Bireysel veya kurumsal olarak karşılaşılabilecek yasal itilaflarda hakların tam olarak bilinmesi, adil bir çözümün anahtarıdır. Bu yazımızda ilgili mevzuat detaylarını mercek altına alıyoruz.
Hukuk Büromuz
Ehlibeyt Mah. Ceyhun Atuf Kansu Cd. No:112 D:30, Cevat Muratal İş Merkezi, Balgat, /
Bu başlığın altında hukuk sistemimizdeki mal rejimlerinden yalnızca "mal ortaklığı rejimi" ele alınacak olup, genel olarak diğer mal rejimleri veya özel olarak diğer mal rejimlerinden biri hakkında bilgi almak istiyorsanız mal rejimleri ile alakalı üst başlığımıza bu linkten ulaşabilirsiniz: Evlilikte Mal Rejimleri
Yazı İçindekiler:
Mal Ortaklığı Rejimi
Mal Ortaklığı Rejiminde Kişisel Mallar
Mal Ortaklığı Rejiminin Sona Ermesi ve Tasfiye
Mal Ortaklığı Rejimi ile İlgili Örnek Yargıtay Kararı
MAL ORTAKLIĞI REJİMİ
Mal ortaklığı rejimi,Ortaklık mallarıIleEşlerin kişisel mallarıNı kapsar.
Genel mal ortaklığında eşlerin yasa gereğince kişisel mal sayılanlar dışındaki malları ile gelirleri ortaklık mallarını oluşturur.
Eşler, ortaklık mallarına bölünmemiş bir bütün olarak sahip olurlar ve bu sebeple hiçbir eş, ortaklık payı üzerinde tek başına tasarruf hakkına sahip değildir. Eşler mallara elbirliği ile mülkiyet şeklinde sahip olurlar.
Eşler, halk arasında hatalı olarak "evlilik sözleşmesi" adıyla bilinen mal rejimi sözleşmesiyle sadece edinilmiş mallardan oluşan bir ortaklık kabul edebilirler. Kişisel malların gelirleri de bu ortaklığa dahildir.
Eşler, aralarında akdedecekleri bir mal rejimi sözleşmesiyle belirli malvarlığı değerlerini veya belirli malvarlığı türlerini, özellikle taşınmaz malları, bir eşin kazancını, bir eşin bir meslek veya sanat icrası için kullandığı malları ortaklık dışında tutabilirler. Aksi sözleşmede öngörülmedikçe bu malların gelirleri ortaklığa dahil değildir.
Mal Ortaklığı Rejiminde Kişisel Mallar
Mal ortaklığı rejiminde kişisel mallar:
Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya,
Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri,
Manevî ödenek alacakları ve
Kişisel mallar yerine geçen değerlerdir
Yani eşlerin evlilik öncesi malları, eşlerin manevi ödenek alacakları(kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğundan), eşlerin miras yoluyla geçen malları, kişisel malların yerine geçen değerler bütünü, eşlerden birinin karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği mallar ve niteliği gereği eşlerden birinin kişisel kullanımına yarayan eşyalar edinilmiş mal sayılmayacak ve tasfiyede hesaba katılmayacaklardır.
Bu vaziyet kanunla düzenlenmiştir. Kişisel mallar, mal rejimi sözleşmesi, üçüncü kişinin karşılıksız kazandırması veya kanunla belirlenir.
Eşlerden her birinin sadece kişisel kullanımına ayrılmış olan eşyası ile manevî ödenek alacakları kanundan dolayı kişisel malıdır. Bir eşin saklı pay olarak isteyebileceği malvarlığı değerleri, mal rejimi sözleşmesiyle ortaklığa dahil edildiği ölçüde, mirasbırakanları vasıtasıyla kendisine kişisel mal olarak kazandırılamaz.
Bir eşin kişisel malı olduğu ispatlanmadıkça tüm malvarlığı değerleri ortaklık malı sayılır. Bunu iddia eden eş, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.
