Meslek Hastalığı Nedir? Ekibi17 Temmuz 2026İş Hukuku

Meslek hastalığı, işçinin yaptığı işin niteliği veya çalışma koşulları sebebiyle zamanla ortaya çıkan sağlık sorunudur.5510 sayılı Kanunm.14’e göre, sigortalının işin niteliğinden veya yürütüm şartlarından dolayı uğradığı geçici veya sürekli hastalık ve engellilik halleri bu kapsama girer. SGK, meslek hastalıklarını kimyasal, cilt, solunum, bulaşıcı ve fiziksel etkenli olmak üzere beş grupta toplar.

İçindekiler
  1. Meslek Hastalığı Tanımı
  2. Meslek Hastalıkları Nelerdir?
  3. Meslek Hastalığı Şartları
  4. Meslek Hastalığı Konusunda İşverenin Yükümlülükleri
  5. Meslek Hastalığına Yakalanan İşçinin Hakları
  6. Meslek Hastalığı Nedeniyle Tazminat Davası
  7. Meslek Hastalığı İle İlgili Sorular
    1. İlerleyici meslek hastalığında zamanaşımı ne zaman yeniden başlar?
    2. Meslek hastalığı sonucu destekten yoksun kalma tazminatı istenebilir mi?
    3. Meslek hastalığı ortaya çıkınca ne yapmalı? Nereye başvurmalı?
    4. Malulen emeklilik için SGK'ya nasıl başvurulur?
    5. Meslek hastalığı tanısı nasıl konulur?
    6. Meslek hastalığı SGK'ya bildirilmezse ne olur?
    7. Listede olmayan hastalık için hangi deliller sunulmalı?
    8. Meslek hastalığına yakalanan işçi işten çıkarılabilir mi?

Bir hastalığın meslek hastalığı sayılması için sigortalılık, işle illiyet bağı, listeye girme ve süreklilik şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.

İşveren, gerekli önlemleri almak ve vakayı üç iş günü içinde SGK’ya bildirmekle yükümlüdür. Meslek hastalığına yakalanan işçi, SGK’dan iş göremezlik geliri ve malulen emeklilik gibi haklar elde edebilir. İşverenden ise 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde maddi ve manevi ödenek talep edebilir.

Meslek Hastalığı Tanımı

Meslek hastalığı tanımı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple ya da işin yürütülüş koşulları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleridir.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunum.14’te şu tanım yer alır:[1]

Meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm koşulları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleridir.

Meslek hastalığının oluşması halinde işçinin maddi, manevi tazminat hakkıve bazı ödemeleri alma hakkı söz konusudur.

Meslek hastalıkları genellikle bir aşama halinin sonucunda ortaya çıkmaktadır. Bu aşama 7 gün olabileceği gibi 40 yıl da olabilmektedir.

Bu süre kaç yıl olacağı önceden belirli değildir, hastalığın türüne göre değişir. İşçinin etken maddeyle temas ettiği tarih önem arz edecektir. Meslek hastalığı, halk arasında iş hastalığı olarak da anılır.

Bir hastalığın meslek hastalığı sayılabilmesi için işçinin çalıştığı işten dolayı meslek hastalığına tutulduğunun SGK tarafından yetkilendirilen kişiler tarafından usulüne uygun olarak düzenlenen sağlık kurulu raporu ile tespit edilmesi zorunludur.

Meslek hastalığı kavramını iş kazasından ayıran temel fark, oluşma biçimidir. İş kazası, işçinin işini yaparken aniden meydana gelen ve hemen zarara yol açan bir olaydır, örneğin düşme sonucu kemik kırılması.

Meslek hastalığı ise ani bir olay değil, işin içindeki risk etkenlerine yıllar içinde maruz kalmanın sonucudur. İş kazası iş saatleri dışında da meydana gelebilirken, meslek hastalığı mutlaka işle bağlantılı bir nedenden kaynaklanır. Bu yönüyle meslek hastalığı, tamamen mesleki faaliyet içinde gelişen bir rahatsızlıktır.

Meslek Hastalıkları Nelerdir?

