İnançlı işlem, taraflar arasında kurulan güven ilişkisine dayalı olarak bir taşınmazın belirli bir amaçla geçici şekilde devredilmesini ifade eder. Bu tür işlemlerde görünüşte mülkiyet devri gerçekleşmiş olsa da, taraflar arasında yapılan anlaşmaya göre taşınmazın belirli şartlar gerçekleştiğinde geri verilmesi kararlaştırılır. Ancak uygulamada bu güven ilişkisinin ihlal edilmesi, ciddi yasal uyuşmazlıklara yol açmaktadır.
İnançlı işleme aykırılık çoğunlukla taşınmazın geri verilmemesi, üçüncü kişilere devredilmesi veya inanç sözleşmesine aykırı şekilde kullanılması şeklinde ortaya çıkar. Bu gibi durumlarda, taşınmazı devreden kişi veya mirasçıları tarafından tapu iptal ve tescil davası açılarak mülkiyetin geri alınması talep edilebilir.
Bu yazımızda, inançlı işlemin yasal niteliği, hangi durumlarda söz konusu olduğu, yasal aşama süreci ve sonuçları sistematik olarak ele alınacaktır.
Yazı İçeriği
- 1.
İnançlı İşlem Nedir?
- 2. İnançlı İşlemler Uygulamada Hangi Durumlarda Söz Konusu Olur?
- 2.1. Güven İlişkisine Dayalı Geçici Devirler (Emanet İlişkisi)
- 2.2. Teminat Amacıyla Taşınmaz Devri
- 2.3.
Belirli Bir Amacın Gerçekleştirilmesi (Yönetim ve Temsil)
- 3. İnançlı İşleme Aykırılık Hangi Durumlarda Ortaya Çıkar?
- 4. İnançlı İşlemin İspatı ve İspat Rejimi
- 4.1. 05.02.1947 Tarihli ve 20/6 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı
- 4.2. Yazılı Delil Olmaması Halinde Delil Başlangıcı
- 4.3.
Yemin Delili
- 5. İnançlı İşleme Aykırılık Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davasının Tarafları
- 5.1. Davayı Kimler Açabilir?
- 5.2. Dava Kime Karşı Açılır?
- 6.
İnançlı İşleme Dayalı Davalarda Zamanaşımı
- 6.1. Genel Olarak 10 Yıllık Zamanaşımı Süresi
- 6.2. Ayni Talep – Şahsi Talep Ayrımı
- 6.3. Üçüncü Kişiye Devir Halinde Zamanaşımı
- 6.4.
Öğrenme Tarihinin Süreye Etkisi
- 7. İnançlı İşleme Aykırılık Nedeniyle Açılan Davada Yargılama Süreci
- 7.1. Görevli ve Yetkili Mahkeme
- 7.2. İhtiyati Tedbir Talebi
- 7.3.
İspat ve Deliller
- 7.4. Harç ve Yargılama Giderleri
- 7.5. Vekâlet Ücreti
- 7.6. Kanun Yolları (İstinaf ve Temyiz)
- 8.
İnançlı İşleme Aykırılık Nedeniyle Açılan Davanın Sonuçları
- 8.1. Tapu Kaydının İptali
- 8.2. Taşınmazın Davacı Adına Tescili
- 8.3. Pay Oranına Göre Tescil
- 8.4.
Tazminat Talep Edilmesi
1. İnançlı İşlem Nedir?
İnançlı işlem, bir kişinin taşınmazını belirli bir amaçla ve taraflar arasında kurulan güven ilişkisi çerçevesinde başka bir kişiye devretmesi, devralan kişinin ise bu taşınmazı kararlaştırılan şartların gerçekleşmesi halinde geri verme yükümlülüğü altına girdiği yasal ilişkidir. Bu tür işlemlerde görünüşte mülkiyet devri gerçekleşmekte ise de, taraflar arasındaki anlaşma gereği devralan kişinin mülkiyet hakkı belirli bir amaçla sınırlı olup, mutlak ve serbest bir tasarruf yetkisi söz konusu değildir.
