Kişisel Verileri Koruma Kurulu

Kişisel verilerin korunması hakkı, özel hayatın gizliliği hakkının özel bir biçimi olarak kişinin onur ve şahsiyetinin korunması ile kişiliğini serbestçe geliştirebilmesi için bireyin temel hak ve özgürlüklerini kişisel verilerin işlenmesi sırasında korumayı amaçlamaktadır.

Temel bir hak olarak düzenlenen kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı, 2010 yılında yapılan değişiklik sonucu Anayasanın 20. maddesindekişinin hak ve ödevlerine ilişkin bölümünde Anayasal güvence altına alınmıştır. Bu kapsamda,6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu07.04.2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Yasa, kişisel verileri işlenen gerçek kişiler ile bu verileri tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla işleyen gerçek ve tüzel kişiler hakkında uygulanır.

Yasa, kişisel verilerin korunması kapsamındaki başvurular içinKademeli bir başvuru usulüÖngörmüştür. Bu kapsamda, ilgili kişilerin Yasanın uygulanması ileIlgili taleplerini öncelikle veri sorumlusuna iletmeleriMecburidir. Bu yol tüketilmeden Kurula şikâyet yoluna gidilemez.

İlgili kişi,Veri sorumlusunun cevabını öğrendiği tarihten itibaren otuz ve her halde veri sorumlusuna başvuru tarihinden itibaren altmış gün içinde Kurula şikâyetteBulunabilir. Şikâyet üzerine veya resen yapılan inceleme sonucunda, ihlalin yaygın olduğunun tespit edilmesi hâlinde, ilgili kurum ve kuruluşların da görüşlerini alarak Kurul bu konudaIlke hükmüAlır ve yayımlar.

Kişisel Verileri Koruma Kurulu bu kapsamda 16/10/2018 günlü ve 2018/119 sayılı kararıyla veri sorumluları ve veri işleyenler tarafından ilgili kişilerin adreslerine veya SMS ya da çağrı ile cep telefonlarına reklam bildirimleri/aramaları yönlendirilmesinin önüne geçilmesini sağlamak amacıyla ilke hükmü almıştır. 01/11/2018 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan bu ilke hüküm şu şekildedir;

“6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (Kanun) hükümlerine aykırı olarak ilgili kişilerinAçık rızaları alınmaksızın adreslerine veya SMS veya çağrı ile cep telefonlarına reklam bildirimleri/aramaları geldiğiHususunda Kişisel Verileri Koruma Kurumuna (Kurum) intikal eden çok sayıda başvuru ile bu kapsamda yürütülmekte olan incelemeler çerçevesinde ulaşılan tespitler dikkate alınarak;

  • İlgili kişilerin rızalarını almadan ve Yasanın 5 inci maddesinde hüküm altına alınan işleme şartlarını sağlamadan, telefon numaralarına SMS göndermek, arama yapmak veya adreslerine posta göndermek suretiyle reklam içerikli ileti yönlendiren veri sorumluları ile veri sorumluları adına reklam içerikli mesaj/ göndermek veya arama yapmak amacıyla ilgili kişilerin açık rızaları bulunmaksızın bu verileri kullanan veri işleyenlerin söz konusu veri işleme faaliyetlerini Yasanın 15 inci maddesinin (7) numaralı fıkrası uyarınca derhal durdurması gerektiği,
  • Yasanın 12 nci maddesi kapsamında veri sorumlusunun kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini önlemek, kişisel verilere hukuka aykırı olarak erişilmesini önlemek ve kişisel verilerin muhafazasını sağlamak amacıylauygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli her türlü teknik ve idari tedbirleri almak zorunda olduğu ve kişisel verilerin kendi adına başka bir gerçek veya tüzel kişi tarafından işlenmesi hâlinde, anılan tedbirlerin alınması hususunda bu kişilerle birlikte müştereken sorumlu olduğu,
  • Belirtilen şekilde söz konusu faaliyetlerde bulunan veri sorumluları hakkındaYasanın 18 inci maddesi hükümleri çerçevesinde işlem tesis edileceği,
  • Bahse konu şekilde işlenen kişisel verilerin hukuka aykırı olarak elde edilmiş olabileceği de göz önüne alınarak5237 sayılı Türk Ceza Kanununun “Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme” başlıklı 136 ncı maddesi çerçevesinde ilgili veri sorumluları hakkında gerekli yasal işlemlerin tesisi için konunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 158 inci maddesi uyarınca ihbaren ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına bildirileceği,

Hususlarında kamuoyunun bilgilendirilmesine ve bu İlke Kararının Kurumun internet sitesi ile Resmî Gazete’de yayımlanmasına oy birliği ile hüküm verilmiştir.”