Güncel yasal düzenlemeler ve yargı kararları ışığında yasal süreçlerin işleyişini bilmek, haklarınızı korumak adına oldukça önemlidir. İşte konu hakkında bilinmesi gerekenler:
Hukuk Büromuz
Ehlibeyt Mah. Ceyhun Atuf Kansu Cd. No:112 D:30, Cevat Muratal İş Merkezi, Balgat, /
Yazı İçeriği:
İş Kazası Nedir?
İş Kazasının Tespiti Nasıl Sağlanır?
İş Kazası Tespit Tutanağı
İşveren vasıtasıyla Sosyal Güvenlik Kurumu'na(SGK) Bildirim
İşçi vasıtasıyla Sosyal Güvenlik Kurumu'na(SGK) Bildirim
Dava Yoluyla İş Kazasının Tespiti
İş Kazasının Tespiti Davası
İspat ve Deliller
Davanın Tarafları
Zorunlu veya İhtiyari Arabuluculuk
Görevli ve Yetkili Mahkeme
İş Kazası Tespitinin İşçinin Hakları Açısından Önemi
Maddi ve Manevi Tazminat
Geçici İş Göremezlik Ödeneği
Sürekli İş Göremezlik Geliri
Maluliyet ve Malul Aylığı
Diğer Sosyal Hak ve Güvenceler
İş Kazasının Tespiti Davasına İlişkin Yargıtay Kararları
İş Kazası Nedir?
İş kazası, işçinin işyerinde veya işverenin görevlendirmesi ile işyeri dışında çalışma fiilini sürdürdüğü esnada meydana gelen ve işçinin hemen veya sonradan, maddi veya manevi(bedenen veya ruhen) engelli hale gelmesine yol açma veren olaydır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunumuzun 13.
Maddesinin 1. Fıkrasında hangi durumların hukuken iş kazası niteliği taşıyacağı hususu düzenlenmiştir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası KanunumuzUn 13/1. Maddesine Göre:"İş kazası;A) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,B) İşveren vasıtasıyla yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,C) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,D) Bu Yasanın 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,E) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında,Meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır."
5510 sayılı yasa uyarınca zararlandırıcı sigorta olayının iş kazası sayılması için:
Sigorta olayına maruz kalan kişinin, sigortalı olması ve
Sigorta olayının, yukarıda alıntılamış olduğumuz 5510 sayılı Kanun'un 13. Maddesinde sınırlı olarak sayılan hallerden biri sonucunda meydana gelmiş olması
Koşulları birlikte aranmaktadır(Bakınız: Yargıtay 21.
Hukuk Dairesi 2016/4338 E., 2017/6144 K. Sayılı hükmü)
Örneklerle somutlaştırmamız gerekirse:
İşçinin işyerinde çalışırken beyin kanaması veya kalp krizi geçirmesi,
İşveren vasıtasıyla sağlanan servis aracı ile işe giderken veya işten eve dönerken trafik kazası geçirmesi,
İşverenin görevlendirmesi ile işyeri dışında bulunan bir yere iş için gönderilmesi hâlinde kaza geçirmesi
Gibi haller iş kazası sayılmaktadır.
Bu makalemiz özel olarak iş kazası tespiti davalarına ilişkin olup, genel olarak iş kazaları hakkında ayrıntılı bilgi edinmek için konuya ilişkin makalemizi inceleyebilirsiniz: İş Kazası Nedir?
İş Kazasının Tespiti Nasıl Sağlanır?
İş kazası niteliğini haiz bir olayın gerçekleşmesi hâlinde işveren vasıtasıyla derhal kolluk birimlerine bildirimde bulunulmalı, işçinin sağlık durumu mümkün mertebe güvence altına alınmalı, kaza tespit tutanağı tutulmak suretiyle yaşanan kazanın belgelenmesi sağlanmalı ve 3 günlük yasal süre içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumu'na(SGK) bildirimde bulunulması gerekir.