İnançlı işlem, Türk hukukunda kanunda açıkça düzenlenmiş bir sözleşme tipi olmamakla birlikte, yerleşik Yargıtay içtihatları ve doktrinde kabul edilen bir yasal kurumdur. Bu işlemde taraflar arasında kurulan ilişki, ayni bir hak devrinden ziyade borçlandırıcı bir nitelik taşır ve devralan kişi, taşınmazı inanç sözleşmesi doğrultusunda kullanmak ve şartların gerçekleşmesi halinde iade etmekle yükümlüdür.
Bu nedenle, tapuda malik olarak görünen kişinin yasal durumu ile tarafların gerçek iradesi her zaman örtüşmeyebilir.
Itilaf halinde belirleyici olan, tapu kaydının şekli görünümü değil; taraflar arasındaki inanç ilişkisinin varlığı ve kapsamıdır.
2. İnançlı İşlemler Uygulamada Hangi Durumlarda Söz Konusu Olur?
İnançlı işlemler; taraflar arasındaki güven ilişkisine dayanan, bir hakkın belirli bir amacın gerçekleştirilmesi için bir başkasına devredildiği ve bu amacın gerçekleşmesi halinde iade borcu doğuran yasal ilişkilerdir. Uygulamada bu işlemler genellikle aşağıdaki durumlarda ortaya çıkar:
2.1. Güven İlişkisine Dayalı Geçici Devirler (Emanet İlişkisi)
Taraflar arasındaki güven ilişkisi çerçevesinde bir taşınmazın geçici olarak bir başkası adına tescil edilmesidir.
Bu durumda devralan (inanılan), tapu kaydında malik görünmekle birlikte, mülkiyet hakkını inananın talimatları doğrultusunda ve belirlenen amaçla sınırlı olarak kullanmakla yükümlüdür.
2.2. Teminat Amacıyla Taşınmaz Devri
Uygulamada en sık karşılaşılan inançlı işlem türüdür. Borçlu, alacaklıya olan borcunu güvence altına almak amacıyla taşınmazını devreder. Resmi kayıtlarda işlem çoğu zaman satış olarak görünse de, tarafların gerçek iradesi mülkiyetin kesin devri değil, borcun ödenmesi halinde taşınmazın geri verilmesine yöneliktir.
Borcun ifası halinde taşınmazın geri devri talep edilir.
2.3. Belirli Bir Amacın Gerçekleştirilmesi (Yönetim ve Temsil)
Taşınmazın yönetilmesi, kiralanması veya belirli bir projenin yürütülmesi amacıyla mülkiyetin güvenilen bir kişiye devredilmesidir. Bu tür işlemlerde amaç, mülkiyetin kalıcı olarak devri değil; taşınmazla ilgili işlemlerin inanan adına yürütülmesini sağlamaktır.
3. İnançlı İşleme Aykırılık Hangi Durumlarda Ortaya Çıkar?
İnançlı işlemlerde taraflar arasında kurulan yasal ilişki, devralan kişinin (inanılanın) taşınmazı belirli bir amaç doğrultusunda kullanmasını ve bu amacın gerçekleşmesi halinde devredene (inanan) iade etmesini gerektiren bir borç ilişkisine dayanır.
Bu kapsamda inanılan, taşınmaz üzerinde görünüşte malik sıfatına sahip olmakla birlikte, bu hakkını inanç sözleşmesi ile belirlenen sınırlar içinde kullanmakla yükümlüdür.
Bu yükümlülüklere aykırı davranılması halinde inançlı işleme aykırılık söz konusu olur. Uygulamada bu aykırılık, çoğunlukla taşınmazın iade edilmemesi, üçüncü kişilere devredilmesi veya taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı şekilde tasarrufta bulunulması şeklinde ortaya çıkar. Bu tür ihlaller, tapu kaydının tarafların gerçek iradesini yansıtmadığı iddiasına dayalı olarak açılan tapu iptal ve tescil davalarının temelini oluşturur.
- Taşınmazın Geri Verilmemesi
İnançlı işlemin en temel unsuru, taşınmazın kararlaştırılan şartların gerçekleşmesi halinde devredene iade edilmesidir. Bu nedenle, şartların gerçekleşmesine rağmen inanılanın taşınmazı iade etmemesi, inanç sözleşmesine açık aykırılık teşkil eder.
