Bireysel veya kurumsal olarak karşılaşılabilecek yasal itilaflarda hakların tam olarak bilinmesi, adil bir çözümün anahtarıdır. Bu yazımızda ilgili mevzuat detaylarını mercek altına alıyoruz.

Hukuk Büromuz

  • Ehlibeyt Mah. Ceyhun Atuf Kansu Cd. No:112 D:30, Cevat Muratal İş Merkezi, Balgat, /

Randevu İçin Tıklayınız

Yazı İçeriği:

  1. İş Kazası Nedir?

  2. Hangi Durumlarda İş Kazasının Varlığından Söz Edilebilir?

  3. İş Kazası Halinde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

  4. İş Kazası Tutanağının Tutulması

  5. İş Kazasının İlgili Kurumlara Bildirilmesi

  6. İş Kazası Nedeniyle Açılabilecek Olan Davalar

    1. İş Kazasının Tespiti Davası

    2. İş Kazası Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davası

      1. Tazminat Taleplerinin Değerlendirilmesi

      2. İş Kazası Nedeniyle Maddi Tazminat

      3. İş Kazası Nedeniyle Manevi Tazminat

      4. İş Kazası Nedeniyle Tazminat süreçlerinde Arabuluculuk

      5. İş Kazası Nedeniyle Tazminat süreçlerinde Görevli ve Yetkili Mahkeme

    3. İş Kazası Nedeniyle Ceza Davası

  7. İş Kazası Nedeniyle Yararlanılabilecek Başkaca Hak ve İmkanlar

    1. Geçici İş Göremezlik Ödeneği

    2. Sürekli İş Göremezlik Geliri

    3. Ölüm Geliri

  8. Sıkça Sorulan Sorular

  9. İş Kazası Nedeniyle Açılan Davalara İlişkin Yargıtay Kararları


İş Kazası Nedir?


İş kazası, kısaca: İşçinin işyerinde veya işverenin görevlendirmesi ile işyeri dışında çalışma fiilini sürdürdüğü esnada meydana gelen ve işçinin hemen veya sonradan, bedenen ya da ruhen engelli hale gelmesine yol açma veren olaydır.


İş kazası, 4857 sayılı İş Kanunumuz, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunumuz ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunumuz ile diğer ilgili iş hukuku mevzuatında düzenlenmiştir.


6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği KanunumuzUn 3/1-g.

Maddesine Göre:"İş kazası: İşyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme yol açma veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen engelli hâle getiren olayı" şeklinde tanımlanmaktadır.

Madde metninde yer alan "işyerinde veya işin yürütümü nedeniyle" ifadesinden açıkça anlaşılabileceği üzere, iş kazasının meydana gelmiş olması için kazanın işyerinde gerçekleşmiş olması koşulu aranmayacaktır. Kaza, işyerinde meydana gelmiş olmasa dahi, işin yürütülmesi nedeniyle meydana gelmişse iş kazası şeklinde tanımlanır. Aynı vaziyet, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunumuzun 13. Maddesinin 1.

Fıkrasında çok daha detaylı bir şekilde düzenlenmiştir.


5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası KanunumuzUn 13/1. Maddesine Göre:"İş kazası;A) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,B) İşveren vasıtasıyla yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,C) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,D) Bu Yasanın 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,E) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında,Meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır."

Hangi Durumlarda İş Kazasının Varlığından Söz Edilebilir?


Hangi durumların iş kazası sayılacağı hususu, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunumuzun 13. Maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Yukarıda, bir üst başlık altında alıntılamış olduğumuz 13.

Maddeye göre:

  1. İşçinin işverene ait işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen her türlü bedensel veya ruhsal zararlar iş kazası sayılır. Örneğin, işyerinde işçinin beyin kanaması geçirmesi, felç kalması ya da işyerinde gerçekleşen kalp krizi de iş kazası kabul edilir. Bu şekilde işyerinde meydana gelen zararların iş kazası olması için, yapılan iş nedeniyle zararın meydana gelmiş olması koşulu aranmaz, işyerinde gerçekleşmiş olması olayın iş kazası olarak nitelendirilmesinde yeterlidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu vasıtasıyla 2004/21-529 Esas ve 2004/527 Hüküm sayısı ile verilmiş olan 13.10.2004 günlü kararda, her ne kadar illiyet bağının(nedensellik bağı) iş kazasının bir unsuru olarak ele alınması gerekecek olsa da, zararlandırıcı sigorta olayının kaynağının işçi olup olmaması ya da ortaya çıkmasındaki diğer etkenlerin değerlendirilmesinde, sosyal güvenlik hukuku ilkeleri içerisinde değerlendirme yapılması ve dar bir yoruma gidilmemesi yönünde hüküm kurulmuştur.

    Bu nedenle işçinin işyerinde kalp krizi geçirmesi gibi yapılan işle alakalı olup olmadığı konusunda kafa karıştıran olayların da işyerinde çalışma esnasında gerçekleşmiş olmasından mütevellit iş kazası olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatları da bu yöndedir.(Bakınız: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2013/3429 E., 2013/26001 K. Sayılı hükmü, Yargıtay 10.

