Soylu Nisan 14, 2025 İcra ve İflas Hukuku
Kıymet Takdirine İtiraz Nasıl Yapılır ve Nereye Başvurulur?
Son Güncellenme Tarihi: Nisan 14, 2025
Kıymet takdiri, icra takibi sürecinde borçluya ait taşınır ve taşınmaz malların değerinin belirlenmesi işlemidir. Bu işlem, cebri icra hukukunun önemli bir unsuru olarak karşımıza çıkmaktadır. İcra takibine konu olan malların gerçek değerinin tespit edilmesi,Hem alacaklının alacağına kavuşması hem de borçlunun mülkiyet hakkının korunması açısındanHayati önemeSahiptir.
İcra ve İflas Kanunu (İİK)Kapsamında düzenlenen kıymet takdiri, icra takip sürecinin haciz ve satış aşamalarında karşımıza çıkmaktadır. Haciz aşamasında kıymet takdiri,Borçlunun borca yetecek kadar malının haczedilmesiniVe dolayısıyla ölçülülük ilkesinin sağlanmasını amaçlarken, satış aşamasında kıymet takdiri ise malınMuhammen kıymetinin tespitiIle satışın en az hangi bedel üzerinden yapılacağını belirlemeyi amaçlamaktadır.
Mahcuz malın kıymetinin gerçeğe en yakın miktarda belirlenmesi, sadece alacaklı ve borçlu arasındaki menfaat dengesini sağlamakla kalmaz, aynı zamandaÜçüncü kişilerin haklarının korunmasınaDa faaliyet etmektedir.
Zira mahcuz malın oldukça düşük veya yüksek bir bedelle satışa çıkarılması, birçok kesimin menfaatini zedeleyebilir. Bu nedenle, kıymet takdirine ilişkin itiraz mekanizması, adil bir icra sürecinin sağlanması içinYasal bir güvenceOlarak düzenlenmiştir.
Bu makalede, kıymet takdirine itirazın yasal boyutları ve uygulamada karşılaşılan sorunlar detaylı bir şekilde ele alınacaktır. Öncelikle kıymet takdirinin kavramsal çerçevesi çizilecek, ardından itiraz usulü, yetkili ve görevli mahkemeler, kıymet takdirinin kesinleşmesi ve sonuçları incelenecektir. Ayrıca, güncel ekonomik koşulların kıymet takdiri üzerindeki etkilerine de değinilerek, mevcut yasal düzenlemelerin yeterliliği tartışılacaktır.
Kıymet Takdiri Kavramı ve Yasal Niteliği
Kıymet Takdirinin Tanımı
Kıymet takdiri, bir icra takibinde borçlunun haciz konulmuş taşınır ve taşınmaz mallarının değerinin belirlenmesi işlemidir.
İcra hukukunda, hacizli malların satışa çıkarılmadan önce gerçek değerlerinin tespit edilmesi, hem alacaklının alacağına kavuşması hem de borçlunun malvarlığının korunması açısından büyük önem taşımaktadır.
Kıymet takdiri işlemi,Haciz ve satış aşamalarında olmak üzere takibin iki farklı aşamasındaYapılabilmektedir. Haciz aşamasında yapılan kıymet takdirinin amacı,Takip konusu alacak, faiz ve takip masraflarını karşılayabilecek malların haczedilip haczedilmediğinin tespit edilmesiVe eksik veya aşkın haczin önüne geçilmesidir. Satış aşamasında yapılan kıymet takdiri iseSatışın en az hangi bedel üzerinden yapılacağını belirlemekAmacıyla gerçekleştirilir.
Kıymet takdiri sayesindeMalın gerçek değerinin belirlenmesi, alacaklının alacağını tam olarak tahsil edebilmesi, borçlunun borcunu tam olarak ödeyebilmesi ve mal üzerinde sınırlı ayni hak sahiplerinin veya rehin veren üçüncü kişilerin haklarının korunabilmesi açısından kritik öneme sahiptir.
İcra İflas Kanunu’nda Düzenlenişi
İcra ve İflas Kanunu’nda (İİK) kıymet takdirine ilişkin düzenlemeler,Birden fazla takip yolu içinde dağınık ve karmaşık bir şekildeYer almaktadır. Kıymet takdirinin asıl düzenlendiği maddelerİİK’nın 87, 128 ve 128/a maddeleridir.
İİK’nın87.
MaddesiHaciz aşamasında kıymet takdirini düzenlemektedir. Bu maddeye göre:
“Haczi yapan memur, sicile kayıtlı taşınır ve taşınmaz mallar hariç olmak üzere haczettiği malın kıymetini takdir eder. İcra memuru, gerekli görürse, bu hususta bilirkişiye başvurabilir.”
7343 sayılı Yasa değişikliği ile İİK’nın 87. Maddesinin ikinci fıkrasında,Sicile kayıtlı malların kıymet takdirinin her hâlükârda bilirkişilik bölge kurulu listesinde kayıtlı ve bu konuda Adalet Bakanlığınca izin verilen bilirkişilere, bunların bulunmaması hâlinde ise listede kayıtlı diğer bilirkişilere yaptırılması zorunluluğu getirilmiştir.
Taşınmazların satışına ilişkin olarak kıymet takdiri iseİİK’nın 128.
MaddesindeDüzenlenmiştir. Bu maddeye göre icra dairesi, taşınmazın kıymetini bilirkişiye takdir ettirir ve taşınmazın kıymetinin takdirinde, taşınmaz üzerindeki mükellefiyetlerin kıymete olan etkisi de dikkate alınır. Taşınmazın önceden takdir edilen kıymetini etkileyen mükellefiyetlerin ortaya çıkması hâlinde, icra dairesi satışa esas olmak üzere taşınmazın kıymetini yeniden takdir ettirir.
Kıymet takdirine itiraz iseİİK’nın 128/a maddesindeDüzenlenmiştir. Bu maddeye göre:
“Kıymet takdirinin tebliğ edildiği ilgililer, raporun tebliğinden itibaren yedi gün içinde raporu düzenleten icra dairesinin bulunduğu yerdeki icra mahkemesinde şikâyette bulunabilirler.
Şikâyet tarihinden itibaren yedi gün içinde gerekli masraf ve ücretin yargı mercii veznesine yatırılması hâlinde yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılabilir; aksi hâlde başka bir işleme gerek olmaksızın şikâyet kesin olarak reddedilir.”
Aynı maddenin ikinci fıkrasında,Kesinleşen kıymet takdirinin yapıldığı tarihten itibaren iki yıl geçmedikçe yeniden kıymet takdiri istenemeyeceğiDüzenlenmiştir. Ancak, doğal afetler ve imar durumundaki çok önemli değişiklikler meydana getiren benzer hallerde yeniden kıymet takdiri istenebilir.
Taşınır ve Taşınmazlarda Kıymet Takdiri Farklılıkları
İcra ve İflas Kanunu’nda kıymet takdirinin yapılması,Malın taşınır veya taşınmaz olmasına ve sicile kayıtlı bulunup bulunmamasına göre farklı usullereTabi tutulmuştur.
Taşınırlarda Kıymet Takdiri
Taşınır bir malın haczi içinMahallinde bir tutanak tutulurVe bu tutanağa haczedilen malların takdir edilen kıymetleri de yazılır.Sicile kayıtlı olmayan taşınır mallarınKıymetini haczi yapan memur bizzat kendisi takdir edebileceği gibi bilirkişilik bölge kurulu listesinde kayıtlı bilirkişilere de yaptırabilir.
