Her türlü avukatlık ve danışmanlık hizmeti için bizimle iletişime geçin.:
Kadına yönelik şiddet kavramı, 1992 yılında Birleşmiş Milletler tarafından yayımlanan Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi Bildirgesi ile uluslararası düzeyde açık biçimde tanımlanmıştır. Bu bildirge, şiddetin yalnızca fiziksel eylemlerden ibaret olmadığını; psikolojik, cinsel ve ekonomik boyutlarının da bulunduğunu vurgulayan ilk önemli uluslararası metinlerden biri olmuştur.
Birleşmiş Milletler Bildirgesi’nde kadına yönelik şiddet; ”İster kamusal ister özel yaşamda meydana gelsin, kadınlara fiziksel, cinsel veya psikolojik acı veren ya da verebilecek olan; tehdit, zorlama veya keyfi olarak özgürlükten yoksun bırakmayı içeren her türlü davranış”Olarak tanımlanmıştır.
Genel anlamıyla şiddet; kişinin fiziksel, cinsel, ekonomik veya psikolojik zarar görmesine yol açan ya da açma ihtimali bulunan her türlü baskı ve davranış biçimidir.
Kadına yönelik şiddet dört temel türde ortaya çıkmaktadır:
Fiziksel Şiddet
Duygusal (Psikolojik) Şiddet
Cinsel Şiddet
Ekonomik Şiddet
Psikolojik şiddet;Sözlü veya davranışsal yollarla birey üzerinde baskı kurmayı ifade eder. Örneğin eşin kadının dışarı çıkmasını yasaklaması psikolojik şiddet kapsamındadır. Şiddete maruz kalan kişilerde sıklıkla kendini suçlama ve hatayı kendinde arama eğilimi görülmekte, bu vaziyet mağduriyeti derinleştirmektedir.
Ekonomik şiddet iseTaraflardan birinin diğerini maddi açıdan kısıtlamasıdır.
Kadına ev bütçesinin verilmemesi veya gelirine erişimin engellenmesi bu şiddet türüne örnek teşkil eder.
Cinsel şiddet,Günümüzde en yaygın görülen şiddet türlerinden biridir. Boşanma davalarının önemli bir kısmında temel nedenlerden biri olmasına rağmen, ülkemizde toplumsal ve kültürel sebeplerle çoğunlukla fiziksel şiddet gerekçesi ön plana çıkarılmaktadır.
Fiziksel şiddet,Kadının yaşam hakkına doğrudan müdahale niteliği taşıdığından aynı zamanda bir insan hakları ihlalidir. Fiziksel şiddete maruz kalan kadınlarda sıklıkla şu bulgular görülmektedir:
Sıyrıklar
Ekimozlar (morluklar)
Kemik çatlak ve kırıkları
İç organ yaralanmaları
Kanamalar
Kadına yönelik şiddetle mücadele kapsamında Türkiye, Sözleşmesi’ni kabul etmiş ve bu sözleşmenin etkisiyle6284 sayılı “Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Yasa”Yürürlüğe girmiştir.
Sözleşmesi’ne göre:
Kadına yönelik şiddet vakalarında uzlaştırma ve arabuluculuk uygulanamaz.
Şiddet mağduru, zararını failden karşılayamazsa devlet tarafından desteklenmelidir.
6284 sayılı Yasa, Avrupa Birliği mevzuatıyla uyumlu olup kadınların korunmasında etkin bir yasal araçtır. Yasa yalnızca mahkemelere değil; mülki amirlere ve kolluk kuvvetlerine de hızlı müdahale yetkisi tanımaktadır.
Bu yasa kapsamında alınabilecek başlıca tedbirler şunlardır:
Şiddet uygulayanın evden uzaklaştırılması
Mağdura yaklaşmasının yasaklanması
Silahına el konulması
Tedbir nafakası ödemesi
İletişim kurmasının engellenmesiTedbir kararları en fazla6 ay süreyleVerilir; ihtiyaç halinde uzatılabilir.
Yasanın 8/3.
Maddesine göre:“Koruyucu tedbir hükmü verilebilmesi için şiddetin uygulandığına dair delil veya belge aranmaz.”Bu düzenleme, mağdurun korunmasını geciktirebilecek bürokratik engelleri ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır. Tedbir hükmüne aykırı davranan fail hakkında zorlama hapsi uygulanır.
Şiddet mağduru kadınlar:
Kolluk kuvvetlerine,
Mülki amire,
Doğrudan Aile Mahkemesi’ne başvurarak koruma talep edebilirler.
Cumhuriyet Başsavcılıklarına suç duyurusunda bulunabilirler. Maddi imkânı olmayan kadınlara barolar tarafından ücretsiz.
7/24 faaliyet vermekte olup numarası üzerinden ulaşılabilmektedir.
6284 sayılı Yasa kapsamında:
Barınma ihtiyacı olan kadınlar sığınma evlerine yerleştirilebilir.
Psikolojik danışmanlık ve rehberlik faaliyetleri sunulur.
Gerekli durumlarda çocuklar için kreş imkânı sağlanabilir.
Sığınma evleri, şiddet mağdurlarının güvenliğinin sağlanması açısından hayati öneme sahiptir. Ancak nüfusu 50.000’i aşan belediyelerde sığınma evi açılması yasal zorunluluk olmasına rağmen, uygulamada bu yükümlülüğün her yerde yerine getirilmediği görülmektedir.
Şiddete uğradığınızda veya uğrama tehlikesi altındayken başvurulabilecek olan kurumlar; kadın sivil toplum kuruluşları, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlükleri, KOZA- Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri, Alo 183 telefon hattı, Valilikler, Kaymakamlıklar, Cumhuriyet Başsavcılıkları, Aile Yargı Makamı, Polis Merkezleri, Jandarma Karakolları, Sağlık kuruluşları, Belediyelerin Kadın Dayanışma Merkezleri, Baroların Kadın Dayanışma Merkezleri ve Adli Yardım Kurullarıdır.Bunun yanında;
Kadına yönelik şiddete karşı destek telefon hatları oluşturulmuştur.
–ALO 183 SOSYAL DESTEK HATTI (7/24)–MOR SALKIM DERNEĞİ (7/24)
–MOR ÇATI
–ALO 155 POLİS (7/24)-ACİL İÇİ ŞİDDET-ACİL YARDIM HATTI
Şiddete maruz kalıyorsanız eğer bu telefon numaralarını arayarak da destek talebinde bulunabilirsiniz.
Teknolojik gelişmeler sayesinde kadına şiddetle mücadelede hayatımıza KADES uygulaması girmiştir. KADES, şiddet veya cinsel saldırı gibi zor durumlarla karşılaşan mağdur kadınların kullanması için yapılan akıllı telefon uygulamasıdır. Şiddet tehlikesi altında bulunan her kadın, bu uygulamayı telefonuna indirerek ilgili birimlerden destek isteyebilmektedir. Akıllı telefon üzerinden yapılacak olan ihbarlarda hızlı bir şekilde bu iş için kurulan kadın acil destek ihbar sistemine ulaşılabilmektedir.
Yalnızca fiziksel şiddet değil kadına uygulanan tüm şiddetler nedeniyle 6284 sayılı yasa kapsamında lehinize tedbir hükmü alınmasını isteyebilirsiniz.Kadına karşı şiddetle mücadele için lütfen destek hatlarına ve yaşadığınız yerin barosuna başvurunuz.
Asla yalnız değilsiniz!
Daha detaylı bilgi için lütfen bizimle iletişime geçiniz.
Her türlü avukatlık ve danışmanlık hizmeti için bizimle iletişime geçin.: Paylaş