    Hukuk Dairesi 2015/10479 E., 2017/1119 K. Sayılı hükmü, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2020/6715 E., 2020/6531 K. Sayılı hükmü)

  2. İşçinin, işveren vasıtasıyla görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda maruz kaldığı zararlar iş kazası kabul edilir.

    Örneğin işveren vasıtasıyla malzeme almak için işyeri dışında bir yere gönderilen işçinin başına, bu görevi yerine getirirken gelen olaylar da iş kazası olarak nitelendirilebilmektedir.

  3. Faaliyet akdi ile bir veya birden fazla işveren vasıtasıyla çalıştırılmakta olan ve çocuk emziren kadın işçinin, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda(süt izni) maruz kaldığı kazalar iş kazası sayılır.,

  4. İşçinin, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında meydana gelen her türlü kaza iş kazasıdır. Bu tür kazalara genellikle "trafik iş kazası" denir.


İş kazası kavramını örneklerle somutlaştırmamız gerekecek olursa:

  • İşyerinde bir çuvalın ağzını bağlayabilmek için iplik kesmeye çalışırken işçinin gözüne makas batması,

  • İşyerinde rahatsızlanan işçinin, işveren vasıtasıyla istihdam edilen ve işyerinde hazır tutulan sağlık görevlisinin yaptığı kesici iğnenin sinire denk gelmesi nedeniyle yaşadığı siyatik zedelenmesi,

  • İşveren vasıtasıyla mal alımı için işyerinden başka bir konumda görevlendirilen işçinin, işin yapılması esnasında yaşadığı kazalar,

  • İnşaat sahasında çalışan bir işçinin yüksekten düşerek yaralanması ya da hayatını kaybetmesi,

  • Fabrikada çalışan bir işçinin, fabrikada bulunan bir makinenin parçasına sıkışarak yaralanması ya da ölmesi,

  • Bir kimya laboratuvarında çalışan işçinin, tehlikeli kimyasallara temas etmesi sonucunda sağlık sorunları yaşaması,

  • Elektrikle ilgili işler yapan bir işçinin, yanlış bir bağlantı veya dikkatsizlik sonucu elektrik çarpması yaşaması,

  • İşverenin görevlendirmesi ile işyeri dışına çıkan bir işçinin yolculuk esnasında trafik kazası yaşaması

Hallerinin tamamı iş kazası olarak sayılabilecektir. Dolayısıyla bu ve benzeri hallerde iş kazasının varlığı ortadadır. Aşağıda detaylı olarak açıklayacak olduğumuz üzere bu hallerde Sosyal Güvenlik Kurumu'na bildirimde bulunulması gerekecektir.



İş Kazası Halinde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar


İş kazasının meydana gelmesi hâlinde öncelik, kaza nedeniyle mağduriyet yaşayan işçinin sağlığı olmalıdır.

Bu nedenle ilk iş, yetkin ve eğitimli kişilerce işçiye ilk yardım ve acil müdahale yapılması ve işçinin sağlık durumunun güvence altına alınması olmalıdır. Mümkünse kaza anında, mümkün değilse kaza sonrasında ancak gecikmeksizin kolluk birimlerine haber verilmelidir. Çünkü her ne kadar iş kazası bahsi geçen olsa dahi, meselenin adli yargıya taşınması ihtimalinin de bahsi geçen olabileceği gözden kaçırılmamalıdır. Kaza yeri ile olası deliller tespit edilip korunmalı, tanıklar ile deliller bir arada değerlendirilerek olayın tespiti doğru bir şekilde sağlanmalıdır.


Mevzuatta yer alan iş kazası bildirim sürelerine önem verilmeli ve yaşanan iş kazası, en geç üç iş günü içerisinde işveren vasıtasıyla Sosyal Güvenlik Kurumu'na(SGK) bildirilmelidir.

İşveren vasıtasıyla iş kazası bildirim yükümlülüğünün ihlal edilmesi, SGK vasıtasıyla idari para cezasına hüküm verilmesine yol açma verecek nitelikte bir davranıştır. Sosyal Güvenlik Kurumu vasıtasıyla işçi veya işveren vasıtasıyla yapılan başvuru üzerine olayın iş kazası olmadığı tespit edilmişse ya da SGK'ya bildirimde bulunulması gerekmesine rağmen bildirimde bulunulmamışsa, işçi vasıtasıyla yaşanan olayın iş kazası olduğunun tespiti istemiyle iş kazasının tespiti yasal süreci açılabilir. Zaten unutulmamalıdır ki, olaya ilişkin olarak herhangi bir resmi iş kazası tespiti bahsi geçen değilse, iş kazası nedeniyle açılacak olan ödenek süreçlerinde işçiye iş kazası tespiti yasal süreci açması için süre verilir ve bahsi geçen davanın sonucu ödenek yasal süreci için bekletici mesele yapılır.


İş kazası sonucunda işçinin ruh ve vücut bütünlüğünde meydana gelen eksilmenin nitelik ve niceliği ile işçi ve işverenin kusur durumlarına göre işçiye SGK vasıtasıyla maluliyet aylığı bağlanabileceği gibi, işveren vasıtasıyla işçi veya işçi yakınlarına maddi ve manevi ödenek ödenmesi de bahsi geçen olabilir. Sürecin gerektiği gibi profesyonel bir şekilde yürütülmemesi hâlinde geri dönülmesi güç hak kayıpları bahsi geçen olabilecektir.