İşveren vasıtasıyla Sosyal Güvenlik Kurumu'na bildirimde bulunulmaması hâlinde ya da işveren vasıtasıyla bildirimde bulunulmakla birlikte, Sosyal Güvenlik Kurumu vasıtasıyla olayın "iş kazası" olarak nitelendirilmemesi halinde işçi vasıtasıyla iş kazasının tespiti yasal süreci açılabilir ve yaşanan olayın iş kazası olduğunun tespit edilmesi mahkemeden istenebilir.
A) İş Kazası Tespit Tutanağı
İş kazası tespit tutanağı, olay yerine gelen kolluk kuvvetleri vasıtasıyla tutulabileceği gibi işveren vasıtasıyla da tutulabilir. Uygulamada genellikle işyeri organizasyonunda iş kazası gibi olguları raporlamakla görevli olan insan kaynakları ya da iş güvenliği uzmanları vasıtasıyla tutulan iş kazası tespit tutanakları işveren vasıtasıyla kuruma yapılacak olan bildirim ekinde yer alabilir. Kaza geçiren işçinin bilgileri, kazanın meydana geliş şekli ve zamanı gibi detayları ihtiva eden iş kazası tespit tutanağı, iş kazasına ilişkin yasal itilaflar açısından da delil teşkil edecek nitelikte bir belgedir.
B) İşveren vasıtasıyla Sosyal Güvenlik Kurumu'na(SGK) Bildirim
İşveren, iş kazası niteliği taşıyan olayları 3 iş günü içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumu'na doğrudan veya taahhütlü posta yoluyla bildirmek durumundadır.
Aksi takdirde işçiye Sosyal Güvenlik Kurumu vasıtasıyla ödenecek olan geçici iş göremezlik ödeneğinin bildirim tarihine kadar işveren vasıtasıyla ödenmesi vb. Çeşitli idari yaptırımlarla karşılaşılması bahsi geçen olabilmektedir. Bahsi geçen iş kazası, işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmişse, üç günlük bildirim süresi iş kazası olayının öğrenilmesi tarihinden başlayacaktır.
C) İşçi vasıtasıyla Sosyal Güvenlik Kurumu'na(SGK) Bildirim
İşveren vasıtasıyla kuruma bildirim herhangi bir nedenle sağlanmamışsa, işçi de iş kazasına ilişkin belgelerini toplayıp Sosyal Güvenlik Kurumu'na sunarak olayın iş kazası olarak kabulünü talep edebilir.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi vasıtasıyla 2015/2558 E., 2015/5241 K.
Numarası ile verilmiş olan kararda:
"Yapılacak iş; olayın Kurumca iş kazası olarak kabul edilip edilmediğinin belirlenmesi için davacı tarafa Kuruma müracaat edilmek üzere önel vermek; olayın Kurum vasıtasıyla iş kazası olarak nitelendirilmemesi halinde;...... Kurumuna ve hak alanını etkileyeceğinden dolayı işveren aleyhine “iş kazasının tespiti” yasal süreci açması için davacı tarafa önel vermek, açılacak tespit davasını bu yasal aşama için bekletici sorun yaparak, verilen önelin sonucuna göre tüm delilleri bir arada değerlendirerek hüküm vermekten ibarettir." ifadeleriyle işçinin de Sosyal Güvenlik Kurumuna iş kazasının tespiti başvurusunda bulunmasının mümkün olduğu hususu vurgulanmıştır.
D) Yasal Aşama Yoluyla İş Kazasının Tespiti
İşçi veya işveren vasıtasıyla Sosyal Güvenlik Kurumu'na bildirime rağmen SGK vasıtasıyla olayın iş kazası olduğuna dair hüküm verilmemişse, görevli ve yetkili yargı merciine başvuru yapılarak olayın iş kazası olduğunun tespiti mahkemeden istenebilir. Uygulamada genellikle "iş kazasının tespiti yasal süreci" veya "iş kazası tespit yasal süreci" olarak adlandırılan bu davalara ilişkin olarak makalemizin devamında ayrıntılı bilgilendirme yapmaya çalışacağız.