Eşler, ortaklık mallarını evlilik birliğinin yararına uygun olarak yönetirler.
Olağan yönetim sınırları içinde her eş, ortaklığı sorumluluk altına sokabilir ve ortak mallarda tasarrufta bulunabilir.
Olağan yönetim dışında kalan konularda ise, eşler, ancak birlikte veya bir eş diğer eşin rızasını almak suretiyle ortaklığı sorumluluk altına sokabilir veya mallarda tasarrufta bulunabilir. Rızanın bulunmadığını bilmeyen veya bilecek vaziyette olmayan üçüncü kişiler için bu rıza var sayılır. Evlilik birliğinin temsiline ilişkin hükümler saklıdır.
Eşlerden biri, diğerinin rızasıyla ortaklık mallarını kullanarak, tek başına bir meslek veya sanat icra ederse, bu meslek veya sanata ilişkin bütün hukukî işlemleri yapabilir.
Eşlerden biri, diğerinin rızası olmaksızın ortaklık mallarına girecek olan bir mirası reddemeyeceği gibi, tereke borca batıksa mirası kabul de edemez. Diğer eşin rızasının alınmasına olanak bulunamazsa veya bu konudaki istem onun vasıtasıyla haklı sebep olmaksızın reddedilirse, istem sahibi eş kendi yerleşim yeri mahkemesine başvurabilir.
Mal ortaklığının sona ermesi hâlinde, eşlerden her biri ortaklık malıyla ilgili işlemlerden dolayı.
Yönetim giderleri ortaklık mallarından karşılanır.
Eşlerden her biri, yasal sınırlar içerisinde kendi kişisel mallarını yönetme ve bunlar üzerinde tasarrufta bulunma hakkına sahiptir. Kişisel mallara giren gelirler varsa, yönetim giderleri bu gelirlerden karşılanır.
Eşlerden her biri, aşağıdaki borçlardan kişisel malları ve ortaklık mallarıyla sorumludur:
Evlilik birliğini temsil veya ortaklık mallarını yönetme yetkisine dayanarak yapılan borçlardan,
Ortaklık mallarını veya ortaklık mallarına giren gelirleri kullanarak bir meslek veya sanatın icra edilmesi nedeniyle yapılan borçlardan,
Diğer eş için de kişisel sorumluluk doğuran borçlardan,
Kişisel mal yanında ortaklık mallarının da sorumlu olacağı hususunda eşlerin üçüncü kişilerle anlaşarak yaptığı borçlardan.
Her eş, diğer bütün borçlardan kendi kişisel mallarıyla ve ortaklık mallarının değerinin yarısı kadarıyla sorumlu tutulur. Ortaklığın zenginleşmesinden kaynaklanan istemler saklıdır.
Mal rejimi eşler arasındaki borçların muaccel olmasını önlemez. Bununla beraber bir borcun yerine getirilmesi borçlu eşi, evlilik birliğini tehlikeye düşürecek derecede önemli güçlüklere sokacaksa veya bu eşin ekonomik anlamda mahvına sebep olacaksa bu eş ödeme için süre talep edebilir.
Vaziyet ve koşullar gerektiriyorsa hâkim, istemde bulunan eşi teminat göstermekle yükümlü tutar.
Mal Ortaklığı Rejiminin Sona Ermesi Ve Tasfiye
Mal rejimi;
Eşlerden birinin ölümü,
Eşlerin farklı bir mal rejimini kabul etmesi ve
Eşlerden biri hakkında iflâsın açılmasıyla son bulur.
Mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesine veya mal ayrılığına geçilmesine hüküm verilmesi hâllerinde, mal rejimi yasal aşama tarihinden geçerli olmak üzere sona erer. Ortaklık mallarıyla kişisel malların kapsamının belirlenmesinde mal ortaklığının sona erdiği tarih esas alınır.