İşçinin çalıştığı ortamdan kaynaklanan ve işle illiyet bağı (nedensel bağlantı) içinde olan pek çok hastalıkMeslek hastalığıOlarak değerlendirilebilir. Çalışma sırasında maruz kalınanKimyasal maddeler, fiziksel etkenler, biyolojik ajanlarVeya zorlayıcı çalışma şekilleri uzun vadede çeşitli organ sistemlerinde hasara yol açarak meslek hastalıklarına neden olur.

Meslek hastalıklarını sınıflandırmak için Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), bu hastalıklarıBeş ana grubaAyırmıştır:

  • A Grubu (Kimyasal Maddelerden Kaynaklanan Hastalıklar):Çeşitli kimyasallarla çalışmaktan doğan meslek hastalıklarıdır. Örneğin, kurşun, cıva gibi ağır metallerle çalışan bir işçinin maruz kalması sonucu oluşan zehirlenmeler veya meslekiKanserTürleri bu gruba girer.
  • B Grubu (Mesleki Cilt Hastalıkları):İşyerindeki kimyasal veya fiziksel etkenlerin ciltte yol açtığı hastalıklardır. Uzun süreli temas sonucu oluşanDermatit (egzama), kronik yaralar veyaCilt kanseriGibi hastalıklar bu gruptadır.
  • C Grubu (Pnömokonyoz ve Mesleki Solunum Hastalıkları):Tozlu veya dumanlı ortamlarda çalışmakla ilgili akciğer hastalıklarıdır. Özellikle maden, inşaat, kot kumlama gibi işlerde solunan tozlarSilikozis, kömür işçisi pnömokonyozu, asbestozGibi kalıcı akciğer hasarlarına yol açar.
  • D Grubu (Mesleki Bulaşıcı Hastalıklar):Sağlık sektörü, laboratuvar, veterinerlik gibi işlerde maruz kalınan enfeksiyon hastalıklarıdır.

    Örneğin sağlık personelinin hastalarından kaptığıTüberküloz,Hepatit BVeyaHIVGibi hastalıklar mesleki bulaşıcı hastalık kapsamındadır.

  • E Grubu (Fiziksel Etkenlerden Kaynaklanan Hastalıklar):Gürültü, titreşim, yüksek/alışılmadık basınç veya ışınlar gibi fiziksel ortam etkenlerinin neden olduğu hastalıklardır. Örneğin yüksek gürültülü ortamda çalışanlarda görülenIşitme kaybı, sürekli titreşime maruz kalan işçilerde oluşanEklem ve omurga rahatsızlıkları, uzun süre güneş UV ışını altında çalışmaya bağlıCilt zararlarıBu gruba girer.

Yukarıda sayılanlar, meslek hastalığı gruplarına örnek teşkil eden genel durumlardır. Bu grupların altında daha spesifik pek çok hastalık tanımlanmıştır.SGK’nın Meslek Hastalıkları Listesi, ilgili yönetmelik ekinde ayrıntılı olarak belirtilmiştir ve toplamda yüzlerce hastalığı içerir. Ancak önemli olan, her hastalığın meslek hastalığı sayılmayacağı, sadece işin yürütümüyle doğrudan bağlantılı hastalıkların bu kapsama girdiğidir.

Örneğin, bir işçinin soğuk algınlığı geçirmesi genellikle meslek hastalığı sayılmaz, fakat işyerindeki kimyasallardan kaynaklı astım gelişmişse bu meslek hastalığı olarak değerlendirilebilir.

SGK’nın meslek hastalıkları listesi, A’dan E’ye beş grupta yüzlerce hastalığı sayar. Liste, ilgili yönetmelik ekinde yer alır.[2]Listede yer almayan bir hastalık da, işle bağlantısı sağlık kurulu raporuyla kanıtlanırsa meslek hastalığı sayılabilir.