Dolayısıyla iş kazasına ilişkin her türlü yasal iş ve işlemin, alanında uzman bir iş hukuku avukatının yardımıyla yürütülmesi tavsiye edilmektedir.



İş Kazası Tutanağının Tutulması


İş kazası niteliğinde bir olayın meydana gelmesi hâlinde işveren veya işyeri yetkilileri vasıtasıyla olayın ne zaman ve nasıl gerçekleştiğini tespit eden bir iş kazası tutanağı tutulabilir. Bu tutanak, yaşanan olaya ilişkin olarak gerçekleşmesi olası yasal itilaflarda birçok hususun ispat vasıtası olabilecektir. İş kazası tutanağı: Kaza mağduru işçinin kimlik bilgileri, kazanın meydana geldiği konum, tarih ve saat, kazanın meydana geliş şekli, kaza mağduru işçiye yapılan ilk yardım ve acil müdahaleler, tanık beyanları ve tanıkların kimlik bilgileri gibi kazaya ilişkin bilgileri ihtiva eder. Bu tutanakların Sosyal Güvenlik Kurumu'na yapılacak olan bildirim dilekçesinin ekinde kuruma sunulması mümkündür.


İşveren vasıtasıyla iş kazasının olası sorumluluklarından kurtulmak amacıyla iş kazası tutanağının tutulmadığı da sıklıkla görülebilmektedir.

Ancak bu vaziyette işverenin dürüst, basiretli ve iyiniyetli oluşu sorgulama konusu edilebilir. Ayrıca işveren vasıtasıyla işyeri kaza tespit tutanağı tutulmamış ve Sosyal Güvenlik Kurumu'na bildirim yapılmamış olsa dahi, işçi vasıtasıyla iş kazasının tespiti istemli yasal aşama açılabilir ve yaşanan olayın iş kazası olduğunun tespiti mahkemeden istenebilir.



İş Kazasının İlgili Kurumlara Bildirilmesi


Bu yazımızda tanımını yapmış olduğumuz iş kazaları, 3 iş günü içerisinde işveren vasıtasıyla doğrudan veya taahhütlü posta yoluyla Sosyal Güvenlik Kurumu'na bildirilmelidir. Bu süre, iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde gerçekleşmesi hâlinde olayın öğrenilmesi tarihinden itibaren başlar.


Kanunda belirtilmiş olan üç günlük süre içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumu'na(SGK) iş kazası bildiriminde bulunmayan işveren, idari para cezası ve başkaca yaptırımlara maruz kalır. Bu yaptırımların en başında SGK vasıtasıyla işçiye ödenecek olan geçici iş göremezlik ödeneğinin bildirim yapılana kadar geçen süre için işverenden tahsil edilir.

Yani Sosyal Güvenlik kurumu bildirimden sonraki süre için işçiye ödenecek olan iş göremezlik ödeneğini kendisi karşılayacaktır, ancak bildirim tarihi öncesinde yapılacak olan ödemeler işverene yükletilecektir.


Bu vaziyet, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunumuzun 4. Maddesinin 1. Fıkrasının b. Bendinde sayılan bağımsız çalışan sigortalılar için farklı düzenlemeye tabiidir.

Bu kimseler yaşadıkları iş kazasını SGK'ya kendileri bildirmelidirler; bildirimde bulunulmamasının yaptırımı ise bildirim tarihine kadar iş göremezlik ödeneği alamayacak olmalarıdır.



İş Kazası Nedeniyle Açılabilecek Olan Davalar


İş kazası nedeniyle somut olayın gereklerine göre farklı yasal süreçler açılması gündeme gelebilecektir. Bunlar:

  1. İş kazasının tespiti yasal süreci,

  2. İş kazası nedeniyle maddi ve manevi ödenek yasal süreci,

  3. İşverene uygulanan idari yaptırım işleminin iptali yasal süreci,

  4. Sigorta şirketlerinin işverene rücu yasal süreci,

  5. İş kazası sonrasında haksız yere işten çıkarılan işçinin açacağı işe iade yasal süreci,

  6. İş kazası nedeniyle ceza yasal süreci

Şeklinde sayılabilir. Şimdi bu yasal aşama türlerinden önem arz eden bazılarına kısaca değineceğiz.



A) İş Kazasının Tespiti Davası


İş kazasının tespiti yasal süreci, bir iş kazasının kuruma bildirilmemesi veya kuruma bildirilmiş olmakla birlikte, kurum vasıtasıyla yürütülen inceleme ve soruşturma sonucunda iş kazası olmadığının tespit edilmesi halinde işçi vasıtasıyla açılması gereken davadır. Bu yasal aşama ile mahkemeden, işçinin başına gelmiş olan olayın yasal niteliği itibariyle "iş kazası" olduğunun tespit edilmesi istenir.

