Güncel yasal düzenlemeler ve yargı kararları ışığında yasal süreçlerin işleyişini bilmek, haklarınızı korumak adına oldukça önemlidir. İşte konu hakkında bilinmesi gerekenler:
YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ
Esas Numarası:2013/16226
Hüküm Numarası:2014/12206
Hüküm Tarihi:03.07.2014
ÖZETİ: açıklanan nedenlerle hükmün bozulmasına, avukati Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Y. K.
Bankasına verilmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, hüküm verildi. Taraflar arasındaki ipoteğin kaldırılması davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı banka avukatince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalılardan... Bankası AŞ.
Vek. Av.... Gelmiş diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Yasal Aşama, fiil ehliyetinin yokluğu iddiasına dayalı ipoteğin fekki istemine ilişkindir. Davalı YKB avukati, ipoteğin davacının kıslanmasından önce tesis edildiğini, davacının ve eşini yasal aşama dışı...
Ltd. Şti.'yle imzalanmış Genel Kredi Sözleşmesinin kefilleri olduğunu, davacının aynı zamanda şirket müdürü ve ortağı olarak pek çok resmi işlem yaptığını, borçların ödenmemesi üzerine hesaplar kat edilince kötüniyetli olarak kısıtlılık hükmü alındığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Adli Tıp Kurumu raporuna göre davacının akit tarihi olan 14.06.2006 tarihinde tasarruf ehliyetinin bulunmadığının tespit edildiği, böylelikle ipotekten sorumlu tutulamayacağı, aktin mutlak butlanla sakat olduğu, dolayısıyla icra takibinden de sorumlu bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne hüküm verilmiş, hükmü davalı YKB avukati temyiz etmiştir. 1-Uyuşmazlık, paranoid tip şizofreni rahatsızlığı nedeniyle 27.11.2007 tarihinde hakkında kısıtlama hükmü verildiği anlaşılan davacının, davalı banka lehine tesis ettiği 14.6.2006 günlü ipotekten sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Kural olarak tam ehliyetsiz kişilerin yasal işlemleri hükümsüzdür (TMK m.15). Ancak bu kuralın istisnaları vardır. Bunlardan biri TMK. nun 2. maddesinde de öngörülen dürüstlük kuralıdır.
Buna göre, “Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz”. TMK. nun 15. maddesinde hükme bağlanan kuralın istisnalarından biri de, B. K. nun 54. maddesi hükmüdür.
B. K. nun 98/2. maddesi yollamasıyla sözleşmeye aykırılık hallerinde de uygulanması mümkün olan B. K. nun 54/1. maddesi uyarınca hakkaniyet elverdiği takdirde tam ehliyetsiz olan kişi diğer tarafın batıl yasal işlemin hüküm ifade ettiğine güveni nedeniyle oluşan zararından sorumludur. TMK. nun 452/2. maddesinde ise, “vesayet altındaki kişinin fiil ehliyetine haiz olduğu hususunda diğer tarafı yanıltmış olması halinde onun bu yüzden uğradığı zarardan sorumlu olacağı öngörülmüştür.
Buna göre kendisini ehil bir kişi gibi gösterip yasal işlem yapan ve bu suretle karşı tarafı zarara uğratan ehliyetsiz kişinin bu zarardan sorumlu olacağının kabulü gerekir.
Yasa, tam ehliyetsizlerin yaptıkları yasal işlemleri batıl sayarken bu gibi kimseleri korumak, kendi menfaatlerine aykırı işlemleri yaparak 3. kişilerce sömürülmelerine engel olmak amacını gütmüştür. Bu tehlikenin ortadan kalktığı normal zekalı bir insanla eşdeğer tarzda hareket ettiği durumlarda, yasal muamelenin hükümsüzlüğünü ileri sürmek hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olacağından yasa bunu himaye etmez.
09.03.1955 gün 22/2. Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hükmünde da belirtildiği gibi, mümeyyiz olmayan kimse temyiz kudretini haiz olsa idi aynı surette hareket edecek, yani normal zekalı bir insan dahi aynı tarzda muamelede bulunabilecek idiyse ehliyetsiz olduğundan bahisle muamelenin hükümsüzlüğünü ileri sürememelidir.
Somut olayda, davalı ülkemizde tam ehliyetli kişilerin dahi her zaman yararlanma olanağı bulamadıkları şekilde bankadan yetkilisi olduğu şirket adına krediden yararlanmış, diğer kredilerin yanı sıra yetkilisi ve ortağı olduğu şirket adına taşıt kredisi ile... Arazi Taşıtı-Jeep almış, bu suretle bir menfaat elde etmiştir.
Davalı bankanın ödeme talebine kadar tam ehliyetli biri gibi hareket edebilen davacının, borcun ifası istendiğinde ehliyetsizliğini ileri sürerek ifadan kaçınması hakkın kötüye kullanılmasının tipik bir örneğidir.
Öte yandan, B. K. nun 61-66. maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre kısıtlı kişinin karşı tarafın aleyhine olacak şekilde kendi mal varlığında meydana gelen sebepsiz zenginleşme oranında sorumlu olacağı kuşkusuzdur. Zira, sebepsiz zenginleşmenin iade borcunun doğması bakımından fiil ehliyetinden yoksun olmak sonuca etkili değildir. Bu vaziyette mahkemece yukarıdaki açıklamalar dikkate alınarak bir hüküm verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. 2-
Öte yandan yargı mercii kararının gerekçesinde dayandığı Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Dördüncü İhtisas Dairesinin 30.1.2013 günlü raporunun özellikle sonuç kısmında itilaf konusunu oluşturan ipotek sözleşmesinin 14.6.2006 olması ve bu tarih itibarıyla fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığının tartışılması ve değerlendirilmesi gerekirken, 30.6.2010 tarihinde ve sonrasında yapılan gözlemler esas alınarak kanaat bildirilmesi isabetli değildir. 14.6.2006 tarih ve öncesindeki işlem ve davranışları ile bu konudaki tıbbi belgelerin de üzerinde durulması, kısıtlama kararının 27.11.2007 günlü olduğu hususları birlikte değerlendirilmeli, en azından fiil ehliyetinin 14.6.2006 tarihi itibarıyla bulunup bulunmadığı konusundaki şüphe ve tereddütler giderilerek denetime elverişli ve ayrıntılı rapor alınmalıdır.
Bu haliyle Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Dördüncü İhtisas Dairesinin 30.1.2013 günlü raporu hüküm kurmaya elverişli olmadığından, Adli Tıp Genel Kurulundan da rapor alınıp, tüm deliller birlikte değerlendirilerek uygun sonuç çerçevesinde bir hüküm verilmelidir. Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, avukati Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Y. K. Bankasına verilmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 03.07.2014 gününde oybirliği ile, hüküm verildi.
Yasal haklarınızın korunması ve davaların lehinize sonuçlanması için sürecin en başından itibaren profesyonel avukatlık ve danışmanlık almanız yasal menfaatlerinizi koruyacaktır.