Bu vaziyet, inançlı işleme aykırılığın en tipik görünümüdür.
Bu halde devreden veya onun mirasçıları, taşınmazın aynen iadesi amacıyla tapu iptal ve tescil davası açma hakkına sahiptir.
- Taşınmazın Üçüncü Kişiye Devredilmesi
İnanılanın, taşınmazı taraflar arasındaki inanç ilişkisine aykırı olarak üçüncü kişilere devretmesi de önemli bir aykırılık halidir. Bu durumda, taşınmaz üzerindeki yasal vaziyet daha da karmaşık hale gelir ve özellikle üçüncü kişinin iyiniyetli olup olmadığı belirleyici hale gelir.
Türk Medeni Kanunu’nun 1023. Maddesi uyarınca, tapu siciline güvenerek iyiniyetle taşınmazı devralan üçüncü kişilerin mülkiyet hakkı korunur. Bu nedenle taşınmazın iyiniyetli bir üçüncü kişiye devredilmiş olması halinde, tapu iptal ve tescil talebi mümkün olmayabilir; bu durumda davacının talebi tazminata dönüşebilir.
- İnançlı İşlem Amacına Aykırı Kullanım
İnançlı işlemlerde taşınmazın kullanımı, taraflar arasında kararlaştırılan amaç ile sınırlıdır.
Bu amacın dışına çıkılması, inanç sözleşmesinin ihlali anlamına gelir.
Örneğin taşınmazın yalnızca muhafaza edilmesi veya belirli bir süre elde tutulması amacıyla devredilmesine rağmen, inanılanın taşınmazı kiraya vermesi, ticari faaliyetlerde kullanması veya gelir elde etmesi, inançlı işleme aykırılık teşkil eder. Bu tür durumlarda, kullanımın niteliği ile tarafların gerçek iradesi birlikte değerlendirilir.
- Taşınmaz Üzerinde Tasarruf İşlemleri Yapılması (Satış, İpotek vb.)
İnanılanın, taşınmaz üzerinde satış, ipotek veya benzeri ayni hak tesisine yönelik tasarruf işlemlerinde bulunması, inançlı işlemin sınırlarının aşılması anlamına gelir. Bu tür işlemler, çoğu zaman inançlı işlemin amacını tamamen ortadan kaldıran niteliktedir.
Özellikle taşınmazın üçüncü kişilere devri veya ipotek edilmesi, devredenin mülkiyet hakkını ciddi şekilde tehlikeye düşürür ve çoğu durumda uyuşmazlığın ağırlaşmasına neden olur.
- Taraflar Arasındaki Anlaşmaya Aykırı Davranılması
İnançlı işlem, esas itibarıyla taraflar arasında kurulan bir sözleşmeye dayandığından, bu sözleşmenin ihlali her durumda inançlı işleme aykırılık teşkil eder. Bu aykırılık, yalnızca taşınmazın iade edilmemesi veya kullanımına ilişkin olmayıp, inanç sözleşmesinin kapsamına giren her türlü yükümlülüğün ihlalini kapsar.
Bu nedenle itilaf halinde, taraflar arasındaki anlaşmanın kapsamı, amacı ve içeriği somut olayın özelliklerine göre değerlendirilerek, aykırılığın varlığı tespit edilir.
4.
İnançlı İşlemin İspatı ve İspat Rejimi
İnançlı işlemlere dayalı itilaflarda en temel sorun, tapu sicilindeki resmi kayıt ile tarafların gerçek iradesi arasındaki çelişkinin nasıl giderileceğidir. Tapu kaydının aksinin ispatı, Türk hukukunda sıkı şekil şartlarına ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına tabidir.
4.1. 05.02.1947 Günlü ve 20/6 Sayılı İçtihadı Birleştirme Hükmü
İnançlı işlemlerin ispatı konusundaki en temel dayanak, 05.02.1947 günlü ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’dır. Bu karara göre:
Yazılı Delil Şartı:İnançlı işlem iddiası, kural olarak yazılı delille ispat edilmelidir. Bu nedenle tek başına tanık beyanlarıyla ispat mümkün değildir.