Meslek Hastalıkları Sınıflandırması

Meslek Hastalığı Koşulları

Her rahatsızlık otomatik olarak meslek hastalığı kapsamında değerlendirilmez. Bir hastalığınMeslek hastalığıOlarak tanınması için hemTıbbiHem deYasalBazı koşulların sağlanması gerekir. Genel olarak meslek hastalığının kabulü için aranan şartlar şunlardır:

  1. Sigortalı Olma Şartı:Meslek hastalığına yakalanan kişininSigortalı (SGK’lı) bir işçiOlması gerekir.

    İşçinin çalışması yasal olarak kayıtlı ve sosyal güvenlik kapsamına bildirilmiş olmalıdır. Bununla birlikte, uygulamada Yargıtay kararları, işçi sigortasız çalıştırılmış olsa bile fiilen o işyerinde çalıştığını ve hastalığa bu iş nedeniyle yakalandığını ispatlaması halinde meslek hastalığı hükümlerinden yararlanabileceğini göstermektedir. Sigortasız çalışmış kişiler, haklarını almak içinFaaliyet tespit davasıAçarak çalışma sürelerini belgeleyebilirler.

  2. İş Nedeniyle Oluşma Şartı:Hastalığın, işçinin yaptığıMesleki faaliyetin bir sonucuOlarak ortaya çıkması gerekir. Yani hastalığın temel sebebi, işin niteliği veya yürütülüş koşulları olmalıdır.

    Başka bir deyişle hastalık ile yapılan iş arasındaIlliyet bağı(nedensellik) kurulabilmelidir. Eğer hastalık tamamen iş dışında gelişen bir sebepten kaynaklanıyorsa meslek hastalığı sayılmaz.

  3. Hastalığın Listeye Girmesi Şartı:Meslek hastalığı olarak kabul edilen rahatsızlıklar, SGK’nın belirlediğiMeslek hastalıkları listesindeYer almalıdır. Ancak, listede bulunmayan bir hastalık da iş nedeniyle ortaya çıkmışsa bu durumda hastalığın mesleki kaynaklı olduğuResmi sağlık kurulu raporuIle tespit edilmelidir. SGK tarafından yetkilendirilen hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenen raporla hastalığın işle ilgisi kanıtlanır.

    SGK bu raporu inceleyerek hastalığı meslek hastalığı olarak onaylayabilir. SGK’nın onay vermemesi halinde, işçiIş mahkemesinde tespit davasıAçarak hastalığın mesleki olduğunun yargı kararıyla belirlenmesini talep edebilir.

  4. Süreklilik (Kademeli Oluşum) Şartı:Meslek hastalığının, kısa veya uzun birAşama sonucundaOrtaya çıkmış olması gerekir. Yani birdenbire değil, belli bir maruziyet süresinin ardından gelişmelidir. Bu süre hastalığın türüne göre birkaç hafta olabileceği gibi yıllar da sürebilir.

    Hatta bazı durumlarda işçi işten ayrıldıktan yıllar sonra dahi meslek hastalığı belirtileri ortaya çıkabilir, örneğin yıllar sonra kendini gösteren kanserler. Eğer rahatsızlıkAni bir olaySonucu aniden geliştiyse (örneğin bir kerelik bir olayda zehirlenme, şok vb.), bu durumdaIş kazasıHükümleri uygulanır, meslek hastalığı olarak değil iş kazası olarak değerlendirilir.

Yukarıdaki şartlar sağlandığında, hastalığın meslek hastalığı olarak kabulü için gereken yasal zemin oluşur. Sonrasında işçinin bu durumu SGK’ya bildirmesi ve gerekli işlemleri başlatması gerekir.

Meslek Hastalığı Şartları

Meslek Hastalığı Konusunda İşverenin Yükümlülükleri

İşveren, işçilerin meslek hastalığına yakalanmasını önlemek ve işçilerin sağlığını korumak amacıyla kanunen çeşitli önlemleri almakla sorumludur.İş Sağlığı ve GüvenliğiMevzuatına göre işverenin başlıca yükümlülükleri şunlardır:

  • Risk Değerlendirmesi:İşveren, işyerindeki riskleri sürekli olarak değerlendirmeli ve oluşabilecek yeni tehlikelere karşı proaktif önlemler almalıdır. İşçiler için tehlike yaratabilecek hususları önceden tespit edip ortadan kaldırmak veya en aza indirmek işverenin görevidir.
  • Koruyucu Önlemler ve Ekipman:Çalışanların sağlığını korumak için gerekliKoruyucu ekipmanları(örneğin maske, eldiven, kulaklık, özel giysi vb.) temin etmek ve kullanımlarını sağlamak zorundadır.

