
BU ŞEKİLDE SUBJEKTİF KISMİMİRAS PAYLAŞIMININ SONUCU OLARAK MİRAS ORTAKLIĞINDAN AYRILAN MİRASÇILARIN O ANDANİTİBAREN MİRASÇI SIFATI KALMADIĞINDAN, TEREKE TEMSİLCİSİATANMASI TALEBİNDE BULUNABİLMELERİOLANAĞI DA ORTADAN KALKAR.
Bir deKARMA KISMİPAYLAŞMADurumu vardır. Burada da tereke temsilcisi atanma talebi bakımından sübjektif kısmi miras paylaşımına benzer bir yasal vaziyet ortaya çıkar.ÇÜNKÜ BU HALDE HEM ORTAK SAYISINDA AZALMA OLUR, HEM DE TEREKENİN MALVARLIĞIÇEVRESİAYRILAN MİRASÇIYAÖDEME NEDENİYLE AZALIR.(Bu kavram için bk.KILIÇOĞLU, Miras Taksim Sözleşmesi, s. 49)
KARMA KISMİMİRAS PAYLAŞIMIHâlinde da, miras ortaklığından böyle bir paylaşım nedeniyle ayrılan mirasçılar bu andan itibaren mirasçı sıfatını ve tereke temsilcisi atanması talebinde bulunma yetkilerini yitirirler.(Prof. Dr.
Oruç HamiŞENER. Agm)
- MİRAS ORTAKLIĞI DEVAM ETMELİDİR
Tereke temsilcisi atanması bakımından diğer bir koşul, miras ortaklığının varlığını sürdürüyor olmasıdır. Şayet miras ortaklığı, örneğin mirasın tamamen paylaştırılması suretiyle tasfiye edilerek sona erdirilmişse, bu vaziyette tereke temsilcisi atanması olanaklı değildir. Ancak mirasçılar tam paylaştırma değil de, kısmi paylaştırma yoluna da gidebilirler.
Hatta mirasçıların sadece kendi aralarında değil, yargı merciine başvurarak da kısmi paylaştırmayı talep etmeleri olanaklıdır. Kuşkusuz böyle bir kısmi paylaştırma durumunun varlığı, miras ortaklığını sona erdirmez.
Dolayısıyla paylaşılmayan kısımda miras ortaklığı devam edeceği için, o kısmın idaresi bakımından tereke temsilcisi atanması olanaklıdır. Nitekim bir hükmünde Yargıtay da,MİRASÇILARIN TEREKENİN DEĞERLERİNİN BİR KISMINI PAYLAŞMALARI HÂLINDE, PAYLAŞILMAYAN KISIMİÇİN TEREKE TEMSİLCİSİATANMASININ OLANAKLI OLDUĞUNUIçtihat etmiştir. Bu kararın (2.
HD, 21.06.2005, E.6618, K. 9660) ilgili kısmı şöyledir:“…Toplanan delillerden murisin 24.11.1997 tarihinde öldüĞÜ,ÖLÜMÜNden sonra muristen intikal eden -ÇıNarcIK’Daki taŞINmazlarIN 20.11.2000 tarihinde mirasÇıLar arasINda rIZaen taksim edildiĞI, taksimŞEkline gÖRe tapu da intikal ve tescillerin gerÇEkleŞTirildiĞI, murisin Akbank SarIYerŞUbesindekiÜçAyrı hesaptaki parasının 11.05.1998 tarihinde veraset belgesindeki mirasçılarına miras payları oranında ödendiĞI, SarIYer-’De bulunan 787 ada (2) parsel sayILITaŞINmazININ mirasÇıLarININ tamamITarafINdan elbirliĞIyle 24.08.1998 tarihindeÜçüNcü kiŞIye satILdIĞIMurisin BÜYÜKÇEkmece Kumburgaz’Da bulunan taŞINmazlarININ halen mirasÇıLar arasINda elbirliĞI mÜLkiyetine tabi olup, paylaŞILmadIĞIİNanİNŞAat A.Ş.’Deki murise ait hissenin de paylaŞIMa tabi tutulmadIĞIAnlaŞILmaktadIR. GÖRÜLdÜĞÜGibi terekeye dahil bir kısım taŞINmazlar veŞIrket hissesi paylaŞILmamIŞTIR. PaylaŞILmamIŞOlan gayrimenkuller veŞIrket hissesiyle ilgili olarak, tereke mÜMessili atanmasIGerekirken yazILIGerekÇE ile isteĞIn tÜMÜNÜN reddi doĞRu gÖRÜLmemiŞTir…”(Bu hüküm iÇIn bk.GENÇCAN, s. 3758-3759.)GENÇCAN, UĞUR:4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu, C. III,2.