Eşlerden birine sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumlarınca yapılmış olan toptan ödemeler veya iş gücünün kaybı dolayısıyla ödenmiş olan ödenek, toptan ödeme veya ödenek yerine ilgili sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumunca uygulanan usule göre ömür boyunca irat bağlanmış olsaydı, mal rejiminin sona erdiği tarihte bundan sonraki döneme ait iradın peşin sermayeye çevrilmiş değeri ne olacak idiyse, tasfiyede o miktarda kişisel mal olarak hesaba katılır.
Bir eşin kişisel mallara ilişkin borçları, ortaklık mallarından veya ortaklık mallarına ilişkin borçları kişisel mallarından ödenmiş ise; tasfiye sırasında denkleştirme istenebilir. Her borç, ilişkin bulunduğu mal kesimini sorumluluk altına sokar. Hangi kesime ait olduğu anlaşılamayan borç ise ortaklık mallarına ilişkin sayılır.
Bir eşin kişisel malı veya ortaklık malıyla bir başka mal kesimine giren malvarlığı değerinin edinilmesi, iyileştirilmesi veya korunmasına katkıda bulunulmuşsa, edinilmiş mallara katılma rejiminde değer artış payına ilişkin hükümler uygulanır.
Mal rejiminin sona ermesi hallerinde, mevcut ortaklık mallarının değerlendirilmesinde tasfiye anı esas alınır.
Eşlerden birinin ölümü veya diğer bir mal rejiminin kabulü sebebiyle mal ortaklığının sona ermesi hâlinde, her eşe veya mirasçılarına ortaklık mallarının yarısı verilir.
Tarafların aralarında akdedecekleri mal rejimi sözleşmesiyle başka bir paylaşma oranı da kararlaştırılabilir. Ancak bu tür anlaşmalar altsoyun saklı paylarını zedeleyemez.
Boşanma veya evliliğin iptali sebebiyle yahut yasa veya yargı mercii hükmü gereğince mal ayrılığına geçiş hâllerinde, her eş edinilmiş mallara katılma rejiminde kendi kişisel malı sayılacak olan malları ortaklık mallarından geri alır. Geri kalan ortaklık malları ise eşler arasında yarı yarıya paylaşılır. Yasal paylaşmanın değiştirilmesine ilişkin anlaşmalar, mal rejimi sözleşmesinde açıkça öngörülmemiş ise geçerli değildir.
Mal ortaklığının eşlerden birinin ölümüyle sona ermesi hâlinde sağ kalan eş, edinilmiş mallara katılma rejiminde kişisel malı sayılabilecek olanların payına mahsuben kendisine verilmesini isteyebilir.
Eşlerin birlikte yaşadıkları konut veya ev eşyası ortaklık mallarına dahil ise, sağ kalan eş, payına mahsuben bunların mülkiyetinin kendisine verilmesini isteyebilir.
Haklı sebeplerin varlığı hâlinde, sağ kalan eş veya ölenin diğer yasal mirasçılarının istemiyle bunlar üzerinde mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınabilir. Mal ortaklığı rejiminin ölüm dışındaki bir sebeple son bulması hâlinde, eşlerden her biri, üstün bir yararının varlığını ispat etmek suretiyle aynı istemleri ileri sürebilir. Yani ortak konut; eşlerden birinin ölümü halinde ortaklık mallarından mahsuben veya üstüne eklenecek değerle sağ kalan eşe mülkiyeti verilir yahut intifa hakkı tanınırken; boşanma ile evlilik birliği sona ererse ortak konutun kendisine tahsisini talep eden eş üstün yararını ispat etmek zorundadır.
Bir eş, üstün bir yararının varlığını ispat etmek suretiyle diğer malvarlığı değerlerinin de payına mahsuben kendisine verilmesini isteyebilir.
Diğer hâllerde paylı mülkiyet ve mirasın paylaşılmasına ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır.