    İşçinin hayati tehlike oluşturabilecek zararlı maddelerle temasını önlemek için her türlü teknik ve organizasyonel önlem alınmalıdır. Sadece talimat vermek değil, fiilen korunma şartlarını oluşturmak esastır.

  • Eğitim ve Bilgilendirme:İşveren, işçileri çalışma ortamındaki riskler konusunda bilinçlendirmeli ve düzenli iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri vermelidir. Çalışanlar, kullandıkları makinelerin, malzemelerin veya maruz kaldıkları maddelerin tehlikeleri hakkında bilgilendirilmelidir.
  • Sağlık Gözetimi:Çalışanların periyodik sağlık kontrollerini yaptırmak, işle ilgili ortaya çıkabilecek sağlık sorunlarını erken tespit etmek işverenin yükümlülüklerindendir. Özellikle riskli sektörlerde (maden, kimya, gürültülü fabrikalar gibi) çalışanların düzenli aralıklarla işe uygunluk muayenelerinin yapılması gerekir.
  • İşyerinde Denetim:Alınan iş güvenliği önlemlerinin uygulanıp uygulanmadığını işveren sürekli denetlemelidir.

    Çalışma koşullarında değişiklik oldukça önlemleri güncelleyerek devam ettirmek gerekir. İşveren, işçilerin kurallara uyup uymadığını da takip ederek gerekli uyarıları yapmalıdır.

  • Yasal Bildirimlerin Yapılması:6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’na göre işveren, meydana gelenIş kazasıVe meslek hastalığı vakalarını en geç üç iş günü içinde SGK’ya bildirmekzorundadır.[3]Bu bildirim, “İş Kazası ve Meslek Hastalığı Bildirim Formu” ile yapılır. Aksi halde işverene idari para cezaları uygulanır.

İşveren bütün önlemleri eksiksiz alsa bile, bazı işlerin doğası gereği yıllar içinde meslek hastalığı meydana gelebilir. Böyle durumlarda dahi işveren sorumluluktan bütünüyle kurtulamaz.

Türk hukukunda işveren sorumluluğunda“kaçınılmazlık ilkesi”Gözetilir: alınan tüm tedbirlere rağmen ortaya çıkan meslek hastalığında bile işverenin belirli oranda sorumluluğu devam eder.

Yargıtay uygulamalarında gerçekten kaçınılmaz durumlar için ödenek miktarında bir indirim yapılabilmekte, ancak bu indirim genellikle zarar paylaştırılması şeklinde (%60 işveren – %40 işçi gibi) olmaktadır. Bu nedenle işveren açısından en doğru yaklaşım, baştan tüm riskleri minimize etmeye çalışmak ve yasal yükümlülüklerini titizlikle yerine getirmektir.

Meslek Hastalıklarında İşveren Sorumlulukları

Meslek Hastalığına Yakalanan İşçinin Hakları

Bir işçi meslek hastalığına yakalandığında, hemSGK kapsamında haklarıBulunmakta hem de işverenden talep edebileceği bazı ödenek hakları doğmaktadır. Meslek hastalığı nedeniyle işçinin yararlanabileceği başlıca haklar şunlardır:

  • Geçici İş Göremezlik Ödeneği:İşçi, meslek hastalığı sebebiyle geçici süreyle çalışamaz hale gelirse, rapor aldığı süre boyunca SGK’dan geçici iş göremezlik parası alabilir. Bu günlük ödenek, iş göremediği günler için gelir kaybını kısmen karşılar.

    Raporlu olduğu dönemde işveren ücret ödemez ise SGK belli bir oran üzerinden bu ödeneği sağlar.