Kazazede işçinin, yaşanılan olayın iş kazası olduğunun tespit edilmesinde menfaati bulunmaktadır. Çünkü bu halde geçici iş göremezlik ödeneği, maluliyet aylığı gibi çeşitli sosyal imkanlardan faydalanması bahsi geçen olabilmektedir.


Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2015/2558 E., 2015/5241 K. Sayılı hükmünde: "...

Kurumu vasıtasıyla karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin davalarda (ödenek davaları) öncelikle zararlandırıcı sigorta olayının iş kazası niteliğinde olup olmadığı öncelikle Kurum vasıtasıyla tespit olunacak bir husustur. Kurumun bir olayı iş kazası kabul etmemesi hâlinde ilgililer işverenin yanında Kurumu da hasım göstererek iş kazası tespit yasal süreci açabilirler. Bunun yanında aksine olarak Kurumun bir olayı iş kazası kabul etmesi halinde ise ilgililer Kurumu da hasım gösterecekleri bir yasal aşama ile yine olayın iş kazası olmadığının tespitini her zaman mahkemelerden isteyebilirler. Bir olayın iş kazası olup olmadığının açık bir şekilde ortaya konulmasının zararlandırıcı olaya dair yapılacak yargılamada mahkemelerin görevine ilişkin de neticelerinin bulunması nedeniyle önemli olup bu ihtilaf yani olayın iş kazası olup olmadığına dair ihtilaf öncelikle Kurumun yapacağı tahkikata sonrasında ise tarafların açacağı tespit davalarının neticesine bağlı bir ihtilaf olup açılan ödenek süreçlerinde öncelikle çözümü gereken bir husustur." şeklinde yer alan ifadelerle iş kazasına ilişkin tespitin öncelikle Kurum vasıtasıyla gerçekleştirileceği ifade olunmuş olup; Kurum vasıtasıyla verilen kararlara istinaden, yaşanan olayın iş kazası olduğunun veya iş kazası olmadığının tespitinin taraflarca mahkemeden istenebileceği belirtilmiştir.


İş kazasının tespiti davasını açan işçi vasıtasıyla tanık beyanları, işyeri giriş-çıkış kayıtları, işyeri kamera kayıtları veya başkaca elektronik kayıt sistemleri, hastane raporları, olay yerine kolluk intikal eden kolluk personeli vasıtasıyla tutulan raporlar, mesajlaşma ekran görüntüleri gibi birçok hukuka uygun delil yargı merciine sunulabilir.


Eğer Sosyal Güvenlik Kurumu vasıtasıyla iş kazasına ilişkin herhangi bir tespitte bulunulmamışsa: Maluliyet aylığı, maddi ve manevi ödenek ve geçici iş göremezlik ödeneği gibi imkanlardan yararlanmak isteyen işçi vasıtasıyla iş kazasının tespiti istemli yasal aşama açılmak zorundadır.

Çünkü bu saydığımız hak ve alacaklara hak kazanılabilmesi için yaşanan olayın iş kazası olduğunun yasal olarak tespit edilmiş olması gerekir.


7036 sayılı İş Yargı Mercileri Kanunumuzun 3. Maddesinin 3. Fıkrası uyarınca iş kazasının tespiti süreçlerinde arabuluculuk yasal aşama koşulu değildir. Dolayısıyla işçi vasıtasıyla arabuluculuk süreci işletilmeksizin doğrudan tespit yasal süreci açılabilecektir.


İş kazasının tespiti talebiyle açılacak olan davalara ilişkin ayrıntılı bilgi edinmek için konuya ilişkin makalemizi inceleyebilirsiniz: İş Kazasının Tespiti Davası



B) İş Kazası Nedeniyle Maddi ve Manevi Ödenek Davası


İş kazası, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunumuzun 13.

Maddesinde sayılan durumlardan birinin gerçekleşmesi halinde bahsi geçen olan ve işçinin vücut bütünlüğünde ya da ruh sağlığında zarar meydana getiren olaylara denir. Bedensel veya ruhsal zarara uğrayan işçi, uğradığı bu zararın giderilmesi amacıyla maddi ve manevi ödenek yasal süreci açabilir. İş kazası nedeniyle işçi vasıtasıyla, işveren veya işveren ile iş kazasına ilişkin sigorta sözleşmesi akdetmiş olan özel sigorta şirketlerine karşı iş kazası nedeniyle maddi ve manevi ödenek yasal süreci açılabilir.


Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK), iş kazası nedeniyle maddi ve manevi ödenek ödemeleri yapmamaktadır. Bunun yerine iş kazası veya meslek hastalığı kapsamında çeşitli yardımlar ve aylıklar ödenir(geçici iş göremezlik ödeneği veya maluliyet aylığı gibi).

SGK primleri iş kazası sonucunda oluşan maddi ve manevi zararları karşılamaktan ziyade; işçinin tedavi masrafları, geçici iş göremezlik ödeneği ve malullük aylığı gibi yardımları kapsamaktadır.