Sicile kayıtlı taşınır malların(örneğin motorlu taşıtlar) kıymet takdiri ise her hâlükârda bilirkişilik bölge kurulu listesinde kayıtlı bilirkişilere yaptırılmalıdır. İcra memuru, bilirkişinin kıymet takdirine ilişkin verdiği rapor ile bağlıdır ve aksine bir değerlendirme yapamaz.
Taşınmazlarda Kıymet Takdiri
Taşınmazlarda kıymet takdiri,Haciz ve satış aşaması olmak üzere iki aşamadaGerçekleştirilir.
Haciz aşamasında,Sicile kayıtlı taşınmaz malların kıymet takdiriHaczi yapan memur tarafından değil, bilirkişilik bölge kurulu listesinde kayıtlı bilirkişilere yaptırılmalıdır.
Satış aşamasında,Taşınmaz malların kıymet takdiri, haciz aşamasından sonra bir de satış aşamasında yeniden yapılır. Ancak kıymet takdirinin yapılması için icra dairesine yapılan satış talebi tek başına yeterli olmayıp aynı zamandaMükellefiyetler listesinin hazırlanması ve kesinleşmesiDe gerekir.
İcra dairesi,Tapu siciline kayıtlı taşınmazın kıymetini her hâlükârda bilirkişiye takdir ettirir, taşınmazın kıymetinin takdirinde,Taşınmaz üzerindeki mükellefiyetlerin kıymete olan etkisi de dikkate alınır.
Taşınmazın önceden takdir edilen kıymetini etkileyen mükellefiyetlerin ortaya çıkması hâlinde, icra dairesi satışa esas olmak üzere taşınmazın kıymetini yeniden takdir ettirir.
Uygulamada, taşınmazlar açısından genellikleHaciz sırasında yapılan kıymet takdiri satışta da esas alındığından, icra müdürü yeniden kıymet takdiri yaptırmamaktadır. Ancak ideal olan, mükellefiyetler listesinin kesinleşmesi üzerine yeniden kıymet takdiri yaptırılmasıdır.
İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte ise icra dairesi, takip talebi üzerine satış hazırlıklarına başlar ve dahaTakip kesinleşmeden kıymet takdirini yaptırır.
Kıymet takdiri birIcra takip işlemi olup; haciz veya satış aşamasında yapılsa da, bu işlem tebliğ edilmezse veya usulsüz tebliğ edilirse, ilgililer kıymet takdirini öğrendikleri tarihten itibaren 7 gün içinde icra mahkemesindeŞikâyet yoluylaKıymet takdirine itiraz edebilirler.
Kıymet Takdirinin Yapılma Usulü
İcra Memurlarının Rolü
İcra ve İflas Kanunu’nda kıymet takdiri işlemindeIcra memurlarına önemli bir rolVerilmiştir. İİK’nın 87. Maddesine göre, “Haczi yapan memur, sicile kayıtlı taşınır ve taşınmaz mallar hariç olmak üzere haczettiği malın kıymetini takdir eder.” Bu düzenleme, sicile kayıtlı olmayan mallar bakımından icra memurlarına takdir yetkisi vermekte ve onları kıymet takdiri konusunda asli görevli kılmaktadır.
İcra memuru, haciz tutanağını düzenlerkenHaczedilen malların ve takdir edilen kıymetlerininDe tutanakta belirtilmesini sağlar.
Haciz tutanağına alacaklının ve borçlunun isim ve şöhretleri, alacağın miktarı, haczin hangi gün ve saatte yapıldığı, haczedilen mallar ve takdir edilen kıymetleri ve varsa üçüncü kişilerin iddiaları yazılır.
İcra memuru,Takdir yetkisini kullanırken malın piyasa değeriniGöz önünde bulundurmak zorundadır. AncakSicile kayıtlı malların değerini kendisi takdir edemez; bu vaziyette bilirkişiye başvurması mecburidir. Ayrıca, sicile kayıtlı olmayan mallarda dahi, malın niteliği ve değerini belirlemek özel ve teknik bilgiyi gerektiriyorsa, icra memurunun bilirkişiye başvurması gerekir.
İcra memuru aynı zamanda,Icra dosyasında bulunan bilgilerden kıymet takdirine etki edebilecek hususları bilirkişilere bildirmekleYükümlüdür. Örneğin, taşınmazın üzerindeki hacizler, ipotekler ve diğer mükellefiyetler gibi bilgilerin bilirkişiye iletilmesi, doğru bir kıymet takdiri yapılabilmesi açısından önem taşır.
Bilirkişilerin Atanması
Kıymet takdirinde,Malın değerinin tespiti uzmanlık gerektiren hallerde bilirkişi görevlendirilmesiMecburidir.
Özellikle 7343 sayılı Yasa değişikliği ile İİK’nın 87. Maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklik sonucu, sicile kayıtlı malların kıymet takdirinin her hâlükârda bilirkişi aracılığıyla yapılması zorunluluğu getirilmiştir.
Bilirkişiler,Bilirkişilik bölge kurulu listesinde kayıtlı ve bu konuda Adalet Bakanlığınca izin verilen bilirkişilerArasından seçilir. Bu şekilde bir bilirkişi bulunmaması hâlinde ise, listede kayıtlı diğer bilirkişiler görevlendirilebilir. İcra memuru, listelere kaydedilmemiş kişiler arasından bilirkişi görevlendirmesi hâlinde, bilirkişiye yemin verdiremez.
Bilirkişilerin atanmasındaTarafsızlık ve uzmanlık ilkeleriGözetilir.
Atanan bilirkişininMalın türüne göre uzman olması ve değerlendirme yapabilecek yetkinlikte bulunmasıGerekir. Örneğin, bir gayrimenkulün değerlemesi için gayrimenkul değerleme uzmanının, bir makinenin değerlemesi için ise konusunda uzman bir mühendis veya teknisyenin görevlendirilmesi idealdir.
Bilirkişilerin görevlendirilmesi yazılı olarak yapılır ve bilirkişiyeGörevin kapsamı, sınırları ve süresiAçıkça belirtilir. Bilirkişilerin hazırlayacakları raporlarınObjektif, detaylı ve gerekçeliOlması beklenir. Bilirkişi raporunda değerlendirmeye esas alınan kriterler, emsal mallar ve değerlemeye etki eden tüm faktörler belirtilmelidir.
Sicile Kayıtlı Mallarda Kıymet Takdiri
Sicile kayıtlı mallar,Tapu siciline kayıtlı taşınmazlarVeTrafik siciline kayıtlı motorlu taşıtlarGibi özel sicillere kaydedilmiş mallardır.
Bu mallarda kıymet takdiri,Her hâlükârda bilirkişilik bölge kurulu listesinde kayıtlı ve bu konuda Adalet Bakanlığınca izin verilen bilirkişilereYaptırılır.
Taşınmazların kıymet takdiri sürecinde, öncelikleTaşınmazın tapu kaydı ve varsa imar durumuIcra dairesi tarafından getirtilir. Bilirkişi,Taşınmaz üzerindeki haciz ve ipotekler dahil olmak üzere tüm kısıtlamaları ve mükellefiyetleriDeğerlendirmesine dahil eder.
Taşınmaz üzerindeki mükellefiyetlerin kıymete olan etkisi de dikkate alınarak değerleme yapılır.Taşınmazın önceden takdir edilen kıymetini etkileyen mükellefiyetlerin ortaya çıkmasıHâlinde, icra dairesi satışa esas olmak üzere taşınmazın kıymetini yeniden takdir ettirir.