İmza Şartı:Belgenin mutlaka devir sırasında düzenlenmiş olması gerekmez.
Devirden sonra düzenlenmiş olsa dahi, tarafların imzasını taşıyan ve karşı tarafça kabul edilen bir belge ispat için yeterli kabul edilmektedir.
4.2. Yazılı Delil Olmaması Halinde Delil Başlangıcı
Eğer taraflar arasında doğrudan bir inanç sözleşmesi yoksa, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 202. Maddesi kapsamında delil başlangıcı mekanizması devreye girer.
Nedir?İddia edilen inançlı işlemi tam olarak kanıtlamasa da, o işlemin yapıldığına dair kuvvetli emareler sunan ve karşı taraftan sadır olmuş belgelerdir (banka dekontları,, mesajlaşmalar vb.).
Tanık Dinletme İmkanı:Delil başlangıcı mevcutsa, yargı mercii bu belgeye dayanarak tanık dinlenmesine hüküm verebilir. Yazılı delil veya delil başlangıcı yoksa, yasal aşama yalnızca tanık beyanlarıyla ispat edilemez.
4.3.
Yemin Delili
Davacı tarafın elinde yazılı delil veya delil başlangıcı bulunmaması halinde başvurabileceği son ispat aracı yemin delilidir. Bu durumda davacı, karşı tarafa yemin teklif edebilir.
İnanılan kişinin yargı mercii huzurunda işlemin inançlı olmadığı yönünde yemin etmesi halinde yasal aşama reddedilir. Yemin etmekten kaçınması halinde ise yargı mercii, diğer delillerle birlikte değerlendirme yaparak davanın kabulüne hüküm verebilir.
5. İnançlı İşleme Aykırılık Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davasının Tarafları
İnançlı işleme aykırılık nedeniyle açılan tapu iptal ve tescil davalarında tarafların doğru belirlenmesi, davanın sağlıklı şekilde yürütülmesi açısından büyük önem taşır.
Bu davalarda kural olarak davacı, taşınmazı inanç ilişkisi çerçevesinde devreden kişi; davalı ise taşınmazı devralan ve tapuda malik olarak görünen kişidir.
Ancak taşınmazın üçüncü kişilere devredilmiş olması halinde, davanın kapsamı genişler ve tüm ilgili kişilerin davaya dahil edilmesi gerekebilir. Tarafların eksik gösterilmesi, uygulamada davanın reddine veya yargılamanın uzamasına yol açabilen önemli bir usul hatasıdır.
5.1. Davayı Kimler Açabilir?
İnançlı işleme dayalı tapu iptal ve tescil davası, taşınmazı güven ilişkisi çerçevesinde devreden kişi tarafından açılabilir. Bu kişi, taşınmazın belirli şartlar gerçekleştiğinde geri verilmesini talep etme hakkına sahiptir.
Bu kapsamda davayı açabilecek kişiler şunlardır:
- Taşınmazı devreden kişi
- Mirasçılar
- Vasi veya kayyım
- Yasal yararı bulunan diğer kişiler
Özellikle devreden kişinin ölümü halinde, mirasçıların bu davayı açma hakkı bulunmaktadır.
5.2.
Yasal Aşama Kime Karşı Açılır?
Bu yasal aşama kural olarak taşınmazı devralan ve tapuda malik olarak görünen kişiye karşı açılır. Çünkü yasal aşama sonucunda bu kişinin adına yapılan tescilin iptali talep edilmektedir.
Ancak taşınmazın daha sonra üçüncü kişilere devredilmiş olması halinde, davanın kural olarak tapuda malik görünen son malik aleyhine açılması gerekir. Somut olayın özelliklerine göre, önceki maliklerin veya ilgili diğer kişilerin de davaya dahil edilmesi gerekebilir. Bu nedenle taşınmazın el değiştirmiş olması hâlinde, tapu kayıtlarının dikkatle incelenmesi büyük önem taşır.