İşçinin maddi ve manevi zarara uğramış olması halinde bu talepleri ileri süreceği muhatap işverendir. Ayrıca yukarıda belirtmiş olduğumuz gibi işverenin başkaca özel bir sigorta kuruluşuyla iş kazalarını da kapsayacak şekilde sigorta sözleşmesi akdetmiş olması halinde sigorta şirketine başvurulması da bahsi geçen olabilmektedir. Aynı şekilde, iş güvenliğine ilişkin olarak gerekli önlemleri alması gereken 3. Kişi ve kurumlara karşı da talep ileri sürülebilmekteyse de, ülkemizde meydana gelen iş kazalarında genellikle yalnızca işverene karşı husumet yönlendirildiği görülmektedir.

İşveren, rücu edebileceği bir muhatap olması hâlinde yapacağı bu ödemeleri ilgili kişi ve kurumlara rücu edebilir.


Bu yazımızda iş kazalarına ilişkin ödenek süreçlerinden kısaca özet halinde bahsedeceğiz, ancak bu konuda ayrıntılı bilgi edinmek istiyorsanız konuya ilişkin olarak emsal Yargıtay kararları eşliğinde hazırlamış olduğumuz makalemizi inceleyebilirsiniz: İş Kazası Nedeniyle Ödenek Davası


B.1) Ödenek Taleplerinin Değerlendirilmesi


Ödenek talebinin değerlendirilmesinde işçinin kendi kusurunun varlığı ve varsa kusur oranı, alınan önlemler, kazanın meydana gelme şekli, kaza sonucunda meydana gelen maddi ve manevi zarar gibi birçok husus değerlendirmeye tabii tutulur. Bu anlamda yasal aşama tam kabul veya kısmen kabul-kısmen ret ile sonuçlanabileceği gibi, kusur durumu ve olayın özelliklerine göre ret ile de sonuçlanabilir.


B.2) İş Kazası Nedeniyle Maddi Ödenek


Maddi ödenek: İşçinin hastane masrafları, ilaç giderleri, tedavi masrafları, ekonomik geleceğin sarsılması veya çalışma gücünün azalması gibi nedenlerle uğranılan zararları kapsar. Ölenin yakınları vasıtasıyla açılacak olan maddi ödenek davaları, ölenin desteğinden yoksun kalınan miktarı, cenaze masraflarını vb. Giderleri de kapsamaktadır.


B.3) İş Kazası Nedeniyle Manevi Ödenek


Manevi ödenek ise yaralanan işçinin kendisinin veya ölen işçinin yakınlarının, yaşanılan olay nedeniyle yaşadıkları acı, elem, keder ve ızdırap sebebiyle manevi bütünlüklerinde meydana gelen eksilmenin tazmin edilmesi amacıyla talep edilmektedir.


B.4) İş Kazası Nedeniyle Ödenek süreçlerinde Arabuluculuk


7036 sayılı İş Yargı Mercileri Kanunumuzun 3/3.

Maddesindeki açık hüküm gereğince iş kazası nedeniyle açılacak olan ödenek davaları açısından arabuluculuk yasal aşama koşulu değildir. Sonuç olarak iş kazası nedeniyle açılacak olan ödenek süreçlerinde mecburi arabuluculuk uygulaması bahsi geçen olmamaktadır. Dolayısıyla arabuluculuk süreci işletilmeksizin doğrudan iş kazası nedeniyle ödenek yasal süreci açılabilir.


Ancak bu belirtmiş olduğumuz hususlar, yalnızca yasal aşama koşulu arabuluculuk sürecine ilişkindir. Taraflar, yasal aşama koşulu olmasa dahi ihtiyari arabuluculuğa başvurabilir ve aralarındaki uyuşmazlığı ihtiyari arabuluculuk yoluyla çözüme kavuşturabilir.


B.5) İş Kazası Nedeniyle Ödenek süreçlerinde Görevli ve Yetkili Yargı Mercii


İş kazası nedeniyle maddi ve manevi ödenek süreçlerinde görevli yargı mercii: İş Mahkemeleridir, İş Yargı Makamı bulunmayan yerlerdeki Asliye Hukuk Yargı Mercileri, bu davalara İş Yargı Makamı sıfatıyla bakar.


İş kazası nedeniyle maddi ve manevi ödenek süreçlerinde yetkili yargı mercii ise:

  1. Davalı gerçek veya tüzel kişinin(işverenin), davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri yargı makamı(Davalı birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yargı makamı yetkilidir.

    Tüzel kişilerin yerleşim yeri, Türk Medeni Kanunumuzun 51. Maddesine göre belirlenir, buna göre: "Tüzel kişinin yerleşim yeri, kuruluş belgesinde başka bir hüküm bulunmadıkça işlerinin yönetildiği yerdir"),

  2. İşin veya işlemin yapıldığı yer yargı makamı,

  3. İş kazasının veya zararın meydana geldiği yer yargı makamı ya da

  4. Zarar gören işçinin yerleşim yeri mahkemesidir.



C) İş Kazası Nedeniyle Ceza Davası


İş kazası nedeniyle taksirle öldürme, taksirle yaralama, ihmal suretiyle kasten öldürme gibi farklı suç tipleri meydana gelebilir. Yaşanılan her somut olay kendi özelinde değerlendirilir ve olayın niteliğine uygun suç tipleri nedeniyle suç duyurusunda bulunulabilir veya ilgili resmi kişi ve kurumlar vasıtasıyla resen inceleme başlatılabilir.