Mal rejiminin tasfiyesi ve mal paylaşımı davaları hakkında Boşanma Avukatından profesyonel avukatlık ve danışmanlık ve için arayın:
Mal rejiminin tasfiyesi ile ilgili daha çok bilgi edinmek ve emsal Yargıtay hükümlerini incelemek için tıklayınız: Boşanmada Mal Paylaşımı Davaları
Mal Ortaklığı Rejimi ile İlgili Örnek Yargıtay Hükmü
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2016/13151 E. 2017/7920 K. 30.05.2017 günlü hükmü"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: Aile Yargı Makamı YASAL AŞAMA TÜRÜ: Ölüme bağlı tasarruf Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece hüküm verilmesine yer olmadığına dair kararın davalı avukati vasıtasıyla temyiz edilmesi üzerine Dairemiz'in 01.02.2016 gün ve 2015/19691 Esas, 2016/1703 Hüküm sayılı ilamı ile bozulmasına hüküm verilmişti.
Davacı avukati vasıtasıyla süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: HÜKÜM Davacı... Avukati,... Ile davacının 1959'da evlendiklerini,...'in 2004'te vefat ettiği ve geriye mirasçıları olarak davacı ve evlat edindikleri çocukları davalının kaldığını, evlilik birliği içinde... 7. Noterliğinde 25.12.2002 tarihinde yapılan sözleşme ile muris ile davacının mal ortaklığı rejimini kabul ettiklerini, mal ortaklığı rejimi ölümle son bulduğundan, muris adına kayıtlı ortaklığa ait malların açık yasa ve sözleşme hükümleri doğrultusunda tasfiyesi, TMK 279 maddesi uyarınca muris ile davacının birlikte yaşadığı daire ve burdaki ev eşyalarının ortalık payına mahsuben mülkiyeti, olmadığı takdirde ölünceye kadar intifa hakkının davacıya bırakılmasını talep etmiştir.
Davalı... Avukati, murisin kişisel malları ile ortaklık malları belirlendikten sonra tasfiyenin yapılmasını savunmuştur.
Mahkemece, ev eşyaları konusunda yasal aşama açılmış ise de talep olmadığından eşyalar konusunda hüküm verilmesine yer olmadığına,... Ada... Parsel sayılı 7 nolu bağımsız bölümün davacı adına tapuya tesciline,...
Ada... Parsel sayılı 4 ve 7 nolu taşınmazların ve... Ada... Parsel 3 nolu taşınmazların 1/2 sinin davacı adına tapuya tesciline hüküm verilmiştir.
Hüküm, davalı avukati vasıtasıyla temyiz edilmiş, Dairece 01.02.2016 tarih, 2015/19691 Esas-2016/1703 Hüküm sayılı ilamda "... Mahkemece, edinilmiş mallara katılma rejimi dışındaki diğer mal rejimlerinin benimsenmesine ilişkin sonradan yapılan'düzenleme şeklinde mal ortaklığı sözleşmesi'nin ancak ileriye etkili olarak ve yapıldığı tarihten sonraki dönem için sonuç doğuracağı gözönünde bulundurulmadan; geçmişe etkili olarak, evlilik tarihinden itibaren geçerli olduğunun kabul edilmesi doğru olmamıştır. Bu vaziyette, yasal aşama konusu taşınmazların tamamının 743 sayılı TKM dönemindeki yasal mal rejimi olan mal ayrılığı rejimi döneminde edinildiğinin kabulü gerekir (743 sayılı TKM m. 170). Mal ayrılığı rejiminde ise, mal rejiminin tasfiyesi isteğinde bulunan eşe tanınan hak ayni olmayıp, şahsi alacak hakkı niteliğinde katkı payı alacağı niteliğindedir (07.10.1953 gün 8/7 YİBK, 4721 sayılı TMK'nun m. 227/1, 231, 236/1).