İş Kazasının Tespiti Davası
İş kazası nedeniyle işçiye çeşitli haklar tanınmıştır. Bunların başında: geçici iş göremezlik ödeneği, sürekli iş göremezlik ödeneği, iş kazası nedeniyle maddi ve manevi ödenek gibi hak ve alacaklar gelmektedir.
Ancak tüm bu hak ve alacaklar, işçinin yaşadığı zararlandırıcı olayın hukuken "iş kazası" niteliğine sahip olmasını gerektirmektedir. Örneğin, SGK vasıtasıyla iş kazası olarak nitelendirilmemiş olan bir olaya ilişkin olarak iş kazası nedeniyle maddi ve manevi ödenek yasal süreci açan işçiye, öncelikle iş kazasının tespiti davasını açması için süre verilmekte ve bu husus ödenek yasal süreci açısından bekletici mesele yapılmaktadır.
Bir kazanın iş kazası niteliğinde olup olmadığı olgusunun tespitinde öncelik, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun tespitidir. İşveren, 3 günlük yasal süre içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumu'na iş kazası bildiriminde bulunmalıdır. Ancak Sosyal Güvenlik Kurumu vasıtasıyla yaşanan olayın iş kazası olarak kabul edilmemesi hâlinde işçi vasıtasıyla olayın iş kazası olduğunun tespitine yönelik olarak yasal aşama açılabilir.
Bakınız, Yargıtay 21.
Hukuk Dairesi 2015/2558 E., 2015/5241 K. Sayılı hükmünde:
"...zararlandırıcı sigorta olayının iş kazası niteliğinde olup olmadığı öncelikle Kurum vasıtasıyla tespit olunacak bir husustur. Kurumun bir olayı iş kazası kabul etmemesi hâlinde ilgililer işverenin yanında Kurumu da hasım göstererek iş kazası tespit yasal süreci açabilirler. Bunun yanında aksine olarak Kurumun bir olayı iş kazası kabul etmesi halinde ise ilgililer Kurumu da hasım gösterecekleri bir yasal aşama ile yine olayın iş kazası olmadığının tespitini her zaman mahkemelerden isteyebilirler.
Bir olayın iş kazası olup olmadığının açık bir şekilde ortaya konulmasının zararlandırıcı olaya dair yapılacak yargılamada mahkemelerin görevine ilişkin de neticelerinin bulunması nedeniyle önemli olup bu ihtilaf yani olayın iş kazası olup olmadığına dair ihtilaf öncelikle Kurumun yapacağı tahkikata sonrasında ise tarafların açacağı tespit davalarının neticesine bağlı bir ihtilaf olup açılan ödenek süreçlerinde öncelikle çözümü gereken bir husustur." ifadeleriyle, bir olayın Sosyal Güvenlik Kurumu vasıtasıyla iş kazası olarak kabul edilmemesi hâlinde işçi vasıtasıyla iş kazası tespit yasal süreci açılabileceği hususu açıkça belirtilmiştir.
Bununla birlikte, iş kazasının tespiti yasal süreci işveren vasıtasıyla da açılabilmektedir. İşveren, Sosyal Güvenlik Kurumu vasıtasıyla bir olayın iş kazası olarak tespit edilmesi üzerine yaşanılan olayınIş kazası olmadığının tespitiniTalep edebilir.
A) İspat ve Deliller
Yargı Mercii huzurunda iş kazası olduğu iddia edilmekte olan olayın, iş kazası olduğunun tespit edilebilmesine istinaden mevzuatta özel olarak düzenlenmiş olan herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Dolayısıyla iş kazası tespit davalarının her türlü hukuka uygun delil ile ispat edilmesi mümkündür.