  • Sürekli İş Göremezlik Geliri (Maluliyet Aylığı):Meslek hastalığı kalıcı bir hasar bırakmışsa veIş göremezlik oranı en az %10Olarak tespit edilmişse, işçi sürekli iş göremezlik gelirine hak kazanır.[4]Bu, işçiye sürekli olarak bağlanan bir maaş niteliğindedir. Maluliyet oranı arttıkça gelir miktarı da artar. Eğer işçi meslek hastalığı nedeniyle tamamen çalışamaz duruma gelmiş (yani %100 malul) ise sürekli iş göremezlik maaşı, son kazancının yaklaşık %70’i oranında bağlanır. İşçi, hastalığı sonucuBaşkasının sürekli bakımına muhtaç kalmışsa, bu oran %100’e çıkar, yani son ücreti tutarında aylık alabilir.

    Kısmi maluliyet durumlarında ise oran orantılı uygulanır.

  • Ölüm Geliri ve Aylığı:Meslek hastalığı sonucu işçi vefat ederse, geride kalan hak sahiplerine (eş, çocuklar, bakmakla yükümlü olduğu anne-baba gibi yakınlarına) ölüm geliri bağlanır. Bu gelir, ölen sigortalının hak sahiplerine paylaştırılarak düzenli aylıklar şeklinde ödenir. Böylece vefat eden işçinin ailesi, belirli oranlarda gelir desteği alabilir. Ayrıca yine şartlar uygunsa ölüm aylığı da bağlanarak uzun vadeli sigorta kolundan emeklilik hakkı sağlanır.
  • Evlenme ve Cenaze Ödenekleri:Meslek hastalığı sonucu vefat eden sigortalınınKız çocukları, ölüm aylığı alırken evlenmeleri hâlinde, bir defaya mahsus olmak üzereEvlenme ödeneğiAlma hakkına sahiptir (bu, iki yıllık aylık tutarı kadardır).

    Yine vefat eden sigortalı için yakınlarına cenaze ödeneği sağlanır. Cenaze ödeneği, SGK tarafından ölüm masraflarına katkı amacıyla yapılan tek seferlik bir ödemedir.

  • Malulen Emeklilik Hakkı:Meslek hastalığı nedeniyle çalışma gücünün en az %60’ını kaybeden sigortalılarMalulen emeklilikHakkından yararlanabilirler.[5]Malulen emeklilik, gerekli prim ödeme gün sayısını ve sigortalılık süresini dolduran, fakat işgücü kaybı yaşayan kişilere tanınan erken emeklilik türüdür. Özellikle ağır meslek hastalıklarına yakalanan ve çalışamayacak durumda olan işçiler, gerekli şartlar mevcutsamalulen emeklilikiçin SGK’ya başvurabilir ve emekli aylığı almaya başlayabilir.
  • Maddi ve Manevi Ödenek Hakkı:İşçi, meslek hastalığına yakalanmasında işverenin kusuru veya ihmali olduğunu düşünüyorsa, işverenden maddi ve manevi ödenek talep edebilir. Bu kapsamda işçinin uğradığı maddi kayıpların (tedavi giderleri, çalışamadığı dönemdeki ücret kaybı, çalışma gücünün azalmasından doğan gelecek kazanç kayıpları vb.) yanı sıra çektiği acı ve ızdırap için manevi ödenek da istenebilir.

    Ödenek hakkı, doğrudan işveren aleyhine açılacak bir yasal aşama ile ileri sürülür ve aşağıda ayrıntılı değinilmektedir.

Yukarıdaki haklardan SGK tarafından sağlanan ödenek ve gelirler, işçinin sigortalı olması sayesinde aldığı sosyal sigorta yardımlarıdır. Bunun yanında, işçinin uğradığı zarar tam olarak karşılanmadıysa veya işverenin ihmali nedeniyle oluşan bir vaziyet varsa, işçi ayrıca işverene karşı yasal aşama yoluyla hak talep edebilir.

Özellikle meslek hastalığı, işverenin gerekli önlemleri almaması sonucu oluşmuşsa, SGK yardımları dışında kalan zararlar için işverenin sorumluluğu gündeme gelecektir.

Meslek Hastalığına Yakalanan İşçinin Hakları

Meslek Hastalığı Nedeniyle Ödenek Davası

Meslek hastalığına yakalanan bir işçi, işverenden uğradığı zararların tazmini için maddi ve manevi ödenek davası açma hakkına sahiptir. Bu tür davalar, esasen bir haksız fiil (işverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerini yerine getirmemesi gibi bir kusur) veya iş sözleşmesinden doğan sorumluluk kapsamında değerlendirilir. Ödenek davası ile hedeflenen, işçinin uğradığı maddi zararları ve çektiği manevi üzüntü ve acıyı bir nebze olsun karşılamaktır.