Yaşanılan olay, somut deliller ve tanık beyanlarıyla ele alınmalı ve kusur ile kasıt unsurları dikkatle incelenmelidir. Özellikle işveren ile iş güvenliğinden sorumlu kişiler ve işçinin amirlerine ilişkin olarak bilinçli taksir, basit taksir, olası kast gibi kavramlar üzerinden saptamalarda bulunulur ve yargılamaya ilişkin yasal belirsizlikler ortadan kaldırılmaya çalışılır.

Bu anlamıyla şüpheden sanık yararlanır ilkesi, iş kazası nedeniyle yürütülecek olan cezai soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde son derece büyük önem taşımaktadır.



İş Kazası Nedeniyle Yararlanılabilecek Başkaca Hak ve İmkanlar


İş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle yararlanılabilecek olan imkanlar, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunumuzun 16. Maddesinde "İş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık sigortasından sağlanan haklar" başlığı altında düzenlenmiştir. Bu imkanları kısaca ve maddeler halinde:

  • Geçici iş göremezlik ödeneği,

  • Sürekli iş göremezlik ödeneği,

  • Ölen işçinin yakınlarına bağlanacak olan ölüm geliri,

  • İşçinin kız çocuklarına evlenme ödeneği ve

  • Cenaze ödeneği

Şeklinde sayabiliriz.


Aşağıda, bu imkanları kısaca detaylandırmaya çalışacağız.


A) Geçici İş Göremezlik Ödeneği


Geçici iş göremezlik ödeneği: Bir işçinin iş kazası, meslek hastalığı ya da genel sağlık durumu nedeniyle geçici bir süre boyunca iş göremez hale gelmesi hâlinde Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) vasıtasıyla işçiye aylık olarak gerçekleştirilecek olan ödemedir.


İşçiye ödenecek olan geçici iş göremezlik ödeneği, işveren vasıtasıyla değil, Sosyal Güvenlik Kurumu vasıtasıyla ödenir. Ancak işveren vasıtasıyla kuruma geç bildirimde bulunulması hâlinde bildirim tarihine kadar geçen süre için kurum vasıtasıyla işverene rücu edilebilmekte ve işveren aleyhine idari para cezasına hükmedilebilmektedir.


Geçici iş göremezlik durumunun saptanmasında Kurum vasıtasıyla yetkilendirilmiş olan doktor veya sağlık kurulu raporları dikkate alınır ve çalışmaktan geri kaldığı günlere istinaden işçiye ödeme gerçekleştirilir.


B) Sürekli İş Göremezlik Geliri


Sürekli iş göremezlik geliri, yaşadığı iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle çalışma sürekli iş göremez hale gelen ya da çalışma gücü süreklilik arz edecek şekilde azalan işçilere SGK vasıtasıyla ödenen düzenli gelirdir.

Bu gelir, işçinin mesleğini sürdüremeyecek vaziyette olduğunu gösteren, sağlık kurulu raporuna göre bağlanacaktır. İş kazası sonucunda meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış olan işçiler, sürekli iş göremezlik gelirine hak kazanacaktır.


C) Ölüm Geliri


Ölüm geliri, ölüm aylığı ile karıştırılmamalıdır. İş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle ölen işçinin yakınlarına bağlanan gelire, ölüm geliri adı verilmektedir. Ölüm aylığından farklı olarak, ölüm gelirine hak kazanılabilmesi için ölen işçinin sigortalılık süresi, prim günleri vb.

Hususlar dikkate alınmamaktadır. Sigortalının sürekli iş göremezlik geliri aldığı süre içerisinde ölmesi ya da iş kazası veya meslek hastalığı sonucunda hayatını kaybetmesi hâlinde hak sahipleri ölüm gelirine hak kazanırlar. Dolayısıyla örneğin bir işçi, ilk çalışmaya başladığı gün geçirdiği bir iş kazasında vefat etse bile hak sahiplerine ölüm geliri bağlanacaktır.



Sıkça Sorulan Sorular


İş Kazası Nedir?

İş kazası, işçinin işverene ait işyerinde veya işyeri dışında görevli olarak bulunduğu sırada bedensel ya da ruhsal zarara uğraması durumudur. İş kazası, işin yapılışı sırasında meydana gelebileceği gibi, işyerine ait bir taşıtla işyerine gidiş-geliş sırasında da meydana gelebilir.

Ayrıca süt iznini kullanan bir kadın işçinin, emzirme esnasında yaşadığı kazalar da iş kazası sayılır. İş kazası nedeniyle işçiye, somut olayın gereklerine göre maluliyet aylığı bağlanabilir veya duruma göre maddi ve manevi ödenek ödenmesi gerekebilir.


Hangi Durumlar İş Kazası Sayılır?

İş kazalarını örneklerle somutlaştırmamız gerekirse: İşçinin işyerinde kalp krizi geçirmesi, inşaat işçisinin yüksekten düşerek yaralanması ya da hayatını kaybetmesi, fabrikada çalışan işçinin uzuvlarından birini bir makineye kaptırması sonucunda sıkışarak yaralanması veya hayatını kaybetmesi, işverenin görevlendirmesi ile iş için işyeri dışında bulunan işçinin bu yolculuk esnasında yaralanması veya ölmesi gibi olaylar, istisnai bir vaziyet bahsi geçen olmadıkça kural olarak iş kazası niteliğindedir.