Uygulamada genellikle işyeri giriş çıkış kayıtları, kamera kayıtları, tanık beyanı, iş kazası tespit tutanağı, hastane kayıtları, olay yerine intikal eden kolluk kayıtları, telefon kayıtları, yazışmaları ve mesajlaşma ekran görüntüleri ile maaş bordrosu gibi deliller kullanılmaktadır.
Ancak her somut olay kendi özelinde değerlendirilmeli, ispat güçlüğü ile karşılaşıldığında hangi delillerin kullanılabileceğine ilişkin olarak yaratıcı düşünülmeli ve hukuka uygun nitelikte bulunan her türlü yasal delilden faydalanılmalıdır.
Tüm bunlara ek olarak, iş kazası tespitinde öncelik, Sosyal Güvenlik Kurumu vasıtasıyla olayın iş kazası olduğunun tespit edilmesidir. Dolayısıyla Kurum'a başvuru yapılmaksızın doğrudan iş kazası tespiti davasının açılması makul olmayacağı gibi, usul ekonomisine de aykırı olacaktır.
Bu nedenle yasal aşama açılmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumu'na başvuru yapılmalıdır, yapılan başvuru üzerine kurum vasıtasıyla başvurunun reddine hüküm verilmişse ilgili başvuru ve ret yazısı da delil olarak dosya muhteviyatına kazandırılmalıdır. Böylece tespit davasının açılmasında yasal yararın bulunup bulunmadığı hususuna da netlik kazandırılmış olacaktır.
B) Davanın Tarafları
İş kazası tespit yasal süreci, genellikle işçi vasıtasıyla açılır. Bu nedenle genellikle davacı, işçi olmaktadır. Ancak yukarıda kısaca değindiğimiz üzere işveren vasıtasıyla da iş kazası tespit yasal süreci(yaşanan olaya ilişkin olarak iş kazası olmadığının tespiti talepli yasal aşama) açılabilmektedir.
Ancak genellikle bu davanın işçi vasıtasıyla açıldığını söylememiz hatalı olmayacaktır.
Davalı ise, işveren ve Sosyal Güvenlik Kurumu'dur. İş kazasının tespiti davasında Sosyal Güvenlik Kurumu, hüküm sonucunda işçiye geçici iş göremezlik ve/veya sürekli iş göremezlik ödeneği gibi ödemelerde bulunması gerekeceğinden dolayı taraf gösterilir. İşveren de kendi hak alanının bahsi geçen tespitten etkileneceği için(maddi ve manevi ödenek ödeme ihtimaline binaen) taraf olarak gösterilmelidir.
Ayrıca iş kazası sonucunda ölüm meydana gelmişse, ölenin yakınları da iş kazasının tespitini talep etme hakkına sahip olacaklardır.
C) Mecburi veya İhtiyari Arabuluculuk
7036 sayılı İş Yargı Mercileri Kanunumuzun 3. Maddesinin 3.
Fıkrasına göre iş kazasının tespiti süreçlerinde yasal aşama koşulu arabuluculuk bahsi geçen değildir. Dolayısıyla ilgililer vasıtasıyla bu davaya başvurmadan önce arabulucuya başvuru zorunluluğu yoktur. Ancak taraflarca ihtiyari arabuluculuk sürecinin yürütülmesinin önünde herhangi bir yasal engel bulunmamaktadır.
D) Görevli ve Yetkili Yargı Mercii
İş kazası tespiti süreçlerinde görevli yargı mercii, İş Mahkemeleridir. İş Yargı Makamı bulunmayan yerlerde, Asliye Hukuk Yargı Mercileri bu davalara İş Yargı Makamı sıfatıyla bakar.
İş kazası tespiti süreçlerinde yetkili yargı mercii ise, 7036 sayılı İş Yargı Mercileri Kanunumuzun 6.