Maddi ödenekKapsamında işçi, meslek hastalığı nedeniyle yaptığı tedavi masraflarını (SGK’nın karşılamadığı kısımlar dahil), çalışamadığı dönemde kaybettiği ücretleri, çalışma gücünün azalması sebebiyle ileride uğrayacağı gelir kaybını ve ekonomik geleceğinin sarsılmasından doğan zararlarını talep edebilir.

Eğer meslek hastalığı işçiyi tamamen çalışamaz hale getirmişse, gelecekte elde edemeyeceği tüm gelirleri de maddi tazminata dahil edilebilir.

İşçi meslek hastalığı yüzünden vefat etmişse, geride kalan yakınlarıdestekten yoksun kalma tazminatıtalep edebilirler.

Destekten yoksun kalma tazminatı, ölen işçinin sağlığında maddi destek sağladığı kişilerin (eş, çocuk, anne-baba gibi) bu destekten mahrum kalması nedeniyle isteyebileceği bir tazminattır.

Meslek Hastalığı Ödenek Hakları

Manevi ödenekIse, işçinin hastalık nedeniyle çektiği fiziksel acıların, ruhsal sıkıntıların karşılığı olarak talep edilir. Meslek hastalığı işçide sürekli bir, sakatlık veya yaşam kalitesinde ciddi düşüşe sebep olduysa, veya işçinin psikolojisini olumsuz etkilediyse, manevi ödenek ile bu yaşanan manevi zararların bir nebze telafisi amaçlanır. Manevi ödenek miktarını yargı mercii, tarafların kusur durumuna, işçinin çektiği acının büyüklüğüne ve hakkaniyet ilkelerine göre takdir eder.

Meslek hastalığı nedeniyle açılacak ödenek davasında görevli yargı mercii İş Mahkemesidir. İş yargı mercileri, işçi ile işveren arasındaki uyuşmazlıklara bakmakla yetkili özel mahkemelerdir.

Eğer iş yargı makamı bulunmayan bir yerde yasal aşama açılacaksa, Asliye Hukuk Yargı Makamı bu davaya “iş yargı makamı sıfatıyla” bakar. Yetkili yargı mercii ise genellikle işverenin işyerinin bulunduğu yer mahkemesidir (veya işçinin ikametgahının bulunduğu yer de olabilmektedir).

Yasal Aşama açmadan önce, 2018’den bu yana işçi-işveren alacak ve ödenek uyuşmazlıklarındazorunlu arabuluculukuygulanmaktadır. Meslek hastalığı ödenek talepleri de bu kapsama girebilir. Yani işçi, yasal aşama açmadan önce arabuluculuk bürosuna başvurarak bir arabulucu görüşmesi yapmak zorundadır.

Arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamazsa, arabulucu son tutanağı düzenledikten sonra iş mahkemesinde yasal aşama açılabilir.

Ödenek davalarında, yargı mercii sürecinde işçinin meslek hastalığına yakalanmasında işverenin kusur oranı tespit edilir. Bu amaçla iş müfettişi raporları, işyeri kayıtları, tanık ifadeleri ve gerekiyorsa bilirkişi incelemeleri kullanılır.

Eğer işveren gerekli önlemleri almada ihmalkar bulunursa kusurlu sayılır ve ödenek ödemekle yükümlü olur. İşverenin kusuru ağırsa ödenek miktarı da buna göre artabilir. Öte yandan, bazı durumlarda işçinin de kendi sağlığını koruma konusunda ihmal veya kusuru tespit edilirse (örneğin koruyucu ekipmanları kasten kullanmamak gibi), bu da ödenek miktarını azaltıcı bir faktör olabilir.

Meslek hastalığı ile ilgili ödenek taleplerinde zamanaşımı süresi 10 yıl olarak uygulanır.[6]Bu süre, hastalığın ortaya çıktığı (işçinin zararının oluştuğu) tarihten itibaren başlar.

