Bireysel veya kurumsal olarak karşılaşılabilecek yasal itilaflarda hakların tam olarak bilinmesi, adil bir çözümün anahtarıdır. Bu yazımızda ilgili mevzuat detaylarını mercek altına alıyoruz.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2022/8863 K. 2025/2116 T. 26.02.2025MAHKEMESİ: Ceza Dairesi SAYISI: 2021/322 E., 2022/869 K. SUÇ: Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme HÜKÜM: İstinaf başvurusunun kabulü ile; İlk Derece Yargı Makamı hükmü kaldırılarak kurulan mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Yargı Makamı vasıtasıyla verilen kararın; sanık vasıtasıyla temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (5271 sayılı Yasa) 298/1.Maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ AŞAMAİlk Derece Mahkemesince sanık hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat hükmü verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile sanık hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 136/1, 137/1-a, 62/1 ve 53. Maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına hüküm verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması hükmü verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile yasal aşama dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZSEBEPLERİSanığın temyiz sebepleri; yapmış olduğu eylemin suç unsuru olduğunu bilmediğine, verilerin hakimiyeti altına girmediğine, eksik inceleme sonucu hatalı hüküm kurulduğuna, vesaire ilişkindir.
III.
OLAY
VE OLGULARİlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; Türkiye çapındaki vergi mükelleflerinin kişisel veri niteliğindeki bilgilerini, fiziki olarak tevdi edilmesi halinde kolaylıkla görebilecek konumunda olan sanığın, doğrudan bir görev tevdi edilmese dahi, salt veri tabanının güvenliği nedeniyle kendisine verilen şifreyi kullanıp, sistemde sorgulama yaparak, vergi mükelleflerine ait bilgileri okumaktan ibaret eylemiyle kişisel verileri ele geçirdiği kabul edilemeyeceği gibi, söz konusu kişisel verileri, üçüncü kişi ya da kişilerle paylaştığına ilişkin hakkında bir iddia ileri sürülmeyen sanığa, basit bir kod ve şifre sayesinde, sistemde yer alan tüm verilere erişebilme imkanının verilmiş olması ve veri içeriklerinin sanıktan gizlenmemiş olması karşısında, sanığın sistemde sorgulama yaparken, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davrandığı da kabul edilemeyeceğinden, sanığa isnat edilen eylemde, TCK'nın 136/1. Maddesindeki verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla sanığın atılı suç yönünden 5237 sayılı Yasanın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine dair hüküm kurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, sanığın kişisel verileri ele geçirmek saiki ile Sosyal Güvenlik Kurumunun Kimlik Paylaşım Sistemi olan "KPS" sistemi üzerinden sorgulama yaparak katılanın kişisel veri niteliğindeki bilgilerine ulaşarak, katılanın kişisel verilerini görmesi, okuması ve içeriğini öğrenmesi suretiyle, hukuka uygunluk nedenlerinin bulunmaması dolayısıyla hukuka aykırı olarak katılanın kişisel veri niteliğindeki bilgilerini ele geçirmesi şeklindeki eyleminin TCK 136/1. Maddesinde düzenlenen suçu oluşturacağı cihetle İlk Derece Mahkemesinin hükmü kaldırılarak sanık hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan mahkumiyet hüküm verilmiştir.
IV.