Bu kapsamda yasal aşama şu kişilere karşı açılabilir:
- Taşınmazı devralan kişi
- Sonraki malik veya üçüncü kişiler
- Taşınmaz üzerinde ayni hak sahibi olan kişiler
Mecburi Yasal Aşama Arkadaşlığı Bulunan Durumlar
Bazı durumlarda davanın birden fazla kişiye birlikte yöneltilmesi gerekir.
Özellikle taşınmazın birden fazla kişiye devredilmiş olması veya taşınmaz üzerinde farklı ayni hakların bulunması halinde, tüm ilgili kişilerin davaya dahil edilmesi gerekir.
Aksi halde davanın eksik hasım nedeniyle reddedilmesi söz konusu olabilir.
6. İnançlı İşleme Dayalı Davalarda Zamanaşımı
İnançlı işleme aykırılık nedeniyle açılan tapu iptal ve tescil davalarında zamanaşımı konusu, davanın dayandığı yasal ilişkinin niteliğine göre değerlendirilir. Bu tür davalar çoğu zaman taraflar arasındaki inanç sözleşmesine dayandığından, zamanaşımı bakımından borç ilişkisine ilişkin hükümler uygulama alanı bulur.
Bu nedenle her ne kadar yasal aşama tapu iptal ve tescil davası olarak açılmış olsa da, zamanaşımı değerlendirmesi yapılırken işlemin ayni değil, sözleşmeye dayalı yönü dikkate alınır.
6.1. Genel Olarak 10 Yıllık Zamanaşımı Süresi
İnançlı işleme dayalı uyuşmazlıklar, çoğu zaman taraflar arasındaki sözleşmeye aykırılığa dayandığından, Türk Borçlar Kanunu uyarınca10 yıllık genel zamanaşımı süresiUygulanır.
Bu süre inançlı işlemin amacı gerçekleştiğinde veya inanç ilişkisi herhangi bir sebeple sona erip iade borcu muaccel (istenebilir) hale geldiğinde işlemeye başlar.
Örneğin, taşınmaz taraflar arasındaki borç bitince iade edilecekse 10 yıllık süre borcun ödendiği gün başlar.
6.2. Ayni Talep – Şahsi Talep Ayrımı
İnançlı işleme dayalı davalarda ileri sürülen talebin niteliği, zamanaşımı bakımından belirleyici olabilir. Eğer talep doğrudan ayni hakka dayalı olarak ileri sürülüyorsa, zamanaşımı uygulanmayabileceği kabul edilmekle birlikte; inançlı işlemler çoğu zaman sözleşmeye dayandığından uygulamada genellikle zamanaşımı hükümleri dikkate alınmaktadır.
Buna karşılık, talep esasen sözleşmeye aykırılığa dayanıyorsa, bu durumda borç ilişkisine ilişkin zamanaşımı süresi uygulanır.
6.3. Üçüncü Kişiye Devir Halinde Zamanaşımı
Taşınmazın üçüncü kişilere devredilmiş olması halinde, zamanaşımı tartışmasından ziyade Türk Medeni Kanunu’nun 1023.
Maddesi kapsamında iyiniyetli üçüncü kişinin korunup korunmayacağı hususu önem kazanmaktadır.
Bu durumda, üçüncü kişinin iyiniyetli olması halinde tapu iptal ve tescil talebi her zaman mümkün olmayabilir; itilaf somut olayın özelliklerine göre ödenek sorumluluğu kapsamında değerlendirilebilir.
6.4. Öğrenme Tarihinin Süreye Etkisi
İnançlı işleme dayalı itilaflarda, bazı durumlarda işlemin öğrenildiği tarih zamanaşımının başlangıcı bakımından önem taşıyabilir. Özellikle taraflardan birinin aykırılığı sonradan öğrenmesi halinde, bu vaziyet süre hesaplamasında dikkate alınabilir.
Bu nedenle zamanaşımı süresi belirlenirken, yalnızca işlemin tarihi değil; aykırılığın öğrenildiği an da göz önünde bulundurulmalıdır.