On yıl içinde yasal aşama açılmazsa, ödenek hakkı hak düşürücü süre nedeniyle kaybedilir. Bu nedenle meslek hastalığı teşhisi konur konmaz yasal aşama için vakit kaybetmemek önemlidir.

Ödenek davası sonucunda yargı mercii, işçinin maddi zararları için hesaplanan tutardan SGK’nın yaptığı ödemeleri (örneğin bağlanan geliri, ödenen tedavi masraflarını) mahsup eder. Böylece işçi çifte ödeme almamış olur. İşverenden sadece SGK’nın karşılamadığı kısım tahsil edilir.

Yargı Mercii uygun görürse manevi tazminata da hükmeder ve tüm bu tutarlar yasal faiziyle birlikte işverenden tahsil edilebilir.

Sonuç olarak, meslek hastalığına yakalanan işçi, hem sosyal güvenlik hukukundan doğan haklarını kullanarak maddi güvence elde edebilir, hem de gerektiğinde işverene karşı ödenek davası açarak adaletin sağlanmasını talep edebilir.

Bu aşamalar teknik ve karmaşık olabileceğinden, hak kaybına uğramamak için uzman biriş hukuku avukatıile çalışmak tavsiye edilir. Uzman bir avukat, hem SGK süreçlerinde hem de yasal aşama aşamalarında işçiye yol göstererek sürecin hızlı ve doğru yürütülmesine yardımcı olacaktır.

Meslek Hastalığı Ödenek Hakları

Meslek Hastalığı İle İlgili Sorular

Meslek hastalığı konusunda sıkça sorulan soruları bu başlık altında cevapladık.

Meslek hastalığı ilerleyici bir seyir izleyebilir. Maluliyet oranı arttıkça, her artış ayrı bir zarar sayılır ve zamanaşımı bu yeni oranın kesinleştiği tarihten yeniden başlar.[7]

Genel zamanaşımı süresi 10 yıldır ve hastalığın ortaya çıktığı tarihten işlemeye başlar.

Evet. Meslek hastalığına yakalanan işçi bu hastalık nedeniyle vefat ederse, ölen işçinin yakınları (eş, çocuklar, bakmakla yükümlü olduğu anne ve baba gibi) destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilir.

Bu ödenek, vefat eden kişinin sağlığında maddi destek sağladığı kişilerin, onun ölümüyle yoksun kaldıkları desteğin parasal karşılığını ifade eder. Örneğin, çalışan bir babanın ölümüyle ailesinin kaybettiği maddi katkı, mahkemece hesaplanarak aileye ödenek olarak ödetilebilir.

Bir işçide meslek hastalığı belirtileri ortaya çıktığında veya böyle bir tanı konduğunda ilk yapılması gereken, durumu yetkililere bildirmek ve kayıt altına aldırmaktır. Öncelikle işçi, durumu işverene ve işyerindeki iş güvenliği yetkilisine iletmelidir. Ardından vakit kaybetmeden tam teşekküllü bir devlet hastanesine veya SGK tarafından yetkilendirilmiş meslek hastalığı hastanesine başvurup sağlık kurulu raporu almalıdır.

Bu rapor, hastalığın işle bağlantısını ortaya koyacaktır. Ayrıca işçi veya işveren, durumu üç iş günü içinde SGK’ya bildirmelidir.

SGK bildirimi yapıldıktan sonra SGK gerekli incelemeyi (tahkikatı) yapar ve hastalığın meslek hastalığı olup olmadığını karara bağlar. İşçinin hak kaybına uğramaması için bu bildirim ve raporlama süreçlerinin eksiksiz yapılması gerekir.

İşçi, meslek hastalığı nedeniyle çalışma gücünün en az %60’ını kaybettiğini düşünüyorsa SGK’ya dilekçeyle başvurur. SGK, işçiyi yetkili sağlık kuruluşuna sevk eder.

Sağlık kurulu raporu malullük oranını belirler. Rapor olumluysa ve 10 yıllık sigortalılık ile 1800 gün prim şartı sağlanıyorsa (başkasının sürekli bakımına muhtaç ise 10 yıl şartı aranmıyor), SGK malulen emekli aylığı bağlar.