İş Kazası Nasıl İspat ve Tespit Edilmelidir?

Kural olarak bir iş kazasının meydana gelmesi hâlinde işveren vasıtasıyla işyeri kaza tutanağı tutulmalı ve bahsi geçen kaza olayı Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK)'ya bildirilmelidir. Bildirim yapılmamışsa ya da yapılan bildirime rağmen yaşanan olay SGK vasıtasıyla iş kazası olarak nitelendirilmemişse, işçi vasıtasıyla her zaman iş kazasının tespiti yasal süreci açılabilir ve tanık beyanı, işyeri kayıtları, sağlık raporları vb. Hukuka uygun deliller sunulmak suretiyle, olayın iş kazası olduğunun tespitine ilişkin olarak mahkemeden talepte bulunulabilir.


İş Kazası Hâlinde Yapılması Gerekenler Nelerdir?

Bir iş kazasının meydana gelmesi hâlinde yapılacak olan ilk iş, kazazedenin sağlık durumunun güvence altına alınması, mümkünse bu konuda eğitimli kişiler vasıtasıyla kendisine ilk yardım yapılması ve ambulans ile kolluğun olay yerine intikalinin sağlanmasıdır.

İş kazasının meydana geldiği yerdeki deliller toplanmalı ve iş kazasına ilişkin olarak tutanak tutulup SGK'ya bildirimde bulunulmalıdır. Eğer ki olayın iş kazası olduğu hususu çekişmeli ise ya da usulüne uygun bir şekilde SGK vasıtasıyla iş kazasına ilişkin olarak hüküm verilmemişse, işçi vasıtasıyla iş kazasının tespiti yasal süreci açılabileceği ve olayın iş kazası olduğunun yargı mercii vasıtasıyla saptanmasını sağlayabileceği unutulmamalıdır. Ayrıca tüm bu yasal sürece ilişkin olarak profesyonellerle görüşülmeli ve profesyonel avukatlık ve danışmanlık ile yasal aşama temsil hizmeti alınmalıdır.


İş Kazası Nedeniyle Açılan Davalara İlişkin Yargıtay Kararları

  • İş kazası nedeniyle ödenek süreçlerinde, olayın kurumca iş kazası olarak tespit edilmemiş olduğunun ortaya çıkması hâlinde işçiye Sosyal Güvenlik Kurumu'na başvuru yapması ve yapılacak olan bu başvurudan da sonuç alınamaması hâlinde iş kazasının tespiti yasal süreci açması için süre verilmesi gerekeceğine ilişkin hüküm,

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2015/2558 E., 2015/5241 K.

Sayılı hükmü

"...

...

... Sosyal Güvenlik Kurumu vasıtasıyla karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin davalarda (ödenek davaları) öncelikle zararlandırıcı sigorta olayının iş kazası niteliğinde olup olmadığı öncelikle Kurum vasıtasıyla tespit olunacak bir husustur. Kurumun bir olayı iş kazası kabul etmemesi hâlinde ilgililer işverenin yanında Kurumu da hasım göstererek iş kazası tespit yasal süreci açabilirler. Bunun yanında aksine olarak Kurumun bir olayı iş kazası kabul etmesi halinde ise ilgililer Kurumu da hasım gösterecekleri bir yasal aşama ile yine olayın iş kazası olmadığının tespitini her zaman mahkemelerden isteyebilirler.

Bir olayın iş kazası olup olmadığının açık bir şekilde ortaya konulmasının zararlandırıcı olaya dair yapılacak yargılamada mahkemelerin görevine ilişkin de neticelerinin bulunması nedeniyle önemli olup bu ihtilaf yani olayın iş kazası olup olmadığına dair ihtilaf öncelikle Kurumun yapacağı tahkikata sonrasında ise tarafların açacağı tespit davalarının neticesine bağlı bir ihtilaf olup açılan ödenek süreçlerinde öncelikle çözümü gereken bir husustur.

Somut olayda, iş kazası olduğu iddia olunan olayın iş kazası ihbarı veya sürekli işgöremezlik oranı tespiti istemiyle...... Kurumuna bildirilmediği, davacı tarafa iş kazası ihbarı veya sürekli işgöremezlik oranı tespiti istemiyle Kuruma başvurması için önel verilmediği, olayın iş kazası olarak nitelendirilemeyeceği gerekçesiyle eksik araştırma ile davanın görev yönünden reddine hüküm verilmesi hatalı olmuştur. Yapılacak iş; olayın Kurumca iş kazası olarak kabul edilip edilmediğinin belirlenmesi için davacı tarafa Kuruma müraacat edilmek üzere önel vermek; olayın Kurum vasıtasıyla iş kazası olarak nitelendirilmemesi halinde;...... Kurumuna ve hak alanını etkileyeceğinden dolayı işveren aleyhine “iş kazasının tespiti” yasal süreci açması için davacı tarafa önel vermek, açılacak tespit davasını bu yasal aşama için bekletici sorun yaparak, verilen önelin sonucuna göre tüm delilleri bir arada değerlendirerek hüküm vermekten ibarettir.