Baskı, 2007.)
- TEREKEYE ATANAN TEMSİLCİNİN/KAYYIMIN GÖREVİPAYLAŞMAYA KADAR SÜREBİLİR
TMK 640/III açıkçaTereke temsilcisinin paylaŞMaya kadar atanabileceĞIniSöylemektedir. Ayrıca bu düzenlemedenTereke temsilcisinin paylaŞMaya kadar gÖRev yapacaĞIAnlaşılmaktadır.
- MİRASÇILAR ARASINDAKİAĞIR UYUŞMAZLIKLARDAN DOLAYI TEREKENİN RASYONEL OLARAKİDARESİMÜMKÜN DEĞİLSE, TEREKE TEMSİLCİSİ(KAYYIMI) ATANMASI TALEBİREDDEDİLEMEZ
Yargıtay bir hükmünde, miras ortaklığının itilaf nedeniyle birlikte hareket edememesi hâlinde tereke temsilcisi atanması gerektiğini içtihat etmiştir. Bu kararın (2. HD, 20.02.2012, E. 2012/626, K. 2012/3143) ilgili kısmı şöyledir:“…Davacılar, terekenin idaresi konusunda ihtilaf çıktıĞINIBelirterek mahkemeden aldIKlarIYetkiye dayanarak miras bIRakanlarIOlan Cennet terekesine temsilci atanmasINIIstemiŞLerdir.
MirasÇıLar, miras bIRakanINÖLÜMÜIle, mirasIBir bÜTÜN olarak yasa gereĞInce kazanIRlar (TMK. md.599). Birden çok mirasçı bulunması halinde, mirasın geçmesi ile birlikte paylaŞMaya kadar mirasÇıLar arasINda terekedeki bÜTÜN hak ve borÇLarIKapsayan bir elbirliĞI mÜLkiyeti rejimin geÇErli olduĞU“Miras ortaklIĞI”Olarak ifade edilen bir ortaklIK meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliĞI ile sahip olurlar ve sÖZleŞMe veya kanundan doĞAn temsil ya da yÖNetim yetkisi saklIKalmakÜZere terekeye ait bÜTÜN haklarÜZerinde birlikte tasarruf ederler. MirasÇıLardan birinin istemiÜZerine Sulh Yargı Makamı miras ortaklıĞINa paylaŞMaya kadar bir temsilci atayabilir (TMK. md.640).
Temyiz incelemesine konu davada uyuŞMazlIK; miras ortaklIĞINa temsilci atanmasIIsteminde bir hukuksal yarar olup olmadIĞINoktasINda toplanmaktadIR. Bir kISIM mirasÇıLar tarafINdan, mirasçılardan davalı Keziban’ın eŞI olan Yurtseven aleyhine AcIPayam Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/550 esas sayILIDosyayla tereke borcunun ortadan kaldIRILmasIIÇIn muvazaa nedenine dayalIOlumsuz tespit davasIAÇTIKlarIAnlaŞILmaktadIR. Bu davada, davalı üçüncü kiŞI ’In eŞI olan Keziban ileDiĞEr mirasÇıLar arasINda uyuŞMazlIK bulunmaktadIR. Miras ortaklIĞIMirasÇıLarIN tam bir bÜTÜNlÜKle hareket edememeleri nedeniyle iŞLemez duruma gelmiŞTir.O halde,Tarafların mirasbırakanları Cennet Özel’in terekesine iliŞKin miras ortaklIĞINa temsilci atanmasIIsteminin kabulÜNe hÜKmedilmesi gerekirken; yazILIŞEkilde reddine hüküm verilmesi isabetsiz olup; bozmayIGerektirmiŞTir…”
Yargıtay başka bazı kararlarında, sadece bir mirasçının tereke temsilcisi atanması talebinde bulunmasının yeterli olduğunu ve mahkemece başka bir inceleme ve araştırmaya gerek olmadan tereke temsilcisi atanması gerektiğini içtihat etmiştir.
Örneğin bu hususta bir hüküm (2. HD, 21.4.1989, E. 3984, K. 3987)Şöyledir:“…Mirasçılardan birinin isteĞIÜZerine hâKim, terekenin taksimine kadar (MK. 581- Yeni MK 640), terekeye temsilci tayin eder. YANİTEREKE TEMSİLCİSİZ BIRAKILAMAZ. Zira tereke muŞA halde (iŞTirak halinde) bulunduĞU iÇIn, mirasÇıLarIN terekenin gerek tamamINda, gerekse kendi paylarında (ŞAyîCÜZde) tasarruf haklarIYoktur (MK. 630- Yeni MK 702).