Meslek hastalığı tanısını koymaya yetkili olanlar, SGK’nın yetkilendirdiği sağlık kuruluşları ve bu kuruluşlardaki Sağlık Kurullarıdır. Aşama genellikle şöyle işler: İşçi, meslek hastalığından şüpheleniyorsa veya bir hekim mesleki hastalıktan şüphelenip sevk ettiyse, işçi ilgili hastanede muayene ve tetkiklerini yaptırır. Yetkili sağlık kurulunca, işçinin maruz kaldığı işle hastalığı arasında bağ kuran bir sağlık kurulu raporu düzenlenir.

Bu raporda hastalığın türü, seviyeleri ve mesleki etkene maruziyet bilgileri yer alır.

Rapor, SGK’ya gönderilir. SGK’nın kendi sağlık kurulunca da incelenip onaylanırsa, resmi olarak meslek hastalığı tanısı konmuş olur ve SGK kayıtlarına girer. Eğer SGK sağlık kurulu, hastalığın mesleki olmadığına hüküm verirse işçi bu karara itiraz edebilir veya iş mahkemesine başvurarak duruma itiraz edip meslek hastalığı tespiti talep edebilir.

İşveren, bildirimi süresinde yapmazsa idari para cezası alır. Ayrıca gecikme, işçinin haklarının başlamasını da geciktirebilir.

İşveren bildirim yapmazsa işçi doğrudan SGK’ya başvurup kendi bildirimini yapabilir. Bildirim süresi, öğrenme tarihinden itibaren üç iş günüdür.

İşin yürütümü ile hastalık arasındaki bağ, sağlık kurulu raporuyla kanıtlanır. SGK olumsuz yaklaşırsa, iş mahkemesinde tespit davası açılabilir. Bu davada işyeri kayıtları, tanık ifadeleri ve bilirkişi raporları delil olarak kullanılır.

Yargı Mercii hükmü SGK için bağlayıcıdır.

İş Kanunu’na göre, uzun süre işe devamsızlık gerektiren hastalıklarda belirli koşullarla işverenin fesih hakkı vardır. Meslek hastalığına yakalanan işçi, hastalığı nedeniyle iş göremez hale gelir ve iyileşme süreci uzun sürerse, işverengeçerli nedenle fesihyoluna gidebilir.

Kanunda, işçinin peş peşe raporlu olduğu sürenin, ihbar süresini 6 hafta aşması halinde işverenin sözleşmeyi feshedebileceği belirtilmiştir. Örneğin işçi 4 aylık ihbar süresine tabi ise, aralıksız 4 ay + 6 hafta raporlu kalırsa işveren feshedebilir.

Ancak burada işveren, işçiye kıdem tazminatını ödemek zorundadır ve bu fesih sağlık sebebiyle olacağından işçi işsizlik maaşı da alabilir. Öte yandan, işverenin sadece işçi meslek hastalığına maruz kaldı diye (rapor süresi dolmadan) onu işten çıkarması haksız fesih sayılabilir.

Ayrıca işçinin meslek hastalığı nedeniyle yasal haklarını araması (örneğin ödenek davası açması) yüzünden işten çıkarılması da geçersiz fesih olacaktır.

Bu gibi durumlarda işçi işe iade davası açabilir ya da kötü niyet tazminatı talep edebilir.

Sonuç olarak, meslek hastalığına yakalanan işçi hemen işten çıkarılamaz, sadece uzun süren tedavi ve çalışma aczinde, yasanın öngördüğü süreler geçtikten sonra fesih gündeme gelebilir. Her durumda işçinin hakları (kıdem tazminatı, varsa diğer alacakları) korunmalıdır.

Kaynaklar

  1. 5510 sayılı Yasa m.14↩
  2. SGK Meslek Hastalıkları Listesi, ilgili yönetmelik eki↩
  3. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu m.14/2↩
  4. 5510 sayılı Yasa m.19↩
  5. 5510 sayılı Yasa m.25-26↩
  6. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.146↩
  7. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, maluliyet artışı ve zamanaşımı içtihadı↩