Taşınmazlar içinHaciz ve satış aşaması olmak üzere iki aşamada kıymet takdiriYapılması gerekmektedir. Satış aşamasında yapılacak kıymet takdiri içinMükellefiyetler listesinin hazırlanması ve kesinleşmesiŞarttır. Ancak uygulamada genellikle haciz aşamasında yapılan kıymet takdiri satış aşamasında da esas alınmaktadır.
Motorlu taşıtlar gibi diğer sicile kayıtlı taşınırlarda da kıymet takdiriBilirkişiler vasıtasıylaYapılır.
Bilirkişi, taşıtın markası, modeli, yaşı, kilometresi ve genel durumu gibi faktörleri dikkate alarak değerleme yapar.
Sicile Kayıtlı Olmayan Mallarda Kıymet Takdiri
Sicile kayıtlı olmayan mallar,Özel bir sicile kaydedilmemiş her türlü taşınır malDır. Bu tür mallarda kıymet takdiri, kural olarakHaczi yapan icra memuru tarafındanGerçekleştirilir. İcra memuru,Gerekli görürse bilirkişiye başvurabilir, ancak bu mecburi değildir.
Sicile kayıtlı olmayan malların değerlemesinde,Malın piyasa değeriEsas alınır. İcra memuru, benzer nitelikteki malların piyasa fiyatlarını araştırarak veya malın üzerindeki etiket fiyatını dikkate alarak değerleme yapabilir.
Ancak sicile kayıtlı olmayan malın değerinin tespitiÖzel ve teknik bilgiyi gerektiriyorsa, örneğin antika eşyalar, sanat eserleri, özel üretim makineler veya değerli mücevherler gibi mallarda, icra memurunun bilirkişiye başvurması yerinde olacaktır.
Bu durumlarda,Malın türüne göre uzman bir bilirkişinin görevlendirilmesiSağlanmalıdır.
Haciz sırasında, sicile kayıtlı olmayan malın kıymet takdiri içinMahallinde tutanak tutulurVe bu tutanağa haczedilen malların listesi ile değerleri yazılır. Haciz sırasında malın kıymetinin belirlenmesi mümkün olmadığı durumlarda,Kıymet takdiri daha sonra yapılarak haciz tutanağına işlenir.
Kıymet Takdirine İtiraz Süreci
İtirazın Yasal Niteliği
Kıymet takdirine itiraz,Icra müdürlüğünce satışa konu malın bilirkişi marifetiyle yaptırılan değer tespitinin yerinde olmadığına yönelik bir şikâyetTir. Bu başvuru yolu, İcra ve İflas Kanunu’nun 128/a maddesinde özel olarak düzenlenmiştir.
Kıymet takdirine itiraz,Hukuksal niteliği bakımından bir şikâyet olup, teknik anlamda bir yasal aşama değildir. Bu nedenle kıymet takdirine itirazda karşı yasal aşama usulü uygulanmaz.
Karşı yasal aşama yolu ile yapılan başvuru varsa reddine hüküm verilmesi gerekir.
Şikâyet yoluyla, icra müdürü tarafından belirlenen değerinMalın gerçek değerini yansıtıp yansıtmadığı, bir başka ifadeyle memur işleminin doğru olup olmadığıDenetlenir. Yargı Mercii, oluşturduğu bilirkişi kurulu ile icra müdürünün kıymet takdiri yaptırdığı tarih itibarıyla taşınmazın değerini belirleyerek memur işlemini denetler.
İtiraz eden bu şikâyetinde,Müdürlükçe yaptırılan değer tespitinin yerinde olmadığı, malın belirlenen değerinin gerçek kıymetini yansıtmadığıIddiasıyla yargı merciine başvurmaktadır. İcra yargı makamı, yapılan itirazı kıymet takdir işleminin yapıldığı tarihe göre değerlendirir.
İlgililer Kavramı ve Kimlerin İtiraz Edebileceği
İcra ve İflas Kanunu’nun 128/a maddesine göre, “Kıymet takdirinin tebliğ edildiği ilgililer, raporun tebliğinden itibaren yedi gün içinde raporu düzenleten icra dairesinin bulunduğu yerdeki icra mahkemesinde şikâyette bulunabilirler.”
İİK’nın 128. Maddesinin ikinci fıkrasına göre, kıymet takdirine ilişkin raporBorçluya, haciz koydurmuş alacaklılara ve diğer ipotekli alacaklılaraTebliğ edilir.
Bu kişiler, kıymet takdirine itiraz edebilecek ilgililerdir.
İcra takibi borçlularındanHer birinin kıymet takdiri yapılan malın maliki olması aranmaksızın kıymet takdirine itiraz hakkıVardır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, icra takibi borçlularından her biri, kıymet takdiri yapılan malın maliki olmasa dahi kıymet takdirine itiraz hakkına sahiptir.
Kıymet takdirine itiraz eden ilgililer,Malın belirlenen değerinin gerçek değerini yansıtmadığını düşünüyorlarsaYeniden kıymet takdiri yapılması için icra mahkemesine başvurabilirler. Bu itiraz hem malın değerinin düşük takdir edildiği, hem de yüksek takdir edildiği iddiasıyla yapılabilir.
Takip dosyasında alacaklı veya borçlu sıfatı bulunmayan ya da haciz ve ipotek alacaklısı olmayan kişilere kıymet takdiri raporunun tebliğ edilmesi gerekmez ve bu kişilerin itiraz hakkı da bulunmaz.
İtiraz Süresi ve Koşulları
Kıymet takdirine itiraz,7 günlük hak düşürücü süreyeTabidir. Bu süre, raporun ilgililere tebliğinden itibaren başlar.
Kıymet takdiri tebliğ işlemi usulsüz olsa bile borçlunun en geçSatış ilanının tebliğ edildiği tarihte kıymet takdirini öğrendiğinin kabulüGerekir.
İtiraz,Raporu düzenleten icra dairesinin bulunduğu yerdeki icra mahkemesineYapılır. Kıymet takdiri istinabe yoluyla yapılmışsa, itirazları inceleme yetkisi istinabe edilen (kıymet takdirini yaptıran) icra mahkemesine aittir.
İtirazla birlikte,Şikâyet tarihinden itibaren yedi gün içinde gerekli masraf ve ücretin yargı mercii veznesine yatırılmasıGerekmektedir. Bu husus İİK’nın 128/a maddesinin birinci fıkrasında açıkça düzenlenmiştir: “Şikâyet tarihinden itibaren yedi gün içinde gerekli masraf ve ücretin yargı mercii veznesine yatırılması hâlinde yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılabilir; aksi hâlde başka bir işleme gerek olmaksızın şikâyet kesin olarak reddedilir.”
Yargıtay’a göre, keşif ve bilirkişi incelemesi için gerekli masrafın yatırılması içinMahkemece taraflara kesin süre verilmesiVe masraf miktarının açıkça belirtilmesi gerekmektedir. Anayasa Yargı Makamı de 24.02.2021 günlü hükmünde, başvurucunun tamamlayabileceği masraf ve ücreti tamamlamak için kesin süre verilmeksizin davanın reddedilmesinin yargı merciine erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir.
İtiraz Dilekçesinde Bulunması Gereken Hususlar
Kıymet takdirine itiraz dilekçesi, genel olarak yasal aşama dilekçelerinde bulunması gereken unsurları içermelidir.