BUİTİBARLA,İSTEK HALİNDE HERHALDE MÜMESSİL TAYİNİZORUNLUDUR.Mümessilin iŞTirak halindeki mÜLkiyeti, mÜŞTerek mÜLkiyeteÇEvirme yetkisinin bulunmamasI, terekeye genel yetkili temsilci tayinine engel deĞIldir. Bu yÖN gÖZetilmeden davanIN reddedilmesi usul ve kanuna aykIRIDIR…”(Bu kararların yayınlandıĞIYerler için bk.UYAR, s. 2681;UYAR, Talih:Türk Medeni Kanunu, Gerekçeli-İÇTihatlI, Miras Hukuku, C. III (MK 495-682), 2002.DALAMANLI/KAZANCI/KAZANCI, s. 578.-DALAMANLI, LÜTFÜ/KAZANCI, FARUK/KAZANCI,MUHARREM:İLmi ve KazaiİÇTihatlarla AÇıKlamalI, TÜRk Medeni Kanunu, C. III, Madde: 439- 617, Miras Hukuku,İStanbul 1991)
Yine bir başka hükmünde da Yargıtay, daha da ileri giderek,Tereke temsilcisi atanmasını isteyenin belirli bir uyuŞMazlIK gÖStermesine gerek olmaksIZIN talepte bulunmasININ tereke temsilcisi atanmasIIÇIn yeterli olduĞUnuBelirtmiştir.
Bu yöndeki hüküm (2. HD,25.12.1971, E. 9514, K. 9687) şöyledir:“... Tereke taksime kadar muŞA (iŞTirak) halinde bulunduĞUna gÖRe,Medeni Yasanın 581. Maddesi (Yeni MK 640) gereĞInce mirasŞIrketine temsilci tayin edilmesi mecburidir.
MÜMessil tayinini isteyen mÜŞAhhas bir uyuŞMazlIK gÖSterme zorunluluĞU yoktur. Bu bakIMdan istek uyarınca hüküm verilmesi gerekirken, ret hükmü verilmesi usul ve kanuna aykırıdır…”(Bu hüküm için bk.UYAR, s. 2733-2734)
Yargıtay diğer bir hükmünde ise;Mahkemenin tarafların (mirasçıların) gösterdiĞI kiŞIyi tereke temsilcisi olarak atamakla yükümlü olmadıĞINIIÇTihat etmiŞTir. Bu yöndeki hüküm (2. HD, 24.9.1999, E. 7309, K. 9599)Şöyledir:“…Davacı yetki belgesine dayanarak 1978 tarihinde ölenŞAbanÇöMlek’In terekesine mÜMessil tayini istemiŞTir.
Yargı Mercii taraflarIN gÖSterdiĞI kiŞIyi temsilci atamak zorunda deĞIldir. GerÇEkleŞEn vaziyet karŞISINda, terekeyi temsil edecek nitelikteki bir kiŞInin temsilci olarak atanmasIGerekirken, yazILIŞEkilde hÜKÜM kurulmasIUsul ve yasaya aykIRIDIR…”( Bu hüküm için bk.UYAR, s. 2611.)
- MİRASÇILARDAN BİRİSİNİN TEREKE TEMSİLCİSİATANABİLMESİİÇİN DİĞER MİRASÇILARLA ARASINDA MENFAATÇATIŞMASI VEYA HUSUMET BULUNMAMALIDIR.
Nitekim Yargıtay da bir hükmünde (2. HD,7.7.1975, E. 5650, K. 6156), aralarında çıkar çatışması bulunmadıkça, mirasçılardan birisinin tereke temsilcisi atanabileceğini içtihat etmiştir. Bu kararın ilgili kısmı şöyledir:“…Kural olarak, mirasçılardan birinin mirasŞIrketine temsilci atanmasIMÜMkÜNdÜR.
Ancak bu kiŞInin diĞEr mirasÇıLarla yararÇAtIŞMasIVar ise, atama yapILamayacaĞIGibi, tayinden sonra böyle bir durumun meydana çıkması halinde de öbür tarafın azil isteĞIni haklISaymak gerekir. Aksi halde, mÜMessil olan kiŞInin, mirasŞIrketi veÖZellikle mirasÇıLarIZarara sokmasINa yol aÇMIŞVe fIRsat verilmiŞOlur ki kanunen buna imkâN yoktur…”(Bu hüküm için bk.UYAR, s. 2728-2729)
Yine bir başka hükmünde Yargıtay, aralarında husumet ve(ya) menfaat çatışması bulunmadıkça mirasçılardan birisinin tereke temsilcisi olarak tayin edilebileceği yönündeki görüşünü tekrar etmiştir. Ancak Yargıtay bu kararda önemli bir hususu daha belirtmek olanağını elde etmiştir. Karara konu olayda, mirasçılar arasında davacının mirasçı olup olmadığına ilişkin ihtilaf çıkmıştır.