7. İnançlı İşleme Aykırılık Nedeniyle Açılan Davada Yargılama Süreci
İnançlı işleme dayalı tapu iptal ve tescil davaları, taşınmaz mülkiyetine ilişkin ayni sonuç doğurmakla birlikte, esasen taraflar arasındaki sözleşmeye dayalı ilişkinin incelenmesini gerektirir.
Bu nedenle yargılama sürecinde hem tapu kayıtları hem de taraflar arasındaki yasal ilişki birlikte değerlendirilir.
7.1. Görevli ve Yetkili Yargı Mercii
İnançlı işleme dayalı tapu iptal ve tescil davalarında görevli yargı mercii kural olarakAsliye Hukuk Yargı MakamıDir.
Yetki bakımından ise yasal aşama, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır ve bu yargı merciiKesin yetkilidir. Bu nedenle davanın başka bir yerde açılması halinde yargı mercii yetkisizlik hükmü verir.
7.2. İhtiyati Tedbir Talebi
Bu yasal aşama türünde en önemli usuli adımlardan biri, yasal aşama konusu taşınmazın üçüncü kişilere devredilmesinin önlenmesidir.
Bu nedenle yasal aşama açılırken veya yargılama sırasında mahkemeden ihtiyati tedbir talep edilmesi büyük önem taşır.
Yargı Mercii, davacının iddiasını yaklaşık olarak ispat etmesi halinde, tapu kaydına satış ve devir yasağı şerhi konulmasına hüküm verebilir. Bu tedbir, davanın sonucunun etkisiz hale gelmesini önleyen önemli bir yasal koruma aracıdır.
7.3. İspat ve Deliller
İnançlı işlemin ispatı, esas olarak yazılı delil şartına tabidir. Bu nedenle uygulamada özellikle aşağıdaki deliller önem taşır:
- Yazılı sözleşmeler ve belgeler
- Banka kayıtları ve ödeme belgeleri
- Taraflar arasındaki yazışmalar
- Yazılı delil başlangıcı niteliğindeki kayıtlar
İspat rejimine ilişkin ayrıntılı açıklamalar yukarıda ayrıca ele alınmıştır.
7.4.
Harç ve Yargılama Giderleri
İnançlı işleme dayalı tapu iptal ve tescil davaları, kural olarakNispi harca tabi davalarArasında yer alır. Bu nedenle yasal aşama açılırken taşınmazın değeri üzerinden hesaplanan harç ödenmesi gerekir.
Yargılama sürecinde ayrıca:
- Bilirkişi ücreti
- Keşif giderleri
- Tebligat giderleri
- Tanık giderleri
Gibi çeşitli yargılama giderleri ortaya çıkabilir. Yasal Aşama sonunda bu giderler kural olarak davayı kaybeden tarafa yükletilir.
7.5. Vekâlet Ücreti
Mirastan mal kaçırma sebebiyle açılan tapu iptal ve tescil davalarında vekâlet ücreti, yasal aşama sonunda mahkemece yaptırılan tespit sonrası belirlenen değer üzerinden nispi (oransal) olarak hüküm altına alınır.
Davayı kazanan taraf lehine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca karşı taraftan vekâlet ücreti tahsil edilmesine hüküm verilir.
Ayrıca taraflar ile olarak, sözleşmesel vekâlet ücreti de gündeme gelebilir. Bu ücret, yasal aşama sonucuna göre ayrıca talep edilebilir.
7.6. Yasa Yolları (İstinaf ve Temyiz)
Tapu iptal ve tescil davalarında verilen kararlar, nihai hüküm olmayıp üst mahkemelerin denetimine tabidir.
- İstinaf Süreci:İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararının tebliğinden itibaren2 haftaIçinde Bölge Adliye Yargı Makamı nezdinde istinaf yoluna başvurulabilir.
- Temyiz Süreci:İstinaf dairesinin kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren2 haftaIçinde Yargıtay nezdinde temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz sınırı, her yıl yeniden değerleme oranına göre belirlenen parasal limite tabidir.