Bu kapsamda dilekçede şu hususlar bulunmalıdır:
- Başvurunun yapıldığı icra mahkemesinin adı
- İtiraz edenin ve varsa vekilinin adı, soyadı, T. C. Kimlik numarası ve adresi
- Karşı tarafın (alacaklı veya borçlu) adı, soyadı ve adresi
- İtiraz edilen kıymet takdirinin yapıldığı icra dosyasının numarası
- Kıymet takdiri raporunun tebliğ tarihi
- İtiraz sebepleri ve dayanakları
- Deliller
- Talep sonucu
- İtiraz edenin veya varsa vekilinin imzası
İtiraz dilekçesinde özellikle,Kıymet takdirinin neden hatalı olduğu ve gerçek değerin ne olması gerektiğiAçıkça belirtilmelidir. Örneğin, taşınmazın konumu, imar durumu, altyapı imkanları, arsa payı, kullanım alanı gibi faktörlerin değerlemeye nasıl etki ettiği ve bilirkişi tarafından bu faktörlerin doğru değerlendirilip değerlendirilmediği açıklanmalıdır.
İtiraz dilekçesinde ayrıca,Bilirkişi incelemesi yapılmasının talep edildiğiAçıkça belirtilmeli veEmsal niteliğindeki malların değerlerine ilişkin bilgi ve belgelerDe dilekçeye eklenmelidir.
Özellikle taşınmazlar için, yakın çevredeki benzer özelliklere sahip taşınmazların satış değerlerini gösteren emlak ilanları, ekspertiz raporları gibi belgeler dilekçeye eklenebilir.
İtiraz dilekçesinde son olarak,Yeniden kıymet takdiri yapılması ve gerçek değerin tespitiTalep edilmelidir. İcra yargı makamı, yapacağı inceleme sonucunda itirazın haklı olduğu kanaatine varırsa kıymet takdirini iptal ederek, yeni bir değer belirleyecektir.
Kıymet Takdirine İtirazda Yetkili ve Görevli Yargı Mercii
Yetkili Mahkemenin Belirlenmesi
Kıymet takdirine itirazda yetkili ve görevli yargı mercii belirlenirkenİcra ve İflas Kanunu’nun 128/a maddesiEsas alınır. Bu madde uyarınca kıymet takdirine şikâyet,Raporu düzenleyen icra dairesinin bulunduğu yerdeki icra mahkemesineYapılır. Burada dikkat edilmesi gereken husus, şikâyetin kıymet takdirini yapan icra dairesinin bağlı olduğu yerdeki icra mahkemesine yapılması gerekliliğidir.
Kıymet takdirine itiraz, hukuksal niteliği bakımından birŞikâyetOlup, teknik anlamda bir yasal aşama değildir.
Bu nedenle kıymet takdirine itirazda karşı yasal aşama süreci uygulanamaz. Karşı yasal aşama yolu ile yapılan başvuru varsa reddine hüküm verilmesi gerekir.
İcra Mahkemelerinin görev alanını belirleyen İİK md. 4’e göre, icra yargı makamı hâkimi, takip prosedürü içinde ortaya çıkan “Şikâyet” ve “Itiraz” gibi icra hukukuna özgü başvuru yollarını inceler ve karara bağlar. Kıymet takdirine itiraz da bu kapsamda değerlendirildiğinden görevli yargı mercii icra mahkemesidir.
Ortaklığın giderilmesi davalarında ise, ortaklığın satış yolu ile giderilmesine hüküm verilmesi hâlinde satış işlemleri İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre yapılmakla birlikte,Kıymet takdirine itiraz konusunda Sulh Hukuk Yargı Makamı görevliOlacaktır. Zira Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 322/2 maddesi gereğince ortaklığın giderilmesi kararlarına yönelik satış işlemleri yönünden yapılacak şikâyetlerde Sulh Hukuk Yargı Mercileri görevlidir.
İstinabe Hâlinde Yetkili Yargı Mercii
Kıymet takdiri işlemininIstinabe (talimat) yoluylaBaşka bir icra dairesince yapılması hâlinde yetkili mahkemenin hangi yer icra yargı makamı olacağı önemli bir husustur.
Yargıtay kararlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere, kıymet takdiri istinabe yoluyla yapılmışsa, kıymet takdirine ilişkin itirazları inceleme yetkisi,Istinabe eden (asıl takibin yapıldığı) icra dairesinin değil, istinabe edilen (kıymet takdirini fiilen yapan) icra dairesinin bulunduğu yerdeki icra mahkemesineAittir.
Yetkisizlik Hükmü Verilmesi Hâlinde İzlenecek Prosedür
Kıymet takdirine ilişkin şikâyet başvurusuYetkisiz icra mahkemesineYapılırsa, izlenecek prosedür İİK’nın 128/a maddesinin 4.
Fıkrasında düzenlenmiştir. Buna göre:
“Kıymet takdirine ilişkin şikâyet yetkisiz icra mahkemesine yapılırsa, icra yargı makamı evrak üzerinde inceleme yaparak başvuru tarihinden itibaren en geç on gün içinde yetkisizlik hükmü verir ve masrafını gider avansından karşılamak suretiyle dosyayı resen yetkili icra mahkemesine gönderir.”
Bu düzenleme ile kıymet takdirine ilişkin şikâyetin yetkisiz icra mahkemesine yapılması hâli ve bunun sonuçları, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki yetkisizlik kararının hüküm ve sonuçlarından farklılık gösterir. İcra mahkemesinin:
- Dosya üzerinden incelemeYapmasının mecburi tutulması
- Mahkemenin yetkisizlik kararını vermesininOn günlük süreyeBağlanması
- DosyanınResen yetkili yargı merciineGönderilmesi
Gibi düzenlemeler, kötü niyetle yetkisiz mercilere başvurarak kıymet takdirine ilişkin kararın kesinleşmesini engelleyen davranışların önüne geçmek için HMK’daki düzenlemeden farklı olarak getirilmiştir.
Kıymet Takdirine İtirazın İncelenmesi
Keşif ve Bilirkişi İncelemesi
Kıymet takdirine itiraz edilmesi hâlinde icra mahkemesinin incelemesi, genellikleKeşif ve bilirkişi incelemesiYoluyla yapılır. Mal veya hakkın değerinin tespiti özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden,Bilirkişi görüşünün alınması mecburidir.
İtiraz dilekçesine, itiraz konusu kıymet takdirine ilişkin bilirkişi raporu ve haciz tutanağı gibi belgeler eklenir.
İcra yargı makamı, kendisine yapılan başvuruya istinaden, itiraz konusu malın niteliğine göre, konusunda uzman bir veya birden fazla bilirkişi seçerek keşif yapılmasına hüküm verir.
Yeniden yapılacak bilirkişi incelemesinde,Icra müdürlüğünce kıymet takdiri yaptırıldığı tarih esas alınarakDeğerlendirme yapılması gerekmektedir. Nitekim yargı mercii, oluşturduğu bilirkişi kurulu ile “icra müdürünün kıymet takdiri yaptırdığı tarih” itibariyle taşınmazın değerini belirleyerek memur işlemini denetler.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.02.2021 günlü ve E. 2017/12-2258, K. 2021/94 sayılı hükmünde bu husus şu şekilde açıklanmıştır:
“Kıymet takdirine şikâyet üzerine mahkemece yapılacak iş; icra müdürü tarafından belirlenen değerin malın gerçek değerini yansıtıp yansıtmadığı, bir başka ifadeyle memur işleminin doğru olup olmadığını denetlemektir. Bu bakımdan yargı mercii, oluşturduğu bilirkişi kurulu ile icra müdürünün kıymet takdiri yaptırdığı tarih itibariyle taşınmazın değerini belirleyerek memur işlemini denetler.”