Mahkemece, bu maddi ve yasal olgular göz önünde tutulmaksızın, prosedüre uygun biçimde olayın iş kazası sonucu meydana gelip gelmediği hususu açıklığa kavuşturulmadan yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davacı avukatinin bu yönleri de amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır....

...

..."


  • İş kazası hâlinde yalnızca kusur tespitine ilişkin olarak yasal aşama açılmasında yasal yarar bulunmadığına ilişkin hüküm,

  • İş kazası nedeniyle açılacak olan maddi ve manevi ödenek davasında kusur olgusunun çekişmeli bir vaziyet olması halinde yargı mercii vasıtasıyla zaten kusur tespiti yapılacağına ilişkin hüküm

Yargıtay 21.

Hukuk Dairesi 2016/3441 E., 2016/5086 K. Sayılı hükmü

"...

...

... Somut olayda ise; davacıların, yasal aşama dilekçesinde herhangi bir ödenek talebinde bulunmadığı, geçirilen iş kazasındaki kusur oranının tespitinin talep edildiği, sadece kusur oranının tespitini içeren bir yargı mercii kararının infaz kabiliyetinin bulunmadığı, kusur oranının tespitine yönelik bir kararın infazı için davacıların maddi-manevi zararlarının tazminine yönelik bir eda yasal süreci açması gerektiği, ancak maddi-manevi ödenek süreçlerinde kusur oranının mahkemece herhalde değerlendirileceği, bu itibarla sadece kusur oranının tespitine yönelik bir davada davacıların yasal yararının bulunmadığı gözardı edilerek, davanın yasal yarar yokluğundan reddi gerekirken, yazılı şekilde kısmen kabulüne hüküm verilmesi isabetsiz olmuştur.

Mahkemece bu maddi ve yasal olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde hüküm verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde davalı Kurum avukatinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

...

...

..."

  • İş kazasının tespitine ilişkin olarak açılmış olan davada, iş göremezlik oranının tespiti konusunda hüküm kurulamayacağına ilişkin hüküm,

  • İş kazasının tespiti davasında yaşanan olayın iş kazası olduğunun tespitine hüküm verilmişse, iş göremezlik oranına ilişkin olarak öncelikle Sosyal Güvenlik Kurumu'na başvuru yapılması gerekeceğine, bu hususa dair Kurum ile işçi arasında muaraza(çekişme) bulunması hâlinde iş göremezlik oranının tespiti yasal süreci açılabileceğine ilişkin hüküm,

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2016/8800 E., 2017/10697 K.

Sayılı hükmü

"...

...

...

Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının davalıya ait işyerinde çalıştığı sırada, çuvalın ağzını bağlayabilmek için iplik kesmeye çalışırken, gözüne makas batması sonucu yaralandığı, davacı adına davalı işyerinden Kuruma bildirilen faaliyet süresi ve iş kazası nedeniyle düzenlenmiş denetim raporu bulunmadığı, iş kazası komisyonunca iş kazasına dayanak teşkil edecek yeterli bilgi ve belge bulunmaması nedeniyle iş kazası olduğu yönünde tespit yapılamadığının bildirildiği, mahkemece adli tıp uzmanı bilirkişiden alınan rapor ile iş göremezlik oranının %32,3 olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır.

Somut olayda, mahkemenin davacının 12.03.2012 tarihinde geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tespitine ilişkin değerlendirmesi doğrudur ancak, iş göremezlik oranının tespiti konusunda kurumca henüz çıkarılmış muaraza bulunmadığından ve mahkemenin iş kazası tespiti üzerine davacının Kuruma başvurarak iş göremezlik oranının tespit edilmesi mümkün olduğundan iş göremezlik oranının tespitinde yasal yarar bulunmamaktadır.

Mahkemece bu maddi ve yasal olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır....

...

..."


  • İşyerinde meydana gelen sakatlanma olayının akabinde işveren vasıtasıyla sağlık görevlisi olarak işe alınan kişinin yaptığı tedavi vb. Sağlık uygulamaları neticesinde meydana gelen zararların da iş kazası kapsamında değerlendirilmesi gerekeceğine ilişkin hüküm,

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2014/14539 E., 2015/10423 K. Sayılı hükmü

"...

...

...

Somut olayda; davacının sakatlanması neden olan olay işyerinde meydana gelmiş olup işverenin sağlık görevlisi olarak işe aldığı...'ın yaptığı kesici iğnenin sinire denk gelmesi nedeniyle gerçekleştiği sabit olduğundan olayın iş kazası olduğunun kabulü gerektiği açıktır.

Mahkemece, davanın kabulü ile olayın iş kazası olduğunun tespitine hüküm verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile olayın iş kazası olmadığı gerekçesiyle davanın reddine hüküm verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

...

...

..."



Her yasal vaziyet kendi içinde özel değerlendirmeler gerektirir.

Olası itilaflarda herhangi bir hak kaybına uğramamak adına yasal sürecin uzman bir hukukçu ile yürütülmesi faydalı olacaktır.