Açıklanan nedenlerle, davacının ayni hak niteliğinde açtığı davanın reddine hüküm verilmesi gerekirken; hatalı nitelendirme sonucu yazılı şekilde kabul edilmesi hatalı olmuştur.." gerekçesiyle, yerel yargı mercii hükmünün bozulmasına hüküm verilmiştir. Davacı avukati, süresinde hüküm düzeltme talebinde bulunmuşlardır.
1-Dosya kapsamına, yasal aşama evrakı ile yargılama tutanakları içeriğine, Yargıtay ilamında açıklanan gerektirici nedenlere ve HUMK'nun 440. Maddesinde yazılı hallerden hiçbirisine uymayan davacı avukatinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan hüküm düzeltme itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davacı avukatinin... Ada...
Parsel sayılı 7 nolu bağımsız bölüm yönünden hüküm düzeltme itirazlarına gelince; Maddi olayları ileri sürmek taraflara, yasal nitelendirme yapmak ve uygulanacak yasa maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK m. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre yasal aşama, mal ortaklığı sözleşmesinin tasfiyesi isteğine ilişkindir.
4722 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 10/1 maddesinde; Türk Medeni Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten önce evlenmiş olan eşler arasında bu tarihe kadar tabi oldukları mal rejimi aynen devam eder. Eşler, Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde başka bir rejimi seçmedikleri takdirde 01.01.2002 tarihinden geçerli olmak üzere yasal mal rejimini seçmiş sayılırlar. Yasa'nın emredici bu hükmü uyarınca ve aynı Kanun'un 10/3.
Maddesine göre eşler, ancak yukarıda öngörülen bir yıllık süre içerisinde yapılmış bir mal rejimi sözleşmesiyle yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminin evlenme tarihinden itibaren geçerli olacağını kabul edebilirler. Bahsi geçen düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde; eşlerin geçmişe etkili olarak mal ortaklığı rejimini seçemeyecekleri açıktır. Eş anlatımla, taraflar geçmişe etkili bir biçimde edinilmiş mallara katılma rejimi dışında Yasanın tanıdığı başka seçimlik bir mal rejimini (mal ortaklığı, mal ayrılığı ya da paylaşmalı mal ayrılığı rejimlerinden birini) evlenme tarihinden itibaren geçerli olmak üzere seçemez ve belirleyemezler. Dolayısıyla, böyle bir seçim hükümsüz olup, kamu düzenine ilişkin bu yasal sınırlama sözleşme serbestisi kurallarına dayanılarak aşılamaz.
Edinilmiş mallara katılma rejimi dışındaki diğer mal rejimlerinin benimsenmesine ilişkin sonradan yapılan sözleşmeler; ancak ileriye etkili olarak geçerli olur ve yapıldığı tarihten sonraki dönem için sonuç doğurur.
Mal Ortaklığı Rejimi, seyrek uygulanabilen bir mal rejimi türüdür. Bu rejimde, eşlerin kişisel malları birleşerek müşterek (ortak) bir mallar grubu haline gelmektedir. Ortaklık mallarında eşler arasında elbirliği mülkiyet esası geçerli olmaktadır. Eşlerin her biri ortaklığa koydukları malların miktarı ne olursa olsun, ortaklık malları üzerinde yarı paya sahip olurlar.
Böylece genel mal ortaklığında eşlerin ortaklığa koydukları mallar üzerindeki bağımsız mülkiyet hakları ortadan kalkar. Artık eşler, ortaklık mallarında yarı yarıya elbirliği mülkiyet halinde malik olurlar. (743 sayılı TKM. M.629, TMK. M.701) Mal ortaklığı rejiminde yasal kural, yarı yarıya paylaşım olmakla birlikte bunun yerine sözleşmeyle başka bir paylaşım yöntemini de kabul edebilirler.
Ölüm halinde tasfiye yapılırken kural olarak, ortaklık malların yarısı sağ eşe, kalan yarısı da sağ kalan eşin miras hakkı saklı kalmak üzere ölenin mirasçılarına geçer (743 TKM m. 221, 222, TMK. M.276).
Yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler uyarınca yapılan incelemede; Eşler, 20.07.1959 tarihinde evlenmiş, mal rejimi...'un 02.03.2004 tarihinde vefatı ile sona ermiştir (TMK m. 225/1). Dosya arasındaki mirasçılık belgesine göre davacı sağ eş ile davalı çocuk mirasçı olarak kalmıştır. Davacı ile muris eş arasında 25.12.2002 tarihinde... 7.
Noterliği'nde'Düzenleme Şeklinde Mal Ortaklığı Sözleşmesi' imzalanmıştır. Evlilik tarihinden eşler arasında sözleşmenin yapıldığı 25.12.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM m. 170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, sözleşme uyarınca mal ortaklığı rejimi geçerlidir (4722 sayılı Yasa'nın m. 10, TMK m. 202). Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK m. 179).
Davacı taraf, ölen eş ile aralarında yapılan mal ortaklığı sözleşmesine göre ortaklık mallarının tasfiye edilmesini ve payına mahsuben aile konutu olarak kulanılan... Ada...
Parsel sayılı 7 nolu bağımsız bölüm yönünden ayın talep etmiştir. Mahkemece, bahsi geçen taşınmaz yönünden muris adına olan tapu kaydının tamamının iptali ile davacı adına tesciline hüküm verilmiştir.
Eşler arasında mal ortaklığı rejiminin yasal mevzuat ve noterde yapılan sözleşmeye göre tasfiyesi gerekmektedir. Sözleşmenin 19. Maddesinde "ortaklık mallarına dahil olan birlikte yaşadığımız konutun ve ev eşyası birimizin ölümü halinde sağ kalanın payına mahsuben bunların mülkiyetinin kendisine verilmesini isteyebilecektir." hükmünün kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.
Eşler, açık ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde birlikte yaşadıkları konutun ortaklık malı olduğunu ve bu taşınmaz yönünden ölüm halinde sağ eş vasıtasıyla tasfiye payına karşılık mülkiyetinin tamamının istenebileceği irade beyanında bulunmuştur. Dosya kapsamından aile konutu olduğu anlaşılan tasfiyeye konu 7 nolu meskenin tarafların iradeleri dikkate alınarak ortaklık malı olduğunun kabulu ile bu taşınmaz yönünden sözleşme ve ilgili yasa hükümleri gereği muris adına olan tapu kaydının sadece 1/2 hissesinin iptali ile belirlenecek tasfiye payına mahsuben davacı adına tesciline hüküm verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalıdır.
Bu taşınmaz yönünden kararın yukarıda açıklanan gerekçelerle bozulmasına hüküm verilmesi gerekirken farklı gerekçelerle bozulmasına hüküm verilmesi doğru olmadığından davacı avukatinin buna yönelik hüküm düzeltme talebinin 1086 sayılı HUMK'nun 440-442 maddeleri uyarınca kabulüne hüküm vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan sebeple davacı avukatinin hüküm düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 01.02.2016 tarih, 2015/19691 Esas-2016/1703 Hüküm sayılı bozma ilamının gerekçesinin... Ada... Parsel sayılı 7 nolu mesken yönünden ORTADAN KALDIRILMASINA, yerel mahkemenin hükmünün bu mesken yönünden 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3.
Maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. Maddesi uyarınca aynı bentte açıklanan değişik gerekçeyle BOZULMASINA; davacı avukatinin diğer hüküm düzeltme taleplerinin yukarıda (1) nolu bentte gösterilen sebeplerle REDDİNE, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 30.05.2017 tarihinde oybirliğiyle hüküm verildi.
Yasal süreçlerin karmaşıklığı ve süre sınırları göz önüne alındığında, hak kaybı yaşamamak için alanında uzman bir avukattan profesyonel yasal yardım almanız önemle tavsiye edilir.