Yargılama Giderleri ve Sonuçları
Kıymet takdirine ilişkin olarak yapılan şikâyetlerde,Şikâyetle birlikte bilirkişi giderlerinin de ödenmesi gerekir. İİK’nın 128/a maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesine göre:
“Şikâyet tarihinden itibaren yedi gün içinde gerekli masraf ve ücretin yargı mercii veznesine yatırılması hâlinde yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılabilir; aksi hâlde başka bir işleme gerek olmaksızın şikâyet kesin olarak reddedilir.”
Bu düzenleme takip ekonomisi ilkesinin bir gereği olmakla birlikte, Anayasa Mahkemesi’nin 2018/26844 başvuru numaralı hükmünde belirtildiği üzere, bu hükmün uygulanabilmesi içinBorçlunun yatırması gereken miktarın mahkemece belirlenmiş olmasıGerekir.
Yargıcın emri olmadan vezneye paranın yatırılması mümkün olmadığı gibi, yargı mercii heyetinin yasal yolluğunun belli olduğu düşünülse bile kalan keşif gideri için ne miktar avans yatıracağını şikâyetçi bilemez.
Anayasa Yargı Makamı 26.07.2023 günlü ve 2022/124 E., 2023/135 K. Sayılı hükmünde, kıymet takdirine itiraz eden ilgilinin bu aşamadaki hukuka aykırılık iddialarının ihalenin feshi yasal süreci yoluyla ileri sürebilme imkânının tanınmasının, şikâyetin reddine dair kararın kesin nitelikte olmasını (yasa yolu bulunmamasını) da telafi edici nitelikte olduğunu belirtmiştir.
İcra Mahkemesinin İnceleme Yöntemi
Kıymet takdirine itiraz üzerine icra mahkemesince yapılacak iş;Icra müdürü tarafından belirlenen değerin malın gerçek değerini yansıtıp yansıtmadığınınIncelenmesidir. Başka bir ifadeyle, memur işleminin doğru olup olmadığı denetlenir.
İcra mahkemesinin inceleme yönteminde şu hususlar öne çıkar:
- İcra yargı makamı, şikâyet başvurusunun şekli şartlara uygunluğunu inceler (süre, yetki, harç vb.).
- Şikâyet yoluna başvuran tarafın gerekli masraf ve ücreti yatırıp yatırmadığını kontrol eder.
- Usulü şartlar tamamsa, icra dairesince belirlenen kıymetin gerçeği yansıtıp yansıtmadığını tespit içinKeşif ve bilirkişi incelemesiHükmü verir.
- Bilirkişi incelemesi sonucu elde edilen rapor doğrultusunda kıymet takdirinin uygun olup olmadığına hüküm verir.
İcra yargı makamı,Şikâyet konusu işlemin iptaline, düzeltilmesine veya işlemin yerinde olduğuna hüküm verir. İcra yargı makamı, icra dairesine ait bir yetkiyi kullanamayacağından, icra dairesinin vermediği hükmü onun yerine veremez; sadece bilirkişiye başvurup yeniden araştırma yaparakIcra dairesinin kıymet takdiri işlemini denetler.
Mahkemenin Hüküm Verme Süreci
Kıymet takdirine itiraz üzerine usulü bir eksiklik yok ise, yargı mercii yapacağı keşif ve alınacak bilirkişi raporuna göreEsas hakkında istemin kabul veya reddineHüküm verir.
Hüküm verme sürecinde şu aşamalar izlenir:
- Şikâyetin konusu incelenir: Taşınmaza düşük değer mi yoksa yüksek değer mi biçildiği iddiası bulunduğu tespit edilir.
- Bilirkişi raporu değerlendirilir: İcra mahkemesince alınan bilirkişi raporundaki değer tespiti, icra dairesince belirlenen değer ile karşılaştırılır.
- Hüküm verilir: Şikâyet eden başvurusunda taşınmaza düşük değer biçildiği iddiasını ileri sürmüş ve yargı mercii, bu iddianın doğru olduğunu, yani taşınmazın gerçek değerinin, icra müdürlüğünce belirlenenden daha yüksek olduğunu belirlemişse şikâyetin kabulüne, aksi vaziyette şikâyetin reddine hüküm verir.
İcra mahkemesinin kıymet takdirine dair verdiği hükümlerKesindirVe aleyhine yasa yoluna başvurulamaz. İİK’nın 128/a maddesinin son fıkrasına göre “Bu madde gereğince icra mahkemesinin verdiği hükümler kesindir.”
Borçlunun kıymet takdirine itirazı üzerineIcra mahkemesince taşınmazın değeri kesin olarak belirlendiğinden, mahkemece belirlenen bu değer yerine icra müdürlüğünce belirlenen değer üzerinden ihale yapılamaz. Aksi vaziyette, şikâyet üzerine ihalen feshine hüküm verilmesi gerekir.
Bununla birlikte, kıymet takdirine itiraz üzerine verilen hükümler kesin olmakla birlikteIcra yargı makamı kararının, ihale feshinin istenmesi sırasında incelenmesi mümkündür. Ancak kıymet takdirine süresinde itiraz etmeyerek yasanın öngördüğü bu olanağı kullanmayanlar, kıymet takdirine ilişkin hususları ihalenin feshi nedeni olarak ileri süremezler.
Kıymet Takdirinin Kesinleşmesi
Kesinleşme Koşulları
Kıymet takdirinin kesinleşmesi, icra hukukunda satış sürecinin başlayabilmesi için gerekli bir aşamadır.
Kesinleşmeyen kıymet takdiri üzerine satış işlemleri yapılamaz. Kıymet takdirinin kesinleşmesi,Itiraz yoluna başvurulmaması veya itirazın sonuçlanmasıIle gerçekleşir.
Kıymet takdirinin kesinleşmesi için üç temel vaziyet söz konusudur:
- Süresinde şikâyet edilmemesi: Kıymet takdiri raporunun ilgililere tebliğinden itibaren yedi gün içinde şikâyet yoluna başvurulmaması hâlinde, bu yedi günlük sürenin bitiminde kıymet takdiri kendiliğinden kesinleşir.
- Şikâyet edilmekle birlikte gerekli giderlerin yatırılmaması: İİK m.128/a uyarınca, kıymet takdirine şikâyet tarihi itibariyle yedi gün içinde gerekli masraf ve ücretin yargı mercii veznesine yatırılmaması halinde şikâyet kesin olarak reddedilir ve kıymet takdiri kesinleşir.
- Şikâyetin esastan reddi: İcra mahkemesinin şikâyeti esastan inceleyerek reddetmesi halinde de kıymet takdiri kesinleşir. İcra mahkemesinin kıymet takdirine ilişkin hükmü kesin olup, yasa yoluna başvurulamaz.
Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere,“kıymet takdiri kesinleşmeden satış ilanı ilgililere tebliğ edilemeyeceği gibi satış da yapılamaz.”Kıymet takdiri kesinleşmeden satış yapılması hâlinde, bu vaziyet başlı başına bir ihalenin feshi sebebidir.