Maddesi uyarınca:
Davalı gerçek veya tüzel kişinin, davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri yargı makamı,
İşin veya işlemin yapıldığı yer yargı makamı,
Davalı birden fazla ise(birden çok işveren mevcut ise) bunlardan birinin yerleşim yeri yargı makamı,
Yetkili mahkemelerdir.
İş Kazası Tespitinin İşçinin Hakları Açısından Önemi
İşçi açısından yaşanılan bir olayın iş kazası olduğunun yasal olarak tespitinde çok önemli hak ve menfaatler bahsi geçen olmaktadır. Bunların başında: İş kazası nedeniyle işverenden alınması muhtemel olan maddi ve manevi ödenek, geçici iş göremezlik ödeneği, sürekli iş göremezlik ödeneği, ölüm geliri, ölenin yakınlarına cenaze yardımı, ölenin yakınlarından gelir bağlanan kız çocuklarına evlenme yardımı gibi haklar gelmektedir.
Ayrıca unutulmamalıdır ki, iş kazası tespiti yalnızca işçiyi etkilememekte; eğer meydana gelen iş kazası sonucunda işçi vefat etmişse, işçinin yakınları açısından da çeşitli sosyal hak ve güvencelerin elde edinilebilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
A) Maddi ve Manevi Ödenek
İş kazası nedeniyle maddi ve manevi ödenek talebinde bulunulabilmesinin ön koşulu, yaşanılan olayın iş kazası olduğuna ilişkin olarak resmi bir kabulün mevcut olmasıdır. Bunun için Sosyal Güvenlik Kurumu'nun kabulü yeterli olmaktaysa da, yukarıda belirtmiş olduğumuz nedenlerle Kurum vasıtasıyla olayın iş kazası olarak nitelendirilmemesi hâlinde iş kazasının tespiti yasal süreci açılması gerekir.
Yaşanan zararlandırıcı olayın iş kazası olduğuna ilişkin bir tespit bahsi geçen olmaksızın, iş kazası nedeniyle maddi ve manevi ödenek talebiyle yasal aşama açılması hâlinde davacıya Sosyal Güvenlik Kurumu'na başvuruda bulunması ve başvurudan sonuç alamaması halinde iş kazası tespiti yasal süreci açması için süre verilir.
İş kazası nedeniyle maddi ve manevi ödenek davalarına ilişkin olarak ayrıntılı bilgi edinmek için tıklayınız: İş Kazası Nedeniyle Ödenek Davası
B) Geçici İş Göremezlik Ödeneği
Geçici iş göremezlik, iş kazası hâlinde Sosyal Güvenlik Kurumu vasıtasıyla yetkilendirilen hekim veya sağlık kurulu raporlarında belirtilen istirahat süreleri müddetince geçici olarak çalışamama halidir. İşçinin iş kazası nedeniyle geçici olarak çalışamadığı bu sürelere istinaden, Sosyal Güvenlik Kurumu vasıtasıyla işçiye "geçici iş göremezlik ödeneği" adı altında parasal yardım sağlanır.
C) Sürekli İş Göremezlik Geliri
İş kazası sonucunda meslekte kazanma gücünün en az %10 oranında azalmış bulunduğu, Sosyal Güvenlik Kurumu vasıtasıyla yetkilendirilen sağlık kurulları vasıtasıyla verilen raporlarla tespit edilen işçilere Kurum vasıtasıyla bağlanan gelirdir.
D) Maluliyet ve Malul Aylığı
Malul, sakat veya hasta kimse anlamına gelen kelimedir.
İş kazalarına ilişkin uygulamalarda maluliyetin koşulları:
İş kazası neticesinde çalışma gücünü veya meslekte kazanma gücünü en az %60 yitirmiş olmak,
10 yıllık sigorta süresini ve 1800 prim gününü doldurmuş olmak
Şeklinde kısaca sayılabilir. Tabii belirtmemiz gerekir ki: Esasen malul aylığına hak kazanılabilmesi için işçinin çalışma gücü ya da meslekte kazanma gücünde meydana gelen azalmanın spesifik olarak iş kazası olması gerekmemekte, %60 oranı ile üzerinde azalma meydana gelmiş olması yeterlidir. Ancak çalışma veya meslekte kazanma gücünde meydana gelen azalma iş kazası sonucunda da meydana gelmiş olsa, %60 oran şartının diğer şartlarla birlikte mevcut olması halinde kişi malul sayılmaktadır.