İcra Edilebilirlik:Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca,Kesinleşmeden icra edilemez.Dolayısıyla, mahkemeden iptal hükmü alınsa dahi, istinaf ve temyiz süreçleri tamamlanıp hüküm kesinleşmeden tapuda tescil işlemi yapılamaz.
8.
İnançlı İşleme Aykırılık Nedeniyle Açılan Davanın Sonuçları
İnançlı işleme aykırılık nedeniyle açılan tapu iptal ve tescil davalarında yargı mercii, öncelikle taraflar arasında bir inanç ilişkisinin bulunup bulunmadığını ve bu ilişkinin ihlal edilip edilmediğini değerlendirir. İnançlı işlemin varlığının ve aykırılığın usulüne uygun şekilde ispat edilmesi halinde, tapu kaydının tarafların gerçek iradesini yansıtmadığı kabul edilir.
Bu durumda yargı mercii, somut olayın özelliklerine göre tapu kaydının iptaline ve taşınmazın davacı adına tesciline hüküm verebilir. Şartların oluşmaması halinde ise davanın reddine hükmedilir.
8.1. Tapu Kaydının İptali
Yargı Mercii, inançlı işlemin varlığını ve bu işleme aykırılığı tespit ettiği takdirde, taşınmazın davalı adına yapılan tescilinin yasal sebebinin ortadan kalktığını kabul eder ve tapu kaydının iptaline hüküm verir.
Bu hüküm ile birlikte, tapu sicilinde yer alan ve yasal dayanaktan yoksun hale gelen kayıt ortadan kaldırılır.
Tapu kaydının iptali, ayni hakkın hukuka uygun hale getirilmesine yönelik bir müdahale niteliği taşır.
8.2. Taşınmazın Davacı Adına Tescili
Tapu kaydının iptaline hüküm verilmesi halinde yargı mercii, taşınmazın davacı adına tesciline de hükmeder. Bu hüküm, kurucu nitelikte olup mülkiyet hakkının davacı lehine tesis edilmesini sağlar.
Bu suretle tapu sicili, taraflar arasındaki gerçek yasal ilişkiye uygun hale getirilir ve görünüşteki malik ile gerçek hak sahibi arasındaki uyumsuzluk giderilir.
8.3. Pay Oranına Göre Tescil
Birden fazla hak sahibinin bulunduğu hallerde, yargı mercii taşınmazın davacılar adına paylı mülkiyet hükümlerine göre tesciline hüküm verebilir.
Bu durumda her davacı, kendi payı oranında malik sıfatını kazanır.
Pay oranlarının belirlenmesinde, taraflar arasındaki inanç ilişkisi ve katkı durumu birlikte değerlendirilir.
8.4. Ödenek Talep Edilmesi
İnançlı işleme aykırılık halinde her zaman tapu iptal ve tescil mümkün olmayabilir. Özellikle taşınmazın, tapu siciline güven ilkesi çerçevesinde iyiniyetli üçüncü kişiler tarafından devralınmış olması halinde, bu kişilerin mülkiyet hakkı korunur.
Bu durumda ayni talep ileri sürülemeyeceğinden, davacının talebi şahsi nitelikte bir ödenek talebine dönüşür. Ödenek, genel hükümler çerçevesinde belirlenir ve çoğu zaman taşınmazın rayiç değeri ile uğranılan zarar esas alınarak hesaplanır.
30 yılı aşkın mesleki tecrübesiyle; başta gayrimenkul hukuku, miras hukuku ve kentsel dönüşüm hukuku olmak üzere taşınmazlara ilişkin uyuşmazlıklar alanında faaliyet göstermektedir.Kurucusu olduğu Bürosu bünyesinde; tapu davaları, miras uyuşmazlıkları, kat karşılığı inşaat projeleri, kamulaştırma işlemleri, kira ilişkileri ve kentsel dönüşüm uygulamalarına ilişkin süreçlerde müvekkillerine yasal danışmanlık ve yasal aşama takibi hizmeti sunmaktadır. Teknik bilgi birikimi, uygulama deneyimi ve çözüm odaklı yaklaşımıyla; gerçek kişiler, yatırımcılar ve şirketlere yönelik kapsamlı yasal destek sağlamaktadır.