İki Yıllık Süre Sınırlaması
İİK m.128/a-2’de“Kesinleşen kıymet takdirinin yapıldığı tarihten itibaren iki yıl geçmedikçe yeniden kıymet takdiri istenemez”Hükmü yer almaktadır. Bu düzenlemenin amacı, takiplerin sürüncemede kalmasının ve satışın geciktirilmesinin önüne geçmektir.
İki yıllık süre sınırlaması,Kamu düzenineIlişkin olup, resen dikkate alınması gereken bir husustur.
Yargıtay içtihatlarına göre, kıymet takdirinin yapıldığı tarihten itibaren iki yıldan fazla zaman geçmiş ise yeniden kıymet takdiri yapılması mecburidir. Aksi takdirde, iki yıllık süre geçtikten sonra yapılan satışlar feshedilmelidir.
İki yıllık sürenin başlangıç tarihi konusunda önemli bir husus, kıymet takdirinin fiilen yapıldığı tarihtir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.02.2021 günlü hükmünde belirtildiği üzere:
“İİK’nın 128/a maddesinin 2. Fıkrasında öngörülen 2 yıllık sürenin başlangıcı bilahare kesinleşmesi kaydıyla kıymet takdirinin yapıldığı tarihtir.
Kıymet takdiri, icra dairesince fiilen yapılan keşif tarihine göre belirlenir.”
Kıymet takdirine itiraz edilmesi halinde, icra mahkemesinin şikâyet üzerine verdiği hüküm tarihi değil,Icra dairesince fiilen yapılan kıymet takdiri tarihiIki yıllık sürenin başlangıcıdır. Bu yaklaşım, kıymet takdirine ilişkin değerlerin zaman içinde değişkenlik göstermesi ve icra mahkemesinin, icra dairesinin takdir ettiği tarihteki değeri belirleyerek denetim yapmasından kaynaklanmaktadır.
İstisnai Durumlar (Doğal Afetler, İmar Değişiklikleri)
İİK m.128/a-2’nin ikinci cümlesinde, iki yıllık süre sınırlamasına istisnalar getirilmiştir:“Ancak, doğal afetler ve imar durumundaki çok önemli değişiklikler meydana getiren benzer hallerde yeniden kıymet takdiri istenebilir.”
Doğal Afetler
Doğal afetler, malın değerinde önemli değişiklikler meydana getirebilir. Örneğin,Deprem, sel, heyelanGibi doğal afetlerin taşınmaz üzerindeki etkileri, taşınmazın değerini önemli ölçüde değiştirebilir. Böyle durumlarda, iki yıllık süre dolmamış olsa bile yeniden kıymet takdiri yapılabilir.
Ülkemizde 6 Şubat 2023 tarihinde yaşanan büyük deprem sonrası, bölgedeki birçok taşınmazın değeri önemli ölçüde değişmiştir.
Bu tür durumlarda, iki yıllık süre beklenmeden yeniden kıymet takdiri yapılması, taraf menfaatlerinin korunması açısından önemlidir.
İmar Durumundaki Çok Önemli Değişiklikler
İmar planında yapılan değişiklikler, taşınmazın değerini artırıcı veya azaltıcı etkide bulunabilir.İmar durumundaki çok önemli değişikliklerMeydana geldiğinde, iki yıllık süre dolmamış olsa bile yeniden kıymet takdiri yapılabilir.
Bu kapsamda değerlendirilebilecek vaziyetler:
- TaşınmazınImar planında yapılan değişikliklerleImara açılması
- Yapılaşma koşullarının değişmesi(kat sayısı, emsal oranı gibi)
- Taşınmazın bulunduğu alanınKentsel dönüşüm kapsamınaAlınması
- Taşınmazın yakınınaÖnemli kamu yatırımlarınınYapılması
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin bir hükmünde: “Taşınmazın imar hâlinde değişiklik olup olmadığı araştırılmalı, değişikliğin taşınmazın değerine etkisi belirlenerek oluşacak sonuca göre hüküm verilmelidir” denilmektedir.
Enflasyonun Kıymet Takdirine Etkisi
Türkiye’de yüksek enflasyon dönemlerinde, taşınır ve taşınmaz malların değerleri hızla artabilmekte, bu vaziyet kıymet takdirinin güncelliğini yitirmesine neden olmaktadır. İİK m.128/a-2’de sayılan istisnalar arasındaEnflasyonYer almamakla birlikte, mülkiyet hakkının korunması açısından enflasyonun kıymet takdirine etkisinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
Anayasa Yargı Makamı, çeşitli kararlarındaEnflasyon karşısında değer kaybının mülkiyet hakkına müdahale oluşturabileceğiniBelirtmiştir. Örneğin, Anayasa Mahkemesi’nin 2013/817 başvuru numaralı ve 19.12.2013 günlü hükmünde:
“Ödenen tutarların enflasyonun etkilerinden arındırılarak güncelleştirilmesi yani alacağa hak kazanıldığı tarih ile ödeme tarihi arasında geçen süredeki hissedilir değer kaybını telafi edecek biçimde faiz uygulanması, mülkiyet hakkı kapsamındaki alacağın enflasyon karşısında değer kaybetmesini önleyebilecek bir araçtır.”
TÜİK verilerine göre Türkiye’de 2022 yılında yıllık enflasyon %64,27, 2023 yılının Mart ayında ise %50,51 düzeyinde gerçekleşmiştir.
Bu yüksek enflasyon oranları dikkate alındığında, kıymet takdirinin yapıldığı tarihten bir yıl sonra bile taşınır veya taşınmaz malın değeri önemli ölçüde artmış olabilmektedir.
Bu vaziyette, İİK m.128/a-2’deki iki yıllık süre sınırlaması,Enflasyonist ortamda mülkiyet hakkının korunmasıAçısından yetersiz kalmaktadır. Öğretide de uzun süredir bu sürenin bir yıla indirilmesi gerektiği savunulmaktadır.
Nihayetinde,Enflasyonun kıymet takdiri üzerindeki etkisi, “malın değerinde ortaya çıkan önemli değişiklik” kapsamında değerlendirilerek, iki yıllık süre dolmadan yeniden kıymet takdiri yapılabilmesine olanak tanınması, mülkiyet hakkının daha etkin korunmasını sağlayacaktır.
Kıymet Takdirine İtiraz Kararının Sonuçları
Kararın Kesin Niteliği
İcra ve İflas Kanunu’nun 128/a maddesinin son fıkrası uyarınca,“Bu madde gereğince icra mahkemesinin verdiği hükümler kesindir.”Bu hüküm, kıymet takdirine ilişkin şikâyet üzerine verilen kararların yasa yoluna başvurulamayacağını açıkça düzenlemektedir.
Kararın kesin olması, kıymet takdiri sürecinin gereksiz yere uzamasını engellemeye ve takibin bir an önce sonuçlandırılmasına yönelik bir tedbirdir. İcra mahkemesinin kıymet takdirinin değiştirilmesi veya onaylanması yönündeki hükmüne karşıIstinaf ve temyiz yolu kapalıdır.