GEREKÇE
VE HÜKÜMYargıtay Ceza Genel Kurulu, Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğünde memur olarak çalışan sanığın, kurumu vasıtasıyla kendisine verilen kullanıcı şifresi ile Kimlik Paylaşım Sistemi'ne erişim sağlayarak, dönemin İçişleri Bakanı olan katılanın kimlik ve adres bilgilerine bakması şeklindeki eyleminin suç teşkil edip etmediği, ettiğinin kabulü hâlinde, eyleminin verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu mu yoksa özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu mu oluşturduğunun ve sanığın işlediği fiilin suç oluşturduğu konusunda haksızlık yanılgısı ile hareket edip etmediğinin belirlenmesine ilişkin uyuşmazlıkla ilgili olarak verdiği 21.06.2023 günlü ve 2021/12-384 Esas, 2023/367 Hüküm sayılı hükmünde, "... Sanığa sistemde kayıtlı kişilerin kimlik ve adres sorgulamalarını yapması için kullanıcı şifresinin çalıştığı kurum vasıtasıyla verilmesi, sisteme girmek için özel gayret sarf etmemiş olması, katılanın kamuya mal olan kişiliği nedeniyle kimlik ve adres bilgilerine kolaylıkla erişilebilmesi, sanığın merak saiki ile bu bilgileri sadece okumuş olup başkalarıyla paylaşmaması, ayrıca hukuka aykırı bir amaç gütmemesi ve ele geçirildiği iddia edilen kişisel verilerin kapsam ve niteliği ile sanığın hukuka aykırılık bilinciyle hareket etmediği yönündeki savunması birlikte değerlendirildiğinde; incelemeye konu olay görevin gereklerine uygun olmayan disiplin soruşturması gerektiren eylemin suç teşkil etmediği kabul edilmelidir... Ulaşılan sonuç karşısında sanığın eyleminin nitelendirilmesine ve işlediği fiilin suç oluşturduğu konusunda haksızlık yanılgısı ile hareket edip etmediğine ilişkin itilaf konuları değerlendirilmemiştir..." şeklindeki gerekçelerle uyuşmazlığa konu eylemi, disiplin soruşturması gerektiren ve suç teşkil etmeyen eylem olarak kabul etmiştir. Bölge Adliye Yargı Makamı ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki hükümler arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istemine ilişkin Dairemizin 25.04.2024 günlü ve 2022/7038 Esas, 2024/1950 Hüküm sayılı hükmünde ve bu kararla uyum gösteren Dairemizin 25.04.2024 günlü ve 2023/219 Esas, 2024/1951 Hüküm sayılı hükmünde da, "...
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.06.2023 günlü ve 2021/12-384 Esas, 2023/367 Hüküm sayılı kararındaki gerekçede de belirtildiği gibi ele geçirme başkasının hakimiyeti altında bulunan kişisel veriyi hukuka aykırı yollarla kendi hakimiyeti altına almakla gerçekleşir. Olayımızda ise sanık, kurumu vasıtasıyla kendisine verilen aparat ve şifre ile kendi hakimiyeti altında bulunan kişisel verilere ulaşmış ve bakmıştır. Sanığın kendi hakimiyeti altındaki bir veriye bakmaktan ibaret olan eyleminin ele geçirmek olarak kabul edilemeyeceği bu halin ilgili kurumun iç mevzuatı kapsamında disiplin soruşturmasına konu edilmesinin mümkün olduğu ancak TCK anlamında suç teşkil etmeyen eylem niteliğinde olduğu..." biçimindeki gerekçelerle kamu kurumlarında görev yapan ve görev yaptıkları kuruma ait bilişim sistemindeki kişisel verilere faaliyet gereği erişme yetkisi verilen kişilerin; görevlerinin kapsamına ve niteliğine göre hizmetin yerine getirilmesi ile hiçbir ilgisi bulunmadığı hâlde, merak, i vb. Saikler ya da farklı amaçlarla, sistemde yer alan kişisel verileri sorgulamak ve bu verilere salt duyu organları aracılığıyla vakıf olmaktan ibaret eylemlerinin, 5237 sayılı Yasa kapsamında suç oluşturmayacağı değerlendirilmiştir.
Özetlenen yargı kararları göz önüne alındığında, dosya kapsamına göre sanığın işi gereği sahip olduğu şifre ile katılanın bilgilerini görüntülemiş olduğu, sorgulama yapmaktan ibaret yargılama konusu olayda, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesinin hükmüne karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine hüküm verilmesi gerekirken yazılı şekilde sanık hakkında mahkumiyet hükmü verilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bölge Adliye Yargı Makamı 10. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Yasanın 302/2. Maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, BOZULMASINA, Yasal Aşama dosyasının, 5271 sayılı Kaunun 304/2-b maddesi uyarınca Bölge Adliye Yargı Makamı 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,26.02.2025 tarihinde oybirliğiyle hüküm verildi.
Hukuk Büromuz Bürosu, Avukatlık Bürosu, Mecidiyeköy Avukatlık Bürosu,,
Her yasal vaziyet kendi içinde özel değerlendirmeler gerektirir. Olası itilaflarda herhangi bir hak kaybına uğramamak adına yasal sürecin uzman bir hukukçu ile yürütülmesi faydalı olacaktır.