E) Diğer Sosyal Hak ve Güvenceler
Tüm bu yukarıda saymış olduklarımıza ek olarak, yaşanılan bir zararlandırıcı olayın iş kazası olarak nitelendirilmesinde çok daha fazla hak ve güvencenin kazanımı veya kaybedilmesi bahsi geçen olabilir. Örneğin: İş kazası sonucunda vefat eden işçinin yakınlarına bağlanacak olan ölüm geliri, ölenin gelir bağlanmış olan kız çocuklarına verilecek olan evlenme yardımı gibi haklar, yaşanılan olayın iş kazası olarak nitelendirilmesine bağlı sonuç doğurabilmektedir.
İş Kazasının Tespiti Davasına İlişkin Yargıtay Kararları
İş kazasının tespiti şartlarına ilişkin hüküm,
İş kazasının tespitine ilişkin davaların kamu düzenini ilgilendirdiğine ilişkin hüküm,
İş kazasının tespiti davalarının kamu düzenini ilgilendiriyor olmasından dolayı mahkemece resen araştırma yapılması gereken hususları ihtiva ettiğine ilişkin hüküm,
İş kazasının tespiti davasında bordro tanıklarının da yargı mercii huzurunda dinlenmesi gerekeceğine ilişkin hüküm,
Yargıtay 21.
Hukuk Dairesi 2016/4338 E., 2017/6144 K. Sayılı hükmü
"...
...
... İş kazasının tespiti istemine ilişkin bu tür yasal süreçler 506 sayılı Yasa'nın 11. Maddesinden ( 5510 sayılı Yasa'nın 13. maddesinden ) kaynaklanmaktadır.
Anılan maddeye göre iş kazası;
A) sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
B) işveren vasıtasıyla yürütülmekte olan iş dolayısıyla,
C) sigortalının, işveren vasıtasıyla görev ile başka bir yere gönderilmesi yüzünden asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
D) sigortalıların işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere toplu olarak götürülüp getirilmeleri sırasında sigortalıyı hemen veya daha sonra bedence veya ruhça arızaya uğratan olaylardır.
Zararlandırıcı sigorta olayının iş kazası sayılması için,
1) sigorta olayına maruz kalan kişinin sigortalı olması,
2) sigorta olayının maddede sayılı sınırlı olarak belirtilen hal ve durumlardan birinde meydana gelmesi koşuldur.
Başka bir anlatımla, sigorta olayının, iş kazası sayılabilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi mecburi olup iş kazası tespiti davaları bakımından özel olarak belirlenmiş bir ispat yöntemi de yoktur. Bu davaların her türlü delille ispatı mümkündür.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 17.4.2014 tarihinden itibaren hastane raporlarının bulunduğu, davalı işyerinde satış danışmanı olarak çalıştığı, kaza tarihinde fiilen 5 kişinin davalı işyerinde çalıştığı, 29.04.2015 günlü müfettiş raporunda kazanın işyerinde veya işveren vasıtasıyla yürütülmekte olan bir iş nedeniyle meydana geldiği tespit edilemediği belirtilerek iş kazası sayılmadığı, davacı tanıklarının dinlendiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda; yeterli araştırma yapılmadan sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; öncelikle itilaf konusu dönemi kapsayacak şekilde Kurumdan dönem bordrolarını getirtmek, getirtilen dönem bordrolarından bordro tanıklarını resen tespit edip beyanlarını almak ve davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre hüküm vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve yasal olgular göz önünde tutulmaksızın eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır....