Öğretide, kıymet takdirine ilişkin kararlara karşı yasa yolunun kapatılmasınınHak arama özgürlüğüne sınırlamaGetirdiği ve bu sebeple icra mahkemesinin kıymet takdirine ilişkin şikâyete karşı verdiği hükümler için istinaf yoluna başvurulabilmesi gerektiği savunulmaktadır. Ancak gerek satış sürecinin daha da uzamaması gerek kıymet takdirinin belirlenmesinde en büyük rolün bilirkişiye ait olması gerekçeleriyle, icra mahkemesinin kıymet takdirine ilişkin verdiği kararların kesin olmasının yerinde olduğu da ileri sürülmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da kıymet takdirine ilişkin icra yargı makamı kararlarının kesin olduğu vurgulanmaktadır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin bir hükmünde şu ifadeler yer almaktadır:
“İİK’nın 128/a-5. Maddesi gereğince icra mahkemesinin bu madde gereğince verdiği hükümler kesin olup, temyiz edilemez.”
İhalenin Feshi Davasındaki Etkisi
Kıymet takdirine ilişkin şikâyet üzerine verilen kararların kesin olmasının bir istisnası olarak, bu hükümlerIhalenin feshi davasındaIncelenebilir. Zira kıymet takdirine ilişkin hukuka aykırılıklar, İİK’nın 134.
Maddesi kapsamında ihalenin feshi sebebi olarak ileri sürülebilir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 06.10.2022 günlü ve 2022/10499 E., 2022/9969 K. Sayılı hükmünde belirtildiği üzere:
“Satışa hazırlık işlemlerine yönelik şikâyet üzerine mahkemece verilecek hükümler kesin olmakla beraber, süresinde şikâyet hakkının kullanıldığı hâllerde, icra yargı makamı kararının, ihalenin feshi aşamasında incelenmesi mümkündür.”
Bu vaziyet, kıymet takdirine şikâyet üzerine verilen kararın kesin olmasının niteliğini bertaraf etmektedir. Yasa yolu kapatılarak sürecin uzaması engellenmeye çalışılsa da, kıymet takdirine ilişkin yapılan incelemenin aynı zamanda ihalenin feshi sebebi sayılması, yasal belirlilik ve takip ekonomisi ilkesi ile çelişmektedir.
Ancak, kıymet takdirine süresinde itiraz etmeyenler, kıymet takdirine ilişkin hususları ihalenin feshi nedeni olarak ileri süremezler.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 10.10.2016 günlü hükmünde:
“Kıymet takdirine süresinde itiraz etmeyerek yasanın öngördüğü bu olanağı kullanmayanlar, kıymet takdirine ilişkin hususları ihalenin feshi sebebi olarak ileri süremez.”
Ifadelerine yer verilmiştir.
Kıymet Takdirine İlişkin Şikâyetin Reddinin Sonuçları
Kıymet takdirine ilişkin şikâyetin reddedilmesi hâlinde,Icra dairesinin belirlediği kıymet takdiri geçerliğini korur. Şikâyet yoluna başvuranın iddialarının yerinde olmadığı mahkemece tespit edildiğinden, icra dairesi tarafından yapılan kıymet takdiri kesinleşir ve satış işlemleri bu kıymet üzerinden devam eder.
Ancak dikkat edilmesi gereken önemli bir husus, borçlunun şikâyet ettiği kıymet takdirinden daha düşük bir bedele icra mahkemesince hükmedilmesi hâlinde, bu bedel üzerinden ihale yapılamaz. Bu vaziyetteIlk belirlenen değer ihaleye esas alınmalıdır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 02.07.2013 günlü hükmünde:
“Borçlunun kıymet takdirine itirazı üzerine aleyhine hüküm tesis edilmiş olmakla, icra mahkemesinin bu şekilde belirlediği değer esas alınarak yapılan ihalelerin feshi gerekir.”
Denilerek, borçlunun talebinin kabul edilmesi hâlinde dahi daha düşük değer üzerinden satış yapılamayacağı vurgulanmıştır.
Şikâyetin reddedilmesi hâlinde, iki yıllık süre içinde, belirtilen istisnai vaziyetler (doğal afet, imar değişikliği gibi) olmadıkça yeniden kıymet takdiri istenemez. Bu nedenle şikâyet yoluna başvuranların, iddialarını ve delillerini bu aşamada eksiksiz sunmaları önem taşımaktadır.
Kıymet Takdirine İlişkin Şikâyetin Kabulünün Sonuçları
Kıymet takdirine ilişkin şikâyetin kabulü hâlinde,Icra mahkemesince belirlenen kıymet, satışa esas değer olarak kabul edilir. İcra dairesi, satış işlemlerini icra yargı makamı tarafından belirlenen bu yeni değer üzerinden yapmak zorundadır.
Borçlunun, taşınmaza düşük değer biçildiği iddiasıyla şikâyette bulunması ve bu şikâyetin kabul edilmesi hâlinde, taşınmazın satışının icra mahkemesince belirlenenDaha yüksek değerÜzerinden yapılması gerekir.
Aynı şekilde, alacaklının taşınmaza yüksek değer biçildiği iddiasıyla şikâyette bulunması ve bu şikâyetin kabul edilmesi hâlinde, taşınmazın satışının icra mahkemesince belirlenenDaha düşük değerÜzerinden yapılması gerekir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 11.04.2019 günlü hükmünde:
“Borçlu vekilinin icra müdürlüğünce belirlenen değerin düşük olduğunu ileri sürerek kıymet takdirine itirazı sonucu icra mahkemesince daha düşük kıymet bulunarak itirazın reddine hüküm verilmesi halinde, satışın icra müdürlüğünce belirlenen değer yerine icra mahkemesince belirlenen daha düşük değer üzerinden yapılması usulsüzdür.”
Şeklinde ifade kullanılarak, mahkemece belirlenen değerin satışa esas alınması gerektiği vurgulanmıştır.
Kıymet takdirine ilişkin şikâyetin kabulü hâlinde, icra mahkemesinin belirlediği kıymet takdiri deIki yıllık süre sınırlamasına tabiOlacaktır. Yani, icra mahkemesinin hükmü tarihinden itibaren değil, icra dairesinin kıymet takdiri tarihi olan kıymet takdirinin ilk yapıldığı tarihten itibaren iki yıl geçmedikçe, istisnai hâller dışında yeniden kıymet takdiri istenemeyecektir.
Sonuç olarak, kıymet takdirine ilişkin şikâyetin kabul edilmesi, satış sürecinin icra mahkemesince belirlenen değer üzerinden devam etmesini sağlamakta ve taraf menfaatlerinin korunmasına faaliyet etmektedir.
Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri
Bilirkişi Raporlarındaki Yetersizlikler
Kıymet takdiri sürecinde en sık karşılaşılan sorunlardan biri,Bilirkişi raporlarının niteliğine ilişkinEksikliklerdir. İcra ve İflas Kanunu’nun 87.
Maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, sicile kayıtlı malların kıymet takdirinin bilirkişilere yaptırılması mecburi olmakla birlikte, uygulamada bilirkişi raporlarının yetersiz kaldığı durumlarla sıkça karşılaşılmaktadır.
Bilirkişi raporlarında görülen başlıca sorunlar şunlardır:
- Emsal araştırmasının yetersizliği: Bilirkişilerin kıymet takdiri yaparken, benzer nitelikteki malların piyasa değerlerini yeterince araştırmadan rapor düzenlemeleri, gerçek değerin tespitini zorlaştırmaktadır. Örneğin, bir taşınmazın kıymet takdirinde çevredeki benzer taşınmazların satış fiyatları, emlak vergi değerleri gibi faktörlerin incelenmemesi, hatalı değerlendirmelere yol açmaktadır.