Bu ihtilafın çözümü başka bir yargı merciinde halledilmiştir. Bu durumu dikkate alan Yargıtay, böyle bir ağır ihtilafın mirasçılardan birisinin (olayda davacının) tereke temsilcisi atanmasını engelleyeceğini de içtihat etmiştir. Bu isabetli ve ilginç hüküm (2. HD. 5.4.1971 T.
E. 2081,K. 2197) şöyledir:“…MK. nun 581. (Yeni MK 640) maddesine göre, taraflar arasında husumet ve menfaat çatıŞMasIBulunmadIKÇA mirasÇıLardan birisinin mÜMessil tâYini caizdir. Bu dâVa sIRasINda dâVâLI, dâVacI’In mirasÇıOlmadIĞINIIleri sÜRmÜŞVe ayrICa asliye mahkemesinde bu konuda dâVa aÇMIŞVe neticede ’in muris ’in mirasçısı olduĞU sÜButa ererek irs ihtilâFIOrtadan kalkmIŞVe hÜKÜM kesinleŞMiŞIse de, anILan dâIN taraflar arasINda doĞUrduĞU aĞIR husumet hali gÖZetilerek mirasŞIrketine baŞKa bir kiŞInin mÜMessil tâYini gerekirken ’In temsilci tâyin edilmiŞOlmasIUsul ve kanuna aykIRIDIR…”(Bu hüküm için bk.UYAR, s. 2734;RKD 1971, S. 6-7, s. 195-196.)
- TEREKE TEMSİLCİSİNE MAHKEMECE VERİLECEK YETKİNİN KAPSAMI; TEMSİLCİ/KAYYIM GENEL YETKİLİTEREKE TEMSİLCİSİOLARAK ATANMALIDIR
TMK’da tereke temsilcisinin yetkisinin kapsamına ilişkin bir kural yer almamaktadır. Tereke temsilcisini atayan yargı mercii temsilciye özel veya genel bir yetki tanıyabilir.
Buna karşılık yargı mercii tarafından tereke temsilcisine genel bir temsil yetkisi de tanınabilir. ÖrneğinMİRASÇILAR ARASINDAŞİDDETLİUYUŞMAZLIKLAR ORTAYAÇIKMIŞ, BU NEDENLE MİRASÇILARIN BİRLİKTE UYUMLU FAALİYETTE BULUNMALARI OLANAKSIZSA, BU DURUMDA ATANACAK TEREKE TEMSİLCİSİGENEL YETKİLİTEREKE TEMSİLCİSİOLACAKTIR.
Çünkü mirasçıların artık uyuşması olanaklı değildir ve terekenin tamamının tereke temsilcisine ihtiyacı vardır. Ancak hemen belirtmeliyiz ki, Yargıtay, özel ve dolayısıyla sınırlı yetkili tereke temsilcisi atanmasına karşı çıkmaktadır.YARGITAY’A GÖRE TEREKE TEMSİLCİSİNE SINIRLI YETKİVERİLEMEZ.Bu hususta bir hüküm (2. HD, 10.10.1988, E. 7153, K. 9002)Şöyledir:“…MirasŞIrketine temsilci atanan kiŞInin gÖRevi, taksime kadar tereke ile ilgili bÜTÜN iŞLerde, temsil gÖRevini yerine getirmektir. Buna raĞMen mahkemece sIRf taŞINmaz satIŞIHususunda gÖRevli kILINmasI, yani yetkisinin sINIRlandIRILmasIYanlIŞTIR…”
Bu hususta başka bir örnek için bk.HGK, 8.2.1989, E. 1988/2- 882, K. 79:“…MEDENİYASANIN 581. (YENİMK 640) MADDESİUYARINCA MİRASÇILAR ARASINDA TAKSİME KADAR HAKLAR VE BORÇLAR ORTAK (MÜŞA) OLARAK KALIR.
ONUNİÇİN (MİRASŞİRKETİNE) ATANACAK MÜMESSİLİN GÖREV VE YETKİSİTEREKENİN TÜMÜNEŞAMİL OLACA
Türkiye'den ve dünyadan yasal haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda yasal haber...
Bu bağlantı siziHttps://www..netDışındaki bir siteye yönlendiriyor.