...
..."
Sigortasız çalışma ilişkilerinde iş kazalarının tespitine ilişkin hüküm,
Sigortalılık süresinin tespiti(faaliyet tespiti yasal süreci) ile iş kazasının tespiti arasındaki ilişkiye dair hüküm,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2013/15990 E., 2013/19778 K. Sayılı hükmü
"...
...
...
Davacı, davalılardan işverene ait bahçedeki çalışmalarının faaliyet sözleşmesine dayalı olduğunu belirterek, bahçede ceviz toplarken ağaçtan düşmesi sonucu maluliyetiyle sonuçlanan 14.09.2008 günlü kazanın iş kazası olduğunun tespitini istemiş; Mahkemece, Kurum kontrol memuru vasıtasıyla düzenlenen raporda, davacının çalışmalarının faaliyet sözleşmesine dayalı olmadığı, olayın da iş kazası sayılamayacağının belirtildiği; davacı vasıtasıyla sigortalılık süresinin tespitine ilişkin yasal aşama açılıp, tespit hükmü verilmesi hâlinde, davaya konu olayın da iş kazası olacağının anlaşılacağı, faaliyet süresinin tespitine ilişkin yasal aşama açmayan davacının, bu aşamada olayın iş kazası olduğunun tespiti isteminde yasal yararının bulunmadığı gerekçesi ile, davanın reddine hüküm verilmiştir.
Davacının, sigortalılık süresinin tespitini istemeksizin, kısa vadeli sigorta kollarından sağlanacak sigorta yardımlarına ilişkin olarak, olayın iş kazası olduğunun tespitini istemesinde yasal yararı bulunmakta olup; anılan sigorta yardımlarına ulaşmak için sigortalılık süresinin tespiti yasal süreci açmaya zorlanması isabetsizdir. Mahkemece, davalılardan Kurum vasıtasıyla, olayın iş kazası olarak kabul edilmeyip, cevap dilekçesi ile davanın reddine hüküm verilmesinin istenildiği hususu da gözetilerek; işin esasına girilip, davacının çalışmalarının faaliyet sözleşmesinin unsurlarını taşıyıp-taşımadığı, davacının, anılan çalışmalar nedeniyle sigortalı sayılıp-sayılmayacağı, olayın, sigortalı olarak çalışılırken meydana gelip-gelmediği, sonucunda da, davaya konu olayın iş kazası olarak nitelendirilip -nitelendirilemeyeceği araştırılıp, tartışılarak sonucuna göre hüküm verilmelidir.
Mahkemenin yukarıda açıklanan maddi ve yasal esaslar doğrultusunda yargılama yaparak elde edilecek sonuca göre hüküm vermesi gerekirken, hatalı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı avukatinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır....
...
..."
Yaşanılan olayın iş kazası olduğunun tespitine istinaden Sosyal Güvenlik Kurumu'na yapılan başvuruya uzun süre cevap verilmemesi hâlinde, davacının iş kazasının tespiti yasal süreci açmasında yasal yararı bulunduğuna ilişkin hüküm,
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2016/11397 E., 2016/13826 K. Sayılı hükmü"...
...
...
Yasal Aşama; yasal nitelikçe meydana gelen kazanın iş kazası olduğunun tespitine hüküm verilmesi istemine ilişkin olup, itilaf; davacının bu davayı açmasında yasal yararı bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda, davacının iş kazasının tespiti için....' ya müracaat ettiği, Kurumun soruşturmayı yargılama aşamasında henüz sonuçlandırmadığı, davacı ile işveren arasında derdest...