- Teknik detayların eksikliği: Özellikle taşınmazların kıymet takdirinde, yapının inşaat kalitesi, malzeme özellikleri, teknik donanımı gibi değeri etkileyen faktörlerin yeterince incelenmemesi, gerçekçi bir değerlendirme yapılmasını engellemektedir.
- Güncel piyasa koşullarının dikkate alınmaması: Bilirkişilerin, özellikle değişken ekonomik koşullarda güncel piyasa verilerini kullanmamaları, kıymet takdirinin gerçek değeri yansıtmamasına neden olmaktadır.
- Rapor içeriğinin standart olmaması: Bilirkişi raporlarının içeriğine ilişkin standart bir formatın bulunmaması, raporların niteliğinin bilirkişiden bilirkişiye farklılık göstermesine yol açmaktadır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin bir hükmünde, bilirkişi raporlarının niteliği konusunda şu değerlendirme yapılmıştır:
“Kıymet takdirine esas bilirkişi raporunda, taşınmazın fiilen hangi tarihte görüldüğü, konumu, nitelikleri ve çevresel özellikleri ayrıntılı olarak belirtilmeli, taşınmazın değerine etki eden tüm faktörler irdelenmelidir.”
Bu sorunların çözümü için,Bilirkişilere yönelik standart bir rapor formatıBelirlenmesi, bilirkişilerinSürekli eğitimlerle desteklenmesiVeDenetim mekanizmalarının güçlendirilmesiÖnerilmektedir.
İtiraz Masraflarının Yatırılması Sorunu
İİK m.128/a-1’de, kıymet takdirine ilişkin şikâyet tarihinden itibaren yedi gün içinde gerekli masraf ve ücretin yargı mercii veznesine yatırılması hâlinde yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği, aksi hâlde başka bir işleme gerek olmaksızın şikâyetin kesin olarak reddedileceği düzenlenmiştir.
Bu düzenleme uygulamada şu sorunlara yol açmaktadır:
- Masrafın belirlenmesi sorunu: Şikâyetçi, masraf ve ücretin miktarını bilmeden yedi günlük süre içinde bu bedeli yatırmak zorunda kalmaktadır. Mahkemece masrafın belirlenmemesi veya geç belirlenmesi, şikâyetçinin hak kaybına uğramasına neden olmaktadır.
- Sürenin kısalığı: Yedi günlük sürenin özellikle ekonomik durumu zayıf olan şikâyetçiler için yetersiz kalması, adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğurabilmektedir.
- Kesin ret yaptırımının ağırlığı: Masrafın yatırılmaması hâlinde şikâyetin başka bir işleme gerek olmaksızın kesin olarak reddedilmesi, hak arama özgürlüğüne ağır bir müdahale teşkil edebilmektedir.
Anayasa Mahkemesi’nin 2018/26844 başvuru numaralı ve 24.02.2021 günlü hükmünde, kıymet takdirine itiraz davalarında masraf yatırılmaması gerekçesiyle davanın reddinin, yargı merciine erişim hakkını ihlal edebileceği vurgulanmıştır:
“Başvurucunun davasının keşif ve bilirkişi incelemesi için gereken masrafların yatırılmadığı gerekçesiyle esasına girmeksizin kesin olarak reddine hüküm vermesi nedeniyle yargı merciine erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.”
İcra Dairelerinin Farklı Uygulamaları
İcra dairelerinin kıymet takdiri süreçlerindeki farklı uygulamaları, yasal güvenlik ve öngörülebilirlik ilkelerini zedelemektedir.
Uygulamada karşılaşılan başlıca sorunlar şunlardır:
- Kıymet takdirine bilirkişi seçimindeki farklılıklar: İcra daireleri arasında bilirkişi seçimi konusunda standart bir usulün bulunmaması, kıymet takdirlerinin niteliğinde farklılıklara yol açmaktadır.
- Taşınmazlarda satış aşamasında yeniden kıymet takdiri yapılmaması: İİK m.128 uyarınca, taşınmazlarda haciz aşamasından sonra satış aşamasında da kıymet takdiri yapılması gerekmesine rağmen, uygulamada genellikle haciz aşamasında yapılan kıymet takdirinin satışta da esas alındığı görülmektedir.
- Mükellefiyetlerin kıymete etkisinin dikkate alınmaması: Taşınmazın kıymetinin takdirinde, taşınmaz üzerindeki mükellefiyetlerin kıymete olan etkisinin yeterince dikkate alınmaması, gerçek değerin tespitini zorlaştırmaktadır.
- Kıymet takdiri raporlarının tebliğinde yaşanan sorunlar: Kıymet takdiri raporlarının ilgililere usulüne uygun tebliğ edilmemesi veya geç tebliğ edilmesi, itiraz hakkının etkin kullanılmasını engellemektedir.
İki Yıllık Sürenin Enflasyonist Ortamdaki Yetersizliği
İİK m.128/a-2’de düzenlenen “kesinleşen kıymet takdirinin yapıldığı tarihten itibaren iki yıl geçmedikçe yeniden kıymet takdiri istenemez” hükmü,Yüksek enflasyonun yaşandığı ekonomik ortamlardaCiddi sorunlara yol açmaktadır.
Türkiye gibi enflasyonun yüksek seyrettiği ülkelerde, iki yıllık süre içinde malların değerlerinde önemli artışlar meydana gelmektedir. TÜİK verilerine göre son yıllarda Türkiye’de yıllık enflasyon oranları şu şekildedir:
- 2020 yılında: %14,60
- 2021 yılında: %36,08
- 2022 yılında: %64,27
- 2023 yılında: %64,77
- 2024 yılında: %44,38
Bu veriler ışığında,Iki yıllık süre içinde bir malın değerinde %100’ü aşan oranda artışMeydana gelebilmektedir. Bu vaziyet, hem alacaklının hem de borçlunun mülkiyet haklarını zedeleyebilmektedir.
Yüksek enflasyon ortamında yaşanan başlıca sorunlar şunlardır:
- Mülkiyet hakkının zedelenmesi: Anayasa’nın 35. Maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı, kıymet takdirinin güncel değeri yansıtmaması nedeniyle ihlal edilebilmektedir.
Anayasa Yargı Makamı, çeşitli kararlarında enflasyon karşısında değer kaybının mülkiyet hakkına müdahale oluşturabileceğini belirtmiştir.
- Taraf menfaatlerinin zedelenmesi: Malın gerçek değerinden düşük bir bedelle satılması, borçlunun malvarlığının eksik değerlendirilmesine ve alacaklının alacağının tam olarak karşılanamamasına neden olabilmektedir.
- Adil yargılanma hakkının ihlali: Gerçek değerin tespit edilememesi nedeniyle, tarafların adil bir şekilde yargılanma hakkı da zarar görebilmektedir.
- İhalelere katılımın düşmesi: Malın değerinin gerçeği yansıtmaması, potansiyel alıcıların ihaleye katılım motivasyonunu düşürebilmekte, bu da satışların başarısızlıkla sonuçlanmasına neden olabilmektedir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin bir hükmünde, enflasyonun kıymet takdirine etkisi şu şekilde değerlendirilmiştir:
“Kıymet takdirinin yapıldığı tarihten itibaren iki yıldan fazla süre geçtikten sonra ihale gerçekleştirilmiş olup, bu hususun ayrıca resen gözetilmesi gerekir.”
Bu konuda daha fazla yardım veya danışmanlık için bizimleiletişimegeçebilirsiniz.
Kıymet Takdirine İtiraz Nasıl Yapılır ve Nereye Başvurulur?