İş Mahkemesinde görülen ödenek davasında, olayın iş kazası olup olmadığının tespiti için bu dosyanın bekletici mesele yapıldığı anlaşılmaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumuna ve hak alanını etkileyeceğinden dolayı işveren aleyhine açılan iş kazası olduğunun tespiti yasal süreci, sigortalının da hak alanını ilgilendirir. Nitekim, bu hüküm ile davalı Kurum (tespit hükmü verildiğinde) iş kazası sonucu iş göremez duruma giren sigortalıya gelir bağlayacaktır. Öte yandan, davacının iş kazası tespiti talebinin Kurumca reddedilmediği veya reddedilmiş sayılmadığı belirtilmişse de, dosyadaki belgelerden davacının 15.12.2014 günlü iş kazası tespiti başvurusuna bir yılı aşkın bir sürede olumlu ya da olumsuz bir cevap verilmediği de açıktır.
Mahkemece, esasa girilerek bir hüküm verilmesi gerekirken, davacının yasal yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine hüküm verilmesi bozma nedenidir.
O halde davacı avukatinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır....
...
..."
İş yerinde kalp krizi geçirilmesinin iş kazası olarak kabul edilmesi gerekeceğine ilişkin hüküm,
Yaşanılan olayın iş kazası olduğunun tespitinde dikkate alınması gereken hususlara ilişkin hüküm,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2013/3429 E., 2013/26001 K. Sayılı hükmü
"...
...
... Itilaf konusu dönemde yürürlükte bulunan ve davanın yasal dayanaklarından biri 5510 sayılı Yasanın 13.
Maddesine göre iş kazası; "Madde 13- İş kazası; a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, b)(Değişik bend:17.04. S. K./8. mad) İşveren vasıtasıyla yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle, c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,.... Meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olaydır." şeklinde tanımlanmıştır.
Olayın, işkazası olarak kabul edilebilmesi için; olaya, maruz kalan kişinin 5510 sayılı Yasanın 4.
Maddesi anlamında sigortalı olması, olayın, 5510 sayılı Yasanın 13. Maddesinde sayılı ve sınırlı olarak belirtilen hal ve durumlardan birinde meydana gelmesi koşuldur. Başka bir anlatımla, olayın, iş kazası sayılabilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi mecburidir. Taraflar arasında, sigortalının, kalp krizi geçirdiği tarihteki çalışmasının faaliyet sözleşmesine dayalı olduğu, ölümle sonuçlanan olayın, kalp krizi sonrasında meydana geldiği konusunda itilaf bulunmamaktadır.
Hukuk Genel Kurulunun 13.10.2004 tarih ve 2004/21-529 Esas, 2004/527 Hüküm sayılı ilamında da belirtildiği üzere; “… yasanın iş kazasını sigortalıyı zarara uğratan olay biçiminde nitelendirmiş olması illiyet (nedensellik) bağını iş kazasının bir unsuru olarak ele almayı gerektirmiştir. Ne var ki, burada aranan “uygun illiyet (nedensellik) bağı” olup, bu da yasanın aradığı hal ve durumlardan herhangi birinde gerçekleşme olgusu ile sonucun birbiriyle örtüşmesi olarak anlaşılmalı, yasada olmadığı halde, herhangi başkaca kısıtlayıcı bir koşulun varlığı aranmamalıdır. Kısacası; anılan yasal düzenleme, sosyal güvenlik hukuku ilkeleri içinde değerlendirilmeli; maddede yer alan herhangi bir hale uygunluk varsa zararlandırıcı sigorta olayının kaynağının işçi olup olmaması ya da ortaya çıkmasındaki diğer etkenlerin değerlendirilmesinde dar bir yoruma gidilmemelidir…"
Yukarıda belirtilen yasal ve fiili vaziyetler ışığında, somut olayda, sigortalının, işyerinde çalışırken geçirdiği kalp krizi sonrasında, bedence arızaya uğradığı ve öldüğü hususu gözetildiğinde, olayın iş kazası olduğunun kabulü gerekir.
O hâlde, davacılar avukatinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır....
...
..."
Yasal itilaflar hak kayıplarına yol açabileceğinden, davaların uzman bir en uygun çözüm yollarını sunacaktır.